Showing posts with label Dubai. Show all posts
Showing posts with label Dubai. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Sanofi-Aventis antibiyotiği Türkiye de üretecek

İSTANBUL - Sanofi-Aventis Grubu Türkiye Başkanı Olivier Guillaume, grubun Türkiye'yi üretim üssü seçtiklerini ve tüm antibiyotikleri Türkiye'de üreterek buradan 29 ülkeye ihraç edeceklerini söyledi.
Guillaume ayrıca Temmuz'da Türkiye'ye yönelik yeni bir yatırım kararı daha açıklayacaklarını belirtti.
Sanofi-Aventis'in Zentiva ile birleşmesinin birinci yıldönümü nedeniyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Guillaume, "Sanofi- Aventis'in tüm antibiyotikleri Türkiye'deki Lüleburgaz fabrikamızda üretilecek. Buradan 29 ülkeye 20 milyon kutu ihraç edilecek" dedi.
Guillaume, her bir kutunun ortalama 2 Euro'luk fabrika çıkış fiyatıyla bunun başlangıçta 40 milyon euroluk ihracat anlamına geldiğini söyledi.
Türkiye'den ihracat gerçekleştirilecek ülkeler arasında Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz gibi Avrupa ülkeleri, Hong Kong, Endonezya, Malezya-Singapur, Tayvan gibi Asya ülkeleri, İsrail, Dubai, Ürdün, Lübnan gibi Orta Doğu ülkeleri ile Kanada, Rusya, Japonya gibi ülkeler bulunuyor.
Sanofi-Aventis'in mevcut durumda Türkiye'den ihracatı bulunmuyordu.
Zentiva ile 2009 yılında gerçekleştirilen birleşme sonunda, Zentiva'nın Lüleburgaz'daki üretim tesislerinin Sanofi-Aventis grubu bünyesine dahil olduğunu hatırlatan Guillaume, "Bugüne kadar sadece yüzde 30 kapasiteyle çalışan tesis 2010 itibariyle yüzde 50 kapasiteyle çalışacak. Tesiste geçen yıl 160 milyon kutu üretim gerçekleştirdik. Bu yıl sonunda 191 milyon kutuya çıkmayı hedefliyoruz. 3-5 sene içerisinde de 450 milyon kutu ile tam kapasiteye ulaşmayı amaçlıyoruz" dedi.
Antibiyotik üretiminde Türkiye'deki fabrikayı bir "mükemmellik merkezi"ne dönüştürmeyi hedeflediklerini belirten Guillaume, farklı ülkelerden de Türkiye'ye Teknoloji transferi yapacaklarını söyledi.
Türkiye'de 2009 yılında Arge çalışmalarına yönelik olarak 11 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirten Guillaume, 2010 yılı için yaklaşık 15 milyon dolarlık Arge yatırımı yapacaklarını, ilerleyen yıllarda ise bunun daha da artacağını söyledi.
Guillaume'ın verdiği bilgiye göre, Sanofi-Aventis grubunun Türkiye cirosu 2009 yılında 540 milyon euro seviyesinde gerçekleşti. Sanofi- Aventis'in Türkiye pazarındaki payı ise yüzde 7.6 oldu.
Sanofi-Aventis grubu, Türkiye'de Sanofi-Aventis, Zentiva ve Sanofi Pasteur şirketleriyle faaliyet gösteriyor.
Guillaume ayrıca Türkiye'ye yönelik yatırımlarının devam edeceğini belirterek, "Temmuz ayında CEO'muz burada olacak ve Türkiye'de yapılacak yeni bir yatırımı açıklayacağız. Doğru ortağı belirlemek için çalışıyoruz. Farklı üniversitelerle süren çalışmalarımız ve bazı gizli anlaşmalarımız var" dedi.
Türkiye pazarına 2007'de Eczacıbaşı ortaklığıyla giren ve geçen yıl Sanofi-Aventis grubu bünyesine dahil olan Zentiva Genel Müdürü Elif Çelik ise, Türkiye'nin Zentiva'nın 17 ülkedeki satışları arasında brüt satışlarda 1. net satışlarda ise 2. olduğunu belirtti. Çelik, "Türkiye ve Rusya Zentiva'nın büyüme lokomotifi olarak görülebilir" dedi.
Sanofi-Aventis antibiyotiği Türkiye'de üretecek

Wednesday, February 17, 2010

Mossad ın suikast timi bilgileri çalmış

Tamamı İsrail'de yaşayan İngilizlerin pasaport bilgilerinin, kaldıkları otellerin görevlileri ya da havaalanı yetkilileri tarafından kopyalandığı ve bu bilgilerle sahte pasaport hazırlandığı tahmin ediliyor. Kopyalanan pasaportlarda sadece fotoğraf ve imzaların farklı olduğu belirtiliyor.



