Showing posts with label Jandarma. Show all posts
Showing posts with label Jandarma. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

Kamu Düzeni Müsteşarlığı kurulacak

Terörle mücadelede ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere, İçişleri Bakanlığına bağlı ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'' kurulmasını öngören tasarı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.



Kanuna göre, İçişleri Bakanının başkanlığında Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu da oluşturulacak.



TBMM Genel Kurulunda kabul edilen ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'' ile kurulması öngörülen ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı''nın operasyonel görevi olmayacak.



Tasarıya göre, terörle mücadeleye ilişkin Politika ve stratejileri geliştirmek ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığına bağlı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulacak.



Güvenlik kuruluşları ve ilgili kurumlar arasında terörle mücadele alanında gerekli koordinasyonu sağlamak, bu alandaki politika ve uygulamaları değerlendirmek amacıyla Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu kurulacak.



Kurul; İçişleri Bakanının başkanlığında, Genelkurmay İkinci Başkanı, Jandarma Genel Komutanı, MİT, Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları müsteşarları, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü ve Sahil Güvenlik Komutanından oluşacak. Gerektiğinde gündemle ilgili diğer kurum ve kuruluş temsilcileri de toplantıya davet edilebilecek.



İçişleri Bakanının daveti üzerine toplanacak Kurulun gündemi, Kurul üyelerinin görüşleri alınarak İçişleri Bakanı tarafından belirlenecek.



94 KİŞİLİK KADROYLA ÇALIŞACAK



Müsteşarlık merkez teşkilatına; Müsteşar, 2 müsteşar yardımcısı, 6 daire başkanı olmak üzere 94 kadro ihdas edilecek. Bu kadrolar, hukuk müşaviri, uzman, çözümleyici, programcı, mütercim, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, mühendis, istatistikçi, sosyolog, Psikolog, antropolog gibi unvanlardan oluşacak.

Müsteşarlık, gerekli görülen görevler için hizmet süreleri belirtilmek kaydıyla Müsteşarın teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile özel ihtisas ve araştırma komisyonları kurabilecek.



Müsteşarlığın, güvenlikle ilgili operasyonel bir görevi olmayacak.



Müsteşar, müsteşarlığın görev ve hizmetlerinin mevzuata uygun olarak yürütülmesinden, İçişleri Bakanına karşı sorumlu olacak.



İSTİHBARAT DEĞERLENDİRME MERKEZİ



Terörle mücadele alanında oluşturulacak politika ve stratejiler ile alınacak tedbirlere esas olmak üzere, ilgili birimlerden stratejik istihbaratın alınması ve değerlendirilmesi amacıyla doğrudan Müsteşara bağlı İstihbarat Değerlendirme Merkezi oluşturulacak.



Bu çerçevede, güvenlik kuruluşları ve istihbarat birimleri ile Dışişleri Bakanlığınca elde edilecek stratejik bilgi ve istihbarat bu merkezde değerlendirilecek.



Terörle mücadeleye yönelik strateji belirlemek amacıyla ihtiyaç duyulan istihbari bilgiler, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, MİT Müsteşarlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Müsteşarlığa verilecek. Bu bilgiler doğrultusunda yapılacak Analiz ve değerlendirmeler ilgili birimlerle paylaşılacak.



Müsteşarlık, Planlama, Koordinasyon ve Sosyal Destek Daire Başkanlığı, Araştırma-Geliştirme Daire Başkanlığı, İletişim Daire Başkanlığı, Dış İlişkiler Daire Başkanlığı ana hizmet birimlerinden oluşacak.

İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı adı altında yardımcı hizmet birimi bulunacak olan Müsteşarlığın, Strateji geliştirme Daire Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği ve Müsteşarlık Müşavirleri adı altında danışma hizmet birimleri olacak.



ON ''MÜSTEŞARLIK MÜŞAVİRİ'' ÇALIŞABİLECEK



Müsteşarlıkta, terörle mücadele alanında özel bilgi ve ihtisasından yararlanılmak üzere, Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki usul ve esaslarına bağlı olmaksızın, İçişleri Bakanının onayıyla, en çok 10 ''müsteşarlık müşaviri'' unvanıyla sözleşmeli personel çalışabilecek.



Personelin sözleşme usul ve esasları, müsteşarlık tarafından tespit edilecek. Kanuna ekli cetvelde belirlenen tavan ve taban ücretleri arasında kalmak üzere, müsteşarın teklifi ve bakanın onayıyla, aylık brüt sözleşme ücreti ödenecek.



