Showing posts with label dolar. Show all posts
Showing posts with label dolar. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Havada İngiliz-İspanyol birleşmesi

MADRİD - İspanyol Iberia havayolları ve İngiliz British Airways birleşme anlaşması imzaladıklarını açıkladılar.
Uzun süredir beklenen anlaşmanın hayata geçirilmesiyle yolcu kilometre bazında Avrupa'nın ikinci büyük havayolu şirketi meydana gelmiş oluyor.
Anlaşmayla oluşan şirketin piyasa değeri 7.8 milyar dolar civarına ulaştı. British Airways uzun süredir razı etmeye çalıştığı Iberia'yla birleşerek, daha önce kendilerinden küçük şirketleri alan büyük rakipler Lufthansa ve Air France ile aynı yolu izlemiş oluyor.
İki şirketin bugün yaptığı ortak yazılı açıklamada, "Birleşme anlaşmasının maddeleri ve koşulları tarafların Kasım ayında imzalamış oldukları mutabakat zaptı ile uyumludur" denildi.
Havada İngiliz-İspanyol birleşmesi

Liman devredildi, bakan Danıştay ı eleştirdi

ANKARA - Özelleştirme kapsamında Samsun Limanı'nın işletme hakkının 36 yıllığına Cey Group'a bağlı Samsunport- Samsun Uluslararası Liman İşletmeleri AŞ'ye devri bugün gerçeklştirildi ve taraflar arasında imtiyaz sözleşmesi imzalandı.
İhalesi 2008 yılında yapılan Samsun Limanı'nın 125.2 milyon dolar olan bedeli, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na (ÖİB) peşin olarak ödendi.
Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, Reuters'ın sorusu üzerine, Samsun Limanı için Cey Group tarafından yapılan125.2 milyon dolarlık ödemenin yüzde 70'inin Vakıfbank'tan kredi olarak kullanıldığını söyledi. Kalkan, kullandırdıkları kredinin vadesi ve maliyeti hakkında ayrıntı vermedi.
Samsun Limanı'nın işletme hakkının devri kapsamında düzenlenen imtiyaz sözleşmesi, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, TCDD Genel Müdürlüğü ile Ceynak Lojistik ve Ticaret AŞ tarafından imzalandı
İmza töreninde konuşan Cey Group Yönetim Kurulu Başkanı Ali Avcı, amaçlarının limanı revize ederek, altyapısını zenginleştirerek, ticari hacmini geliştirerek, istihdamı artırarak Samsun Limanı'nın Karadeniz'in ulaşım merkezi haline getirmek olduğunu söyledi. Cey Group, Samsun Limanı için toplam 32 milyon dolarlık bir yatırım öngörüyor.
ŞİMŞEK'TEN DANIŞTAY'A ELEŞTİRİİmza töreninde konuşan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Samsun Limanı'nın ihalesinin Mayıs 2008'de tamamlanmasına karşın devrinin bugün yapılabildiğine dikkati çekerek, "İşletme hakkı devri imtiyaz sayılıyor. İmtiyaz sözleşmelerinin Danıştay tarafından onaylanması gerekiyor ve görüşünü de 60 gün içinde vermesi gerekiyor. Ancak bugüne kadar Danıştay 2 yıl ve 29 ayı bulan sürelerde imtiyaz sözleşmeleri onaylıyor. Bu ülkemiz için zaman kaybı ve beraberinde maliyet getiriyor. Kamu açısından büyük maliyetlere yol açıyor" dedi. Şimşek, önümüzdeki dönemde bu tür özelleştirmelerin daha hızlı gerçekleştirilmesini beklediklerini ifade etti.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da liman özelleştirmelerinden elde edilen gelirlerin karayolu ve demiryolu yapımı için harcandığını, özelleştirmeler sonrası TCDD'nin limanlarda denetim ve kontrolünün süreceğini kaydetti. Yıldırım, ihalesi tamamlanan TCDD'ye ait Bandırma Limanı'nın devrinin de yakında yapılacağını bildirdi.
Özeleştirme ihalesinde Bandırma Limanı'na en yüksek teklifi 175.5 milyon dolarla Çelebi Ortak Girişim Grubu vermişti.
Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu ise TCDD tarafından işletilen 6 limanın özelleştirme kapsamından alındığını anımsatarak, ihalesi tamamlananlardan Mersin Limanı'nın 2007 yılında özel sektöre devredildiğini anımsattı.
Aksu, imtiyaz niteliğindeki özelleştirmelerde limanların kesintisiz olarak hizmet vermesi ve mevcut çeşitliliğinin korunmasının zorunlu hale getirildiğini belirterek, "İşleticiye, her limana özel olarak tespit edilen bir yatırım/kapasite artışı zorunluluğu getirilmektedir" dedi.
Liman devredildi, bakan Danıştay'ı eleştirdi

Hintlilerin rekorunu kıracak, cari açığı kısacak

İSTANBUL - Petkim, 2010 planlarını yeni logo lansman toplantısında açıkladı. Petkim'in yüzde 51'ine 2008'de Özelleştirme İdaresi'nden alan Socar Turcas Yönetim Kurulu Üyesi Batu Aksoy, EPDK'da lisans izni bekledikleri Ceyhan rafineri projesini askıya aldıklarını, önceliği Aliağa'daki rafineri yatırımına verdiklerini söyledi.
Batu, "Bu yılı mühendislik çalışmaları, lisansör seçimi ile geçiririz, lisansı bu yıl içinde bekliyoruz. 2011 finansman ve projenin tamamının inşaatına talip olan şirketlerin ihale yöntemiyle seçilmesiyle geçer. 2011 sonu 2012 başı inşaata başlarız 2014'e yetiştiririz" dedi.
Socar-Turcas CEO'su Kenan Yavuz'un "rafineri yapımında Hintlilerin rekorunu kırarız" dediği Aliağa'da, 10 milyon tonluk yıllık üretim olacak. Bunun 2 milyon tonu Petkim'in ithal ettiği hammadde, 8 milyon tonu da dizel, jet yakıtı, LPG ve nafta gibi benzin dışı ürünler.
Yavuz, bu ürünleri yerlileştirerek Türkiye'nin cari açığını 2.5-3 milyar dolar düşüreceklerini görüşünde.
PETKİM YARIMADASINA 5 MİLYAR DOLARPetkim, 4 milyar dolarlık rafineri yatırımına liman ve diğerlerini ekleyerek Petkim yarımadası üzerinde 2015'e kadar 5 milyar doların üstünde yatırıma ulaşıp dünya liginde sınıf atlamayı hedefliyor.
Yavuz, "Genel kuruldan sonra limanı ayrı bir şirkete dönüştüreceğiz. Burasını büyütüp Türkiye'nin en önemli lojistik üssü haline getireceğiz. Ayrıca Avrupa ve Akdeniz'e hizmet verecek" dedi.
Yavuz, İran'daki petrokimya rafinerisi yatırımıyla ilgili olarak ise fizibililite çalışmalarının sürdüğünü, benzer projeyi Mısır'da düşünebileceklerini söyledi.
Hintlilerin rekorunu kıracak, cari açığı kısacak

Tommy Hilfiger 3 milyar dolara satıldı

NEW YORK - Calvin Klein markasının sahibi ve New York giysi perakendecisi Phillips-Van Heusen, Tommy Hilfiger'ı Apax Partners'den satın alarak 4,6 milyar dolar gelirle Dünyanın en büyük giysi şirketlerinden biri oluyor.
Anlaşmaya göre, Phillips-Van Heusen, 2,6 milyar doları nakit ve 379,9 milyon doları hisse olarak ödeyecek ve ayrıca 137,6 milyon dolar tutarındaki borcu üstlenecek.
Apax Partners başkanlığındaki grup Tommy Hilfiger'ı Mayıs 2006'da 1,2 milyar euro'ya satın aldıktan sonra 400 milyon Euro'dan fazla yatırım yaparak çalışan sayısını 1000'in üzerine ve 574 olan mağaza sayısını 1,002'ye çıkarmıştı.
Bünyesinde Calvin Klein, Van Huesen, Arrow, IZOD ve Bass gibi markaları bulunduran Phillips-Van Heusen'in Üst Yöneticisi ve Başkanı Emanuel Chirico, Tommy Hilfiger'ı satın almalarının bazı markalarının uluslararası pazarlara açılmasına yardımcı olacağını umduğunu söyledi.
Tommy Hilfiger 3 milyar dolara satıldı

Kârı yüzde 29 eriyen Koç, 2.200 kişiyi alacak

İSTANBUL - Koç Holding'in, konsolide mali tablolarına göre, 2009 net kârı bir önceki yıla göre yüzde 29.4 gerileyerek 1.43 milyar TL, satış gelirleri ise yüzde 20.6 azalışla 39.45 milyar TL olarak gerçekleşirken, holding bu yıl faaliyet kârını yüzde 34 artışla 4.7 milyar TL'ye çıkarmayı hedefliyor.
Koç Holding'in KAP'a gönderdiği mali tablolarına göre, geçen yıl faiz, ücret, prim, komisyon ve diğer gelirleri eklendiğinde toplam gelirleri 44.83 milyar TL oldu. 2008 yılında toplam gelirler 55.55 milyar TL olmuştu. Koç Holding'in 2009 faaliyet kârı 2008 yılına göre yüzde 31 azalışla milyar 3.47 milyar TL oldu.
Koç Holding CEO'su Bülent Bulgurlu, 2009 sonuçlarını ve 2010 beklentilerini değerlendirdiği açıklamada, "2009 yılını 44.8 milyar lira konsolide ciro ile tamamladık. Faaliyet kârımız ise 3.5 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu rakam, 2008 yılında elde edilen iştirak satış kazançları hariç tutulduğunda, zorlu piyasa koşullarına rağmen yıllık bazda yüzde 3 oranında bir artışa işaret
etmekte. 2008 yılında iştirak satış kazançları hariç yüzde 6 olan faaliyet kâr marjımız, önemli bir artış ile 2009 yılında yüzde 8 olarak gerçekleşti. Vergi öncesi kârımız ise 3.2 milyar TL ile geçtiğimiz yıla oranla bir kereye mahsus gelirler haricinde yüzde 121 artış kaydetti. Net kârımız ise 1.4 milyar liraya ulaştı" dedi.
Geçen yıl 1.7 milyar TL yatırım gerçekleştirdiklerini açıklayan Bulgurlu; 2010 yılında 2.2 milyar TL yatırım yapmayı planladıklarını söyledi.
Koç Holding'in KAP'a yaptığı açıklamaya göre, holdingin 2009 yılı toplam gelirlerinin 24.49 milyar TL'si başını Türkiye'nin tek rafinerisi olan TÜPRAŞ'ın çektiği enerji grubu tarafından sağlandı. Enerji grubu, holdingin faaliyet kârının 1.35 milyar TL'sini de sağladı.
2010 HEDEFLERİBulgurlu, tüm dünya ekonomileri için zor bir yıl olan 2009'da hedeflerini gerçekleştirdiklerini belirtirken, 2010'da büyüme stratejilerinin kârlılık ve süreklilik odaklı olacağını söyledi.
Bulgurlu, 2010'da holdingin faaliyet kârının yüzde 34 artışla 4.7 milyar lira olmasını beklediklerini ifade ederken, toplam satışların yüzde 18 artışla 52.7 milyar lira, uluslararası satışların ise yüzde 28 artışla 11.8 milyar dolar olmasını beklediklerini belirtti.
Kârı yüzde 29 eriyen Koç, 2.200 kişiyi alacak

