Showing posts with label internet. Show all posts
Showing posts with label internet. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Turkcell in iki hissedarına dava

MOSKOVA - Rus milyarder Alisher Usmanov, Turkcell'in hissedarlarından TeliaSonera ile Altimo arasında yapılmış olan ve ülkenin üçüncü büyük Mobil telefon operatörü MegaFon'da bulunan varlıklarının birleştirilmesini konu alan anlaşmanın bozulması için dava başvurusunda bulundu.
Moskova tahkim mahkemesinin internet sayfasında yer alan habere göre, anlaşmanın feshini isteyen dava Usmanov'un Telekominvest şirketi tarafından TeliaSonera ile Alfa Group'un birimi Altimo'ya karşı açıldı.
TeliaSonera ve Altimo uzun süren hukuki anlaşmazlığın ardından geçen yıl MegaFon ve Turkcell'deki paylarını birleştirmek için anlaşmışlar ve Usmanov'a da elindeki payları anlaşmaya dahil etmesi için çağrıda bulunmuşlardı.
Usmanov ise çağrıyı reddetmiş ve birleşmenin MegaFon yararına olmadığını söylemişti. Altimo konu hakkında bir açıklamada bulunmadı. Altimo'nun MegaFon'da yüzde 25.1, TeliaSonera'nın ise yüzde 43.8 payı bulunuyor.
Turkcell'in iki hissedarına dava

Ara bağlantı sürpriz oldu, büyümeyi düşürdü

Turkcell'in 2009 yılı finansal ve operasyonel sonuçlarına ilişkin olarak düzenlenen basın toplantısında konuşan Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, 2009 yılının genel ekonomik durum, sektördeki regülasyonlar ve yoğun rekabet nedeniyle zorlu geçtiğini belirtti.
Ciliv, 2009 yılında yaklaşık 3 milyar lira AVFÖK ve 1,7 milyar lira net kâr elde eden Turkcell'in Türkiye'deki pazar payında geçen yıla göre büyük bir değişim gerçekleşmediğini ve yüzde 56 olduğunu kaydetti.
Geçen yıl pazarın yüzde 5 oranında daraldığını ve 3 milyon civarında sim kartın kullanımdan çıktığını ifade eden Ciliv, burada 2008 yılında yüzde 20 seviyesinde olan çift simkart kullanımının yüzde 15'e gerilemesinin önemli rolü olduğunun altını çizdi.
Pazarın daralmasından üç operatörün de abone kaybederek etkilendiğini ve penetrasyonun yüzde 92'den yüzde 87'ye indiğini söyleyen Ciliv, Turkcell'in 2004-2008 yılları arasında 4,6 milyar lira ile diğer Mobil operatörlerin 2-3 katı yatırım yaptığını, sadece 2009 yılındaki yatırım miktarının ise 2,7 milyar lira seviyesinde bulunduğunu belirtti.
Faturalı abone kazanımında da önemli mesafe katettiklerini kaydeden Ciliv, 2008 yılı 4. çeyreğinde 7,5 milyon olan faturalı abone sayısının 2009 yılı 4. çeyreğinde yüzde 25 artışla 9,4 milyona ulaştığını belirtti.
Ön ödemeli abonelerde ise bir miktar düşüş yaşanırken, buradan elde edilen gelirlerde bir gerileme yaşanmadığına işaret eden Ciliv, 2008 yılında 1 milyon olan net faturalı abone kazanımının 2009'da 1,9 milyona yükseldiğini söyledi.
3G'DE YÜZDE 65 PAZAR PAYICiliv, abone başına aylık kullanımda da yüzde 40'lık bir artış yaşandığını, 2008 yılında 96 dakika olan kullanımın 2009 yılında 134 dakikaya yükseldiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı:
''3G'de yaklaşık 5 milyon kayıtlı müşterimiz 3G kullanmak için başvurdu. Bunun 2,5 milyonu aktif olarak kullanıyor. 1,9 milyonu da mobil interneti kullanıyor. Vınn kullanımında, 3G uygulamasının ilk 6 ayında 300 bine yakın Vınn, 3G'li netbook ve Notebook satıldı. 3G'de yüzde 65 pazar payımız var. Mobil internet gelirleri yüzde 100 artışla 261 milyon lira oldu. Bu rakamın büyümesini hızla devam ettirmesini bekliyoruz. 3G'nin başladığı ağustos ayından bugüne Turkcell'in data trafiği 5,5 misli arttı. Bunun yüzde 75'i 3G şebekesinden geçiyor.''
Grup şirketlerinin performanslarına da değinen Ciliv, ekonomik krizden en çok etkilenen ülkelerden olan Ukrayna'daki Life'ın dolar bazında gelirleri etkilenirken, yerel para birimi bazında gelir artışının yüzde 19 olarak gerçekleştiğini, Fintur'un da Döviz kurundaki dalgalanmalar sonucu net kara katkısının azaldığını aktardı.
Ciliv, 2009 yılında çalışan sayısında yüzde 5 büyüme kaydettiklerini ve 2009 sonunda 400'e yakın kişiyi işe aldıklarını belirtti.
ARA BAĞLANTI ÜCRETİNDE DÜŞÜŞ BÜYÜK SÜRPRİZKonuşmasının ardından soruları yanıtlayan Ciliv, ara bağlantı ücretlerinin düşürülmesine ilişkin olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
''Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 2010 için açıkladığı ara bağlantı ücretlerinde yüzde 52 düşüş ve azamide yüzde 38 düşüşün iki sebeple sektör için uygun olmadığını düşünüyorum. İlk olarak bunlar çok yüksek rakamlar. Bütün operatörlerin gelirleri ciddi kayba uğrayacak. İkincisi öngörülebilirlikle ilgili. Yurt dışında 5 senelik plan içerisinde fiyatlar istenilen noktaya geliyor. Bizde ise verilen süre 1,5 ay. Bu sürenin çok az olduğunu düşünüyorum. Burada şirketlerin kendi tarifelerini değiştirmeleri ve müşterilerine bunları duyurmaları için gerekli zaman kalmıyor. Hem düşüşün çok aşırı olduğunu hem de verilen zamanın çok kısa olduğunu düşünüyorum. Bunun bütün sektör için geçerli olduğunu düşünüyorum. 2009'da da yapılan indirimler sonucu bütün operatörlerin karlılıklarında bir düşüş oldu.''
2010 yılı hedefleri konusunda ise Ciliv, 2009'un üçüncü çeyreğinin sonunda Türkiye'de ekonomide ciddi gelişme öngörülerine paralel olarak, işlerinin tekrar büyümeye geçeceğini tahmin ettiklerini ancak sonrasında beklenmedik bir şekilde BTK kararlarının çıktığını söyledi.
Ciliv, ''Bu bizim için büyük sürpriz oldu. O yüzden 2010'da yüzde 10 büyüme tahminimizi geriye çekiyoruz. O tahmini bu şartlar altında gerçekleştirmemiz çok zor diye düşünüyorum'' dedi.
Ara bağlantı gelirlerinin toplam gelirler içindeki payının yüzde 10-11 civarında bulunduğunu kaydeden Ciliv, bu düşüşün sabitten Mobile geçişi de hızlandıracak bir etki yaratabileceğini, Türk Telekom'un da bu durumdan büyük bir fayda sağlamasını beklemediğini söyledi.
Süreyya Ciliv, ''2010'da Türkiye dışında diğer ülkelerde de mobil işi büyütme fırsatlarını değerlendireceğimizi söylemiştik. 2010'da bu konuda çalışmalarımızı artırdık. Uygun fırsatlar olursa, nakitimiz var, bunları değerlendireceğiz'' diye konuştu.
3G'DEN 4G'YE GEÇİŞ YUMUŞAK OLACAKBelarus operasyonuna ilişkin bir soru üzerine Ciliv, 2 büyük operatörün bulunduğu bu pazara 3. operatör olarak girdiklerini ve sıfıra yakın seviyeden başladıklarını belirterek, olumlu gelişmeler yaşandığını, Belarus'ta ilk 3G şebekesini sunduklarını anlattı.
Nisan ayında uygulamaya geçecek kontör yerine dakika uygulamasının bir netlik kazandıracağını ve ön ödemeli müşteriler için kolaylık sağlayacağını söyleyen Ciliv, Elazığ'daki depremin ardından oradaki abonelerin faturalarını bir ay ertelediklerini, ileride gerekirse başka önlemler alabileceklerini söyledi.
'Ara bağlantı' sürpriz oldu, büyümeyi düşürdü

