Showing posts with label Dünya Basını. Show all posts
Showing posts with label Dünya Basını. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

Dünya, Bosna ya dikkat etmeli


Bosna’daki savaşı bitiren Dayton Barış Sözleşmeleri’nin 14’üncü yıldönümü geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız geçti. Bosna Hersek’teki ABD-Avrupa Birliği (AB) diplomatik girişiminin çöküşü hakkında da çok konuşulmadı. Ancak işaretler Bosna’daki huzursuz barışın sona ermek üzere olduğunu gösteriyor.

İngiltere’nin gölge Dışişleri Bakanı William Hague, Afganistan, Irak gibi sıcak çatışmalar dolayısıyla Bosna’daki durumun son günlerde ihmal edildiğini ancak Avrupa’nın göbeğindeki bu tehlikenin ne Avrupa be de Washington tarafından göz ardı edilemeyeceğini belirtiyor.

Brüksel Balkanlar’da ciddi bir diplomasi sorunuyla karşı karşıya. Koordinasyona geçilmesi gereken çok fazla ülke var ancak bu ülkelerin sürece katkıda bulunma çabası çok zayıf. AB ödüllendirme ancak cezalandırmama politikalarının Bosna’da ve komşusu Sırbistan’da iç siyaseti değiştireceğini ve eninde sonunda siyasi işbirliğine yol açacağını umuyor. Bosna’nın AB üyeliğinden çok uzakta olmasına rağmen ABD’de bu yaklaşımı destekliyor.

DEVLET YERİNDE SAYIYOR
Ülke ekonomisi dış yardımlarla gelişti ancak devlet ne büyüdü ne de işlerlik kazandı. Bosnalı Sırplar, Dayton Anlaşmasıyla elde ettikleri otonomiyi fazla sömürdü. Ülkeyi bölünmüş, hükümeti işlevsiz ve ayrılma ümitlerini Canlı tutan taktikleri sürdüren Sırplara karşın Boşnak liderler de aynı şekilde sert davranabiliyor.

Bosna’da seçimlerin yaklaşmasıyla milliyetçilik her iki tarafta da yükselişe geçecek. Bugünlerde Bosnalı Hırvatların bile kendi devletlerini kurma ve Boşnaklardan ayrılma konusunu düşündüğü belirtiliyor.

Bosna’nın parçalanmasının sonuçlarının felaket boyutlarında olacağını ifade eden Hague, ülkenin bağımsız etnik devletçiklere bölünmesinin sadece etnik temizliği ödüllendirmeyeceğini aynı zamanda Avrupa’nın kalbinde terör ve suçun gelişmesine olanak sağlayacak bir kriz ortamı yaratacağını da belirtiyor ve uyarıyor:

“Bosna sorununu kendi kendini çözemez, AB’ye üyelik umutları da ülkeyi parçalanmanın eşiğinden geri çekmek için yeterli olamaz. Bunun yerine bölgedeki bütün ülkelerin birbirine bağlı olduğunun ve yalnızlığa terk edilmemeleri gerektiğinin farkına varmalıyız.”

NE YAPILMALI?
Hague, ABD’nin ve AB’nin bölgeye özel temsilciler atamasını böylece hem ortak bir mesaj verilmesini hem de sürecin ileriye taşınmasını öneriyor. Bosnalı liderleri de egemenliğin sorgulanamaz ve parçalanmanın düşünülemez olduğuna ikna etmek gerekiyor.

Diğer yandan AB yolunda hızlı adımlarla ilerleyen Sırbistan ve Karadağ’ın da AB’nin Bosna politikalarını desteklemesini sağlamak gerekiyor.

Güçlü bir uluslararası yaklaşımın tek bir amaca odaklanması gerekiyor: Bosna’daki merkezi hükümet AB ve Nato üyeliğinin getirdiği sorumlulukları üstlenebilecek kadar güçlü olmalı. Her Bosnalı lider de bu fikrin yanında ya da karşısında duracak kadar güçlü olmalı ve duruşunun sonuçlarına katlanabilmeli.

YÜKSEK TEMSİLCİLİĞE DESTEK
Uluslararası kamuoyu sadece ödülleri değil cezaları da kullanmaya hazır olmalı. Bosna devletini zayıflatan siyasetçilere karşı sert yaptırımlar uygulanmalı. Bosna Hersek’teki Yüksek Temsilcilik Anayasa reformu tamamlanmadan kapatılmamalı. Dahası ABD ve AB bu kuruma her türlü desteğini sunarak ülkede uluslararası camianın varlığını teyit etmeli.

Son olarak, Bosna’daki AB barış gücü askerlerinin görev süresi uzatılmalı, hatta ülkeye yeni askerler gönderilerek Sırpların ayrılmasına ve şiddete izin olmadığının altı çizilmeli.

Bugün en sonunda Radovan Karaciç, Bosna’da soykırım ve suçları işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarıldı. O ve benzerlerinin 1990’larda yaşanan Korkunç olayların hesabını vermeye çağrıldıkları bir dönemde, uluslararası camia ilgilenemeyecek kadar meşgul olduğu için Karaciç gibilerin planları gerçekleşirse bu çok büyük bir ironi olur.
Dünya, Bosna'ya dikkat etmeli

