Showing posts with label kürtçe. Show all posts
Showing posts with label kürtçe. Show all posts

Saturday, December 19, 2009

Bağış dan CHP ye: Anayasa taslağını siz hazırlayın


Konya'da Şeb-i Arus törenlerine katılan ve 27 AB ülkesinin büyükelçileriyle bir araya gelen Bağış, Ankara'ya dönüşünde yaptığı açıklamada, “demokratik açılımın sonu nereye varacak” diye kendisine sorulduğunu, kendisinin de Almanya, Hollanda, İspanya'da halkların ne hakkı varsa, Türkiye'deki bütün vatandaşların da etnik kökenine, dini inancına, siyasi tercihine bakılmaksızın aynı hakka sahip olduğunu bilmek gerektiğini söyledi.
“Demokratik açılımın gideceği nokta budur. Ne fazlası ne eksiği” diyen Bağış, Türkiye'de bir dönem insanların çocuklarına istedikleri isimleri veremediğini belirterek, şunları söyledi:“Türkiye'nin şu an geldiği nokta, 'mükemmel' demiyorum ama dönüp baktığımızda çok önemli adımlar attık. Bundan sonraki dönemde çare sokaklarda ve şiddette değil, çare Mecliste ve reform sürecindedir. AB sürecinde çok farklı düşünen, farklı endişe ve beklentileri olanların ortak bir paydada görüşebileceğini görüyoruz. O çerçevede ben bütün vatandaşlarımızın çok ciddi bir duyarlılık içinde, bizi birbirimize düşürmeye çalışanların çabalarına destek vermeyecekleri şekilde, birbirimizi daha iyi anlayıp empati kurabilmemiz için bu milli birlik ve beraberlik projesini çok önemsiyorum.”
AB büyükelçilerinin de “demokratik açılım” projesini önemsediğini dile getirdiğini bildiren Bağış, Mevlana'nın bundan yüzyıllar evvel “ne olursan ol yine gel, niye bu kavga niye bu gürültü, biz birleştiğimiz zaman engin deniz oluruz, tek başımıza bir tane” diyerek AB'nin felsefesini aslında çok önceden yazmış olduğunu kaydetti.
Bağış, demokratik açılımın bir birlik beraberlik projesi olduğunu, kimilerinin gösterdiği gibi ayrıştırma projesi olmadığını dile getirdi.DTP'NİN KAPATILMASIBaşmüzakereci Bağış, parti kapatmayla ilgili AB standartlarında ve Venedik Kriterleri çerçevesinde hareket etme isteğinin halen mevcut olduğunu belirterek, Türkiye'nin artık bu süreçleri yaşamaması gerektiğini ifade etti.“Bugünkü Anayasa ile AB'ye üye olmak hayaldir” görüşünü dile getiren Bağış, Türkiye'nin AB standartlarında çağdaş, demokratik bir anayasaya kavuşması gerektiğini vurguladı.
Mevlana'nın 736. Vuslat yıl dönümünde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile yan yana semazenleri izlediğini hatırlatan Bağış, Baykal'a, “Sizin hazırlayacağınız bir anayasa taslağı üzerinden gidelim ama gelin birlikte Türkiye'nin önünü açalım. 2010 seçimsiz bir yıl olacak. Sizin 2002 ve 2005 arasında ortaya koyduğunuz bir kararlılık vardı AB sürecinde. Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesinde öncü olmanızı önemseriz” dediğini anlattı.Bağış, 2010'da Türkiye'ye yakışır bir anayasa ve reformlara kavuşmayı umut ettiğini dile getirdi.
