Showing posts with label Canlı. Show all posts
Showing posts with label Canlı. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

Kendini böyle havaya uçurdu

Irak'ta ABD askerlerinin korkulu rüyası haline gelen Canlı bombalar, her gün eylemlerine bir yenisini ekliyorlar. Ancak bu defa canlı bomba hedefine ulaşamadan can verdi.



Üzerindeki canlı bombayı patlamak için ABD askerlerinin arasına giren canlı bomba, kendisini farkeden ABD askerleri tarnafından önce bacağından vuruldu. Bacağından vurulduktan sonra yerde kıvranmaya başlayan canlı bomba üzerindeki bombayı patlatınca can verdi.




Kendini böyle havaya uçurdu

Thursday, December 31, 2009

Dünya, Bosna ya dikkat etmeli


Bosna’daki savaşı bitiren Dayton Barış Sözleşmeleri’nin 14’üncü yıldönümü geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız geçti. Bosna Hersek’teki ABD-Avrupa Birliği (AB) diplomatik girişiminin çöküşü hakkında da çok konuşulmadı. Ancak işaretler Bosna’daki huzursuz barışın sona ermek üzere olduğunu gösteriyor.

İngiltere’nin gölge Dışişleri Bakanı William Hague, Afganistan, Irak gibi sıcak çatışmalar dolayısıyla Bosna’daki durumun son günlerde ihmal edildiğini ancak Avrupa’nın göbeğindeki bu tehlikenin ne Avrupa be de Washington tarafından göz ardı edilemeyeceğini belirtiyor.

Brüksel Balkanlar’da ciddi bir diplomasi sorunuyla karşı karşıya. Koordinasyona geçilmesi gereken çok fazla ülke var ancak bu ülkelerin sürece katkıda bulunma çabası çok zayıf. AB ödüllendirme ancak cezalandırmama politikalarının Bosna’da ve komşusu Sırbistan’da iç siyaseti değiştireceğini ve eninde sonunda siyasi işbirliğine yol açacağını umuyor. Bosna’nın AB üyeliğinden çok uzakta olmasına rağmen ABD’de bu yaklaşımı destekliyor.

DEVLET YERİNDE SAYIYOR
Ülke ekonomisi dış yardımlarla gelişti ancak devlet ne büyüdü ne de işlerlik kazandı. Bosnalı Sırplar, Dayton Anlaşmasıyla elde ettikleri otonomiyi fazla sömürdü. Ülkeyi bölünmüş, hükümeti işlevsiz ve ayrılma ümitlerini Canlı tutan taktikleri sürdüren Sırplara karşın Boşnak liderler de aynı şekilde sert davranabiliyor.

Bosna’da seçimlerin yaklaşmasıyla milliyetçilik her iki tarafta da yükselişe geçecek. Bugünlerde Bosnalı Hırvatların bile kendi devletlerini kurma ve Boşnaklardan ayrılma konusunu düşündüğü belirtiliyor.

Bosna’nın parçalanmasının sonuçlarının felaket boyutlarında olacağını ifade eden Hague, ülkenin bağımsız etnik devletçiklere bölünmesinin sadece etnik temizliği ödüllendirmeyeceğini aynı zamanda Avrupa’nın kalbinde terör ve suçun gelişmesine olanak sağlayacak bir kriz ortamı yaratacağını da belirtiyor ve uyarıyor:

“Bosna sorununu kendi kendini çözemez, AB’ye üyelik umutları da ülkeyi parçalanmanın eşiğinden geri çekmek için yeterli olamaz. Bunun yerine bölgedeki bütün ülkelerin birbirine bağlı olduğunun ve yalnızlığa terk edilmemeleri gerektiğinin farkına varmalıyız.”

NE YAPILMALI?
Hague, ABD’nin ve AB’nin bölgeye özel temsilciler atamasını böylece hem ortak bir mesaj verilmesini hem de sürecin ileriye taşınmasını öneriyor. Bosnalı liderleri de egemenliğin sorgulanamaz ve parçalanmanın düşünülemez olduğuna ikna etmek gerekiyor.