Ara bağlantı sürpriz oldu, büyümeyi düşürdü

Turkcell'in 2009 yılı finansal ve operasyonel sonuçlarına ilişkin olarak düzenlenen basın toplantısında konuşan Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, 2009 yılının genel ekonomik durum, sektördeki regülasyonlar ve yoğun rekabet nedeniyle zorlu geçtiğini belirtti.
Ciliv, 2009 yılında yaklaşık 3 milyar lira AVFÖK ve 1,7 milyar lira net kâr elde eden Turkcell'in Türkiye'deki pazar payında geçen yıla göre büyük bir değişim gerçekleşmediğini ve yüzde 56 olduğunu kaydetti.
Geçen yıl pazarın yüzde 5 oranında daraldığını ve 3 milyon civarında sim kartın kullanımdan çıktığını ifade eden Ciliv, burada 2008 yılında yüzde 20 seviyesinde olan çift simkart kullanımının yüzde 15'e gerilemesinin önemli rolü olduğunun altını çizdi.
Pazarın daralmasından üç operatörün de abone kaybederek etkilendiğini ve penetrasyonun yüzde 92'den yüzde 87'ye indiğini söyleyen Ciliv, Turkcell'in 2004-2008 yılları arasında 4,6 milyar lira ile diğer Mobil operatörlerin 2-3 katı yatırım yaptığını, sadece 2009 yılındaki yatırım miktarının ise 2,7 milyar lira seviyesinde bulunduğunu belirtti.
Faturalı abone kazanımında da önemli mesafe katettiklerini kaydeden Ciliv, 2008 yılı 4. çeyreğinde 7,5 milyon olan faturalı abone sayısının 2009 yılı 4. çeyreğinde yüzde 25 artışla 9,4 milyona ulaştığını belirtti.
Ön ödemeli abonelerde ise bir miktar düşüş yaşanırken, buradan elde edilen gelirlerde bir gerileme yaşanmadığına işaret eden Ciliv, 2008 yılında 1 milyon olan net faturalı abone kazanımının 2009'da 1,9 milyona yükseldiğini söyledi.
3G'DE YÜZDE 65 PAZAR PAYICiliv, abone başına aylık kullanımda da yüzde 40'lık bir artış yaşandığını, 2008 yılında 96 dakika olan kullanımın 2009 yılında 134 dakikaya yükseldiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı:
''3G'de yaklaşık 5 milyon kayıtlı müşterimiz 3G kullanmak için başvurdu. Bunun 2,5 milyonu aktif olarak kullanıyor. 1,9 milyonu da mobil interneti kullanıyor. Vınn kullanımında, 3G uygulamasının ilk 6 ayında 300 bine yakın Vınn, 3G'li netbook ve Notebook satıldı. 3G'de yüzde 65 pazar payımız var. Mobil internet gelirleri yüzde 100 artışla 261 milyon lira oldu. Bu rakamın büyümesini hızla devam ettirmesini bekliyoruz. 3G'nin başladığı ağustos ayından bugüne Turkcell'in data trafiği 5,5 misli arttı. Bunun yüzde 75'i 3G şebekesinden geçiyor.''
Grup şirketlerinin performanslarına da değinen Ciliv, ekonomik krizden en çok etkilenen ülkelerden olan Ukrayna'daki Life'ın dolar bazında gelirleri etkilenirken, yerel para birimi bazında gelir artışının yüzde 19 olarak gerçekleştiğini, Fintur'un da Döviz kurundaki dalgalanmalar sonucu net kara katkısının azaldığını aktardı.
Ciliv, 2009 yılında çalışan sayısında yüzde 5 büyüme kaydettiklerini ve 2009 sonunda 400'e yakın kişiyi işe aldıklarını belirtti.
ARA BAĞLANTI ÜCRETİNDE DÜŞÜŞ BÜYÜK SÜRPRİZKonuşmasının ardından soruları yanıtlayan Ciliv, ara bağlantı ücretlerinin düşürülmesine ilişkin olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
''Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 2010 için açıkladığı ara bağlantı ücretlerinde yüzde 52 düşüş ve azamide yüzde 38 düşüşün iki sebeple sektör için uygun olmadığını düşünüyorum. İlk olarak bunlar çok yüksek rakamlar. Bütün operatörlerin gelirleri ciddi kayba uğrayacak. İkincisi öngörülebilirlikle ilgili. Yurt dışında 5 senelik plan içerisinde fiyatlar istenilen noktaya geliyor. Bizde ise verilen süre 1,5 ay. Bu sürenin çok az olduğunu düşünüyorum. Burada şirketlerin kendi tarifelerini değiştirmeleri ve müşterilerine bunları duyurmaları için gerekli zaman kalmıyor. Hem düşüşün çok aşırı olduğunu hem de verilen zamanın çok kısa olduğunu düşünüyorum. Bunun bütün sektör için geçerli olduğunu düşünüyorum. 2009'da da yapılan indirimler sonucu bütün operatörlerin karlılıklarında bir düşüş oldu.''
2010 yılı hedefleri konusunda ise Ciliv, 2009'un üçüncü çeyreğinin sonunda Türkiye'de ekonomide ciddi gelişme öngörülerine paralel olarak, işlerinin tekrar büyümeye geçeceğini tahmin ettiklerini ancak sonrasında beklenmedik bir şekilde BTK kararlarının çıktığını söyledi.
Ciliv, ''Bu bizim için büyük sürpriz oldu. O yüzden 2010'da yüzde 10 büyüme tahminimizi geriye çekiyoruz. O tahmini bu şartlar altında gerçekleştirmemiz çok zor diye düşünüyorum'' dedi.
Ara bağlantı gelirlerinin toplam gelirler içindeki payının yüzde 10-11 civarında bulunduğunu kaydeden Ciliv, bu düşüşün sabitten Mobile geçişi de hızlandıracak bir etki yaratabileceğini, Türk Telekom'un da bu durumdan büyük bir fayda sağlamasını beklemediğini söyledi.
Süreyya Ciliv, ''2010'da Türkiye dışında diğer ülkelerde de mobil işi büyütme fırsatlarını değerlendireceğimizi söylemiştik. 2010'da bu konuda çalışmalarımızı artırdık. Uygun fırsatlar olursa, nakitimiz var, bunları değerlendireceğiz'' diye konuştu.
3G'DEN 4G'YE GEÇİŞ YUMUŞAK OLACAKBelarus operasyonuna ilişkin bir soru üzerine Ciliv, 2 büyük operatörün bulunduğu bu pazara 3. operatör olarak girdiklerini ve sıfıra yakın seviyeden başladıklarını belirterek, olumlu gelişmeler yaşandığını, Belarus'ta ilk 3G şebekesini sunduklarını anlattı.
Nisan ayında uygulamaya geçecek kontör yerine dakika uygulamasının bir netlik kazandıracağını ve ön ödemeli müşteriler için kolaylık sağlayacağını söyleyen Ciliv, Elazığ'daki depremin ardından oradaki abonelerin faturalarını bir ay ertelediklerini, ileride gerekirse başka önlemler alabileceklerini söyledi.
'Ara bağlantı' sürpriz oldu, büyümeyi düşürdü

Sabancı bu yıl 2 bin 800 kişiye iş verecek

İSTANBUL - Sabancı Holding'in Yıllık Paylaşım Toplantısı, Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ve CEO'su Ahmet Dördüncü'nün katılımıyla gerçekleştirildi.
Toplantıda kesin olmayan sonuçlar doğrultusunda verilen bilgiye göre, 2010 yılı Holding şirketlerinin yeniden karlı büyümeye başlayacağı bir yıl olarak değerlendirilirken, bu yılın Ekonomi ve Şirketler için belirsizliğin göreceli olarak daha az olacağı bir yıl olması beklendiği vurgulandı.
2008 yılında 19 milyar lira olan konsolide net satışını 2009'da yüzde 2 artırarak 20 milyar liraya yükselten Sabancı Holding'in, 2010 yılında ise konsolide net satışlarını yüzde 6 artırarak 21 milyar liraya yükseltmesi öngörülüyor.
2009 yılında 2008'e göre konsolide faaliyet karını yüzde 47 artırarak 3,9 milyar liraya çıkaran Holding, 2010 yılında konsolide faaliyet karını yüzde 3'lük artışla 4 milyar lira düzeyine çıkarmayı amaçlıyor.
Sabancı Holding, 2010 yılında 1 milyar dolar ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyor.
2009'da 1,1 milyar dolarlık yatırım yapan Holding, 2010'da 1,6 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor.
Sabancı Holding'in 2009 yılı sonunda toplam aktifleri 101 milyar lira olan 2008'e göre yüzde 4 artışla 105 milyar liraya ulaştı.
2010 yılında Holding, personel sayısını yüzde 5 artırarak 55 bin 200'den 58 bine çıkarmayı planlıyor.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2010 yılının olumlu başladığını, Orta Vadeli Plan(OVP) ve bütçe hedeflerinin gerçekleştirilebilir olduğunu söyledi.
Sabancı bu yıl 2 bin 800 kişiye iş verecek

Sunday, February 28, 2010

Tablet PC, iPad den önce Toshiba ile martta geliyor

Dokunmatik tablet bilgisayarları iPad piyasaya çıkınca fark ettik ama Toshiba'nın tableti daha önce çıktı bile. 2009'un sonunda Toshiba 7 inçlik ekrana sahip JurnE Touch dokunmatik bilgisayarı vitrine çıkarmıştı. Şimdi bu ürün Türkiye'de yaklaşık 310 dolardan piyasaya sürülecek. Ürünün iPad'de olduğu gibi sanal tuştakımı bulunuyor. Tuş takımının Türkçe desteği de unutulmamış.



OPERATÖRLER DE SATACAK

JurnE Touch'ın bazı özellikleri iPad'den daha iyi olmasına rağmen Türkiye'de satış fiyatının 310 dolar civarında olması bekleniyor. 2 USB girişi ve SD kart yuvası ile iPad'de olmayan genişleme olanağını sunuyor. Windows CE 6.0 işletim sistemi kullanan cihazın tarayıcısı Opera olacak. Ekran desteği ve cep telefonundaki hızı taşımak için tarayıcı olarak Opera kullanılıyor. JurnE Touch'ın Türkiye'de satış modelini belirlemek için Toshiba temsilcisi TNB ile operatörler arasında görüşmeler devam ediyor. Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone uzun süreli kontrat karşılığı ürünün satışını yapmak istiyor. Yılın son çeyreğinde 10 inç ekran, 3G erişimi, TV için HDMI bağlantısı olan modeli de vitrindeki yerini alacak. Yetenekleri karşılaştırıldığında JurnE, iPad'e göre bilgisayara daha yakın.



DÜKKÂN FARK YARATIYOR

Apple'ın kıskanılan yanını Tasarım ve pazarlama yeteneği dışında internetteki iTunes, App Store gibi sanal mağazaları oluşturuyor. App Store adı verilen uygulama mağazasındaki 140 bin adet seçenek, sistemdeki en önemli farkı yaratıyor.
Tablet PC, iPad'den önce Toshiba ile martta geliyor

Wednesday, February 17, 2010

Bu yerler milyonlarca $ kazandırıyor

Dallas'a yaptığı ziyarette şehir turu sırasında, Teksas Okul Kitapları Deposunun 6. katındaki pencereden Lee Harvey Oswald tarafından keskin nişancı tüfeğiyle öldürülen Başkan Kennedy'nin vurulduğu kitap deposu binası Dallas Valiliğince satın alınmasının ardından özel bir vakfa kiralanarak 1990 yılında altıncı katı, 2002 yılında da yedinci katı Müze haline dönüştürüldü.



Müzede, Oswald'ın Başkanı vurduğu altıncı kattaki pencerenin önü ve çevresindeki kitap kutuları aynen muhafaza edilerek ziyaretçilere gösteriliyor. Altıncı Kat Müzesi olarak isimlendirilen müzeye girmek için 25 dolar ödeyen ziyaretçiler, Kennedy'nin vurulduğu caddeyi aynı açıdan görebiliyor.



Ziyaretçiler ayrıca, Başkan Kennedy'nin, katili Lee Harvey Oswald'ın hayat hikayelerini, Kennedy suikastını araştıran Warren Komisyonu ile ilgili doküman ve fotoğrafları, suikast günüyle ilgili fotoğrafları, belgeleri görme şansına sahip.



