Showing posts with label en iyi. Show all posts
Showing posts with label en iyi. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

The Wall Street Journal- 31 Aralık


--ABD, saldırı girişimi araştırmalarına devam ediyor
ABD’li Güvenlik güçlerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda, daha önce de pek çok terör eyleminde yer alan ABD doğumlu Yemenli Din adamı Enver el-Evlaki’nin Noel gününde Detroit’e giden uçağa yapılan saldırı girişimiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

--İran, başarılı öğrencilere savaş açıyor
İran sokaklarında yaşanan dramının ardından, ülkedeki yetkililerin en iyi öğrencilerine göz açtırmadığı ve öğrencilerin kariyerlerine büyük bir Darbe indirdikleri ortaya çıktı.

--Rusya, yılı düşük enflasyonla kapatıyor
Federal İstatistik Hizmetler Merkezi’nden gelen son veriler, Rusya’da tüketici fiyatlarının 28 Aralık’ta sona eren haftada da sabit kaldığını gösterdi. Bu şekilde Rusya, bu onyılda gördüğü en düşük yıllık enflasyon rakamlarından birine yaklaşmış oldu.

The Wall Street Journal- 31 Aralık

Dünya basınından manşetler- 31 Aralık




--İngiliz anne en sonunda huzura kavuştu (İngiliz basını)
Kuşadası’nda 2005 yılında yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi gazetelere verdiği röportajlarda bombacının ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasıyla en sonunda huzura kavuştuğunu söyledi.

O zaman 21 yaşında olan Helyn Bennett, Temmuz 2005’te yaşanan patlamada hayatını kaybeden beş kişiden biriydi.

Mahkemenin Salı günü bombacı Mehmet Keskin’e altı ömür boyu hapis cezası vermesinin ardından konuşan anne Sharon Holden, kararı duyduğunda gözyaşlarını tutamadığını belirtti.

“Dört buçuk yıl bekledikten sonra en sonunda adalet yerini buldu” diyen anne “Şimdi huzura kavuştuk. Umarım hapishanedeki günleri zor geçer ve ailemizin çektiği gibi bir acı çeker” dedi.

Bugüne kadar sürekli olarak “Ya salıverilirse?” sorusuyla yaşadıklarını ifade eden Holden, “Artık bittiğini biliyoruz ve rahatız. Asla dışarı çıkamayacak” dedi.

Bu yıl sonbahar aylarında aile Türk yetkililerinden gelecek 1.1 milyon sterlinlik (o günün parasıyla 2.4 milyon TL) tazminatı kabul etmişti.

Holden, İngiliz hükümetinin ülkede Temmuz’da gerçekleşen terör olayında zarar görenlere verilen tazminatın yurtdışındaki saldırılarda zarar görenleri kapsamadığını söylediğini ifade etmiş ve “Kendi hükümetimiz bize sırt çevirdi. Ancak olaydan dört yıl sonra Türk hükümeti kendi hükümetimizin yapması gerekeni yaptı,” demişti.

İngiliz anne ayrıca davanın sona ermesi beklenen Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret etmişti.

DIŞ BASINDA TÜRKİYE
THE ECONOMIST
--Türkiye ve generalleri: Lanetli Komplo Teorileri
Türkiye’nin generalleri için 2009 zor bir yıl oldu. Bir Dizi sızdırılmış belge, telefon dinlemeleri ve bazen de basit kazalarla ortaya çıkan gelişmeler en güçlü laiklerin bile inancını sarstı.

VOICE OF AMERICA
--Rum Ortodoks Patrik’i ile hükümet arasında gerginlik artıyor
Fener Rum Patrik’i Bartolomeos, ABD kanalında yayınlanan 60 Minutes programında Türk yetkililerin ülkedeki Hıristiyanlara kötü muamelesinden şikayet etmişti.

XINHUA
--Türkiye Iraklı yaralılara tedavi olanağı sundu
Türkiye Çarşamba günü yaptığı açıklamada 15 Iraklı yaralının tedavi için Türkiye’ye getirileceğini duyurdu. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Pazar günkü bombalamada yaralanan Iraklıların, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir ambulans uçağıyla Türkiye’ye getirileceği belirtildi.

DAILY MAIL
--İngiliz kadının annesi teröriste verilen cezayla huzura kavuştu
Kuşadası’nda yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi teröriste hapis cezası verilmesiyle en sonunda huzura kavuşabildiğini söyledi.

BBC
--Türkiye’deki bomba kurbanı için sonunda adalet geldi
Türkiye’deki bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının ailesi bombacının ölüm cezasına çarptırılmasıyla en sonunda adalete kavuştuklarını belirtti.

VOICE OF GREECE
--Eski bir Türk üst düzey yetkiliden itiraf: Heybeliada okulu konusunda çözüme ulaştık
O dönemde Patrik Bartolomeos’la görüşen Kemal Gürüz’ün yaptığı açıklamaya göre Patrikhane ve Ankara arasında Heybeliada Ruhban Okulu üzerinde 2000 yılında anlaşmaya varılmıştı.

THE ASSOCIATED PRESS
--Jim Walter Resources, Erdemir’e borç davası açıyor
Hammadde satan Jim Walter Resources, Türkiye’nin çelik üreticisi Erdemir’in 89 milyon dolardan fazla borcunu ödemediği için dava açtığını duyurdu.

DAILY TIMES
--Cumhurbaşkanı Gül, Zerdari’ye telefon etti
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’ye telefon ederek Aşure gününde Karaçi’de hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. Gül, Türkiye’nin Pakistan’daki demokrasi savaşına ve terörle mücadelesine destek verdiğini belirtti.

FINANCIAL TIMES
--Türk medya devi ayrılıyor
Türkiye’nin en büyük medya grubu Doğan Holding’in sahibi Aydın Doğan Cuma gününden itibaren başkanlıktan ayrılacağını ve yerine kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın geçeceğini duyurdu.

Dünya Basını


THE NEW YORK TIMES

--Casusluk kurumları terör üzerindeki ipuçlarını bir araya getirmeyi başaramadı
Ulusal Güvenlik Teşkilatı Yemen’deki El Kaide liderlerine ait bir plana yönelik değerlendirmeleri tespit ederken, casusluk kurumları değerlendirmeleri diğer bilgiler ile bir araya getirmedi.

--Havayolu şirketleri müşteri tepkisi ile karşı karşıya
ABD'deli havayolu şirketlerinin yöneticileri Detroit'e giden ABD uçağındaki bombalama girişiminin yolcuların gezi planları üzerindeki etkisini minimuma indirmeye çalışıyor.


--New York ilk bütçe açığını verdi
Aylarca düşen gelir ve bütçe savaşlarının ardından, Çarşamba günü itibari ile New York yaklaşık 1 milyar dolar borçlu durumda.

THE WASHINGTON POST
--İntihar bombacısı Afganistan’daki CIA üssüne saldırdı
Yetkililer Afganistan-Pakistan sınırında gerçekleşen bombalamanın, savaş süresince ABD istihbarat ajanlarına düzenlenen en ölümcül saldırı olduğunu belirtti.

--Obama uçaktaki terör saldırısı hatalarını gözden geçirecek
Bu araştrıma kapsamında CIA, Ulusal güvenlik Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı da bulunuyor.

--ABD GMAC’ı tekrar kurtardı
ABD Hazinesi General Motors'un kredi sağlayan birimi olan GMAC'e, verdiği 3.8 milyar dolarlık yeni destek ile yönetimin, şirkette ana mal sahibi konumuna gelmesini sağladı.

THE WALL STREET JOURNAL
--ABD, saldırı girişimi araştırmalarına devam ediyor
ABD’li güvenlik güçlerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda, daha önce de pek çok terör eyleminde yer alan ABD doğumlu Yemenli Din adamı Enver el-Evlaki’nin Noel gününde Detroit’e giden uçağa yapılan saldırı girişimiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

--İran, başarılı öğrencilere savaş açıyor
İran sokaklarında yaşanan dramının ardından, ülkedeki yetkililerin en iyi öğrencilerine göz açtırmadığı ve öğrencilerin kariyerlerine büyük bir Darbe indirdikleri ortaya çıktı.

--Rusya, yılı düşük enflasyonla kapatıyor
Federal İstatistik Hizmetler Merkezi’nden gelen son veriler, Rusya’da tüketici fiyatlarının 28 Aralık’ta sona eren haftada da sabit kaldığını gösterdi. Bu şekilde Rusya, bu onyılda gördüğü en düşük yıllık enflasyon rakamlarından birine yaklaşmış oldu.

FINANCIAL TIMES
--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.

THE GUARDIAN
--Bağdat’ta yaşanan kaçırılma olayında İran parmağı
The Guardian gazetesinin yaptığı araştırmalar Irak’ta kaçırılanların hemen ertesi gün İran’a götürüldüğünü ortaya çıkardı.

--Afganistan’daki patlamada CIA ajanları öldürüldü
Afganistan'daki Askeri üste yaşanan intihar saldırısında ölen sekiz sivilin CIA ajanları olduğu doğrulandı.

--ABD’nin, El Kaide’ye karşı planları başarılı oldu
Başarısız olan uçak bombacısını kimlerin idare ettiği araştırmaları sürerken Yemen’deki terörist üslerine karşı misilleme saldırıları ihtimali sürüyor.

HAARETZ


-- Hamas: İsrail’in Gilad Şalit’i yerini tespit etme çabalarını engelledik
Hamas, İsrail’in Gazze’deki El Fetih örgütü arayıcılığıyla esir asker hakkında bilgi toplamaya çalıştığını dile getirdi.

