Showing posts with label en güzel. Show all posts
Showing posts with label en güzel. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

THY den 304 metre yüksekliğe reklam

İSTANBUL - Türk Hava Yolları (THY), tanıtım, reklam ve sponsorluk anlaşmalarıyla da adından söz ettiriyor.
Barcelona ve Manchester United takımlarıyla sponsorluk anlaşmaları yaparak dünyada adından söz ettiren THY, yeni bir reklam konseptine yönelerek şimdi de reklamcılıkta Uzakdoğu semalarına uçtu.
Güneydoğu Asya ülkelerinden Tayland'ın başkenti Bangkok'un en yüksek binası olan ve Dünyanın da en yüksek gökdelenlerinden birisi olma özelliğine sahip Baiyoke Tower Tayind, THY reklamı ile donatıldı. Bangkok'un en yüksek ve en önemli iş merkezi olan Baiyoke Tower'a, THY'nin 2010 yılı ile birlikte başlayan yeni reklam konsepti ''Globally Yours'' görseli uygulandı.
Antensiz yüksekliği 304 metre, anteni ile birlikte 328 metre olan Baiyoke Tower binasının, iki yüzüne uygulanan THY reklamı 6 ay bina üzerinde kalacak. Gökdelenin dış yüzeyine, 15 günlük bir çalışma sonucunda giydirilebilen reklam, THY'nin dış mekan anlamında kullanmış olduğu en büyük (2200 metrekare) mecra olma özelliği taşıyor.
İLGİLİ HABER
THY'nin bu reklamı ses getirdi
Baiyoke Tower'daki THY reklamı, 2010 yılı Ağustos ayı başına kadar (Şubat-Temmuz 2010 dönemi) binada yer kalacak.
BAİYOKE TOWERBaiyoke Tower, Tayland'ın en yüksek binası olma özelliğine sahip. Bu özelliğinden dolayı da sıra dışı bir reklam mekanı olan Baiyoke Tower, Bangkok'un neredeyse tamamından görülebiliyor. Binanın bir diğer özelliği ise Bangkok trafiğinde her gün binlerce insanın kullanmak zorunda olduğu ve iki havaalanına da ayrı hatlardan giden otoyollara yakınlığı.
Bina bu iki otoyoldan da çok iyi bir şekilde görülebiliyor. Bangkok'u, şubat-temmuz doneminde yaklaşık 8 milyon turist ziyaret ediyor. Bu nedenle, THY reklamını dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca kişi görme imkanı bulacak.
THY Bangkok Müdürü Adnan Aykaç, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ''Uzak Doğu'nun en prestijli reklam mecralarından birinde yer alıyor olmak bizim için gurur verici. Bu reklam, THY'nin bir dünya markası olduğunun en güzel örneklerinden birisi. Bangkok gibi global bir şehre yakışan gerçek anlamda global bir çalışma oldu. Daha şimdiden çok güzel tepkiler aldık'' dedi.
THY'den 304 metre yüksekliğe reklam

Tuesday, December 29, 2009

Facebook güzellik yarışması

Sosyal ağ sitesi Facebook, şimdi de Güzellik yarışmasına ev sahipliği yaptı. İşte Romanya'nın en güzel Facebook kızı...



350 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısı bulunan Facebook üzerinde düzenlenen bir güzellik yarışmasında, Romanya güzeli seçildi. Facebook'ta resimleri en çok oy alan Iulia Mladin, aldığı 644 oyla rakiplerini geride bırakmayı başardı.



Kullanıcıların "Beğendim" butonuna tıklayarak ilgili Facebook grubundan oy verdiği henüz 22 yaşındaki Mladin'in sadece bir fotoğrafı 644 kez "beğenildi".



Facebook üzerinde düzenlenen renkli etkinlikler arasında yer alan güzellik yarışmasından Romanya güzeli Iulia Mladin'i galerimizde görebilirsiniz...


