Showing posts with label Aşk-ı Memnu. Show all posts
Showing posts with label Aşk-ı Memnu. Show all posts

Monday, December 14, 2009

Basra Körfezi nin parlayan incisi

Şikago ya da Şanghay’ı hatırlatan gökdelenler, geleneksel bir yaşamın hüküm sürdüğü ara sokaklar, denizin üzerine inşa edilmiş şehir Pearl Qatar, muhteşem İslam Eserleri Müzesi, Doha Film Festivali, ünlü tenisçilerin raket salladığı turnuvalar, yabancı üniversitelerin kampüslerine kucak açmış Eğitim Şehri Projesi, görkemli evler, Venedik’teki gibi kanallarla süslenmiş Alışveriş merkezleri, El Cezire Televizyonu, denizin kenarındaki çölde yapılan safari Katar’da beni şaşırtanlardan bazılarıydı. BODRUMLU HEREDOT 2500 YIL ÖNCE YAZMIŞ


Katar gittiğim 108’inci ülke oldu. Gördükten sonra bu kadar sona bıraktığıma üzüldüm. Gerçekten çok daha başlarda ziyaret edilmeyi haketmiş. Katar Emiri Şeyh Hamid Bin Halife El Tani ve eşi Mozah Bint Nasır El Missned ülkeyi bambaşka bir lige taşımış. Vizyonları Katar’ı Körfez’in incisi haline getirmiş.Dünyada Lihtenştayn’dan sonra en yüksek milli gelire sahip ikinci ülke olan Katar hakkındaki ilk yazılı belge, MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan, Bodrumlu Heredot’a ait. Katar tarihinde fazla bir renk yok, yüzyıllarca fakir bir ülke olmuş. 16. yüzyılda Osmanlılar ele geçirip dört yüzyıl egemenlik sürmüş. Bedevi El Tani ailesi ise 18. yüzyılın ortalarında Katar’a gelip yerleşik düzene geçmiş. Ülkede özellikle balıkçılık ve inci ticareti ile uğraşmışlar. I. Dünya Savaşı sırasında, Şeyh Abdullah döneminde Osmanlı yönetimi sona ermiş. İngilizler kendilerinin izni olmadan başka yabancı güçlerle ilişkiye girmeme sözü karşılığında Katar’ın hamiliğini üstlenmiş. Bu süreç 3 Eylül 1971’deki özgürlük ilanına kadar devam etmiş. 3 Eylül Katarlılar için önemli bir tarih. Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyor. Ülkenin en büyük gelir kaynağı inci ticareti 1930’larda değerini yitirince yoksulluk almış başını yürümüş. Petrolün bulunması ise Katar’ın makûs talihini değiştirmiş.


KADINLARA OY HAKKI VERİLDİ


1995’te babasını kansız bir darbeyle deviren Emir Şeyh Hamid Bin Halife El Tani ülkede çok seviliyor. Kadınlara Otomobil kullanma ve oy verme hakkı tanımış. Demokrasi yolunda önemli adımlar atılmış. 2003’teki referandumla nüfusun yüzde 96.6’sı yeni anayasaya “evet” demiş. Ama Katar’da hâlâ politik bir parti yok, monarşi devam ediyor. Emir aynı zamanda Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı. Dünyanın en büyük üçüncü doğal gaz rezervine sahip Katar’da son yıllarda kaydedilen gelişmeler inanılmaz. Ülke nüfusunun yarısının yaşadığı başkent Doha’nın silueti gökdelenlerle değişmeye başlamış. Her taraf inşaat dolu, hummalı faaliyet 24 saat devam ediyor. West Bay Lagoon’da, aynı Dubai’deki Palmiye misali denizi doldurup Pearl Qatar isimli inanılmaz bir yerleşim yaratmışlar. Burada her şey çok lüks, en bilindik markaların mağazaları ve marinalardaki görkemli yatlar dikkat çekiyor. Emirin başarısının arkasındaki kişi ise eşi. Şeyha diye geçen Mozah Bint Nasır El Missned’in internet sitesine (www.mozahbintnasser.qa) bir göz atın. Arap kadından ziyade Hollywood yıldızlarına benziyor. Onun modern, Batılı görünümü ülkedeki kadınlara da örnek olmuş.


