Showing posts with label Komik. Show all posts
Showing posts with label Komik. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

2000 lerin en aptal ve komik gafları


Son 10 yılda basında yüzlerini en sık gördüğümüz insanların ettiği birbirinden Komik ve aptalca sözler. Bakın sahip oldukları konumlara rağmen genel kültürleri hakkında çok ciddi şüphe uyandıracak türden sözler eden ünlüler kendilerini nasıl komik durumlara düşürdüler?
İŞTE 2000'LERİN en büyük GAFLARI
2000'lerin en aptal ve komik gafları

2.5 yıl hapis için temziye gidiyor

Tekin, dün il başkanlığında düzenlediği toplantıda, basın mensuplarına Kadıköy Suadiye’de ruhsat verdiği sinemaya ait bilgi ve belgeleri gösterdi. Mahkemenin “Belediye encümenine ait ruhsat verme yetkisini, belediye encümenini by-pass ederek, mevzuata aykırı ruhsat verdiği” şeklindeki kararını bilirkişi raporuna dayandırdığını hatırlatan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verme belediye encümeninin yetkisinde değildir. Konuyu düzenleyen İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde ‘İş yeri ruhsatları, yetkili idarelerin en üst amiri veya görevlendireceği yetkili tarafından bu yönetmelikte öngörülen sürede imzalanır. Ruhsat için meclis veya encümen tarafından bir karar alınmaz’ der. Encümende olmayan yetkiyi tarafımdan by-pass ettiğim iddiası Komik, hukuksuz ve de maksatlıdır.”
2.5 yıl hapis için temziye gidiyor

Tuesday, December 29, 2009

Bu Honda çok farklı

Honda en son konsept otomobilini görücüye çıkarttı. Oldukça Komik bir isme sahip olan P-NUT ya da Personal-Neo Urban Transport küçük, şirin bir otomobil. Telaffuzu fıstık manasına geliyor.

Bu kompakt araç, hibrit sistemler ya da elektrik motoru kullanacak. Esas amacı şehiriçi yolculuk ve küçük boyutları hem trafiği, hem de park sorununu azaltmayı hedefliyor.

Bu otomobilin ilginç ve garip bir tasarımı var. Oka benziyor ve ön taraftaki büyük cam aynı zamanda bir Monitör görevi görüyor. Pilot kasklarındaki "Heads-up display" buna en iyi örnek. Bu füturistik aracın ticari olarak piyasaya çıkması beklenmiyor. Ancak konsept araçlar gelecek nesil otomobillerin tasarımında önemli bir yer tutuyor.

Aracın detaylı görsellerini galerimizde bulabilirsiniz...
Bu Honda çok farklı

SEVİŞMENİN ZORLUĞU YOK

Berrak Tüzünataç Instyle dergisine konuştu: Benim gibi yeni yüzler sorumluluk gerektiren rolleri üstlenmeye başladı. Bizim jenerasyonumuz sevişme sahnelerinin konuşulmasını mesleğe saygısızlık olarak görüyor.



Genç oyuncu Berrak Tüzünataç, 22 Ocak’ta vizyona girecek Ejder Kapanı filminde Kenan İmirzalıoğlu ile olan sevişme sahnelerinden, Nejat İşler ile ilişkisine kadar her şeyi anlattı: Berrak Tüzünataç



- Kenan İmirzalıoğlu ile sevişme sahnesi aslında benim Kıskanmak filminde de tecrübe ettiğim bir tür. Ve onu da filmin herhangi bir bölümü gibi düşünmek zorundayız. Bana göre artı bir zorluğu yok. Ve olmamalı da. Zaten senaryoyu okuduğumuz andan itibaren bunu biliyoruz ve kendimizi hazırlıyoruz. Herhangi bir Sahne nasıl bir oyunculuk performansıysa sevişmeler de oyunculuk performansları.