İran için vakit yaptırım değil, destek vakti


El Cezire Televizyon kanalının internet sitesinde yer alan makalede, Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntezeri’nin ölümü sonrasında İran’da gelinen noktanın, 1989 yılında Çinli lider Hu Yaobang’ın ölümü ardından Çin’deki muhafazakarlar ile reformcular arasındaki ulusal mücadelede olduğu gibi belirleyici bir değişimin habercisi olabileceğine dikkat çekiliyor.
Makalede İran’ın içine girdiği kritik durumun, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından önceki Doğu Avrupa’nın durumuna benzediğini ifade eden Silverstein, İran’ın parçalanmış ve kaos içindeki durumuna nazaran, 1989 yılında Deng Xiaoping’in yönetimi altındaki Çin hükümetinin daha iyi bir birlik oluşturmayı başardığını, bugün gelinen noktada İran’ın Çin hükümetine kıyasla muhalefet baskısını ortadan kaldırmak konusunda şüphe verici bir görüntü içinde olduğunu belirtiyor.
GÜVENİLİRLİK AZALIYOR Mir Hüseyin Musevi’nin yeğeni Seyid Ali Musevi’nin rejim yanlıları tarafından öldürüldüğünün iddia edilmesi, rejime sadık olanların bile tutumlarını kaybetmeye başladıklarının bir göstergesi.
Bu tür çılgınca hareketler, sözde gücü elinde bulunduranların geride kalan az sayıdaki taraftarlarını bile bir tiksinti içinde kendilerinden uzaklaştırabilir. Hükümetin “cesedi” çalması ve ailesini yas tutmaması konusunda uyarması vahşetin ötesinde bir tavır olarak, bu iğrenç eylemi gerçekleştirenlerin üzerindeki utancı arttıran bir davranış.
Normal koşullarda en ufak bir şiddet hareketine izin verilmeyen Aşure gününde eylemcilere sert tepkiler gösterilmesi rejimin kontrolden çıktığını gösteriyor.
Silverstein, reformcu eylemcilerin attıkları sloganların aynı anda iki amaca hizmet ettiğini belirtiyor. Bir yandan halihazırdaki hükümet İmam Hüseyin'i şehid eden Yezid'e benzetilerek iki dönem arasında benzerlik kuruluyor, diğer yandan da dini referanslarla hükümetin dini kendi tekeline alması engellenmeye çalışılıyor.
Ayrıca muhalefet taraftarları şu ana kadar rejimi yıkmayı başaramamış olsalar bile, böyle taktiklere başvurmaları iktidar ve meşruiyeti ellerinde tutanların kredibilitesini zayıflatmakta her gün daha çok geliştiklerine işaret ediyor.
TEHDİTLER İÇİN VAKİT YOK Silverstein, ABD’nin ve Batılı müttefiklerinin yaşanan süreçte İran’a karşı yaptırım uygulamasının saçma olacağının altını çizerek bu dengesizlik ortamında rejimin yaptırımları kendi çıkarına kullanabileceğini belirtiyor.
Yazar, ABD’nin göstereceği tepkinin insan haklarının desteklenmesi ve yaşanan ihlallerin kınanmasından öteye gitmemesi gerektiğini ifade ederken, ABD’nin İran’ın Nükleer programına karşı yaptırımlar, hatta silah gücü kullanımına gidilmesi halinde rakiplerine koz vereceğini ve desteğini azaltacağını vurguluyor. Silverstein İsrail hükümetinde ve ABD’nin yeni muhafazakârları arasında İran’daki radikal liderler ile reformcular arasındaki farkı göremeyenler olduğunu belirtiyor.
Bu kişilerin İran’daki taraflardan birini desteklemek adına bir ayrım yapmaları veya politik ayarlamaya gitmelerinin aptalca olacağını ifade eden yazar ülkedeki durumun çok yanlış bir yöne gittiğini ve her halükarda çok büyük bir gayret ile durdurulması gerektiğini savunuyor.
Hem İran'ın hem de ABD'nin çıkarları için dikkatli olunması gerekiyor.
İran için vakit yaptırım değil, destek vakti

The Economist ten kozmik oda yorumu


Türkiye’nin generalleri için iyi bir yıl olmadığı ifade edilen makalede basına sızdırılan bir Dizi gizli belge, dinlenen telefonlar ve zaman zaman sıradan kazalarla en güçlü laiklerin bile orduya inancının sarsıldığı belirtildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “tarihi değişikliklerden” bahsettiğinin altı çizilen dergide sivillerin generallerden emir aldığı günlerin sona ermiş olabileceği ifade edildi.

En son olarak özel kuvvetlerden iki subayın TBMM’nin “sofu” başkanı Bülent Arınç’a suikast düzenleme planları yaptıkları iddiaları üzerine bir Skandal patladığı hatırlatılan yorumda, subaylardan birinin üzerinde Arınç’ın ev adresinin yazılı olduğu bir kağıt parçasını yemeye çalışırken yakalandığı belirtildi.

RESMİ AÇIKLAMA SAVCILARI TATMİN ETMEDİ
Ordudan gelen resmi açıklamada arabadaki subayların Arınç’a gizli bilgiler taşıyan bir meslektaşlarını gözledikleri ifade edilse de savcılar pek tatmin olmadı. Daha sonra suikast iddiaları üzerine başka subaylar da kısa süreliğine gözaltına alındı.

Olaylar ilk patlak verdiğinde güçlü bir direniş yaşansa da müfettişler özel kuvvetlerin bir zamanlar girilmesi imkansız olduğu düşünülen Ankara üslerine girip ülkede istikrarı bozacak ve Ak Parti hükümetini devirecek planlar için arama yapmayı başardı. Dergideki yorumda bu arama yapılan büronun 6-7 Eylül Olayları’nın arkasında olduğuna inanılan kurumun üssü olduğu belirtildi.

Son operasyonun asıl öneminin sivil yetkililerin belki de ilk defa orduya karşı bu kadar büyük bir faaliyete geçmesi olduğu ifade edilen makalede bu faaliyetin yolunun Haziran 2009’da orduyu sivillerin denetimi altına alan yasayla açıldığı hatırlatıldı.

"GÜN GEÇTİKÇE ŞÜPHELENENLER ARTIYOR"
Bir süre tereddüt yaşayan Erdoğan’ın artık orduyla uğraşmaya hazır göründüğü belirtilen yazıda emekli generaller dahil pek çok kişinin Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunduğu ifade edildi.

“Silahlı kuvvetleri suçlayan her yeni detayla, daha fazla Türk ordunun devletin altını oyuyor olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurmaya başlıyor” denilen yorumda bu hafta başında Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndaki aramaların yasal olduğu yönündeki açıklamasına da yer verildi.

Orduyu karalamaya çalışan isimsiz düşmanlarla ilgili zaman zaman şikayetler dile getirilse de General Başbuğ’un bu incelemede sessiz sakin bir biçimde hükümetle işbirliği yaptığı ifade edildi.

SİYASETÇİLER ORDUDAN BETER
“Türkiye’de 1960’lardan bu yana dört hükümet deviren ordu Türkiye’de istikrarlı bir demokrasinin inşa edilmesinin önündeki en büyük engellerden biriydi” yorumuna yer verilen makalede kavgacı siyasetçilerin de ordudan aşağı kalır yanının olmadığı belirtildi.

Ana muhalefet lideri Deniz Baykal’ın askerlerden daha fazla Darbe yanlısı olduğu da savunulan yorumda Ak Parti’nin göreve gelişinden bu yana yedi yıl geçmesine rağmen ifade özgürlüğünün önünde hala engeller olduğu da belirtildi.

Makaleye son yaşanan olayların en ilginç noktasının da ordunun içinden isimlerin kendi silah arkadaşlarının arasındaki lekeleri temizleme çabaları olduğu yorumuyla son verildi.
The Economist'ten 'kozmik oda' yorumu

Haaretz- 31 Aralık


-- Hamas: İsrail’in Gilad Şalit’i yerini tespit etme çabalarını engelledik
Hamas, İsrail’in Gazze’deki El Fetih örgütü arayıcılığıyla esir asker hakkında bilgi toplamaya çalıştığını dile getirdi.

-- İsrail, Gazze sınırındaki köylere maddi yardım sağlayacak
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Pazar günü hükümete Gazze sınırındaki bazı yerleşimlere 190 milyon şekel değerinde maddi yardım vermeyi ön gören bir plan sunacak.

--Polis, Yahudi teröristten 10 yıl önce şüphe etmişti
Batı Şeria’daki yerleşimlerin durdurulması kararından sonra aşırı protesto gösterilerinde bulunan Jack Teitel’in birçok cinayet vakasında şüpheli olarak gözaltına alındığı ve birçok cinayet girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.

Haaretz- 31 Aralık

The Guardian- 31 Aralık


--Bağdat’ta yaşanan kaçırılma olayında İran parmağı
The Guardian gazetesinin yaptığı araştırmalar Irak’ta kaçırılanların hemen ertesi gün İran’a götürüldüğünü ortaya çıkardı.