Ajanların İngiliz, İrlanda, Almanya ve Fransa pasaportlarını kullandıklarının ortaya çıkmasının ardından olayı hemen araştırdıklarını açıklayan İrlandalı ve İngiliz yetkililer, pasaportların sahte olduğunu açıkladı. İrlanda, Almanya ve Fransa da söz konusu pasaportların sahte olduğunu duyurdu.



Pasaportların İsrail'de yaşayan gerçek sahipleri ise şaşkınlık içinde. Melvyn Adam Mildiner, bilgilerin nasıl çalındığını bilmediğini belirterek, "Benim pasaportum yanımda ve hayatımda hiç Dubai'ye gitmedim." Dedi. Mildiner, bu işin lekesinden nasıl temizleneceğini düşündüğünü ifade etti.



"SAHTE PASAPORTLAR" İNGİLTERE'NİN GÜNDEMİNDE

İngiltere, önde gelen Hamas liderlerinden Mahmud el-Mabhuh'un geçen ay Dubai'de öldürülmesi olayının zanlılarının taşıdığı pasaportların sahte olduğunu bildirdi.



İki gündür ülkenin gündeminde olan ve bugün çok sayıda gazetenin sayfalarında yer alan habere göre, "El-Mabhuh'u öldürdüğü belirtilen şüpheliler, bazı İngiliz vatandaşlarının kimliklerini çaldı."



Guardian gazetesi, manşetine taşıdığı haberde, İngiliz yetkililerin, suikastçıların kullandığı altı İngiliz pasaportundaki isim ve numaralarla oynanmadığını, ancak resimlerin değiştirildiğini açıkladığını yazdı.

Haberde, kullanılan pasaportlardan birinin gerçek sahibinin Melvyn Mildliner adlı kişi olduğu ve bu kişinin İsrail'de yaşadığı, suikastla hiçbir ilgisinin olmadığını söylediği kaydedildi.



Gazete ayrıca, kullanılan diğer iki pasaportun da İngiltere ve İsrail vatandaşlıkları bulunan iki kişiye ait olduğunu, bu durumun da suikastın arkasında İsrail gizli servisi MOSSAD'ın bulunduğu iddialarını güçlendirdiği yorumunu yaptı.



Independent gazetesi ise ilk sayfasında, şüphelilerin suikastın yapıldığı otelin Güvenlik kamerası görüntülerinden alınan fotoğraflarına yer verdi. Gazetenin Orta Doğu muhabiri Robert Fisk'in de kaleme aldığı haberle ilgili yazıda, Dubaili bir kaynağın, Dubai güvenlik güçlerinin suikastta kullanılan altı İngiliz pasaportunun detaylarını bir İngiliz diplomata verdiğini, ancak "uygun bir karşılık alamadıklarını" söylediği aktarıldı.



Robert Fisk, "Bu doğruysa İngilizler, İngiliz pasaportlarının kullanılmasına duydukları öfkeyi ve yapılan sahteciliğin ayrıntılarını, neden bir hafta önce dile getirmedi" diye sorarken, şunları kaydetti:

"Biz İngilizler, Gordon Brown ve diğerleri, İngiliz olduğu varsayılan pasaportların katiller tarafından kullanılmasına aldırmıyor muyuz? Buna yanıt vermek için çok erken. Ama Dubaili yetkililerin açıklamadıkları başka bilgiler olduğunu da eklemeliyim. Dünya bekliyor."



Dubai polisi, Mahmud el-Mabhuh'un 20 Ocak günü kaldığı otelde öldürülmesinden sonra zanlılar hakkında tutuklama emri çıkarmış, zanlıların isim, resim ve pasaport numaralarını yayımlamıştı.