*SADECE BİR RASTLANTI MI?
Bu yerler milyonlarca $ kazandırıyor

"Senin gibi ana muhalefet liderine can kurban"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti Meclis Grup toplantısında konuştu. Grup toplantısında CHP lideri Deniz Baykal'ı eleştiren Erdoğan, "Sayın Baykal, iktidar olabilmek için değil, partinin başında kalabilmek için mücadele ediyorsun. Niye bu kadar direniyorsun? Koltuk bu kadar tatlıymış. Artık sosyal demokratlar da senden memnun değil. Ama ben memnunum. Senin gibi ana muhalefet liderine can kurban " dedi.



AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, BM Genel Sekreterinin iyiniyet misyonu çerçevesinde Ada'da (Kıbrıs) kalıcı bir çözüme ulaşılmasına tam destek verdiğini bildirerek, ''Kapsamlı çözüm Kıbrıs'ta, ilgili taraflar açısından yegane çıkış yoludur'' dedi.



Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Cuma günü yaşamını yitiren yazar Hamit Can''ın yakınlarına ve dostlarına baş sağlığı dileyerek başladı.



Antalya'da yaşanan sel feleketine de değinen Erdoğan, burada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek, Antalyalılara da ''geçmiş olsun''dedi.



Yaraların sarılması için görevlilerin çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, Edirne'de de benzer bir sorun yaşandığına dikkati çekti. Hükümet olarak, bölgeye tüm imkanları seferber ettiklerini, gerekli uyarıları yaptıklarını bildiren Başbakan Erdoğan, alınan tedbirlerin hızlı şekilde hayata geçirildiğini söyledi. Erdoğan, Edirnelilere de geçmiş olsun dileğinde bulundu.



Başbakan Erdoğan, konuşmasında hafta sonu Katar'a yaptığı ziyaret hakkında da bilgi verdi. Burada ABD-İslam Forumu'na katıldığını hatırlatan Erdoğan, ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile bir görüşme yaptığını anlattı.



Katar Emiri ve Başbakanı ile de ikili görüşmeler yaptığını söyleyen Erdoğan, Türkiye ile Katar'ın, ortak bir coğrafyada bulunmalarının ötesinde ortak bir tarihi ve kültürü paylaştıklarını ifade ederek, ''Yıllar boyunca ikili ilişkilerin ciddi manada ihmal edildiği bu iki ülke arasında dönemimizde ciddi manada gelişmeler kaydedilmiştir'' dedi.



Ziyarete yaklaşık 150 işadamıyla birlikte katıldığını, 50 kadar iş adamının da Katar'da dahil olduğunu anlatan Erdoğan, 200 kadar işadamıyla Türkiye-Katar İş konseyi toplantısını da gerçekleştirdiklerini bildirdi.



İki ülke arasındaki Ticaret hacmi hakkında bilgi veren Erdoğan, 2002 sonunda Katar ile Türkiye'nin dış ticaret hacminin 24 milyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlattı. Bu rakamın 2008 sonu itibarıyla 1,2 milyar dolara yükseldiğini kaydeden Erdoğan, 1'e 48'lik bir artışın söz konusu olduğunu söyledi.

Erdoğan, 2009 yılında küresel kriz nedeniyle ticaret hacminde düşüş yaşandığını ifade ederek, ''Bu çıtanın yükseldiği nokta artık bir bazdır''



dedi. Türk yatırımcıların Katar'da 8,5 milyar dolarlık bir iş hacmine sahip olduklarını anlatan Erdoğan, Türk işadamlarına Katar yönetiminin duyduğu güveni kendisinin de gördüğünü belirtti.

Ziyareti sırasında yeni anlaşmalar imzalandığını hatırlatan Erdoğan, bunlardan birisinin de 500 milyon dolarlık Gıda sözleşmesi olduğunu söyledi.



Erdoğan, Katar ile Türkiye arasında resmi vizelerin kaldırıldığına da dikkati çekti.



SANATÇILARLA BULUŞMA



Başbakan Erdoğan, bu hafta sonunda İstanbul'da bazı sanatçı dostlarıyla biraraya geleceklerini bildirerek, ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi çerçevesinde sanatçılarımızın değerli düşüncelerini, önerilerini alma fırsatımız olacak. Gruplar halinde bu buluşmaları bir süre daha devam ettireceğiz'' diye konuştu.



İstanbul'da hafta sonu TOKİ'nin açılışlarını yapacağını bildiren Erdoğan, Pazar akşamı İspanya'ya hareket edeceklerini söyledi. İşbirliği için başlattıkları adımlardan bir tanesini de İspanya ile yapacaklarını anlatan Erdoğan, ziyarete ilişkin bilgiler verdi.



Erdoğan, Türkiye-İspanya Zirvesinde önemli konuları İspanya Başbakanı Zapetero ile birlikte ele alacaklarını bildirerek, Sevilla kentinde de kendisine son derece önemli bir ödül verileceğini söyledi. Başbakan, Sevilla Nodo Vakfı'nın, bu yıl 6'ıncısı verilecek Nodo Ödülünü kendisine verme kararını aldığını anımsatarak, ''Bu ödülü de ülkem ve milletim adına büyük bir onurla teslim alacağım''diye konuştu.



KIBRIS



Kıbrıs konusunda açıklamalarda bulunan Erdoğan, müzakerelerin devam ettiğine dikkati çekerek şunları söyledi:



''Türkiye, BM Genel Sekreterinin iyiniyet misyonu çerçevesinde Ada'da kalıcı bir çözüme ulaşılmasına tam destek veriyor. Kapsamlı çözüm Kıbrıs'ta ilgili taraflar açısından yegane çıkış yoludur. Rum tarafının, liderler açıklamasındaki mutabakatın gereğini yerine getirmesi halinde, bu hedefe ulaşılması hiç de zor olmayacaktır. Ve bu hedefe aslında çok yaklaşılmış durumda. Rum tarafının bu çabaların kıymetini bilmesi ve KKTC liderliğinin çabalarına karşılık vermesini bekliyoruz.



Kıbrıs Rum yönetiminin yapıcı bir tutum benimsemeye teşvik edilmesi hususunda, ilgili tüm tarafları sorumluluklarını üstlenmeye davet ediyoruz. Önemli olan, garantör ülkelerin İngiltere gibi, Türkiye, Yunanistan hep birlikte bu konuda Güney Kıbrıs'ı teşvik etmesi... Biz Kuzey'i teşvik ediyoruz. İngiltere ve Yunanistan'ın Güney'i özellikle teşvik etmesinde büyük faydalar mülahaza ediyoruz. Zaman zaman bundan önce de olmuştu; Güney'in liderleri, 'Türkiye bizimle niçin masaya oturmuyor?' gibi ifadeler kullanmıştır. Biz de kendilerine hep şunu söyledik:'Şu noktada bizim muhatabımız siz değilsiniz. Eğer böyle bir görüşme yapılacaksa bunu gelin dörtlü olarak yapalım. İsterseniz beşli yapalım. 'Dörtlü ile kastım, Yunanistan, Türkiye ve Kuzey, Güney. Bu onları çok rahatsız ediyor. 'Biz Kuzeyle niçin toplanacağız' veya 'Kuzey bizim bu konuda muhatabımız değil' ifadesini de onlar kullanıyor. Biz de kendilerine diyoruz ki; '41 görüşme yaptınız ve bu 41 görüşmede muhatap oldunuz da şimdi ne oluyor da muhatap olmuyorsunuz?' bunu söylüyoruz. Bu süreçte yine kendilerine bu hatırlatmaları yaptık. Şu anda İngiltere'de bu noktaya gelmiş vaziyette. 'Beşli olarak bu toplantıları yapabilir miyiz' diye bize soruyorlar. Biz de bu noktada rahatız yaparız.''



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Güvenlik gerekçesiyle savcılar Habur Sınır Kapısına gitmiştir. Bu uygulama, tamamen kanunlar çerçevesinde bir uygulamadır ve Türkiye'de ilk kez vuku bulan bir uygulama da değildir'' dedi.



Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Baykal'ın ''Habur Sınır Kapısındaki yargılamalar hakkındaki birtakım hezeyanlara tutunduğunu'' ifade etti.

''İftiralardan yola çıkarak Gensoru önergesi vereceklerini'' ifade ettiklerini anımsatan Başbakan Erdoğan, ''Affınıza sığınırım; Gensoru da artık bu ülkede yalama oldu'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bir netice alamayacaklarını bildikleri halde iki de bir gensoru. Diyarbakır Valiliğinin, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvuru üzerine Güvenlik gerekçesiyle savcılar Habur Sınır Kapısına gitmiştir. Bu uygulama, tamamen kanunlar çerçevesinde bir uygulamadır ve Türkiye'de ilk kez vuku bulan bir uygulama da değildir. Halkımızı yanıltmayalım, aldatmayalım, dürüst, samimi olalım. Ama Sayın Baykal'a yakışır, önemli değil. Ergenekon davasının Silivri'de görülmesi, Abdullah Öcalan davasının İmralı'da görülmesi bunun çok açık, net örnekleridir. Niçin İmralı'da görüldü? Orada adalet sarayı mı var? Demek ki bunun gerekçeleri var, olabiliyor. Sayın Baykal'ın ifade ettiği sözler tamamen uydurmadır, tamamen yalandır.



Devamlı dinlendiklerini söylüyorlar. Demek ki Ahmet Türk ile Atalay görüşürken onlar da derin dinleme aletleriyle içeriyi dinliyorlardı. Ne konuştuklarını dinliyorlardı. Sayın Türk diyor ki 'Biz böyle bir şey yapmadık, konuşmadık, aramızda böyle bir şey geçmedi.' Sayın Atalay aynı şekilde 'böyle bir şey yok, böyle bir şey aramızda geçmedi' diyor. Ama diyor ki 'evet, orada bunlar konuşuldu.' Dün, İçişleri Bakanımızı bu konuyla ilgili açıklamasını yaptı. Ahmet Türk, o da yaptı. İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı gerekli açıklamaları çok sert yaptı. Bu iddiaların gerçek dışı olduğunu açıkladılar. AK Parti iktidara geldiği ilk günden itibaren, demokratik bir devletin kendinden menkul bir meşruiyete sahip olamayacağını, meşruiyetin kaynağının da millet olduğunun altını çizerek kalın çizgilerle ifade etmiştir.'' AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefete, ''Terörü bitirmek için reçeteniz nedir?'' diye sorduğunu, ancak adres gösterdikleri bölgesel kalkınma projelerinin ne aşamada olduğuna dair en ufak bir malumatları olmadığını söyledi.



Erdoğan, ''Ankara'dan bakınca Harran Ovası, Muş Ovası, Konya Ovası görünmez. Oralara gideceksiniz, oraların tozunu yutacaksınız. Ama gitmezler, gidemezler. Gitseler bile hakikati söyleyemezler. Bu muhalefetin yaptığı tek şey var; Ankara'da kriz üretmektir, kavga çıkartmaktır'' dedi.



Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, GAP, DAP ve KOP başta olmak üzere bölgesel kalkınma projelerine yeni bir vizyon ve anlayışla cansuyu verdiklerini, Mayıs 2008'den itibaren yeni eylem planı ile bu projeleri hızlandırdıklarını anlattı.



Eylem Planının uygulamaya başlandığı andan itibaren projelerde çok ciddi bir ilerleme kaydedildiğini ve çalışmaların son sürat devam ettiğini, kısa süre içinde alınan mesafeyi, yapılan yatırımları görünce mutlu olmamak ve duygulanmamamın mümkün olmadığını kaydeden Erdoğan, bu projelerde yapılanların bir kaçını paylaşmak istediğini dile getirdi.



''Türkiye'de neler oluyor, neler değişiyor? Tabii, Ankara'nın dışına çıkmazsanız bunu takip etmeniz, görmeniz, bilmeniz mümkün değil'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



''DAP kapsamında bölgesel kalkınmaya ivme kazandıracak nitelikte sulama ve karayolu projelerini hızlandırdık. Yeni havaalanları, terminal binalarının tamamlanmasına, yeni kurulanlar başta olmak üzere üniversitelerin altyapı ve insan gücünün geliştirilmesine, organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerinin oluşturulmasına yönelik projelere önemli miktarda kaynak tahsis ediyoruz. DAP için 2008-2010 döneminde 3,7 milyar lira tahsisat yapıldı. 2010 yılında bu bölgeye yapılan tahsisata yüzde 46'lık artış sağlandı. Konya kapalı havzasında, yıllar yılı konuşulur ama kimse adım atmazdı, biz bu adımı attık. Bu havzada toplam 703 bin hektar alanın, toplamda 429 bin hektarı sulamaya açılmış oldu. Önümüzdeki dönemde Bağbaşı Barajı, Mavi Tünel tamamlanarak sistemde 414 milyon metreküp su depolanacak ve 17 kilometrelik tünelle havzaya su aktarılacak.''