--Afganistan’daki patlamada CIA ajanları öldürüldü
Afganistan'daki Askeri üste yaşanan intihar saldırısında ölen sekiz sivilin CIA ajanları olduğu doğrulandı.

--ABD’nin, El Kaide’ye karşı planları başarılı oldu
Başarısız olan uçak bombacısını kimlerin idare ettiği araştırmaları sürerken Yemen’deki terörist üslerine karşı misilleme saldırıları ihtimali sürüyor.
The Guardian- 31 Aralık

Financial Times- 31 Aralık


--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.
Financial Times- 31 Aralık

The Wall Street Journal- 31 Aralık


--ABD, saldırı girişimi araştırmalarına devam ediyor
ABD’li Güvenlik güçlerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda, daha önce de pek çok terör eyleminde yer alan ABD doğumlu Yemenli Din adamı Enver el-Evlaki’nin Noel gününde Detroit’e giden uçağa yapılan saldırı girişimiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

--İran, başarılı öğrencilere savaş açıyor
İran sokaklarında yaşanan dramının ardından, ülkedeki yetkililerin en iyi öğrencilerine göz açtırmadığı ve öğrencilerin kariyerlerine büyük bir Darbe indirdikleri ortaya çıktı.

--Rusya, yılı düşük enflasyonla kapatıyor
Federal İstatistik Hizmetler Merkezi’nden gelen son veriler, Rusya’da tüketici fiyatlarının 28 Aralık’ta sona eren haftada da sabit kaldığını gösterdi. Bu şekilde Rusya, bu onyılda gördüğü en düşük yıllık enflasyon rakamlarından birine yaklaşmış oldu.

The Wall Street Journal- 31 Aralık

The Washington Post- 31 Aralık


--İntihar bombacısı Afganistan’daki CIA üssüne saldırdı
Yetkililer Afganistan-Pakistan sınırında gerçekleşen bombalamanın, savaş süresince ABD istihbarat ajanlarına düzenlenen en ölümcül saldırı olduğunu belirtti.

--Obama uçaktaki terör saldırısı hatalarını gözden geçirecek
Bu araştrıma kapsamında CIA, Ulusal Güvenlik Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı da bulunuyor.

--ABD GMAC’ı tekrar kurtardı
ABD Hazinesi General Motors'un kredi sağlayan birimi olan GMAC'e, verdiği 3.8 milyar dolarlık yeni destek ile yönetimin, şirkette ana mal sahibi konumuna gelmesini sağladı.
The Washington Post- 31 Aralık

The New York Times- 31 Aralık


--Casusluk kurumları terör üzerindeki ipuçlarını bir araya getirmeyi başaramadı
Ulusal Güvenlik Teşkilatı Yemen’deki El Kaide liderlerine ait bir plana yönelik değerlendirmeleri tespit ederken, casusluk kurumları değerlendirmeleri diğer bilgiler ile bir araya getirmedi.

--Havayolu şirketleri müşteri tepkisi ile karşı karşıya
ABD'deli havayolu şirketlerinin yöneticileri Detroit'e giden ABD uçağındaki bombalama girişiminin yolcuların gezi planları üzerindeki etkisini minimuma indirmeye çalışıyor.


--New York ilk bütçe açığını verdi
Aylarca düşen gelir ve bütçe sıkıntısının ardından, Çarşamba günü itibari ile New York yaklaşık 1 milyar dolar borçlu durumda.
The New York Times- 31 Aralık

Dünya basınından manşetler- 31 Aralık




--İngiliz anne en sonunda huzura kavuştu (İngiliz basını)
Kuşadası’nda 2005 yılında yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi gazetelere verdiği röportajlarda bombacının ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasıyla en sonunda huzura kavuştuğunu söyledi.

O zaman 21 yaşında olan Helyn Bennett, Temmuz 2005’te yaşanan patlamada hayatını kaybeden beş kişiden biriydi.

Mahkemenin Salı günü bombacı Mehmet Keskin’e altı ömür boyu hapis cezası vermesinin ardından konuşan anne Sharon Holden, kararı duyduğunda gözyaşlarını tutamadığını belirtti.

“Dört buçuk yıl bekledikten sonra en sonunda adalet yerini buldu” diyen anne “Şimdi huzura kavuştuk. Umarım hapishanedeki günleri zor geçer ve ailemizin çektiği gibi bir acı çeker” dedi.

Bugüne kadar sürekli olarak “Ya salıverilirse?” sorusuyla yaşadıklarını ifade eden Holden, “Artık bittiğini biliyoruz ve rahatız. Asla dışarı çıkamayacak” dedi.

Bu yıl sonbahar aylarında aile Türk yetkililerinden gelecek 1.1 milyon sterlinlik (o günün parasıyla 2.4 milyon TL) tazminatı kabul etmişti.

Holden, İngiliz hükümetinin ülkede Temmuz’da gerçekleşen terör olayında zarar görenlere verilen tazminatın yurtdışındaki saldırılarda zarar görenleri kapsamadığını söylediğini ifade etmiş ve “Kendi hükümetimiz bize sırt çevirdi. Ancak olaydan dört yıl sonra Türk hükümeti kendi hükümetimizin yapması gerekeni yaptı,” demişti.

İngiliz anne ayrıca davanın sona ermesi beklenen Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret etmişti.

DIŞ BASINDA TÜRKİYE
THE ECONOMIST
--Türkiye ve generalleri: Lanetli Komplo Teorileri
Türkiye’nin generalleri için 2009 zor bir yıl oldu. Bir Dizi sızdırılmış belge, telefon dinlemeleri ve bazen de basit kazalarla ortaya çıkan gelişmeler en güçlü laiklerin bile inancını sarstı.

VOICE OF AMERICA
--Rum Ortodoks Patrik’i ile hükümet arasında gerginlik artıyor
Fener Rum Patrik’i Bartolomeos, ABD kanalında yayınlanan 60 Minutes programında Türk yetkililerin ülkedeki Hıristiyanlara kötü muamelesinden şikayet etmişti.

XINHUA
--Türkiye Iraklı yaralılara tedavi olanağı sundu
Türkiye Çarşamba günü yaptığı açıklamada 15 Iraklı yaralının tedavi için Türkiye’ye getirileceğini duyurdu. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Pazar günkü bombalamada yaralanan Iraklıların, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir ambulans uçağıyla Türkiye’ye getirileceği belirtildi.

DAILY MAIL
--İngiliz kadının annesi teröriste verilen cezayla huzura kavuştu
Kuşadası’nda yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi teröriste hapis cezası verilmesiyle en sonunda huzura kavuşabildiğini söyledi.

BBC
--Türkiye’deki bomba kurbanı için sonunda adalet geldi
Türkiye’deki bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının ailesi bombacının ölüm cezasına çarptırılmasıyla en sonunda adalete kavuştuklarını belirtti.