El-Mabhuh'un, Hamas için silah almak için Dubai'de olduğu bildirilmiş, Hamas, El-Mabhuh suikastından İsrail'i sorumlu tutmuştu.
Mossad'ın suikast timi bilgileri çalmış

Friday, December 25, 2009

Daha "karbon fiber"i yok

Merkezi Almanya’nın Stuttgart şehrinde bulunan Modifiye şirketi PPI Automotive Design, Audi R8 temelli PPI Razor GTR’yi Dubai Otomobil Fuarı’nda sergiledi.

Otomobilin gövdesine uygulanan işlem, çıplak karbon fiberin üzerine kaplanmış şeffaf kattan oluşan birkaç cila katmanını içeriyor ve böylece otomobile daha parlak bir görünüm kazandırıyor. Tamponlar, çamurluklar, kapaklar, yan kanatlar ve yan etekler dahil olmak üzere PPI Audi R8'in her bir gövde paneli tüy kadar hafif malzemeden yapılmış. Değişmeyen tek gövde parçası, motor üzerini kaplayan Polikarbonat. PPI mühendisleri otomobilin ağırlığını 250 kg azaltmayı başarmış.
Görünür karbon fiber paketinde bir ilk olarak kapılarda ve çatıda da karbon fiber kullanılmış. PPI aynı zamanda aracın V8 motorunun gücünü de kompresör beslemesi ile 580 bg’ye çıkarmış. V10 motorda müşteriler için 60 ila 80 bg’lik bir artış seçeneği de sunuluyor.

Daha "karbon fiber"i yok

Monday, December 14, 2009

CNBC - 14 Aralık


--Abu Dabi’den Dubai’ye 10 milyar dolarlık sürpriz yardım
Abu Dabi, Dubai’nin sıkıntı içindeki kamu şirketi Dubai World’ün 4.1 milyar dolarlık borcunun ödenmesine yardımcı olmak için devlete 10 milyar dolarlık sürpriz bir yardımda bulundu.

--Düşük mortgage faizlerine rağmen, ev sahipleri evlerini yeniden finanse edemiyor
ABD’de mortgage faizleri, 1940’lı yıllardan beri görülen en düşük seviyeye geriledi. Bu düşüşte hükümetin piyasaya trilyonlarca dolar değerindeki müdahalesinin büyük bir payı var. Buna rağmen, bankalar birçok ev sahibinin evlerini teminat göstererek yeni bir mortgage kredisi almasına izin vermeyecek kadar sıkı şartlar uygulamaya devam ediyor.

-- Obama bankalara kredileri yeniden başlatma baskısı yapacak
ABD Başkanı Barack Obama’nın ekonomik danışmanları, Pazartesi günü Finans kuruluşlarının liderleriyle yapılacak görüşmelerden önce bankaların kredi verme konusundaki tavırlarını sert bir şekilde eleştirdi.
CNBC - 14 Aralık

MarketWatch - 14 Aralık


--Asya borsaları Dubai yardımıyla yükseldi
Wall Street'te Cuma günü yaşanan hafif yükselişin yatırımcıları alıma yönlendirmek için yeterince cesaretlendirememesi nedeniyle haftaya düşüşle başlayan Asya borsaları Dubai'ye yapılan 10 milyar dolarlık yardım haberiyle yükseldi.

--Japonya'daki araştırma şirketlerin umutlu olduğunu ancak harcama yapmadığını ortaya çıkardı
Japonya Merkez Bankası (BoJ) tarafından her çeyrek yapılan Tankan araştırması, ülkedeki büyük üreticilerinin gelecekten daha umutlu olduğunu ancak harcama planlarında bozulma yaşandığını gösterdi.

--Hindistan'ın Otomotiv hisselerinin hızı kesiliyor mu?
Hindistan'da 2009 yılının uygun koşullarının kaybolmasıyla, ülkedeki otomotiv üreticilerinin hisselerindeki yükseliş hızını kaybedebilir.
MarketWatch - 14 Aralık

Forbes - 14 Aralık


--Yeni nesil otomobilin satış yöntemi
ABD yönetimi daha küçük ve enerji verimliliği sağlayan araçlar için bastırdıkça, Otomotiv endüstrisi de bu tip araçları daha şirin görünümlü ve pahalı hale getiriyor.

--Yen Dubai'nin kaynak bulmasıyla düşerken euro yükseldi
Dubai'nin, Abu Dabi'den sağladığı kaynakla temerrüde düşmeyeceği haberleri yatırımcıları yeniden riskli ve getirisi fazla olan dövizlere yöneltti. Yen bu gelişmenin ardından dolar karşısında sert düşüş yaşarken, euro değer kazandı.