Türk yöneticiye rekor ceza

LONDRA/İSTANBUL - İngiltere Finans sektörü denetleme kuruluşu FSA, aralarında Çukurova Grubu'na bağlı Genel Enerji'nin CEO'su Mehmet Sepil'in de bulunduğu üç Türk yöneticiye piyasayı kötüye kullandıkları gerekçesiyle 1.16 milyon sterlin ceza verdiğini açıkladı.
FSA tarafından yapılan açıklamada, Sepil'in Heritage Oil hisselerinde yaptığı işlemler sebebiyle 967,005 sterlin cezaya çarptırıldığı ve bunun kuruluş tarihinde özel kişilere verilen en büyük ceza olduğu belirtildi.
Genel Enerji ile Heritage Oil, geçen Haziran'da birleşmek için bağlayıcı olmayan bir anlaşma yapmış, ancak Kasım'da birleşmeden vazgeçilmişti.
Genel Enerji'nin Kuzey Irak'ta ikisi Petrol üretilen saha olmak üzere toplam 7 adet ruhsatı bulunuyor.
SEPİL: HUKUKİ KISITLAMADAN HABERDAR DEĞİLDİKMehmet Sepil yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti: "Geçtiğimiz yıl Genel Enerji yöneticilerinden Levent Akça , Murat Özgül ve şahsım tarafından Londra borsasında işlem gören Heritage Oil Plc. (Heritage) hisseleri ile ilgili alım satım işlemleri yapılmıştır.
FSA tarafından yapılan basın açıklamasında, ne şahsım ne Murat Özgül ne de Levent Akça tarafından piyasa istismarına yönelik bir niyet içinde bulunulmadığı açıkça ifade edilmektedir. Söz konusu hisse alım satımları, ilgili ülkedeki hukuki kısıtlamalardan haberdar olunmadan yapılmıştır. Buna rağmen bahsedilen işlemleri yapmış olmaktan dolayı üzüntü duymaktayız.
Genel Enerji hukuk danışmanlarının uyarısı üzerine, hisse alım satımıyla ilgili olarak tarafımızca FSA’e gönüllü olarak başvuruda bulunulmuştur. Ayrıca araştırmanın her safhasında FSA ile işbirliğinde bulunulmuş ve ilk fırsatta elde edilen kârın geri verilmesi teklif edilmiştir."
CEZA GETİREN ALIM SATIM SÜRECİFSA'nın internet sitesinde yer alan açıklamada ise hisse alım satım süreci hakkında bilgi verildi. Açıklamada, Genel Enerji ve Heritage Oil'in Kuzey Irak'ta bulunan Miran sahasında petrol arama çalışmaları için 31 Mart 2009'da ortaklık kurdukları ve 17 Nisan ile 3 Mayıs tarihleri arasında sahadaki arama çalışmaları hakkında kamuya açık olmayan bilgilerin günlük olarak Genel Enerji ile paylaşıldığı kaydedildi.
Açıklamaya göre Sepil, Özgül ve Akça 4 Mayıs'ta katıldıkları ve olumlu arama sonuçları hakkında bilgi aldıkları bir Dizi toplantının ardından ertesi gün aracı kurumlar vasıtasıyla Heritage Oil hissesi aldı.
Üç yönetici, Heritage tarafından Miran sahasında büyük miktarda petrol bulunduğuna yönelik 6 Mayıs'ta yapılan açıklamanın ardından yüzde 25 civarında değer kazanan hisseleri satarak kâr etti.
Türk yöneticiye rekor ceza

Sunday, February 28, 2010

Şifreniz 5 dakikada kırılabilir

İzmir Ekonomi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi İlker Korkmaz, Ege Üniversitesi Uluslararası Bilgisayar Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Dalkılıç ile birlikte hazırladıkları ''Türk Kullanıcıların Parola Seçimleri'' isimli araştırma sonuçlarına ilişkin bilgi verdi.