-- İsrail, Gazze sınırındaki köylere maddi yardım sağlayacak
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Pazar günü hükümete Gazze sınırındaki bazı yerleşimlere 190 milyon şekel değerinde maddi yardım vermeyi ön gören bir plan sunacak.

--Polis, Yahudi teröristten 10 yıl önce şüphe etmişti
Batı Şeria’daki yerleşimlerin durdurulması kararından sonra aşırı protesto gösterilerinde bulunan Jack Teitel’in birçok cinayet vakasında şüpheli olarak gözaltına alındığı ve birçok cinayet girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.

FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG
--ABD El Kaide'ye saldırmaya hazırlanıyor
El Kaide'nin, Amsterdam-Detroit uçağını havaya uçurma girişimi ABD'yi harekete geçirdi. ABD El Kaide'nin Yemen'deki üslerini vurmak için hazırlıklara başladı. Başkan Barack Obama ise istihbarat birimi yetkililerini görevlerini yapmamakla suçladı.

DIE WELT
--Merkel: 2010 zor bir yıl olacak
Almanya Başbakanı Angela Merkel yılın son gününde Alman halkına seslendi. Merkel 2010 yılının ekonomik açıdan zor bir yıl olacağı uyarısı yaptı. Ekonomik durgunluktan çıkmak için 2010 yılının belirleyici bir yıl olacağını ifade eden Merkel, Almanya'nın Afganistan misyonunu da savundu.

EKONOMİ BASINI

BLOOMBERG
--Asya borsaları 2003'ten beri en büyük yıllık kazanca hazırlanıyor
Asya borsaları, Çin'in önümüzdeki dönemde de küresel ekonominin resesyondan çıkmasına yardım eden politikalarını devam ettireceği taahhüdünde bulunmasıyla bu yılsonunda 2003 yılından beri en yüksek yıllık kazancını sağlayabilir. Aynı Politika, Petrol ve bakırın fiyatında da son onyıldaki en sert rallisini yaşamasına neden oldu.

--Fed’in alımları durdurmasıyla mortgage tahvillerindeki ralli sona erebilir
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Mart ayı itibariyle 1.25 trilyon dolar değerindeki mortgage destekli tahvilleri almaya son verecek olması, bu yatırım aracında yaşanana rallinin sona ermesine neden olabilir. Gelişme yeni konut fiyatları faizlerini de artırma potansiyeli taşıyor.

--Çin: Krizi 'defetmek' için 2010 kritik
Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, 2010'un Dünyanın üçüncü büyük ülkesinin ekonomisini güçlendirme ve küresel finansal krizini etkilerini 'def etmek' için kritik bir yıl olacağını söyledi.

CNBC
--Hazine bonolarının açık artırmaları 2010’da azalabilir
ABD’de hazine tahvil piyasasında bu hafta 118 milyar dolar değerinde alım gerçekleştirdi ancak gelecek yıl bu kadar yüksek seviyede olmayabilir. Çünkü yatırımcılar enflasyon korkusuyla piyasadan çıkabilir.

-- Çin yuan konusunda kendi bildiğini yapmaya kararlı
Çin Merkez Bankası’ndan yetkili bir birim, Çarşamba günü Çin’in yuanın değerlendirilmesi konusunda, ekonomik büyüme ve istihdam piyasasını dikkate alarak büyük değişikliklere gitmeyeceğini açıkladı.

-- Küresel alüminyum piyasasında Rus etkisi
Rus alüminyum şirketi UC RUSAL, Salı günü şirketin Hong Kong’da 2.6 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleştirmeyi planladığını açıkladı.


CNNMONEY
--Fox, Time Warner ile yaşanan sorunda pes etmiyor
ABD'li Televizyon yayıncısı Fox Network, Çarşamba günü Time Warner Cable şirketinin yaşanan bir ödeme sorunu nedeniyle Federal İletişim Komisyonu'yla tahkime gitme teklifini reddetti.

--Dow Jones ve Nasdaq 2009'un zirvesinde
ABD borsaları Dow Jones Sanayi Endeksi ve Nasdaq, Çarşamba günü dalgalı seyreden seansın sonrasında, yatırımcıların güçlü dolar beklentisi ve yılsonundaki temkinli hareketleriyle hafif yükseldi ve yılın yeni zirve seviyelerini gördü.

--Amazon.com Tatil sezonunun en mutlu eden şirketi oldu
ABD’de pazar araştırmaları yapan ForeSee Results şirketi tarafından yayımlanan veriler, Amazon.com'dan Alışveriş yapanların bu yılki tatil sezonundan en tatmin olmuş müşteriler olduğunu gösterdi.

FORBES
--Kuzey Kore yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasakladı
Kuzey Kore’nin yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasaklaması, aşırı tutucu hükümetin yeni gelişmekte olan piyasa ekonomisi üzerinde kontrolü ele geçirmeye yönelik niyetini gösterdi.

--Çin’in gelecek yılı
Çin'de önümzdeki sene büyümenin güçlü şekilde devam edecek olmasına rağmen, dış Ticaret ve iç politikadaki baskılar 2010'un ülke için bir test dönemi olacağını gösteriyor.

--Kriz bazı hükümetleri güçlendirdi
Latin Amerikalı liderler, küresel finansal krize gösterdikleri yönetimle popülaritelerini arttırdılar.

MARKETWATCH
-- Hazine'den GMAC’e ek 3.8 milyar dolarlık yardım
General Motors'un kredi sağlayan birimi olarak faaliyet gösteren GMAC, ABD Hazinesi'nden 3.79 milyar dolar daha kaynak aldığını açıkladı. Yapılan bu son yardımla, Hazine'nin şirket sahipliğindeki payı yüzde 56'nın üzerine çıkmış oldu.

--Gelişmekte olan ülkeler 2010'da yükselmeye devam edecek mi?
Gelişmekte olan ülkelere odaklanan uluslararası menkul kıymet yatırım fonları bu yılın en çok kazandıran enstrümanları olurken, aynı başarının 2010’da da devam edip etmeyeceği sorgulanıyor.

--ITC çelik boru dampinginde Çin karşıtı karar aldı
Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), Çarşamba günü ABD'li çelik üreticilerini lehine karar vererek, Çin'in bu ülkede sattığı çelik boru ürünlerinin fiyatının adil olmadığını söyledi.







Dünya basınından manşetler- 31 Aralık

Tuesday, December 29, 2009

Bu Honda çok farklı

Honda en son konsept otomobilini görücüye çıkarttı. Oldukça Komik bir isme sahip olan P-NUT ya da Personal-Neo Urban Transport küçük, şirin bir otomobil. Telaffuzu fıstık manasına geliyor.

Bu kompakt araç, hibrit sistemler ya da elektrik motoru kullanacak. Esas amacı şehiriçi yolculuk ve küçük boyutları hem trafiği, hem de park sorununu azaltmayı hedefliyor.

Bu otomobilin ilginç ve garip bir tasarımı var. Oka benziyor ve ön taraftaki büyük cam aynı zamanda bir Monitör görevi görüyor. Pilot kasklarındaki "Heads-up display" buna en iyi örnek. Bu füturistik aracın ticari olarak piyasaya çıkması beklenmiyor. Ancak konsept araçlar gelecek nesil otomobillerin tasarımında önemli bir yer tutuyor.

Aracın detaylı görsellerini galerimizde bulabilirsiniz...
Bu Honda çok farklı

EN İYİ 50 PERFORMANS

Popüler Sinema dergilerinden Total Film, seçimi zor olan ve tartışmayı beraberinde getiren bir liste hazırladı. Dergi, sinemanın kuruluşundan günümüze, en iyi oyunculuk performanslarını seçti.

Her ‘en iyiler’ listesi gibi tartışmaya açık olan seçkide birçok ismin yer almaması şimdiden tepki toplarken, listede yer alan çoğu oyuncunun seçilen filmlerinin de isabetli olmadığı eleştiriler arasında.

VE 1 NUMARA...

‘Tüm Zamanların En İyi 150 Performansı’ listesinde bir numarada ‘Guguk Kuşu’ndaki performansıyla Jack Nicholson yer alıyor. En fazla Oscar sahibi aktör unvanını da elinde bulunduran Nicholson’ı yine ‘en iyi oyuncu kim?’ sorusunun sıklıkla cevabı olan efsane bir isim, Robert De Niro izliyor. Sayısız filmle sinema tarihine damga vuran ve iki Oscar ödüllü De Niro, ‘Kızgın Boğa’daki rolüyle 2’inci sırada bulunuyor.

De Niro’nun hemen arkasından gelen isim ise sık Film çekmese de her zaman iyi işlere imza atan, beyazperdenin en güçlü oyuncularından Daniel Day-Lewis. ‘Sol Ayağım’daki muhteşem performansıyla Oscar da kazanan Lewis, şimdilik son filmi olan ‘Kan Dökülecek’ ile listenin 3’üncü sırasında yer alıyor.

Listenin 4’üncü sırasında ise başka bir dev isim, Al Pacino var. ‘Kadın Kokusu’yla Oscar kazanan Pacino, ‘Baba 2’deki performansıyla seçkide yer alıyor.



EN İYİ 50 PERFORMANS

10 YILIN EN İYİSİ

POPÜLER Video klip sitesi “Muzu TV”, izleyici oylarıyla son 10 yılın en iyi



video kliplerini seçti.