2.5 YILDIR KATAR’DA YAŞAYAN ŞAFAK GÜVENÇ TAVSİYE ETTİ


Gece hayatının merkezi Crystal Lounge, en iyi Restoran Il TeatroŞafak Güvenç, Katar’ın en güzel otellerinden W’nun genel müdürü. İsviçre’de okuyan, New York ve Kahire’deki önemli otellerde çalışan Güvenç, 2007 Martı’ndan bu yana Doha’da yaşıyor. Katar izlenimlerini ve 2.5 yıllık tecrübesinden yararlanıp gezginlere önerilerini sordum. Güvenç, Katar’ın en çok dinamizminden etkilendiğini söylüyor. Bunun nedeni çok farklı kültürlerin Katar’da birbiriyle kaynaşması. Özel bir üniversite şehri kuracak kadar eğitime önem veriliyormuş. Hatta yakında bir kültür köyü açılacakmış. İslam Eserleri Müzesi’ndeki iddialı koleksiyonu mutlaka görmenizi tavsiye ediyor. Doha’daki en iyi Otel ve restoranları ise şöyle sıralıyor: “W, Four Seasons, Sharq Village, Hyatt iyi oteller arasında. Restoran olarak Spice Market, Il Teatro, Al Dana, Al Bandar, Tajine ve Bice’yi tavsiye ederim. Gece hayatının merkezi ise Crystal Lounge.”DOHA Dhow’la körfezi gezin, çölde safariye çıkınDoha Körfezi, İzmir Körfezi gibi şehri ikiye ayırmış. Ortasındaki bölüm yürüyüş yolu. Bir tarafı gökdelenlerle bezenmiş, adeta bir Avrupa şehri, diğer taraf ise yakın tarihin sıradan binalarıyla dolu. Modern kısımda beş yıldızlı oteller, uluslararası şirketlerin merkezleri ve büyükelçilikler bulunuyor. İki yerleşim arasında ise Korniş dedikleri, sekiz kilometrelik sahil şeridi var. Doha’nın tarihi bölgesi vasat bir yerleşim. Şehrin iki yüzü taban tabana zıt. Eski kısımda en ilginç yer Souq Waqif dedikleri kapalı çarşı. Burası oryantalistlerin anlattığı, resmettiği görünümdeki kişilerle dolu, geleneksel yapı korunmuş. Çarşı etrafında ilginç bir hayvan pazarı var, yan sokaklarında da otantik restoranlar ve nargile keyfi yapabileceğiniz kafeler. Eski Doha’nın yeni yüzü olan ve deniz üzerine inşa edilmiş İslam Eserleri Müzesi tam bir Mimari harikası. İçindeki eserler az ama öz, sergileme ise olağanüstü. Osmanlı’dan çok sayıda eser müzeyi süslüyor. İznik çinileri, halılar, yazı setleri bizden izlerin bazıları. Giriş ücretsiz. Bu müzeyi gördükten sonra İstanbul’daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi öyle sıradan kalıyor ki... Eski Doha’da göreceğiniz bir başka güzel Müze, eski bir saraydaki Ulusal Müze. ÇÖL SAFARİSİ DENİZDE BİTİYORSize tavsiyem, Dhow adı verilen geleneksel teknelerle Doha Körfezi’nde tur atmanız. Dhow’lar İstanbul’un Boğaziçi’ndeki dolmuş motorları gibi. Sizi eski ve yeni Doha arasında yolculuğa çıkarıyor. Körfezin tam ortasına gelince iki tarafa da bakın, Katar’ın kat ettiği inanılmaz yolu göreceksiniz. Alışverişe meraklıysanız City Center Doha ve Landmark büyük alışveriş merkezleri ama en görkemlisi Villaggio. İçine kanallar yapıp gondol koymuşlar. Gondollarla dolaşırken vitrinleri seyretmeye ne dersiniz?Küçük bir ülke olan Katar’da yapılacak en güzel etkinliklerden biri de çölde safari. Doha’dan karayoluyla bir saatte ulaşabileceğiniz çöl bu iş için ideal. Dört çeker araçlarla kumun üzerinde adeta akrobasi yapıyorlar. Sonunda da denizin kenarında duruluyor ve kendinizi sulara atıyorsunuz. Körfez’de bir yarımada ülkesi olan Katar’ın Suudi Arabistan’la 60 kilometrelik bir sınırı var. Suudilerle ilişkileri iyi, İran, İsrail ve Batı dünyası ile de bağlantıları sağlam. Turistlere karşı hoşgörülüler. Arap ülkesi olmasına rağmen basın son derece özgür, baskı yok. Doha’dan yayın yapan El Cezire televizyonunun bu kadar güvenilir olmasının sebebi de bu. Etrafta Katarlı görmek çok zor. Onlar azınlık konumunda. 900 bin kişilik nüfusun sadece üçte biri Katarlı. Her taraf yabancı kaynıyor. Pakistanlı, Hintli, Filipinliler sokakları doldurmuş. Yabancılar her işi yapıyor, Katarlılar da yüksek duvarlı villalarında hayatın tadını çıkarıyor. işsizlik oranını merak ediyorsanız sadece yüzde 0.4!


