Showing posts with label Komedi. Show all posts
Showing posts with label Komedi. Show all posts

Tuesday, December 29, 2009

BURCU DANSIYLA MEST ETTİ

OYUNCULUK HAYALİYDİ



HEM güzel hem yetenekli tarifine en uygun isim Burcu Esmersoy! 1997’de katıldığı


Güzellik yarışmasında ‘Miss International’ seçilerek ülkemizi Japonya’da temsil eden Esmersoy, burada da ‘Dostluk Güzeli’ seçilmişti. Televizyonculuğa başladıktan sonra son yıllarda başarılı bir Spor spikeri olarak adından söz ettiren Esmersoy, uzun süre dir hayalini kurduğu oyunculuğa sonunda adım attı. Güzel Spiker 5 Şubat’ta vizyona girecek olan Romantik Komedi filminde konuk oyuncu olarak rol aldı.



MAHSUN KEŞFETTİ



BAŞROLLERİNİ Cemal Hünal, Engin Altan Düzyatan, Gürgen Öz, Sedef Avcı, Burcu Kara, Begüm Kütük ve Sinem Kobal’ın paylaştığı filmde Ezgi karakterini canlandıran Burcu Esmersoy, Oğuz rolündeki Mert Yavuzcan’la dans ettiği sahnelerde resmen döktürdü. Oyunculuğu çok sevdiğini ama kimsenin kendisine rol vermediğini söyleyen Esmersoy, “Beni Mahsun Kırmızıgül keşfetti” dedi.


BURCU DANSIYLA MEST ETTİ

Friday, December 25, 2009

Tarantino dan yılın en iyi filmleri

İSTANBUL - Hayranları sevdiği yönetmenlerin listelerini en az yaşamaları kadar merak ederler. En sevdiği film, sinemaya başlama nedeni olan film, izlemekten bıkmadığı Film gibi...
Quentin Tarantino da her yaptığı merak edilen yönetmenlerin başında geliyor.
Usta Yönetmen Hollywood Reporter ile yaptığı röportajda 2009'da izlediği filmler arasından en iyilerini açıkladı. James Cameron'ın 'Avatar', Peter Jackson'ın 'Cennetimden Bakarken' ve Clint Eastwood'un 'Invictus' adlı filmlerini izlemediğini belirten Tarantino'nun listesindeki filmler şunlar:
1- Star TrekAtılgan uzay gemisi bu kez genç ve cesur mürettebatı ile bir kez daha insanoğlunun daha önce hiç gitmediği yerlere ulaşmak için yola çıkıyor. 'Star Trek’in unutulmaz karakterlerini bu filmde yepyeni bir kadro canlandırıyor.

Efsanye yeniden hayat veren isim ise "Mission: Impossible III", "Lost" ve "Alias"in yönetmeni J. J. Abrams.
2-Kara Büyü/ Drag Me to HellSam Raimi'nin korku türüne geri döndüğü 'Kara Büyü'de, Christine'ın rahatı gizemli bir banka müşterisi tarafından bozulur. Mrs. Ganush isimli bu tuhaf yaşlı kadın, evi için girdiği borcun tarihini uzatmak için Christine'in yardımına başvurur. Ancak Christine patronunun gözüne girebilmek için, zor durumda olan kadını reddeder.

Hüsrana uğramış yaşlı kadının Christine için düşündüğü bir intikam planı vardır: Genç kadını en Korkunç kara büyülerden biriyle lanetler. Christine'in hayatı peşine dolanmış kötü ruhla tam bir cehenneme dönecektir.
3- Funny PeopleSon dönemin enm yetenekli yönetmenlerinden Judd Apatow'un yönettiği filmde ünlü bir stand-up ustası olan George Simmons, ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir. George'un bir yıldan az ömrü kalmıştır. Ira ise ümit vaadeden ve George'u örnek alan bir stand-up komedyenidir. Ira ve George günün birinde aynı klüpte Sahne alırlar. Ira'nın yeteneğini fark eden George, onu asistanı olması için ikna eder. Ira’nın hayatına girmesi ile George bir çalışandan çok, bir arkadaş edinmiştir.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de de gösterime giren filmin başrollerinde Adam Sandler ve Seth Rogen var.
4- Aklı Havada/ Up in the AirOscar'ın en büyük favorilerinden biri olarak gösterilen 'Up in the Air' şirket küçültme konusunda uzman olan Ryan Bingham'ın hikayesi anlatıyor.

