Showing posts with label Korkunç. Show all posts
Showing posts with label Korkunç. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

Dünya, Bosna ya dikkat etmeli


Bosna’daki savaşı bitiren Dayton Barış Sözleşmeleri’nin 14’üncü yıldönümü geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız geçti. Bosna Hersek’teki ABD-Avrupa Birliği (AB) diplomatik girişiminin çöküşü hakkında da çok konuşulmadı. Ancak işaretler Bosna’daki huzursuz barışın sona ermek üzere olduğunu gösteriyor.

İngiltere’nin gölge Dışişleri Bakanı William Hague, Afganistan, Irak gibi sıcak çatışmalar dolayısıyla Bosna’daki durumun son günlerde ihmal edildiğini ancak Avrupa’nın göbeğindeki bu tehlikenin ne Avrupa be de Washington tarafından göz ardı edilemeyeceğini belirtiyor.

Brüksel Balkanlar’da ciddi bir diplomasi sorunuyla karşı karşıya. Koordinasyona geçilmesi gereken çok fazla ülke var ancak bu ülkelerin sürece katkıda bulunma çabası çok zayıf. AB ödüllendirme ancak cezalandırmama politikalarının Bosna’da ve komşusu Sırbistan’da iç siyaseti değiştireceğini ve eninde sonunda siyasi işbirliğine yol açacağını umuyor. Bosna’nın AB üyeliğinden çok uzakta olmasına rağmen ABD’de bu yaklaşımı destekliyor.

DEVLET YERİNDE SAYIYOR
Ülke ekonomisi dış yardımlarla gelişti ancak devlet ne büyüdü ne de işlerlik kazandı. Bosnalı Sırplar, Dayton Anlaşmasıyla elde ettikleri otonomiyi fazla sömürdü. Ülkeyi bölünmüş, hükümeti işlevsiz ve ayrılma ümitlerini Canlı tutan taktikleri sürdüren Sırplara karşın Boşnak liderler de aynı şekilde sert davranabiliyor.

Bosna’da seçimlerin yaklaşmasıyla milliyetçilik her iki tarafta da yükselişe geçecek. Bugünlerde Bosnalı Hırvatların bile kendi devletlerini kurma ve Boşnaklardan ayrılma konusunu düşündüğü belirtiliyor.

Bosna’nın parçalanmasının sonuçlarının felaket boyutlarında olacağını ifade eden Hague, ülkenin bağımsız etnik devletçiklere bölünmesinin sadece etnik temizliği ödüllendirmeyeceğini aynı zamanda Avrupa’nın kalbinde terör ve suçun gelişmesine olanak sağlayacak bir kriz ortamı yaratacağını da belirtiyor ve uyarıyor:

“Bosna sorununu kendi kendini çözemez, AB’ye üyelik umutları da ülkeyi parçalanmanın eşiğinden geri çekmek için yeterli olamaz. Bunun yerine bölgedeki bütün ülkelerin birbirine bağlı olduğunun ve yalnızlığa terk edilmemeleri gerektiğinin farkına varmalıyız.”

NE YAPILMALI?
Hague, ABD’nin ve AB’nin bölgeye özel temsilciler atamasını böylece hem ortak bir mesaj verilmesini hem de sürecin ileriye taşınmasını öneriyor. Bosnalı liderleri de egemenliğin sorgulanamaz ve parçalanmanın düşünülemez olduğuna ikna etmek gerekiyor.

Diğer yandan AB yolunda hızlı adımlarla ilerleyen Sırbistan ve Karadağ’ın da AB’nin Bosna politikalarını desteklemesini sağlamak gerekiyor.

Güçlü bir uluslararası yaklaşımın tek bir amaca odaklanması gerekiyor: Bosna’daki merkezi hükümet AB ve Nato üyeliğinin getirdiği sorumlulukları üstlenebilecek kadar güçlü olmalı. Her Bosnalı lider de bu fikrin yanında ya da karşısında duracak kadar güçlü olmalı ve duruşunun sonuçlarına katlanabilmeli.