ÇÖPÇATAN BLUETOOTH


Ülkede modern kadınlar da görüyorsunuz ama çoğu peçenin ardına gizlenmiş, gözleri bile örtülü. Kadın erkek ilişkilerini merak edip sorduğumda modern teknolojiyi kullandıklarını söylediler. Tanışmak için bir alışveriş merkezine gidiyorsunuz, restoran ya da kafeye oturuyorsunuz, kendinize uygun bir rumuz belirleyip Bluetooth’unuzu açıyorsunuz. Sonra mesajlaşmalar başlıyor. Adeta Oyun gibi! Size mesajı göndereni bulmaya çalışıyorsunuz. Sonra telefonla sohbet, ardından kaçamak buluşmalar başlıyor. Issız sokaklarda yan yana gelen siyah camlı otomobiller, araç arası transferler derken, belki de mutlu sona ulaşılıyor. İşin ilginç yanı daha sonra gittiğim Bahreyn’de de durumun aynı olmasıydı. Konuştuğum bir Türk, Türk olmanın avantajlarından bahsetti. Bizi Batılı Müslümanlar olarak gördükleri için Türk olduğunuzu belirten bir rumuz seçtiğinizde mesajlar yağmaya başlıyormuş! Diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi Katar’da da Türk dizilerine büyük ilgi var. Ben Doha Film Festivali zamanı Katar’deyken Gümüş dizisinde oynayan Kıvanç Tatlıtuğ da oradaydı. Resminin basılı olduğu tişörtler dükkânlarda satılıyordu. Aşk-ı Memnu dizisinin ülke televizyonlarına gelmesi sabırsızlıkla bekleniyor. Türkiye’de oynayan bölümleri Arapça altyazılarla hemen You Tube’a konuluyor. Vahabi İslam’ın katı kurallarına rağmen Katar’da beş yıldızlı otellerin Bar ve restoranlarında içki serbest, sokak arası restoranlarda ise gazoz ve meyve suyuyla idare ediyorsunuz. Türk mutfağı çok popüler, bol miktarda döner ve kebap salonu var. Ülkeye giriş için vizeyi kapıda alıyorsunuz, ücretini de kredi kartınızdan çekiyorlar!Katar Arap dünyasının İsviçre’si olarak geçiyor, bu sıfatı da fazlasıyla hak etmiş. Listenize bir an önce koyun, pişman olmayacaksınız.