Facebook güzellik yarışması

Friday, December 25, 2009

SOKAK PARTİLERİ İLE YENİ YIL

HT İSTANBUL- Özdemir ERKAN



BU haftamın iki akşamını sokaklarda geçirdim. Sokak derken orada, burada yemekte veya bir davette değil, gerçek anlamda sokağın tam ortasında! Zorun neydi ki diyebilirsiniz ama ben anlatayım; biri Talimhane’de diğeri Akaretler’de gerçekleşen sokak partilerine katıldım... Önce Talimhane izlenimlerim... Geçen haftaki yağmurdan eser bile yoktu ama bir o kadar da dondurucu bir soğuk vardı. Yine de son derece keyifli bir organizasyondu. Talimhane son yıllarda sokaklarında düzenlenen partileri, otellerin önlerine kurdukları kış



bahçeli restoranları, Arnavut kaldırımlı yolları ve Türk Müziği’nin ünlü seslerinin Sahne aldığı Portofino Stage ile adından sıkça söz ettiriyor.



Şimdi de sokak partisi ile yılın son günlerine damgasını vurdu. Geçen akşam Larespark Hotel ve Eresin Premier Hotel’in ev sahipliğinde gerçekleşen parti için Talimhane meydanı özel çadırlar ve ısıtıcı sobalarla bir güzel düzenlendi. Sucuk ekmek partisi için mangallar hazır edildi. Kış günlerinin en güzel içkisi sıcak şaraplar konuklar için özel olarak hazırlandı. Bir partinin olmazsa olmazı nedir? Tabiki müzik... DJ masasında İstanbul gece hayatının en keyifli DJ’lerinden Serkan Çorumluoğlu, hemen yanıbaşında da Serkan’ın en hareketli müziklerine eşlik edecek perküsyon sanatçıları... Şimdi bunların hepsini yan yana koyun ve Talimhane sokaklarında nasıl da keyifli bir erken yılbaşı partisi yaşandığını artık siz hayal edin...



Talimhane’den Akaretler’e...



TALİMHANE sokak partisinin ardından aynı hafta içinde ikinci bir sokak partisi olacağı haberi geldi. Akaretler’de akşamüstü başlayacak parti sevgili İzzet’in mekanı Al Jamal’in önünde devam edecek... Biz hızımızı alamadık, Talimhane’deki sokak partisinin tadı damağımızda kaldı ya 2 gece sonra soluğu Akaretler’de aldık. O caddede hiçbirşey yapılmasa bile sadece ışıl ışıl binaların arasından yürümek için bile gidilir; o kadar keyifli bir cadde yani. Biz partiye vardığımızda İstanbul kalabalığı hazır ve de nazır oradaydı. Gökyüzünü tarayan lazer ışıkları, binaların ihtişamı, kalabalık ve havada uçuşan kar taneleri; gerçekten yaşanmaya değer bir ortam vardı. WHotel’in önüne kurulan büyük sahnedeki orkestra ağırlıklı Türkçe parçalarla gelenleri iyiden iyiye coşturdu. İnsanlar bir yandan şarkılara eşlik ediyor bir yandan da ellerindeki sıcak şarapların



keyfini çıkarıyorlardı. Nedendir bilmem o coşkulu yeni yıl partisi için trafiği kapatmamışlardı. Sahnenin önünden geçen (ya da geçmeye çalışan diyeyim) arabalara rağmen gayet keyifli bir atmosfer vardı.



Oradaki eğlenceyi bırakıp biraz da Al Jamal’in önüne gidelim dedik. Biz oraya doğru yürürken ellerinde saksafondan davula kadar birçok enstrümanın olduğu bir grup da aşağıya doğru yürüyorlardı. Meğer Al Jamal’ın özel olarak yurtdışından getirttiği dansçıların performans saati gelmiş, onlar da enstrümanları çala çala herkesi yukarıya doğru getirmeye hazırlık yapıyorlarmış. Görülmeye değer bir tabloydu! Sahne ile aramızdan geçen arabalara rağmen çok keyifli bir performans izledik. Öyle ki etraftaki bazı bayanlar önlerinde masa olsa tempolu müziklere dayanamayıp üstlerine çıkacak gibiydiler. :) Hani daha önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım ya; yılbaşı gecesi herkes mutlaka eğlenilecek havasına girer, ben de hiç haz etmem diye... İşte ben bu iki sokak partisi ile hiç kasmadan, zoraki Eğlence moduna girmeden yeni yıla erkenden girenlerdenim... Yani benim 2010 yılım başladı, darısı



sizin başınıza. :)