YÜKSEK TEMSİLCİLİĞE DESTEK
Uluslararası kamuoyu sadece ödülleri değil cezaları da kullanmaya hazır olmalı. Bosna devletini zayıflatan siyasetçilere karşı sert yaptırımlar uygulanmalı. Bosna Hersek’teki Yüksek Temsilcilik Anayasa reformu tamamlanmadan kapatılmamalı. Dahası ABD ve AB bu kuruma her türlü desteğini sunarak ülkede uluslararası camianın varlığını teyit etmeli.

Son olarak, Bosna’daki AB barış gücü askerlerinin görev süresi uzatılmalı, hatta ülkeye yeni askerler gönderilerek Sırpların ayrılmasına ve şiddete izin olmadığının altı çizilmeli.

Bugün en sonunda Radovan Karaciç, Bosna’da soykırım ve suçları işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarıldı. O ve benzerlerinin 1990’larda yaşanan Korkunç olayların hesabını vermeye çağrıldıkları bir dönemde, uluslararası camia ilgilenemeyecek kadar meşgul olduğu için Karaciç gibilerin planları gerçekleşirse bu çok büyük bir ironi olur.
Dünya, Bosna'ya dikkat etmeli

Tuesday, December 29, 2009

2010 da RAM kıtlığı olur mu?

Analizcilere göre yatırım yapılmadığı için önümüzdeki günlerde DRAM kıtlığı çekilebilir.

Yatırım yapılmamasının esas sebebi ise son iki hatta üç yıldır işlerin DRAM üreticileri için pek de iyi gitmemesi. DRAM Exchange'e göre bazı boyutlardaki belleklerde hali hazırda sıkıntı baş göstermiş.

Spot pazarda bazı PC üreticilerinin DDR2/2GB bellek modüllerine 55 dolar ödediği bile iddia ediliyor. Bu fiyatlar üreticiler açısından gerçekten Korkunç pahalı.

Bilgisayar piyasasında sermaye harcamaları 2009 yılında büyürken 2011 ve 2012 yılları arasında 10 milyar dolardan 12 milyar dolar seviyesine çıkacak. 2010 yılında PC pazarı yüzde 13 kadar büyüyebilir.
2010'da RAM kıtlığı olur mu?

Friday, December 25, 2009

Tarantino dan yılın en iyi filmleri

İSTANBUL - Hayranları sevdiği yönetmenlerin listelerini en az yaşamaları kadar merak ederler. En sevdiği film, sinemaya başlama nedeni olan film, izlemekten bıkmadığı Film gibi...
Quentin Tarantino da her yaptığı merak edilen yönetmenlerin başında geliyor.
Usta Yönetmen Hollywood Reporter ile yaptığı röportajda 2009'da izlediği filmler arasından en iyilerini açıkladı. James Cameron'ın 'Avatar', Peter Jackson'ın 'Cennetimden Bakarken' ve Clint Eastwood'un 'Invictus' adlı filmlerini izlemediğini belirten Tarantino'nun listesindeki filmler şunlar:
1- Star TrekAtılgan uzay gemisi bu kez genç ve cesur mürettebatı ile bir kez daha insanoğlunun daha önce hiç gitmediği yerlere ulaşmak için yola çıkıyor. 'Star Trek’in unutulmaz karakterlerini bu filmde yepyeni bir kadro canlandırıyor.

Efsanye yeniden hayat veren isim ise "Mission: Impossible III", "Lost" ve "Alias"in yönetmeni J. J. Abrams.
2-Kara Büyü/ Drag Me to HellSam Raimi'nin korku türüne geri döndüğü 'Kara Büyü'de, Christine'ın rahatı gizemli bir banka müşterisi tarafından bozulur. Mrs. Ganush isimli bu tuhaf yaşlı kadın, evi için girdiği borcun tarihini uzatmak için Christine'in yardımına başvurur. Ancak Christine patronunun gözüne girebilmek için, zor durumda olan kadını reddeder.