1. Beyonce - “Single Ladies”-2008



2. Fatboy Slim - “Weapon of Choice” - 2001



3. Madonna - “Hung Up” - 2005



4. Kylie Minogue - “Can’t Get You Out Of My Head”- 2002



5. Eminem - “Stan” - 2001


10 YILIN EN İYİSİ

Friday, December 25, 2009

Canlı duvar yılın en orijinal buluşlarından

ANKARA - Time dergisi tarafından "2009'un en iyi 50 buluşu"ndan biri seçilen "canlı duvar", aslında sanatçı ve Bilim adamı Patrick Blanc'ın bir eseri.
Blanc'ın, toprağa gereksinim olmadan dikey bir şekilde büyüyen bitki buluşları, sadece Londra'da değil, Bangkok, Paris, New York ve Tokyo'da da birçok yapının duvarlarını kaplıyor.
Bu bitkileri sarmaşıklardan ayıran özellik ise toprağa gereksinim olmadan büyüyebilmeleri. Yaklaşık 10 yılını kayalar ve ağaçlar üzerinde doğal olarak büyüyen yabani bitkileri inceleyerek geçiren Blanc, incelemelerinin ardından bu bitkileri binaların duvarlarında da yetiştirmeyi başarmış.
Bitkileri yerleştireceği şehirlerdeki iklime ve görsel estetik ile uyuma göre, hangi bitkileri binalarda kullanacağı seçen Blanc, 1994'den bu yana 140 adet "dikey bahçe" oluşturdu. Bunların en bilinenleri ise Paris'teki Quai Branly Müzesi, New York Manhattan'daki Marithe ve François Girbaud mağazası, Cenevre'deki Akvaryum ve Bangkok'taki Siam Paragon Alışveriş merkezi.
Londra'nın merkezindeki Green Park'ın tam karşısında bulunan bir otelin bir cephesini kaplayan Blanc'ın "yaşayan duvarı" ise sanatçının Birleşik Krallık'taki ilk ve tek eseri.
Otel yetkilileri, "dikey bahçeyi" duvarlarına yerleştirme kararını şöyle açıkladı:"Neden dikey bahçeyi otelimizin duvarına yerleştirdik? Çünkü, estetik olarak Green Park'ı bütünlüyor, ayrıca Londra'nın biyodeğişimini simgeliyor ama en önemlisi çok eğlenceli ve biz bu bahçeyi çok sevdik."
"Canlı duvarın", internetteki sosyal iletişim ağı Facebook'ta bir hayran sayfası bile olduğunu söyleyen yetkililer, botanik meraklılarının Blanc'ın duvar için hangi bitki türlerini kullandığını ve bunların adlarını bu sayfadan öğrenebileceklerini belirtti.
'Canlı duvar' yılın en orijinal buluşlarından

2009 un oyun Oscarları

LOS ANGELES - "Oyun oscarları" olarak görülen Spike TV 2009 Video Game Awards ödülleri Los Angeles'ta düzenlenen bir törenle dağıtıldı. Yılın oyunu Uncharted 2: Among Thieves seçilirken, PC'de yılın oyunu ise Dragon Age: Origins seçildi.
2003 yılından bu yana düzenlenen Spike TV Video Game Awards'un 2009 yılı ödülleri sahiplerini buldu. Türkiye'yi tartışılır bir şekilde sunan Uncharted 2: Among Thieves oyunu ise gecenin büyük ödülüne sahip oldu.
İşte kazananlar listesi :
En İyi Oyun: Uncharted 2: Among ThievesEn İyi Xbox 360 Oyunu: Left 4 Dead 2 en iyi PS3 Oyunu: Uncharted 2: Among Thieves En İyi Wii Oyunu: New Super Mario Bros. Wii En İyi PC Oyunu: Dragon Age: Origins En İyi Mobil Oyun: Grand Theft Auto: Chinatown Wars En İyi Shooter Oyunu: Call of Duty: Modern Warfare 2 En İyi Dövüş Oyunu: Street Fighter IV En İyi Aksiyon/Macera Oyunu: Assassin's Creed II En İyi RPG (rol) oyunu: Dragon Age: Origins En İyi Multiplayer Oyunu: Call of Duty: Modern Warfare 2 En İyi Kişisel Spor Oyunu: UFC 2009 Undisputed En İyi Takım Oyunu: NHL 10 En İyi Yarış Oyunu: Forza Motorsport 3 En İyi Müzik Oyunu: The Beatles: Rock Band En İyi Oyun Müziği: DJ Hero En İyi Orjinal Müzik: Halo 3: ODST En İyi Grafik: Uncharted 2: Among Thieves En İyi 'Oyundan esinlenmiş Film/TV Şov': South Park Let's Go Tower Defense Play! En İyi Kadın oyuncu Performansı: Transformers: Revenge of the Fallen'daki Mikaela Banes rolüyle Megan Fox En İyi Erkek Oyuncu Performansı: X-Men Origins: Wolverine'deki Wolverine rolüyle Hugh Jackman En İyi Kadro: X-Men Origins: Wolverine En İyi Ses: Brütal Legend'da Eddie Riggs sesiyle Jack Black En İyi Yüklenebilir Oyun: Shadow Complex En İyi DLC: Grand Theft Auto IV: The Ballad of Gay Tony En İyi Bağımsız Oyun: Flower 2010'un En Beklenen Oyunu: God of War III Yılın oyun firması: Rocksteady Studios
Uncharted 2: Among Thieves, gerçekle pek örtüşmeyen Türkiye imgeleriyle dikkat çekiyor.
2009'un oyun Oscarları

Bağımsız Amerika en iyilerini seçti

İSTANBUL - Bağımsız Film kurumu Amerikan Film Enstitüsü (AFI), 2009'un en iyi filmlerini ve TV dizilerini seçti.
AFI'nin film listesinde Oscar'ın güçlü adayları arasında adı geçen 'Up in the Air', 'Precious' gibi yapımların yanısıra 'The Hurt Locker', 'A Serious Man' gibi usta yönetmenlerin son filmleri de var. AFI'nin en iyi filmleri şöyle:
Filmler- Coraline (Henry Selick)- Felekten Bir Gece/ The Hangover (Todd Phillips)- The Hurt Locker (Kathryn Bigelow)- The Messenger (Oren Moverman)- Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (Lee Daniels)- A Serious Man (Coen Brothers)- A Single Man (Tom Ford )- Sugar (Anna Boden,Ryan Fleck)- Up (Pete Docter)- Up in the Air (Jason Reitman)
AFI'nin seçtiği yılın en iyi dizileri ise 2009'da adından en çok söz ettiren yapımlardan oluşuyor. Listede tüm dünyada ses getiren ve CNBC-e ve e2'de yayınlanan 'Mad Men' ve 'The Big Bang Theory' de bulunuyor.
Listede yer alan dizilerden 'Mad Men'
'Bağımsız Amerika' en iyilerini seçti

Tarantino dan yılın en iyi filmleri

İSTANBUL - Hayranları sevdiği yönetmenlerin listelerini en az yaşamaları kadar merak ederler. En sevdiği film, sinemaya başlama nedeni olan film, izlemekten bıkmadığı Film gibi...
Quentin Tarantino da her yaptığı merak edilen yönetmenlerin başında geliyor.
Usta Yönetmen Hollywood Reporter ile yaptığı röportajda 2009'da izlediği filmler arasından en iyilerini açıkladı. James Cameron'ın 'Avatar', Peter Jackson'ın 'Cennetimden Bakarken' ve Clint Eastwood'un 'Invictus' adlı filmlerini izlemediğini belirten Tarantino'nun listesindeki filmler şunlar:
1- Star TrekAtılgan uzay gemisi bu kez genç ve cesur mürettebatı ile bir kez daha insanoğlunun daha önce hiç gitmediği yerlere ulaşmak için yola çıkıyor. 'Star Trek’in unutulmaz karakterlerini bu filmde yepyeni bir kadro canlandırıyor.

Efsanye yeniden hayat veren isim ise "Mission: Impossible III", "Lost" ve "Alias"in yönetmeni J. J. Abrams.
2-Kara Büyü/ Drag Me to HellSam Raimi'nin korku türüne geri döndüğü 'Kara Büyü'de, Christine'ın rahatı gizemli bir banka müşterisi tarafından bozulur. Mrs. Ganush isimli bu tuhaf yaşlı kadın, evi için girdiği borcun tarihini uzatmak için Christine'in yardımına başvurur. Ancak Christine patronunun gözüne girebilmek için, zor durumda olan kadını reddeder.

Hüsrana uğramış yaşlı kadının Christine için düşündüğü bir intikam planı vardır: Genç kadını en Korkunç kara büyülerden biriyle lanetler. Christine'in hayatı peşine dolanmış kötü ruhla tam bir cehenneme dönecektir.
3- Funny PeopleSon dönemin enm yetenekli yönetmenlerinden Judd Apatow'un yönettiği filmde ünlü bir stand-up ustası olan George Simmons, ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir. George'un bir yıldan az ömrü kalmıştır. Ira ise ümit vaadeden ve George'u örnek alan bir stand-up komedyenidir. Ira ve George günün birinde aynı klüpte Sahne alırlar. Ira'nın yeteneğini fark eden George, onu asistanı olması için ikna eder. Ira’nın hayatına girmesi ile George bir çalışandan çok, bir arkadaş edinmiştir.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de de gösterime giren filmin başrollerinde Adam Sandler ve Seth Rogen var.
4- Aklı Havada/ Up in the AirOscar'ın en büyük favorilerinden biri olarak gösterilen 'Up in the Air' şirket küçültme konusunda uzman olan Ryan Bingham'ın hikayesi anlatıyor.

