Showing posts with label tedavi. Show all posts
Showing posts with label tedavi. Show all posts

Sunday, February 28, 2010

Sevgilisini öldüren BBC muhabiri tutuklandı

Gosling (70), BBC'de yayımlanan bir programda, hastanede tedavi gören sevgilisini, "acılarına son vermek için" boğarak öldürdüğünü itiraf etmişti.



Nottinghamshire kenti polisi, 70 yaşında bir kişiyi cinayet şüphesiyle tutukladığını belirtti, ancak isim vermedi.



Tutuklamanın, BBC'nin Pazartesi günü yayımlanan "Inside Out" programındaki açıklamalar üzerine yapıldığına dikkat çekildi.
Sevgilisini öldüren BBC muhabiri tutuklandı

Wednesday, February 17, 2010

"Kanser 2020 de 10 milyon can alacak"

Hastalığın global bir sorun haline geldiğini aktaran Hayat, kanser ile mücadelede Dünyanın el ele vermesi gerektiğinin altını çizdi. Özbekistan "Sağlık Bakanlığı ve 'Sen Yanlız Değilsin Vakfı 'tarafından düzenlenen 'Kanser tedavisinde uluslararası Bilimsel Yenilikler' konulu konferansta hastalık ile mücadele konuları masaya yatırıldı. Bu yıl ikincisi düzenlenen konferansa Özbekistan Sağlık Bakanı Edham İkramov, Fransa Ulusal Kanser Enstitüsü Başkanı Prof. Davit Hayat ve kalabalık bir davetli kitlesi iştirak etti.



Özbekistan Sağlık Bakanı İkramov konferansta yaptığı konuşmada, kanserin her şeye rağmen dünya genelinde kalp krizinden sonra ölümcül ikinci neden olarak durmaya devam ettiğine dikkat çekti. Her yıl 6 ila 7.5 milyon arasında hastanın kanserden öldüğünü dile getiren uzamanlar kapsamlı önlemlerin alınmaması durumunda bu rakamların yükselmesinin kaçınılmaz olacağını dile getirdiler.



Fransa Ulusal Kanser Enstitüsü Başkanı Prof. Davit Hayat ise kanserin giderek geniş kitlelere ulaştığının altını çizdi. Hayat, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda 2020'de kanser tanısı konulan kişi sayısının 20 milyonu bulacağını ve bunlardan 10 milyonunun aynı yıl içinde hayatını kaybedeceğini dile getirdi. Prof Hayat, kanserle etkili mücadele için devletler düzeyinde kapsamlı işbirliği, deneyim paylaşımı ve ek önlemler alma gibi çalışmalarının yapılması gerektiği kaydetti. Hayat, "Elbette bu denli yüksek bir rakamın kanserden ölecek olması kabullenemez. Sorunu durdurma adına uluslararası düzeyde ciddi çalışmalar yapılmalı. Öncelikle insanlar bilgilendirilmeli. Devletler, hükümetler, ilgili kurum ve teşkilatlar bir araya gelip yeni tedavi ve çözüm yolları bulmalı." diye konuştu.
"Kanser 2020'de 10 milyon can alacak"

Mustafa Su: Özel sağlık sigortası sağlıklıyken yaptırılmalı

ANADOLU Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, özel Sağlık sigortasının, devlet sigortasından farklı olduğunu belirterek, hasta olmadan önce sigorta yaptırmak gerektiğini söyledi. Özel sağlık sigortası sistemine erken yaşta ve sağlıklı iken katılmanın önemine işaret eden Su, "Çünkü özel sağlık sigortasının, devletin sağladığı sosyal Güvenlik sisteminden en büyük farkı, kişilerin sağlık sigortası yaptırmadan önceki hastalıklarıyla ilgili giderleri karşılamamasıdır. Birçok kişinin aklına, herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaştıktan sonra sağlık sigortası gelmekte, bu durumda da bu hastalığının tedavisini sigorta kapsamı altına almakta geç kalınmış olmaktadır. Oysa kişiler sağlıklı iken, erken yaşta bazı hastalıkları ortaya çıkmadan cüzi prim ödeyerek sigorta yaptırsalar, hastalıklarını, istedikleri hastanede tedavi ettirme imkânına sahip olabileceklerdir" şeklinde ifadelerde bulundu.

Mustafa Su: Özel sağlık sigortası sağlıklıyken yaptırılmalı

Thursday, December 31, 2009

Dünya basınından manşetler- 31 Aralık




--İngiliz anne en sonunda huzura kavuştu (İngiliz basını)
Kuşadası’nda 2005 yılında yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi gazetelere verdiği röportajlarda bombacının ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasıyla en sonunda huzura kavuştuğunu söyledi.

O zaman 21 yaşında olan Helyn Bennett, Temmuz 2005’te yaşanan patlamada hayatını kaybeden beş kişiden biriydi.

Mahkemenin Salı günü bombacı Mehmet Keskin’e altı ömür boyu hapis cezası vermesinin ardından konuşan anne Sharon Holden, kararı duyduğunda gözyaşlarını tutamadığını belirtti.

“Dört buçuk yıl bekledikten sonra en sonunda adalet yerini buldu” diyen anne “Şimdi huzura kavuştuk. Umarım hapishanedeki günleri zor geçer ve ailemizin çektiği gibi bir acı çeker” dedi.

Bugüne kadar sürekli olarak “Ya salıverilirse?” sorusuyla yaşadıklarını ifade eden Holden, “Artık bittiğini biliyoruz ve rahatız. Asla dışarı çıkamayacak” dedi.

Bu yıl sonbahar aylarında aile Türk yetkililerinden gelecek 1.1 milyon sterlinlik (o günün parasıyla 2.4 milyon TL) tazminatı kabul etmişti.

Holden, İngiliz hükümetinin ülkede Temmuz’da gerçekleşen terör olayında zarar görenlere verilen tazminatın yurtdışındaki saldırılarda zarar görenleri kapsamadığını söylediğini ifade etmiş ve “Kendi hükümetimiz bize sırt çevirdi. Ancak olaydan dört yıl sonra Türk hükümeti kendi hükümetimizin yapması gerekeni yaptı,” demişti.

İngiliz anne ayrıca davanın sona ermesi beklenen Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret etmişti.

DIŞ BASINDA TÜRKİYE
THE ECONOMIST
--Türkiye ve generalleri: Lanetli Komplo Teorileri
Türkiye’nin generalleri için 2009 zor bir yıl oldu. Bir Dizi sızdırılmış belge, telefon dinlemeleri ve bazen de basit kazalarla ortaya çıkan gelişmeler en güçlü laiklerin bile inancını sarstı.

VOICE OF AMERICA
--Rum Ortodoks Patrik’i ile hükümet arasında gerginlik artıyor
Fener Rum Patrik’i Bartolomeos, ABD kanalında yayınlanan 60 Minutes programında Türk yetkililerin ülkedeki Hıristiyanlara kötü muamelesinden şikayet etmişti.

XINHUA
--Türkiye Iraklı yaralılara tedavi olanağı sundu
Türkiye Çarşamba günü yaptığı açıklamada 15 Iraklı yaralının tedavi için Türkiye’ye getirileceğini duyurdu. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Pazar günkü bombalamada yaralanan Iraklıların, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir ambulans uçağıyla Türkiye’ye getirileceği belirtildi.

DAILY MAIL
--İngiliz kadının annesi teröriste verilen cezayla huzura kavuştu
Kuşadası’nda yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi teröriste hapis cezası verilmesiyle en sonunda huzura kavuşabildiğini söyledi.

BBC
--Türkiye’deki bomba kurbanı için sonunda adalet geldi
Türkiye’deki bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının ailesi bombacının ölüm cezasına çarptırılmasıyla en sonunda adalete kavuştuklarını belirtti.

VOICE OF GREECE
--Eski bir Türk üst düzey yetkiliden itiraf: Heybeliada okulu konusunda çözüme ulaştık
O dönemde Patrik Bartolomeos’la görüşen Kemal Gürüz’ün yaptığı açıklamaya göre Patrikhane ve Ankara arasında Heybeliada Ruhban Okulu üzerinde 2000 yılında anlaşmaya varılmıştı.

THE ASSOCIATED PRESS
--Jim Walter Resources, Erdemir’e borç davası açıyor
Hammadde satan Jim Walter Resources, Türkiye’nin çelik üreticisi Erdemir’in 89 milyon dolardan fazla borcunu ödemediği için dava açtığını duyurdu.