SOKAK PARTİLERİ İLE YENİ YIL

Thursday, December 24, 2009

Baykal, TEKEL işçileriyle buluştu


İşte Baykal'ın açıklamasından satırbaşları:
Sevgili kardeşlerim siz bu mücadeleyi bu aşamaya getirdiniz. Ben de dayanışma duygularımı yanlış bir şey yapamadan nasıl ifade ederim diye düşünürken bir baktım 'Belediye Başkanımız ve Türk-İş Genel Sekreterimiz işçi arkadaşlarımızla sizi ziyaret etmek istiyoruz deyince' elbette dedim. 'Ben zaten sizlerle konuşma istiyorum. Siz bizi ziyaret etmek istiyorsanız şeref duyarım dedim' ve randevu verdim.

ELİNDE BOMBA MI VAR
Sonra ne oldu? Birdenbire öğrendik ki buradaki işçi kardeşlerimin sendikalarımızın ayırdığı otobüslerle bize ziyaret yapmalarına, o ziyarette sorunlarını anlatmalarına izin vermeyi uygun görmemişler.
Demişler ki “hayır olmaz”. Ne olmaz? Tekel işçisi derdini ana muhalefet partisine gidip derdini orada ifade edemez.
'Ne olmaz' ana muhalefet lideri işçinin derdini dinleyemez.
Arkadaşlarım hangi çağda yaşıyoruz? Buraya gelecek insan Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı.
Gelmek isteyenin elinde bomba var mı? Yasa dışı bir işi var mı? Elinde onun bunu poster var mı?
Sadece gelip derdini anlatacak.

Dediler ki Tekel işçisinin CHP’ye gelmesini kentin güvenliği açısında yetkililer uygun görmemişler.
Arkadaşlardan rica etti. Valiyi, Emniyeti, İçişleri'ni, Cumhurbaşkanı'nı arayın dedim.
Nasıl olur da memleketin pırıl pırıl vatandaşları dertlerini ana muhalefete anlatamaz.

Bir süre bekledim Haber yok onun üzerine dedim ki işçi arkadaşlarımız CHP’ye gelmelerine izin verilmiyorsa ben Deniz Baykal olarak işçi arkadaşlarımdan ayrılmayacağım.
Arkadaşlarımızla dedik ki biz gider işçi arkadaşlarımızla kucaklaşırız.
Sizi CHP Genel Merkezi’ne çay içmeye davet ediyorum. Engellemek isteyeler engellesin ben sizi çağırıyorum. Çayınız hazır.

Bu olay birden bire büyük bir anlam kazandı çok büyük bir olay haline geldi. Eğer Başbakan bu yanlış tutumunu sürdürmeye devam ederse çok daha büyük bir olay haline gelecektir.
Bu olay hangi konuları gündeme getirdi? 4C’yi. 4C sosyal hukuk devletinde tasavvur edilemeyecek bir kölelik düzeni.
Türkiye bu 4C ayıbıyla daha devam edemez. Devlet kaçak sigortasız işçi çalıştırır gibi 4C içinde güvencesiz işçi çalıştırıyor. Bu olmaz.
İki ne ortaya çıktı, özelleştirmenin iç yüzü ortaya çıktı.