George Clooney'in başrolünde olduğu ve Altın Küre'de 5 dalda adaylık da kazanan filmde Ryan, yıllardır bir şehirden diğerine dur durak bilmeden uçmaktayken, birden kendisini biriyle gerçek bir bağ kurmaya hazır hisseder. Sempatik yol arkadaşına vurulduğunda, Ryan’ın müdürü, Ryan’ı ebediyen yollardan çekmekle tehdit eder. Bu ihtimalle karşılaşınca, yere inmekten başta korkan Ryan, insanın bir evi olmasının aslında ne demek olduğunu düşünmeye başlar.
'Aklı Havada' 15 Ocak'ta sinemalarda.
5- Chocolate'Ong Bak' ile tanınan Prachya Pinkaew'ın yönettiği Tayland yapımı Chocolate, çocukluğundan beri aksiyon filmlerini izleyerek dövüş yeteneği geliştin ve kendini büyük bir hesaplaşmanın ortasında bulan Zen'in hikayesini anlatıyor.

6- Observe and ReportManyak bir Güvenlik görevlisinin Alışveriş merkezinde işini aşırı ciddiye alması sonucu ortaya çıkan olayları anlatan Komedi ve aksiyon dolu filmin yönetmeni Jody Hill.

Anna Faris, Seth Rogen, Ray Liotta gibi oyuncuların yer aldığı film Türkiye'de henüz gösterime girmedi.
7- PreciousLakabı ‘Kıymetli’… 16 yaşında bir kız… Babasından ikinci kez hamile kalmış genç bir kız… HIV pozitif, obez ve ilk çocuğu Down sendromlu, siyah bir kız…

İLGİLİ HABER
Hayat kısa, acımasız ve kıymetli...
Altın Küre’de üç adaylık alan ve Oscar’ın da favorileri arasında sayılan Lee Daniels imzalı ‘Precious’, Okuma yazmayı öğrenemeyen, evde okulda her yerde aşağılanan, 16 yaşındaki ‘Pecious’un hikayayesini anlatıyor.
8- An Education1960'ların Londra'sında banliyöde yaşayan 18 yaşında bir genç kızın, onun iki katı yaşında bir playboyla tanıştıktan sonra hayatının değişmesi üzerine bir hikaye.

Tarantino'dan yılın en iyi filmleri

Thursday, December 24, 2009

Arınç tan TSK ya cevap


BÜLENT ARINÇ SORULARI CEVAPLADI / WEB TV
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İstanbul'da Ihlamur Kasrı'nda gazetecilerin kendisine yönelik suikast yapılacağı iddiaları ve Genelkurmay Başkanlığı'nın dün bu konuda yaptığı açıklamaya dair sorularını yanıtladı.
GENELKURMAY'DAN BİLGİ İSTEMEDİM
Genelkurmay'dan bilgi istemediğini söyleyen Arınç, karargahtan yapılan açıklamayı olumlu ancak yetersiz bulduğunu dile getirdi.İşte "İşi sulandırmaya çalışanlara tavsiyem sonunu görsünler" diye konuşan Arınç'ın açıklamaları:Basın önünde bu konuyu konuşmadım. Benimle ilgili bir konu. Olayın bir mağduru varsa o ben görünüyorum. Ancak emniyetin operasyonuyla elde edilen bilgi ve belgelere savcılık tarafından el onuldu. O yüzden bu konuda konuşmak istemedim. Çünkü adili tahkikat başladıktan sonra müdahale etmemek lazım.Bana aksettirilen bilgiler hakkındaki düşüncelerimi paylaşmıştım. Hafta sonu konutumdaki polislerden birinin aramasıyla olayı öğrendim. Ankara Emniyet Müdürü bilgi vermek istedi. Pazartesi bilgi verirsiniz dedim. Dönünce sabah görüştük.
Aldığım bilgileri Bakanlar Kurulu'ndaki bir kaç arkadaşım ile paylaştım. Başka kimse ile konuşmadım. Emniyet müdürünün verdiği bilgiden başka ne belge ne de Video kaydı görmüşlüğüm vardır.
İHBARLA ORTAYA ÇIKTIEmniyet Müdürü'nün bana verdiği bilgiler şöyle:
14.30 sularında bir ihbar gelmiş. İki sivil aracın benim konutum etrafında dolaştığı ve eylem yapılabileceği bilgisi verilmiş. Emniyet önemli bulmuş. Ve binanın etrafında araçlardan birini etrafta park edilmiş halde bulmuşlar.
Yakalanan kişilerden birinin albay, birinin binbaşı ve araçların Kiralık olduğu anlaşılmış.
KAĞIDI YOK ETMEK İSTEMİŞSubaylardan biri su içmek istemiş pet şişenin kapağını açmış bu sırada yere düşürmüş hareketlilik dikkati çekmiş. Elindeki kağıt görülmüş Ve kağıt alınmış. Bu kağıtta benim apartmanımın numarası yazıyormuş.
Sonra lojmanlarında arama yapılmış. Bu sırada Askeri savcı hazır bulunmuş
Yakalananlar seferberlik bilmem ne başkanlığında çalışıyorlar. Ama Özel Kuvvetler Komutanlığı’na giriş kartı varmış. Birinde bir derginin kimlik kartı çıkmış.
SORUŞTURMANIN SONUNU HASRETLE BEKLİYORUMHerkesin merak ettiği "Neden burada ve neden bizim evimizin etrafında" sorusuna Genelkurmay açıklamasıyla bir cevap verildi. Ben bu konuya girmek istemiyorum. Ama Başbakan Yardımcısı olarak bu tahkikat en iyi şekilde sonuçlansın. Ve huzur içinde yaşayabileceğimize inanalım.Haberler ilk günden itibaren suikast hazırlığı şeklinde verildi. Bu insanları tedirgin etti. Bu çok ileri bir iddia. ama sonuçta bu olay nedir, suikast mı, istihbarat çalışması mı? Adli tahkikat bunu açığa çıkaracak.O günü hasretle bekliyorum.Ben yorum yapmayacağım. Aldığım bilgileri aktarıyorum. Genelkurmay neden 4 gün sonra açıklama yapmıştır gibi soruya yorum yapmak istemiyorum.Arınç, Genelkurmay açıklamasını nasıl okudunuz sorusuna ise “Yakın gözlüğümle okudum” cevabını verdi.Tevil yoluyla ikrar açıklamanızla ne kastettiniz? Sorusuna ise şöyle karşılık verdi:
“Bir kişiye suç isnat edildiğinde yapmadım derse ret etmektir. Yaptım derse ikrardır yani itiraf. Eğer, bu suçu işledim ama başka amaçla yaptım derse tevil yoluyla ikrardır.”
MUHALEFETTEN UTANIYORUMMuhalefetten gelen eleştirileri ise şöyle değerlendirdi:“Dilin kemiği yok, Bir defa geçmiş olsun bile demeden böyle yorumlar yapmalarından utandım.Omurgasız olmayı prensip haline Bir milletvekili var. Buna safsatadır diyor. Onun tek görevi genel başkanının emriyle Silivri’deki Ergenekon duruşmalarını takip etmek. Bundan zaman bulduğunda böyle açıklamalar yapıyor. Bir diğeri son zamanlarda dürüstlüğün timsali olarak sunulmak istendi ama son olaylarla makyajının ardındaki yüzü ortaya çıktı.”
Tedirgin misiniz sorusuna “Ailemde tedirginlik oldu. Zaten bu tür olayların amacı aileyi hedef almaktır” cevabını veren Arınç “Güvenliğimde artış oldu. Üç polis vardı dört oldu” diye konuştu.
Arınç'tan TSK'ya cevap

Türk basını nereye gidiyor


Haberciler Derneği Genel Başkanı Hasan Taşkın, yaptığı yazılı açıklamada son dönemlerde “Yandaş Medya” söyleminin daha yüksek seslendirildiğini belirterek, bu söylemlerin ve basına yönelik ayrımcı açıklamaların Türk basınına zarar verdiğini bunun da Milletin menfaatine olmadığını dile getirdi.

Taşkın, tüm bunların yanı sıra yazılan birçok haberin tartışma konusu haline gelmesi ile halkın basına karşı güveninin zedelendiği görüşlerinin de zaman zaman seslendirildiğini kaydetti.
Basından en çok yakınanların arasında ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geldiğini savunan Taşkın, ''Başbakan'ın medya üzerindeki son siteminde medyanın terör olaylarını evire çevire sürekli vermesinden yakınıyor. Terörün esas amacı topluma eylemleriyle mesaj vermektir. Korku yaratmak, kışkırtmak ve çatışma ortamı oluşturmaktır. Tüm bunları medya aracılığı ile yaptığı doğrudur. Bu noktada Başbakan haklıdır'' diye konuştu.

Taşkın, diğer taraftan medyanın ise gelişen olayları ekrana ya da Gazete sayfalarına taşımanın haberci deyimi ile Haber atlamamak durumunda olduğunu bildirdi. Haberin veriliş biçimi ve sürekli tekrar edilmesinin sadece terör olayları ile ilgili haberlerde yapılmadığını dile getiren Taşkın, önemli gelişmelerin verilme biçiminde de aynı yöntemin izlendiğini, bu yayın organlarının başındaki habercilerin tek dertlerinin Reyting olmaması gerektiğini ifade etti.