Diğer yandan AB yolunda hızlı adımlarla ilerleyen Sırbistan ve Karadağ’ın da AB’nin Bosna politikalarını desteklemesini sağlamak gerekiyor.

Güçlü bir uluslararası yaklaşımın tek bir amaca odaklanması gerekiyor: Bosna’daki merkezi hükümet AB ve Nato üyeliğinin getirdiği sorumlulukları üstlenebilecek kadar güçlü olmalı. Her Bosnalı lider de bu fikrin yanında ya da karşısında duracak kadar güçlü olmalı ve duruşunun sonuçlarına katlanabilmeli.

YÜKSEK TEMSİLCİLİĞE DESTEK
Uluslararası kamuoyu sadece ödülleri değil cezaları da kullanmaya hazır olmalı. Bosna devletini zayıflatan siyasetçilere karşı sert yaptırımlar uygulanmalı. Bosna Hersek’teki Yüksek Temsilcilik Anayasa reformu tamamlanmadan kapatılmamalı. Dahası ABD ve AB bu kuruma her türlü desteğini sunarak ülkede uluslararası camianın varlığını teyit etmeli.

Son olarak, Bosna’daki AB barış gücü askerlerinin görev süresi uzatılmalı, hatta ülkeye yeni askerler gönderilerek Sırpların ayrılmasına ve şiddete izin olmadığının altı çizilmeli.

Bugün en sonunda Radovan Karaciç, Bosna’da soykırım ve suçları işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarıldı. O ve benzerlerinin 1990’larda yaşanan Korkunç olayların hesabını vermeye çağrıldıkları bir dönemde, uluslararası camia ilgilenemeyecek kadar meşgul olduğu için Karaciç gibilerin planları gerçekleşirse bu çok büyük bir ironi olur.
Dünya, Bosna'ya dikkat etmeli

Wednesday, December 16, 2009

4 bin yıllık tohum canlandı

KÜTAHYA - Kütahya Seyitömer Höyüğü'nde, Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünce yürütülen kazıda bulunan ve 4 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen 3 tohumdan biri, toprağa ekildikten sonra çimlendi.
Kazı Grubu Başkanlığını da yürüten DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen, il merkezine yaklaşık 27 kilometre uzaklıktaki alanda geçen yıl yapılan kazıda, höyüğün güneydoğusunda bir yapının içerisindeki kapta bitki tohumları bulunduğunu bildirdi.
Orta Tunç Çağı dönemine ait olduğunu tespit ettikleri katmandaki tohumların yaklaşık 4 bin yıllık olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgen, tohumların yapının içinde ve orijinal yerinde buldukları kaplar arasında birinin içinde olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Bilgen, höyükte çok sayıda tohum bulduklarını, ancak birçoğunun yandığını gördüklerini ifade ederek, şöyle konuştu: ''Son bulduğumuz üç tohum, kabın bir kısmının dışına taşmıştı. Kap kırıldığı için bu şekilde bulduğumuzu düşünüyoruz. Tohumlardan bazılarını incelemeye almıştık. Yaklaşık iki yıldır bu çalışmayı yürütüyoruz. Geçen yıl yaptığımız çimlendirme denemesinden olumlu sonuç alamadık ve başarılı olamadık.
Bu yıl bu tohumlardan birini yeşertmeyi başardık. Bundan yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait toprak altından çıkmış bir tohum yeşerdi. Bu tohumdan çimlenen bitki, Canlı halde Bilim dünyasına sunulmak ve üzerinde çeşitli analizler yapılmak üzere inceleniyor.''
Tohumların bulunduğu kabın yer aldığı yapının depo olarak kullanıldığını tahmin ettiklerini belirten Prof. Dr. Bilgen, ''Sözü edilen kabın yanı sıra mekanda çok sayıda kap ele geçmiştir. Tüm bu özellikleriyle mekanın depolama amaçlı kullanılmış olabileceği düşünülmektedir'' diye konuştu.