DAILY TIMES
--Cumhurbaşkanı Gül, Zerdari’ye telefon etti
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’ye telefon ederek Aşure gününde Karaçi’de hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. Gül, Türkiye’nin Pakistan’daki demokrasi savaşına ve terörle mücadelesine destek verdiğini belirtti.

FINANCIAL TIMES
--Türk medya devi ayrılıyor
Türkiye’nin en büyük medya grubu Doğan Holding’in sahibi Aydın Doğan Cuma gününden itibaren başkanlıktan ayrılacağını ve yerine kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın geçeceğini duyurdu.

Dünya Basını


THE NEW YORK TIMES

--Casusluk kurumları terör üzerindeki ipuçlarını bir araya getirmeyi başaramadı
Ulusal Güvenlik Teşkilatı Yemen’deki El Kaide liderlerine ait bir plana yönelik değerlendirmeleri tespit ederken, casusluk kurumları değerlendirmeleri diğer bilgiler ile bir araya getirmedi.

--Havayolu şirketleri müşteri tepkisi ile karşı karşıya
ABD'deli havayolu şirketlerinin yöneticileri Detroit'e giden ABD uçağındaki bombalama girişiminin yolcuların gezi planları üzerindeki etkisini minimuma indirmeye çalışıyor.


--New York ilk bütçe açığını verdi
Aylarca düşen gelir ve bütçe savaşlarının ardından, Çarşamba günü itibari ile New York yaklaşık 1 milyar dolar borçlu durumda.

THE WASHINGTON POST
--İntihar bombacısı Afganistan’daki CIA üssüne saldırdı
Yetkililer Afganistan-Pakistan sınırında gerçekleşen bombalamanın, savaş süresince ABD istihbarat ajanlarına düzenlenen en ölümcül saldırı olduğunu belirtti.

--Obama uçaktaki terör saldırısı hatalarını gözden geçirecek
Bu araştrıma kapsamında CIA, Ulusal güvenlik Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı da bulunuyor.

--ABD GMAC’ı tekrar kurtardı
ABD Hazinesi General Motors'un kredi sağlayan birimi olan GMAC'e, verdiği 3.8 milyar dolarlık yeni destek ile yönetimin, şirkette ana mal sahibi konumuna gelmesini sağladı.

THE WALL STREET JOURNAL
--ABD, saldırı girişimi araştırmalarına devam ediyor
ABD’li güvenlik güçlerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda, daha önce de pek çok terör eyleminde yer alan ABD doğumlu Yemenli Din adamı Enver el-Evlaki’nin Noel gününde Detroit’e giden uçağa yapılan saldırı girişimiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

--İran, başarılı öğrencilere savaş açıyor
İran sokaklarında yaşanan dramının ardından, ülkedeki yetkililerin en iyi öğrencilerine göz açtırmadığı ve öğrencilerin kariyerlerine büyük bir Darbe indirdikleri ortaya çıktı.

--Rusya, yılı düşük enflasyonla kapatıyor
Federal İstatistik Hizmetler Merkezi’nden gelen son veriler, Rusya’da tüketici fiyatlarının 28 Aralık’ta sona eren haftada da sabit kaldığını gösterdi. Bu şekilde Rusya, bu onyılda gördüğü en düşük yıllık enflasyon rakamlarından birine yaklaşmış oldu.

FINANCIAL TIMES
--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.

THE GUARDIAN
--Bağdat’ta yaşanan kaçırılma olayında İran parmağı
The Guardian gazetesinin yaptığı araştırmalar Irak’ta kaçırılanların hemen ertesi gün İran’a götürüldüğünü ortaya çıkardı.

--Afganistan’daki patlamada CIA ajanları öldürüldü
Afganistan'daki Askeri üste yaşanan intihar saldırısında ölen sekiz sivilin CIA ajanları olduğu doğrulandı.

--ABD’nin, El Kaide’ye karşı planları başarılı oldu
Başarısız olan uçak bombacısını kimlerin idare ettiği araştırmaları sürerken Yemen’deki terörist üslerine karşı misilleme saldırıları ihtimali sürüyor.

HAARETZ


-- Hamas: İsrail’in Gilad Şalit’i yerini tespit etme çabalarını engelledik
Hamas, İsrail’in Gazze’deki El Fetih örgütü arayıcılığıyla esir asker hakkında bilgi toplamaya çalıştığını dile getirdi.

-- İsrail, Gazze sınırındaki köylere maddi yardım sağlayacak
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Pazar günü hükümete Gazze sınırındaki bazı yerleşimlere 190 milyon şekel değerinde maddi yardım vermeyi ön gören bir plan sunacak.

--Polis, Yahudi teröristten 10 yıl önce şüphe etmişti
Batı Şeria’daki yerleşimlerin durdurulması kararından sonra aşırı protesto gösterilerinde bulunan Jack Teitel’in birçok cinayet vakasında şüpheli olarak gözaltına alındığı ve birçok cinayet girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.

FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG
--ABD El Kaide'ye saldırmaya hazırlanıyor
El Kaide'nin, Amsterdam-Detroit uçağını havaya uçurma girişimi ABD'yi harekete geçirdi. ABD El Kaide'nin Yemen'deki üslerini vurmak için hazırlıklara başladı. Başkan Barack Obama ise istihbarat birimi yetkililerini görevlerini yapmamakla suçladı.

DIE WELT
--Merkel: 2010 zor bir yıl olacak
Almanya Başbakanı Angela Merkel yılın son gününde Alman halkına seslendi. Merkel 2010 yılının ekonomik açıdan zor bir yıl olacağı uyarısı yaptı. Ekonomik durgunluktan çıkmak için 2010 yılının belirleyici bir yıl olacağını ifade eden Merkel, Almanya'nın Afganistan misyonunu da savundu.

EKONOMİ BASINI

BLOOMBERG
--Asya borsaları 2003'ten beri en büyük yıllık kazanca hazırlanıyor
Asya borsaları, Çin'in önümüzdeki dönemde de küresel ekonominin resesyondan çıkmasına yardım eden politikalarını devam ettireceği taahhüdünde bulunmasıyla bu yılsonunda 2003 yılından beri en yüksek yıllık kazancını sağlayabilir. Aynı Politika, Petrol ve bakırın fiyatında da son onyıldaki en sert rallisini yaşamasına neden oldu.

--Fed’in alımları durdurmasıyla mortgage tahvillerindeki ralli sona erebilir
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Mart ayı itibariyle 1.25 trilyon dolar değerindeki mortgage destekli tahvilleri almaya son verecek olması, bu yatırım aracında yaşanana rallinin sona ermesine neden olabilir. Gelişme yeni konut fiyatları faizlerini de artırma potansiyeli taşıyor.

--Çin: Krizi 'defetmek' için 2010 kritik
Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, 2010'un Dünyanın üçüncü büyük ülkesinin ekonomisini güçlendirme ve küresel finansal krizini etkilerini 'def etmek' için kritik bir yıl olacağını söyledi.

CNBC
--Hazine bonolarının açık artırmaları 2010’da azalabilir
ABD’de hazine tahvil piyasasında bu hafta 118 milyar dolar değerinde alım gerçekleştirdi ancak gelecek yıl bu kadar yüksek seviyede olmayabilir. Çünkü yatırımcılar enflasyon korkusuyla piyasadan çıkabilir.

-- Çin yuan konusunda kendi bildiğini yapmaya kararlı
Çin Merkez Bankası’ndan yetkili bir birim, Çarşamba günü Çin’in yuanın değerlendirilmesi konusunda, ekonomik büyüme ve istihdam piyasasını dikkate alarak büyük değişikliklere gitmeyeceğini açıkladı.

-- Küresel alüminyum piyasasında Rus etkisi
Rus alüminyum şirketi UC RUSAL, Salı günü şirketin Hong Kong’da 2.6 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleştirmeyi planladığını açıkladı.


CNNMONEY
--Fox, Time Warner ile yaşanan sorunda pes etmiyor
ABD'li Televizyon yayıncısı Fox Network, Çarşamba günü Time Warner Cable şirketinin yaşanan bir ödeme sorunu nedeniyle Federal İletişim Komisyonu'yla tahkime gitme teklifini reddetti.

--Dow Jones ve Nasdaq 2009'un zirvesinde
ABD borsaları Dow Jones Sanayi Endeksi ve Nasdaq, Çarşamba günü dalgalı seyreden seansın sonrasında, yatırımcıların güçlü dolar beklentisi ve yılsonundaki temkinli hareketleriyle hafif yükseldi ve yılın yeni zirve seviyelerini gördü.