VOICE OF GREECE
--Eski bir Türk üst düzey yetkiliden itiraf: Heybeliada okulu konusunda çözüme ulaştık
O dönemde Patrik Bartolomeos’la görüşen Kemal Gürüz’ün yaptığı açıklamaya göre Patrikhane ve Ankara arasında Heybeliada Ruhban Okulu üzerinde 2000 yılında anlaşmaya varılmıştı.

THE ASSOCIATED PRESS
--Jim Walter Resources, Erdemir’e borç davası açıyor
Hammadde satan Jim Walter Resources, Türkiye’nin çelik üreticisi Erdemir’in 89 milyon dolardan fazla borcunu ödemediği için dava açtığını duyurdu.

DAILY TIMES
--Cumhurbaşkanı Gül, Zerdari’ye telefon etti
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’ye telefon ederek Aşure gününde Karaçi’de hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. Gül, Türkiye’nin Pakistan’daki demokrasi savaşına ve terörle mücadelesine destek verdiğini belirtti.

FINANCIAL TIMES
--Türk medya devi ayrılıyor
Türkiye’nin en büyük medya grubu Doğan Holding’in sahibi Aydın Doğan Cuma gününden itibaren başkanlıktan ayrılacağını ve yerine kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın geçeceğini duyurdu.

Dünya Basını


THE NEW YORK TIMES

--Casusluk kurumları terör üzerindeki ipuçlarını bir araya getirmeyi başaramadı
Ulusal Güvenlik Teşkilatı Yemen’deki El Kaide liderlerine ait bir plana yönelik değerlendirmeleri tespit ederken, casusluk kurumları değerlendirmeleri diğer bilgiler ile bir araya getirmedi.

--Havayolu şirketleri müşteri tepkisi ile karşı karşıya
ABD'deli havayolu şirketlerinin yöneticileri Detroit'e giden ABD uçağındaki bombalama girişiminin yolcuların gezi planları üzerindeki etkisini minimuma indirmeye çalışıyor.


--New York ilk bütçe açığını verdi
Aylarca düşen gelir ve bütçe savaşlarının ardından, Çarşamba günü itibari ile New York yaklaşık 1 milyar dolar borçlu durumda.

THE WASHINGTON POST
--İntihar bombacısı Afganistan’daki CIA üssüne saldırdı
Yetkililer Afganistan-Pakistan sınırında gerçekleşen bombalamanın, savaş süresince ABD istihbarat ajanlarına düzenlenen en ölümcül saldırı olduğunu belirtti.

--Obama uçaktaki terör saldırısı hatalarını gözden geçirecek
Bu araştrıma kapsamında CIA, Ulusal güvenlik Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı da bulunuyor.

--ABD GMAC’ı tekrar kurtardı
ABD Hazinesi General Motors'un kredi sağlayan birimi olan GMAC'e, verdiği 3.8 milyar dolarlık yeni destek ile yönetimin, şirkette ana mal sahibi konumuna gelmesini sağladı.

THE WALL STREET JOURNAL
--ABD, saldırı girişimi araştırmalarına devam ediyor
ABD’li güvenlik güçlerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda, daha önce de pek çok terör eyleminde yer alan ABD doğumlu Yemenli Din adamı Enver el-Evlaki’nin Noel gününde Detroit’e giden uçağa yapılan saldırı girişimiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

--İran, başarılı öğrencilere savaş açıyor
İran sokaklarında yaşanan dramının ardından, ülkedeki yetkililerin en iyi öğrencilerine göz açtırmadığı ve öğrencilerin kariyerlerine büyük bir Darbe indirdikleri ortaya çıktı.

--Rusya, yılı düşük enflasyonla kapatıyor
Federal İstatistik Hizmetler Merkezi’nden gelen son veriler, Rusya’da tüketici fiyatlarının 28 Aralık’ta sona eren haftada da sabit kaldığını gösterdi. Bu şekilde Rusya, bu onyılda gördüğü en düşük yıllık enflasyon rakamlarından birine yaklaşmış oldu.

FINANCIAL TIMES
--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.

THE GUARDIAN
--Bağdat’ta yaşanan kaçırılma olayında İran parmağı
The Guardian gazetesinin yaptığı araştırmalar Irak’ta kaçırılanların hemen ertesi gün İran’a götürüldüğünü ortaya çıkardı.

--Afganistan’daki patlamada CIA ajanları öldürüldü
Afganistan'daki Askeri üste yaşanan intihar saldırısında ölen sekiz sivilin CIA ajanları olduğu doğrulandı.

--ABD’nin, El Kaide’ye karşı planları başarılı oldu
Başarısız olan uçak bombacısını kimlerin idare ettiği araştırmaları sürerken Yemen’deki terörist üslerine karşı misilleme saldırıları ihtimali sürüyor.

HAARETZ


-- Hamas: İsrail’in Gilad Şalit’i yerini tespit etme çabalarını engelledik
Hamas, İsrail’in Gazze’deki El Fetih örgütü arayıcılığıyla esir asker hakkında bilgi toplamaya çalıştığını dile getirdi.

-- İsrail, Gazze sınırındaki köylere maddi yardım sağlayacak
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Pazar günü hükümete Gazze sınırındaki bazı yerleşimlere 190 milyon şekel değerinde maddi yardım vermeyi ön gören bir plan sunacak.

--Polis, Yahudi teröristten 10 yıl önce şüphe etmişti
Batı Şeria’daki yerleşimlerin durdurulması kararından sonra aşırı protesto gösterilerinde bulunan Jack Teitel’in birçok cinayet vakasında şüpheli olarak gözaltına alındığı ve birçok cinayet girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.

FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG
--ABD El Kaide'ye saldırmaya hazırlanıyor
El Kaide'nin, Amsterdam-Detroit uçağını havaya uçurma girişimi ABD'yi harekete geçirdi. ABD El Kaide'nin Yemen'deki üslerini vurmak için hazırlıklara başladı. Başkan Barack Obama ise istihbarat birimi yetkililerini görevlerini yapmamakla suçladı.

DIE WELT
--Merkel: 2010 zor bir yıl olacak
Almanya Başbakanı Angela Merkel yılın son gününde Alman halkına seslendi. Merkel 2010 yılının ekonomik açıdan zor bir yıl olacağı uyarısı yaptı. Ekonomik durgunluktan çıkmak için 2010 yılının belirleyici bir yıl olacağını ifade eden Merkel, Almanya'nın Afganistan misyonunu da savundu.

EKONOMİ BASINI

BLOOMBERG
--Asya borsaları 2003'ten beri en büyük yıllık kazanca hazırlanıyor
Asya borsaları, Çin'in önümüzdeki dönemde de küresel ekonominin resesyondan çıkmasına yardım eden politikalarını devam ettireceği taahhüdünde bulunmasıyla bu yılsonunda 2003 yılından beri en yüksek yıllık kazancını sağlayabilir. Aynı Politika, Petrol ve bakırın fiyatında da son onyıldaki en sert rallisini yaşamasına neden oldu.

--Fed’in alımları durdurmasıyla mortgage tahvillerindeki ralli sona erebilir
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Mart ayı itibariyle 1.25 trilyon dolar değerindeki mortgage destekli tahvilleri almaya son verecek olması, bu yatırım aracında yaşanana rallinin sona ermesine neden olabilir. Gelişme yeni konut fiyatları faizlerini de artırma potansiyeli taşıyor.