Tekel’in içki bölümünü sattılar 292 milyon dolara. Alanlar biraz bekledi sonra 900 milyon dolara sattılar.
Tütün Sigara üretiminde çalışanlar özelleştirmeden sonra ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldılar.
Sadece işçiler değil tütün üreticisi perişan oldu. Tütün ihracatı yarıya düştü, ithalatı katlandı.
Sigara fabrikalarını alan yabancı şirketle kazançlarını arttırdı. Onlar zenginleşti, Türkiye zarar etti.
Bu özelleştirme politikasının sonucu.

12 BİN İŞÇİ KURBANLIK KOYUN MU
Siz bu 12 bin işçiyi kurbanlık koyun mu bellediniz. Satarken bir Darbe kapatırken başka bir darbe.
Devlete verilen zararların faturasını 12 bin Tekel işçisi mi ödeyecek?

Başka ne ortaya çıktı? Bu iktidarın insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, çalışanların hakkı, emek, emeğin örgütlenmesi konularında nasıl bir ikiyüzlülük içinde olduğu demokrasi lafını ağzından düşürmediği halde uygulamada emekçilerin işçilerin üzerine yürüyebildiği ortaya çıktı.
Çalışanları coplayarak, gazlayarak onlara zulmetmek demokraside var mı?
Hepinizin vicdanına yansıyan kareler var. O karelerin içinde bir de bir arkadaşımızın gözüne 15 santimden hedef gözeterek gaz sıkması var.
Bun gerçek de ortaya çıktı. Bu da bir deneyim oldu. Siz olaya Tekel işçilerinin sorunu olarak başladınız ama olay Tekel’i aştı. Türkiye’de yapılan sosyal haksızlıkların ortadan kalkmasına bir vesile oldu.

Eskiden işçi sorunu dediğinizde gazetede yer bulmak mümkün değildi. Bu konunu üzer,ine ölü toprağı atılmış gibi bir görüntü vardı.
Bazen bir olay bu sorunların su yüzüne çıkmasına vesile olur. Kısa bir süre önce 19 işçimiz maden ocağında hayatını kaybetti.
İşin altında tam bir sorumsuzluk yatıyor. Olacak iş değil. İtfaiyecilerin, demiryollarında çalışanların sorunları hepsi göz ardı edilmeye çalışılıyordu.
Ama Tekel işçilerinin eylemi Türkiye’de sosyal bilincin yükselmesine medyanın bu gerçeği keşfetmesine yardımcı oldu. Olay bir büyük konu haline geldi.

BAŞBAKAN BU KONUDAKİ KIZGINLIĞINI KONTROL ET
Ben buradan pek kulak asacağına ihtimal vermiyorum ama Sayın Başbakan’a bir tavsiyede bulunmak istiyorum ''Bu konudaki kızgınlığını kontrol et ve Tekel işçilerinin sorunun hemen çöz.''

Bir an önce bunu çöz. Eğer bunu çözmezsen bu olay hızla büyüyecek. Bu olayın altında kalırsın sayın Başbakan.
Bir an önce bu konuyu tatlıya bağla. Bir çözüm bulun. Olmazsa bu iş büyür ve altında bu iktidar kalır.

EYLEMİNİZ HERKESE ÖRNEK OLSUN
Tekel işçileri....Bu işi şu ana kadar çok iyi götürdünüz, bundan sonrada çok iyi götüreceksiniz.
Siz önce kendi aranızda bir birlik sağladınız. Kardeşlik nasıl olurmuş. Eylem içinde birlik bütünlük nasıl gerçekleşirmiş en güzel örneğini verdiniz.
Sadece kendi aranız birliği sağlamakla kalmadınız Türkiye’de işçi sorunlarının farkında olmayan pek çok insanın da sizin etrafında dayanışma göstermesini sağladınız. Herkese örnek oldunuz.
Bu eyleminiz herkese örnek olsun. Kimse bu işi daha fazla uzatmasın. Ailesinden kopup gelmiş kardeşlerimizi kimse daha fazla meşgul etmesin.
Hareketiniz içinde yer alan bu mücadelede yer alan herkese çok büyük saygı duyuyorum.
Emeğin alın terinin yok sayıldığı daima taviz verdiği haklarından mahrum bırakıldığı bu dönemi artık noktalayalım.
Biraz da milletin yüzü gülsün. Dilerim bu iktidar giderayak bu sorunu kendinden sonraya bırakmasın.