Hüsrana uğramış yaşlı kadının Christine için düşündüğü bir intikam planı vardır: Genç kadını en Korkunç kara büyülerden biriyle lanetler. Christine'in hayatı peşine dolanmış kötü ruhla tam bir cehenneme dönecektir.
3- Funny PeopleSon dönemin enm yetenekli yönetmenlerinden Judd Apatow'un yönettiği filmde ünlü bir stand-up ustası olan George Simmons, ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir. George'un bir yıldan az ömrü kalmıştır. Ira ise ümit vaadeden ve George'u örnek alan bir stand-up komedyenidir. Ira ve George günün birinde aynı klüpte Sahne alırlar. Ira'nın yeteneğini fark eden George, onu asistanı olması için ikna eder. Ira’nın hayatına girmesi ile George bir çalışandan çok, bir arkadaş edinmiştir.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de de gösterime giren filmin başrollerinde Adam Sandler ve Seth Rogen var.
4- Aklı Havada/ Up in the AirOscar'ın en büyük favorilerinden biri olarak gösterilen 'Up in the Air' şirket küçültme konusunda uzman olan Ryan Bingham'ın hikayesi anlatıyor.

George Clooney'in başrolünde olduğu ve Altın Küre'de 5 dalda adaylık da kazanan filmde Ryan, yıllardır bir şehirden diğerine dur durak bilmeden uçmaktayken, birden kendisini biriyle gerçek bir bağ kurmaya hazır hisseder. Sempatik yol arkadaşına vurulduğunda, Ryan’ın müdürü, Ryan’ı ebediyen yollardan çekmekle tehdit eder. Bu ihtimalle karşılaşınca, yere inmekten başta korkan Ryan, insanın bir evi olmasının aslında ne demek olduğunu düşünmeye başlar.
'Aklı Havada' 15 Ocak'ta sinemalarda.
5- Chocolate'Ong Bak' ile tanınan Prachya Pinkaew'ın yönettiği Tayland yapımı Chocolate, çocukluğundan beri aksiyon filmlerini izleyerek dövüş yeteneği geliştin ve kendini büyük bir hesaplaşmanın ortasında bulan Zen'in hikayesini anlatıyor.

6- Observe and ReportManyak bir Güvenlik görevlisinin Alışveriş merkezinde işini aşırı ciddiye alması sonucu ortaya çıkan olayları anlatan Komedi ve aksiyon dolu filmin yönetmeni Jody Hill.

Anna Faris, Seth Rogen, Ray Liotta gibi oyuncuların yer aldığı film Türkiye'de henüz gösterime girmedi.
7- PreciousLakabı ‘Kıymetli’… 16 yaşında bir kız… Babasından ikinci kez hamile kalmış genç bir kız… HIV pozitif, obez ve ilk çocuğu Down sendromlu, siyah bir kız…

İLGİLİ HABER
Hayat kısa, acımasız ve kıymetli...
Altın Küre’de üç adaylık alan ve Oscar’ın da favorileri arasında sayılan Lee Daniels imzalı ‘Precious’, Okuma yazmayı öğrenemeyen, evde okulda her yerde aşağılanan, 16 yaşındaki ‘Pecious’un hikayayesini anlatıyor.
8- An Education1960'ların Londra'sında banliyöde yaşayan 18 yaşında bir genç kızın, onun iki katı yaşında bir playboyla tanıştıktan sonra hayatının değişmesi üzerine bir hikaye.