--Çin: Krizi 'defetmek' için 2010 kritik
Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, 2010'un Dünyanın üçüncü büyük ülkesinin ekonomisini güçlendirme ve küresel finansal krizini etkilerini 'def etmek' için kritik bir yıl olacağını söyledi.

CNBC
--Hazine bonolarının açık artırmaları 2010’da azalabilir
ABD’de hazine tahvil piyasasında bu hafta 118 milyar dolar değerinde alım gerçekleştirdi ancak gelecek yıl bu kadar yüksek seviyede olmayabilir. Çünkü yatırımcılar enflasyon korkusuyla piyasadan çıkabilir.

-- Çin yuan konusunda kendi bildiğini yapmaya kararlı
Çin Merkez Bankası’ndan yetkili bir birim, Çarşamba günü Çin’in yuanın değerlendirilmesi konusunda, ekonomik büyüme ve istihdam piyasasını dikkate alarak büyük değişikliklere gitmeyeceğini açıkladı.

-- Küresel alüminyum piyasasında Rus etkisi
Rus alüminyum şirketi UC RUSAL, Salı günü şirketin Hong Kong’da 2.6 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleştirmeyi planladığını açıkladı.


CNNMONEY
--Fox, Time Warner ile yaşanan sorunda pes etmiyor
ABD'li Televizyon yayıncısı Fox Network, Çarşamba günü Time Warner Cable şirketinin yaşanan bir ödeme sorunu nedeniyle Federal İletişim Komisyonu'yla tahkime gitme teklifini reddetti.

--Dow Jones ve Nasdaq 2009'un zirvesinde
ABD borsaları Dow Jones Sanayi Endeksi ve Nasdaq, Çarşamba günü dalgalı seyreden seansın sonrasında, yatırımcıların güçlü dolar beklentisi ve yılsonundaki temkinli hareketleriyle hafif yükseldi ve yılın yeni zirve seviyelerini gördü.

--Amazon.com Tatil sezonunun en mutlu eden şirketi oldu
ABD’de pazar araştırmaları yapan ForeSee Results şirketi tarafından yayımlanan veriler, Amazon.com'dan Alışveriş yapanların bu yılki tatil sezonundan en tatmin olmuş müşteriler olduğunu gösterdi.

FORBES
--Kuzey Kore yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasakladı
Kuzey Kore’nin yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasaklaması, aşırı tutucu hükümetin yeni gelişmekte olan piyasa ekonomisi üzerinde kontrolü ele geçirmeye yönelik niyetini gösterdi.

--Çin’in gelecek yılı
Çin'de önümzdeki sene büyümenin güçlü şekilde devam edecek olmasına rağmen, dış Ticaret ve iç politikadaki baskılar 2010'un ülke için bir test dönemi olacağını gösteriyor.

--Kriz bazı hükümetleri güçlendirdi
Latin Amerikalı liderler, küresel finansal krize gösterdikleri yönetimle popülaritelerini arttırdılar.

MARKETWATCH
-- Hazine'den GMAC’e ek 3.8 milyar dolarlık yardım
General Motors'un kredi sağlayan birimi olarak faaliyet gösteren GMAC, ABD Hazinesi'nden 3.79 milyar dolar daha kaynak aldığını açıkladı. Yapılan bu son yardımla, Hazine'nin şirket sahipliğindeki payı yüzde 56'nın üzerine çıkmış oldu.

--Gelişmekte olan ülkeler 2010'da yükselmeye devam edecek mi?
Gelişmekte olan ülkelere odaklanan uluslararası menkul kıymet yatırım fonları bu yılın en çok kazandıran enstrümanları olurken, aynı başarının 2010’da da devam edip etmeyeceği sorgulanıyor.

--ITC çelik boru dampinginde Çin karşıtı karar aldı
Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), Çarşamba günü ABD'li çelik üreticilerini lehine karar vererek, Çin'in bu ülkede sattığı çelik boru ürünlerinin fiyatının adil olmadığını söyledi.







Dünya basınından manşetler- 31 Aralık

İran da gösteriler rejimi köşeye sıkıştırdı


İran’da Haziran’da yapılan seçimlerin ardından protesto denince akla silahlı polislerin silahsız göstericileri dövdüğü sahneler akla geliyordu. Ancak Pazar günü bu düzen değişti. Şii Müslümanların İmam Hüseyin’in ölümünü andığı gün olan Aşure günü İran’da rüzgarın dönüşüne Sahne oldu.

İnternet üzerinden elimize ulaşan fotoğraflar ve Video görüntüleri bu sefer göstericilerin polisleri kovaladığı, yakaladığını ve dövdüğünü gösteriyordu. Yol kenarında eli yüzü kan içinde oturanlar da Güvenlik güçlerinin üyeleriydi.

Belki bundan da önemlisi taraf değişikliğini gösteren fotoğraflardı: protestocuların omuzlarında taşıdığı üniformalı adamlar ellerinde muhalif hareketin sembolü haline gelen yeşil kurdeleler sallıyor.

NE OLACAĞI BELLİYDİ
Der Spiegel dergisinden Ulrike Putz, 27 Aralık’ta güvenlük güçleriyle muhalifler arasında ciddi çatışmalar yaşanacağının günler öncesinden belli olduğunu hatırlatıyor. Reformcuların ruhani lideri Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri’nin geçen hafta düzenlenen cenazesine katılan 1 milyon kişi İran’da muhalefetin gücüne işaret ediyordu.

Muntazeri’nin ölümünün yedinci gününde düzenlenen anma törenlerinin Aşure günüyle çakışmasıysa protestocuların duygularının daha da güçlenmesine ve bugüne kadarki kurban pozisyonlarını bırakıp saldırıya geçmelerine neden oldu.

Güvenlik güçlerinin dini bayram ateşkesine uymaması ise rejime sadakatlerinden şüphe edilmeyecek en muhafazakar İranlıların bile tepkisini çekti. Görgü tanıkları giyim kuşamlarından koyu Müslüman oldukları anlaşılabilecek kişilerin de protestocuların arasında olduğunu belirtti.

Putz, muhafazakarların rejime tavır almasının nedeni Cumartesi günü ayaklanma polisinin eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin konuşma yaptığı bir camiyi basması oldu. Mehdi Kerrubi, “Şah’ın rejimi bile Aşure gününe saygı gösterir ve çatışmayı Aşure sonrasına ertelerdi” dedi ve ekledi: “ İslam Devrimi’nin rejimi ellerini ulusun kanına buladı.”

CESETLER NEREDE?
Pazar günü kaç kişinin öldüğü hala net değil. Jaras gibi reformcu internet siteleri sekiz ile 10 arasında ölümden bahsederken İran’ın resmi yayın organları başta ölüm olmadığını iddia etmişti. Daha sonra 10 tanesi “tanınmış Devrim karşıtı teröristler”, beş tanesi de “şüpheli koşullar altında” ölen kişiler olmak üzere toplam 15 can kaybı bildirilmiş, 3 bin “ayaklanmacı”nın yakalandığı duyurulmuştu.