Erdoğan, 2008 yılı başında GAP yatırımları için 1 milyar 63 milyon, 2009 yılında 2,7 milyar ve 2010 yılında da 3,1 milyar lira tahsis ettiklerini belirterek, Eylem Planı dışında yürütülen yatırımlarla birlikte bu tutarın, 2010 yılında 3,3 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Erdoğan, bölgede GAP kapsamında 25 anaokulu, 3 bin 264 derslikli 136 ilköğretim okulu, 4 bin 500 öğrenci kapasiteli 16 ortaöğretim pansiyonu, 816 derslikli 35 genel ortaöğretim okulu, 408 derslikli 22 mesleki ve teknik Eğitim okulu inşaatının şu anda devam ettiğine işaret ederek, şöyle konuştu:



''Toplamda baktığımız zaman 4 bin 613 dersliğin yapımını sürdürüyoruz. Bölge üniversitelerinde 2009 yılında yaklaşık 4 bin 300 öğrencilik ilave kapasite oluşturduk. Mevcut inşaatların tamamlanmasıyla yaklaşık 15 bin öğrencilik ilave kapasite daha kazandırıyoruz. Harran Üniversitesine ait 600 yataklı, Dicle üniversitesinin 150 yataklı, Adıyaman Üniversitesinin 200 yataklı hastane inşaatları devam ediyor. Sağlık Bakanlığına ait 3 bin 240 yatak kapasiteli 24 hastane, 31 sağlık ocağıyla, attığımız adımlarla gerçekten bölgede sağlık noktasında bir destinasyon oluşuyor. 130 ünite kapasiteli ağız ve diş sağlığı merkezleri inşaatı da sürüyor.



Proje kapsamındaki en hayati yatırım alanını sulamadır. Bölgedeki 1 milyon 820 bin hektarlık nihai sulama hedefinin, 2013 yılına geldiğimizde 1 milyon 60 bin hektarlık kısmının tamamlanmasını planlıyoruz. 2009 yılı sonu itibariyle yaklaşık 300 bin hektar alan sulamaya açılmıştır. Bölgede arazi toplulaştırma projesine hız verdik. GAP bölgesinde 952 milyon liraya mal olması beklenen bu projeyle 2,1 milyon hektarlık alanda arazi toplulaştırması gerçekleştirilecek. Ülkemizde bugüne kadar yapılan toplam toplulaştırmanın yaklaşık 1 milyon hektar olduğu düşünüldüğünde ne kadar büyük hamle yaptığımız daha iyi anlaşılacaktır. İşte bütün bunlarla birlikte gerçekten Türkiye, tarımda aklınıza ne gelirse, bütün hububat vesaire ne gelirse, bu alanda artık sürekli ihracata girebilecek bir ülke konumuna geliyor.''



''DENİZE NAZIR HASANKEYF...''



Erdoğan, enerji alanında iki önemli Proje yürütüldüğünü, bu kapsamda yılda 3,8 milyar kilovat saat elektrik üretimi gerçekleştirilecek olan Ilısu Barajı ve hidroelektrik santrali projesine konsorsiyum tarafından ilave ticari kredi temin edildiğini ve baraj inşaatına hızla devam edildiğini söyledi.

Bunun bir çok özelliği olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:



''Aslında bu projemiz çok provoke edildi. Bunu Güneydoğulu kardeşlerim çok iyi bilir. Özellikle, Mardin, Batman, o bölgedeki kardeşlerim çok iyi bilir. 'Hasankeyf gidiyor, sular altında kalacak, şöyle olacak, böyle olacak.' Her türlü yalan söylendi. Aslında bu proje, Hasankeyfi kurtarma projesidir de aynı zamanda. Çünkü, biz şimdi yeni bir Hasankeyf kuruyoruz. Artık hangi dünyada yaşıyoruz? Tarihi eserlerin bir yerden alınıp bir yere taşınması, artık problem olmaktan çıktı. Bütün kodlamaları yapmak suretiyle bunları bir yerden alıp bir başka yere aynı bölgede taşımak mümkün. Bu da yapılırken, güçlendirme vesaire de yapılıyor, aslına sadık kalmak suretiyle. Bunun yanında Hasankeyf ilçesi şimdi denize nazır bir ilçe haine geliyor. Çünkü, TOKİ olarak projelere hazır hale geldi ve Hasankeyf ilçesinde yine orada çok daha farklı bir yere çekmek suretiyle orada da her şeyiyle gayet güzel, farklı bir Hasankeyf'i orada meydana getiriyoruz. Ama yerli, yerel mimariyle getiriyoruz. Buna dikkat ediyoruz. Böylece denize nazır bir Hasankeyf ilçesi meydana gelmiş olacak. Şu anda yoğun şekilde bu çalışma devam ediyor.''



''HER İL, İLÇE VE KÖY ŞANTİYEYE DÖNÜŞTÜ''



Erdoğan, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan kültür ve sanata, sulamadan enerjiye kadar her alanda bölgede hummalı bir faaliyetin devam ettiğini ifade ederek, GAP, DAP ve KOP ile bölgelerin çehresinin ciddi manada değiştiğini, geleceklerinin bugünden şekillendirildiğini söyledi.

AK Parti iktidarı döneminde Türkiye'nin her il, ilçe ve köylerinin bir şantiyeye dönüştüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



''Edirne'den yola çıkın Hakkari'ye kadar, Muğla'dan yola çıkın Iğdır'a kadar yol boyunca Okul, hastane, TOKİ evleri, adalet sarayları, üniversiteler, kültür merkezleri ve yurtlar, altyapı çalışmaları göreceksiniz. Büyük yol projelerinin, enerji hattı projelerinin Türkiye'yi bir uçtan bir uca kapladığına şahit olacaksınız. Rüzgar enerjilerinin Türkiye'de nasıl çalışmaya başladığını göreceksiniz. Bunlar yeni mi icat oldu? Evet bunlar AK Parti iktidarı ile Türkiye'ye geldi. KÖYDES ve BELDES, AK Parti iktidarından önce var mıydı? Yoktu ama AK Parti iktidarıyla gündeme geldi. Şimdi artık yolu olmayan köyler yola kavuştu. Hala devam ediyor çalışmalarımız. Elektrik, su aynı şekilde. BELDES ile aynı çalışmalar devam ediyor. Kamu yatırımlarının tamamlanma süresi 2001 yılında 9,5 yıldı, bugün bu süreyi biz 4,5 yıla kadar düşürdük. Bakınız nereden nereye...''



Erdoğan, grup salonunda ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' diye slogan atanlara, ''Bizler sizlerle gurur duyuyoruz'' karşılığını verdi.



''SİZ ORALARA HİÇ GİTTİNİZ Mİ?''



Türkiye'nin dört bir yanındaki büyük, küçük her projeyi önemsediğini, zaman zaman telefonla ilgili vali, kaymakam, hatta muhtarı arayarak projelerin ne aşamada olduğunu sorduğunu belirten Erdoğan, ''Zaman zaman muhalefet partileri çıkıyor, 'GAP'a kazma vurulmadı, GAP'ta hiçbir şey yapılmadı, yapılmıyor' diye iddialarda, ithamlarda bulunuyor. Muhalefete soruyorum, siz oralara hiç gittiniz mi, gitme nezaketinde bulundunuz mu? Oralardan yolunuz hiç geçiyor mu?'' diye sordu.



Bir grup izleyici ''Kıskananlar çatlasın'' diye bağırırken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Soruyorum muhalefete, terörü bitirmek için reçeteniz nedir diye... Bölgesel kalkınma projelerini adres olarak gösteriyorlar ama o projelerin ne aşamada olduğuna dair en ufak bir malumatları yok. Ankara'dan bakınca Harran Ovası, Muş Ovası, Konya Ovası görünmez. Oralara gideceksiniz. Oraların tozunu yutacaksınız. Oralardaki çiftçi kardeşlerimle hemhal olacaksınız. Giderseniz eğer oralarda sizi 17 bin kilometreye ulaşmış yollar, okullar, hastaneler, üniversiteler, yeni yapılmış konutlar karşılayacak. Ama oraya gitmeniz lazım. Sulama kanallarını, göletleri, barajları göreceksiniz, o toprakların nasıl bir bereket fışkıran zemin haline geldiğini göreceksiniz. O bereketle birlikte şimdi nasıl bir umudun yeşerdiğini, umudun o toprakları nasıl kuşattığını, o toprakların insanlarını nasıl sarıp sarmaladığını göreceksiniz. Ama gitmezler, gidemezler. Gitseler bile hakikati söyleyemezler. Bu muhalefetin yaptığı tek şey var; Ankara'da kriz üretmek ve kavga çıkartmaktır.'' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de yasama, yürütme ve yargının, bağımsız biçimde, her türlü etkiden, her türlü baskıdan uzak şekilde Anayasa'da tarif edildiği şekilde işlemlerini yerine getirdiğini belirterek, ''Kurumlarımız tam bir uyum, koordinasyon içerisinde çalışmalarına devam ediyor'' dedi.



Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Silivri'deki mahkeme yolunu arşınlayanlar, çetelerin gönüllü avukatlığını üstlenenler, Ankara'nın doğusuna geçip oralarda nelerin yaşandığını ve nelerin yapıldığını görmezler ve göremezler'' diye konuştu.



CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın partisinin il kongresinde bir kez daha anket konusunu gündeme getirdiğini anımsatan Erdoğan, ''Sayın Baykal, bizim oy oranımız sizi niye bu kadar meşgul ediyor? Niye bu kadar rahatsız oluyorsun? Çok mu yükseldi oylarımız yoksa?'' diye sordu.



''Oranımızın anketlerde nasıl çıktığını sen bize bırak. Biz onları çok yakından takip ediyoruz. Hamdolsun milletimizin teveccühünün her geçen gün arttığını da memnuniyetle müşahede ediyoruz'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



''Ama anketler senin, partin, tavırların, politikaların hakkında ne söylüyor, sen çık onu anlat. Sayın Baykal sen iktidar olmak için değil, partinin başında kalabilmek için gayret sarfediyorsun. 'Çekilip gitmekten' bahsediyorsun. Biz, bunu zaten her zaman söylüyoruz. Milletimiz bizim hakkımızda ne karar verirse biz 'başımız, gözümüz üstüne' diyoruz. Ama sen kendin için acaba ne diyorsun? Bak şu anda sosyal demokratlar senin değerlendirmeni yapıyorlar. Ne diyorlar? 'dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir siyasi parti, sosyal demokratlarda, bir seçime girdi kazanamadı, ikincisine girdi kazanamadı, onun lideri başında durmaz.' Sen niye bu kadar direniyorsun, bu koltuk ne kadar tatlıymış. Almanya'dan, İngiltere'den örnekler veriyorlar. Şu anda Tony Blair isteseydi hala başbakan olarak görevine devam edebilirdi ama oylarının düştüğünü görünce kendisi çekildi ve arkadaşına bıraktı. Aynı şekilde Schröder seçimi ikinci olarak bitirdi hemen çekiliverdi. Sen niye bu kadar diretiyorsun, bırak. Bak artık senden sosyal demokratlar da memnun değil, 'çakıldın kaldın' diyorlar. Bunu ben değil, sosyal demokratlar, kendi partinden eski arkadaşların söylüyor. Ama ben tabii memnunum bundan. Senin gibi ana muhalefet liderine can kurban.