Tarantino'dan yılın en iyi filmleri

Thursday, December 24, 2009

9 yaşındaki kız boğazı kesilerek öldürdü


MERSİN'DE Vahşet / WEB TV

Mersin'in merkez Mezitli İlçesi'nde ilköğretim okulu 3'üncü sınıf öğrencisi Hatice T. (9), marangoz komşusu bir çocuk babası A.S. (29) tarafından boğazı kesilerek öldürüldü. Korkunç cinayeti itiraf eden katil zanlısı A.S., olay sonrası adı öğrenilemeyen amcasının oğlunu telefonla arayarak, "Ben bir suç işledim, çok acil eve gel" diye eve çağırdı. Bunun üzerine eve gelen amcaoğlu, A.S.'nin cinayet işlediği öğrenince polise Haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, iki katlı evde yaptığı araştırmada, damda boğazı kesilerek öldürülmüş Hatice T.'nin yarı çıplak haldeki cesediyle karşılaştı. Polis ekibi katil zanlısını gözaltına alarak herhangi bir linç girişimine karşı olay yerinden hemen uzaklaştırırken, küçük kızın cesedi ise incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere Mersin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Bu sırada olayı duyan mahalle halkı, olup biteni anlamaya çalıştı. Zanlının evinin yaklaşık 50 metre yakınına toplanan kalabalığın yanına giderek gazetecilerle görüşen inşaat işçisi 3 çocuk babası Nejat T. (41) kızının öldürüldüğünden habersiz, "Benim kızım Kayıp, saat 16.00'dan beri evde yok" diyerek dert yandı. Gazetecilerin polise yönlendirdiği Nejat T., götürüldüğü hastanede yapılan teşhiste öldürülenin kendi kızı olduğunu öğrenince sinir krizleri geçirdi.

Gözyaşlarına boğulan acılı baba, güçlükle sakinleştirildi. Anne Emel T. (39) ise, "Kızım okuldan geldikten sonra komşumuz A.S. ile birlikte sokakta top oynuyordu. Sonra aniden kayıplara karıştı" diye konuştu.

Olay yerine gelen polisin yaptığı incelemede, 9 yaşındaki Hatice'nin tecavüze uğradığı, boğulduktan sonra bıçaklanarak ve boğazı kesilerek öldürüldüğü belirlendi.
Bu arada, zanlı A.S.'nin kavga ettiği eşinin, kızıyla birlikte bir süre önce baba evine gittiği öğrenildi.

9 yaşındaki kız boğazı kesilerek öldürdü

Wednesday, December 23, 2009

Scorsese nin en çok korktuğu filmler

İSTANBUL - Yaşayan en büyük yönetmenlerden Martin Scorsese, Daily Beast için tüm zamanların en Korkunç filmlerini seçti.
Scorsese'nin en iyi korku filmleri listesinde eski klasiklerin ağırlığı dikkat çekiyor. Listedeki en yakın tarihli Film 1981 yapımı Sidney J. Furie imzalı 'The Entity'.
Scorsese'nin listesinin zirvesinde 'The Haunting/ Perili Ev' var. Robert Wise'ın 1963 tarihli klasiği 1999'da yeniden çevrilmişti.
Listede iki numarada 'Isle of the Dead' var. Mark Robson imzalı filmin başrolünde Boris Carloff ve Ellen Drew yer alıyor.
Listenin üçüncü sırasında ise 1944 yapımı 'The Uninvited' bulunuyor. 'The Uninvited' de yılında yeniden yapımla seyircinin karşısına çıkmıştı.
İşte usta yönetmenin listesindeki 11 film:
1- The Haunting/ Perili Ev (Robertr Wise, 1963)
2- Isle of the Dead (Mark Robson, 1945)
3- The Uninvited/ Davetsiz (Lewis Allen, 1944)
4- The Entity (Sidney J. Furie, 1981)
5- Dead of Night (Alberto Cavalcanti, 1945)
6- The Changeling (Peter Medak, 1980)
7- The Shining (Stanley Kubrick, 1980)
8- The Exorcist (William Friedkin, 1973)
9- Night of the Demon (Jacques Tourneur, 1957)
10 - The Innocents (Jack Clayton, 1961)
Scorsese'nin en çok korktuğu filmler

Saturday, December 19, 2009

Iain Martin


Yeni bir milenyuma girilirken, gerçekleşeceği düşünülen pek çok felaket gerçekleşmezken, insanların ihtimal bile vermedikleri alanlarda felaketler yaşandı. Özellikle bankacılık sisteminin çökmesi, oldukça uzak bir ihtimal olarak görülüyordu.