Korkmaz, bilgisayar sistemlerindeki parolanın, sisteme bağlanan kullanıcı kimliğinin doğrulanması amacıyla kullanıldığını anımsattı. Parola seçiminde, kullanıcıların genelde hatırlanması kolay ve kısa parolalar seçtiklerinin bilinen bir yöntem olduğunu belirten Korkmaz, bu tür parolaların bilgisayar korsanları için kolay hedef olduğunu ve tek bir ''zayıf'' kullanıcı parolasının bile tüm sistemin güvenliğini tehlikeye düşürebildiğini vurguladı.



GERÇEK ŞİFRELER KIRILDI



Korkmaz, akademik çalışmalarında, güvenilir kaynaklardan elde ettikleri ve bir sistemde kullanılan 2 bin 564 gerçek Türkçe parolayı seçtiklerini ve çeşitli yöntemlerle Bilimsel veriler kullanılarak ''şifreleri kırmaya'' çalıştıklarını anlattı. İlker Korkmaz, bu parolaların gizlilik nedeniyle araştırma kapsamı dışında hiçbir şekilde kullanılmadığını bildirdi.



Çalışmanın ilk bir aylık sürecinde tüm parolaların yüzde 30'una karşılık gelen 777'sinin tahmin edilebilir özellikte olduğunun belirlendiğini ifade eden Korkmaz, denenen parolaların yüzde 5'inin beş dakika içinde, yüzde 10'unun da ilk gün içinde tahmin edilebildiğini kaydetti. Korkmaz, çalışma sonucunda elde ettikleri verilere ilişkin şu bilgileri verdi:



''Kırılan 777 parolanın 564'ü sadece sayısal karakter içeriyor. Sadece rakam dışında hiçbir karakter kullanmadan parola seçen kullanıcı sayısı azımsanmayacak oranda. Ayrıca, kırılan parolaların büyük oranının sadece rakamlardan oluşması, bu tür parolaların zayıf olduğunu gösteriyor. Kırılan parolalar arasında sadece 32 parola, en az bir Türkçe alfabeye ait karakter içeriyor. 2 bin 564 Türk kullanıcısı içinde yüzde 98'den daha fazlası, parola seçiminde Türkçe karakter tercih etmiyor. Tümü sayılardan oluşan parolaların büyük oranı, 3 karakterli şifrelerin tamamı kırıldı. Türk kullanıcıların parolalarının yüzde 73'ünde en az 1 rakamsal karakter, yüzde 39'unda en az 1 büyük harf kullandığı ortaya çıktı.''



İlker Korkmaz, 2 ve 3 karakterden oluşan tüm şifrelerin kırılabildiğine işaret ederek, 4 karakterli parolaların yüzde 96'sının, 5 karakterlilerin yüzde 42'sinin, 6 karakterlilerin yüzde 31'inin, 7 karakterlilerin yüzde 4'ünün, 8 karakterlilerin yüzde 2'sinin kırılabildiğini bildirdi.



Korkmaz, Türk kullanıcı parolaları üzerine bulgulara ulaşılan çalışma sonuçlarının Türk kullanıcı eğilimleri olarak belirtilmiş olsa da diğer ülke kullanıcıları için de genel olarak benzediğini kaydederek, ''İnternet kullanıcılarına akılda kolay kalabilecek ve aynı anda da karışık karakterli şifreleme yöntemlerini tavsiye ediyoruz'' dedi.



Dünya çapındaki bazı araştırmacıların parola seçiminde çeşitli öneriler getirdiklerini belirten Korkmaz, ''Araştırmacılar, kullanıcının kendilerini anlatan anlamlı bir cümledeki kelimelerin ilk harflerini bir araya getirerek parola yapılabileceğini belirtiyor. Buna örnek olarak, 'Ben 3 yıldır mühendislik eğitimi alıyorum, memnunum' cümlesi gösterilebilir. Bu cümlenin baş harfleriyle oluşturulan 'B3yMea,m' parolasındaki gibi; internet kullanıcılarına, kolay hatırlanabilen ve aynı anda da zor kırılabilecek kendilerine ait cümlelerin baş harfleriyle şifreleme yapmaları önerilebilir'' dedi.



ÖNERİLER



Korkmaz'ın verdiği bilgiye göre, araştırma sonucunda belirlenen zayıf parola nitelikleri şöyle sıralanıyor:



''Parola uzunluğunun 7 karakterden az olması, parolanın 'zayıf' olarak nitelendirilmesine yetiyor. Karakterlerin tümünün rakamsal ya da alfabetik olması, sayısal karakterlerle sonlandırılması da zayıf parolaya neden oluyor. Parolanın uzunluğunun 7 karakterden büyük olsa da kullanıcı bilgisinin, parolada sözlüklerde yer alan bir kelimenin, özel bir ismin bulunması da zayıf olmasına yetiyor.''



''Güçlü'' parola nitelikleri ise şöyle sıralanıyor:



''Parolanın içerdiği karakterlerde en az 1 rakam ve en az 1 büyük harf olacak şekilde, parolada hem sayısal, hem de alfabetik karakterler birlikte kullanılmalı. Parolada, en az 1 harf veya rakam olmayan noktalama işareti gibi özel bir karakter içermeli. Kullanıcıların yalnız kendi alfabelerinde yer alan harflerden en az birini kullanması şifrenin kırılma olasılığını düşürüyor. (Türk kullanıcılar için, 'ç,ğ,ı,ö,s,ü' karakterleri gibi.)''
Şifreniz 5 dakikada kırılabilir

Kızlar iletişim erkekler oyun...

Bilecik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Turhal, Yrd. Doç. Dr. Nazım İmal ve yüksek lisans öğrencisi Arif Günel'in 12-14 yaş grubu 133 öğrenci arasında yaptıkları anket sonuçlarından derlediği bilgilere göre, internet kullanımı her geçen gün artarken, artış en fazla ergen bireyler arasında görülüyor.



Araştırmaya göre, internet ve bilgisayar kullanımı çok küçük yaşlara kadar inerken, aileler, evlerine bilgisayar ve interneti çocuklarının derslerine yardımcı olması için alıyor.



Söz konusu yaş grubu çocuklar arasında internet başında geçirilen zamana bakıldığında, öğrencilerin interneti en çok ''oyun'' ve ''iletişim'' amaçlı olarak kullandığı gözleniyor. Bunun yanında öğrenciler interneti ödev ve araştırma amacıyla kullanıyor.