Psikoloji biliminde sayın Baykal'ın bu yaklaşımına 'yansıtma' derler. Bu, bir savunma mekanizmasıdır. Kişi kendisindeki olumsuz durumları başkasına yakıştırır. Yalnız, Sayın Baykal'a bir tavsiyem var; yansıtmanın ileri derecesi düşünce sapmasıdır ki bu taşkınlıktır. En tehlikesi de halüsinasyondur. Yani kendini darı ambarında görmeye başlamaktır. Umarım Sayın Baykal, en kısa zamanda Türkiye'nin gerçek gündemine döner ve bizim oy oranlarımızı bırakıp kendi oy oranlarıyla ilgilenmeye başlar. Ben bunun kendi ruh sağlığı için de partisi için de son derece faydalı olacağına inanıyorum. Kendisini yenileyemeyen, dönüşümünü gerçekleştiremeyen, kendi durumunu idrak edemeyen, kendi durumu noktasında gerçekten bir değerlendirme yapamayan parti, nasıl Türkiye'yi dönüştürsün? Nasıl Türkiye'nin durumunu doğru anlayabilsin? Kendi sorunlarını çözemeyen bir hareket, Türkiye'nin sorunlarını nasıl çözebilir? Kendi toplumundan kopan, kendi insanının değerlerine yabancılaşan bir parti, devlet-millet kaynaşmasını nasıl sağlayabilir?''



''TEFRİKA OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR''



Baykal ve arkadaşlarının her fırsatta çıkıp, ''kurumlararası kavgadan, çatışmadan, uyumsuzluktan'' bahsettiğini belirten Başbakan Erdoğan, ''Sabah çıkıyor tahriklerle kurumlar asındaki güveni sarsmaya çalışıyor. Akşam çıkıyor 'kurumlararasında kavga var' diyor'' dedi.



Baykal'ın ''polisin, yargının, askerin içine fitne sokmaya, Hükümetin güdümünde göstererek, bu kurumların içinde tefrika oluşturmaya çalıştığını'' belirten Başbakan Erdoğan, ''Bir bakıyorsunuz kurumların yıpratılmamasından bahsediyor. Askeri, polisi, yargıyı hükümet yanlısı-hükümet karşıtı gibi konumlandırmaya çalışmak, kurumların güvenilirliğini sarsmak, itibarını zedelemek açıkça fitne çıkarmak değil midir? Kurumlarımızı bölünmüş, parçalanmış gibi göstermek, bu kurumlara zarar vermek, bu kurumların saygınlığını zedelemek değil midir? Sayın Baykal hizipçilikte mahir olduğu için her kurum içinde hizipler oluştuğu iddiasıyla 'nasıl bölünme meydana getiririm, bu kurumları Hükümetin üzerine nasıl gönderirim' diye hesap yapıyor. Bu çabalar beyhudedir'' diye konuştu.



Devletin bir ve bütün olarak Anayasal görevlerini yerine getirdiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



''Sizin dönemlerinizde böyle ayrışmalar, gruplaşmalar olmuş olabilir. Kurumların siyasallaşması sonucu hizipler ön plana çıkmış olabilir. Lütfen AK Partiyi kendinizle karıştırmayın. Geçmişteki yanlışlarınız faturasını bu millet çok ağır ödedi. Türkiye'de yasama, yürütme ve yargı, bağımsız biçimde, her türlü etkiden, her türlü baskıdan uzak şekilde Anayasa'da tarif edildiği şekilde işlemlerini yerine getiriyor. Aynı şekilde kurumlarımız tam bir uyum, koordinasyon içerisinde çalışmalarına devam ediyor. Yargının aldığı her kararı biz de memnuniyetle karşılamıyoruz. Ülkenin, milletin menfaatine ters sonuçlar ortaya çıkabildiğini görüyoruz ama yargının kararlarına karşı çıkıp 'AK Parti düşmanlığı yapıyorlar, hükümeti yıpratmaya çalışıyorlar' demiyoruz. Beğenmediğimiz her yargı işlemine karşı yargıyı belli grupların hakimiyetine girmekle, karanlık emellerin peşinde koşmakla suçlarsak, bunun vereceği zararları nasıl telafi edebiliriz? Hukuk sistemine inanmazsak, biz güvenmezsek başkalarının inanmasını, güvenmesini bekleyemeyiz. Elbette her kurum kendisini yenilemeli, evrensel normlara, çağdaş ölçülere adapte etmelidir. Milletini iradesini, ülkenin selametini düşünmelidir. Ama kurumlara duyulan güveni sarsmak kendi bindiğiniz dalı kesmek anlamına gelir.''



7,5 yılda demokrasiyi güçlendirerek, erkler ayrımını da sağlıklı bir zemine kavuşturma noktasında büyük gayret sarf ettiklerini ifade eden Erdoğan, buna rağmen her fırsatta kurumları hedef almak, kurumları yıpratmaya çalışmak, kurumları birbiriyle çatıştırma gayretine girmek, kurumlar arasında ikilik oluşturmaya çabalamanın, ''muhalefetin değişmez politikası'' haline geldiğini kaydetti.

Baykal'ın işine gelen yargı kararları karşısında ''şeriatın kestiği parmak acımaz'' dediğini, işine gelmeyen yargı tasarrufları karşısında ''hükümeti yargıya müdahaleyle suçladığını'' söyleyen Erdoğan, şunları ifade etti:



''Yandaş yargı oluşturmak gibi ağır ithamlarda bulunuyor. Hükümet, hangi adımı atsa hemen Anayasa Mahkemesinin kapısına koşuyor. Bunu öyle bir alışkanlık haline getirdiler ki yasamanın yetki ve fonksiyonlarını etkisiz hale getirmek, anlamsız hale getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Peki o zaman milli egemenlik, demokratik irade nasıl tecelli edecek, ne anlam ifade edecek? Siz yasama ve yürütmeyi yargı üzerinden etkisiz hale getirmeye çalışırsanız, o zaman Mecliste sayın Başkanın arkasında 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir'' ifadesinin ne anlamı kalacak? Sürekli kriz çıkarmayı, engel olmayı muhalefet sanırsanız şu ülkede demokrasi nasıl hayata geçer, millet iradesi nasıl hayata geçer? Yargı sizin istediğiniz gibi karar verirken yargıyı yüceltir, farklı kararlarda yargıyı AK Partili olmakla suçlarsanız size kim inanır?''



AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin cumhuriyetçilikle yakından uzaktan alakası olmadığını belirterek, CHP'ye; bölücü, ayrıştırıcı, kışkırtıcı üsluptan vazgeçmesi çağrısında bulundu.



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşmalarına yansıyan hırçınlık ve saldırganlığın, siyasetin seviye kaybetmesine neden olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Bundan sonra fevkalade bir durum olmadıkça ne Sayın Baykal'ı ne Sayın Bahçeli'yi ağzıma kolay kolay almayacağım'' dedi.



Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, devlet-millet ilişkilerinin evrensel demokratik ölçüler çerçevesinde yeniden inşa edilmesi gerektiğini her zeminde savunduklarını söyledi.



Erdoğan, 7,5 yılda bu yönde ciddi mesafe kat ederek devlet-millet ilişkilerini demokratik evrensel normlar esasında yeniden tanımlayan düzenlemelere imza attıklarını belirterek, ''Türkiye'de, demokrasinin gelişiminin önüne zihni duvarlar örenler, cumhuriyeti dillerinden düşürmeyip onun temeli olan vatandaşlık kavramını hiçe sayanlar, cumhuriyetin eşitlik ilkesini bizden olanlar ve olmayanlar ayırımıyla bir imtiyaza dönüştürmeye çalışanlar, bugün kendi ürettikleri hayati senaryolar düzeninden AK Parti'yi açığa düşürmeye çalışıyorlar'' dedi.



CHP'nin cemazievvelini çok iyi bildiklerini belirten Erdoğan, tarihin bunun açık şahidi olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:



''İktidarı döneminde halkının iradesine saygı duymadan, kendi il başkanını o ile vali tayin edebilen bir anlayıştır bu CHP zihniyeti. Tarih, buna şahit, bunları yaptınız. Ama tabi yeni kuşaklar bunu bilmiyor. Kendinizi demokrat, cumhuriyetçi... Ne cumhuriyeti ya, sizin cumhuriyetçilikle yakından, uzaktan alakanız yok. Sadece tabelanızda var. Cumhuriyet, halkın ta kendisidir, halkın iradesinin kurumsallaşmasıdır, siz de bu yok. Türkiye'de Siyaset içi ve dışı aktörlerin kafasındaki devlet ve siyaset tasavvuru, dost ve düşman ayırımına dayanan bir tasavvurdur. Bu anlayışa göre, milletin belli unsurları düşman iken, belli unsurları da dost. Vatandaşlık, hak ve hukukla mukayyetken; vatandaşlığa, ideolojik konuma göre anlam kazandırmaya çalışanlar, büyük bir yanlış yaparlar. Yurttaş, vatandaş olmak, belli bir ideolojiye yakın veya uzak olmakla değer kazanmaz. Bir ülkede yaşayan her insan, herkese tanınan hak ve hukuka sahiptir. Kafa yapısına, etnik özelliğine, mezhebine göre imtiyaz sahibi olmaz. Öz veya üvey ayrımına tabi tutulamaz. Suçlular bile vatandaştır. Temel yurttaşlık haklarına sahiptir. Bir insanın suçlu olması, onun düşman kategorisine yerleştirilmesine izin vermez. Vatandaşını makbul olan, makbul olmayan diye ayırıma tabi tutmak hiç kimsenin görevi de değildir, haddi de değildir.



Kişilerin hukuka uygun olan ya da olmayan eylemleri olabilir. Bunu da değerlendirebilecek olan hukuk sistemidir. Bu tasavvurun siyasetteki son temsilcisi, CHP'dir. 1940'lı yılların otoriter devlet telakkisiyle yoğrulan CHP için demokrasi sadece zaman zaman hatırlanan, zaman zaman faydalı görülen bir araçtır. CHP, sahici bir demokratikleşme sürecini, eşitlik ve özgürlüğü sağlayacak bir gelişme olarak değil, imtiyaz ve vesayet sistemini yerle bir edecek bir tehlike olarak görür. Bugün aynı şekilde çıkıp kurumları ve yargıyı; sizinkiler, bizimkiler, yandaş, yandaş olmayan diye ayırmak da işte bu zihniyetin uzantısıdır. CHP, iddia ettikleri gibi samimi bir değişimin içine giriyorsa, öncelikle bu bölücü, ayrıştırıcı, kışkırtıcı üsluptan vazgeçmelidir. İkbalini vesayetçi rejimlerde arayan siyaset tarzını derhal terketmelidir. CHP için, Türkiye için, demokrasimiz için hayırlı olacak tavır budur. CHP, oynadığı bu tehlikeli oyuna bir an önce son vermelidir. Cumhuriyetin kurumları arasında böyle bir ayrışma, böyle bir kutuplaşma olduğu izlenimi uyandırmak, kurumları birbirine düşürmeye çalışmak çok büyük bir yanlıştır.''



''SİYASETİN DİLİ VE ÜSLUBU''



Başbakan Erdoğan, siyasetin son günlerdeki dili ve üslubunun gündeme yoğun bir şekilde girdiğini ve tartışıldığını söyledi.



Partilerini kurdukları andan itibaren siyasete yeni bir üslup ve dil kazandırdıklarını belirten Erdoğan, yapıcı olmaya, gönül diliyle konuşmaya çalıştıklarını, söz üretmekten çok iş üretmeyi dert edindiklerini, 'biz değil eserlerimiz konuşsun, yaptıklarımız konuşsun' istediklerini kaydetti. Erdoğan, her zaman yaptıklarıyla, hedefleriyle milletin huzuruna çıktıklarını belirtti.