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMEMİŞ MERCİMEK TOHUMUDPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nüket Bingöl, höyükte bulunan üç tohumdan birini geçen yıl toprağa ektiğini, ancak çimlendiği halde kuruduğunu, diğerinin ise yağ analizlerinin yapılması amacıyla İstanbul'a gönderildiğini anlattı.
Yrd. Doç. Dr. Bingöl, üçüncü tohumu yaklaşık üç ay önce toprağa ektiğini, bunun da çimlendiğini belirtti.
Bu tohumun yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Bingöl, şöyle devam etti: ''Bilimsel olarak yolun başındayız. Öncelikle diğer tohumlarla beraber bunların yaş tayininin yapılması ve günümüzde yetişen mercimeklerle karşılaştırılması gerekiyor. Her ne kadar arkeolojik kazılarda buluntunun içinden çıktıysa da bunu Bilimsel olarak kanıtlamalıyız. Bu tohumların dışarıdan gelip gelmediğini incelememiz gerekiyor. Henüz bir iki aylık çalışma sürecindeyiz, bahara doğru yavaş yavaş sonuçlarını almış olacağız. Ancak çimlenmesi çok büyük bir gelişme. Günümüzde bilinen mercimek bitkileri gibi çok kuvvetli değil, oldukça cılız bir bitki. En kısa zamanda tek beklentimiz çiçeklenip tohum üretebilmesidir. Çiçeklenip tohum üretebilirse son zamanlarda çok güncel olan Organik ve Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) özelliğini taşıyan bitkiler açısından bizim elimizde çok önemli bir veri olacak. Çok eski zamanlara ait, hiç genetiğiyle oynanmamış, herhangi bir değişikliğe uğramamış, organik olarak elde edilmiş tohumların ilki olacak.''
'TOHUMU CANLI BULMAMIZ BİZİM İÇİN SÜRPRİZ OLDU'Yrd. Doç. Dr. Bingöl, bu tohumun bir mercimeğe ait olduğunu belirlediklerine işaret ederek, mercimeğin çok fazla suya ve sıcaklığa ihtiyaç duymadan kurak ortamda yetişebildiğini kaydetti.
Mercimeğin kazı yapılan alanda yetişebilecek bir bitki türü olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Bingöl, şu bilgiyi verdi: ''Arpa, mercimek, buğday, bunların hepsi Anadolu kökenli bitkilerdir ve orijini Anadolu'dur. O yüzden bizim için bu tohumları burada bulmamız çok sürpriz olmadı. Tohumu canlı bulmamız bizim için sürpriz oldu. Bu da tamamen höyüğün yapısından kaynaklanıyor. Höyükte yangın çıkıyor, çöküyor ve tohumlar içerisinde canlı kalabiliyor. Şans eseri bu tohumları bulduk ve değerlendirdik.

Şu an için bu tohumların mercimek olduğunu söyleyebiliyoruz, ancak yine de normal mercimekten morfolojik bazı farklılıkları var. Tamamen yaptığımız çalışmalar sonucunda belli olacak. Tohum vermesi halinde organik, hiçbir şekilde genetiğiyle oynanmamış, orijinal bitki olacak. Her zaman için orijinal tohumlar diğerlerine göre daha zayıftır. Belki ülke ekonomisine fazla bir katkı sağlamayacak, ancak bazı üniversitelerde başlatılmış eski tohumların toplanması yönündeki çalışmalara önayak olacağız.''
Yrd. Doç. Dr. Bingöl, yüzyıllar öncesinden bitki tohumlarının yeşerdiğine ilişkin daha önce yurt içi ve yurt dışında örnekler bulunduğunu hatırlatarak, Japonya'da manolya bitkisine ait tohumun günümüzdeki manolya bitkisinden farklı morfolojik özellikler taşıdığını bildiklerini sözlerine ekledi.
SEYİTÖMER HÖYÜĞÜ'NDEKİ KAZILARSeyitömer Höyüğü'ndeki kazı çalışmaları, altındaki 12 milyon ton kömürün ekonomiye kazandırılması amacıyla 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğünce başlatıldı.
Afyonkarahisar Müze Müdürlüğünün 1990-1995 yılları arasında yürüttüğü çalışmalar, 2006 yılından itibaren DPÜ Arkeoloji Bölümünce ele alındı.
TKİ Genel Müdürlüğü ve DPÜ Rektörlüğü arasında imzalanan protokol gereğince her yıl 6'şar aylık dönemler halinde yürütülen kazı çalışmalarının 2010'da tamamlanması ve höyüğün kaldırılmasının ardından yaklaşık 500 milyon lira değere sahip linyit kömürünün çıkarılmaya başlanması hedefleniyor.
4 bin yıllık tohum canlandı