--Amazon.com Tatil sezonunun en mutlu eden şirketi oldu
ABD’de pazar araştırmaları yapan ForeSee Results şirketi tarafından yayımlanan veriler, Amazon.com'dan Alışveriş yapanların bu yılki tatil sezonundan en tatmin olmuş müşteriler olduğunu gösterdi.

FORBES
--Kuzey Kore yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasakladı
Kuzey Kore’nin yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasaklaması, aşırı tutucu hükümetin yeni gelişmekte olan piyasa ekonomisi üzerinde kontrolü ele geçirmeye yönelik niyetini gösterdi.

--Çin’in gelecek yılı
Çin'de önümzdeki sene büyümenin güçlü şekilde devam edecek olmasına rağmen, dış Ticaret ve iç politikadaki baskılar 2010'un ülke için bir test dönemi olacağını gösteriyor.

--Kriz bazı hükümetleri güçlendirdi
Latin Amerikalı liderler, küresel finansal krize gösterdikleri yönetimle popülaritelerini arttırdılar.

MARKETWATCH
-- Hazine'den GMAC’e ek 3.8 milyar dolarlık yardım
General Motors'un kredi sağlayan birimi olarak faaliyet gösteren GMAC, ABD Hazinesi'nden 3.79 milyar dolar daha kaynak aldığını açıkladı. Yapılan bu son yardımla, Hazine'nin şirket sahipliğindeki payı yüzde 56'nın üzerine çıkmış oldu.

--Gelişmekte olan ülkeler 2010'da yükselmeye devam edecek mi?
Gelişmekte olan ülkelere odaklanan uluslararası menkul kıymet yatırım fonları bu yılın en çok kazandıran enstrümanları olurken, aynı başarının 2010’da da devam edip etmeyeceği sorgulanıyor.

--ITC çelik boru dampinginde Çin karşıtı karar aldı
Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), Çarşamba günü ABD'li çelik üreticilerini lehine karar vererek, Çin'in bu ülkede sattığı çelik boru ürünlerinin fiyatının adil olmadığını söyledi.







Dünya basınından manşetler- 31 Aralık

Tuesday, December 29, 2009

AŞK BİR HASTALIK MI?

Marie Claire



Psikoanalist Freud'a yakıştırılan bir söz var; "Aşk geçici bir cinnet." Geçiciliği ne kadar teselli verir bilemem ancak aşkı hastalık tanımına uyduran bir yanı da istem dışı gelmesi ve istem dışı gitmesidir.



Aşkın kontrol edilemezliği, uslanmazlığı ile 'deli gönül' tedavi kabul etmez. Ancak hayatın ve soyumuzun sürmesi de Aşk hastalığının yaygınlığı ve geçiciliği ölçüsünde mümkün olur.



Prof. Dr. Yankı Yazgan



Psikiyatr


AŞK BİR HASTALIK MI?

Friday, December 25, 2009

Ojeli tırnakların altındaki tehlike

İSTANBUL - Vücutta meydana gelen demir, çinko, folik asit ve B 12 vitaminlerinin eksikliği durumlarında tırnaklarda bir takım bozukluklar meydana gelir. Tırnaklarda kırılma, kabalaşma, çatlama ve tabakalaşma gibi durumlara neden olabilen bu eksiklikleri gidermek için neler yapmak gerekir?
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ahmet Arpacı, bu soruya cevap verdi, tedavisi çok da kolay olmayan tırnak hastalıkları ve yapılması gerekenleri anlattı.
Tırnak sağlığı için beslenmeye çok dikkat etmek gerekmekte. Kırmızı et, süt ve süt ürünleriyle deniz ürünlerinin tırnak sağlığı için yenmesi şart. Fakat beslenmenin yeterli olmadığı durumlarda bu eksiklikleri karşılamak amacıyla vitamin takviyesi de yapmak gerekir.
EL KREMİ KULLANILMALITırnağın yüzde18’i sudan oluşmaktadır. Su yapısını dengelemek için de nemlendirici balsam türü krem ve solüsyonların kullanılması önerilmektedir. Ayrıca kişinin elini çok fazla deterjanla temas ettirmemesi de gerekmektedir.
MANİKÜR PEDİKÜRE DİKKATTırnak hastalıklarının önüne geçmek için manikür ve pediküre de dikkat etmek gerekir. Çünkü tırnak hastalıklarının büyük bir çoğunluğu manikür ve pedikürden geçmektedir. Tırnak bakımını yaptırdığınız yerin hijyen kurallarına uyup uymadığını kontrol etmeniz ve mümkün olduğu kadar tırnaklarınızla oynamamanız gerekmektedir.
OJE ENFEKSİYONA NEDEN OLURKozmetik ürünlerinin çok büyük bir kısmı cilde zarar vermektedir. Oje de bu ürünlerden biridir. Her ne kadar ojeler güzel bir görünüm sergileseler de; tırnağı havasız bırakır ve bazı enfeksiyonların oluşmasına fırsat tanır.
BEYAZ NOKTALARIN VİTAMİN EKSİKLİĞİ İLE İLGİSİ YOKTırnakların üzerinde bazen beyaz noktacıklar görünebilir. Halk arasında vitamin eksikliği olarak değerlendiren bu durum tırnağın içerisine hava kabarcıklarının girmesiyle oluşur. Fakat bunun vitamin eksikliğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Endişe edecek bir durum da oluşturmamaktadır. Sadece görüntü itibariyle insanları tedirgin etmektedir. Hatta bazen tırnağın tamamen beyazladığı durumlar dahi olabilir. Fakat bu beyazlanmadan korkulmamalıdır, bu durumun da herhangi bir zararı yoktur.
ŞEYTAN TIRNAĞI DEYİP GEÇMEYİNŞeytan tırnağı kişinin yapısı ve tırnakla çok oynanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Gerekli tedavi yapılmazsa mikrop kapıp dolamaya dahi dönüşebilir. Antibiyotik tedavisi ya da lokal anesteziyle steril bir şekilde kesilerek parmağa müdahale edilebilir.
İÇ HASTALIKLARI TIRNAK BOZUKLUĞU YAPABİLİRBazen iç organ hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, kalp, karaciğer ve akciğer hastalıklarında tırnaklarda bazı bozulmalar olabilir. Tırnağın bazen de Genetik olarak küçük kalması ya da batık çıkması durumu söz konusudur.
TIRNAK MANTARLARININ TEDAVİSİ ZORDURTırnağı hastalandıran en önemli nedenlerin başında mantarlar gelmektedir. Tırnak hastalıklarının yüzde 60’ı mantarlardır. Tırnağın serbest kenarından girer. Islaklık, nemlilik, karanlık, kapalılık, dar ayakkabı, travma ya da sıkışmayla, başkasının ayakkabısını giymekle, ve manikür- pedikürde vücuda girmektedir. Şayet kişinin vücut direnci düşükse, şeker hastasıysa, uzun süre antibiyotik kullandıysa ya da kortizon kullanmışsa bu mikropların vücuda girmesine ortam hazırlar.
Bu mantarlar tırnakta kalınlaşma, kırılma, sararma ve çizgilenme yapar. Mantarların batması durumunda ise dolama oluşmaktadır. Bu tür mantarlar elden çok ayakta görülmektedir. Tedavisi en zor olan mantar, tırnak mantarlarıdır. Sedef ya da sıkıntı hastalıklar da tırnak bozukluklarına neden olabilir. Bu durumda yüksük tırnak denilen noktacıklı bir görünüm ortaya çıkar, enine ya da boyuna çizgilenme, tırnak yatağının üzerinde kamburlaşma ve bombeleşme meydana gelebilir.
SAĞLIKLI TIRNAKLARIN SIRRIHem güzel görünümlü, hem de sağlıklı tırnaklara sahip olmak alınacak bazı önlemlerle mümkün. İşte sağlıklı tırnakların sırrı:
Ojeli tırnakların altındaki tehlike