Müsteşarlıkta sözleşmeli personel olarak istihdam edilenler için belirlenen esaslar çerçevesinde, ikramiye ve teşvik ikramiyesi ödenebilecek.



Bu şekilde çalıştırılma, sözleşme bitiminde kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir pozisyon, kadro açısından kazanılmış hak oluşturmayacak.



YABANCI UZMAN



Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığında, özel uzmanlık isteyen konularda kadro karşılığı olmaksızın, tam gün, kısmi gün, belli bir konu veya Proje bazında, konu ya da projenin süresi ile sınırlı tutulmak koşuluyla sözleşmeli personel ve yabancı uzman çalıştırılabilecek.



Başbakanlık merkez teşkilatında sözleşmeli personelin yararlandığı ücret artışlarından Müsteşarlıkta çalışan sözleşmeli personel de aynı usul ve esaslara göre aynen yararlandırılacak. Söz konusu personele, ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarında ikramiye ödenecek.



Üstün gayret ve çalışmaları sonucunda emsallerine göre başarılı çalışma yaptıkları tespit edilenlere, Müsteşarın teklifi üzerine Bakan onayı ile haziran ve aralık aylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarına kadar teşvik ikramiyesi verilebilecek.



Müsteşarlık, kanunla belirlenen görevleri yaparken, bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla iş birliği içerisinde çalışacak. Müsteşarlık tarafından istenen her türlü bilgi ve belge talebi, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar tarafından gecikmeksizin yerine getirilecek.



ÖRTÜLÜ ÖDENEK



Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi genel bütçeli bir idare olacak. Kanun kapsamında yürüttüğü ve gizlilik içeren işler için Müsteşarlık bütçesine örtülü ödenek konulacak.



Güvenlik politikaları ve sosyo-ekonomik politikaların uyumlu bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere, illerde İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü kurulacak. Bu nedenle İçişleri Bakanlığı taşra teşkilatına 81 atama yapılacak.



İçişleri Bakanlığının hazırlayacağı yönetmelikler, kanunun yayımı tarihinden itibaren 6 ay içerisinde yürürlüğe girecek.



KONUŞMALAR



Tasarının maddeleri ile ilgili önerge veren milletvekilleri eleştirilerini dile getirdiler.



CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, yargıda ''partizan'' yapılanma olduğunu öne sürdü. Türkiye'nin Erzincan ve Erzurum'da yargıda yetki çatışmasını dehşetle izlediğini ifade eden Kart, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısının Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı hakkında davada açtığını anımsattı. Kart, ''İktidar mensuplarını bu yargılama kesmiyor. Yeni bir mekanizma devreye sokuluyor. Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı hangi karanlık odaktan güç alıyorsa Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir iş yapıyor. Buna yetkisi yok, Ceza Usulü Yasası açık. Bunu Başsavcının bilmemesi mümkün mü? Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının şahsında yargının tümüne gözdağı veriliyor'' dedi.



2007 yılında ABD'den 35 istihbarat uzmanının 3 ay süreyle görev yapmak Türkiye'ye gönderildiği, bu kişilerin halen görevlerini sürdürdüğü yolunda iddialar bulunduğunu öne süren Kart, ''Sayın İçişleri Bakanına soruyorum: Bu, doğru mu? Sayın Bakan cevap vermiyor. Sayın Bakan, siz Türkiye Cumhuriyetinin İçişleri Bakanı mısınız, yoksa birilerinin yarattığı karargahın taşeronu olarak mı görev yapıyorsunuz?'' diye konuştu.



Tasarının ''sakat'' olduğunu iddia eden Kart, Atalay'ın eleştirilere karşı somut açıklamalar yapması gerektiğini kaydetti.



Kart, tasarı ile İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlükleri oluşturulduğunu da anımsatarak, bununla ''Hitler Almanyasındaki 'gestapo' örgütlenmesinin getirildiğini'' savundu. Kart, kurulacak müsteşarlık görevine getirilecek müsteşara örtülü ödenek verilmesinin öngörüldüğünü belirterek, bu konuya açıklık getirilmesi gerektiğini vurguladı.