Başbakan Erdoğan, tüm bu süreçte şahsına, partisine ve Hükümete yönelik son derece ağır ve haksız iftira ve ithamlar karşısında da susmadıklarını bildirdi. Muhalefetin seviyesiz ve kırıcı üslubu karşısında seviyeli bir üslupla gerekeni söylemekten kaçınmadıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Geçen hafta partilerin grup konuşmalarındaki hakaretlere, tahriklere aşağılamalara bakınca bu üslubun Türk siyasetine yakışmadığını, siyaseti de yanlış bir mecraya doğru sürüklediğini düşünüyorum. Çünkü, demokrasinin temeli diyalogtur, uzlaşıdır. Böyle kin ve nefret kokan bir üslupla, ne diyalog olabilir ne uzlaşı sağlanabilir. Konuşamayan, tartışamayan sadece suçlayan, hakaret eden bir üslupla aynı masaya gelip oturamayan bir anlayışla demokrasiyi de geliştiremeyiz siyasetin itibarını da yükseltemeyiz. Milletimiz bu seviye kaybından son derece rahatsızdır. Özellikle bazı konular gündeme geldiğinde bakıyorsunuz, çok farklı bir üslup ortaya çıkıyor. MHP liderinin konuşmalarına yansıyan hırçınlık ve saldırganlık, siyasetin seviye kaybetmesine sebep oluyor. Siyasi tarihimizde bu kadar hakaret cümlesi, bu kadar tahkir kelimesi, küfür, bu kadar aşağılama ifadesi yer alan başkaca bir konuşma olduğunu sanmıyorum. Adeta bir küfür ve hakaret antolojisi oluşturuluyor. Türkçe argo sözlüğü didik didik edilmiş ve o sözlükteki her kelime bir cümle içinde kullanılmış. Sayın Bahçeli'nin bu üslubu, siyaset tarihine en çirkin üslup olarak geçecektir, eminim ki hiç bir zaman hatırlanmak istenmeyecektir.''

Başbakan Erdoğan, daha önce bir kaç kez, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuşurken, çocukların televizyondan uzak tutulması gerektiğini söylediğini ifade ederek, bu tavsiyesini Bahçeli'yi tahrik etmek için söylemediğini, çocuklar adına gerçekten kaygı duyduğu için söylediğini bildirdi. Erdoğan, ''Çünkü bu ifadeler sağlıksız bir siyasi zihniyeti, problemli ruh halini gösteriyor'' diye konuştu.



''KENDİ YANLIŞLIKLARIYLA BAŞBAŞA BIRAKIYORUM''



MHP'ye yakın olan vatandaşların, bu üslubu tasdik etmediklerini bildiğini, bu üsluptan hicap duyduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:



''Bu ve buna benzer hakaretler kime yapılıyor? Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına, Hükümetine yapılıyor. Yüzde 47 oy olarak, her iki kişiden birinin oyunu alarak Meclise gelen bir siyasi partiye yapılıyor. Düşüncenin bittiği yerde, hakaret başlar. Mantığın tükendiği yerde şiddet başlar. Diyor ya bir metreden daha yakın olmayacaksınız. Ama bizim sıralarımıza gelebilirsiniz, bizim kapılarımız açık. Bizim kapımız gönül kapısıdır gel. Ne olursan ol yine gel. Fakat ertesi gün arkadaşlarım ziyaret ettiler. Bir metre filan uygulanmadı. Millete söyleyecek sözü olmayanlar hakaret sözcüklerinin arkasına saklanır. Sağduyuyu, erdemi, fazileti yitirenler tahkir etmeye, hakaret etmeye başlarlar. İşte bu sağduyunun, sözün ağırlığını ve anlamını kaybettiği ciddi bir heyezan halidir. Bu psikolojinin dayandığı zihniyet; siyasi rakibini düşman olarak gören, siyasi rekabeti savaşmak olarak algılayan bir siyasi düşünceye dayanmaktadır. Bu siyaset tarzının, üslubunun bütün dünyada demokrasi dışı görülmesi, işte bu saldırganlığındandır. Tahammül etmek, tolere etmek, anlayışla karşılamak, sağduyu ile aklı selimle hareket etmek bizim medeniyetimizin gereğidir. Bu ülkenin Hükümetini, 9. haçlı seferi yapmakla itham edecek kadar ölçüsünü, dengesini kaybetmiş olmak, bizim medeniyet değerlerimizden kopmuş olmanın, milletin değerlerinden uzaklaşmış olmanın bir göstergesidir. Bunu sen, yüzde 47 oy almış bir siyasi partiye nasıl söylersin? Hangi hakla ve gerekçeyle söyleyebilirsin? Her türlü hakareti yapanları, ölçüsüzlüğü yapanları ben kendi yanlışlıklarıyla başbaşa bırakıyorum. Bizi kendi seviyelerine, üsluplarına çekeceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Seviyeli ve bütünleştirici bir üslupla konuşmaya devam edeceğiz.



Biz Yunus Emre'nin, o arı duru, o saf, o süt gibi temiz diliyle konuşacak ve diyeceğiz ki; 'sözü bilen kişinin yüzünü ak ede bir söz, sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz, kişi bile söz zemini, demeye sözün kemini, bu cihan cehennemini 8 cennet ede bir söz'. Bizim farkımız üslubumuzdur, seciyeli, ahlaklı nişanımızdır. Bizim farkımız eserlerimizdir, hizmetlerimizdir, biz bu farkı muhafaza edeceğiz. Onlar iftira atacak, biz onlara değil, milletimize konuşarak cevabını vereceğiz. Onlar itham edecek biz milletimizi muhatap alacağız. Bundan sonra da fevkalade bir durum olmadıktan sonra ne Sayın Baykal'ı ne Sayın Bahçeli'yi ağzıma kolay kolay almayacağım.''



EYLEMLER



Başbakan Erdoğan, konuşmasında, dün bazı illerde yaşanan provokatif eylemlere de değindi.

Dünyada demokratik mücadelenin yöntemi ve üslubunun belli olduğunu belirten Erdoğan, taş ve molotof atmanın, camları kırmanın, esnafı tehdit ederek kepenk kapattırmanın, demokratik bir mücadele yöntemi olmadığını söyledi.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sokakları savaş alanına çevirerek, güvenlik duygusunu tahrip etmeye, devlete olan güveni sarsmaya çalışmanın ancak terör ve şiddeti yöntem olan seçenlerin bir tarzı olabileceğini kaydetti. İllegal gösterilerde çocukları kullanmak, küçücük çocukları karanlık emellere alet etmenin büyük bir vicdansızlık ve sorumsuzluk olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Çocuk masumiyeti hiç bir mücadeleye alet edilemez, hiç bir siyasi çekişmeye kurban edilemez'' dedi.



Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:



''Bu masumları sokak çatışmalarının içine atmak, ellerine taş verip sağa sola saldırtmak hangi vicdana sığar? Eline molotof kokteylini tutuşturmak suretiyle toplu taşım araçlarına bunları fırlatmak, Serap gibi yavrularımızın ölümüne sebep olmak hangi vicdana sığar? Bu ancak insaniyetten nasibini alamamış, yüreği taş tutmuş kişilerin yapabileceği bir alçaklıktır. Aylardır çocukların yargılanmalarında adalet istediğini söyleyen sivil toplum kuruluşları, aydınlar, yazarlar niçin bu duruma tepki göstermiyorlar? Bu yavrularımızın, birilerinin siyasi hesaplarına kurban edilmelerini, istismar edilmelerini de istemiyoruz. Veliler çocuklarına sahip çıksınlar. 'Suç işleyen çocuklar' deniyor, ama biz öyle demiyoruz; 'suça itilen çocuklar' diyoruz. Bunları suça itenler var.''



Başbakan Erdoğan'a, konuşmasının ardından Yeditepe Üniversitesinden gelen bir öğrenci grubu çiçek ve plaket sundu.

"Senin gibi ana muhalefet liderine can kurban"

Borsada %2,95 lik yükseliş

İstanbul serbest piyasada, kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,5070 liraya, avronun satış fiyatı 2,0670 liraya geriledi.



Alınan bilgiye göre, piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,5030 liradan alınan dolar 1,5070 liradan, 2,0630 liradan alınan avro 2,0670 liradan satılıyor.



Serbest piyasada önceki kapanışta 1,5150 lira olan dolar güne 1,5100 liradan, 2,0680 lira olan avro 2,0740 liradan başlamıştı.



BORSA, GÜNLÜK BAZDA YÜZDE 2,95 DEĞER KAZANDI



İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,95 oranında değer kazandı.



İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 576,61 puan artarak 53.273,30 puandan kapandı. Böylece endeks 4 Şubat 2010 Perşembe gününden bu yana ilk kez 53.000 puanın üstünde bir kapanış yapmış oldu.



Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer artışı yüzde 1,09 oldu.



İlk seanstaki 948,19 puanlık artış dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 1.524,80 puan yükseldi.



Hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,95 değer kazandı.
Borsada %2,95'lik yükseliş

Thursday, December 31, 2009

Financial Times- 31 Aralık


--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.
Financial Times- 31 Aralık

The New York Times- 31 Aralık


--Casusluk kurumları terör üzerindeki ipuçlarını bir araya getirmeyi başaramadı
Ulusal Güvenlik Teşkilatı Yemen’deki El Kaide liderlerine ait bir plana yönelik değerlendirmeleri tespit ederken, casusluk kurumları değerlendirmeleri diğer bilgiler ile bir araya getirmedi.

--Havayolu şirketleri müşteri tepkisi ile karşı karşıya
ABD'deli havayolu şirketlerinin yöneticileri Detroit'e giden ABD uçağındaki bombalama girişiminin yolcuların gezi planları üzerindeki etkisini minimuma indirmeye çalışıyor.


--New York ilk bütçe açığını verdi
Aylarca düşen gelir ve bütçe sıkıntısının ardından, Çarşamba günü itibari ile New York yaklaşık 1 milyar dolar borçlu durumda.
The New York Times- 31 Aralık

Dünya basınından manşetler- 31 Aralık




--İngiliz anne en sonunda huzura kavuştu (İngiliz basını)
Kuşadası’nda 2005 yılında yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi gazetelere verdiği röportajlarda bombacının ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasıyla en sonunda huzura kavuştuğunu söyledi.

O zaman 21 yaşında olan Helyn Bennett, Temmuz 2005’te yaşanan patlamada hayatını kaybeden beş kişiden biriydi.

Mahkemenin Salı günü bombacı Mehmet Keskin’e altı ömür boyu hapis cezası vermesinin ardından konuşan anne Sharon Holden, kararı duyduğunda gözyaşlarını tutamadığını belirtti.

“Dört buçuk yıl bekledikten sonra en sonunda adalet yerini buldu” diyen anne “Şimdi huzura kavuştuk. Umarım hapishanedeki günleri zor geçer ve ailemizin çektiği gibi bir acı çeker” dedi.

Bugüne kadar sürekli olarak “Ya salıverilirse?” sorusuyla yaşadıklarını ifade eden Holden, “Artık bittiğini biliyoruz ve rahatız. Asla dışarı çıkamayacak” dedi.

Bu yıl sonbahar aylarında aile Türk yetkililerinden gelecek 1.1 milyon sterlinlik (o günün parasıyla 2.4 milyon TL) tazminatı kabul etmişti.

Holden, İngiliz hükümetinin ülkede Temmuz’da gerçekleşen terör olayında zarar görenlere verilen tazminatın yurtdışındaki saldırılarda zarar görenleri kapsamadığını söylediğini ifade etmiş ve “Kendi hükümetimiz bize sırt çevirdi. Ancak olaydan dört yıl sonra Türk hükümeti kendi hükümetimizin yapması gerekeni yaptı,” demişti.

İngiliz anne ayrıca davanın sona ermesi beklenen Temmuz ayında Türkiye’yi ziyaret etmişti.

DIŞ BASINDA TÜRKİYE
THE ECONOMIST
--Türkiye ve generalleri: Lanetli Komplo Teorileri
Türkiye’nin generalleri için 2009 zor bir yıl oldu. Bir Dizi sızdırılmış belge, telefon dinlemeleri ve bazen de basit kazalarla ortaya çıkan gelişmeler en güçlü laiklerin bile inancını sarstı.

VOICE OF AMERICA
--Rum Ortodoks Patrik’i ile hükümet arasında gerginlik artıyor
Fener Rum Patrik’i Bartolomeos, ABD kanalında yayınlanan 60 Minutes programında Türk yetkililerin ülkedeki Hıristiyanlara kötü muamelesinden şikayet etmişti.