Hükümetin olayları daha da alevlendirecek cenazeler düzenlenmemesi için cesetleri ortadan kaldırdığı söyleniyor. Putz, analistlerin rejimin köşeye sıkıştığını ve gücünü yeniden kazanmak için elinden geleni yaptığını ifade ettiğini aktarıyor.

Musevi ve Kerrubi gibi muhalefet liderleri konumuna geçmeye zorlanan politikacıların karşı karşıya olduğu tehdit gün geçtikçe artıyor. İran parlamentosunun yargı komitesi başkanı Ali Şahruki Pazartesi günü yaptığı açıklamada “Liderler yaptıklarından sorumlu tutulmalı ve yargıç önüne çıkmalı” diyerek bu tehdidi açıkça ortaya koydu.

LİDERLER TEHLİKEDE
Aslına bakılırsa bugüne kadar bu yönde pek çok çağrı yapılmış ancak Tahran böyle bir hareketin hükümetin devrilmesine yol açacağından çekindiği için harekete geçen olmamıştı. Pazartesi günü Musevi’nin ve Kerrubi’nin en yakın destekçileri gözaltına alındı.

Aşure gününden üç gün sonra gerginlik sürüyor. Protestocular Muharrem ayının getirdiği hareketlilikten ellerinden geldiğince faydalanmak istiyor. Pazar günü atılan sloganlar tehlikeye rağmen rejim değişikliğine işaret ediyor: “Savaşacağız, öleceğiz, ülkemizi yeniden fethedeceğiz.”
İran'da gösteriler rejimi köşeye sıkıştırdı

2000 lerin en aptal ve komik gafları


Son 10 yılda basında yüzlerini en sık gördüğümüz insanların ettiği birbirinden Komik ve aptalca sözler. Bakın sahip oldukları konumlara rağmen genel kültürleri hakkında çok ciddi şüphe uyandıracak türden sözler eden ünlüler kendilerini nasıl komik durumlara düşürdüler?
İŞTE 2000'LERİN en büyük GAFLARI
2000'lerin en aptal ve komik gafları

ABD nin yeni hedefi Yemen mi?


Son dönemde giderek daha yüksek sesle dile getirilen bu senaryoyu son olarak Christian Science Monitor da ele aldı. Derginin internet üzerinden yayımladığı bir makalede, Yemen’in Batı için “yeni Afganistan” olabileceği belirtildi.

Amsterdam’dan Detroit’e gitmekte olan uçağı bacaklarına bağladığı bomba ile havaya uçurmaya çalıştığı iddia edilen Ömerfaruk Abdülmüttalib’in kullandığı tekniğin, Ekim ayında El Kaide’nin Yemen’deki koluna liderlik yapan kişi tarafından cihatçı bir internet sitesinde tanıtılmıştı.

Londra’da üniversite okurken görüşlerinde radikalleşme eğilimi görülen Nijeryalı Abdülmüttalib de ABD’li yetkililere kullandığı tekniği Yemen’de öğrendiğini ifade etmişti.

En fakir Arap ülkelerinden biri olmasının yanında, toplumsal huzursuzluk, kanunsuz uygulamaların yanı sıra su krizi nedeniyle zor günler geçiren Yemen, 2000 yılında 17 denizcinin öldüğü USS Cole destroyerine düzenlenen intihar saldırısının ardından “teröristlerin güvenli sığınağı” olarak Dünyanın gündeme gelmişti.

ABD’de terör suçuyla yakalananların tutulduğu Guantanamo’deki ünlü hapishanede bulunan 210 tutuklunun yaklaşık yarısının Yemenli olduğu belirtiliyor. 11 Eylül saldırıları da Usame bin Ladin’in ailesinin esasında Yemenli olduğunu ortaya çıkarmıştı.

El Kaide ve Yemen bağlantısı CIA’in de gözünden kaçmadı. ABD istihbarat örgütü, 2002 yılından bu yana insansız hava araçları ile gerçekleştirdiği saldırılarla radikal İslamcı lider Enver el-Evleki’nin yaşadığı Yemen’deki terörist grupları hedef alıyordu. Evleki’nin Fort Hood saldırısını gerçekleştiren saldırganla da ilişkili olduğu iddia edilmişti.

Ayrıca Pakistan’daki operasyonların ardından El Kaide’nin birçok üyesinin Yemen ve Somali’ye yerleştiği de gelen bilgiler arasında.

ÖNLEYİCİ SALDIRI SEÇENEĞİ
Amerikalı Senatör Joe Lieberman, “Irak dünün, Afganistan bugünün savaşıydı. Eğer erken hareket etmezsek Yemen yarının savaşı olacak” dedi.

Christian Science Monitor, değerlendirmesinde, her ne kadar Müslüman ülkelere önleyici saldırılar yapılması ABD’de fazla destek görmese de Başkan Obama’nın 23 milyon nüfuslu Yemen’e karşı böyle bir adım atmayı düşünmesi gerektiğini öne sürdü.

Barack Obama, Yemen Başbakanı Ali Abdullah Salih’in hükümetine terörle mücadele için şimdiden 70 milyon dolar teklif etmiş, hükümet bu desteğe Aralık ayında El Kaide pozisyonlarına düzenlenen hava saldırısı ile cevap vermişti. Ayrıca Suudi Arabistan geçen ay ülkeyi işgal ederek İran ile bağlantısı olan isyancı bir Şii grubu kontrol altına almak zorunda kalmıştı.

Monitor, bu operasyonu, Yemen’deki bir grupla bağlantısı olan intihar bombacısının Ağustos ayında Suudi içişleri bakan yardımcısını öldürmeye çalışmasıyla El Kaide’ye gönderilmesi gereken bir mesaj olarak yorumladı. Öte yandan, Bin Ladin taraftarı Suudi Arabistanlılar güç kaybetmeleri nedeniyle Yemen’e kaçmak zorunda kalmıştı.

İntihar bombacıları için önde gelen bir Eğitim alanına dönüşmesi olasılığı olan Yemen’e Batı ülkelerinin acilen ilgi göstermesi gerekiyor. Ayrıca ABD’nin Terörle Mücadele Merkezi yetkililerine göre, Yemen’in El Kaide’nin küresel saldırılarını gerçekleştireceği “bölgesel operasyon merkezi” haline gelme olasılığı da söz konusu.

Christian Science Monitor, sürekli sığınak arayışında olacak El Kaide militanlarını kovalamanın kolay olmayacağını, ancak ABD’nin uçaklarını korumak adına bunun etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini de ifade etti.

ABD’nin yeni hedefi Yemen mi?

Saturday, December 19, 2009

The Wall Street Journal - 19 Aralık


--İklim anlaşmasının menzili kısa düştü
ABD, Çin ve diğer ülkelerin liderleri iklim anlaşmasının taslağında anlaştı ancak anlaşmanın salınımları kısıtlamak için yeterince güçlü olmadığı ifade edildi.