İzmir Bağımsız Milletvekili Harun Öztürk ise tasarıda terör tanımının yapılmadığını, böyle yasalaşması durumunda sivil toplum örgütlerinin hareketlerinin terör olarak değerlendirilebileceğini ileri sürerek, ''İktidara bu belirsizlik içinde yetki verilmesi, son derece tehlikeli olacaktır. TBMM bu yetkiyi vermemelidir'' dedi.



Öztürk, tasarıyla, iktidara yakın kişilerin personel olarak müsteşarlıkta görevlendirilebileceğini iddia etti. Öztürk, MGK'nın da tümüyle by pass edildiğini de savundu.



CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek de Genelkurmay Başkanı ve MİT müsteşarının doğrudan Başbakan'a bağlı olduğunu, Genelkurmay 2. Başkanının da böyle değerlendirilebileceğini ifade ederek, ''Genelkurmay 2. Başkanı ve MİT Müsteşarı İçişleri Bakanının başkanlığında oluşturulacak kurulda yer alacak. Buradaki ilişkin nasıl olacak? Buradan çatışma çıkar'' görüşünü dile getirdi.



BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, bugüne kadar konuyla ilgili birçok kurumun oluşturulduğunu, kurulacak müsteşarlığın da sonuç vermeyeceğini ileri sürerek, ''Konuya güvenlik mantığıyla bakmak sonuç getirmeyecek. Bu yasa, geri çekilmeli'' diye konuştu.



BDP Siirt Milletvekili Sırrı Sakık da konuya güvenlik mantığıyla bakılmasının doğru olmadığını iddia etti. Sakık, ''Otoriter anlayışla sorunlar çözüldü mü? Güvenlik yasaları Türkiye'yi özgürleştirmiyor. Türkiye'nin güvenlik değil, özgürlük yasalarına ihtiyacı var'' dedi.



BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise ''süper müsteşarlığın'' kurulduğunu belirterek, ''Toplumu demokratikleştirmeden terörle mücadelenin mümkünatı yoktur'' dedi.



Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, tasarıyı ''vatandaşı susturma kanunu'' olarak niteleyerek, ''dikta bir müsteşarlığın kurulduğunu'' savundu.



Genç, ''AKP iktidarına güvenmiyorum. Devletin kaynaklarını talan ettiler, ceplerini doldurdular'' görüşünü dile getirdi.



''CHP, FAZLA KARAMSAR''



Tasarının kabul edilmesinin ardından teşekkür konuşması yapan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, tasarıyla ilgili özellikle CHP'nin fazla karamsar göründüğünü ifade ederek, ''Ama göreceksiniz, mahçup olacaksınız. Etkili koordinasyon birimi olacak. Burada hayırlı işler yapacağız. Eleştirilerinizi de önemli görüyoruz. Çalışmalarımızda daima hatırlayacağız'' diye konuştu.



Tasarının yasalaşmasınin ardından Başkanvekili Nevzat Pakdil, yarın saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Kamu Düzeni Müsteşarlığı kurulacak

Thursday, December 31, 2009

JİTEM davasında görevsizlik

Atılı suçlamaları “Silahlı örgüt kurmak” kapsamında değerlendiren mahkeme, yargılamanın Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesini kararlaştırdı. Bu arada Jandarma Genel Komutanlığı ve Maliye Bakanlığı’ndan mahkemeye gönderilen yazılarda da JİTEM diye bir örgütün olmadığı belirtildi. İddianamede, 11 sanıkla ilgili olarak, 9’u hakkında müebbet, 2’si hakkında da 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
JİTEM davasında görevsizlik