Sizlerle tam bir dayanışma içinde olduğumuzu arkadaşlarımızın sadece cop yiyerek değil, yerlere devrilerek değil sonuna kadar sizinle beraber olacağını bilmenizi istiyorum.
Buradan çıkıp CHP Genel Merkezine gidilmesine izin verilmeyeceği haberini kesinlikle kabul etmiyorum.
Türkiye’de hiçbir makamın Tekel işçisini CHP’ye gelmesini engellemeye hakkı ve yetkisi yoktur.









Baykal, TEKEL işçileriyle buluştu

Monday, December 14, 2009

Serengeti de bir belgeselin içinde yaşadık

2006’da erkek arkadaşımla Nepal’e gitmiş ve çok etkilenmiştik. O geziden sonra Türkiye’de çok popüler olmayan ve hakkında pek bir şey bilmediğimiz, bizim için bakir sayılabilecek, çevremizdekilerin görmediği ülkelere gitmeye karar verdik. “Keşfetmekten memnuniyet duyacağımız ülkeler” listesi yaptık. Listemizin en başında Tanzanya vardı. Geçen yılbaşında safari turuna gitmeye karar verdik. Zaten aralık ve ocak en iyi mevsimleri. Nişantaşı’ndaki fahri konsolosluktan 30 Dolar’a aynı gün vize alabiliyorsunuz. Gitmeden önce mutlaka tetanoz ve sarı humma aşısı yaptırmanız gerekiyor. Tanzanya’ya Dubai aktarmalı 15 saatlik bir uçuşla vardık. Eski başkent Dar es Salaam’dan iç hat uçuşuyla Arusha kentine gittik. Zaten bütün safari turlarının başlangıç noktası burası.ZÜRAFA GÖRDÜĞÜMDE SEVİNÇTEN AĞLADIMBu dönemin en büyük özelliği büyük hayvan sürülerinin göçüne tanık olmak. Göç mevsiminde safari yapmak benzersiz bir deneyim. Ufuk çizgisine doğru baktığınızda yüzlerce, binlerce hayvanın bir arada yürümesi şiirsel bir görüntü yaratıyor. Mesela o dev zürafaların incecik bacaklarıyla zarafet timsali gibi yürüyüşlerini gördüğümde mutluluktan ağlamak istedim. Vahşi hayvanların çoğu otçul olduğu için kuraklık başladığında Kenya’ya doğru ileriyorlar. Safaride amaç “Büyük Afrika Beşlisi”ni (fil, leopar, suaygırı, bufalo ve aslan) izlemek. Ciplerde özel rehber eşliğinde tur rotasını izliyorsunuz. Bu tur yaklaşık bir hafta sürüyor.Tur sırasında hayvanlar arasında dolaşırken araçtan inmek kesinlikle yasak, uzaktan fotoğraf çekebiliyorsunuz. Sadece yemek ve ihtiyaç için ayrılmış özel alanlarda iki kez mola veriyorsunuz. Vahşi Yaşam parkları saat 08.00-17.00 arası açık, hayvanlar geceleri avlandıkları için akşam ortalarda dolaşmak kesinlikle yasak. Aslında yırtıcı hayvanlar insan etine çok da bayılmıyor, kesinlikle ilk tercihleri değil. Ortada antilop filan yoksa insanlara saldırıyorlar. MACERAPEREST OLUYORSUNUZ Safari turları için uçak hariç 2000-8000 Euro arasında ücret ödeniyor. Tabii çok ultra lüks ve kişiye özel turlarla bu fiyatlar çok artıyor. Biz bu skalanın ortasında, ancak epeyce konforlu bir tur seçtik. Ahşap çadırların bazıları 5 yıldızlı otelleri aratmıyordu. Lüks sayılabilecek kamp alanlarına “lodge” deniliyor. Bazı yemekler gurme restoranlarla yarışır. Kamp alanlarında turistlerin kaldığı bölümler çok iyi aydınlatılıyor. Turumuzu özellikle çocuklu arkadaşlarıma anlata