George Clooney'in başrolünde olduğu ve Altın Küre'de 5 dalda adaylık da kazanan filmde Ryan, yıllardır bir şehirden diğerine dur durak bilmeden uçmaktayken, birden kendisini biriyle gerçek bir bağ kurmaya hazır hisseder. Sempatik yol arkadaşına vurulduğunda, Ryan’ın müdürü, Ryan’ı ebediyen yollardan çekmekle tehdit eder. Bu ihtimalle karşılaşınca, yere inmekten başta korkan Ryan, insanın bir evi olmasının aslında ne demek olduğunu düşünmeye başlar.
'Aklı Havada' 15 Ocak'ta sinemalarda.
5- Chocolate'Ong Bak' ile tanınan Prachya Pinkaew'ın yönettiği Tayland yapımı Chocolate, çocukluğundan beri aksiyon filmlerini izleyerek dövüş yeteneği geliştin ve kendini büyük bir hesaplaşmanın ortasında bulan Zen'in hikayesini anlatıyor.

6- Observe and ReportManyak bir Güvenlik görevlisinin Alışveriş merkezinde işini aşırı ciddiye alması sonucu ortaya çıkan olayları anlatan Komedi ve aksiyon dolu filmin yönetmeni Jody Hill.

Anna Faris, Seth Rogen, Ray Liotta gibi oyuncuların yer aldığı film Türkiye'de henüz gösterime girmedi.
7- PreciousLakabı ‘Kıymetli’… 16 yaşında bir kız… Babasından ikinci kez hamile kalmış genç bir kız… HIV pozitif, obez ve ilk çocuğu Down sendromlu, siyah bir kız…

İLGİLİ HABER
Hayat kısa, acımasız ve kıymetli...
Altın Küre’de üç adaylık alan ve Oscar’ın da favorileri arasında sayılan Lee Daniels imzalı ‘Precious’, Okuma yazmayı öğrenemeyen, evde okulda her yerde aşağılanan, 16 yaşındaki ‘Pecious’un hikayayesini anlatıyor.
8- An Education1960'ların Londra'sında banliyöde yaşayan 18 yaşında bir genç kızın, onun iki katı yaşında bir playboyla tanıştıktan sonra hayatının değişmesi üzerine bir hikaye.