Thursday, December 24, 2009

Reşadiye gazisi hain saldırıyı anlattı


İŞTE HAİN SALDIRININ OLDUĞU YER / FOTO GALERİ
Tokat'ın Reşadiye ilçesindeki terörist saldırıda ağır yaralanan Uzman Çavuş Yusuf Öztürk, tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nden (GATA) taburcu edildi.Adana'nın Tufanbeyli ilçesindeki baba evine gelen Uzman Çavuş Öztürk, terörist saldırıda ayağına, bacağına, baldırına ve karnına isabet eden kurşunların, vücuduna girip çıktığını, göğsüne bir kurşunun saplandığını, bacak kemiğinde çatlaklar olduğunu, 3 kurşunun ise kafasını sıyırdığını belirterek, mucize eseri kurtulduğunu söyledi.
Saldırının yapıldığı sırada havanın sisli olduğunu anlatan Öztürk, şöyle devam etti:“Ancak 2 metre önümüzü görebiliyorduk. Kalaşnikof tüfeklerle taradılar. Yaralandıktan sonra silahımın kabzasını karnımdaki yaraya palaska ile sıkıştırarak tampon yaptım. Kısa süre içinde aranabilecek bütün önemli telefonlara bilgi verdim. Daha sonra yaralı halde bir kilometre yürüyerek köy dolmuşuna ulaşmayı başardım. Arkadaşımla kendimizi güvenli bölgeye attık. Saldırıdan hemen sonra yukarıdan Türkçe bir sesle '2 kişi kaçıyor' bağırtısını duydum.”
Bu arada, Öztürk'ü evinde Tufanbeyli Kaymakamı Cevat Uyanık, Belediye Başkanı Recep Balı, Jandarma Bölük Komutan Vekili Jandarma Kıdemli Başçavuş Rıdvan Gülcü ve Emniyet Amiri Bahadır Sakin ziyaret ederek, geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Reşadiye gazisi hain saldırıyı anlattı

Hiçbir bakan başsavcı arayıp bilgi almaz

Hiçbir bakan bunu yapmaz. Sadece İçişleri Bakanı görevi gereği soruşturmada gelinen nokta hakkında bilgi almış olabilir. Bu da normal bir süreçtir” dedi. Sözkonusu başbakan yardımcısının Cemil Çiçek olduğu öne sürülürken, Çiçek yakın çevresine böyle bir görüşme yapmadığını söyledi. CHP milletvekili Ahmet Ersin, bir başbakan yardımcısının Erzincan Başsavcısı’nı arayarak, cemaat soruşturmasında gözaltına alınan 16 kişinin serbest bırakılmasını sağladığını iddia etmişti. Bölgeye giderek, soruşturmanın seyri ile ilgili gelişmeleri araştıran ve tutuklanan MİT’çi ve Jandarma istihbaratçılarla görüşen Ersin’in iddiaları tartışma yarattı.
Hiçbir bakan başsavcı arayıp bilgi almaz

80 yaşındaki nine sevdiğine kaçtı


80 yaşındaki Gülsüm Arslan, yaşlılık maaşı kuyruğunda tanıştığı aynı yaştaki Kazım Yıldız’a kaçtı. Gülsüm Nine’nin Kazım Dede’nin evine kendi isteğiyle gittiği ve çiftin yılbaşından önce evleneceği bildirildi.
KONYA’nın Seydişehir İlçesi Kavak Köyü’nde yaşayan üç çocuk annesi Gülsüm Arslan (80), iki ay önce yaşlılık maaşını almaya gittiği bankada sıra beklerken, kendisi gibi yaşlılık maaşını almaya gelen üç çocuk babası Kazım Yıldız (80) ile tanıştı. İddiaya göre, Akçalar Beldesi’nde yaşayan Kazım Yıldız, kısa bir süre sonra Gülsüm Arslan’la evlenmek istedi. Ancak Gülsüm Arslan’ın çocukları evliliği onaylamadı. Bunun üzerine Gülsüm Arslan, 10 Aralık Perşembe günü ‘hastaneye gidiyorum’ diyerek evden ayrıldı. Gülsüm Arslan’ın eve geri dönmemesi üzerine torunu Mahmut Arslan (25), babaannesini aramaya başladı. Arslan, ilk olarak hastaneye gitti. Aramasından sonuç alamayan Mahmut Arslan, durumu jandarmaya bildirdi. Jandarma üç günlük bir aramadan sonra Gülsüm Arslan’ı Kazım Yıldız’ın evinde buldu. Gülsüm Arslan’ın kaçırılmadığı, kendi isteği ile gittiği ortaya çıktı. Mahmut Arslan, yaşlı âşıkların, yılbaşından önce nikâh kıydıracaklarını söyledi.
80 yaşındaki nine sevdiğine kaçtı