--Çin Orta Asya'nın haritasını yeniden çiziyor
Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun, hafta sonu bir boru hattı açılışı için yaptığı Kazakistan ziyareti, Pekin'in bölgesinin gelişimine rehberlik yapma çabalarını sembolize ediyor.

Forbes - 14 Aralık

Bloomberg - 14 Aralık


BLOOMBERG
--Abu Dabi, Dubai'yi 10 milyar dolarla kurtardı, Nakheel borcunu ödeyebilecek
Abu Dabi, finansal yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için Dubai'yi 10 milyar dolar değerinde kaynak sağladı. Sağlanan kaynak ile bugün vadesi dolan Dubai World'ün iştiraklerinden Nakheel şirketinin 4.1 milyar dolar değerindeki borcu da karşılanacak.

--Süt fiyatlarında 2010'da yüzde 39 artış bekleniyor
Pirinçten, süte kadar Gıda üretiminde yaşanan düşüş yatırımcılar dışındaki herkes için kötü haber. Yapılan açıklamalar, Hindistan'daki üretim kıtlığı ve Filipinlerdeki ithalat nedeniyle pirincin fiyatında yüzde 63 oranında bir artış öngörüldüğünü ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra ABD yönetimi de yağsız sütün önümüzdeki seneki fiyatında yüzde 39 artış beklerken, JPMorgan Chase şekerin fiyatında yüzde 25 oranında yükseliş olacağını tahmin etti.

--Citigroup TARP geri ödemesinde anlaşmaya yakın
Konuya yakın kaynakların verdiği bilgiye göre; Citigroup'un ABD yönetiminin geçen sene uygulamaya koyduğu Sorunlu Varlıkları Kurtarma Programı (TARP) kapsamında aldığı kaynağın 20 milyar dolarlık kısmını ödeyip, yönetim tarafından ikramiye ve tazminatlara getirilen kısıtlamalardan kurtulmak için ABD Hazinesi ve düzenleyici kurumlarla anlaşmaya yakın görünüyor.
Bloomberg - 14 Aralık