- Benim gibi yeni yüzler Sinema filmlerinde biraz daha fazla sorumluluk gerektiren roller üstlenmeye başladılar. Herkes adına konuşamam ama bizim jenerasyonumuz bu tarz kaygıları Komik buluyor ve mesleğe saygısızlık olarak görüyor. Sevişme sahneleri benim içinde yer almak istediğim bir projeden ya da birlikte çalışmak istediğim bir yönetmenden vazgeçme sebebim olabilecek kadar önemli bir şey değil. Tabii ki çok rahat bir şey değil ama işin bir parçası. Bu kolay bir iş değil zaten. İnsan setlerde fiziksel olarak da ruhsal olarak da sınanıyor. Bu sınamadan Mazoşist şekilde keyif alanlar kalıyor bu meslekte.



- Nejat birlikte çalışmak isteyebileceğim bir oyuncu. Daha önce hiç birlikte olduğum biriyle aynı sette bulunmadım. Şimdi sevgilimi methediyor durumuna düşmeyeyim ama Nejat’la çalışmayı isterim.


SEVİŞMENİN ZORLUĞU YOK

AŞK BİR HASTALIK MI?

Marie Claire



Psikoanalist Freud'a yakıştırılan bir söz var; "Aşk geçici bir cinnet." Geçiciliği ne kadar teselli verir bilemem ancak aşkı hastalık tanımına uyduran bir yanı da istem dışı gelmesi ve istem dışı gitmesidir.



Aşkın kontrol edilemezliği, uslanmazlığı ile 'deli gönül' tedavi kabul etmez. Ancak hayatın ve soyumuzun sürmesi de Aşk hastalığının yaygınlığı ve geçiciliği ölçüsünde mümkün olur.



Prof. Dr. Yankı Yazgan



Psikiyatr


AŞK BİR HASTALIK MI?

Friday, December 25, 2009

ARTIK BOŞANMAKTA EĞLENCELİ

Boşanıyor musunuz? Arkadaşlarınızı davet edin, onlara biraz boşanma pastası ikram edin. Boşanma pastaları yeni gelişen bir endüstri. Buna rağmen oldukça popüler. Yeni bekarların partilerinde sık sık rastlanan bu pastalar ortamı biraz yumuşatmak için birebir.



Boşanma pastalarının başlıca malzemesi mizah. Pastaların birinde gelin bir Dizi pastanın üstüne tırmanmaya çalışırken onu bir tekmeyle aşağıya düşüren damadı görüyoruz. Bir başkasında ise gelini elinde damadın kafası ve bir bıçakla çizmişler. Damadın ise boynundan aşağıya bir kan gölü akıyor. Pastalarda genellikle şiddet hakim ama eğlenceli bir şekilde.



Britanyalı pasta üreticisi Fay Miller, Daily Mail'le yaptığı röportajda insanların karşılıklı ilişki içinde oldukları ve boşanmayı Komik bir dille anlatan, bu şekilde ortamı yumuşatan pastalar yaratmaya çalıştığını söylüyor.