Saturday, December 19, 2009

İyi ki Öcalan ve Sakık yaşıyor

Yılmaz, “PKK’ya karşı çatışmalara girerek mücadele ettim. O tarihlerde Öcalan ve Sakık’ın öldürülmesini çok istiyordum. Şimdi söylerken bile canım yanıyor, ama iyi ki Öcalan ve Sakık yaşıyor. İyi ki askerlerimizi Şehit edenler yakalandı ve cezaevinde. Araştıranlar gitsin onlarla konuşsunlar” dedi. Yılmaz, Elazığ İl Jandarma Komutanlığı yaparken, Bingöl sınırında PKK’lıların saldırısında 33 askerin şehit edilmesi üzerine Elazığ 8’inci Kolordu Askeri Mahkemesi’nde yargılandı. 5.5 yıl süren ve Askeri Yargıtay’da son bulan yargılama sonunda beraat etti. Yılmaz, o dönemdeki 33 askerin şehit edilmesi olayının Ergenekon davası kapsamına alınmasını şöyle değerlendirdi.Ateşkes rehaveti vardı 1993 yılında PKK terör örgütünün ateşkes ilan etmesi nedeniyle bölge sakindi, hiçbir olay yaşanmıyordu. Bu da rehavete neden olmuştu. Ortam o kadar sakindi ki, ben olaydan iki gün önce Alay Komutanı olarak hiçbir koruma almadan Van’da yapılan bir toplantıya gittim. Forsu açık olan Kartal Marka makam aracımda eşim de vardı. Bölge sakindi. Bunu Cumhurbaşkanı, Başbakan ve dönemin Genelkurmay başkanları biliyordu. Hiçbir nokta operasyonu yapılmıyordu. Dağ teröristlere kalmıştı. Yani bir rehavet vardı. Yaşanan saldırıda ihmal yok muydu? Tabii ki vardı. Mutlaka hata vardı. Ama o hata Malatya’dan kaynaklandı. Yollar güvenli diye kafileleri rastgele yola çıkartmaları, zamansız bilgi vermeleri ve terör örgütünün yol kesme olayını karanlıktan yararlanıp rahat kaçması için akşam karanlığından bir saat önce yapması gerçeğini rehavetten dolayı dikkate almamalarıydı.İyi ki yargılandıkAbuk sabuk ithamlar bizi çok ama çok üzdü. Şimdi iyi ki yargılanmışız ve beraat etmişiz diye düşünüyorum. Hatta davamızın Yargıtay Ceza Dairelerine kadar gitmesi sevindirici. Beraat ettiğimiz halde bu kadar suçlamalara maruz kalıyoruz. Kendimizi savunmuş olmasaydık, ilk mahkemede beraat etmiş olsaydık, ne tür suçlara maruz kalırdık düşünemiyorum. Ayrıca askerlerimiz şehit edilince ‘Keşke öldürülseler’ diye dualar ettiğimiz Abdullah Öcalan, Şemdin Sakık’ın şimdi yaşadığına dua ediyorum. Düşünebiliyor musunuz? İyi ki onlar öldürülmedi. Askerlerimizi şehit edenlerin bir kısmı vuruldu. İyi ki diğerleri yakalandı ve yaşıyor. Cezaevindeler. Hepsinin adresi belli. Bu olayı Ergenekon kapsamına almak isteyenler gidip onlarla konuşsunlar. Onların yaşaması bizim ithamdan kurtulmamız demek. Canım acıyarak bunları söylüyorum. Bu ithamdan kurtulmamız gerekiyor.
İyi ki Öcalan ve Sakık yaşıyor