--ABD’de yeni Moda altın partileri
ABD’de eskiden plastik mutfak eşyası ve Mary Kay Kozmetik partileri yapılırdı. Bugün ise yeni moda altın partileri yapmak.

--Tag Heuer Tiger Woods’la anlaşmasını bitirdi
İsviçreli saat üreticisi Tag Heıer Tiger Woods’u reklam kampanyalarında kullanmaktan vazgeçen şirketlerin arasına katıldı.
The Wall Street Journal - 19 Aralık

The New York Times - 19 Aralık


--Beş ülkenin iklim anlaşmasında pek çok hedefe ulaşılamadı
Anlaşma liderlerin sonuca vardırmayı konuların birçoğuna değiniyor ancak anlaşmanın maddelerinin ne zaman uygulamaya konacağı belli değil.

--Kanser merkezi reklamları hassas bir dönemde duygulara hitap ediyor
Kanser merkezleri için hazırlanan reklam kampanyalarında kullanılan ilaç üreticileri için çizgiyi aşan ifadeler sorun olmayacak gibi görünüyor.

--Irak’taki askerler kutsal duvarları tamir etmeyi planlıyor
ABD ordusu askerleri Irak’ın kuzeyinde yer alan bir üssün ortasındaki antik bir Hristiyan tapınağı olan St. Elijah Manastırı’nı yenilemeyi umuyor.
The New York Times - 19 Aralık

Ortadoğu da 2009 un çaylağı Erdoğan


Uluslararası arası Politika dergisi Foreign Policy’in ABD’nin Ulusal Beysbol Ligi'nden ilham alarak, Ortadoğu'da 2009'da önemli gelişmelere imza atan siyasetçileri değerlendirdiği listede, Başbakan Tayyip Erdoğan, yılın en çok gelecek vaat eden çaylak oyuncusu seçildi.
İŞTE DERGİNİN SEÇTİĞİ 10 “YILDIZ” SİYASETÇİ:
Ortadoğu'da 2009'un çaylağı Erdoğan

Tülay çifte standart kurbanı mı oldu?


İngiltere nüfus itibariyle çok çeşitli etnik ve dinsel grupların bir arada yasadıkları bir ülke ve devlet kurumları ülkedeki bütün nüfus gruplarının sosyal ve kültürel hassasiyetlerine saygı gösterilmesi gerektiği varsayımı üzerinden hareket ediyor.

Ancak Sanghera, hiç kimsenin isteği dışında birileriyle evlenmeye zorlanmaması gerektiğini, bunun kültürel değerlere saygı sınırları dışında insan haklarını ihlal eden bir hareket olduğunu savunuyor.

Pek çok kişi İngiltere’de namus cinayeti diye bir şey yaşanmasının imkansız olduğunu düşünüyor, dolayısıyla Gören olayı ülkede büyük bir şoka sebep oldu. Ancak Sanghera hem kişisel deneyimlerinden hem de İngiltere’ye dışarıdan gelenlerin dil ve kültür engellerini asmasına yardım etmek için çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşu ile yaptığı çalışmalardan edindiği bilgiler ışığında namus cinayetlerinin ülkede çok büyük bir sorun olduğunu ifade ediyor.

KANUN SADECE KAĞIT ÜZERİNDE ETKİLİ
İngiltere’de parlamento 2007 yılında istek dişi evlilikleri yasaklayan bir kanun çıkardı. Ancak Sanghera kâğıt üzerinde özellikle genç kızlara koruma getiren bu kanunun ise yaramadığını belirtiyor. Çünkü İngiliz hükümeti ırkçılık iddialarıyla karsılaşmaktan çekindiği için yasanın gereklerini uygulamaktan çekiniyor.

İstatistiklere göre geçtiğimiz aya kadar bu yasa kapsamında 86 İngiliz vatandaşı için koruma emri çıkartılmış. Ancak korunması istenen kişilerin adreslerine bakıldığında Bradford, Leicester ya da Tower Hamlets gibi özellikle Asya’dan gelen İngiliz vatandaşlarının yoğun olarak yasadığı bölgeler listede yok.

Sanghera, bu durumun buralarda istek dişi evliliğe zorlanma olayları yaşanmadığı için değil, yetkililerin “kültürel hassasiyetlere saygı” gerekçesiyle buralardaki olaylara müdahale etmekten çekindiği için yaşandığını belirtiyor.

Sanghera’ya göre eğer “beyaz” bir çocuk okulda uzun sureli devamsızlık yapmaya başlar ya da bir yardım hattını arayıp zorla evlendirilmek üzere olduğuna yönelik bir şikayette bulunursa yöneticiler anında harekete geçiyor.

Ancak ayni çocuk Asyalı olursa işler değişiyor. Çünkü yöneticiler “yerel toplulukları” rencide etmek istemiyor. Pek çok kişi bugün hala çocukların zorla evlendirilmesinin Asya kültürünün bir parçası olduğuna ve dolayısıyla müdahale etmenin saygısızlık olacağına inanıyor.
Dahası bu sözde “kültürel öğeler”den zarar görenler de yasadıklarıyla yüzleşmekten kaçınıyor. Sanghera, Tülay Gören’in annesinin kızının ölmüş olduğunu yetkililere bildirmesi için 10 yıl geçtiğini hatırlatıyor. “Namus cinayetlerinin kurbanları hissecikleri utanç ve suçluluk duygusundan dolayı yasadıklarından bahsedemiyor.”

Kendisi Sihizme mensup Pencapli bir ailenin kızı olan ve başından benzer bir zorla evlendirilme hikâyesi gecen Sanghera, o dönemde söylediklerine inanan ve nu eve geri göndermeyen bir polis memuruyla karsılaştığı için şanslı olduğunu ancak herkesin kendisi kadar şanslı olmadığını belirtiyor.

ÇİFTE STANDART MI?
Pek çok örnekte polisler kendilerinden yardım isteyen genç kadınların söylediklerine inanmıyor. Aileleriyle anlaşamayan asi gençler muamelesi gören bu kızların durumu Tülay Gören örneğinde olduğu gibi üzücü sonuçlar yaratıyor. Tülay da defalarca polise gidip bir çocuk yurduna kaydının yapılması için yalvarmıştı. Eğer yetkililer Tülay’ı ciddiye alsaydı bugün muhtemelen hayatta olacaktı.

Geçtiğimiz 20 yıl boyunca İngiltere’deki beyaz nüfus adına aile içi şiddetle ilgili olarak pek çok sorunun üstesinden gelindi. Artik polis “bu sizin aile içi sorununuzdur” diyerek konuyu ortada bırakmıyor. Ancak Asya’dan gelenlere farklı standartlar uygulanıyor.

Tülay Gören icin artik çok geç olabilir. Ama Sanghera Tülay’ın akıl almaz ve önlenebilir olumunun İngilizlerin gözlerinin önünde yaşanan şiddetin farkına varmaları için bir uyandırma zili olması gerektiğini ifade ediyor. Çok kültürlü derinlik uğruna ödenecek bedel zorla evlendirme olmamalı.
Tülay çifte standart kurbanı mı oldu?