Tarantino'dan yılın en iyi filmleri

Wednesday, December 23, 2009

Zeki Ökten son yolculuğuna uğurlandı

İSTANBUL - Usta Yönetmen Zeki Ökten için ilk önce Beyoğlu Sineması'nda tören düzenlendi.
Törenin düzenlendiği sinemanın Film afişlerinin asıldığı yere, Zeki Ökten'in afiş boyutunda bir resminin karanfillerle süslenerek konulduğu görüldü. Ökten'in filmlerinden oluşan kolajın gösterimiyle başlayan törende konuşan Sinema ve Tiyatro oyuncusu Rutkay Aziz, Ökten'in suskun bir insan olduğunu ifade ederek, sözlerine ''Ben yitip gitseydim Zeki burada olsaydı, büyük bir ihtimalle susma hakkını kullanırdı'' diyerek başladı.
Ali Taygun'nun da son yolculuğuna uğurlandığını anımsatan Aziz, bunun acı bir tesadüf olduğunu dile getirerek, Ökten'in demokrasiden, özgürlükten, barıştan, emekten yana olduğunu, çalışmalarında da tüm bunları yansıttığını söyledi.
Rutkay Aziz, Ökten'le aralarındaki diyaloglardan örnekler vererek, ''Yani ben Zeki'siz ve kimsesiz kaldım. Başta Güler olmak üzere tüm dostlarına Sağlık ve güç diliyor, onu bir kez daha alkışlıyorum'' diye konuştu.
Ökten'nin çocukluk arkadaşı ve yapımcı Umur Bugay da, salonda resmi makamlardan kimsenin bulunmadığını ileri sürerek, ''Olmamaları daha da iyi. O şimdi en yüksek rütbelerde bizi temsil ediyor'' dedi.
'HAYATA YALIN BAKTI'Bugay, Ökten ile 62 yıl önce Bağlarbaşı İlkokulu'na giderken ''kısa pantolonlu iki çöpten çocuk'' olarak tanıştıklarını ve daha o zamanlardan itibaren hep hayatla yüz yüze olduklarını, hep çalıştıklarını anlatarak, ''O sayede okuduk. Yoksulduk. Zeki Ökten'in sinemasının özü de budur. O hayata yalın baktı. Aydınlıklar içinde yatsın'' diye konuştu.
Zeki Ökten'in çocukluk arkadaşlarından sanat yönetmeni Metin Deniz de, Ökten'in mahcup bir adam olduğunu, bu nedenle ''Kapıcılar Kralı'' gibi Komedi filmlerinin nasıl yaptığına hep hayret ettiğini dile getirerek, ''Asık suratlı gibi görünen inanılmaz sevgi dolu bir dostumu kaybettiğim için çok üzgünüm. Yeri o kadar kolay dolmayacak çünkü çok genç bir adamdı'' dedi.
Yönetmen Zeki Demirkubuz da, Ökten'in 10 yıl asistanlığını yaptığını ve yönetmenliğe başladıktan sonrada kendisini hep onun asistanı gibi hissetmeye devam ettiğini dile getirdi.
Ökten'le 25 yıl önce tanıştıklarını anlatan Demirkubuz ''Bana, 'sen içerden mi çıktın?' dedi. 'Niye böyle sordunuz ağabey' dedim. O yılların yalnızlığı içinde, mahalle arkadaşlarımın bile benden kaçtığı dönemde bunu hissedip sormuş olması, ilişkimizin ağabey-kardeş gibi gelişmesini sağladı'' diye konuştu.
Kimsenin sesini bile çıkaramadığı 12 Eylül darbesi sonrası dönemde, ''Ses'' adlı filmi çekmeye başladığını anlatan söyleyen Demirkubuz, sözlerine şöyle devam etti:
'İŞKENCE ETTİRENLERE SELAM VERMEM'''Bir gün sete dönemin milli Güvenlik konseyinden biri geldi. Selam verdi. Zeki ağabey başını çevirdi. Biz endişelendik 'Ağabey filmi yasaklayabilirler' dedik. Zeki ağabey, 'Ben bu ülkenin çocuklarına işkence ettirenlere selam vermem' dedi.
İşte o böyle bir insandı. Kuşların, hayvanların, insanların, herkesin çektiği acıdan kendini sorumlu hisseden bir insandı, bir sosyalisti. Ruhu şad olsun, dirayeti ile 2 gündür hiç aklımdan çıkmayan Güler ablaya güç diliyorum.''
Sinema oyuncusu Aytaç Arman ise, Ökten hakkında konuşulacak çok şey olmadığını, onun duruşuyla, yaptıklarıyla kendini zaten anlattığını dile getirdi.
Ökten ile 3 filmde birlikte çalıştıklarını ve ondan çok şey öğrendiğini anlatan Arman, ''Kendimi şanslı addediyorum. Zeki ağabey, huzurla coşkuyu harmanlayıp sinema yapan bir insandı. Kendimden bir parça kaybetmiş gibi hissediyorum. Zeki ağabeyi benim için çok anlamlı ve önemliydi'' dedi.
Zeki Ökten'in son filminde birlikte çalıştığı sinema ve tiyatro oyuncusu Cüneyt Türel de, tek filmle çalışmış olmalarına rağmen Ökten'in pek çok film setini ziyaret ettiğini aktardı.
'BELKİ DE EN GENCİYDİ'Türel, sözlerine şöyle devam etti: ''Setinde çok sert biriydi. Eleştirmenlerin söylediklerini bir şey katmak haddim değil, ama şu kadarını söyleyebilirim; ilk filmlerinden bu yana çizgisi Türk sinemasında damga olan birkaç yönetmenden biriydi. Bazı insanlar borçlu giderler yolculuğa, Zeki bu anlamda alacaklıydı. Yapması gerekenleri yapmadan gitti. Yapacak çok şeyi vardı Zeki'nin, 'ununu elemiş, eleğini duvara asmış bir yönetmen' olarak tanımlayanlar oldu. Ununu elemiş denilen Zeki, birçok yönetmenin belki de en genciydi.''
Türel'in konuşmasını zorlukla sürdürdüğü dikkati çekerken onun ardından sahneye davet edilen sinema oyuncusu Tarık Akan ise, göz yaşları ile ''Kusura bakmayın diğer arkadaşlar konuşsun. Özür dilerim, orada ağlayacağıma burada ağlıyayım'' diye konuştu.
Törene, Doğa Rutkay, Bülent Kayabaş, Gani Şavata, Mustafa Alabora, Melike Demirağ, Nur Sürer, Genco Erkal, Şerif Sezer, sinema eleştirmeni Alin Taşcıyan, FİYAD Başkanı Murat Özer'inde aralarında bulunduğu sinemada çok sayıda kişi ve dostları ile sevenleri katıldı.
Zeki Ökten son yolculuğuna uğurlandı