Parti kapatmalara ilişkin AB büyükelçilerinin değerlendirmesinin sorulması üzerine, “AB'de de partiler kapatılıyor. Partilerin terörle, şiddetle bağlantılı olması Avrupa'da da partilerin kapatılması için yeterli sebeptir. Benim ve partimin düşüncesi, partileri kapatmaktansa bu konulara bulaşmış bireyleri cezalandırmak daha mantıklı. Bu çerçevede büyükelçilerin de benzer yaklaşımları olduğunu gördük. Onlar da parti kapatılmasına çok sıcak bakmamakla beraber, şiddete, teröre bir şekilde bulaşmış bireylerin cezalandırılmasının haklı olacağını söylüyorlar” diye konuştu.
DTP'li milletvekillerine de çağrıda bulunan Bağış, demokratik platformu değerlendirmeleri, temsil ettikleri illerin sorunlarını ve kendilerine oy vermiş insanların hassasiyetlerini dile getirecekleri en doğru platformun TBMM Genel Kurulu olduğunu söyledi.ÇEVRE FASLI AÇILACAKBağış, 21 Aralık Pazartesi günü AB müzakerelerinde çevre faslının açılacağını bildirerek, AB sürecinde 8 fasılla ilgili alınmış konsey kararı olduğunu ancak diğer 5 fasılla ilgili alınmış bir karar olmadığını kaydetti.
Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı'nın yaptığı açıklamanın kendi iç siyasetine yönelik olduğunun altını çizen Bağış, “O fasıllarla ilgili çalışmaları sürdürüyoruz. Ülkelerde bu konudaki çalışmalarımızı önemsiyorlar. Çabalarımızı fasıl açıp kapatmak için yapmıyoruz. Önemli olan fasıl sayısı değildir, yapılan reformlardır” değerlendirmesinde bulundu.
Eski devlet bakanlarından Şerafettin Elçi'nin kendisine “Evladım, ben bakanken 'Türkiye'de Kürtler vardı, ben de onlardan biriyim' dediğim için iki buçuk yıl hapiste yattım. Siz 24 saat kürtçe yayın yapan bir Televizyon kanalı açtınız. Fasıl açılsa ne olur açılmasa ne olur” dediğini anlatan Bağış, çevre faslının açılmasıyla Türkiye'de havanın daha temiz olmasının sağlanacağını, Borçlar Kanunu, Sendika Yasası, Türk Ticaret Kanunu, bağımsız bir insan hakları başkanlığının kurulması, kamu denetçiliğinin oturtulması gibi süreci yürüteceklerini ve bunların Türkiye'nin standartlarını yükselteceğini ifade etti.AB SÜRECİ VE DERVİŞİN SABRIKonuşmasında, Mevlana'nın pergel teorisinden bahseden Bağış, bunu yapmaya çalışan bir iktidarın olduğunu söyledi.Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın Şeb-i Arus törenlerinde kendisine, “Bu dervişlerin sabrını AB büyükelçileri görünce 'biz bu Türkleri 40 yıl daha bekletsek de sabrederler' demişlerdir” dediğini söyleyen Bağış, ya AB işini zorlaştıracaklarını ya da “ne kadar zorluk çıkartırsak çıkartalım Türklerin sabrıyla baş edemeyiz” deyip Türkiye'nin üyeliğinin önünü açacaklarını belirtti.
Türkiye'deki ve dışarıdaki direnç odaklarının Türkiye'ye havlu attıramayacağını ifade eden Bağış, Konya'da bunu tüm AB büyükelçilerine gösterdiklerini söyledi.Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinde (ABGS) sınavı kazanan Ermeni kökenli Türk vatandaşıyla ilgili soruya ise Bağış, “Başvuran kişilerin ne dini inancı, ne etnik kökeni ne siyasi tercihleri ne de Futbol takımı tercihleri bizi ilgilendiriyor. Bunun Türkiye'de reform olarak algılanması bile düşündürücüdür. Çünkü bizim Anayasamız her vatandaşın eşit olduğunu söyler ama son 50 yıldır ilk Ermeni'nin kamuya alınmasını ABGS yönetimi olarak bizler başardıysak, ne mutlu bize ama bu aynı zamanda da düşündürücüdür. Bu dönemlerin geride kaldığı bir Türkiye hazırlıyoruz” yanıtını verdi.
Bağış'dan CHP'ye: Anayasa taslağını siz hazırlayın