Monday, December 14, 2009

İki ustadan bağlama metodu

Ercan SAATÇİARİF Sağ ve Erdal Erzincan iki ciltik “Bağlama Metodu” hazırlamışlar. Fakat Bağlama metodu deyip geçmeyin, bildiğiniz “enstruman öğretme” amaçlı metodlardan öte, gelecek nesillere bağlama kültürünü en detaylı şekilde aktaracak bir hazine. 10 yılı aşkın bir sürede hazırlanmış bu iki ciltlik dev eser hem ingilizce hem de Türkçe dillerinde. Metoda biraz göz atınca, dünyada yayınlanan diğer enstruman metodlarından hiç bir farkı olmadığını ve hatta çok daha kaliteli bir şekilde işlendiğine tanık oluyorsunuz. Bir örnek vermem gerekirse, bu metodla bağlama öğrenmek isteyen biri, mesela Ertuğrul Özkök bile üç ay içersinde bağlamanın tellerini tıngırdatmayı başarabilir.Caz metodu gibiDünyanın en iyi Müzik akademisi olarak kabul edilen Berklee’de yayınlanan metodlardan eksiği yok fazlası var desem abartmış olmam... Her cazcının kutsal kitabı nasıl Berklee profesörü John LaPorta’nın “A Guide to jazz Improvisation ? 1968” isimli metodu ise bağlama ve Türk Halk Müziği için Arif Sağ ve Erdal Erzincan’ın metodu aynı değer ve önemdedir.Zengin bir enstrümanÖnsözde ustaların belirttiği gibi, son derece zengin bir enstruman olan bağlamanın özgünlüğünün tek bir kitapta toplanması, farklı düzen ve icra türlerinin çeşitliliği bakımından imkansız. Ama Arif Sağ ve Erdal Erzincanlı, iki ciltlik “Bağlama Metodu”nun, bu özgünlüğü ve zenginliği anlatmaya giden yolun sadece başı olduğunu belirtiyor. Bu da bizlere, bağlama ve Türk Halk Müziği konusunda aynı değerde eserlere kavuşmaya devam edeceğimiz müjdesini veriyor.KONSERSarıkamış ağıtlarıSARIKAMIŞ harekatında donarak yaşamlarını yitiren 90 bin askerimiz için 95 yıl önce 5 dilde yakılan ağıtlar “Sarıkamış Kahramanlarının Türküsü”nde ilk kez bir arada seslendirilecek. Prof. Dr. Bingür Sönmez Recep Ergül’ün ortak projesi olan gecede, Sarıkamış Şehitleri üstüne söylenmiş Türkçe, Çerkesce, Gürcüce, Lazca ve kürtçe ağıtlar seslendirilecek. Gecede İzzet Altınmeşe, Tayfun Talipoğlu, Cavit Murtezaoğlu, Bayar Şahin, Muammer Ketencoğlu, Havva Karadaş ve Doğan Özden 5 dilde yakılan ağıtları yorumlayacaklar. Bugün Cemal Reşit Rey konser Salonu’nda saat 19.00’da başlayacak.OPERAAşk-ı Memnu sahnedeHALİD Ziya Uşaklıgil’in aynı adlı romanından hareketle Selman Ada’nın bestelediği ve Tarık Günersel’in librettosunu yazdığı Aşk-ı Memnu İzmir’de sahneleniyor. 1900 yılında ilk basımı gerçekleşen Aşk-ı Memnu romanının yüzüncü yılında (2000 yılında) Opera olarak yazılan eser, dünyada ilk kez 23 Ocak 2003 tarihinde Mersin’de sahnelendi. Aşk-ı Memnu operası bugün ve 15, 17 Aralık 2009’da, 21 ve 23 Ocak 2010’da, 24, 27 ve 28 Nisan 2010 tarihlerinde İzmirli sanatseverlerle buluşacak.SERGİBarış yollarıTİYATRO sanatçısı Yaman Tüzcet’in, “Günaydın Barış” adlı kişisel Resim Sergisi bugün saat 18.00’de, sanatçıların uğrak yeri Çiçek Bar’da sanatseverlerle buluşuyor! 14 Ocak tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergide, sanatçının “Barış Yolları” adlı yağlıboya tablolarının yanı sıra Nazım Hikmet, Savaş Dinçel, Müjdat Gezen gibi barışa sonsuz destek veren isimlerin etkileyici portreleri yer alıyor.ETKİNLİKYeşilçam’da inleyen nağmelerBEŞİKTAŞ Belediyesi tarafından “Ustalara Saygı” toplantılarına paralel olarak düzenlenen “Arşivlik Muhabbetler ? Yeşilçam’ı Yaratanlara Saygı” gecelerinde bu hafta sanatseverleri müzik dolu bir etkinlik bekliyor. Yeşilçam’ın ünlü şarkılarından seçmelerin Canlı yorumlanacağı etkinlik, Ortaköy Kültür Merkezi’nde bu akşam saat 20.00’den itibaren takip edilebilir.Etkinlikte Arda Uskan, Canan Perver Gürsu, Hayri Şahin, Temel Gürsu, Ümit Besen, Yahya Karadaş ve Yılmaz Atadeniz müzik ağırlıklı filmler odağında keyifli bir sohbet gerçekleştiriyorlar.
İki ustadan bağlama metodu