Monday, December 14, 2009

Mardinli İbrahim Amerikalı Jessica


Mardinli İbrahim ve Colorado'lu Jessica'nın aşkını anlatan film, Kürt açılımı ve Amerika'nın Ortadoğu politikasına da göndermelerle dolu.
“Ay Lav Yu” ne anlatıyor?- Film, Güneydoğu’daki Tinne adlı köyde geçiyor. Tinne, Kürtçe’de “yok” demek. Köyü köy yapma derdinde olan Yusuf Ağa, devlete durmadan mektup yazıyor, “gelin, bizi görün” diyor. Köye bir gün İbrahim çıkageliyor. İbrahim bebekken bir Fakülte avlusuna bırakılmış ve bir Süryani papazı tarafından büyütülmüş, okuyup, adam olmuş.
Tinne’nin umudu olan ıbrahim köye geliyor ve Jessica adlı Amerikalı kıza aşık olduğunu söylüyor. Sonrasında iki kültür arasındaki çatışma ve o çatışmanın getirdiği Komik olaylar başlıyor.
“Ay Lav Yu”, tek bir cümleyle özetlersek, ne diyor?- Colorado’lu bir anne ile Kürt bir anne arasında hiçbir fark yoktur diyor. Aşk aşktır ve her yerde yazıldığı gibi okunur diyor. Başında siyasiler olmayınca, insan insana kalınca doğu ve batı birbirini sever diyor.
BÜYÜK ŞEHİRDE AYDIN OLMAK KOLAY İŞ
“Ay Lav Yu”, Kürt açılımını destekleyen bir Film mi?- Evet, kesinlikle. Ama Kürt açılımı politikasının altında ne olduğunu henüz kimse bilmiyor. Barıştan yana bir şeyse eğer, körükle üzerine gidiyor bu film. Ben bunu aydın olmanın gerekliliği olarak da görüyorum. Büyük şehirde, lüks lambalar, binlerce avizenin altında aydın olmak rahat iştir. Zaten her taraf aydınlıktır. Önemli olan hâlâ aydınlanamayan o karanlık yerlere ışığı götürebilmektir.
Film ne kadar demokratik? - Filmin en önemli özelliği, son derece demokratik olması. Hatta Amerika’yı bile eleştirdiği oluyor. Özellikle de George Bush’u.
Bush’u nasıl eleştirdin?- Bush, savaşmanın vatan sevgisi olduğunu düşünüyor. Vatan sevgisi için Irak’a saldırdığını söylüyor. Biz de hiçbir sevginin, birinin ölümü üzerine kurulamayacağını söylüyoruz.
15’İME KADAR ADIMI SÖYLEMEYE KORKTUM
Neden Kürt erkeği ve Amerikan kızı arasındaki aşk?- Evrensel olmak adına. Kürtler ve Amerikalılar üzerinden genel bir barış göndermesi yapmak istedim. Aşkta, ırkın önemi yoktur çünkü.
Ciddi mesajlar veren bir filmin Komedi olması nasıl algılanacak?- Cümlesi olan komedi, Dünyanın en güçlü silahıdır. Antik Yunan’dan bu yana iktidara muhalefet etmeye sadece soytarılar cesaret edebildi.
Ama bir sürü insanın da başı gitti. Hacivat ve Karagöz mesela...- Bu yolda başımız gidecekse gitsin. Gülerek ölelim.
Var mı endişelerin?- Rahatsız olan muhakkak olur, olsun da isterim zaten. Benim bakış açımdan bakarsak olaya, ben 15 yaşıma kadar, kürtçe olduğu için ismimi söyleyemedim. Kürtçe yasaktı o zaman. Sorduklarında Arapça, Farsça deyip geçiştiriyordum. Bu ülkede özgürlükler adına pek çok şey için geç kalındı.
Senaryoyu yazdığında Kürt açılımı gündemde miydi?- Bu senaryoyu 2004’te yazdım. Açılım yoktu o zaman ama benim ailemde 30 yıldır Kürt açılımı var. Güneydoğu’da yaşayan bütün aileler, “Biz de dilimizi konuşabilsek, çocuğumuza özgürce isim koyabilsek” demiştir. Niye özgürlüklerimizi kısıtlıyorlar, anlayamıyorum.
Filmin Kürtler’le ilgili eleştirileri var mı?- Evet. Çünkü Güneydoğu’da açılımı desteklemeyenler var. Çünkü açılım olunca barış olacak, savaştan beslenenler aç kalacak. Suç bir sektördür. Dünyada bu kadar suç olmasaydı, hukukçular, polisler aç kalırdı. Suçtan beslenen bir dünya üzerinde yaşıyoruz.