Tuesday, December 8, 2009

Albay Çiçek serbest kaldı

Avukatlar belgeye ve imzaya itiraz ettiler
İRTİCA ile Mücadele Eylem Planı adlı belgenin altında ıslak imzası bulunan, terör örgütü üyesi olmak ve Darbe girişiminde bulunmak suçlaması ile tutuklanan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, 43 saat sonra 'delil durumu' ve 'sabit adres', 'Kaçma şüphesinin bulunmaması' nedeniyle serbest kaldı. Perşembe günü, İstanbul Adliyesi'nin Beşiktaş'taki binasına gelen Dursun Çeçik, saat 21.15'te tutuklanmıştı.OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERDİLERTutuklama kararı veren Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin asıl üyesi İdris Hasan, itiraz değerlendirmesine, tutuklama kararını verdiği için katılmadı. Ancak bu mahkemenin yedek üyesi yoktu. Bu nedenle Hakim İdris Hasan'ın yerine 12. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Oktay Kuban görev aldı. Mahkeme Başkanı Nurettin Ak, üyeler Tuncay Arslan, Oktay Kuban oybirliği ile tahliye kararı aldı.Mahkeme karar verirken Albay Çiçek ve Yarbay Sezenler'in kaçma şüphesinin bulunmamısınıda dikkate aldı.AVUKATLAR BELGEYE VE İMZAYA İTİRAZ ETTİKLERİNİ AÇIKLADILARKarardan hemen sonra avukatı Mustafa Çevik, Dursun Çiçek'i tutuklayan İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz dilekçesi verdi. Mahkeme dilekçeyi bugün değerlendirmeye aldı. Bugün akşam saatlerinde Dursun Çiçek hakkında tahliye kararı verdi.Avukatlarından Alper Tunga Şafak, "Belli ki mahkeme tutuklama gerekçelerini yeterli görmedi. Delilleri de yeterli görmemiş olabilir. Konuyla ilgili ayrıntılı açıklamayı karar elimize geçtikten sonra yapacağız" dedi.Belgenin fotokosipinin bir Gazete yayınlanmasından sonra açılan soruşturma kapsamında 30 Haziran 2009'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade veren Dursun Çiçek, sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aynı suçtan tutuklanmıştı. Dursun Çiçek, avukatının tutuklama kararına itiraz etmesi üzerine çek, 18 saat sonra 1 Temmuz 2009'da tahliye edilmişti.Poyrazköy'de bulunan mühimmat ile ilgili soruşturmada Pazartesi tutulanan Yarbay Mehmet Emre Sezginler itiraz üzerine serbest kaldı.ELDİVENLE DOKUNDUDursun Çicek 11 Kasım günü saat 10.15'de beyaz bir minibüs ile Ergenekon Soruşturması'nın yürütüldüğü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Beşiktaş'taki adliye binasına getirildi. Dursun Çiçek hakim ve savcılar tarafından kullanılan kapıdan adliye binasına alındı. Dursun Çiçek'i Ergenekon Soruşturması'nı yürüten Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen sorguladı.İddiaya göre Çiçek, kendisinin hazırladığı ve imzaladığı iddia olunan AKP ve Gülen'i bitirme belgesi ile ilgili olarak, "Bu belgeyi ben hazırlamadım ve bu imzayı ben atmadım. Siz bu belgeyi askeri savcılığa ve referans labratuvarına göndermediniz. Çünkü o durumda belgenin sahteliği ortaya çıkacaktı. Bu nedenle göndermediniz. Ben imzalamadım. Dolayısıyla benim izim orada bulunamaz. Burada benim el, parmak izimi alabilirsiniz. Kimyasal izler bulaştırabilirsiniz, o belgeye. Size güvenmiyorum. O nedenle eldivenle geldim" dedi.Dursun Çiçek'in, kendisine ve avukatına ıslak imzalı, orijinal olduğu iddia edilen belge gösterildi. Çiçek, eldiven takarak belgeye dokundu. Ve parmak izi bırakmamaya gayret etti.Dursun Çiçek saat 15.30 İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Dursun Çiçek'in mahkeme sorgusu saat 18.15'de başladı. Mahkeme saat 21.15'te tutuklama kararı verdi.ÖNCE FOTOKOPİSİ ELE GEÇİRİLDİErgenekon Soruşturması'nda örgüt üyesi olduğu gerekçesi ile tutuklanan Avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda 4 Haziran 2009 günü yapılan aramada İrtica ile Mücadele Eylem Planı başlıklı belgenin fotokopisi bulundu. Taraf gazetisi belgeden yola çıkarak Haber yaptı. Bu fotokopi belgenin altında Dursun Çiçek'in imzasının bulunduğu öne sürüldü. İmza üzerinde Jandarma kriminal laboratuarı, emniyet kriminal laboratuarı ve Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda fotokopideki imza ile Dursun Çiçek'in ıslak imzalarının benzediği öne sürüldü. Ancak belgenin fotokopi olması nedeniyle imzanın Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğunun söylenmeyeceği belirtildi.BELGEYİ İLK KEZ BASINDA GÖRDÜĞÜNÜ SÖYLEDİErgenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Ercan Şafak ve Murat Yönder tarafından sorgulanan Dursun Çiçek, 30 Haziran 2009'da verdiği 15 sayfalık ifadesinde belgeyi ilk kez basında gördüğünü söyledi. Dursun Çiçek, ayrıca, belgenin içerik, şekil, kullanılan terimler, imza blokları ve diğer hususlar açısından TSK'nın yazışma kurallarına uymadığını ibelirtti.ISLAK İMZALI BELGE İHBAR MEKTUBU İLE GELDİDursun Çiçek'in itiraz üzerine tahliye edilmesinden 4,5 ay sonra 15 Ekim 2009'da bir subay tarafından yazıldığı öne sürülen isimsiz ihbar mektubu Ergenekon Soruşturması'nı yürüten savcılara ulaştı. Mektuptan altında Dursun Çiçek'in ıslak imzasının bulunduğu iddia edilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı çıktı. Adli Tıp Kurumu'nda verdiği raporda imzanın Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğunun belirtildi.Soruşturma kapsamında savcılığa ulaşan ihbar mektubu ile ilgili Genelkurmay Karargahı'nda Askerlik yaptıktan sonra terhis olan bir kişinin ifadesi alındı. Daha sonra ise 1 Albay, 4 Üsteğmen, 1 Astsubay Başçavuş ile 1 sivil memurun tanık olarak ifadelerine başvuruldu. 2009 atamalarına kadar Genelkurmay Bilgi Destek Komutanlığı'nda görevli Hava Binbaşı H.D. ise şüpheli olarak sorgulanmasının ardından serbest bırakıldı.
Albay Çiçek serbest kaldı