Papa yı ayinde itip düşürdüler

VATİKAN - Vatikan'da, Noel ayini sırasında akli dengesinin yerinde olmayan bir kadın Papa'yı iterek yere düşürdü. 82 yaşındaki Papa sakince kilise mihrabına doğru yürümesini sürdürdü ve töreni başlattı.
Vatikan Basın Sözcüsü Peder Federico Lombardi, yaptığı açıklamada, ''Akli dengesi bozuk bir kadının, Saint Peter Bazilikası'nda bariyerlerden atlayarak Noel ayin törenini başlatmak üzere koridorda ilerleyen Papa 16. Benedictus'u ittiğini ve yere düşürdüğünü, Papa'nın hızlıca ayağa kalktığını ve yara almadığını'' söyledi.
Peder Lombardi, 16. Benediktus'un üzerine atlama girişiminde bulunan kişinin kimliği de Susanna Maiolo olarak açıklandı. Lombardi, 25 yaşındaki Maiolo'nun hem İtalya, hem İsviçre vatandaşı olduğunu ve psikolojik sorunları nedeniyle tedavi görmekte olduğunu da kaydetti.
Kardinal Roger Etchegaray'ı da iten Maiolo Vatikan polisi tarafından tutuklandı. Kardinal Etchegaray ise kontrolden geçirilmek üzere hastaneye kaldırıldı. Papa 16. Benediktus'un sağlığında herhangi bir sorun bulunmadığı açıklanırken, olay sırasında yere düşen 87 yaşındaki Kardinal Etchegaray'ın uyluk kemiğinin kırıldığı belirtildi.
Peder Lombard, Aziz Petrus Bazilikasındaki ayin sırasında meydana gelen olayın akabinde 16. Benediktus'un programında herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığını, 82 yaşındaki papanın Noel yortusuyla ilgili tüm kutlamalarda yer alacağını duyurdu.
Papa'yı ayinde itip düşürdüler

Thursday, December 24, 2009

Reşadiye gazisi hain saldırıyı anlattı


İŞTE HAİN SALDIRININ OLDUĞU YER / FOTO GALERİ
Tokat'ın Reşadiye ilçesindeki terörist saldırıda ağır yaralanan Uzman Çavuş Yusuf Öztürk, tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nden (GATA) taburcu edildi.Adana'nın Tufanbeyli ilçesindeki baba evine gelen Uzman Çavuş Öztürk, terörist saldırıda ayağına, bacağına, baldırına ve karnına isabet eden kurşunların, vücuduna girip çıktığını, göğsüne bir kurşunun saplandığını, bacak kemiğinde çatlaklar olduğunu, 3 kurşunun ise kafasını sıyırdığını belirterek, mucize eseri kurtulduğunu söyledi.
Saldırının yapıldığı sırada havanın sisli olduğunu anlatan Öztürk, şöyle devam etti:“Ancak 2 metre önümüzü görebiliyorduk. Kalaşnikof tüfeklerle taradılar. Yaralandıktan sonra silahımın kabzasını karnımdaki yaraya palaska ile sıkıştırarak tampon yaptım. Kısa süre içinde aranabilecek bütün önemli telefonlara bilgi verdim. Daha sonra yaralı halde bir kilometre yürüyerek köy dolmuşuna ulaşmayı başardım. Arkadaşımla kendimizi güvenli bölgeye attık. Saldırıdan hemen sonra yukarıdan Türkçe bir sesle '2 kişi kaçıyor' bağırtısını duydum.”
Bu arada, Öztürk'ü evinde Tufanbeyli Kaymakamı Cevat Uyanık, Belediye Başkanı Recep Balı, Jandarma Bölük Komutan Vekili Jandarma Kıdemli Başçavuş Rıdvan Gülcü ve Emniyet Amiri Bahadır Sakin ziyaret ederek, geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Reşadiye gazisi hain saldırıyı anlattı

Kanser derneği başkanı akciğer kanseri kurbanı


Çamcı, 1993 yılında yakalandığı akciğer kanserini yendikten sonra, iki yıl önce yeniden nükseden hastalığına teslim olmadı. Yaşama azmi ve tedaviler sonucunda hastalığı bir kez daha alt etti.
Yaşadığı olumsuzluklara rağmen hayatı dolu dolu geçiren Çamcı, Uşak Kanserle Savaş Derneği’ni kurarak, kendini kanserli hastalara adadı, kendi adını taşıyan kanser hastanesinin kurulması için 1995’te ilk adımı attı. Çamcı, hastane için öncü olarak yardımseverlerden topladığı paralarla 10 yılda Kanser Erken Teşhis ve tedavi Merkezi (KETEM) binasını bitirerek Sağlık Bakanlığı´na devretti.
Çamcı (84) için Uşak Mehmet Tevfik Çamcı Kanser Erken Teşhis Tarama ve Tedavi Merkezi’nin bahçesinde tören düzenlendi.
Kanser derneği başkanı akciğer kanseri kurbanı

Wednesday, December 23, 2009

Domuz gribi bilançosuna yasak

İSTANBUL - Sağlık Bakanlığı yetkilileri, periyodik olarak her hafta domuz gribinden ölümlerin sayısını bildirmenin halk sağlığı, alınması gereken önlemler ve buna karşı yürütülen mücadele açısından bir faydası olmadığını bildirdi.
Bu nedenle, bundan sonra düzenli olarak haftalık açıklamalarda ölüm sayısının verilmeyeceğini belirten yetkililer, Avrupa'da ve dünyada böyle bir uygulamanın olmadığına da dikkati çekti.
Sağlık Bakanlığı, önce haftada iki kez, pazartesi ve perşembe günlerölenlerin sayısını açıklıyordu. Daha sonra sadece salı günleri açıklama yapılmaya başlanmıştı.
Bu açıklamalarda, virüsten ölenlerin yanı sıra, vaka sayısı ve tedavi görenlerin sayısı da veriliyordu.
Ancak Sağlık Bakanlığı, ölenlerin sayısını artık açıklamayacağını duyurdu.
458 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ17 Aralık itibarıyla domuz gribinde vaka sayısı 12 bin 316 olmuştu. Ölenlerin sayısının ise 458 olduğu açıklanmıştı.
İLGİLİ HABER
Son durum
BAKANLIK'TAN AŞI ÇAĞRISISağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, aşılamanın önemine dikkat çekilerek “Hastalıktan koruduğu gibi, salgının yayılım hızını da azaltan en uygun yoldur'' denildi.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Ülkemizde yaklaşık 4 milyon kişinin hastalıkla karşılaştığı hesaplanmaktadır. Yaklaşık 2 milyon doz aşı uygulaması gerçekleştirilmiştir. Böylelikle ülkemizde hastalığa karşı bağışık hale gelen kişi sayısının 6 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayı hastalığın yayılım hızının kesilmesi için yeterli değildir.”
Açıklamada, hastalığın kış sonrasında azalmasının bir sonraki sonbaharda ise yeniden artmasının beklendiği belirtildi.
Domuz gribinin artık her ilde görüldüğü belirtilen açıklamada “67 ilde ölümler yaşandı” denildi.
Domuz gribi bilançosuna yasak