Çocukların interneti ne amaçla kullandıklarını ortaya koyan araştırmaya göre, kız çocuklarının yüzde 60'ının arkadaşlarıyla ''iletişim kurma'' amacıyla kullandığı, erkek çocuklarının ise yüzde 55'inin interneti en çok ''oyun oynama'' amacıyla kullandığı ortaya çıkıyor.



Öğrencilerin, ''internet ortamı güvenli mi?'' şeklindeki soruya yüzde 60 oranında ''evet'' yanıtını verdiği araştırmaya göre, bazı sitelerin ekranda görülmesine izin vermeyen ''aile koruma şifresi'' kullanımı da giderek artıyor. Anketten çıkan sonuçlara göre, yüzde 53'lük oranda aile koruma programına sahip aile bulunurken, gelecekte bu oranın artması bekleniyor.



Ankete katılan öğrencilerin yüzde 50'si internetin ''mutlaka olması'' gerektiği yanıtını verirken, yüzde 42'si ''olmalı'', yüzde 8'i ise ''olmasa da olur'' yanıtını verdi. Öğrencilerin yüzde 55'i ise günde 1-3 saatini internet başında geçiriyor. Araştırmacılar, bu sonuçların ''öğrencilerin internete bağımlılıklarını ortaya koyduğu'' yönünde yorum yapıyor.



Öğrencilerin yüzde 82'inde bilgisayar kendi odalarında bulunurken, yüzde 20'sinde oturma odasında, yüzde 15'in de ise dizüstü bilgisayar bulunuyor. Araştırmacılar, anketin sonuç raporunda çocukları internet ortamındaki tehlikelerden korumanın en önemli yöntemlerinden birinin bilgisayarı evin ortak kullanım alanlarında bulundurmadan geçtiği yönünde görüş bildiriyor.
Kızlar iletişim erkekler oyun...

Yazıyı silebilen yazıcı üretildi

Teknoloji alanındaki yenilikleri yayımlayan Rus Ruformator internet sitesindeki habere göre, yeni geliştiren yazıcı, kağıttaki basılı yazıları yeniden silerek, aynı kağıda 1000 defa baskı yapma olanağı tanıyor.



PrePeat adı verilen ve mürekkep veya toner kullanılmayan yazıcıda yazılar, ısıya duyarlı plastikle kağıt üzerine aktarılıyor.



Üzerinde "Yazdır", "Sil", "Sil ve Yazdır" tuşları bulunan yazıcı, şimdilik sadece siyah baskı yapabiliyor.
Yazıyı silebilen yazıcı üretildi

Explorer da yeni açık uyarısı

Microsoft yetkilisi Dave Forstrom, Internet Explorer'daki zaafiyet konusunda araştırma yaptıklarını söylerken, bu sistemi kullananlara karşı saldırı konusunda henüz hiçbir bilginin kendilerine ulaşmadığını belirtti.



Firma yöneticileri, IE'de belirlenen yeni açığın, geçen ay ortasında IE'nin 6. versiyonunda görülen ve Çin'de Bilgisayar korsanlarının Google'a karşı faydalandıkları zafiyetten farklı olduğunu belirterek, bu açığın sadece Windows XP işletim sistemi için risk oluşturduğunu kaydettiler.



Microsoft, bu açık konusunda bir internet Güvenlik şirketi tarafından dün Washington'da düzenlenen bir konferansta kanıtlarıyla birlikte uyarıldı.



Milyonlarca Windows XP kullanıcısının internette dolaşırken siber saldırılardan korunmalarını sağlamak amacıyla Microsoft, güvenlik uyarısı bölümünde tıklanması yeterli bir düğme koydu.
Explorer'da yeni açık uyarısı

Wednesday, February 17, 2010

Sevgililer Günü nde ne kadar harcadık?

BKM, Sevgililer Gününde yapılan harcamalara ilişkin kartlı ödeme sistemleri verilerini açıkladı. BKM verilerine göre, Sevgililer Gününü kapsayan 13-14 Şubat 2010 tarihlerinde, kredi kartları ile 639 milyon liralık harcama gerçekleşti.



13-14 Şubat 2010 tarihlerinde, kredi kartları ile yapılan harcamalar 2009 yılı ile karşılaştırıldığında ciroda hemen hemen değişiklik yaşanmazken, aynı tarihlerde işlem adetlerindeki yüzde 12'yi bulan ciddi artış, bu yıl daha düşük bütçeli ancak daha çok adette hediye alındığını gösterdi. Bu tarihlerde kredi kartı ile yapılan ortalama harcama tutarı 86 lira oldu.



Sevgililer Gününe denk gelen hafta sonunda Türkiye genelinde yağmur ve soğuk hava dalgasının etkili olması nedeniyle sevgililer hediye alışverişlerini telefon ve internet aracılığıyla kapıya getirtmeyi tercih etti.



BKM verilerine göre, 14 Şubat 2010 Pazar günü, bir önceki haftanın aynı günü olan 7 Şubat 2010 ile karşılaştırıldığında, telefon, internet gibi kanallar üzerinden yapılan alışverişleri kapsayan doğrudan pazarlama sektöründe kredi kartı ile yapılan harcamalarda yüzde 270 oranında artış gözlendi.



YURT DIŞINDA LONDRA, NEW YORK VE Paris TERCİH EDİLDİ



Öğrencilerin genç nüfus oranını artırdığı Eskişehir, 13-14 Şubat 2010 tarihlerinde doğrudan pazarlama sektöründe çiçek siparişleri ile ön plana çıktı.



BKM verilerine göre, bu yıl ''romantik'' bir Sevgililer Günü için yurt dışı Tatil planı yapanlar en çok Londra'yı tercih etti. 13-14 Şubat 2010 tarihlerinde yerli kredi kartları ile Londra'da yapılan harcamaların tutarı 2,5 milyon liraya yaklaşırken, New York 1,7 milyon lira harcama ile ikinci sırada, Paris ise 1 milyon lira ile üçüncü sırada yer aldı.
Sevgililer Günü'nde ne kadar harcadık?

E-devlet uygulaması hayatı kolaylaştırıyor

Şifreyi, herhangi bir PTT şubesine nüfus cüzdanı ile müracaat ederek kolayca almak mümkün. Şifre alındıktan sonra sistem üzerinden yapılacak başvuruların, resmi işlem olarak kabul edilerek işleme alındığı bildirildi. İnsan hayatını kolaylaştıran uygulamanın henüz vatandaşlar tarafından net olarak algılanamadığı gözlenirken Erzincan PTT Başmüdürü Metin Ağdaş , Bilgisayar çağında e-devlet uygulamasının hayatı kolaylaştıracağını belirterekl, resmi birçok işlemin internet üzerinden gerçekleşebildiğini kaydetti. Alınan şifrenin kişiye özel olup, vekalet dahil hiçbir şekilde devredilemediği vurgulandı.