Monday, December 14, 2009

Mardinli İbrahim Amerikalı Jessica


Mardinli İbrahim ve Colorado'lu Jessica'nın aşkını anlatan film, Kürt açılımı ve Amerika'nın Ortadoğu politikasına da göndermelerle dolu.
“Ay Lav Yu” ne anlatıyor?- Film, Güneydoğu’daki Tinne adlı köyde geçiyor. Tinne, Kürtçe’de “yok” demek. Köyü köy yapma derdinde olan Yusuf Ağa, devlete durmadan mektup yazıyor, “gelin, bizi görün” diyor. Köye bir gün İbrahim çıkageliyor. İbrahim bebekken bir Fakülte avlusuna bırakılmış ve bir Süryani papazı tarafından büyütülmüş, okuyup, adam olmuş.
Tinne’nin umudu olan ıbrahim köye geliyor ve Jessica adlı Amerikalı kıza aşık olduğunu söylüyor. Sonrasında iki kültür arasındaki çatışma ve o çatışmanın getirdiği Komik olaylar başlıyor.
“Ay Lav Yu”, tek bir cümleyle özetlersek, ne diyor?- Colorado’lu bir anne ile Kürt bir anne arasında hiçbir fark yoktur diyor. Aşk aşktır ve her yerde yazıldığı gibi okunur diyor. Başında siyasiler olmayınca, insan insana kalınca doğu ve batı birbirini sever diyor.
BÜYÜK ŞEHİRDE AYDIN OLMAK KOLAY İŞ
“Ay Lav Yu”, Kürt açılımını destekleyen bir Film mi?- Evet, kesinlikle. Ama Kürt açılımı politikasının altında ne olduğunu henüz kimse bilmiyor. Barıştan yana bir şeyse eğer, körükle üzerine gidiyor bu film. Ben bunu aydın olmanın gerekliliği olarak da görüyorum. Büyük şehirde, lüks lambalar, binlerce avizenin altında aydın olmak rahat iştir. Zaten her taraf aydınlıktır. Önemli olan hâlâ aydınlanamayan o karanlık yerlere ışığı götürebilmektir.
Film ne kadar demokratik? - Filmin en önemli özelliği, son derece demokratik olması. Hatta Amerika’yı bile eleştirdiği oluyor. Özellikle de George Bush’u.
Bush’u nasıl eleştirdin?- Bush, savaşmanın vatan sevgisi olduğunu düşünüyor. Vatan sevgisi için Irak’a saldırdığını söylüyor. Biz de hiçbir sevginin, birinin ölümü üzerine kurulamayacağını söylüyoruz.
15’İME KADAR ADIMI SÖYLEMEYE KORKTUM
Neden Kürt erkeği ve Amerikan kızı arasındaki aşk?- Evrensel olmak adına. Kürtler ve Amerikalılar üzerinden genel bir barış göndermesi yapmak istedim. Aşkta, ırkın önemi yoktur çünkü.
Ciddi mesajlar veren bir filmin Komedi olması nasıl algılanacak?- Cümlesi olan komedi, Dünyanın en güçlü silahıdır. Antik Yunan’dan bu yana iktidara muhalefet etmeye sadece soytarılar cesaret edebildi.
Ama bir sürü insanın da başı gitti. Hacivat ve Karagöz mesela...- Bu yolda başımız gidecekse gitsin. Gülerek ölelim.
Var mı endişelerin?- Rahatsız olan muhakkak olur, olsun da isterim zaten. Benim bakış açımdan bakarsak olaya, ben 15 yaşıma kadar, kürtçe olduğu için ismimi söyleyemedim. Kürtçe yasaktı o zaman. Sorduklarında Arapça, Farsça deyip geçiştiriyordum. Bu ülkede özgürlükler adına pek çok şey için geç kalındı.
Senaryoyu yazdığında Kürt açılımı gündemde miydi?- Bu senaryoyu 2004’te yazdım. Açılım yoktu o zaman ama benim ailemde 30 yıldır Kürt açılımı var. Güneydoğu’da yaşayan bütün aileler, “Biz de dilimizi konuşabilsek, çocuğumuza özgürce isim koyabilsek” demiştir. Niye özgürlüklerimizi kısıtlıyorlar, anlayamıyorum.
Filmin Kürtler’le ilgili eleştirileri var mı?- Evet. Çünkü Güneydoğu’da açılımı desteklemeyenler var. Çünkü açılım olunca barış olacak, savaştan beslenenler aç kalacak. Suç bir sektördür. Dünyada bu kadar suç olmasaydı, hukukçular, polisler aç kalırdı. Suçtan beslenen bir dünya üzerinde yaşıyoruz.