Basra Körfezi’nin parlayan incisi

İki ustadan bağlama metodu

Ercan SAATÇİARİF Sağ ve Erdal Erzincan iki ciltik “Bağlama Metodu” hazırlamışlar. Fakat Bağlama metodu deyip geçmeyin, bildiğiniz “enstruman öğretme” amaçlı metodlardan öte, gelecek nesillere bağlama kültürünü en detaylı şekilde aktaracak bir hazine. 10 yılı aşkın bir sürede hazırlanmış bu iki ciltlik dev eser hem ingilizce hem de Türkçe dillerinde. Metoda biraz göz atınca, dünyada yayınlanan diğer enstruman metodlarından hiç bir farkı olmadığını ve hatta çok daha kaliteli bir şekilde işlendiğine tanık oluyorsunuz. Bir örnek vermem gerekirse, bu metodla bağlama öğrenmek isteyen biri, mesela Ertuğrul Özkök bile üç ay içersinde bağlamanın tellerini tıngırdatmayı başarabilir.Caz metodu gibiDünyanın en iyi Müzik akademisi olarak kabul edilen Berklee’de yayınlanan metodlardan eksiği yok fazlası var desem abartmış olmam... Her cazcının kutsal kitabı nasıl Berklee profesörü John LaPorta’nın “A Guide to jazz Improvisation ? 1968” isimli metodu ise bağlama ve Türk Halk Müziği için Arif Sağ ve Erdal Erzincan’ın metodu aynı değer ve önemdedir.Zengin bir enstrümanÖnsözde ustaların belirttiği gibi, son derece zengin bir enstruman olan bağlamanın özgünlüğünün tek bir kitapta toplanması, farklı düzen ve icra türlerinin çeşitliliği bakımından imkansız. Ama Arif Sağ ve Erdal Erzincanlı, iki ciltlik “Bağlama Metodu”nun, bu özgünlüğü ve zenginliği anlatmaya giden yolun sadece başı olduğunu belirtiyor. Bu da bizlere, bağlama ve Türk Halk Müziği konusunda aynı değerde eserlere kavuşmaya devam edeceğimiz müjdesini veriyor.KONSERSarıkamış ağıtlarıSARIKAMIŞ harekatında donarak yaşamlarını yitiren 90 bin askerimiz için 95 yıl önce 5 dilde yakılan ağıtlar “Sarıkamış Kahramanlarının Türküsü”nde ilk kez bir arada seslendirilecek. Prof. Dr. Bingür Sönmez Recep Ergül’ün ortak projesi olan gecede, Sarıkamış Şehitleri üstüne söylenmiş Türkçe, Çerkesce, Gürcüce, Lazca ve kürtçe ağıtlar seslendirilecek. Gecede İzzet Altınmeşe, Tayfun Talipoğlu, Cavit Murtezaoğlu, Bayar Şahin, Muammer Ketencoğlu, Havva Karadaş ve Doğan Özden 5 dilde yakılan ağıtları yorumlayacaklar. Bugün Cemal Reşit Rey konser Salonu’nda saat 19.00’da başlayacak.OPERAAşk-ı Memnu sahnedeHALİD Ziya Uşaklıgil’in aynı adlı romanından hareketle Selman Ada’nın bestelediği ve Tarık Günersel’in librettosunu yazdığı Aşk-ı Memnu İzmir’de sahneleniyor. 1900 yılında ilk basımı gerçekleşen Aşk-ı Memnu romanının yüzüncü yılında (2000 yılında) Opera olarak yazılan eser, dünyada ilk kez 23 Ocak 2003 tarihinde Mersin’de sahnelendi. Aşk-ı Memnu operası bugün ve 15, 17 Aralık 2009’da, 21 ve 23 Ocak 2010’da, 24, 27 ve 28 Nisan 2010 tarihlerinde İzmirli sanatseverlerle buluşacak.SERGİBarış yollarıTİYATRO sanatçısı Yaman Tüzcet’in, “Günaydın Barış” adlı kişisel Resim Sergisi bugün saat 18.00’de, sanatçıların uğrak yeri Çiçek Bar’da sanatseverlerle buluşuyor! 14 Ocak tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergide, sanatçının “Barış Yolları” adlı yağlıboya tablolarının yanı sıra Nazım Hikmet, Savaş Dinçel, Müjdat Gezen gibi barışa sonsuz destek veren isimlerin etkileyici portreleri yer alıyor.ETKİNLİKYeşilçam’da inleyen nağmelerBEŞİKTAŞ Belediyesi tarafından “Ustalara Saygı” toplantılarına paralel olarak düzenlenen “Arşivlik Muhabbetler ? Yeşilçam’ı Yaratanlara Saygı” gecelerinde bu hafta sanatseverleri müzik dolu bir etkinlik bekliyor. Yeşilçam’ın ünlü şarkılarından seçmelerin Canlı yorumlanacağı etkinlik, Ortaköy Kültür Merkezi’nde bu akşam saat 20.00’den itibaren takip edilebilir.Etkinlikte Arda Uskan, Canan Perver Gürsu, Hayri Şahin, Temel Gürsu, Ümit Besen, Yahya Karadaş ve Yılmaz Atadeniz müzik ağırlıklı filmler odağında keyifli bir sohbet gerçekleştiriyorlar.
İki ustadan bağlama metodu