Showing posts with label inovasyon. Show all posts
Showing posts with label inovasyon. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

ABD 2010 a girerken bu cevapları arıyor


Forbes dergisinde yayımlanan bir Haber analizde, geride kalan onyılda ABD ekonomisinin halen yanıt veremediği sorular olduğuna dikkat çekildi.
İşte ABD ekonomisine yönelik akıllara takılan 9 soru ve cevapları;
1. Cari açık ve ülke borcu ABD’yi batıracak mı?
Hayır. ABD ekonomisi o kadar güçsüz değil. Ancak yüksek seviyedeki borç büyümeyi durdurabilir ve yeni iş olanakları yaratılmasını engelleyebilir. Bu konuda Japonya’nın 1990’lı yıllarda yaşadığı kriz ve sonrasında yaşanan gelişmelerden ders alınması gerekiyor.

2. Sağlık reformunun maliyeti ABD ekonomisine büyük zarar verir mi?
İnovasyonların durması durumunda ülke ekonomisi bu reformdan fazlasıyla etkilenebilir. Obama’nın sağlık reformuna yönelik en büyük endişelerden biri, hükümetin sektöre fazlasıyla müdahale etmesinin tıbbi bakımına yönelik inovasyonların önüne geçmesi.

3. işsizlik oranı hep yüksek mi olacak?
Bu durum aslında işsizliğin nasıl tanımlandığına bağlı. Resmi olarak tam zamanlı çalışanların kayıtlarına bakıldığında, uzun yıllar boyunca yüksek kalacak gibi görünüyor. Ancak yarı zamanlı ve dönemsel işçiler bazında oranların kısa zamanda yükseleceği söylenebilir.

4. ABD’de düşük gelirli kesiminin bilgi ekonomisinde yeri var mı?
Ne yazık ki bu ihtimal çok düşük. Bu yüzden ülkede devlet okullarındaki eğitimin revizyondan geçmesi gerekiyor ve ilköğretime bir takım yeniliklerin getirilmesi gerekiyor.

5. ABD ekonomisi için enflasyon mu yoksa deflasyon mu daha büyük bir tehlike?
Bu sorunun net bir cevabı bulunmuyor. Rekabetçi küresel Ticaret, fiyatların düşmesine neden oluyor. Ancak değer kaybeden dolar ise fiyatları yükseltiyor. 2001 yılından bu yana, bu iki durumda herhangi bir değişiklik gözlenmedi. Hükümetin para politikaları konusunda net bir tavır sergilememesi ise durumun bir süre daha böyle devam edeceğini gösteriyor.

6. Sosyal Güvenlik için dinamizmden vazgeçilmeli mi?
Kimse ABD’nin, Batı Avrupa’nın sosyal demokrasi modeli için yıllardır sürdürdüğü dinamizm, inovasyon ve sosyal hareketlilikten vazgeçmesi gerektiğini söylemiyor. Ancak siyasi liderliğin yokluğunda, ABD’de sosyal güvenlik yerle bir olabilir.

7. ABD, enerji bağımlıklarından kurtulabilir mi/kurtulmalı mı?
Ülkenin enerji bağımlılıklarından kurtulması güzel bir gelişme olabilir ancak bu durum birçok farklı anlama gelebilir. Doğa yanlısı çevreciler için, enerji bağımlılıklarından kurtulmak daha az enerji tüketmek demek. İlk olarak ABD’nin çıkarlarını savunanlar içinse, ticarete önemli kısıtlamalar getirmek ve küresel ekonomiden çekilmek anlamına geliyor. Ancak her iki seçenek de ekonomiye zarar verecektir. Yapılması gereken şey, enerji maliyetlerinin muhasebesini iyi yapmak.

8.Çin dost mu düşman mı?
Şu anda dost ama bir yandan da potansiyel düşman. Çinli politikacıların en büyük endişeleri, ülke içi güvenliği sağlamak. Liderler şu anda büyümesi devam eden ekonominin temel gereksinimlerinin farkında. ABD ise dünya ekonomisindeki dinamikleri değiştiren Çin ile ilişkilerinde dikkatli hareket etmek zorunda kalıyor.

9. Radikal İslamcı örgütler dinden mi yoksa öfkeden mi besleniyor?
Radikal İslamcılarım dinden çok ekonomik ve sosyal sıkıntıların yaratığı öfkeden kaynaklanıyor olabilir.