Anadolu da yaşayan HIV pozitifler

İSTANBUL - Anadolu Proje'si, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) desteği ile İstanbul başta olmak üzere HIV pozitiflerin yoğun olarak yaşadığı illerde Pozitif Yaşam Derneği tarafından yürütüldü.
HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye ve sosyal güvenliğe erişimi ile ilgili problemlerin, uğradıkları ayrımcılık ve damgalanmayı tespit ederek, bölgesel farklılıklar açısından değerlendirmek amacıyla 2008–2009 arasında 1 yıl süreyle yürütülen Proje kapsamında 163 HIV ile yaşayan kişiye ulaşıldı.
Anadolu Projesiyle Türkiye’de en fazla HIV ile yaşayanların bulunduğu 10 ilde (İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Ankara, Kayseri, Mersin, Bursa, Kocaeli, Trabzon) HIV pozitif kişilere ulaşmak, HIV tedavisi ve hakları konusunda onları bilgilendirmek ve destek hizmetlerine yönlendirmek, mevcut durumlarını Analiz etmek ve yaşadıkları sorunlara çözümler üretmek hedeflendi. HIV POZİTİFLERİN UĞRADIĞI HAK İHLALLERİProjede aynı zamanda hedeflenen illerdeki HIV pozitifleri takip ve tedavisini yapan kliniklerin teknik ve fiziki koşulları hakkında veri toplama ve gözlem yapma fırsatı ile birlikte yerel yönetimlerin HIV/AIDS konusuna yaklaşımlarını öğrenme ve bu kuruluşlarda farkındalık yaratmak amaçlandı. Proje sonuçlarının açıklandığı toplantıda HIV pozitiflerin uğradığı hak ihlallerinin altı çizildi. Sağlık kurumlarında, işyerlerinde, okullarda, diğer kamusal alanlarda, medyada ve sosyal çevrelerinde ayrımcılığa uğraması HIV pozitif bireyleri aşağıda özetlenen ihlallerle karşı karşıya bırakmaktadır. Mülkiyet ve barınma hakkı ihlalleri nedeniyle ev, semt-şehir değiştirme ve toplumdan izole bir yaşam, işten atılma veya bırakmaya zorlama nedenleriyle çalışma hakkının ihlali, Eğitim ve öğrenim görmeye devam edememe nedeniyle eğitim görme hakkı ihlali, isimlerinin açık şekilde medyada yer alması ile özel hayatın mahremiyeti ihlali, tedaviye erişimin önündeki engellerin kalkmaması, tedavilerini aksatması veya reddi, başka bir şehirde tedavi almak durumda kalmak, sığınmacılar ve diğer yabancı uyrukluların tedaviye erişememeleri, yeşil kart çıkartma prosesindeki güçlükler nedeniyle tedaviyi aksatma, hastanelerde uygulanan eksik ve yanlış tedaviler / bilgilendirmeler ile HIV pozitiflerin sağlık hakkı ihlali ve kimi zaman yaşama hakkı ihlalleri.
DESTEK HİZMETLERİ YAYGINLAŞTIRILMALIPozitif Yaşam Derneği (PYD) yönetim kurulu üyesi Tekin Tutar, hastanelerdeki hasta hakları birimleri, sosyal hizmet uzmanları, Psikolog ve psikiyatristler ile valilik ve kaymakamlıklar bünyelerindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına HIV ile yaşayan kişilerin ulaşmasını ve böylece kişilerin maddi ve manevi yönden güçlendirilmelerini sağlamaya yönelik çalışmaların yapılması gerektiğini vurguladı. “HIV pozitif bireylere sağlanan destek hizmetlerinden sadece PYD’ye ulaşanlar yararlanabilmektedir. Oysa ki destek hizmetlerinin sağlık sistemi içine dahil edilmesi ve yaygın bir destek sisteminin oluşturulması gerekmektedir” dedi.
Tutar’a göre destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemi ise söyle:“HIV pozitif kişilere yönelik danışmanlık ve destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının kişilerin HIV statülerini kabullenmeleri ve HIV ile yaşama becerilerini geliştirmelerini kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Bunun aynı zamanda yaşadıkları sorunların tespitini ve çözümlenmesini de sağlayacak bir unsur olduğu da yapılan çalışmalarda tescillenmiştir. Bu kişilerin ulaşabileceği bir destek mekanizmasının yoksunluğu sadece HIV ile yaşayanları değil aynı zamanda onların yakınlarını, doktorlarını ve aslında tüm toplumu olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir.
İller bazında bakıldığında hastane-destek hizmetleri arasındaki işbirliğinin, HIV pozitif kişilerin sorunlarını çözerek yaşam kalitelerini arttırdığı görülmüştür. İzmir, Antalya ve Kayseri illerindeki işbirliği sayesinde kişilere daha fazla ulaşılabilmiştir. Eğitim düzeyi düşük ve kırsal kesimde yaşayan HIV pozitif bireylere ulaşmada doktorların gayretleriyle olumlu neticeler alınmıştır. Kayseri ilinde ulaşılan kişilerde Doktor yönlendirmesi etkin olarak varlık göstermiş ve ulaşılması neredeyse imkânsız olduğu düşünülen kişilere bu sayede ulaşılmıştır.”
ÇÖZÜM İÇİN İŞBİRLİĞİPozitif Yaşam Derneği Başkanı Arzu Kaykı ise ''Yaşanan sorunlara çözümler geliştirmeye yönelik Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların işbirliği içinde çalışmalar yapılması ve böylece tedaviye erişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Bu hem HIV pozitif bireylerin yaşamlarını hem de toplum sağlığını olumlu etkileyecektir. Tüm işbirliklerine açığız” dedi.
Anadolu’da yaşayan HIV pozitifler

Cildinizin yaşlanma sürecini yavaşlatın

İSTANBUL -
Güneş ışınları, Beslenme alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması, Sigara kullanımı, fazla alkol tüketimi yaşlılık belirtilerini artırıyor, bu etkilerden kaçınmak yaşlanmayı yavaşlatabiliyor.

En büyük organ olan derinin de diğer organlarla birlikte 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başladığını söyleyen Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe, yaşlanırken ciltte oluşan değişiklikleri, bu süreci yavaşlatmak ve etkilerini azaltmak için neler yapılması gerektiğini anlattı.Derinin üst tabakası yani epidermis incelir ve kırışıklıklara neden olur, derinin yaralanması kolaylaşır. Epidermisin en üst tabakasının yenilenmesi gecikir ve deri soluk bir renk alır. Derinin onarımı yavaşlar ve küçük yaralar bile geç iyileşmeye başlar. Deriden su kaybı kolaylaştığı için deri kurur ve kaşınır. Deriden giren kimyasal maddelerin atılımı gecikir ve kontakt dermatitler yani ekzemalar artar. DERİNİN BARİYER FONKSİYONLARI BOZULURBunun nedeni ise derinin bariyer fonksiyonunun bozulmasıdır. Derinin yaşlanmasıyla melanosit denen renk yapan hücreler azalır. Ultraviyoleye karşı koruyuculuğu azalır güneş lekeleri artar. Derinin bağ dokusu yani elastik ve kollagen liflerdeki bozukluk nedeniyle deri gevşeyerek sarkar, elastikiyeti azalır, mimik çizgileri oluşur, sertleşir ve pürüzlenir. Deride kalın, pürtüklü lekeler artar, alerjik reaksiyonlara neden olan mast hücreleri azaldığı için erken tip ilaç ve besin alerjileri azalır. Eller ve yüzde deri altı yağ dokusu azalırken, uyluklar ve karında artar. Bu da kadınlarda kalça, erkeklerde bel bölgesinin genişlemesine neden olur. Derinin direnç fonksiyonu bozulduğu için deri kanserleri artar. Ter bezleri azalır ve sıcak çarpması riski artar. Deride kılcal damarların görünümü ile kendiliğinden oluşan morluklarda artış görülür. Derinin ısı regülasyonu bozulur ve yaşlılar daha çok üşür. Yaş ilerledikçe yüzde gözenekler genişler ve siyah noktalar artar. Saçlar incelir, yavaş uzar, dökülür, beyazlaşır. Erkeklerde Saç Dökülmesi 20’li yaşlarda, kadınlarda ise menapozdan sonra başlar. Yaşla kadınlarda çenede istenmeyen kıllar oluşurken, erkeklerde kaş, burun içi, kulak kılları uzar. Tırnaklar incelir, yavaş uzar, kurur, matlaşır ve kolay kırılırlar.
Bütün bu değişikliklere engel olabilmek için ilk ve en önemli yapılacak şey güneşten korunmaktır. Çünkü ultraviyole ışınları, deride serbest radikal üretimini artırarak ve antioksidan savunma kapasitesini azaltarak foto yaşlanmaya neden olurlar.İkinci aşamada deri yaşlanmasına engel olmak ve tedavi etmek amacıyla beslenmeye dikkat edilmeli, yaşa göre vitaminler, alfa hidroksi asitler, bitkisel ürünler, biyolojik faktörler, serbest radikal yakalayıcılar, antioksidanlar, bazı hormonlar dıştan veya ağızdan kullanılmalı alkol ve sigara içilmemelidir.
KOZMETİK AÇIDAN ÖNEMLİ VİTAMİNLERVitamin A ve deriveleri: Retinoik asit, betakaroten ve retinol en sık kullanılanlardır. Bunların hem ağızdan alınmaları hem de kozmetiklerde kullanılması güneşe ve diğer tüm etkenlere bağlı deri yaşlanmasını geriye döndürebilir. Bu etkinin görülebilmesi için retinoik asit içeren kozmetiklerin en az 6 hafta kullanılması gerekir. Ancak deriyi tahriş edici etkisine dikkat edilmeli, geceleri kullanılması tercih edilmelidir.Vitamin E: Kuvvetli bir antioksidandır. Ultraviyole ışınlarından korur, nemlendiricidir, kızarıklık ve lekelenmeyi engeller. Topikal kullanıldığında alfa tokoferol olarak kırışıklıkları önler ve kollajen sentezini artırır.Vitamin C: Antioksidan ve leke açıcıdır, hücrelerde kollajen sentezini düzenler ve ultraviyole ışınlarından korur.Vitamin B: Vitamin B3 (Niasin) derinin su kaybını önler, deriyi nemlendirir ve antioksidandır. Provitamin B5 (Pantenol) ise nemlendiricidir ve saç bakım ürünlerinde yüzde 5 oranında kullanılabilmektedir.
Alfa Hidroksi Asitler: Meyve asitleri olarak bilinirler. En çok kullanılanlar glikolik asit ve kaltik asittir. yüzde 2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asittir, yüzde 8 ile 12 oranında kollajen sentezini artırır, yüzde 70 oranında ise peeling yapar.
Bitkisel Ürünler: Ginkgo biloba ekstresi, soya fasulyesi, mercimek ve kırmızı şarapta bulunurlar. Serbest radikallerden ileri gelen yaşlanmayı geciktirebilir. Piyasada vitaminlerle birlikte yaşlanma karşıtı preparatlarda bulunur.
Polifenoller: Yeşil çayda bulunurlar. C ve E vitamininden daha kuvvetli serbest radikal tutucudurlar. Saç toniklerinde erkek tipi saç dökülmesine karşı da kullanılırlar.
Aloe vera jeli: Ultraviyoleden koruyucu, kızarıklık düzeltici, nemlendirici olarak yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılır.
Biyolojik Faktörler: Kallikrein: Domuz pankreasından elde edilir. Yara iyileşmesini hızlandırır ve kırışıklık oluşumuna engel olur. Plasenta Ekstreleri, insan veya hayvan kaynaklı olabilir, hücre yenilenmesini sağlar, derinin esnekliğini artırır.
Cildinizin yaşlanma sürecini yavaşlatın