Ayrıca Ağdaş, 1 TL'ye alınan şifrenin unutulması halinde yeni şifrenin 10 TL karşılığında alınabileceğini sözlerine ekledi.
E-devlet uygulaması hayatı kolaylaştırıyor

Thursday, December 31, 2009

İran için vakit yaptırım değil, destek vakti


El Cezire Televizyon kanalının internet sitesinde yer alan makalede, Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntezeri’nin ölümü sonrasında İran’da gelinen noktanın, 1989 yılında Çinli lider Hu Yaobang’ın ölümü ardından Çin’deki muhafazakarlar ile reformcular arasındaki ulusal mücadelede olduğu gibi belirleyici bir değişimin habercisi olabileceğine dikkat çekiliyor.
Makalede İran’ın içine girdiği kritik durumun, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından önceki Doğu Avrupa’nın durumuna benzediğini ifade eden Silverstein, İran’ın parçalanmış ve kaos içindeki durumuna nazaran, 1989 yılında Deng Xiaoping’in yönetimi altındaki Çin hükümetinin daha iyi bir birlik oluşturmayı başardığını, bugün gelinen noktada İran’ın Çin hükümetine kıyasla muhalefet baskısını ortadan kaldırmak konusunda şüphe verici bir görüntü içinde olduğunu belirtiyor.
GÜVENİLİRLİK AZALIYOR Mir Hüseyin Musevi’nin yeğeni Seyid Ali Musevi’nin rejim yanlıları tarafından öldürüldüğünün iddia edilmesi, rejime sadık olanların bile tutumlarını kaybetmeye başladıklarının bir göstergesi.
Bu tür çılgınca hareketler, sözde gücü elinde bulunduranların geride kalan az sayıdaki taraftarlarını bile bir tiksinti içinde kendilerinden uzaklaştırabilir. Hükümetin “cesedi” çalması ve ailesini yas tutmaması konusunda uyarması vahşetin ötesinde bir tavır olarak, bu iğrenç eylemi gerçekleştirenlerin üzerindeki utancı arttıran bir davranış.
Normal koşullarda en ufak bir şiddet hareketine izin verilmeyen Aşure gününde eylemcilere sert tepkiler gösterilmesi rejimin kontrolden çıktığını gösteriyor.
Silverstein, reformcu eylemcilerin attıkları sloganların aynı anda iki amaca hizmet ettiğini belirtiyor. Bir yandan halihazırdaki hükümet İmam Hüseyin'i şehid eden Yezid'e benzetilerek iki dönem arasında benzerlik kuruluyor, diğer yandan da dini referanslarla hükümetin dini kendi tekeline alması engellenmeye çalışılıyor.
Ayrıca muhalefet taraftarları şu ana kadar rejimi yıkmayı başaramamış olsalar bile, böyle taktiklere başvurmaları iktidar ve meşruiyeti ellerinde tutanların kredibilitesini zayıflatmakta her gün daha çok geliştiklerine işaret ediyor.
TEHDİTLER İÇİN VAKİT YOK Silverstein, ABD’nin ve Batılı müttefiklerinin yaşanan süreçte İran’a karşı yaptırım uygulamasının saçma olacağının altını çizerek bu dengesizlik ortamında rejimin yaptırımları kendi çıkarına kullanabileceğini belirtiyor.
Yazar, ABD’nin göstereceği tepkinin insan haklarının desteklenmesi ve yaşanan ihlallerin kınanmasından öteye gitmemesi gerektiğini ifade ederken, ABD’nin İran’ın Nükleer programına karşı yaptırımlar, hatta silah gücü kullanımına gidilmesi halinde rakiplerine koz vereceğini ve desteğini azaltacağını vurguluyor. Silverstein İsrail hükümetinde ve ABD’nin yeni muhafazakârları arasında İran’daki radikal liderler ile reformcular arasındaki farkı göremeyenler olduğunu belirtiyor.
Bu kişilerin İran’daki taraflardan birini desteklemek adına bir ayrım yapmaları veya politik ayarlamaya gitmelerinin aptalca olacağını ifade eden yazar ülkedeki durumun çok yanlış bir yöne gittiğini ve her halükarda çok büyük bir gayret ile durdurulması gerektiğini savunuyor.
Hem İran'ın hem de ABD'nin çıkarları için dikkatli olunması gerekiyor.
İran için vakit yaptırım değil, destek vakti

İran da gösteriler rejimi köşeye sıkıştırdı


İran’da Haziran’da yapılan seçimlerin ardından protesto denince akla silahlı polislerin silahsız göstericileri dövdüğü sahneler akla geliyordu. Ancak Pazar günü bu düzen değişti. Şii Müslümanların İmam Hüseyin’in ölümünü andığı gün olan Aşure günü İran’da rüzgarın dönüşüne Sahne oldu.

İnternet üzerinden elimize ulaşan fotoğraflar ve Video görüntüleri bu sefer göstericilerin polisleri kovaladığı, yakaladığını ve dövdüğünü gösteriyordu. Yol kenarında eli yüzü kan içinde oturanlar da Güvenlik güçlerinin üyeleriydi.

Belki bundan da önemlisi taraf değişikliğini gösteren fotoğraflardı: protestocuların omuzlarında taşıdığı üniformalı adamlar ellerinde muhalif hareketin sembolü haline gelen yeşil kurdeleler sallıyor.

NE OLACAĞI BELLİYDİ
Der Spiegel dergisinden Ulrike Putz, 27 Aralık’ta güvenlük güçleriyle muhalifler arasında ciddi çatışmalar yaşanacağının günler öncesinden belli olduğunu hatırlatıyor. Reformcuların ruhani lideri Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri’nin geçen hafta düzenlenen cenazesine katılan 1 milyon kişi İran’da muhalefetin gücüne işaret ediyordu.

Muntazeri’nin ölümünün yedinci gününde düzenlenen anma törenlerinin Aşure günüyle çakışmasıysa protestocuların duygularının daha da güçlenmesine ve bugüne kadarki kurban pozisyonlarını bırakıp saldırıya geçmelerine neden oldu.