SEVİŞME SAHNEMİZDE YASTIK KULLANMADIK
Basında öpüşme sahneleri ‘8 saat rekoru’yla ön plana çıktı...- 8 saat boyunca nefes almadan öpüşmedik tabii. Gerçekten o günkü çekim 8 saatten uzun sürdü. Çift kamera çektim ben filmi. Web cam’ler kullandım. Bunlar çok teknolojik aletler ama doğaya o kadar direnemiyorlar. Saatlerce kameralarım bozuldu, patladı. Buzhane gibi bir mağara vardı, oraya sokup dinlendirdik kameraları. Bu nedenle belki 15-20 kere tekrarlayıp, sürekli öpüştük. Ve her öpüşmemizde makyajla uğraştım. Yaşımı indirmek için sakalımı siyaha boyamıştım çünkü.
Çok yaşlısın ya! - İbrahim 30 yaşında, ben 35 o yüzden. O sahnelerde aramıza yastık falan koymadık! (Gülüyor) Zaten pantolonumuz vardı üstümüzde. Dişlerimizi de fırçaladık.
Film duyurularının bu tip sahnelerle olmasına ne diyorsun?- Çok doğal... Herkes sevişen ya da kavga eden iki insana bakar. Ve bütün dramalar da, Haber programları da bunun üzerine kuruludur. şurada normal yürüyen insana bakmazsın, öpüşen bir çifte bakarsın ama.
KADIN GÖZÜ MOR GELDİ MEĞER KOCASI DÖVMÜŞ
Çekimleri anlatsana biraz...- Çok zorlandım. 96 saat uyumadığımı bilirim. ıki kez hastaneye kaldırıldım. Sakinleştiricilerle ayakta kaldım.
Kim üzdü seni o kadar?- Köylüler mahvetti beni. Genel planı çekiyorum, yakın plana geçmeden önce yemek arası veriyoruz mesela. Bir bakıyorum kadının gözü mor, kocası dövmüş filmde oynadı diye. Adama “amca lafını söyle” diyorum, “önce dişimi yaptır” diyor.
Nerede bu köy?- Midyat’a çok yakın olan bir Batman köyü. Adı Derikfan.
Orada gala yaparsın herhalde?- Midyat’ta salonlara bakmam lazım ama Mardin’de yapacağım.
Filmin Amerikalı oyuncusu Steven Guttengerg, “Ay Lav Yu’nun Oscar’da şansı büyük olur” diyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?- Bu, Amerika’nın ilgisini çekecek bir film. 11 Eylül saldırılarına, George Bush’a gönderme var, Usama Bin Ladin var. 11 Eylül’den sonra Amerika ve Ortadoğu’yu bir araya getiren film çıkmadı. Bu açıdan ilginç. “Ay Lav Yu”, seçilir ve Türkiye adına Oscar’da yarışırsa, şansı büyük olur.
TERÖRÜ ANLATAN BİR FİLM ÇEKECEĞİM
Az önce “Nefes filmi çok sahici ama keşke öbür tarafı biraz daha anlatsaydı, daha cesur olsaydı” dedin... - Bir gün örgüt filmi yapacağım. Bu, IRA ya da El Kaide olmaz. Ama bir örgüt üzerine bir şey yapmak istiyorum. Terörizmi insanın aklı almıyor. Adolf Hitler’i de merak etmişimdir hep. O intihar ettiğinde ardından 2 milyon Alman kafasına sıktı. Bu nasıl bir ikna yolu ve etkileşim, bir gün araştırmak istiyorum.
CAHİT BERKAY’I AĞACA ÇIKARTTIM
Filminde Kürt ozanlardan, yani dengbejlerden oluşan bir koro varmış. Filmi onlar mı anlatıyor?- Dengbejler, bir Türk filminde benim bildiğim kadarıyla ilk defa kullanıldı. Güneydoğu’da sesi güzel olan insanlar ellerine tefe benzer bir çalgı olan erbanileri alıp, kendileri bir melodi uydurarak, bir konu başlığı altında hikayeler anlatır, türküler söylerler. Kürt rap’i gibi bir şey. “Ay Lav Yu”da bunlar dört ayrı yerde kameraya bakarak filmi anlatıyor. “Kâr etmez ah binse de küplere, Mr. and Mrs. Brown go to Tinne” diye bir şarkıları var. Dengbejleri Mazlum Çimen, Cahit Berkay ve Cem Yıldız oynadı. Cem Yıldız aynı zamanda filmin müziklerini yaptı. Cahit Berkay’ı ağaca bile çıkarttı, bel ağrısı çekti günlerce. Kamyonun kasasına, tanka bindirdim...