Hasan Taşkın sözlerini şöyle sürdürdü:
''Televizyonlar için RTÜK var. Peki bu kurul Televizyon habercileri ile hiç toplantılar yapıyor mu? Yapılan haberlerin toplumdaki etkisi üzerine araştırmalar yapıyor mu? Peki RTÜK'teki üyelerden kaçı televizyon haberciliğinden gelmiştir? Gerek iktidar gerekse muhalefet RTÜK'e üye atarken işinin ehli kişiler mi yoksa siyasi düşüncelerine yakın kişiler mi seçiliyor? Sorularının yanıtlarını aramamız gerekiyor. Tüm bu soruları düşününce belki siyasiler de gelinen noktadaki eksiklik için kendilerinin de pay sahibi olduğunu düşünür.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un medya üzerindeki mesajlarını da habercilerin ciddiyetle değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Medyanın da hataları vardır. Ancak bu hatalardan da sadece medya değil hepimiz sorumluyuz diyerek, çözüm yollarını birlikte aramalıyız. Haberci milletinin sesidir ve öyle de olmalıdır. Aksi halde habercilik yapmaz, birilerinin sesi olur sadece.''

Yazılı Basın

Tüm bu noktadan bakınca askerin de siyasilerin de medyanın da elini taşın altına koymasının gerektiğinin altını çizen Taşkın, birbirlerini suçlamanın ve saflara ayrılmanın milletin hak etmediği bir tavır olduğunu vurgulayarak şunları da kaydetti:
''RTÜK'ün dışında yazılı medya için de bir üst kurul oluşturulması gerektiğine inanıyorum. “Yazılı Basın Üst Kurulu” mesela… Yazılı medyayı izleyecek, habercilerin uzmanlaşması için Eğitim faaliyetlerine destek verecek. Yazılı medya ile sürekli iletişimde olacak ve yerel medyayı destekleyecek. Medyanın sorunlarını tartışabilecek, gerekirse mesleki örgütlerle iş birliği yaparak yasal değişiklik için Meclis'e öneri sunacak.

“Haberci yalan haber yazmaz''

Taşkın, habercinin haberi yaparken güvenilir kaynak aradığını ifade ederek, ''Yetkili birim veya kişiyi arar ki yaptığı haberin güvenirliği olsun. Yani hiçbir haberci yalan haber yazmaz. Ancak, haberciler yanıltılabilir. Yanlış bilgi verilerek yönlendirilebilir. Bunun için bir habercinin aldığı haberi önce editörü, daha sonra haber müdürü ve en son genel yayın yönetmeni değerlendirir. Bu birimlerin onayından sonra haber yayına girer'' dedi.

''Haberci yetkililere güvenmek zorundadır. Bu noktada eğer eleştirilecekse haberciler ya da medya kuruluşları değil, o kuruluşlara makam ve koltuklarını kullanarak haberleri sızdıran ya da veren kişilerdir'' diyen Taşkın, eğer herkesin sorumluluktan kaçacaksa ve işin kolay yolu diye medyayı ya da habercileri suçlayacaksa bundan sadece habercilerin değil, toplumunda zarar göreceğini bildirdi.

Taşkın, Türkiye'nin, habercileri dışlamakla değil, habercilere destek olmakla doğru ve tarafsız haberlere daha sağlıklı ve çabuk ulaşacağını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bakın, düne kadar Başbakanlığın basın sözcülüğü yoktu. Bu iktidar bu boşluğu gördü ve doldurdu. Ancak bir türlü oturtulamadı ve yürütülemedi. Başbakan her konuya çıkıp konuşmaya vakit bulamayabilir. Sözcüler kamu adına basını bilgilendirir ve yanlış bilgilerin dolaşmasını engeller.
Türkiye'nin terör sorunu var. Güvenlik ile ilgili her il kendi çapında açıklamalar yapıyor. Halbuki İçişleri Bakanlığı'nın da sözcüsü olmalı. Bu sözcü de habercilere zaman zaman bilgiler vermeli. Zaman zaman bakanlık adına açıklamalar yapmalıdır. Bakın Genelkurmay Başkanlığı bunu başardı. Eksikliklere rağmen, eksiklik diyorum çünkü Genel kurmay Başkanlığı'nın basın ile ilişkilerini deneyimli sivil bir gazetecinin yapmasından yanayım. Basını en iyi bilen yine basından gelen deneyimli habercilerdir. ''

“Sarı Basın Kartı sahibi işsiz gazeteciler değerlendirilebilir''

Tüm bu eksiklikleri sarı basın kartı sahibi işsiz haberciler doldurabilirler. Ülkelerine hizmet etme fırsatı verilsin bu yeter onlar için. Yani askerler kendi işlerini çok iyi biliyor olabilir. Ancak, basının işleyişi ve basın ilişkilerini çok iyi götüremeyebilir. Bu sadece askerler için değil, başbakanlık, bakanlıklar ve diğer tüm birimler için geçerlidir.''

Habercilere sağlıklı haber akması için her kurumun üzerine düşen görevi yapsa habercilerin daha sağlıklı bilgi alsa, tüm bu yakınmaların yüzde 80'nin biteceğini öne süren Taşkın, sadece eleştiri yapıldığını, sorunları seslendirmek yerine, sorunları çözmek gerektiğini hatırlattı.

Medyanın suçu

Medya'nın da suçunun olduğunu ancak medyanın suçu uzman deneyimli habercilerini devre dışı bırakmakta olduğunu ileri süren Taşkın, bugün habercilerin yüzde 70'inin deneyimsiz habercilerden oluştuğunu, haberciliğin artık branşlaşması gerektiğini dile getirerek, ''Ekonomi muhabirleri, Spor muhabirleri gibi Sağlık muhabirleri, güvenlik muhabirleri konularında branşlaşmayı ve deneyimli usta gazetecileri bünyemizde tutmayı başaramadık. Alışıla gelmiş usta çırak ilişkilerini bugün göremiyoruz. Çünkü usta artık çırak yetiştirmiyor.
'Neden?' diye sorduğunuzda, '3 gün sonra işi biraz öğrendiğini düşünüp, beni devre dışı bırakırlar' diyor. Çünkü daha az ücrete fikir işçisi çalıştırma ilkesi benimsenmiş durumda. Bu noktada ekonomik sorunlar da elbette etken. Ancak, habercilerden şikayet edenler, habercilerin imkanlarını artırsınlar ki, toplum da deneyimli habercilerin kalemlerinden daha sağlıklı Haberler alabilsin'' şeklinde konuştu.

“Basının görevi milletin sesi olmaktır”

Taşkın sözlerini şöyle sürdürdü:
''Atatürk, “Basın milletin ortak sesidir” diyor. Çok yerinde ve doğru bir söz. Basının görevi Milletin sesi olmaktır. Eğer basın gücün ya da sermayenin hizmetine girerse gün gelir o güç ve sermaye ile biter. Bu da Milletin yararına değil zararına bir durumdur. Bu nedenle haberci yetişenlerin branşlaşma konusundaki deneyimlerinin ne olduğuna iyi bakılmalıdır.

Diğer yandan Hazreti Peygamber 'işi ehline verin' diyor. Yani yine aynı noktaya geliyoruz. Branşlarında uzmanlaşma, habercilik görevini ifa etmek, sermayenin ya da gücün sesi değil, halkının, milletinin sesi olmaktır. Halkının sesi olan medya ise gücünü milletten alır ve sırtı yere gelmeyecektir.
Branşlaşmadaki en büyük handikap ise branşı konusunda sürekli haber yapan habercilerin taraf olmamaya özen göstermeleridir. Yani x partiyi takip eden siyasi muhabir belli süre sonra o parti gibi düşünmemelidir. Tüm haberlerinde doğruyu ve halkın menfaatini ilke edinmelidir. Yargı muhabiri ya da güvenlik muhabirleri de tarafsızlıklarını korumalıdırlar. Bunun denetimini de medya kuruluşlarının yöneticileri yapmalıdır.''

Yetişmiş insana değer verilmesi gerektiğini, bir insanın 30 yılda 40 yılda yetiştiğini anlatan Taşkın, ''ancak biz bu deneyimi kenara itip emekliye zorluyoruz, bu medyada da böyledir. Bugün habercilerin ceplerinde Başbakanlığın verdiği sarı basın kartları var. Bu haberciler ülke için birer değerdir. İşsiz kaldıklarında sahiplenilmeliler. Başbakanlık basın kartı verdiği bu kişileri Basın yayın enformasyon bünyesinde ya da oluşturulacak bir bünyede merkeze çekilen valilerin değerlendirildiği gibi değerlendirmelidir'' diye konuştu.

“Basın ülkenin düşünen beyni ve konuşan dilidir”

Türk basınının yönlendirilmemesi, doğru haberleri halkına duyurmasının, yani milletinin sesi olmasında iktidarların sorumluluk taşıdığına dikkati çeken Taşkın, kırmak, dökmek yerine, çözüm yolları aramanın, yeni fikirlerle ülkenin kalkınmasında ortak nokta bulmak gerektiğini, bu noktada da iktidarın da sermayenin de sorumluluklarının olduğunu öne sürerek şunları kaydetti:
''Çünkü ülkenin huzuru herkesi ilgilendirir. Basın ise ülkenin düşünen beyni, konuşan dilidir. Beyni özgür bırakmazsanız, dili söyletmezseniz felçli insanın durumuna düşürürsünüz. Felçli insan sadece vardır. Düşüncesi ve hareketi kısıtlıdır. Bu insan konuşamıyorsa ya da bazı cümleleri söyleyemiyorsa ne olur siz düşünün? (yandaş medya) söylemlerini kullananlar milletine de haksızlık ediyor. Bu söylemlerin bitmesi, taraflı değil, halkın ihtiyaçları doğrultusunda doğru ve tarafsız haber ilkesi için bilgi ve birikime önem vermeliyiz.”