Tuesday, December 8, 2009

Kurban fiyatları

Hipermarketlerin müşteri kapma yarışı hız kazandı.
Kurban Bayramı yaklaşırken, veteriner hekim kontrolü ve dini vecibelere uygun şekilde kurbanlık kesim ve teslimat garantisi sunan hipermarketlerin müşteri kapma yarışı hız kazandı. AA muhabirinin Carrefoursa, Real ve Kipa’nın kurbanlık satış kampanyalarından derlediği bilgilere göre, son yıllarda hipermarketlerin kurban kesim organizasyonları büyük ilgi görüyor. Kent yaşamının yol açtığı yoğunluk, kısıtlı zaman ve kurban kesim yeri gibi sorunları ortadan kaldırarak, Canlı hayvan satışı yapan ya da hijyen koşullarda kesim yaparak “kurban paketi” hazırlayan hipermarketler, müşterilerine sipariş verdikleri mağazalardan bayramın birinci ve ikinci günü teslimat yapmayı vadediyor. Kurbanlık siparişlerini 14 Kasım itibarıyla almaya başlayan hipermarketler, 26 Kasım Perşembe gününe (Arefe) kadar sipariş kabul edecek. Carrefoursa, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilen “Akkaraman” ırkı bir yaşını geçmiş koçlardan seçilen kurbanlıkları, bayramın 1. günü noter huzurunda Din görevlileri eşliğinde, hijyenik koşulların sağlandığı mezbahalarda, veteriner hekimlerin kontrolünde kesildikten sonra, özel kolilerinde, müşterilere teslimatın yapılacağı mağazalara soğutucu donanımlı araçlarla nakledecek. Müşterilere teslim edilecek olan yaklaşık 19-22 kilo ağırlığa sahip kolide, kesilen kurbanlığa ait, 2 kol, 2 but, 2 kafes, 1 gerdan, muhtelif yağlar ve sakatat (akciğer, yürek, karaciğer) yer alacak. Kurban derileri ise kesim salonunda hazır bulunan Türk Hava Kurumu (THK) yetkililerine teslim edilecek ve makbuzu müşteriye gönderilecek. online kurban alımıyla online bağış imkanı seçeneği de sunan Carrefoursa, müşterilere ilgili mağazadan teslim almadan Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) bağışları da kabul ediyor. Bir adet kurbanlık koç için katma değer vergisi (KDV) ve bütün hizmetler dahil 575 lira talep eden Carrefoursa, kredi kartına 8-12 taksit imkanı sunuyor.BÜYÜKBAŞ HAYVAN İÇİN HİSSE TOPLAMA“14-26 Kasım tarihlerinde Real’e gelip kurbanlık siparişinizi verin, İslami kurallara ve hijyenik koşullara uygun olarak kesip, paketleyip Kurban Bayramı’nın 2. günü teslim edelim” sloganıyla kurban kesim