Serengeti de bir belgeselin içinde yaşadık

2006’da erkek arkadaşımla Nepal’e gitmiş ve çok etkilenmiştik. O geziden sonra Türkiye’de çok popüler olmayan ve hakkında pek bir şey bilmediğimiz, bizim için bakir sayılabilecek, çevremizdekilerin görmediği ülkelere gitmeye karar verdik. “Keşfetmekten memnuniyet duyacağımız ülkeler” listesi yaptık. Listemizin en başında Tanzanya vardı. Geçen yılbaşında safari turuna gitmeye karar verdik. Zaten aralık ve ocak en iyi mevsimleri. Nişantaşı’ndaki fahri konsolosluktan 30 Dolar’a aynı gün vize alabiliyorsunuz. Gitmeden önce mutlaka tetanoz ve sarı humma aşısı yaptırmanız gerekiyor. Tanzanya’ya Dubai aktarmalı 15 saatlik bir uçuşla vardık. Eski başkent Dar es Salaam’dan iç hat uçuşuyla Arusha kentine gittik. Zaten bütün safari turlarının başlangıç noktası burası.ZÜRAFA GÖRDÜĞÜMDE SEVİNÇTEN AĞLADIMBu dönemin en büyük özelliği büyük hayvan sürülerinin göçüne tanık olmak. Göç mevsiminde safari yapmak benzersiz bir deneyim. Ufuk çizgisine doğru baktığınızda yüzlerce, binlerce hayvanın bir arada yürümesi şiirsel bir görüntü yaratıyor. Mesela o dev zürafaların incecik bacaklarıyla zarafet timsali gibi yürüyüşlerini gördüğümde mutluluktan ağlamak istedim. Vahşi hayvanların çoğu otçul olduğu için kuraklık başladığında Kenya’ya doğru ileriyorlar. Safaride amaç “Büyük Afrika Beşlisi”ni (fil, leopar, suaygırı, bufalo ve aslan) izlemek. Ciplerde özel rehber eşliğinde tur rotasını izliyorsunuz. Bu tur yaklaşık bir hafta sürüyor.Tur sırasında hayvanlar arasında dolaşırken araçtan inmek kesinlikle yasak, uzaktan fotoğraf çekebiliyorsunuz. Sadece yemek ve ihtiyaç için ayrılmış özel alanlarda iki kez mola veriyorsunuz. Vahşi Yaşam parkları saat 08.00-17.00 arası açık, hayvanlar geceleri avlandıkları için akşam ortalarda dolaşmak kesinlikle yasak. Aslında yırtıcı hayvanlar insan etine çok da bayılmıyor, kesinlikle ilk tercihleri değil. Ortada antilop filan yoksa insanlara saldırıyorlar. MACERAPEREST OLUYORSUNUZ Safari turları için uçak hariç 2000-8000 Euro arasında ücret ödeniyor. Tabii çok ultra lüks ve kişiye özel turlarla bu fiyatlar çok artıyor. Biz bu skalanın ortasında, ancak epeyce konforlu bir tur seçtik. Ahşap çadırların bazıları 5 yıldızlı otelleri aratmıyordu. Lüks sayılabilecek kamp alanlarına “lodge” deniliyor. Bazı yemekler gurme restoranlarla yarışır. Kamp alanlarında turistlerin kaldığı bölümler çok iyi aydınlatılıyor. Turumuzu özellikle çocuklu arkadaşlarıma anlata anlata bitiremedim. Ellerinde dürbünlerle hayvanları izleyen çocukları gördükçe içim gitti. Bu Dünyanın bizden başka canlılarla ve hayatlarla dolu olduğunu anlatmanın daha iyi bir yolu olamaz. Safari boyunca kendinizi maceraperest sanıyorsunuz. Zaman zaman kendimi bir belgeselin içinde buldum. Belgeselleri çekmek ve özel anlar yakalamak için ne kadar büyük bir çaba harcadıklarını daha iyi anladım. Turumuza Mayara Gölü’nden başladık. Burası sodalı bir göl, 400 kuş türü yaşıyor. Suyu çok yakıcı olduğu için insanlar giremiyor ama suaygırlarının neşesine diyecek yok. Daha sonra sık sık karşılacağımız bufalo, çita, antilop, benekli kirpi, akbaba, yabandomuzu, kertenkele, çakal, ceylan, zürafa, fil ve impalaları ilk kez burada gördük. EN ünlü VAHŞİ PARK Ngongoro’dan sonra Serengeti’ye vardık. Burası dünyanın en ünlü ve en eski vahşi yaşam alanlarından. “Dünyanın en büyük açık hava gösterisi” diyenler de var. Burası coğrafi olarak tabak gibi dümdüz ama sık sık dev kayalara rastlanıyor. Hayvanların çoğu bu kayaların gölgesinde ve kovuklarında yaşıyor. Vahşi yaşam parkları korucular tarafından korunuyor. Ayrıca hayvanları doğal ortamlarında besliyorlar. Serengeti’de gördüğümüz en etkileyeci manzaralardan biri şuydu: Bir bufalo sürüsünün peşine düşmüş Masai köylüleri. Köylüler bazen bu sürünün peşinde kilometrelerce yol gidiyor. Zaten parkta bir Masai köyü var. Yerliler günlük yaşamlarını sürdürüyorlar, bir yandan da turistik gösteriler yapıyorlar.Bir gece kamp alanında şarkılarını ve danslarını seyrettik ve çok etkilendik. Çok mutlu ve sempatikler. Swahili dilini konuşuyorlar. Müslüman, Hırıstiyan ve diğer dinlerin nüfus içindeki oranları yüzde 30’ları aşmıyor. Serengeti’den sonra genellikle Zanzibar’a geçiliyor. Ada, Tanzanya’nın en turistik bölgesi. Pudra gibi kumsallarıyla cennet gibi bir Tatil merkezi ve sualtı dünyası ilgi çekiyor. Safari turunun yorgunluğunu atmak için ideal bir yer bana kalırsa. ASLAN SAHİDEN ORMANIN KRALIYMIŞAslan başka hiçbir hayvana benzemiyor. Dişiler avlanıyor ve erkek ganimetin en güzel yerini yiyor. O 300 kiloluk cüsseleriyle inanılmaz bir zarafetle koşuyorlar. Aslanların çiftleşmesi çok ilginç, toplamda yedi gün sürdüğünü söylüyorlar. 60 saniyelik çiftleşme sonrası 20 dakika mola veriyorlar ve bu olay yedi gün boyunca tekrarlanıyor. Ve biz çok nadir rastlanan bu manzarayı izleme şansına sahip olduk. Erkek aslana neden ormanlar kralı dediklerini çok iyi anladım. O yelesi, o kükremesi çok etkileyici. Kimseyi umursamadan en yüksek kayanın tepesine kurularak yatıyor. Yolunun kenarından geçsen, tenezzül edip kafasını çevirmiyor. Vahşi hayvanlar arasında sadece çakallar gündüz avlanıyor. Bir çakalın bebek ceylanı kovalamasına şahit oldum. Anne ceylan zikzaklar çizerek araya girmeye çalıştı ama yavrusunu kurtaramadı. Çakal gözümüzün önünde bebek ceylanı çatır çatır yedi.
Serengeti’de bir belgeselin içinde yaşadık