Türk basını nereye gidiyor

Wednesday, December 23, 2009

Tutku dolu Luz Casal...

Pedro Almodovar’ın “Gone Heels” filminin soundtrack albümünde ‘Un Año de Amor’ ve ‘Piensa en Mi’ parçalarıyla yer alarak çıkışını yapan Luz Casal, günümüzde İspanyol müziğinin en iyi solistlerinden biri olarak gösteriliyor.
1999 yılında ‘Mi Confianza’ ve 2000 yılında da ‘Soy’ ile ‘En İyi Şarkı’ ödüllerini kazanan Luz Casal, yeni albümü “La Pasión”da 1950’lere geri dönüyor.
Tutku dolu Luz Casal...

Son 10 yılın en iyisi: Candan Erçetin

İSTANBUL - NTV Müzik jürisi son 10 yılın en iyi yerli albümünü seçti. Listenin bir numarasında 'Elbette' ile Candan Erçetin varken, onu 'Afili Yalnızlık' ile Emre Aydın ve 'Festival' ile Kenan Doğulu izliyor. 2000'lerin en iyi albümleri şöyle:
1- CANDAN ERÇETİN -ELBETTE (2000)

2- EMRE AYDIN - AFİLİ YALNIZLIK (2006)

3- KENAN DOĞULU - Festival (2006)

4 -MOR VE ÖTESİ - DÜNYA YALAN SÖYLÜYOR (2004)

5- ERKAN OĞUR, İ. HAKKI DEMİRCİOĞLU - ANADOLU BEŞİK (2000)

6- SERTAB ERENER - SERTAB (2000)

7- Sezen Aksu - BAHANE (2005)

8 - Şebnem Ferah - CAN KIRIKLARI (2005)

9 - PİNHANİ - İNANDIĞIN MASALLAR (2006)

10 - YALIN - ELLERİNE Sağlık (2006)

Son 10 yılın en iyisi: Candan Erçetin

Scorsese nin en çok korktuğu filmler

İSTANBUL - Yaşayan en büyük yönetmenlerden Martin Scorsese, Daily Beast için tüm zamanların en Korkunç filmlerini seçti.
Scorsese'nin en iyi korku filmleri listesinde eski klasiklerin ağırlığı dikkat çekiyor. Listedeki en yakın tarihli Film 1981 yapımı Sidney J. Furie imzalı 'The Entity'.
Scorsese'nin listesinin zirvesinde 'The Haunting/ Perili Ev' var. Robert Wise'ın 1963 tarihli klasiği 1999'da yeniden çevrilmişti.
Listede iki numarada 'Isle of the Dead' var. Mark Robson imzalı filmin başrolünde Boris Carloff ve Ellen Drew yer alıyor.
Listenin üçüncü sırasında ise 1944 yapımı 'The Uninvited' bulunuyor. 'The Uninvited' de yılında yeniden yapımla seyircinin karşısına çıkmıştı.
İşte usta yönetmenin listesindeki 11 film:
1- The Haunting/ Perili Ev (Robertr Wise, 1963)
2- Isle of the Dead (Mark Robson, 1945)
3- The Uninvited/ Davetsiz (Lewis Allen, 1944)
4- The Entity (Sidney J. Furie, 1981)
5- Dead of Night (Alberto Cavalcanti, 1945)
6- The Changeling (Peter Medak, 1980)
7- The Shining (Stanley Kubrick, 1980)
8- The Exorcist (William Friedkin, 1973)
9- Night of the Demon (Jacques Tourneur, 1957)
10 - The Innocents (Jack Clayton, 1961)
Scorsese'nin en çok korktuğu filmler

1 milyar dolar var, proje bekliyorlar

İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliğini yaptığı, tıp alanında Teknoloji geliştiren Alvimedica'nın desteğiyle, Ulusal inovasyon girişimi ile Türk Amerikan Bilim Adamları ve Akademisyenler Derneğinin (TASSA) katkılarıyla düzenlenen ''Yaşam Bilim ve Sağlık Teknolojilerinde Yenileşim ve Çözüm Ortakları Kurultayı'' başladı.
Kurultayda konuşan Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, 2050'li yıllara gelindiğinde 60 yaş üstü insanların oranının yüzde 36'ya çıkacağına dikkati çekerek, Gıda ve enerji kaynaklarının sıkıntıya gireceğini, esas eksikliklerin ise biyoteknoloji alanında yaşanacağını bildirdi.
Biyoteknolojide yapılacak olan yatırımların 2020 yılında 7, 2050 yılında 18 misli daha fazla olacağına işaret eden Alaton, Amerika'daki Türk asıllı bilim insanlarıyla konuştuğunu ve herkesin çokkutuplu bir Dünyanın ortaya çıkmaya başladığını anladığını dile getirdi.
Alaton, 21. asrın 2001 yılında bittiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ''2001 yılında ABD egemendi. Teknolojisi tartışılamayacak şekilde çok ilerideydi. Ancak 2001 yılında önemli bir kırılma yaşandı. İnsanlar çok kutuplu bir dünyanın gelmeye başladığını anladı. Bugün dünyanın en iyileri sadece ABD'den değil Japonya'dan, Singapur'dan geliyor. Türkiye bu yarışın neresinde? Türkiye de bu yarışın içinde ve en önlerde. Umutlarınızı yeşertmek istiyorum. Türkiye'ye dönün. Siz çok şanslı insanlarsınız. Eyleme geçiş tetiklendi. Türk bilimadamları Danimarka ve İsveç'te bir fon kurdular. Bu fon 1 milyar dolara ulaştı. Şu ana kadar sadece 25 milyon doları kullanıldı. Geri kalanı Proje bekliyor. İlk önce Yeşilköy'deki biyoteknoloji merkezini satın aldılar. 25 milyon dolarlık yatırımla Çatalca'da bir biyoteknoloji fabrikası kuruldu.''
Alaton, bilim insanlarının çalışmalarının meyvesini vermeye başladığını belirterek, Türkiye'de de dünyanın en iyi ''ilaçlı stent''inin yapıldığını ve mart ayında da piyasaya çıkacağını söyledi.
Türkiye'nin önümüzdeki 5 sene içinde biyoteknoloji dalında dünyanın en önünde koşacak ülke olacağına inandığını kaydeden Alaton, ''Alvimedica olarak Çatalca'da bir Ar-Ge merkezi kurmak istiyoruz. Bir biyoteknoloji vadisi oluşturmak istiyoruz. Bu büyük projede öncelik vereceğimiz insanlar Amerika'dan dönen Türkler olacak. Dünyada para çok. Para gidecek yer arıyor, yeter ki iyi bir fikriniz olsun'' şeklinde konuştu.
Alaton, tanıştığı ve ismini vermediği bir Türk bilimadamı için de ''Benim düşündüğüm birisi var, en geç 5 yıl içerisinde Nobel Tıp Ödülünü alacaktır'' dedi.
İshak Alaton, hem doktoru hem de dostu olan Dr. Mehmet Öz ile ilgili de şunları kaydetti: ''Mehmet Öz 10 sene önce hayatımı kurtardı. Babası ile zaten dost idim. Büsbütün yakınlaştık. Babası bundan yaklaşık bir sene önce 'Mehmet mesleğini değiştiriyor' dedi. 'Cerrahlığı bırakıyor' dedi. Politikaya girecek. 'Ya Sağlık Bakanı ya da Nükleer vadisi falan gibi bir şeyler düşünüyor. Politikaya atılacak' dedi. 'Peki neden Cerrah olmayı bırakıyor' diye sordum. 'Geçerli bir sebebi var' dedi. Çok çarpıcı bir istatistik verdi bana. 2000 yılında Amerika'da herkes sigortalı olduğu için kafesin açılarak kalbin tedavi edilmesinde 460 bin müdahale yapıldı. 2001 yılında 310 bine düşmüş. 2002 yılında 220 bine düşmüş ve 2007 istatistikleri 100 binin biraz üzerinde. 6 sene içerisinde dörtte birine düşüyor. Birçok arıza damar tıkanıklığından oluyor. Bunun için artık stent kullanılıyor. Ama bana 'bu işin suyunu çıkarıyorlar' dedi. Çünkü doktorlar, genellikle cerrahlar basit bir şekilde halledebilecekleri işleri dahi komplike edip daha çok para almak için işi büyütüyor ve kesmeye biçmeye götürüyorlar. Bu da hastanın aleyhine oluyor. Artık cerrahlar da bu işten bıktılar.''
Biyoteknolojinin en yüksek ivmeyi gösterecek bir endüstri dalı olduğunu ifade eden Alaton, biyoteknolojinin para kaybetmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.
DÜNYADA KALKAN TRENLERE GEÇ BİNMEMELİYİZBoğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadri Özçaldıran da Yaşam bilimlerindeki bireysel çalışmanın gerçek anlamda bir çözüme erişmesinin bir süreci olduğunu ve bunun yurt dışında daha hızlı gerçekleştiğini belirtti.
Özçaldıran, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde çalışmaları devam eden yaşam bilimleri merkezinin üçüncü ayağına geçildiğini anlattı.
Türkiye'de kurulan ilk ve tek biyomedikal enstitüsünün Boğaziçi Üniversitesi'nde olduğunu belirten Özçaldıran, yaşam merkezinin DPT'nin desteğiyle ve yönlendirmesiyle kurulmuş olduğunu kaydetti.
Özçaldıran, bu merkezin, yıllardır konuşulan özel sektör ve üniversite işbirliğini hayata geçirilebilecek bir zemini olduğunu belirterek, bu merkezde bir deneysel hayvan bakım merkezi kurulduğunu, hızlı DNA analizi yapılabilen araçlar alındığını ve projenin üçüncü ayağında akıllı ilaç veren sistemler ve gerekli ARGE çalışmalarını sürdürebilecek bir yapının ihale sürecinin yer aldığını dile getirdi.
Geçtiğimiz yüzyılı harmanlayan dalın elektrik elektronik ve Bilgisayar mühendisliği olduğunu, bundan sonrada etkisinin süreceğini bildiren Özçaldıran, yaşam bilimleri ve biyoteknolojinin de bu yüzyıla damgasını vurabilecek bir dal olduğunu belirtti.
Özçaldıran, biyoteknoloji alanında çalışmaların hızlı bir şekilde devam etmesi gerektiğini vurgulayarak ''Dünyada kalkan trenlere geç binmemeliyiz'' dedi.
1 milyar dolar var, proje bekliyorlar