Güvenlik güçlerinin dini bayram ateşkesine uymaması ise rejime sadakatlerinden şüphe edilmeyecek en muhafazakar İranlıların bile tepkisini çekti. Görgü tanıkları giyim kuşamlarından koyu Müslüman oldukları anlaşılabilecek kişilerin de protestocuların arasında olduğunu belirtti.

Putz, muhafazakarların rejime tavır almasının nedeni Cumartesi günü ayaklanma polisinin eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin konuşma yaptığı bir camiyi basması oldu. Mehdi Kerrubi, “Şah’ın rejimi bile Aşure gününe saygı gösterir ve çatışmayı Aşure sonrasına ertelerdi” dedi ve ekledi: “ İslam Devrimi’nin rejimi ellerini ulusun kanına buladı.”

CESETLER NEREDE?
Pazar günü kaç kişinin öldüğü hala net değil. Jaras gibi reformcu internet siteleri sekiz ile 10 arasında ölümden bahsederken İran’ın resmi yayın organları başta ölüm olmadığını iddia etmişti. Daha sonra 10 tanesi “tanınmış Devrim karşıtı teröristler”, beş tanesi de “şüpheli koşullar altında” ölen kişiler olmak üzere toplam 15 can kaybı bildirilmiş, 3 bin “ayaklanmacı”nın yakalandığı duyurulmuştu.

Hükümetin olayları daha da alevlendirecek cenazeler düzenlenmemesi için cesetleri ortadan kaldırdığı söyleniyor. Putz, analistlerin rejimin köşeye sıkıştığını ve gücünü yeniden kazanmak için elinden geleni yaptığını ifade ettiğini aktarıyor.

Musevi ve Kerrubi gibi muhalefet liderleri konumuna geçmeye zorlanan politikacıların karşı karşıya olduğu tehdit gün geçtikçe artıyor. İran parlamentosunun yargı komitesi başkanı Ali Şahruki Pazartesi günü yaptığı açıklamada “Liderler yaptıklarından sorumlu tutulmalı ve yargıç önüne çıkmalı” diyerek bu tehdidi açıkça ortaya koydu.

LİDERLER TEHLİKEDE
Aslına bakılırsa bugüne kadar bu yönde pek çok çağrı yapılmış ancak Tahran böyle bir hareketin hükümetin devrilmesine yol açacağından çekindiği için harekete geçen olmamıştı. Pazartesi günü Musevi’nin ve Kerrubi’nin en yakın destekçileri gözaltına alındı.

Aşure gününden üç gün sonra gerginlik sürüyor. Protestocular Muharrem ayının getirdiği hareketlilikten ellerinden geldiğince faydalanmak istiyor. Pazar günü atılan sloganlar tehlikeye rağmen rejim değişikliğine işaret ediyor: “Savaşacağız, öleceğiz, ülkemizi yeniden fethedeceğiz.”
İran'da gösteriler rejimi köşeye sıkıştırdı

ABD nin yeni hedefi Yemen mi?


Son dönemde giderek daha yüksek sesle dile getirilen bu senaryoyu son olarak Christian Science Monitor da ele aldı. Derginin internet üzerinden yayımladığı bir makalede, Yemen’in Batı için “yeni Afganistan” olabileceği belirtildi.

Amsterdam’dan Detroit’e gitmekte olan uçağı bacaklarına bağladığı bomba ile havaya uçurmaya çalıştığı iddia edilen Ömerfaruk Abdülmüttalib’in kullandığı tekniğin, Ekim ayında El Kaide’nin Yemen’deki koluna liderlik yapan kişi tarafından cihatçı bir internet sitesinde tanıtılmıştı.

Londra’da üniversite okurken görüşlerinde radikalleşme eğilimi görülen Nijeryalı Abdülmüttalib de ABD’li yetkililere kullandığı tekniği Yemen’de öğrendiğini ifade etmişti.

En fakir Arap ülkelerinden biri olmasının yanında, toplumsal huzursuzluk, kanunsuz uygulamaların yanı sıra su krizi nedeniyle zor günler geçiren Yemen, 2000 yılında 17 denizcinin öldüğü USS Cole destroyerine düzenlenen intihar saldırısının ardından “teröristlerin güvenli sığınağı” olarak Dünyanın gündeme gelmişti.

ABD’de terör suçuyla yakalananların tutulduğu Guantanamo’deki ünlü hapishanede bulunan 210 tutuklunun yaklaşık yarısının Yemenli olduğu belirtiliyor. 11 Eylül saldırıları da Usame bin Ladin’in ailesinin esasında Yemenli olduğunu ortaya çıkarmıştı.

El Kaide ve Yemen bağlantısı CIA’in de gözünden kaçmadı. ABD istihbarat örgütü, 2002 yılından bu yana insansız hava araçları ile gerçekleştirdiği saldırılarla radikal İslamcı lider Enver el-Evleki’nin yaşadığı Yemen’deki terörist grupları hedef alıyordu. Evleki’nin Fort Hood saldırısını gerçekleştiren saldırganla da ilişkili olduğu iddia edilmişti.

Ayrıca Pakistan’daki operasyonların ardından El Kaide’nin birçok üyesinin Yemen ve Somali’ye yerleştiği de gelen bilgiler arasında.

ÖNLEYİCİ SALDIRI SEÇENEĞİ
Amerikalı Senatör Joe Lieberman, “Irak dünün, Afganistan bugünün savaşıydı. Eğer erken hareket etmezsek Yemen yarının savaşı olacak” dedi.

Christian Science Monitor, değerlendirmesinde, her ne kadar Müslüman ülkelere önleyici saldırılar yapılması ABD’de fazla destek görmese de Başkan Obama’nın 23 milyon nüfuslu Yemen’e karşı böyle bir adım atmayı düşünmesi gerektiğini öne sürdü.

Barack Obama, Yemen Başbakanı Ali Abdullah Salih’in hükümetine terörle mücadele için şimdiden 70 milyon dolar teklif etmiş, hükümet bu desteğe Aralık ayında El Kaide pozisyonlarına düzenlenen hava saldırısı ile cevap vermişti. Ayrıca Suudi Arabistan geçen ay ülkeyi işgal ederek İran ile bağlantısı olan isyancı bir Şii grubu kontrol altına almak zorunda kalmıştı.