ARTIK BOŞANMAKTA EĞLENCELİ

Monday, December 14, 2009

Mardinli İbrahim Amerikalı Jessica


Mardinli İbrahim ve Colorado'lu Jessica'nın aşkını anlatan film, Kürt açılımı ve Amerika'nın Ortadoğu politikasına da göndermelerle dolu.
“Ay Lav Yu” ne anlatıyor?- Film, Güneydoğu’daki Tinne adlı köyde geçiyor. Tinne, Kürtçe’de “yok” demek. Köyü köy yapma derdinde olan Yusuf Ağa, devlete durmadan mektup yazıyor, “gelin, bizi görün” diyor. Köye bir gün İbrahim çıkageliyor. İbrahim bebekken bir Fakülte avlusuna bırakılmış ve bir Süryani papazı tarafından büyütülmüş, okuyup, adam olmuş.
Tinne’nin umudu olan ıbrahim köye geliyor ve Jessica adlı Amerikalı kıza aşık olduğunu söylüyor. Sonrasında iki kültür arasındaki çatışma ve o çatışmanın getirdiği Komik olaylar başlıyor.
“Ay Lav Yu”, tek bir cümleyle özetlersek, ne diyor?- Colorado’lu bir anne ile Kürt bir anne arasında hiçbir fark yoktur diyor. Aşk aşktır ve her yerde yazıldığı gibi okunur diyor. Başında siyasiler olmayınca, insan insana kalınca doğu ve batı birbirini sever diyor.
BÜYÜK ŞEHİRDE AYDIN OLMAK KOLAY İŞ
“Ay Lav Yu”, Kürt açılımını destekleyen bir Film mi?- Evet, kesinlikle. Ama Kürt açılımı politikasının altında ne olduğunu henüz kimse bilmiyor. Barıştan yana bir şeyse eğer, körükle üzerine gidiyor bu film. Ben bunu aydın olmanın gerekliliği olarak da görüyorum. Büyük şehirde, lüks lambalar, binlerce avizenin altında aydın olmak rahat iştir. Zaten her taraf aydınlıktır. Önemli olan hâlâ aydınlanamayan o karanlık yerlere ışığı götürebilmektir.
Film ne kadar demokratik? - Filmin en önemli özelliği, son derece demokratik olması. Hatta Amerika’yı bile eleştirdiği oluyor. Özellikle de George Bush’u.
Bush’u nasıl eleştirdin?- Bush, savaşmanın vatan sevgisi olduğunu düşünüyor. Vatan sevgisi için Irak’a saldırdığını söylüyor. Biz de hiçbir sevginin, birinin ölümü üzerine kurulamayacağını söylüyoruz.
15’İME KADAR ADIMI SÖYLEMEYE KORKTUM
Neden Kürt erkeği ve Amerikan kızı arasındaki aşk?- Evrensel olmak adına. Kürtler ve Amerikalılar üzerinden genel bir barış göndermesi yapmak istedim. Aşkta, ırkın önemi yoktur çünkü.
Ciddi mesajlar veren bir filmin Komedi olması nasıl algılanacak?- Cümlesi olan komedi, Dünyanın en güçlü silahıdır. Antik Yunan’dan bu yana iktidara muhalefet etmeye sadece soytarılar cesaret edebildi.
Ama bir sürü insanın da başı gitti. Hacivat ve Karagöz mesela...- Bu yolda başımız gidecekse gitsin. Gülerek ölelim.
Var mı endişelerin?- Rahatsız olan muhakkak olur, olsun da isterim zaten. Benim bakış açımdan bakarsak olaya, ben 15 yaşıma kadar, kürtçe olduğu için ismimi söyleyemedim. Kürtçe yasaktı o zaman. Sorduklarında Arapça, Farsça deyip geçiştiriyordum. Bu ülkede özgürlükler adına pek çok şey için geç kalındı.
Senaryoyu yazdığında Kürt açılımı gündemde miydi?- Bu senaryoyu 2004’te yazdım. Açılım yoktu o zaman ama benim ailemde 30 yıldır Kürt açılımı var. Güneydoğu’da yaşayan bütün aileler, “Biz de dilimizi konuşabilsek, çocuğumuza özgürce isim koyabilsek” demiştir. Niye özgürlüklerimizi kısıtlıyorlar, anlayamıyorum.
Filmin Kürtler’le ilgili eleştirileri var mı?- Evet. Çünkü Güneydoğu’da açılımı desteklemeyenler var. Çünkü açılım olunca barış olacak, savaştan beslenenler aç kalacak. Suç bir sektördür. Dünyada bu kadar suç olmasaydı, hukukçular, polisler aç kalırdı. Suçtan beslenen bir dünya üzerinde yaşıyoruz.
SEVİŞME SAHNEMİZDE YASTIK KULLANMADIK