Saturday, December 19, 2009

İstiklal Marşı nı en iyi Marina okudu


MARINA, İSTİKLAL MARŞI'NI OKURKEN BÖYLE KENDİNDEN GEÇTİ
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'nce düzenlenen ‘İstiklal Marşı'nı Ezbere Okuma Yarışması'nda Beyoğlu ilçe birincisi olan Rum asıllı Marina Sözde, Şubat ayında yapılacak İstanbul finali için kendisine güvendiğini söyledi. Marina Sözde, İstiklal Marşı’nı okurken de duygulanıp ağladı.
Beyoğlu'ndaki 40 ilköğretim okulu arasında birinci olan Özel Zapyon Rum İlköğretim Okulu 6'ncı sınıf öğrencisi 11 yaşındaki Marina Sözde öğretmenleri tarafından ödüllendirildi. Bayrak töreninde İstiklal Marşı'nı okurken gözyaşlarını tutamayan Marina arkadaşları tarafından da uzun süre alkışlandı.
Marina Sözde, elde ettiği başarıdan büyük gurur duyduğunu, İstanbul finali için de iddialı olduğunu söyledi. Elemelere Türkçe öğretmeniyle hazırlandığını anlatan Sözde, “İstiklal Marşı'nı okurken çok duygulanıyorum. Çok güzel bir şiir” dedi.
Türkçe öğretmeni Damla Ölmez, Marina Sözde'nin yarışmaya gönüllü katıldığını belirterek, “İstiklal Marşı'nın 10 kıtasını 3 yıldan bu yana ezberlemişti zaten. İstiklal Marşı'nı okurken çok duygulanıyor. İstanbul içinde finali alıcağına inanıyoruz kenidisine güveniyoruz” diye konuştu.
Okul müdürü Eva Kanarya, bir avuç öğrecinin bulunduğu okuldan böyle büyük başarı gelmesinin kıvanç verici olduğunu söylerken, okulun Türk Müdür Yardımcısı Muazez İlter de “Kızımınla gurur duydum, Marina'ya güveniyorum” diye konuştu.
‘İstiklal Marşı'nı Ezbere Okuma Yarışması'nda ilçelerde birincileri 12 Ocak 2010 tarihinde elemeden geçecek. Burada finale kalmayı başaranlar 17 Şubat'ta İl birinciliği için yarışacak.
İstiklal Marşı'nı en iyi Marina okudu

Wednesday, December 16, 2009

Eleştirmenlerin en iyisi The Hurt Locker

Kathryn Bigelow'un Irak’ta savaşın ortasındaki bomba imha ekibini konu alan filmi ‘The Hurt Locker’ı, Los Angeles Film Eleştirmenleri Derneği tarafından ‘yılın en iyi filmi’ seçildi. 'The Hurt Lockear' Bigelow'a da en iyi Yönetmen ödülünü kazandırdı.

Los Angeles Film Eleştirmenleri'nin en iyi oyuncu seçimi ise ‘Çılgın Kalp’ ile Jeff Bridges ve ‘Seraphine’le Yolande Moreau oldu.


Eleştirmenlerin en iyisi 'The Hurt Locker'

Clinton minare yasağını eleştirdi

WASHINGTON - Georgetown Üniversitesi'nde "21. Yüzyılda Obama Yönetimi'nin İnsan Hakları Gündemi" başlıklı konferans veren Clinton, "demokrasinin, insan haklarının korunması için en iyi sistem olduğunu" söyledi.
Clinton, "Bu ABD yönetimi de, öncekiler gibi demokrasiyi teşvik edecek, destekleyecek ve savunacak. Demokrasi, insan haklarının uzun vadede bir gerçeklik haline gelmesi için en iyi siyasi sistem olduğunu kanıtladı" dedi.
Başkan Barack Obama'nın insan hakları konusundaki eylem planının 4 maddelik stratejiden oluştuğunu kaydeden Clinton, bunları "hesap verebilirlik, ilkeli faydacılık (pragmatizm), aynı amaçlar için çalışan örgütlerle ortaklık kurma ve insan hakları konusunda büyük zorluklar yaşayan ülkelere odaklanma" olarak sıraladı.
Clinton, evrensel standartların tüm ülkelere uygulanması ve insan hakları örgütlerinin, hükümetlere, insan hakları konusundaki sözlerini yerine getirmeleri için çağrıda bulunmaları gereğini dile getirdi.
ABD'nin gelecek yıl hem yurt içi hem yurt dışında insan kaçakçılığı konusunda bir rapor yayımlayacağını duyuran Clinton, "Ayrıca BM'nin, kendi insan hakları karnemizle ilgili gözden geçirme çalışmasına katılacağız, tıpkı diğer ülkelerin de aynısını yapmasını desteklediğimiz gibi" diye konuştu.
Clinton, ABD yönetiminin insan hakları konusuna yaklaşımının "pragmatik ve faal" olacağını vurgulayarak, "Eski yaklaşımlar işe yaramadığında yenilerini denemekten korkmayacağız" dedi.
Bakan Clinton, "İnsan haklarını gerçekliğe dönüştürme projesi, sadece hükümetlerin projesi olamaz, bireyler ve örgütler arasında da işbirliği gerekiyor" ifadesini kullandı.
Clinton minare yasağını eleştirdi