1 milyar dolar var, proje bekliyorlar

İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliğini yaptığı, tıp alanında Teknoloji geliştiren Alvimedica'nın desteğiyle, Ulusal inovasyon girişimi ile Türk Amerikan Bilim Adamları ve Akademisyenler Derneğinin (TASSA) katkılarıyla düzenlenen ''Yaşam Bilim ve Sağlık Teknolojilerinde Yenileşim ve Çözüm Ortakları Kurultayı'' başladı.
Kurultayda konuşan Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, 2050'li yıllara gelindiğinde 60 yaş üstü insanların oranının yüzde 36'ya çıkacağına dikkati çekerek, Gıda ve enerji kaynaklarının sıkıntıya gireceğini, esas eksikliklerin ise biyoteknoloji alanında yaşanacağını bildirdi.
Biyoteknolojide yapılacak olan yatırımların 2020 yılında 7, 2050 yılında 18 misli daha fazla olacağına işaret eden Alaton, Amerika'daki Türk asıllı bilim insanlarıyla konuştuğunu ve herkesin çokkutuplu bir Dünyanın ortaya çıkmaya başladığını anladığını dile getirdi.
Alaton, 21. asrın 2001 yılında bittiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ''2001 yılında ABD egemendi. Teknolojisi tartışılamayacak şekilde çok ilerideydi. Ancak 2001 yılında önemli bir kırılma yaşandı. İnsanlar çok kutuplu bir dünyanın gelmeye başladığını anladı. Bugün dünyanın en iyileri sadece ABD'den değil Japonya'dan, Singapur'dan geliyor. Türkiye bu yarışın neresinde? Türkiye de bu yarışın içinde ve en önlerde. Umutlarınızı yeşertmek istiyorum. Türkiye'ye dönün. Siz çok şanslı insanlarsınız. Eyleme geçiş tetiklendi. Türk bilimadamları Danimarka ve İsveç'te bir fon kurdular. Bu fon 1 milyar dolara ulaştı. Şu ana kadar sadece 25 milyon doları kullanıldı. Geri kalanı Proje bekliyor. İlk önce Yeşilköy'deki biyoteknoloji merkezini satın aldılar. 25 milyon dolarlık yatırımla Çatalca'da bir biyoteknoloji fabrikası kuruldu.''
Alaton, bilim insanlarının çalışmalarının meyvesini vermeye başladığını belirterek, Türkiye'de de dünyanın en iyi ''ilaçlı stent''inin yapıldığını ve mart ayında da piyasaya çıkacağını söyledi.
Türkiye'nin önümüzdeki 5 sene içinde biyoteknoloji dalında dünyanın en önünde koşacak ülke olacağına inandığını kaydeden Alaton, ''Alvimedica olarak Çatalca'da bir Ar-Ge merkezi kurmak istiyoruz. Bir biyoteknoloji vadisi oluşturmak istiyoruz. Bu büyük projede öncelik vereceğimiz insanlar Amerika'dan dönen Türkler olacak. Dünyada para çok. Para gidecek yer arıyor, yeter ki iyi bir fikriniz olsun'' şeklinde konuştu.
Alaton, tanıştığı ve ismini vermediği bir Türk bilimadamı için de ''Benim düşündüğüm birisi var, en geç 5 yıl içerisinde Nobel Tıp Ödülünü alacaktır'' dedi.
İshak Alaton, hem doktoru hem de dostu olan Dr. Mehmet Öz ile ilgili de şunları kaydetti: ''Mehmet Öz 10 sene önce hayatımı kurtardı. Babası ile zaten dost idim. Büsbütün yakınlaştık. Babası bundan yaklaşık bir sene önce 'Mehmet mesleğini değiştiriyor' dedi. 'Cerrahlığı bırakıyor' dedi. Politikaya girecek. 'Ya Sağlık Bakanı ya da Nükleer vadisi falan gibi bir şeyler düşünüyor. Politikaya atılacak' dedi. 'Peki neden Cerrah olmayı bırakıyor' diye sordum. 'Geçerli bir sebebi var' dedi. Çok çarpıcı bir istatistik verdi bana. 2000 yılında Amerika'da herkes sigortalı olduğu için kafesin açılarak kalbin tedavi edilmesinde 460 bin müdahale yapıldı. 2001 yılında 310 bine düşmüş. 2002 yılında 220 bine düşmüş ve 2007 istatistikleri 100 binin biraz üzerinde. 6 sene içerisinde dörtte birine düşüyor. Birçok arıza damar tıkanıklığından oluyor. Bunun için artık stent kullanılıyor. Ama bana 'bu işin suyunu çıkarıyorlar' dedi. Çünkü doktorlar, genellikle cerrahlar basit bir şekilde halledebilecekleri işleri dahi komplike edip daha çok para almak için işi büyütüyor ve kesmeye biçmeye götürüyorlar. Bu da hastanın aleyhine oluyor. Artık cerrahlar da bu işten bıktılar.''
Biyoteknolojinin en yüksek ivmeyi gösterecek bir endüstri dalı olduğunu ifade eden Alaton, biyoteknolojinin para kaybetmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.
DÜNYADA KALKAN TRENLERE GEÇ BİNMEMELİYİZBoğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadri Özçaldıran da Yaşam bilimlerindeki bireysel çalışmanın gerçek anlamda bir çözüme erişmesinin bir süreci olduğunu ve bunun yurt dışında daha hızlı gerçekleştiğini belirtti.
Özçaldıran, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde çalışmaları devam eden yaşam bilimleri merkezinin üçüncü ayağına geçildiğini anlattı.
Türkiye'de kurulan ilk ve tek biyomedikal enstitüsünün Boğaziçi Üniversitesi'nde olduğunu belirten Özçaldıran, yaşam merkezinin DPT'nin desteğiyle ve yönlendirmesiyle kurulmuş olduğunu kaydetti.
Özçaldıran, bu merkezin, yıllardır konuşulan özel sektör ve üniversite işbirliğini hayata geçirilebilecek bir zemini olduğunu belirterek, bu merkezde bir deneysel hayvan bakım merkezi kurulduğunu, hızlı DNA analizi yapılabilen araçlar alındığını ve projenin üçüncü ayağında akıllı ilaç veren sistemler ve gerekli ARGE çalışmalarını sürdürebilecek bir yapının ihale sürecinin yer aldığını dile getirdi.
Geçtiğimiz yüzyılı harmanlayan dalın elektrik elektronik ve Bilgisayar mühendisliği olduğunu, bundan sonrada etkisinin süreceğini bildiren Özçaldıran, yaşam bilimleri ve biyoteknolojinin de bu yüzyıla damgasını vurabilecek bir dal olduğunu belirtti.
Özçaldıran, biyoteknoloji alanında çalışmaların hızlı bir şekilde devam etmesi gerektiğini vurgulayarak ''Dünyada kalkan trenlere geç binmemeliyiz'' dedi.
1 milyar dolar var, proje bekliyorlar