Çin ve ABD işbirliği dünyayı karşısına alıyor


Spiegel dergisinde “Chimerica Against the World” başlığıyla yayımlanan Haber analizde, Dünyanın en fazla karbon salınımı yapan en büyük iki ülkesinin iklim değişikliği sorununa çözüm bulma konusunda birbirinden daha fazla şey beklediklerinden dolayı, Kopenhag’da uzlaşmanın uzak olabileceği belirtildi.

Dergi, iki ülke arasındaki ilişkinin yanstılandan oldukça farklı olduğuna dikkat çekti.

Haber analizde ayrıca, Birleşmiş Milletler İklim Şefi Yvo de Boer’in her iki ülkenin de sera gazı salınımlarını azaltma konusunda daha fazlasını yapması gerektiğine inandığı belirtildi.

ABD VE Çin UZLAŞMAZLIĞI SÜRECİ ZORA SOKUYOR
Kopenhang’daki zirveye katılan müzakerecilerin küresel ısınma artışını iki dereceye indirme hedefini belirlediklerine dikkat çekilen analizde, bu hedefe ulaşmak için petrol, kömür ve doğal gaz kullanımında ciddi kesintilere gidilmesi gerektiği vurgulandı.

Küresel karbon salınımının yüzde 40’ına yakın bir oranı, Çin ve ABD’nin salınımlarından oluştuğu belirtilirken, bu sebepten dolayı Kopenhag’da iki ülkenin katılımı olmadan bir sonucuna varılmasının imkansız olduğunun altı çizildi.

Haber analizde, ABD ve Çin’in karbon salınımı konusunda farklı hedefleri olduğundan, çözümler konusunda farklı yönlerde ilerlediklerine dikkat çekilirken, görüşmelere katılan ABD’li yetkililerin ABD salınımları azaltsa bile, Çin’in küresel ısınmaya katkıda bulunmaya devam edeceği belirtildi.

Bununla birlikte, Avrupa Komisyonu Başbakanı Jose Manual Barroso’nun konu hakkındaki “Şimdi ABD ve Çin’in daha fazla şey yapıp, önerilerini masanın üzerine koyması gerekiyor” yorumuna da yer verildi.

Yapılan açıklamalar ışığında ne ABD ne de Çin’in salınımları azaltmak için kendi üretimlerini daha pahalı hale getirmedikleri anlaşılıyor. Aynı zamanda iki ülke arasındaki çekişmeler, ülkelerin ortak bir noktada buluşamayacaklarını gösteriyor.

Spiegel analizindeyse, iki ülke arasında görünenden daha fazla ortak noktanın olabileceğine dikkat çekildi.

ÇİN ABD’NİN ÜRETİM MOTORU
Siyaset ve Ekonomi çevrelerinde, Çin’in ABD’nin bankası ve fabrikası gibi hareket ettiği yorumları yapılıyor. İki ülke özellikle finansal açıdan birbirine derinden bağlı. Çin, ABD’ye ucuz ürünler ve sınırsız kredi olanağı sağlıyor

ABD’nin ise karşılık olarak Çin’e tüketici talebi ve faiz ödemeleri sağlıyor. Küresel mali kriz sürecinde Çin’in ABD’ye yeni krediler vermemesiydi, Washington ve New York’un büyük kaoslara sürüklenebilirdi.

ORTAKLIK İKLİM SORUNA DA YANSITILMALI
Haber analizde, iki ülke arasındaki bu ekonomik işbirliğinin iklim politikalarına da yansıması gerektiğine dikkat çekildi. Kopenhag zirvesinin çevre konulu bir konferansından çok bir ekonomi konferansına dönüştüğüne belirtildi.

Kısa vadede ABD ve Çin’in zenginliğinin fosil yakıtlara olan bağlılığın devam etmesine bağlı olduğu biliniyor. Öte yandan iki ülkenin küresel ısınmayla baş gösteren risklere rağmen, etkili bir iklim koruma planın kısa vadeli maliyetlerini karşılamak istemiyor.

Bununla birlikte, bu ülkeler şu zamana kadar fosil yakıtlarından vazgeçeceklerine yönelik herhangi bir açıklamada da yapmadı. Ayrıca iki ülke de ekonomilerini kömür ve Petrol ile canlandırıyor. Bu yüzden Washington ve Pekin’den iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik yapılan açıklamalara rağmen, fosil yakıtlar ülkelerin Askeri sanayi gücünü beslemeye devam edecek.

G-2 G-120’YE KARŞI
Haber analizde, fosil yakıtlara olan bağımlılığın azaltılmasının, dünyaya hükmeden iki devletin birinden birinin gücünün azalması anlamına geleceği için, ülkelerin iklim değişikliği sorunundan en fazla etkilenen çöl ülkeler, ada devletleri ve kıyı şeridinde yer alan devletlerin karşı karşıya kaldıkları tehlikeyi birinci öncelik olarak görmedikleri belirtildi.

Bununla birlikte, Kopenhag’da görünürde Çin ile ABD arasında yaşanan çatışmanın gerçekte iki ülkenin bir araya gelip, dünyanın diğer ülkelerine karşı kararlar aldıklarına dikkat çekildi.
Çin ve ABD işbirliği dünyayı karşısına alıyor

The Guardian- 18 Aralık


-- BM’den sızdırılan raporlar Kopenhag’da önerilen kesintilerin 3 derecelik artışa izin verdiğini gösterdi
Guardian tarafından gizli BM Analiz raporundan elde edilen bilgilere göre, Kopenhag iklim zirvesinde teklif edilen gaz salınım oranlarındaki kesintiler ortalama 3 derecelik sıcaklık artışına izin verecek.

-- CIA Filistinli ajanlarla çalışıyor
Amerikan istihbarat ajansı Batı Şeria’da Hamas üyelerine işkence yaptıkları iddia edilen Filistinli meslektaşları ile işbirliği içinde.

-- Tülay Gören’in babası “töre cinayetinde” ömür boyu hapse mahkum edildi
Kızını kaçıran, uyuşturucu kullandırtan ve bağladıktan sonra öldüren Mehmet Gören en az 22 sene hapis yatmalı.
The Guardian- 18 Aralık

The Washington Post- 18 Aralık


-- ABD karbon salınım kesintilerinin hızlandırılmasını istedi ve yardım teklif etti
Gelişmekte olan ülkeler sanayileşmiş ülkelerin zehirli gaz salınım oranlarını nasıl azaltacaklarını bilmeleri gerektiği hususunda ısrar ediyor.

-- Ölüm cezalarında azalma gerçekleşti
2009 yılında ABD’deki idamlarda artış görülürken, idama mahkum edilen suçlu sayısında rekor bir azalma görüldü.

-- Cumhuriyetçi Parti senatörleri Sağlık hizmeti oylamasını ertelemek için savunma yasasını engelleyecek
Senatodaki Cumhuriyetçi üyeler Perşembe günü Başkan Obama’nın sağlık hizmeti yasasını erteleme girişimi olarak kabul edilen bir kararla, Pentagon’un Irak ve Afganistan savaşlarını finanse eden önemli bir yasasını engellemeye çalışacaklarını söyledi.
The Washington Post- 18 Aralık