Monday, December 14, 2009

Serengeti de bir belgeselin içinde yaşadık

2006’da erkek arkadaşımla Nepal’e gitmiş ve çok etkilenmiştik. O geziden sonra Türkiye’de çok popüler olmayan ve hakkında pek bir şey bilmediğimiz, bizim için bakir sayılabilecek, çevremizdekilerin görmediği ülkelere gitmeye karar verdik. “Keşfetmekten memnuniyet duyacağımız ülkeler” listesi yaptık. Listemizin en başında Tanzanya vardı. Geçen yılbaşında safari turuna gitmeye karar verdik. Zaten aralık ve ocak en iyi mevsimleri. Nişantaşı’ndaki fahri konsolosluktan 30 Dolar’a aynı gün vize alabiliyorsunuz. Gitmeden önce mutlaka tetanoz ve sarı humma aşısı yaptırmanız gerekiyor. Tanzanya’ya Dubai aktarmalı 15 saatlik bir uçuşla vardık. Eski başkent Dar es Salaam’dan iç hat uçuşuyla Arusha kentine gittik. Zaten bütün safari turlarının başlangıç noktası burası.ZÜRAFA GÖRDÜĞÜMDE SEVİNÇTEN AĞLADIMBu dönemin en büyük özelliği büyük hayvan sürülerinin göçüne tanık olmak. Göç mevsiminde safari yapmak benzersiz bir deneyim. Ufuk çizgisine doğru baktığınızda yüzlerce, binlerce hayvanın bir arada yürümesi şiirsel bir görüntü yaratıyor. Mesela o dev zürafaların incecik bacaklarıyla zarafet timsali gibi yürüyüşlerini gördüğümde mutluluktan ağlamak istedim. Vahşi hayvanların çoğu otçul olduğu için kuraklık başladığında Kenya’ya doğru ileriyorlar. Safaride amaç “Büyük Afrika Beşlisi”ni (fil, leopar, suaygırı, bufalo ve aslan) izlemek. Ciplerde özel rehber eşliğinde tur rotasını izliyorsunuz. Bu tur yaklaşık bir hafta sürüyor.Tur sırasında hayvanlar arasında dolaşırken araçtan inmek kesinlikle yasak, uzaktan fotoğraf çekebiliyorsunuz. Sadece yemek ve ihtiyaç için ayrılmış özel alanlarda iki kez mola veriyorsunuz. Vahşi Yaşam parkları saat 08.00-17.00 arası açık, hayvanlar geceleri avlandıkları için akşam ortalarda dolaşmak kesinlikle yasak. Aslında yırtıcı hayvanlar insan etine çok da bayılmıyor, kesinlikle ilk tercihleri değil. Ortada antilop filan yoksa insanlara saldırıyorlar. MACERAPEREST OLUYORSUNUZ Safari turları için uçak hariç 2000-8000 Euro arasında ücret ödeniyor. Tabii çok ultra lüks ve kişiye özel turlarla bu fiyatlar çok artıyor. Biz bu skalanın ortasında, ancak epeyce konforlu bir tur seçtik. Ahşap çadırların bazıları 5 yıldızlı otelleri aratmıyordu. Lüks sayılabilecek kamp alanlarına “lodge” deniliyor. Bazı yemekler gurme restoranlarla yarışır. Kamp alanlarında turistlerin kaldığı bölümler çok iyi aydınlatılıyor. Turumuzu özellikle çocuklu arkadaşlarıma anlata anlata bitiremedim. Ellerinde dürbünlerle hayvanları izleyen çocukları gördükçe içim gitti. Bu Dünyanın bizden başka canlılarla ve hayatlarla dolu olduğunu anlatmanın daha iyi bir yolu olamaz. Safari boyunca kendinizi maceraperest sanıyorsunuz. Zaman zaman kendimi bir belgeselin içinde buldum. Belgeselleri çekmek ve özel anlar yakalamak için ne kadar büyük bir çaba harcadıklarını daha iyi anladım. Turumuza Mayara Gölü’nden başladık. Burası sodalı bir göl, 400 kuş türü yaşıyor. Suyu çok yakıcı olduğu için insanlar giremiyor ama suaygırlarının neşesine diyecek yok. Daha sonra sık sık karşılacağımız bufalo, çita, antilop, benekli kirpi, akbaba, yabandomuzu, kertenkele, çakal, ceylan, zürafa, fil ve impalaları ilk kez burada gördük. EN ünlü VAHŞİ PARK Ngongoro’dan sonra Serengeti’ye vardık. Burası dünyanın en ünlü ve en eski vahşi yaşam alanlarından. “Dünyanın en büyük açık hava gösterisi” diyenler de var. Burası coğrafi olarak tabak gibi dümdüz ama sık sık dev kayalara rastlanıyor. Hayvanların çoğu bu kayaların gölgesinde ve kovuklarında yaşıyor. Vahşi yaşam parkları korucular tarafından korunuyor. Ayrıca hayvanları doğal ortamlarında besliyorlar. Serengeti’de gördüğümüz en etkileyeci manzaralardan biri şuydu: Bir bufalo sürüsünün peşine düşmüş Masai köylüleri. Köylüler bazen bu sürünün peşinde kilometrelerce yol gidiyor. Zaten parkta bir Masai köyü var. Yerliler günlük yaşamlarını sürdürüyorlar, bir yandan da turistik gösteriler yapıyorlar.Bir gece kamp alanında şarkılarını ve danslarını seyrettik ve çok etkilendik. Çok mutlu ve sempatikler. Swahili dilini konuşuyorlar. Müslüman, Hırıstiyan ve diğer dinlerin nüfus içindeki oranları yüzde 30’ları aşmıyor. Serengeti’den sonra genellikle Zanzibar’a geçiliyor. Ada, Tanzanya’nın en turistik bölgesi. Pudra gibi kumsallarıyla cennet gibi bir Tatil merkezi ve sualtı dünyası ilgi çekiyor. Safari turunun yorgunluğunu atmak için ideal bir yer bana kalırsa. ASLAN SAHİDEN ORMANIN KRALIYMIŞAslan başka hiçbir hayvana benzemiyor. Dişiler avlanıyor ve erkek ganimetin en güzel yerini yiyor. O 300 kiloluk cüsseleriyle inanılmaz bir zarafetle koşuyorlar. Aslanların çiftleşmesi çok ilginç, toplamda yedi gün sürdüğünü söylüyorlar. 60 saniyelik çiftleşme sonrası 20 dakika mola veriyorlar ve bu olay yedi gün boyunca tekrarlanıyor. Ve biz çok nadir rastlanan bu manzarayı izleme şansına sahip olduk. Erkek aslana neden ormanlar kralı dediklerini çok iyi anladım. O yelesi, o kükremesi çok etkileyici. Kimseyi umursamadan en yüksek kayanın tepesine kurularak yatıyor. Yolunun kenarından geçsen, tenezzül edip kafasını çevirmiyor. Vahşi hayvanlar arasında sadece çakallar gündüz avlanıyor. Bir çakalın bebek ceylanı kovalamasına şahit oldum. Anne ceylan zikzaklar çizerek araya girmeye çalıştı ama yavrusunu kurtaramadı. Çakal gözümüzün önünde bebek ceylanı çatır çatır yedi.
Serengeti’de bir belgeselin içinde yaşadık

İki ustadan bağlama metodu

Ercan SAATÇİARİF Sağ ve Erdal Erzincan iki ciltik “Bağlama Metodu” hazırlamışlar. Fakat Bağlama metodu deyip geçmeyin, bildiğiniz “enstruman öğretme” amaçlı metodlardan öte, gelecek nesillere bağlama kültürünü en detaylı şekilde aktaracak bir hazine. 10 yılı aşkın bir sürede hazırlanmış bu iki ciltlik dev eser hem ingilizce hem de Türkçe dillerinde. Metoda biraz göz atınca, dünyada yayınlanan diğer enstruman metodlarından hiç bir farkı olmadığını ve hatta çok daha kaliteli bir şekilde işlendiğine tanık oluyorsunuz. Bir örnek vermem gerekirse, bu metodla bağlama öğrenmek isteyen biri, mesela Ertuğrul Özkök bile üç ay içersinde bağlamanın tellerini tıngırdatmayı başarabilir.Caz metodu gibiDünyanın en iyi Müzik akademisi olarak kabul edilen Berklee’de yayınlanan metodlardan eksiği yok fazlası var desem abartmış olmam... Her cazcının kutsal kitabı nasıl Berklee profesörü John LaPorta’nın “A Guide to jazz Improvisation ? 1968” isimli metodu ise bağlama ve Türk Halk Müziği için Arif Sağ ve Erdal Erzincan’ın metodu aynı değer ve önemdedir.Zengin bir enstrümanÖnsözde ustaların belirttiği gibi, son derece zengin bir enstruman olan bağlamanın özgünlüğünün tek bir kitapta toplanması, farklı düzen ve icra türlerinin çeşitliliği bakımından imkansız. Ama Arif Sağ ve Erdal Erzincanlı, iki ciltlik “Bağlama Metodu”nun, bu özgünlüğü ve zenginliği anlatmaya giden yolun sadece başı olduğunu belirtiyor. Bu da bizlere, bağlama ve Türk Halk Müziği konusunda aynı değerde eserlere kavuşmaya devam edeceğimiz müjdesini veriyor.KONSERSarıkamış ağıtlarıSARIKAMIŞ harekatında donarak yaşamlarını yitiren 90 bin askerimiz için 95 yıl önce 5 dilde yakılan ağıtlar “Sarıkamış Kahramanlarının Türküsü”nde ilk kez bir arada seslendirilecek. Prof. Dr. Bingür Sönmez Recep Ergül’ün ortak projesi olan gecede, Sarıkamış Şehitleri üstüne söylenmiş Türkçe, Çerkesce, Gürcüce, Lazca ve kürtçe ağıtlar seslendirilecek. Gecede İzzet Altınmeşe, Tayfun Talipoğlu, Cavit Murtezaoğlu, Bayar Şahin, Muammer Ketencoğlu, Havva Karadaş ve Doğan Özden 5 dilde yakılan ağıtları yorumlayacaklar. Bugün Cemal Reşit Rey konser Salonu’nda saat 19.00’da başlayacak.OPERAAşk-ı Memnu sahnedeHALİD Ziya Uşaklıgil’in aynı adlı romanından hareketle Selman Ada’nın bestelediği ve Tarık Günersel’in librettosunu yazdığı Aşk-ı Memnu İzmir’de sahneleniyor. 1900 yılında ilk basımı gerçekleşen Aşk-ı Memnu romanının yüzüncü yılında (2000 yılında) Opera olarak yazılan eser, dünyada ilk kez 23 Ocak 2003 tarihinde Mersin’de sahnelendi. Aşk-ı Memnu operası bugün ve 15, 17 Aralık 2009’da, 21 ve 23 Ocak 2010’da, 24, 27 ve 28 Nisan 2010 tarihlerinde İzmirli sanatseverlerle buluşacak.SERGİBarış yollarıTİYATRO sanatçısı Yaman Tüzcet’in, “Günaydın Barış” adlı kişisel Resim Sergisi bugün saat 18.00’de, sanatçıların uğrak yeri Çiçek Bar’da sanatseverlerle buluşuyor! 14 Ocak tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergide, sanatçının “Barış Yolları” adlı yağlıboya tablolarının yanı sıra Nazım Hikmet, Savaş Dinçel, Müjdat Gezen gibi barışa sonsuz destek veren isimlerin etkileyici portreleri yer alıyor.ETKİNLİKYeşilçam’da inleyen nağmelerBEŞİKTAŞ Belediyesi tarafından “Ustalara Saygı” toplantılarına paralel olarak düzenlenen “Arşivlik Muhabbetler ? Yeşilçam’ı Yaratanlara Saygı” gecelerinde bu hafta sanatseverleri müzik dolu bir etkinlik bekliyor. Yeşilçam’ın ünlü şarkılarından seçmelerin Canlı yorumlanacağı etkinlik, Ortaköy Kültür Merkezi’nde bu akşam saat 20.00’den itibaren takip edilebilir.Etkinlikte Arda Uskan, Canan Perver Gürsu, Hayri Şahin, Temel Gürsu, Ümit Besen, Yahya Karadaş ve Yılmaz Atadeniz müzik ağırlıklı filmler odağında keyifli bir sohbet gerçekleştiriyorlar.
İki ustadan bağlama metodu