Basında öpüşme sahneleri ‘8 saat rekoru’yla ön plana çıktı...- 8 saat boyunca nefes almadan öpüşmedik tabii. Gerçekten o günkü çekim 8 saatten uzun sürdü. Çift kamera çektim ben filmi. Web cam’ler kullandım. Bunlar çok teknolojik aletler ama doğaya o kadar direnemiyorlar. Saatlerce kameralarım bozuldu, patladı. Buzhane gibi bir mağara vardı, oraya sokup dinlendirdik kameraları. Bu nedenle belki 15-20 kere tekrarlayıp, sürekli öpüştük. Ve her öpüşmemizde makyajla uğraştım. Yaşımı indirmek için sakalımı siyaha boyamıştım çünkü.
Çok yaşlısın ya! - İbrahim 30 yaşında, ben 35 o yüzden. O sahnelerde aramıza yastık falan koymadık! (Gülüyor) Zaten pantolonumuz vardı üstümüzde. Dişlerimizi de fırçaladık.
Film duyurularının bu tip sahnelerle olmasına ne diyorsun?- Çok doğal... Herkes sevişen ya da kavga eden iki insana bakar. Ve bütün dramalar da, Haber programları da bunun üzerine kuruludur. şurada normal yürüyen insana bakmazsın, öpüşen bir çifte bakarsın ama.
KADIN GÖZÜ MOR GELDİ MEĞER KOCASI DÖVMÜŞ
Çekimleri anlatsana biraz...- Çok zorlandım. 96 saat uyumadığımı bilirim. ıki kez hastaneye kaldırıldım. Sakinleştiricilerle ayakta kaldım.
Kim üzdü seni o kadar?- Köylüler mahvetti beni. Genel planı çekiyorum, yakın plana geçmeden önce yemek arası veriyoruz mesela. Bir bakıyorum kadının gözü mor, kocası dövmüş filmde oynadı diye. Adama “amca lafını söyle” diyorum, “önce dişimi yaptır” diyor.
Nerede bu köy?- Midyat’a çok yakın olan bir Batman köyü. Adı Derikfan.
Orada gala yaparsın herhalde?- Midyat’ta salonlara bakmam lazım ama Mardin’de yapacağım.
Filmin Amerikalı oyuncusu Steven Guttengerg, “Ay Lav Yu’nun Oscar’da şansı büyük olur” diyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?- Bu, Amerika’nın ilgisini çekecek bir film. 11 Eylül saldırılarına, George Bush’a gönderme var, Usama Bin Ladin var. 11 Eylül’den sonra Amerika ve Ortadoğu’yu bir araya getiren film çıkmadı. Bu açıdan ilginç. “Ay Lav Yu”, seçilir ve Türkiye adına Oscar’da yarışırsa, şansı büyük olur.
TERÖRÜ ANLATAN BİR FİLM ÇEKECEĞİM
Az önce “Nefes filmi çok sahici ama keşke öbür tarafı biraz daha anlatsaydı, daha cesur olsaydı” dedin... - Bir gün örgüt filmi yapacağım. Bu, IRA ya da El Kaide olmaz. Ama bir örgüt üzerine bir şey yapmak istiyorum. Terörizmi insanın aklı almıyor. Adolf Hitler’i de merak etmişimdir hep. O intihar ettiğinde ardından 2 milyon Alman kafasına sıktı. Bu nasıl bir ikna yolu ve etkileşim, bir gün araştırmak istiyorum.
CAHİT BERKAY’I AĞACA ÇIKARTTIM
Filminde Kürt ozanlardan, yani dengbejlerden oluşan bir koro varmış. Filmi onlar mı anlatıyor?- Dengbejler, bir Türk filminde benim bildiğim kadarıyla ilk defa kullanıldı. Güneydoğu’da sesi güzel olan insanlar ellerine tefe benzer bir çalgı olan erbanileri alıp, kendileri bir melodi uydurarak, bir konu başlığı altında hikayeler anlatır, türküler söylerler. Kürt rap’i gibi bir şey. “Ay Lav Yu”da bunlar dört ayrı yerde kameraya bakarak filmi anlatıyor. “Kâr etmez ah binse de küplere, Mr. and Mrs. Brown go to Tinne” diye bir şarkıları var. Dengbejleri Mazlum Çimen, Cahit Berkay ve Cem Yıldız oynadı. Cem Yıldız aynı zamanda filmin müziklerini yaptı. Cahit Berkay’ı ağaca bile çıkarttı, bel ağrısı çekti günlerce. Kamyonun kasasına, tanka bindirdim...

Mardinli İbrahim Amerikalı Jessica

Thursday, December 10, 2009

Denize tişörtle mi girecektim

'Canım Ailem'in 'Meliha'sı Şebnem Bozoklu, geçtiğimiz yaz Bodrum'da çekilen bikinili fotoğraflarını altı ay sonra şöyle yorumladı:



"Bence yazın bikiniyle denize girmek son derece normal bir şey. Tişörtle girsem belki anormal olurdu... Asıl Komik olan; bikinili fotoğrafımı çekmek için yüksek bir yere çıkıp bekleyen kişinin çabasıydı! Ben neden utanayım ki?"



FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Denize tişörtle mi girecektim