organizasyonu düzenleyen Real ise büyükbaş hayvanlardan seçilen kurbanlıklar için hisse de topluyor. Kurbanlık teslim şartları ve hisse toplama konusunda ise firma, şu bilgileri veriyor: “Küçükbaş kurbanlıkların canlı ağırlıkları yaklaşık 45 kilogram, kesilmiş ağırlıkları Karaman cinsi için yaklaşık 18, Kıvırcık cinsi için yaklaşık 16 kilogram. Büyükbaş kurbanlıkların canlı ağırlığı 270-300, kesilmiş büyükbaş dana kurban ağırlığı ise kemikli olarak yaklaşık 140 kilogram olacaktır. Küçükbaş kurbanlıklar 9 parçaya ayrılıp 2 adet kemikli but, 2 adet kemikli kol, 2 adet kanat kafes, 1 adet kemikli gerdan, 1 adet ciğer takımı, 1 adet kuyruk yağı olacak şekilde parçalanıp koli içinde teslim edilecektir. Kıvırcık 8 parçadır, 1 adet kuyruk yağı sadece Karaman için geçerlidir. Tüm mağazalarımızda paketli büyükbaş dana satışları; hisseli satış olarak gerçekleştirilecektir, bir dana için en fazla 7 hisse olabilmektedir, mağazalarımızda 4-5-6-7 hisseli dana satışları yapılacaktır.” Kurbanlık hayvanların derileri THK’ye bağışlanırken, ayrıca talep edilmesi halinde İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı için de bağış toplanıyor. Real’de, kesimi yapılmış “Karaman” ırkı 575, “Kıvırcık” ırkı 649, dananın 7’de 1 hissesi 560 liraya satılırken, canlı kurbanlıkların kilo fiyatı “Karaman” ırkı için 11,49, diğerleri içen 11,99 olarak belirlendi.“PAKETLİ KURBAN” HİZMETİ “Bayram’da Kipa’dan paketli kurban hizmeti” sloganıyla sipariş toplayan Kipa ise “Karaman” ırkı koçlardan oluşan kurbanlıklar için 575 lira olarak belirlediği tek fiyatı uyguluyor. Firma, müşterilerine kurbanlık ve teslim şartlarına ilişkin şu açıklamayı yapıyor: “Kurbanlıklarımız 1 yaşını tamamlamış sağlıklı koçlardan seçilir. Kurban Bayramı’nın 1. günü İslami usullere uygun olarak din görevlisi eşliğinde, noter huzurunda ve hijyen koşullarda kesilen kurbanlıklar özel kolilerine konularak soğutmalı araçlarla mağazalarımıza gönderilecek ve kurban alışverişinize yaptığınız mağazadan size teslim edilecektir. Kurbanınızın kesilmiş karkas ağırlığı minimum 18 kilo olacaktır. Kolide 2 but, 2 kafes, 1 fleto, 1 gerdan, 1 sakatat torbası bulunur.” Deri ve bağırsakları THK’ya bağışlayan Kipa, bağış makbuzunu size müşteriye teslim ediyor.
Kurban fiyatları