Gaziye şok

Mayına basınca ayağı kopan gazi, evine otobüsle döndü



Van’da mayına basarak sol ayağını bileğinin üzerinden kaybeden Piyade Çavuş Ali Akbaş’ı, babası 48 yaşındaki Talip Akbaş, otobüsle Niğde’nin Bor İlçesi’ndeki evine getirdi. Akbaş, “Oğlum oraya Oyun oynamaya gitmedi ki bizi böyle rezil ettiler” diyerek sitem etti Van Doğubeyazıt’ta 31 Ekim’de meydana gelen olayda, devriye görevi yapan Çavuş Ali Akbaş, mayına bastı. Van Askeri Hastanesi’ne kaldırılan Akbaş’ın sol ayağı bileğinin 4 parmak üzerinden kesildi. Tedavisi tamamlanan Akbaş taburcu edilince, babası işsiz Ali Akbaş tarafından perşembe günü uçakla Ankara’ya, oradan GATA’nın sağladığı ambulansla otogara götürüldü. Gazi, yarası henüz iyileşmemiş olmasına rağmen buradan da otobüsle Niğde’ye getirildi.Geçmiş olsun ziyaretinde sitemEvine gelen gaziyi Bor Kaymakamı Kemalettin Sakin, Belediye Başkanı AKP’li Sıtkı Erat, İlçe Emniyet Müdürü Köroğlu Kıraç ve İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Mehmet Özdalyan ziyaret etti. Aileye ‘geçmiş olsun’ dileğinde bulunan Kaymakam Sakin, gazinin ortaya çıkabilecek tüm ihtiyaçlarını karşılama sözü verdi. Baba Talip Akbaş, sitemkardı: “Açlıkla, sefaletle büyüttüğüm oğlumu oraya oyun oynamaya göndermedim. O vatanı uğruna gazi oldu. Ama oğlumun yarası yeni olmasına rağmen ambulans sağlanmaması beni gerçekten çok üzdü. Otobüs yolculuğu oğluma çok sıkıntı yaşattı. Bir oğlum da Erzurum’da asker. Onlar tabii ki vatanları için mücadele edecek ama böyle de olmaması gerekirdi.” Yaşadıklarını anlatırken gözyaşı döken babayı, oğlu için gereken yardımın yapılacağını söyleyen protokol üyeleri teselli etti.