Monitor, bu operasyonu, Yemen’deki bir grupla bağlantısı olan intihar bombacısının Ağustos ayında Suudi içişleri bakan yardımcısını öldürmeye çalışmasıyla El Kaide’ye gönderilmesi gereken bir mesaj olarak yorumladı. Öte yandan, Bin Ladin taraftarı Suudi Arabistanlılar güç kaybetmeleri nedeniyle Yemen’e kaçmak zorunda kalmıştı.

İntihar bombacıları için önde gelen bir Eğitim alanına dönüşmesi olasılığı olan Yemen’e Batı ülkelerinin acilen ilgi göstermesi gerekiyor. Ayrıca ABD’nin Terörle Mücadele Merkezi yetkililerine göre, Yemen’in El Kaide’nin küresel saldırılarını gerçekleştireceği “bölgesel operasyon merkezi” haline gelme olasılığı da söz konusu.

Christian Science Monitor, sürekli sığınak arayışında olacak El Kaide militanlarını kovalamanın kolay olmayacağını, ancak ABD’nin uçaklarını korumak adına bunun etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini de ifade etti.

ABD’nin yeni hedefi Yemen mi?

2010 da borsayı düşünenlere 6 altın kural


Yılsonu geldiğinde hisse senetlerinin de dâhil olduğu yatırım araçlarına yönelik tahminlerde gözle görülür bir artış yaşanır. Bu tahminlerin çoğu ise genellikle hisselerin ne zaman alınacağı, hangilerinin elden çıkarılacağı gibi öngörüleri içerir.
Finans Haber ve analizleri yayımlayan Daily Finance internet sitesi, şimdiye kadar hiç kimsenin bu konuda tam anlamıyla doğru tahminler yapmayı başaramadığına dikkat çekerek yatırımcılara kendi kararlarını kendilerinin vermesi tavsiyesinde bulundu.
Daily Finance, yatırımcıların 2010'da borsaya yatırım yaparken aşağıda sıralanan durumların izlerini kendilerinde görürlerse, iki kere düşünmesi ve hisse senetlerinden uzak durması konusunda uyarı bulundu.
İnternet sitesi, bu altı durumu şöyle sıraladı:
1-Çok kazanma hırsıHisse senetleri piyasasında daha önce işlem yapmamış olup bir anda kazanma hırsıyla bu piyasaya girenler genellikle yem oluyor. Eldeki veriler, yatırımların yapılmaması durumunda yatırımcıların maddi olarak daha iyi durumda olabileceğini gösteriyor. Diğer yandan paralarını riski dengeli şekilde dağıtan düşük maliyetli endeks fonlarında değerlendirilenler şimdiye kadar daha fazla getiri sağladı.
2-Kendine çok güvenen bir danışmana inanma eğilimiPiyasanın hareketlerini çok iyi tahmin ettiğini ve iyi getiri sağlayacağını iddia eden yatırım danışmanı sayısı oldukça fazla olmasına rağmen son dönemde yapılan kapsamlı bir araştırma bu kişilerin performansının sorgulanmasına neden oldu.
Bu araştırma, danışmanlar tarafından tavsiye edilen menkul değer yatırım fonlarının getirisinin, bireysel kararlar alan yatırımcıların tercihlerinden çok fazla kazandırmadığını gösterdi.
3- Kazandıracak bir yatırım fonu bulma inancıBu konuda oldukça şanslı olmak gerekiyor çünkü sadece üç menkul kıymet yatırım fonu bir yıllık hedeflerinin üzerinde kazandırıyor. Bu fonların yüzde 95'i ise 10 yıllık dönemde önceden belirlenen getiri hedeflerine ulaşamıyor.
4- Kazandıracak 'hisseyi' bulma inancıHisse senetlerinin fiyatları birçok verinin değerlendirilmesiyle oluşurken, gelecek Haberler de bunda önemli bir yer tutar. Eğer 'yarın' gelecek haberin ne olduğu herkesten önce bilinmiyorsa, çok kazandıran hisse senedi peşinde koşulmamalı. Örneğin, Lehman Brothers, Enron ve Washington Mutual gibi kurumlar batmadan önce çok kazandıran hisse senetleri arasında yer alıyordu.
5- Doğru zamanlamayı yapma inancıPiyasa hareketlerinin doğru zamanlamasını yapmak ayakları yere basan bir söylem değildir. Çünkü piyasanın zamanlamasını iyi yapıldığına yönelik somut veriler yok. Bu konuda yapılan uzman tahminleri çoğunlukla dört yıllık bir dönemi kapsıyor ve daha sonra da dikkate alınmıyor. Uzmanlar dahi bu konuda da tutarlı tahminler yapamazken, bireysel yatırımcıların bu fikre kapılması doğru bir yaklaşım olmaz.
6- Yatırım ile Kumar arasındaki farkı bilmeYatırım uzun dönemli bir karar iken, kumar kısa dönemde kazanç sağlamaya çalışanların peşinde olduğu bir şeydir. Eğer, hisse senedi yatırımı yaptıktan sonraki beş yıl içinde yatırdığınız paranın yüzde 20'si ya da daha fazlasına ihtiyaç duyulacaksa, borsadan uzak durulmalı.
2010'da borsayı düşünenlere 6 altın kural

Tuesday, December 29, 2009

Çin den "akıl almaz" keşif

Çin Merkez Televizyonu CCTV çalışıyor: Uyuşturucu bağımlılığı, ergenlik dönemi gebeliği ve hatta cinayet gibi toplumsal sorunların faturası, yine Bilgisayar dünyasına çıkarılıyor...

Geçtiğimiz Perşembe günü yayınlanan 'Bir Caninin İtirafları, Bölüm 2: Çevrimiçi şiddet ve Pornografi' başlıklı TV programında Pekin'deki bir ıslah evinde görüntülenen bir tutuklunun, sanal bir dünyada ekipman satın alabilmek için, gerçek hayatta işlediği cinayetler anlatılırken, hapishanelerdeki suçluların yüzde 80'inin, oyunlardaki şiddetten etkilenerek suç dünyasına girdiği vurgulandı. Haber sonrasında 'düzenleyiciler' tarafından incelemeye alınan popüler çevrimiçi oyunların hangileri olduğu açıklanmadı. Geçtiğimiz baharda Warcraft'ın Wrath of the Lich King adlı genişleme paketi de, Çin Hükümeti'nin sansürüne takılmıştı.