XINHUA
--Türkiye Iraklı yaralılara tedavi olanağı sundu
Türkiye Çarşamba günü yaptığı açıklamada 15 Iraklı yaralının tedavi için Türkiye’ye getirileceğini duyurdu. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Pazar günkü bombalamada yaralanan Iraklıların, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir ambulans uçağıyla Türkiye’ye getirileceği belirtildi.

DAILY MAIL
--İngiliz kadının annesi teröriste verilen cezayla huzura kavuştu
Kuşadası’nda yaşanan bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının annesi teröriste hapis cezası verilmesiyle en sonunda huzura kavuşabildiğini söyledi.

BBC
--Türkiye’deki bomba kurbanı için sonunda adalet geldi
Türkiye’deki bombalı saldırıda ölen İngiliz kadının ailesi bombacının ölüm cezasına çarptırılmasıyla en sonunda adalete kavuştuklarını belirtti.

VOICE OF GREECE
--Eski bir Türk üst düzey yetkiliden itiraf: Heybeliada okulu konusunda çözüme ulaştık
O dönemde Patrik Bartolomeos’la görüşen Kemal Gürüz’ün yaptığı açıklamaya göre Patrikhane ve Ankara arasında Heybeliada Ruhban Okulu üzerinde 2000 yılında anlaşmaya varılmıştı.

THE ASSOCIATED PRESS
--Jim Walter Resources, Erdemir’e borç davası açıyor
Hammadde satan Jim Walter Resources, Türkiye’nin çelik üreticisi Erdemir’in 89 milyon dolardan fazla borcunu ödemediği için dava açtığını duyurdu.

DAILY TIMES
--Cumhurbaşkanı Gül, Zerdari’ye telefon etti
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’ye telefon ederek Aşure gününde Karaçi’de hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. Gül, Türkiye’nin Pakistan’daki demokrasi savaşına ve terörle mücadelesine destek verdiğini belirtti.

FINANCIAL TIMES
--Türk medya devi ayrılıyor
Türkiye’nin en büyük medya grubu Doğan Holding’in sahibi Aydın Doğan Cuma gününden itibaren başkanlıktan ayrılacağını ve yerine kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın geçeceğini duyurdu.

Dünya Basını


THE NEW YORK TIMES

--Casusluk kurumları terör üzerindeki ipuçlarını bir araya getirmeyi başaramadı
Ulusal Güvenlik Teşkilatı Yemen’deki El Kaide liderlerine ait bir plana yönelik değerlendirmeleri tespit ederken, casusluk kurumları değerlendirmeleri diğer bilgiler ile bir araya getirmedi.

--Havayolu şirketleri müşteri tepkisi ile karşı karşıya
ABD'deli havayolu şirketlerinin yöneticileri Detroit'e giden ABD uçağındaki bombalama girişiminin yolcuların gezi planları üzerindeki etkisini minimuma indirmeye çalışıyor.


--New York ilk bütçe açığını verdi
Aylarca düşen gelir ve bütçe savaşlarının ardından, Çarşamba günü itibari ile New York yaklaşık 1 milyar dolar borçlu durumda.

THE WASHINGTON POST
--İntihar bombacısı Afganistan’daki CIA üssüne saldırdı
Yetkililer Afganistan-Pakistan sınırında gerçekleşen bombalamanın, savaş süresince ABD istihbarat ajanlarına düzenlenen en ölümcül saldırı olduğunu belirtti.

--Obama uçaktaki terör saldırısı hatalarını gözden geçirecek
Bu araştrıma kapsamında CIA, Ulusal güvenlik Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı da bulunuyor.

--ABD GMAC’ı tekrar kurtardı
ABD Hazinesi General Motors'un kredi sağlayan birimi olan GMAC'e, verdiği 3.8 milyar dolarlık yeni destek ile yönetimin, şirkette ana mal sahibi konumuna gelmesini sağladı.

THE WALL STREET JOURNAL
--ABD, saldırı girişimi araştırmalarına devam ediyor
ABD’li güvenlik güçlerinin yaptıkları araştırmalar sonucunda, daha önce de pek çok terör eyleminde yer alan ABD doğumlu Yemenli Din adamı Enver el-Evlaki’nin Noel gününde Detroit’e giden uçağa yapılan saldırı girişimiyle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

--İran, başarılı öğrencilere savaş açıyor
İran sokaklarında yaşanan dramının ardından, ülkedeki yetkililerin en iyi öğrencilerine göz açtırmadığı ve öğrencilerin kariyerlerine büyük bir Darbe indirdikleri ortaya çıktı.

--Rusya, yılı düşük enflasyonla kapatıyor
Federal İstatistik Hizmetler Merkezi’nden gelen son veriler, Rusya’da tüketici fiyatlarının 28 Aralık’ta sona eren haftada da sabit kaldığını gösterdi. Bu şekilde Rusya, bu onyılda gördüğü en düşük yıllık enflasyon rakamlarından birine yaklaşmış oldu.

FINANCIAL TIMES
--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.

THE GUARDIAN
--Bağdat’ta yaşanan kaçırılma olayında İran parmağı
The Guardian gazetesinin yaptığı araştırmalar Irak’ta kaçırılanların hemen ertesi gün İran’a götürüldüğünü ortaya çıkardı.

--Afganistan’daki patlamada CIA ajanları öldürüldü
Afganistan'daki Askeri üste yaşanan intihar saldırısında ölen sekiz sivilin CIA ajanları olduğu doğrulandı.

--ABD’nin, El Kaide’ye karşı planları başarılı oldu
Başarısız olan uçak bombacısını kimlerin idare ettiği araştırmaları sürerken Yemen’deki terörist üslerine karşı misilleme saldırıları ihtimali sürüyor.

HAARETZ


-- Hamas: İsrail’in Gilad Şalit’i yerini tespit etme çabalarını engelledik
Hamas, İsrail’in Gazze’deki El Fetih örgütü arayıcılığıyla esir asker hakkında bilgi toplamaya çalıştığını dile getirdi.

-- İsrail, Gazze sınırındaki köylere maddi yardım sağlayacak
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Pazar günü hükümete Gazze sınırındaki bazı yerleşimlere 190 milyon şekel değerinde maddi yardım vermeyi ön gören bir plan sunacak.

--Polis, Yahudi teröristten 10 yıl önce şüphe etmişti
Batı Şeria’daki yerleşimlerin durdurulması kararından sonra aşırı protesto gösterilerinde bulunan Jack Teitel’in birçok cinayet vakasında şüpheli olarak gözaltına alındığı ve birçok cinayet girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.

FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG
--ABD El Kaide'ye saldırmaya hazırlanıyor
El Kaide'nin, Amsterdam-Detroit uçağını havaya uçurma girişimi ABD'yi harekete geçirdi. ABD El Kaide'nin Yemen'deki üslerini vurmak için hazırlıklara başladı. Başkan Barack Obama ise istihbarat birimi yetkililerini görevlerini yapmamakla suçladı.

DIE WELT
--Merkel: 2010 zor bir yıl olacak
Almanya Başbakanı Angela Merkel yılın son gününde Alman halkına seslendi. Merkel 2010 yılının ekonomik açıdan zor bir yıl olacağı uyarısı yaptı. Ekonomik durgunluktan çıkmak için 2010 yılının belirleyici bir yıl olacağını ifade eden Merkel, Almanya'nın Afganistan misyonunu da savundu.

EKONOMİ BASINI

BLOOMBERG
--Asya borsaları 2003'ten beri en büyük yıllık kazanca hazırlanıyor
Asya borsaları, Çin'in önümüzdeki dönemde de küresel ekonominin resesyondan çıkmasına yardım eden politikalarını devam ettireceği taahhüdünde bulunmasıyla bu yılsonunda 2003 yılından beri en yüksek yıllık kazancını sağlayabilir. Aynı Politika, Petrol ve bakırın fiyatında da son onyıldaki en sert rallisini yaşamasına neden oldu.

--Fed’in alımları durdurmasıyla mortgage tahvillerindeki ralli sona erebilir
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Mart ayı itibariyle 1.25 trilyon dolar değerindeki mortgage destekli tahvilleri almaya son verecek olması, bu yatırım aracında yaşanana rallinin sona ermesine neden olabilir. Gelişme yeni konut fiyatları faizlerini de artırma potansiyeli taşıyor.

--Çin: Krizi 'defetmek' için 2010 kritik
Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, 2010'un Dünyanın üçüncü büyük ülkesinin ekonomisini güçlendirme ve küresel finansal krizini etkilerini 'def etmek' için kritik bir yıl olacağını söyledi.

CNBC
--Hazine bonolarının açık artırmaları 2010’da azalabilir
ABD’de hazine tahvil piyasasında bu hafta 118 milyar dolar değerinde alım gerçekleştirdi ancak gelecek yıl bu kadar yüksek seviyede olmayabilir. Çünkü yatırımcılar enflasyon korkusuyla piyasadan çıkabilir.

-- Çin yuan konusunda kendi bildiğini yapmaya kararlı
Çin Merkez Bankası’ndan yetkili bir birim, Çarşamba günü Çin’in yuanın değerlendirilmesi konusunda, ekonomik büyüme ve istihdam piyasasını dikkate alarak büyük değişikliklere gitmeyeceğini açıkladı.

-- Küresel alüminyum piyasasında Rus etkisi
Rus alüminyum şirketi UC RUSAL, Salı günü şirketin Hong Kong’da 2.6 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleştirmeyi planladığını açıkladı.


CNNMONEY
--Fox, Time Warner ile yaşanan sorunda pes etmiyor
ABD'li Televizyon yayıncısı Fox Network, Çarşamba günü Time Warner Cable şirketinin yaşanan bir ödeme sorunu nedeniyle Federal İletişim Komisyonu'yla tahkime gitme teklifini reddetti.

--Dow Jones ve Nasdaq 2009'un zirvesinde
ABD borsaları Dow Jones Sanayi Endeksi ve Nasdaq, Çarşamba günü dalgalı seyreden seansın sonrasında, yatırımcıların güçlü dolar beklentisi ve yılsonundaki temkinli hareketleriyle hafif yükseldi ve yılın yeni zirve seviyelerini gördü.

--Amazon.com Tatil sezonunun en mutlu eden şirketi oldu
ABD’de pazar araştırmaları yapan ForeSee Results şirketi tarafından yayımlanan veriler, Amazon.com'dan Alışveriş yapanların bu yılki tatil sezonundan en tatmin olmuş müşteriler olduğunu gösterdi.

FORBES
--Kuzey Kore yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasakladı
Kuzey Kore’nin yabancı para birimlerinin kullanılmasını yasaklaması, aşırı tutucu hükümetin yeni gelişmekte olan piyasa ekonomisi üzerinde kontrolü ele geçirmeye yönelik niyetini gösterdi.

--Çin’in gelecek yılı
Çin'de önümzdeki sene büyümenin güçlü şekilde devam edecek olmasına rağmen, dış Ticaret ve iç politikadaki baskılar 2010'un ülke için bir test dönemi olacağını gösteriyor.

--Kriz bazı hükümetleri güçlendirdi
Latin Amerikalı liderler, küresel finansal krize gösterdikleri yönetimle popülaritelerini arttırdılar.

MARKETWATCH
-- Hazine'den GMAC’e ek 3.8 milyar dolarlık yardım
General Motors'un kredi sağlayan birimi olarak faaliyet gösteren GMAC, ABD Hazinesi'nden 3.79 milyar dolar daha kaynak aldığını açıkladı. Yapılan bu son yardımla, Hazine'nin şirket sahipliğindeki payı yüzde 56'nın üzerine çıkmış oldu.

--Gelişmekte olan ülkeler 2010'da yükselmeye devam edecek mi?
Gelişmekte olan ülkelere odaklanan uluslararası menkul kıymet yatırım fonları bu yılın en çok kazandıran enstrümanları olurken, aynı başarının 2010’da da devam edip etmeyeceği sorgulanıyor.