Gaziye şok

Kayıp sevgililer ağaca asılı olarak bulundu

21 günlük evli şoförle 8 yıllık evli sevgilisi birlikte intihar etti

BURSA'nın Gemlik İlçesi'nde, 15 gün önce kayıplara karışan 1 aylık evli 29 yaşındaki Celal Kenar ve 6 yıllık evli, 2 çocuk annesi, 27 yaşındaki Hülya Koçak'ın cesetleri, Umurbey Mahallesi'ndeki zeytinlikte asılı olarak bulundu. İntihar eden sevgililerin "8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir" yazılı not bıraktılarıo bildirildi.Daha önce belde olan ve yapılan değişiklikle Gemlik'e bağlı mahalleye dönüşen Umurbey'de bu sabah zeytinliğe gidenler ceviz ağacına asılı iki ceset bulundu. Haber verilmesi üzerine gelen Jandarma ekipleri tarafından yapılan inceleme sonucu ceviz ağacına sırt sırta asılı cesetlerin kimlikleri belirlendi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Bayezit denetiminde yapılan incelemede cesetlerden birinin 21 gün önce evlenen TIR şoförü, 29 yaşındaki Celal Kenar'a, diğerinin 6 yıldan bu yana Turan Koçak ile evli olan Hülya Koçak'a ait olduğu saptandı. 8 yıldan bu yana ilişkileri bulunduğu bildirilen sevgililerin Celal Kenar'a ait zeytinliğe 48 VG 425 plakalı otomobille geldikleri ve araçta `8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir' yazılı not bıraktıktan sonra kendilerini astıkları bildirildi.Ağaçtan indirilen cesetler Gemlik Devlet Hastanesi'ne buradan otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna sevk edildi. İddiaya göre, Hülya Koçak'ın 15 gün önce Muratoba Köyü'ndeki evine "Bir daha dönmeyeceğim çocuklarıma iyi bakın" diye not bıraktığı ve ailesinin jandarmaya kayıp ihbarında bulunduğu bildirildi. Celal Kenar'ın da 21 gün önce Umurbey'de düğün yaparak evlendikten bir hafta sonra kayıplara karıştığı bildirildi. Ailesinin başvurusu üzerine Hülya Koçak'ın 4 gün önce Muğla'da jandarma tarafından bulunduğu ancak, kendi isteği ile evden ayrıldığını söylemesi üzerine herhangi bir işlemin yapılmadığı öne sürüldü.Sevgililerin asılı bulunduğu aracın bagajında yapılan incelemede Hülya Koçak'ın bugün 4 yaşına giren ve doğum gününü kutlayan ikiz kızları A.K ile İ.K.'ye aldığı hediye paketleri de bulundu. Soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.
Kayıp sevgililer ağaca asılı olarak bulundu

Sevgililer ağaca asılı bulundu

21 günlük evli şoförle 8 yıllık evli sevgilisi intihar etti

BURSA'nın Gemlik İlçesi'nde, 15 gün önce kayıplara karışan 1 aylık evli 29 yaşındaki Celal Kenar ve 6 yıllık evli, 2 çocuk annesi, 27 yaşındaki Hülya Koçak'ın cesetleri, Umurbey Mahallesi'ndeki zeytinlikte asılı olarak bulundu. İntihar eden sevgililerin "8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir" yazılı not bıraktılarıo bildirildi.Daha önce belde olan ve yapılan değişiklikle Gemlik'e bağlı mahalleye dönüşen Umurbey'de bu sabah zeytinliğe gidenler ceviz ağacına asılı iki ceset bulundu. Haber verilmesi üzerine gelen Jandarma ekipleri tarafından yapılan inceleme sonucu ceviz ağacına sırt sırta asılı cesetlerin kimlikleri belirlendi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Bayezit denetiminde yapılan incelemede cesetlerden birinin 21 gün önce evlenen TIR şoförü, 29 yaşındaki Celal Kenar'a, diğerinin 6 yıldan bu yana Turan Koçak ile evli olan Hülya Koçak'a ait olduğu saptandı. 8 yıldan bu yana ilişkileri bulunduğu bildirilen sevgililerin Celal Kenar'a ait zeytinliğe 48 VG 425 plakalı otomobille geldikleri ve araçta `8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir' yazılı not bıraktıktan sonra kendilerini astıkları bildirildi.Ağaçtan indirilen cesetler Gemlik Devlet Hastanesi'ne buradan otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna sevk edildi. İddiaya göre, Hülya Koçak'ın 15 gün önce Muratoba Köyü'ndeki evine "Bir daha dönmeyeceğim çocuklarıma iyi bakın" diye not bıraktığı ve ailesinin jandarmaya kayıp ihbarında bulunduğu bildirildi. Celal Kenar'ın da 21 gün önce Umurbey'de düğün yaparak evlendikten bir hafta sonra kayıplara karıştığı bildirildi. Ailesinin başvurusu üzerine Hülya Koçak'ın 4 gün önce Muğla'da jandarma tarafından bulunduğu ancak, kendi isteği ile evden ayrıldığını söylemesi üzerine herhangi bir işlemin yapılmadığı öne sürüldü.Sevgililerin asılı bulunduğu aracın bagajında yapılan incelemede Hülya Koçak'ın bugün 4 yaşına giren ve doğum gününü kutlayan ikiz kızları A.K ile İ.K.'ye aldığı hediye paketleri de bulundu. Soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.
Sevgililer ağaca asılı bulundu