Mardinli İbrahim Amerikalı Jessica

Dolapdere savaşı


İSTANBUL'DA SİLAHLAR ÇEKİLDİ - FOTO GALERİ
BEYOĞLU'NDAKİ OLAYLAR / WEB TV
MERSİN DE KARIŞTI
Bölücü örgüt lideri lehine kürtçe slogan atan topluluk adına DTP İstanbul İl Eşbaşkanı Mustafa Avcı konuşma yaptı. Açıklamanın ardından yüzleri maskeli 200 kişi, önce sokaktaki çöp konteynerlarını devirdi. Daha sonra Dolapdere yönüne ilerleyerek ellerindeki taş ve molotofkokteyllerini evlere, işyerlerine ve araçlara attılar. Dilbaz Sokak’ta penceresinde Türk bayrağı olan Kemalpaşalılar Kahvehanesi’nin camlarını indiren topluluk, sokaktaki park halindeki 8 otomobile büyük hasar verdi. Çevreye ve mallarına zarar verildiğini gören sokak sakinleri tabancalarına davrandı. Bazıları ellerine geçirdikleri balta, beyzbol sopası, döner bıçakları ile “Ya Allah”, “Hepimiz Mehmediz, PKK´ya Yeteriz” diye bağırarak göstericileri kovaladı. Tazyikli su kullanarak protestoculara müdahale eden polis, semt pazarı kurulduğu için biber gazı kullanmadı. Vatandaşı sakinleştiren polis, göstericilerin gözden kaybolmasından sonra da çevrede Güvenlik önlemini sürdürdü.AFP’nin gözüyleFRANSIZ Haber ajansı AFP “Bir Türk milliyetçisi, Kürt eylemcilerle çatışmalar sırasında tabancasını ateşliyor” resimaltı bilgisiyle olayları dünyaya duyurdu.
Dolapdere savaşı