--ITC çelik boru dampinginde Çin karşıtı karar aldı
Uluslararası Ticaret Komisyonu (ITC), Çarşamba günü ABD'li çelik üreticilerini lehine karar vererek, Çin'in bu ülkede sattığı çelik boru ürünlerinin fiyatının adil olmadığını söyledi.







Dünya basınından manşetler- 31 Aralık

ABD nin yeni hedefi Yemen mi?


Son dönemde giderek daha yüksek sesle dile getirilen bu senaryoyu son olarak Christian Science Monitor da ele aldı. Derginin internet üzerinden yayımladığı bir makalede, Yemen’in Batı için “yeni Afganistan” olabileceği belirtildi.

Amsterdam’dan Detroit’e gitmekte olan uçağı bacaklarına bağladığı bomba ile havaya uçurmaya çalıştığı iddia edilen Ömerfaruk Abdülmüttalib’in kullandığı tekniğin, Ekim ayında El Kaide’nin Yemen’deki koluna liderlik yapan kişi tarafından cihatçı bir internet sitesinde tanıtılmıştı.

Londra’da üniversite okurken görüşlerinde radikalleşme eğilimi görülen Nijeryalı Abdülmüttalib de ABD’li yetkililere kullandığı tekniği Yemen’de öğrendiğini ifade etmişti.

En fakir Arap ülkelerinden biri olmasının yanında, toplumsal huzursuzluk, kanunsuz uygulamaların yanı sıra su krizi nedeniyle zor günler geçiren Yemen, 2000 yılında 17 denizcinin öldüğü USS Cole destroyerine düzenlenen intihar saldırısının ardından “teröristlerin güvenli sığınağı” olarak Dünyanın gündeme gelmişti.

ABD’de terör suçuyla yakalananların tutulduğu Guantanamo’deki ünlü hapishanede bulunan 210 tutuklunun yaklaşık yarısının Yemenli olduğu belirtiliyor. 11 Eylül saldırıları da Usame bin Ladin’in ailesinin esasında Yemenli olduğunu ortaya çıkarmıştı.

El Kaide ve Yemen bağlantısı CIA’in de gözünden kaçmadı. ABD istihbarat örgütü, 2002 yılından bu yana insansız hava araçları ile gerçekleştirdiği saldırılarla radikal İslamcı lider Enver el-Evleki’nin yaşadığı Yemen’deki terörist grupları hedef alıyordu. Evleki’nin Fort Hood saldırısını gerçekleştiren saldırganla da ilişkili olduğu iddia edilmişti.

Ayrıca Pakistan’daki operasyonların ardından El Kaide’nin birçok üyesinin Yemen ve Somali’ye yerleştiği de gelen bilgiler arasında.

ÖNLEYİCİ SALDIRI SEÇENEĞİ
Amerikalı Senatör Joe Lieberman, “Irak dünün, Afganistan bugünün savaşıydı. Eğer erken hareket etmezsek Yemen yarının savaşı olacak” dedi.

Christian Science Monitor, değerlendirmesinde, her ne kadar Müslüman ülkelere önleyici saldırılar yapılması ABD’de fazla destek görmese de Başkan Obama’nın 23 milyon nüfuslu Yemen’e karşı böyle bir adım atmayı düşünmesi gerektiğini öne sürdü.

Barack Obama, Yemen Başbakanı Ali Abdullah Salih’in hükümetine terörle mücadele için şimdiden 70 milyon dolar teklif etmiş, hükümet bu desteğe Aralık ayında El Kaide pozisyonlarına düzenlenen hava saldırısı ile cevap vermişti. Ayrıca Suudi Arabistan geçen ay ülkeyi işgal ederek İran ile bağlantısı olan isyancı bir Şii grubu kontrol altına almak zorunda kalmıştı.

Monitor, bu operasyonu, Yemen’deki bir grupla bağlantısı olan intihar bombacısının Ağustos ayında Suudi içişleri bakan yardımcısını öldürmeye çalışmasıyla El Kaide’ye gönderilmesi gereken bir mesaj olarak yorumladı. Öte yandan, Bin Ladin taraftarı Suudi Arabistanlılar güç kaybetmeleri nedeniyle Yemen’e kaçmak zorunda kalmıştı.

İntihar bombacıları için önde gelen bir Eğitim alanına dönüşmesi olasılığı olan Yemen’e Batı ülkelerinin acilen ilgi göstermesi gerekiyor. Ayrıca ABD’nin Terörle Mücadele Merkezi yetkililerine göre, Yemen’in El Kaide’nin küresel saldırılarını gerçekleştireceği “bölgesel operasyon merkezi” haline gelme olasılığı da söz konusu.

Christian Science Monitor, sürekli sığınak arayışında olacak El Kaide militanlarını kovalamanın kolay olmayacağını, ancak ABD’nin uçaklarını korumak adına bunun etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini de ifade etti.

ABD’nin yeni hedefi Yemen mi?

2009 gelişmekte olan ülkelerin yılı oldu


Piyasalardaki algının değişmesiyle gelişmekte olan ülkelere odaklanan yatırım fonlarına ilgisi artan yatırımcılar, bu yıl bu fonlara 80.3 milyar dolar yatırdı. Ekonomik araştırmalar yürüten EPFR Global şirketinin rakamlarını inceleyen Financial Times (FT) gazetesi, yapılan bu yatırımın, verilerin toplanmaya başladığı 1997 yılından beri görülen en yüksek miktar olduğunun altını çizdi.

Aynı kurumun raporuna göre, yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere fonlar aracılığı ile aktardığı kaynak 49.5 milyar dolar oldu.

Finans sektörüne yönelik araştırmalar yapan RBC Capital Markets kurumunun gelişmekte olan piyasalarda sorumlu strateji uzmanı Nigel Rendell, “2008’in sonunda büyük sıkıntılar yaşayan ve birçoğu batma tehlikesi yaşayan gelişmekte olan ekonomiler için bu oldukça önemli bir gelişme” değerlendirmesini yaptı.

BRIC ÜLKELERİ ÖNE ÇIKTI
Gelişmekte olan ülkelere yönelik ilgi bu şekilde artarken, dört büyük gelişmekte olan ülkenin oluşturduğu BRIC grubu yine aslan payını aldı. FT, BRIC ülkelerinin toplam yatırımın 60 milyar dolarlık kısmını kendilerine çektiklerini belirtti.

Büyük oranda BRIC ülkelerine odaklanan yatırım fonlarına 2009 yılında toplamda yaklaşık 39 milyar dolarlık kaynak girişi oldu.

Özel olarak Çin'e odaklanan fonlar 6.8 milyar dolarlık yatırım çekerken, bu miktar Brezilya fonları için 4.9 milyar, Hindistan için 3.1 milyar ve Rusya için ise 1.5 milyar düzeyinde gerçekleşti.

FONLARIN ALGISI DEĞİŞTİ
Bu ülkelere yapılan yatırımların bir diğer ilginç noktasını ise sadece gelişmiş ülkelerde işlem yapan bazı fonların da geçtiğimiz aylarda gözünü gelişmekte olan ülkelere dönmeye başlamasıyla görüldü.

RBC Capital Markets uzmanları, yatırımcıların Çin'in son yıllarda küresel ekonominin lokomotifi haline gelmesiyle bu ülkeye ilgisini arttığını belirtti. Aynı uzmanlar, gelişmiş ülkelerin önümüzdeki yıllarda gelişmekte olan ülkeler göre daha yavaş büyüceği beklentisinin, Çin ile aynı kategoride bulunan diğer ülkelere de ilgiyi artırdığına işaret etti.

PARA BİRİMLERİ DE DEĞERLENDİ
Bununla birlikte geçtiğimiz yıl bu ülkelerin para birimleri de güçlendi. Brezilya reali, ABD doları karşısında bu dönemde yüzde 25 değer kazanırken, Güney Afrika randının değer kazancı yüzde 22 oldu.

Ancak analistler buna rağmen, gelecek yıl için görünümün hâlâ belirsiz olduğunu belirtiyor. Bu görüşte olan analistlere göre ABD ekonomisinde 2010'da yaşanacak bir yavaşlama risk algılamasında sert bir değişime neden olabilir ve bu da gelişmekte olan ülkelerde satışı beraberinde getirebilir.

2009 gelişmekte olan ülkelerin yılı oldu

Avrupa için tehlike henüz geçmiş değil


New York Times gazetesinde yayımlanan bir Haber analizde, Dünyanın ortak para birimi kullanan en büyük bölgesinin, 2009’da tarihinin en kırılgan dönemini yaşadığı belirtildi.

Haber analizde ayrıca, euro Bölgesi kapsamındaki ülkelerin yarısına yakınının finansal güvenirliklerini yeniden sağlamak için uzun dönemli sıkıntılar çekeceğine de işaret edildi.

Analistler ise, bölgenin asıl Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Almanya, Fransa ve diğer Kuzey Avrupa Ülkeleri’ndeki ekonomik gelişmelere cevap olarak, faizleri yükseltmesi durumunda ortaya çıkacak finansal, siyasi ve sosyal sıkıntılara dayanma konusunda sıkıntı yaşayacağını belirtti.

Haber analizde Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan ve İspanya’nın, önümüzdeki dönemde zayıf ekonomi, yüksek işsizlik oranı ve büyük cari açık gibi sorunlarla baş etmek durumunda kalacağı da belirtildi.

KÜÇÜK EKONOMİLER TEHLİKEDE
Bununla birlikte, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde faizlerin artırılması durumunda, Euro Bölgesi içindeki diğer küçük ekonomilerin resesyon ve deflasyonla baş etmek zorunda kalabileceğine dikkat çekildi.

Konuyla ilgili yorumlarına yer verilen, Barselona merkezli Uluslararası Ekonomi Araştırmaları Merkezi Başkanı Jordi Galí, Euro Bölgesi’nin ekonomik iyileşmesinin üzerine çok fazla gidilmediğini belirtti ve sorunun kredi derecelendirme kuruluşlarının Gayrimenkul sektöründeki krizi önceden göremedikleri için Yunanistan ve diğer ülkelerin kredi notlarını düşürmesiyle fark edildiğini söyledi.

ÜLKELER KARŞI HAREKETE GEÇİYOR
Euro Bölgesi içinde ilk tökezleyen ülke İrlanda oldu. Sıkıntılarla baş etmek için ciddi mali önlemler alan ülke, kamu sektöründeki ödemeleri oldukça aşağıya çekti.

Son dönemde büyük sorunlarla boğuşan Yunanistan da şu anda harcamalarını azaltma sözü veriyor. Ancak ülkedeki siyasi sistemin mali önlemleri kabul edip etmeyeceği net değil.

Sıkıntı içindeki diğer bir ülke olan İspanya ise, ekonomisinin kısa zamanda iyileşeceği umuduyla finansal sorgulamalarını erteliyor gibi görünüyor.

Analistler ise, Euro Bölgesi’nin zayıf halkalarını oluşturan ekonomilerin işsizlik rakamlarının yüksek olduğunu ve verenlerin inatçılığı nedeniyle, kamu sektöründeki ödemeleri ve emeklilik maaşlarını ya da kamu harcamalarını azaltma gibi seçenekleri olmadığını belirtti.

EURO DEĞER KAYBETTİRDİ
Bölgede yaşanan ekonomik sıkıntılar, euronun dolar karşısında yüzde 5’in üzerinde değer kaybetmesine neden oldu. Birçok ekonomist ise bölgedeki güçlü ekonomilerle güçsüzlerin arasındaki uçurumun kapanmaması durumunda, euronun daha fazla zayıflayabileceğini dile getirdi.

Analizde, Euro Bölgesi’nin ABD’yi düzlüğe çıkaran ihracatını artırarak sıkıntılarından kurtulabileceği ve bölgedeki ekonomileri birbirine yaklaştırabileceğine dikkat çekildi.

Buna rağmen, ihracatın artırılması durumunda bile iyileşmenin hemen gerçekleşmeyeceği belirtildi ve ekonomik sıkıntı çeken ülkelerin seçmenlerine almaları gereken mali önlemleri kabul ettirmekte zorlandıklarına dikkat çekildi.


Avrupa için tehlike henüz geçmiş değil