Saturday, December 19, 2009

3 aylık bebeği dövdüler


Güneykent Mahallesi'ndeki Deniz Apartmanı sakinleri, binaya girerken ağlama sesi gelen apartmanın bahçesini kontrol ettiklerinde terk edilen bebeği fark etti. Kundağa sarılı bebeği alanlar, polise Haber verdi.
Olay yerine gelen polis, bebeğin dövüldüğünü belirleyince ambulans çağrıldı. 112 Acil Servis ekibinin müdahale ettiği bebek, Mersin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’ne götürüldü. tedavi altına alınan ve yüzünün sol tarafı morarmış halde olan bebeğin Sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. 3 aylık olduğu belirlenen bebeği dövüp terk eden kişileri araştıran polis, hastanelerin doğum kayıtlarını da incelemeye aldı.
3 aylık bebeği dövdüler

Wednesday, December 16, 2009

Her prostat büyümesi kanser değil

İSTANBUL - Büyümenin neden kaynaklandığını saptamak için mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor. Çünkü prostat kanserinde de erken teşhis, hayat kurtarıyor.
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Meriç Şengöz, toplumda prostat büyümesinin kanser gibi algılandığını belirtti, “Büyüme yalnızca kanserden kaynaklanmaz. İyi huylu prostat büyümesi de söz konusu olabilir. Bu iki durumu, birbiriyle karıştırmamak gerekiyor” dedi.
Büyümenin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Meriç Şengöz, “Belli bir yaş grubundaki büyümelerin büyük bir kısmı iyi huylu, küçük bir kısmı ise kötü huylu yani prostat kanserine bağlı olarak ortaya çıkıyor. Ancak kendi haline bırakırsanız o iyi huylu büyümenin, ileride kötü huylu tümöre dönüşme ihtimali var. Bu yüzden iyi huylu büyüme ile kanseri ayırabilmek ve erken teşhis koyabilmek için erkeklerin düzenli hekim kontrolünden geçmeleri çok önemli” diye konuştu.
ERKEKLER UTANIYORGelişmiş ülkelerde erkekler prostat kontrolü için düzenli olarak hekime giderken ülkemizdeki erkekler utanıyor! Prostat kontrolünde utangaç davranmanın, hastalıkların geç teşhis edilmesine neden olduğunu belirten Doç. Dr. Meriç Şengöz ülkemizdeki erkeklerde bu bilincin yeterince gelişmediğine dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Kadınlar meme kontrollerini düzenli olarak yaptırarak sağlıklarını koruma yolunda önemli bir yatırım yapıyor. Ancak erkeklerde prostat için hekime başvurma oranı, kadınlardaki kadar yüksek değil. Bunun nedeni ise çekingenlik. Oysa erkeklerin 55 – 60 yaşlarından itibaren rutin üroloji kontrolü olmaları gerekiyor. Bizler, erkeklerin 45 yaşından sonra bir kez, 60 yaşından sonra da 6 aylık periyodlarla prostat kontrolü yaptırmasını istiyoruz. Bu kontrollerde; prostat muayenesi yapıldıktan sonra kanda PSA denilen bir antijen değerine bakılıyor. Eğer bu değer, normal seviyeyi aştıysa biyopsi gibi ileri incelemeler yapılıyor. Tanı konduktan sonra da tedavisine geçiliyor.”
BU BELİRTİLERİ DİKKAT!Prostatta kötü huylu tümör oluştuğunda; bu tümörün, bir süre sonra etraftaki organlara baskı yaparak ilerlediğini, hücrelerin kana karışmasıyla kemiklere veya başka organlara yayıldığını anlatan Doç. Dr. Meriç Şengöz, prostat kanserinin belirtilerinin idrar yapma düzensizliği, tıkanıklığı, büyük abdest düzeninin bozulması, kanamalı idrar çıkış saptanması şeklinde özetledi.
YÜZDE 90 BAŞARIYLA tedavi EDİLİYORProstat büyümesinde sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyulması nedeniyle hastanın günlük Yaşam kalitesinin düştüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Meriç Şengöz, “Tedavide yüzde 80-90'lara varan iyi sonuçlar elde ediyoruz.” diyor. Prostat kanserinde ileri yaş ve aile öyküsünün risk faktörleri arasında sayıldığını aktaran Doç. Dr. Şengöz, ailenin erkeklerinde prostat kanseri varsa diğer erkek üyelerdeki olasılığın biraz daha yükseldiğini ifade ediyor. Erkeklerde en sık görülen ve ölüme neden olabilen kanser türü olan prostat kanserinin tedavisinde beş yönteme başvuruluyor. Bunlar; takip, ameliyat, radyoterapi, brakiterapi ve ilaçlardır.
Takip: Prostat kanseri çok yavaş ilerliyor. Tanı erken konulduğunda, hastanın yaşı da ileriyse izlemek önemli bir seçenek haline geliyor.
Ameliyat: Ürologlar tarafından açık ya da laparoskopik olarak gerçekleştirilen cerrahi yöntemde prostat, bir bütün olarak çıkarılıyor.
Radyoterapi: Ameliyatsız yöntemlerde standart tedavi olarak biliniyor. Farklı tekniklerle farklı dozlar ve süreler içinde, ileri Teknoloji ile üretilmiş cihazlar kullanılarak uygulanan radyoterapi sayesinde, tümörün kontrol altında tutulma ya da yok edilme oranı artıyor.
Brakiterapi: Cerrahiye benzeyen, radyoaktif birtakım tohumcukların özel bir iğne sayesinde prostatın içine yerleştirilmesi prensibine dayanan bir tedavi yöntemi. Kısa sürede uygulanması ve tohumcukların vücutta kalması nedeniyle, hasta açısından da konforlu bir yöntem.
Her prostat büyümesi kanser değil

Yüksek tansiyona DASH tedavisi

İSTANBUL - DASH, (Dietary Approaches to Stop Hypertension) yani “Hipertansiyonu düşürmede diyetsel yaklaşımlar’ son yıllarda hipertansiyonun tedavisinde kullanılan bir Beslenme modeli. Hipertansiyon, gelişmiş ülkelerde sıklıkla karşılaşılan bir halk sağlığı problemi. tedavi edilmeyen hipertansiyon, birçok hastalığa neden olabiliyor. Araştırmalar, hipertansiyon oluşumunda diyetsel faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Çalışmalara göre uygun bir beslenme planı ile kan basıncının düşürülebildiğini belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Diyetisyen Tuğçe Aytulu'ya göre, beslenme planında hedef, gıdalarla alınan sodyum miktarını azaltmak, yeterli ve dengeli bir beslenme planı oluşturmak. Aytulu, DASH planıyla ilgili şu bilgileri veriyor:Sodyum, hipertansiyonun oluşumunda önemli bir mineraldir. Sofra tuzunun yaklaşık yarısı sodyumdan oluşur. Hipertansiyon için beslenme planı doymuş yağlardan, kolesterolden ve katı yağlardan fakir, meyve, sebze ve az yağlı süt ve süt ürünlerinden ise zengin olacak şekilde düzenlenir. Bu planda tam tahıl ürünleri, balık, kümes hayvanları ve yağlı tohumlar (fındık, badem gibi) da kullanılır. Ancak kilonun kontrolü de önemlidir. Yapılan bazı araştırmalara göre vücut ağırlığı normalin üzerindeyse, yüzde 10’luk kilo kaybı tansiyonun düşmesine yardımcı olabilmektedir.
Hipertansiyonun beslenme tedavisinde, aynı zamanda posa, magnezyum, potasyum ve kalsiyum açısından zengin bir beslenme tedavisi uygulanır. Hipertansiyonun tedavisinde hekiminizin önerdiği ilaç tedavisine uygun olarak beslenme alışkanlıklarınızın da, biyokimyasal özelliklerinize göre düzenlenmesi gerekir. Bu konuda bir beslenme uzmanından yardım alabilirsiniz.
GÜNLÜK BESLENMEDE NASIL UYGULANIR?Öğün aralarında meyve tüketin. Meyveler, hem posa hem de potasyum içeriği nedeni ile hipertansiyonun kontrolüne yardımcı olabilir. Ancak aşırı meyve tüketimi de kilo kontrolünü zorlaştırabilir. Günde 4-5 porsiyon yeterli olacaktır.
Sebze tüketimini artırın. Hergün 1 tabak salata ve 1 tabak sebze yemeği yemeye özen gösterin. Ancak pişirilen sebzelere tuz eklemeyin ve az miktarda sıvı yağ kullanarak pişirin.
Kalsiyum, hipertansiyonun kontrolü için gerekli bir mineraldir. Bu nedenle süt ve süt ürünleri tüketmeniz yararlı olacaktır. Tercihinizi az yağlı olanlarından yapın. Ancak “az yağlı ürün” düşük kalorili ürün anlamına gelmez. Aşırı tüketimlerden kaçının. Günlük olarak, 1 dilim peynir, 1 bardak az yağlı süt ve 1 kase yoğurt yeterli olacaktır.
Badem, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar magnezyum açısından zengin oldukları için, hipertansiyonun beslenme tedavisine yardımcı olurlar. Ancak miktarları iyi ayarlanmalı ve aşırı tüketimden kaçınılmalıdır. 2 yemek kaşığı veya 15 gram yağlı tohum alımı yeterlidir. Ayrıca tuzsuz olanlar tercih edilmelidir.
Posanın artırılabilmesi için meyve ve sebzelerin suyunu tüketmek yerine kendilerini tüketin. Kabuklu olarak yenebilenleri kabuklu tüketin.
Unutmayın, beslenme bir bütündür. Hiçbir Gıda mucize yaratmaz. Besinler çeşitlendirildiğinde beslenme anlam kazanır.TUZU AZALTMANIN PÜF NOKTALARIGıdaları satın alırken etiketlerini okuyun. Gıdaların etiketinde tuz, sodyum olarak görünebilir. Düşük sodyumlu olanları tercih edin. Yemeklerinizi düşük sodyumlu tuzla veya tuzsuz olarak pişirin. Düşük sodyumlu tuz kullanacaksanız hekiminize veya diyetisyeninize danışın. Sofrada tuz kullanmayın. Onun yerine lezzetlendirmede limon, baharatlar ve sirke yardımcı olabilir. Dışarıda yediğiniz yemeklerde salam, sosis gibi işlenmiş etlerle hazırlanmış ürünler yerine içine tuz eklenmemiş, turşusuz taze salatalar tercih etmeye çalışın. Alışveriş yaparken konserveler yerine taze satılan gıdaları tercih edin.Et, tavuk, balık alırken tütsülenmemiş, işlenmemiş ve konserve edilmemiş olanlarını tercih edin. Kahvaltılık tahıl gevrekleri alırken düşük sodyumlu olanlarını tercih edin. Unutmayın, bir gıdadan tuz tadı almamanız sodyum içermediğini göstermez. Soya sosu, hardal gibi gıdalar veya içinde MSG (mono sodyum glutamat) bulunan gıdaları tüketmeyin. Bunların yerine taze sebzelerden ve baharatlardan kendiniz soslar hazırlayın. Yemek aralarında atıştırmak için tuzlu krakerler yerine meyve tüketin. Soda, asitli içecekler, kabartma tozu sodyum içerir. Bu nedenle tüketiminden kaçının.