ABD 2010'a girerken bu cevapları arıyor

Wednesday, December 23, 2009

1 milyar dolar var, proje bekliyorlar

İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliğini yaptığı, tıp alanında Teknoloji geliştiren Alvimedica'nın desteğiyle, Ulusal inovasyon girişimi ile Türk Amerikan Bilim Adamları ve Akademisyenler Derneğinin (TASSA) katkılarıyla düzenlenen ''Yaşam Bilim ve Sağlık Teknolojilerinde Yenileşim ve Çözüm Ortakları Kurultayı'' başladı.
Kurultayda konuşan Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, 2050'li yıllara gelindiğinde 60 yaş üstü insanların oranının yüzde 36'ya çıkacağına dikkati çekerek, Gıda ve enerji kaynaklarının sıkıntıya gireceğini, esas eksikliklerin ise biyoteknoloji alanında yaşanacağını bildirdi.
Biyoteknolojide yapılacak olan yatırımların 2020 yılında 7, 2050 yılında 18 misli daha fazla olacağına işaret eden Alaton, Amerika'daki Türk asıllı bilim insanlarıyla konuştuğunu ve herkesin çokkutuplu bir Dünyanın ortaya çıkmaya başladığını anladığını dile getirdi.
Alaton, 21. asrın 2001 yılında bittiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ''2001 yılında ABD egemendi. Teknolojisi tartışılamayacak şekilde çok ilerideydi. Ancak 2001 yılında önemli bir kırılma yaşandı. İnsanlar çok kutuplu bir dünyanın gelmeye başladığını anladı. Bugün dünyanın en iyileri sadece ABD'den değil Japonya'dan, Singapur'dan geliyor. Türkiye bu yarışın neresinde? Türkiye de bu yarışın içinde ve en önlerde. Umutlarınızı yeşertmek istiyorum. Türkiye'ye dönün. Siz çok şanslı insanlarsınız. Eyleme geçiş tetiklendi. Türk bilimadamları Danimarka ve İsveç'te bir fon kurdular. Bu fon 1 milyar dolara ulaştı. Şu ana kadar sadece 25 milyon doları kullanıldı. Geri kalanı Proje bekliyor. İlk önce Yeşilköy'deki biyoteknoloji merkezini satın aldılar. 25 milyon dolarlık yatırımla Çatalca'da bir biyoteknoloji fabrikası kuruldu.''
Alaton, bilim insanlarının çalışmalarının meyvesini vermeye başladığını belirterek, Türkiye'de de dünyanın en iyi ''ilaçlı stent''inin yapıldığını ve mart ayında da piyasaya çıkacağını söyledi.
Türkiye'nin önümüzdeki 5 sene içinde biyoteknoloji dalında dünyanın en önünde koşacak ülke olacağına inandığını kaydeden Alaton, ''Alvimedica olarak Çatalca'da bir Ar-Ge merkezi kurmak istiyoruz. Bir biyoteknoloji vadisi oluşturmak istiyoruz. Bu büyük projede öncelik vereceğimiz insanlar Amerika'dan dönen Türkler olacak. Dünyada para çok. Para gidecek yer arıyor, yeter ki iyi bir fikriniz olsun'' şeklinde konuştu.
Alaton, tanıştığı ve ismini vermediği bir Türk bilimadamı için de ''Benim düşündüğüm birisi var, en geç 5 yıl içerisinde Nobel Tıp Ödülünü alacaktır'' dedi.
İshak Alaton, hem doktoru hem de dostu olan Dr. Mehmet Öz ile ilgili de şunları kaydetti: ''Mehmet Öz 10 sene önce hayatımı kurtardı. Babası ile zaten dost idim. Büsbütün yakınlaştık. Babası bundan yaklaşık bir sene önce 'Mehmet mesleğini değiştiriyor' dedi. 'Cerrahlığı bırakıyor' dedi. Politikaya girecek. 'Ya Sağlık Bakanı ya da Nükleer vadisi falan gibi bir şeyler düşünüyor. Politikaya atılacak' dedi. 'Peki neden Cerrah olmayı bırakıyor' diye sordum. 'Geçerli bir sebebi var' dedi. Çok çarpıcı bir istatistik verdi bana. 2000 yılında Amerika'da herkes sigortalı olduğu için kafesin açılarak kalbin tedavi edilmesinde 460 bin müdahale yapıldı. 2001 yılında 310 bine düşmüş. 2002 yılında 220 bine düşmüş ve 2007 istatistikleri 100 binin biraz üzerinde. 6 sene içerisinde dörtte birine düşüyor. Birçok arıza damar tıkanıklığından oluyor. Bunun için artık stent kullanılıyor. Ama bana 'bu işin suyunu çıkarıyorlar' dedi. Çünkü doktorlar, genellikle cerrahlar basit bir şekilde halledebilecekleri işleri dahi komplike edip daha çok para almak için işi büyütüyor ve kesmeye biçmeye götürüyorlar. Bu da hastanın aleyhine oluyor. Artık cerrahlar da bu işten bıktılar.''
Biyoteknolojinin en yüksek ivmeyi gösterecek bir endüstri dalı olduğunu ifade eden Alaton, biyoteknolojinin para kaybetmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.
DÜNYADA KALKAN TRENLERE GEÇ BİNMEMELİYİZBoğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadri Özçaldıran da Yaşam bilimlerindeki bireysel çalışmanın gerçek anlamda bir çözüme erişmesinin bir süreci olduğunu ve bunun yurt dışında daha hızlı gerçekleştiğini belirtti.
Özçaldıran, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde çalışmaları devam eden yaşam bilimleri merkezinin üçüncü ayağına geçildiğini anlattı.
Türkiye'de kurulan ilk ve tek biyomedikal enstitüsünün Boğaziçi Üniversitesi'nde olduğunu belirten Özçaldıran, yaşam merkezinin DPT'nin desteğiyle ve yönlendirmesiyle kurulmuş olduğunu kaydetti.
Özçaldıran, bu merkezin, yıllardır konuşulan özel sektör ve üniversite işbirliğini hayata geçirilebilecek bir zemini olduğunu belirterek, bu merkezde bir deneysel hayvan bakım merkezi kurulduğunu, hızlı DNA analizi yapılabilen araçlar alındığını ve projenin üçüncü ayağında akıllı ilaç veren sistemler ve gerekli ARGE çalışmalarını sürdürebilecek bir yapının ihale sürecinin yer aldığını dile getirdi.
Geçtiğimiz yüzyılı harmanlayan dalın elektrik elektronik ve Bilgisayar mühendisliği olduğunu, bundan sonrada etkisinin süreceğini bildiren Özçaldıran, yaşam bilimleri ve biyoteknolojinin de bu yüzyıla damgasını vurabilecek bir dal olduğunu belirtti.
Özçaldıran, biyoteknoloji alanında çalışmaların hızlı bir şekilde devam etmesi gerektiğini vurgulayarak ''Dünyada kalkan trenlere geç binmemeliyiz'' dedi.
1 milyar dolar var, proje bekliyorlar