Wall Street Journal köşe yazarlarından Iain Martin’in “Farewell to a Decade of Debt and Disaster (Borç ve felaketlerin on yılına veda) başlığıyla kaleme aldığı makalede, bilinenin aksine ABD’de ve dünya genelinde son iki yılda yaşanan krizin Finans sistemine insanların anlamadan kullandıkları yeni enstrümanlardan çok, insanların kişisel davranışlarının ve daha fazlasını istemelerinin etki ettiğinin altı çizildi.

Martin, insanların her zaman “bu kez farklı olacak” inancıyla hareket edip, kötü şeylerin gerçekleşme ihtimalini düşünmediklerini dile getirirken, ekonomik sıkıntıların ve insanların hayatlarını tamamen etkileyen krizlerin bu ihmalkarlıktan kaynakladığına dikkat çekti.

ÖN GÖRÜLÜ HAREKET EDİLMELİYDİ
Son on yılda ABD’lilerin Ekonomi ve Afganistan savaşı konusunda aşırı bir iyimserlik sergilediğine dikkat çeken Martin, “Herkes 11 Eylül saldırısından sonra ABD’nin Afganistan ve sonrasında Irak’ı işgal edebileceğine inandı. Ancak oraya giderken savaş sonrasında yaşanacakları ya da bu savaştan nasıl çıkılacağını biliyor muydu? Hayır” yorumunu yaptı.

Gerçekleşen Askeri ve teknolojik gelişmelere rağmen, işgali gerçekleştiren ülkelerin iki savaşın sonuçları üzerine on dakika bile düşünmediğini söyleyen Martin, ülkelerin yalnızca “bu kez farklı olacak” inancıyla hareket ettiğine dikkat çekti.

Martin, geçtiğimiz on yılda Siyaset ve ekonomi alanında pek çok ismin ülkelerinin şirketlerinin geleceklerine yönelik sorular sormaktan kaçındıklarından, Korkunç sonuçlar doğuran adımlar attıklarına dikkat çekti.

“Sorular sorup, cevaplarını dinlemek elbette başarının garantisi değil ancak ileri dönemde nelerle karşılaşacağına yönelik çıkarımlarda kişilere çok büyük faydalar sağlayabilir” diyen Martin, bu on yılda insanların sorgulamaktan kaçındıkları için tarihin en büyük hatalarından bazılarına imza attıklarının altını çizdi.

YAKALANABİLECEK FIRSATLAR BÜYÜK
Özellikle ekonomi açısından ABD’lilerin ve Avrupalıların gelecek on yıla dair kötümser olabileceklerini belirten Martin, insanların bu endişelerinin gerçek verilerle de desteklendiği vurguladı.

“Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) göre, İngiltere’nin ülke borcu, ülkenin 2011’de GSYİH’sinin yüzde 94.1’ine yükseldi. Bu rakam 2007’de yüzde 49.9 seviyesindeydi. Aynı şekilde, İspanya’da, borç oranı yüzde 42.1’den 74.3’e, Fransa’da ise yüzde 66.9’dan yüzde 99.2’ye yükselecek” diyen Martin, Batı halkının aşırı gururlu olmanın bedelini ağır ödediğine dikkat çekti.

Batılı ülkelerin gelişmekte olan ülkelerden büyük bir rekabet tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Martin, daha önceki başarılarının üzerine başka bir şey eklemeyip, gelecekten güzel şeyler bekleyenlerden çok, bu on yıl içinde gerçekleşen teknolojik gelişmelerden faydalananların önümüzdeki on yılda ilerleyeceğinin altını çizdi.
Martin, yazısının sonunda “geçmişte yapılan hatalar tekrarlanmadığı ve bu hatalardan ders alındığı sürece, önümüzdeki on yıl bu on yıldan daha iyi olabilir… en azından bu on yıldan daha kötü olmayacağını söylebilirim” sözlerine yer verdi.
Iain Martin