anlata bitiremedim. Ellerinde dürbünlerle hayvanları izleyen çocukları gördükçe içim gitti. Bu Dünyanın bizden başka canlılarla ve hayatlarla dolu olduğunu anlatmanın daha iyi bir yolu olamaz. Safari boyunca kendinizi maceraperest sanıyorsunuz. Zaman zaman kendimi bir belgeselin içinde buldum. Belgeselleri çekmek ve özel anlar yakalamak için ne kadar büyük bir çaba harcadıklarını daha iyi anladım. Turumuza Mayara Gölü’nden başladık. Burası sodalı bir göl, 400 kuş türü yaşıyor. Suyu çok yakıcı olduğu için insanlar giremiyor ama suaygırlarının neşesine diyecek yok. Daha sonra sık sık karşılacağımız bufalo, çita, antilop, benekli kirpi, akbaba, yabandomuzu, kertenkele, çakal, ceylan, zürafa, fil ve impalaları ilk kez burada gördük. EN ünlü VAHŞİ PARK Ngongoro’dan sonra Serengeti’ye vardık. Burası dünyanın en ünlü ve en eski vahşi yaşam alanlarından. “Dünyanın en büyük açık hava gösterisi” diyenler de var. Burası coğrafi olarak tabak gibi dümdüz ama sık sık dev kayalara rastlanıyor. Hayvanların çoğu bu kayaların gölgesinde ve kovuklarında yaşıyor. Vahşi yaşam parkları korucular tarafından korunuyor. Ayrıca hayvanları doğal ortamlarında besliyorlar. Serengeti’de gördüğümüz en etkileyeci manzaralardan biri şuydu: Bir bufalo sürüsünün peşine düşmüş Masai köylüleri. Köylüler bazen bu sürünün peşinde kilometrelerce yol gidiyor. Zaten parkta bir Masai köyü var. Yerliler günlük yaşamlarını sürdürüyorlar, bir yandan da turistik gösteriler yapıyorlar.Bir gece kamp alanında şarkılarını ve danslarını seyrettik ve çok etkilendik. Çok mutlu ve sempatikler. Swahili dilini konuşuyorlar. Müslüman, Hırıstiyan ve diğer dinlerin nüfus içindeki oranları yüzde 30’ları aşmıyor. Serengeti’den sonra genellikle Zanzibar’a geçiliyor. Ada, Tanzanya’nın en turistik bölgesi. Pudra gibi kumsallarıyla cennet gibi bir Tatil merkezi ve sualtı dünyası ilgi çekiyor. Safari turunun yorgunluğunu atmak için ideal bir yer bana kalırsa. ASLAN SAHİDEN ORMANIN KRALIYMIŞAslan başka hiçbir hayvana benzemiyor. Dişiler avlanıyor ve erkek ganimetin en güzel yerini yiyor. O 300 kiloluk cüsseleriyle inanılmaz bir zarafetle koşuyorlar. Aslanların çiftleşmesi çok ilginç, toplamda yedi gün sürdüğünü söylüyorlar. 60 saniyelik çiftleşme sonrası 20 dakika mola veriyorlar ve bu olay yedi gün boyunca tekrarlanıyor. Ve biz çok nadir rastlanan bu manzarayı izleme şansına sahip olduk. Erkek aslana neden ormanlar kralı dediklerini çok iyi anladım. O yelesi, o kükremesi çok etkileyici. Kimseyi umursamadan en yüksek kayanın tepesine kurularak yatıyor. Yolunun kenarından geçsen, tenezzül edip kafasını çevirmiyor. Vahşi hayvanlar arasında sadece çakallar gündüz avlanıyor. Bir çakalın bebek ceylanı kovalamasına şahit oldum. Anne ceylan zikzaklar çizerek araya girmeye çalıştı ama yavrusunu kurtaramadı. Çakal gözümüzün önünde bebek ceylanı çatır çatır yedi.
Serengeti’de bir belgeselin içinde yaşadık