SEVİŞME SAHNEMİZDE YASTIK KULLANMADIK
Basında öpüşme sahneleri ‘8 saat rekoru’yla ön plana çıktı...- 8 saat boyunca nefes almadan öpüşmedik tabii. Gerçekten o günkü çekim 8 saatten uzun sürdü. Çift kamera çektim ben filmi. Web cam’ler kullandım. Bunlar çok teknolojik aletler ama doğaya o kadar direnemiyorlar. Saatlerce kameralarım bozuldu, patladı. Buzhane gibi bir mağara vardı, oraya sokup dinlendirdik kameraları. Bu nedenle belki 15-20 kere tekrarlayıp, sürekli öpüştük. Ve her öpüşmemizde makyajla uğraştım. Yaşımı indirmek için sakalımı siyaha boyamıştım çünkü.
Çok yaşlısın ya! - İbrahim 30 yaşında, ben 35 o yüzden. O sahnelerde aramıza yastık falan koymadık! (Gülüyor) Zaten pantolonumuz vardı üstümüzde. Dişlerimizi de fırçaladık.
Film duyurularının bu tip sahnelerle olmasına ne diyorsun?- Çok doğal... Herkes sevişen ya da kavga eden iki insana bakar. Ve bütün dramalar da, Haber programları da bunun üzerine kuruludur. şurada normal yürüyen insana bakmazsın, öpüşen bir çifte bakarsın ama.
KADIN GÖZÜ MOR GELDİ MEĞER KOCASI DÖVMÜŞ
Çekimleri anlatsana biraz...- Çok zorlandım. 96 saat uyumadığımı bilirim. ıki kez hastaneye kaldırıldım. Sakinleştiricilerle ayakta kaldım.
Kim üzdü seni o kadar?- Köylüler mahvetti beni. Genel planı çekiyorum, yakın plana geçmeden önce yemek arası veriyoruz mesela. Bir bakıyorum kadının gözü mor, kocası dövmüş filmde oynadı diye. Adama “amca lafını söyle” diyorum, “önce dişimi yaptır” diyor.
Nerede bu köy?- Midyat’a çok yakın olan bir Batman köyü. Adı Derikfan.
Orada gala yaparsın herhalde?- Midyat’ta salonlara bakmam lazım ama Mardin’de yapacağım.
Filmin Amerikalı oyuncusu Steven Guttengerg, “Ay Lav Yu’nun Oscar’da şansı büyük olur” diyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?- Bu, Amerika’nın ilgisini çekecek bir film. 11 Eylül saldırılarına, George Bush’a gönderme var, Usama Bin Ladin var. 11 Eylül’den sonra Amerika ve Ortadoğu’yu bir araya getiren film çıkmadı. Bu açıdan ilginç. “Ay Lav Yu”, seçilir ve Türkiye adına Oscar’da yarışırsa, şansı büyük olur.
TERÖRÜ ANLATAN BİR FİLM ÇEKECEĞİM
Az önce “Nefes filmi çok sahici ama keşke öbür tarafı biraz daha anlatsaydı, daha cesur olsaydı” dedin... - Bir gün örgüt filmi yapacağım. Bu, IRA ya da El Kaide olmaz. Ama bir örgüt üzerine bir şey yapmak istiyorum. Terörizmi insanın aklı almıyor. Adolf Hitler’i de merak etmişimdir hep. O intihar ettiğinde ardından 2 milyon Alman kafasına sıktı. Bu nasıl bir ikna yolu ve etkileşim, bir gün araştırmak istiyorum.
CAHİT BERKAY’I AĞACA ÇIKARTTIM
Filminde Kürt ozanlardan, yani dengbejlerden oluşan bir koro varmış. Filmi onlar mı anlatıyor?- Dengbejler, bir Türk filminde benim bildiğim kadarıyla ilk defa kullanıldı. Güneydoğu’da sesi güzel olan insanlar ellerine tefe benzer bir çalgı olan erbanileri alıp, kendileri bir melodi uydurarak, bir konu başlığı altında hikayeler anlatır, türküler söylerler. Kürt rap’i gibi bir şey. “Ay Lav Yu”da bunlar dört ayrı yerde kameraya bakarak filmi anlatıyor. “Kâr etmez ah binse de küplere, Mr. and Mrs. Brown go to Tinne” diye bir şarkıları var. Dengbejleri Mazlum Çimen, Cahit Berkay ve Cem Yıldız oynadı. Cem Yıldız aynı zamanda filmin müziklerini yaptı. Cahit Berkay’ı ağaca bile çıkarttı, bel ağrısı çekti günlerce. Kamyonun kasasına, tanka bindirdim...

Mardinli İbrahim Amerikalı Jessica