Saturday, December 12, 2009

İslami finans da yara almaya başladı


Financial Times’da “Islamic finance suffers growing pains (İslami Finans artan sıkıntılardan yara alıyor) başlığıyla yayımlanan Haber analizde, İslami finans kuruluşlarının küresel ekonomik durgunluktan diğer kuruluşlar kadar etkilendiği belirtildi.
Haber analizde ayrıca, Dubai’deki sıkıntıların İslami finans sektörüne yönelik endişelerin artmasına neden olduğuna da dikkat çekildi.
Son zamanlarda borç sorunuyla boğuşan Dubai, sukuk olarak bilinen İslami tahvillerin en aktif ihraççılarından biri olduğundan İslami bankaların emirlikteki yatırımlarının finansmanı, geçtiğimiz iki hafta içinde fazlasıyla arttı.
Öte yandan, kredi derecelendirme kuruluşları sıkıntılar sonrası performansı düşen birçok islami bankanın notlarını düşürdü.
TEK SIKINTI SUKUK DEĞİL
İslami finans sektörüne yönelik artan endişelerin bir diğer nedeni de Gayrimenkul sektöründeki yatırımlar.
İşlemlerin faizsiz olarak yapılma zorunluluğu bankaların riskli yatırımlardan uzak durmasına neden oldu. Yatırımlarının büyük bir kısmını gayrimenkul sektörüne yapan İslami bankalar, Dubai’de gayrimenkul krizinin baş göstermesiyle sıkıntı yaşamaya başladı.
İslami yatırım şirketi Fajr Capital’in CEO’su Iqbal Khan, “Krizler gerçekleştiği sektöre yatırım yapan bütün finans kuruluşlarını etkiler. İslami olup olmamasının bir önemi yok” yorumunu yaptı.
Analize göre, İslami borç piyasasındaki iyileşme, geleneksel tahvillerle kıyaslandığında bir hayli geride kaldı. Bununla birlikte sektörde, tahvillerin şeriat kurallarına göre ihraç edilip edilmediği tartışması da baş gösterdi.
ŞERİAT KURALLARINA UYGUNLUK TARTIŞILIYOR
Şeriat kurallarına göre hareket etmeye odaklanma yalnızca sukuk piyasası etkilemedi. İslami bankacılık sektöründe uluslararası murabaha olarak bilinen ve atıl fonları değerlendirmek için kullanılan finans aracı tavarruk da bu tartışmadan nasibini aldı.
Tavarruk, müşterilerin bir İslami bankadan, ödemesini sonra yapma sözüyle emtia satın alıp, sonrasında bu emtiyayı hemen bankaya daha düşük bir fiyatla satarak şeriat kurallarına uygun olarak nakit sağlaması olarak biliniyor.
Haber analizde, bu enstrümana yönelik tartışmaların, borçlanmanın şeriat kanunlarına uygun olmamasından kaynaklandığına dikkat çekildi.
SIKINTILAR TALEBİN ÖNÜNE GEÇMEDİ
Analizde, sektör içinden bazı isimlerin Modern finansı dini kurallarla bağdaştırmaya çalışan İslami finansta her zaman anlaşmazlıklar yaşanacağını söylediğine de işaret edildi.
Uzmanlar, şeriat kanunlara uygunluk tartışmalarının ve finansal krizin İslami finans hizmetlerine olan talebin etkilemediğini söylerken, bankacıların özellikle henüz çok fazla yatırımın yapılmayan Mısır, Pakistan, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelere yönelmek istedikleri biliniyor.

İslami finans da yara almaya başladı