2010 da onlarlayız

Miskin’in, Floşik’in, Fener’in, Dino’nun huyunu suyunu herkese anlatan ise yabancıları değil sahipleriydi. Hatta sahipleri onların fotoğrafını masa takviminde görüp, özelliklerini anlatabilmek için birbiriyle yarıştı.Sahiplerinin dilinden kedi ve köpeklerin anlatıldığı Giller’in 2010 masa takviminde yer almak isteyen hayvanseverler, yayınevine 1600 mail’de 4 bin kare fotoğraf gönderdiler. Sonuçta takvimde bazı kişilerin bir, bazılarının 5, 10, hatta daha fazla hayvanı sayfaları süsledi. Masa takvimlerinin yanı sıra kedi ve köpekseverler için hazırlanan aylık takvimlerde de 12 kedi ve 12 köpek takvim yıldızı oldu. Giller takvimleri ile öğrenci ajandaları, kitapçılarda satışa çıktı.Masa takvimlerinde sahipleri tarafından deşifre edilen bazısı sevimli, bazısı gururlu ama hepsi sahiplerinin bir tanesi kedi ve köpekler için yazılanlardan özetin özeti bir derleme yaptık. FilintaOğlum bize insan olmanın ağırlığını öğretti. 365 Gün projesi her an gözümün önünde olan oğlum Filinta için yaşama geçirilmiştir. (Emine YALÇIN/İSTANBUL)Miskin13 yaşında. Sakinliği miskinlikten değil bilgelikten. Çok şanslıyım, onunla büyüdüm. Koşulsuz sevgiyi ondan öğrendim. (Asuman KONUK/ANKARA)Zeyno Mart 2001 doğumludur ve isteklerini gerçekleştirmede tartışmasız bir uzmandır. Asla inatçı değil ama ikna kabiliyeti yüksek. (Murat SONLU/İSTANBUL) Fener14 yaşında. Sokakta bulduğumda 1 aylıktı, kaza geçirmişti. Şanslı olduğunu düşünmüştüm. Şimdi anlıyorum ki şanslı olan benim. (Pınar KIRATLI/ANKARA)BossYakışıklı ve karizmatik oğlum, ailemizin patronudur. Bir bakışta ilk gördüğü insanın dahi kalbini okur, notunu verir. Görgülü, efendi oğlum oturmayı, kalkmayı sofra adabını bilir (Şua KOCAMAN/İSTANBUL)DinoDino 2 yaşında erkek bir Amerikan Cocker. Evimizde kesinlikle sessizlik, sakinlik yok! Bir lokma yiyecekle en güzel ‘çak’ı yapıyor. Tenis kortunun dışına kaçan topları avlayıp eve getiriyor. (Sema ÖZPEKMEZCİ/İSTANBUL)FloşikHep kucak ister. Her zaman sevilecek ve göbeği kaşınacak. Kocaman bir kalp taşıyan minik güzelimiz! (Agnieszka ONUK/İSTANBUL)Boreas AteşBoreas, mitolojide Kuzey Rüzgarı Tanrısı, Şafak Tanrısı Eos’un oğlu demek. 26 Mart 2009 günü dünyaya geldi. Annesi Lola. (Esra AKEROĞLU/İSTANBUL)ŞurupKarşılaştığımızda 1.5 aylıktı. İnsanın içine işleyen mavi gözlerinin sevgi dolu bakışlarına aşık oldum, ayrılamadım. 3 yaşında. (Selda ÇETİN/İZMİR)Puky 14 Ağustos 2007 doğumlu Pug cinsi kızımız tanemizdir. Annecidir, anne delisidir. Annesi onun yanında asla başka bir canlıyı sevemez. (Arda ERCAN/KOCAELİ)
2010’da onlarlayız