İki ustadan bağlama metodu

Ercan SAATÇİARİF Sağ ve Erdal Erzincan iki ciltik “Bağlama Metodu” hazırlamışlar. Fakat Bağlama metodu deyip geçmeyin, bildiğiniz “enstruman öğretme” amaçlı metodlardan öte, gelecek nesillere bağlama kültürünü en detaylı şekilde aktaracak bir hazine. 10 yılı aşkın bir sürede hazırlanmış bu iki ciltlik dev eser hem ingilizce hem de Türkçe dillerinde. Metoda biraz göz atınca, dünyada yayınlanan diğer enstruman metodlarından hiç bir farkı olmadığını ve hatta çok daha kaliteli bir şekilde işlendiğine tanık oluyorsunuz. Bir örnek vermem gerekirse, bu metodla bağlama öğrenmek isteyen biri, mesela Ertuğrul Özkök bile üç ay içersinde bağlamanın tellerini tıngırdatmayı başarabilir.Caz metodu gibiDünyanın en iyi Müzik akademisi olarak kabul edilen Berklee’de yayınlanan metodlardan eksiği yok fazlası var desem abartmış olmam... Her cazcının kutsal kitabı nasıl Berklee profesörü John LaPorta’nın “A Guide to jazz Improvisation ? 1968” isimli metodu ise bağlama ve Türk Halk Müziği için Arif Sağ ve Erdal Erzincan’ın metodu aynı değer ve önemdedir.Zengin bir enstrümanÖnsözde ustaların belirttiği gibi, son derece zengin bir enstruman olan bağlamanın özgünlüğünün tek bir kitapta toplanması, farklı düzen ve icra türlerinin çeşitliliği bakımından imkansız. Ama Arif Sağ ve Erdal Erzincanlı, iki ciltlik “Bağlama Metodu”nun, bu özgünlüğü ve zenginliği anlatmaya giden yolun sadece başı olduğunu belirtiyor. Bu da bizlere, bağlama ve Türk Halk Müziği konusunda aynı değerde eserlere kavuşmaya devam edeceğimiz müjdesini veriyor.KONSERSarıkamış ağıtlarıSARIKAMIŞ harekatında donarak yaşamlarını yitiren 90 bin askerimiz için 95 yıl önce 5 dilde yakılan ağıtlar “Sarıkamış Kahramanlarının Türküsü”nde ilk kez bir arada seslendirilecek. Prof. Dr. Bingür Sönmez Recep Ergül’ün ortak projesi olan gecede, Sarıkamış Şehitleri üstüne söylenmiş Türkçe, Çerkesce, Gürcüce, Lazca ve kürtçe ağıtlar seslendirilecek. Gecede İzzet Altınmeşe, Tayfun Talipoğlu, Cavit Murtezaoğlu, Bayar Şahin, Muammer Ketencoğlu, Havva Karadaş ve Doğan Özden 5 dilde yakılan ağıtları yorumlayacaklar. Bugün Cemal Reşit Rey konser Salonu’nda saat 19.00’da başlayacak.OPERAAşk-ı Memnu sahnedeHALİD Ziya Uşaklıgil’in aynı adlı romanından hareketle Selman Ada’nın bestelediği ve Tarık Günersel’in librettosunu yazdığı Aşk-ı Memnu İzmir’de sahneleniyor. 1900 yılında ilk basımı gerçekleşen Aşk-ı Memnu romanının yüzüncü yılında (2000 yılında) Opera olarak yazılan eser, dünyada ilk kez 23 Ocak 2003 tarihinde Mersin’de sahnelendi. Aşk-ı Memnu operası bugün ve 15, 17 Aralık 2009’da, 21 ve 23 Ocak 2010’da, 24, 27 ve 28 Nisan 2010 tarihlerinde İzmirli sanatseverlerle buluşacak.SERGİBarış yollarıTİYATRO sanatçısı Yaman Tüzcet’in, “Günaydın Barış” adlı kişisel Resim Sergisi bugün saat 18.00’de, sanatçıların uğrak yeri Çiçek Bar’da sanatseverlerle buluşuyor! 14 Ocak tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergide, sanatçının “Barış Yolları” adlı yağlıboya tablolarının yanı sıra Nazım Hikmet, Savaş Dinçel, Müjdat Gezen gibi barışa sonsuz destek veren isimlerin etkileyici portreleri yer alıyor.ETKİNLİKYeşilçam’da inleyen nağmelerBEŞİKTAŞ Belediyesi tarafından “Ustalara Saygı” toplantılarına paralel olarak düzenlenen “Arşivlik Muhabbetler ? Yeşilçam’ı Yaratanlara Saygı” gecelerinde bu hafta sanatseverleri müzik dolu bir etkinlik bekliyor. Yeşilçam’ın ünlü şarkılarından seçmelerin Canlı yorumlanacağı etkinlik, Ortaköy Kültür Merkezi’nde bu akşam saat 20.00’den itibaren takip edilebilir.Etkinlikte Arda Uskan, Canan Perver Gürsu, Hayri Şahin, Temel Gürsu, Ümit Besen, Yahya Karadaş ve Yılmaz Atadeniz müzik ağırlıklı filmler odağında keyifli bir sohbet gerçekleştiriyorlar.
İki ustadan bağlama metodu