Yüksek tansiyona 'DASH' tedavisi

Saldırgan psikolojik tedavi istedi

ROMA - İtalya Başbakan Silvio Berlusconi'ye saldıran ve sonrasında tutuklanan 42 yaşındaki Massimo Tartaglia'nın avukatları, müvekkilleri hakkında psikolojik tedavi talebinde bulundular.
Avukatlar Daniela Insalaco ve Gian Marco Rubino, ön soruşturma hakimine sundukları dilekçede, daha önce 10 yıl psikolojik tedavi görmüş olan müvekkillerinin ruh sağlığının yerinde olmadığını belirterek, kendisinin psikolojik tedaviye tabi tutulmasını istediler.
Berlusconi'ye hitaben dün bir mektup yazan Tartaglia, tek başına gerçekleştirdiği saldırıyı, "yüzeysel ve kalleşçe bir eylem" olarak niteleyerek, yaptığından dolayı büyük üzüntü duyduğunu ve özür dilediğini belirtmişti.
BERLUSCONI'DEN SEVENLERİNE TEŞEKKÜR İtalya Başbakanı da, saldırıya uğramasının ardından kendisine geçmiş olsun dileğinde bulunan herkese bugün internet aracılığıyla yayımladığı bir mesajla teşekkür etti.
Berlusconi, Özgürlükçü Halk Partisi'nin resmi web sayfasında yayımladığı mesajında, "Benim yanımda olduklarını, beni sevdiklerini belirten mesajlar göndermiş olan pek çok insana yürekten teşekkür ediyorum. Herkes rahat ve de müsterih olsun.
Saldırgan psikolojik tedavi istedi

Saldırganından Berlusconi ye özür mektubu

ROMA - İtalyan medyasındaki haberlere göre, İtalyan Başbakanı'nı yüzünden yaralayan Massimo Tartaglia avukatları aracılığıyla kamuoyuna duyurduğu mesajında, "üstünkörü, alçak ve düşünmeden yaptığı eyleminden" dolayı özür dilediğini belirtti.
10 yıldır tedavi gören saldırgan, "yalnız hareket ettiğini" belirterek, "hiçbir militan yönü ve siyasi bağlantısı" bulunmadığını bildirdi.
Saldırganından Berlusconi'ye özür mektubu

Heykel, Türkiye-İtalya zirvesini erteledi

İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'nin dün Milano'da saldırıya uğramasının ardından, iki ülke yetkilileri arasında bugün yapılan telefon görüşmeleri sonucu, çarşamba günü Roma'da yapılması planlanan hükümetler arası zirvenin daha sonraki bir tarihe ertelenmesi kararlaştırıldı.

İtalya-Türkiye arasındaki hükümetler arası zirve, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Berlusconi önderliğinde, yedi İtalyan, sekiz Türk bakanın katılımıyla yapılacaktı. Ancak Berlusconi'nin dün saldırıya uğrayarak tedavi altına alınmasının ardından, zirvenin yapılması için İtalya başbakanının kendisini toparlamasının beklenmesi tercih edildi.


Heykel, Türkiye-İtalya zirvesini erteledi

Monday, December 14, 2009

Deli olmadığını ispat için beş rapor aldı

YAZGÜL Karalar Trabzon SSK’dan 2006’da emekli olduktan sonra eşinden boşanarak memleketi Kars’a dönen, (53), 2007’de alkol alıp tartıştığı annesinin şikâyetiyle önce polis merkezine, ifadesi alındıktan sonra da Kars Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Karalar’ın annesi şikâyetinden vazgeçti ise de hastanenin Psikiyatri Uzmanı Dr. Fatma Oya Er, Karalar’ı Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne sevk etti. 14 gün bu hastanede gözetim altında tutulan Karalar’a, ‘Bipolar affektif bozukluk, manik epizod (depresyon ve mani nöbetlerinin ortaya çıktığı bir duygudurum bozukluğu) teşhisi’ konularak rapor verildi. Kim haklıHastane, Kars Asliye Ceza Mahkemesi’ne de şüpheliye ilişkin, ‘Cezai ehliyeti yoktur. Akıl hastasıdır’ diye rapor gönderdi. Rapora itiraz eden sanık, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na giderek hastaneye sevk edilmek istedi. Savcılık, da Karalar’ı 2008’de Ankara Numune Hastanesi’ne gönderdi. Burada Karalar’a, ‘İşlem gerektirir bir psikopatolojisi yoktur’ raporu verildi. Bu raporla yetinmeyen Karalar, Prof. Dr. Arif Verimli, Prof. Dr. Hayrettin Kara, Prof. Dr. İsmet Kırkpınar ve Doç. Dr. Erol Göka’dan da akıl sağlığının yerinde olduğu yönünde rapor aldı. Bu raporları mahkemeye sunan sanık, bu kez İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Bu kurum da Karalar’da herhangi bir psikolojik rahatsızlık tespit edemedi ancak kendisine konulan ilk teşhisin doğru olduğuna karar verdi. Mahkeme de, kurumun raporunu esas alarak Karalar’ın ‘cezaî ehliyetinin bulunmadığına’ hükmetti. Davayı temyiz eden Karalar’ın durumu, Yargıtay’ın vereceği kararla netlik kazanacak.Karalar konuya ilişkin şunları söyledi: “Çözülemeyen bu olay karşısında hayatım karardı. Artık yazı yazamıyorum. Bir kitabım, bu rapor nedeniyle geri döndü. Eğer deliysem beni tedavi etsinler. Ama aklım başımdaysa bu durumu çözmelerini istiyorum. Birisi bir kuyuya bir taş attı ancak hiç kimse çıkaramıyor.”Emekli olduktan sonra hediyelik eşya dükkanı açan Karalar’ın MEB tarafından yayımlanmış ‘Çilçilli Tavuk’ ve ‘Meraklı Minik Kuzu’ adlı çocuk kitapları ile ‘Kanserle Dost Oldum’ gibi öykü kitapları bulunuyor.
Deli olmadığını ispat için beş rapor aldı