Bu ay, yine sansür habercisi CCTV'de yayınlanan bir başka haberde, uzun Oyun maratonlarında enerjilerini ayakta tutabilmek için meta-amfetamin ve öksürük şurubuna bağımlılık geliştiren gençler konu edilmiş; tüm vakitlerini internet kafelerde geçiren gençlerin, duman altı ortamlarda; mesajlaşma programları ve 'online' oyunlara adeta esir olduklarını ifade etmişti.
Çin'den "akıl almaz" keşif

Böyle uyanıklık görülmedi

İnternette bilgiye hızlı ulaşmayı sağlamak adına her yeni bir adım atıldığında, birileri bu yeniliği nakite dönüştürmek için başka bir adım atıyor. İran'daki seçimlerin internet üzerinde en popüler konu olduğu dönemde İngiliz bir mobilya üreticisi, her "İran" kelimesinin gösterildiği sayfada reklamının görünmesi için bu kelimeye yönelik özel bir online reklam kampanyası yapmıştı. ünlü aktris Brittany Murphy'nin yaşamını kaybetmesi üzerine insanların internet üzerinde Murphy'den sıkça bahsetmeleri üzerine uyanık reklamcılar bu kez konuyla ilgisiz ürünlerini Brittany Murphy adı ile ilişkilendirdiler.

Şimdi ise One Riot adlı bir internet reklam firması reklamlar ve popüler konuları ilişkilendirmek adına bir adım daha ileri gidiyor. One Riot artık internette bir konu popüler hale geldiği anda, reklamları otomatik olarak bu kelimelerle ilişkilendirecek bir servis başlattı. Yani artık eskiden olduğu gibi reklamların konusuyla ilgili içerik ile birlikte görünmesi devri kapanıyor. Artık reklamlar popüler olan konu her ne ise onunla beraber görüntülenecek...

Böyle uyanıklık görülmedi

Firefox u bıraktıracak 5 li

Firefox'un esas sürümlerinden önce sayısız beta sürümünün çıkması kullanıcıları oldukça yordu.

Öte yandan Google'ın Chrome internet tarayıcısı gelişimini sürdürüyor. Firefox'un sadık ve geniş bir kitlesi var ama Chrome bu kitleyi çalmak için elinden geleni yapıyor. Mozilla Firefox'un, Internet Explorer'a karşı bu kadar büyük bir pazar payı sağlamasının iki önemli sebebi vardı: Kullanıcı desteği ve buna bağlı olarak eklentiler.

Eklentiler ile özelleştirilebilen bir tarayıcı, internet tarayıcının ötesinde online hizmetler ile kullanıcıların işletim sisteminden daha çok kullandığı bir Yazılım oluyor. Chrome OS'u geliştiren Google da bunun farkında. İşletim sisteminin temeli olan Chrome internet tarayıcı da hızla güçleniyor.

İşte Firefox kullanıcılarının aklını çelebilecek Google Chrome eklentileri...
Firefox'u bıraktıracak 5'li

Hepsiburada.com blog açıldı

Türkiye'nin 1 numaralı Alışveriş sitesi olan hepsiburada.com, kurulduğu 1998 yılından bu yana internet kullanıcılarının hizmetinde.

36 kategoride, 300.000 ürünün satışa sunulduğu sitenin, 2 milyonun üzerinde kayıtlı kullanıcısı ve 5.5 milyon tekil ziyaretçisi mevcut. Aylık 11 milyon ziyaretçinin akınına uğrayan Hepsiburada.com 'un yeni sürprizi ise Blog yayını oldu.

blog.hepsiburada.com adresinde okurlarla buluşan blogda, tüm gelişmeler, Haberler ve kampanyalar, en son ve en yeni alışveriş trendleri anında paylaşılıyor. Zengin içerik sunulan blog, özellikle de internet üzerinde alışveriş yapan herkesin ilgisini çekecek gelişmelere yer veriyor. Sıcak ve samimi bir dilin hakim olduğu blogda hepsiburada.com hakkında daha fazla şey öğrenebilirsiniz.


Bilgi için: Hepsi Burada
Telefon: (216) 633 10 00
Hepsiburada.com blog açıldı

Hayat online oluyor

İnsanların Bilgisayar ve internet başında geçirdiği sürenin arttığı ortada, herkes bu gerçeği kendisinden biliyor.

Amerika'da yıllardır yapılan bir araştırma, Harris araştırması ortaya güncel sonuçlar koyuyor ve internet kullanımıyla ilgili merak edilenleri cevaplıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre internet kullanıcıları haftada ortalama 13 saati online geçiriyor. Yetişkin kullanıcıların yüzde 20'si haftada sadece 2 saati internette geçirirken, yüzde 14'lük bir kesim 24 saatten fazla vakit geçiriyor.

Araştırma sonuçları 2029 yetişkin kullanıcı ile telefon üzerinden gerçekleştirilmiş. 1999'da ortalama 8 saat olan bu süre, günümüzde 13 saatlik ortalama süre ile büyük bir artış göstermiş.

Hayat online oluyor

Siber savaş başladı

Güney Kore daha önce de pek çok siber saldırı atlatmıştı. Genellikle hükümetin internet sitelerine zarar veren, ama gizli belgelere erişemeyen bu saldırılardan sonra kritik bir gelişme yaşandı. En son siber saldırıda çok gizli belgeler ele geçirildi!

Güney Kore yetkilileri yaptıkları açıklamada Amerika Birleşik Devletleri ile Güney Kore arasında hazırlanan gizli savunma planlarının hacklenip ele geçirildiğinden şüphelenildiğini açıkladı. Bu saldırıları Kuzey Kore'nin gerçekleştirmiş olabileceğinden şüpheleniliyor.

Geçtiğimiz ay bir Güney Koreli subayın, erişimin kısıtlandığı intranet bağlantısından, Askeri bilgisayara geçtiği sırada çıkartmayı unuttuğu bir USB cihazın, bu hack'e kapıyı açtığından şüpheleniliyor.
Siber savaş başladı

Friday, December 25, 2009

Yeni iPhone a yeni kamera

Apple'ın bir fenomene dönüşen popüler Cep Telefonu iPhone'un yeni sürümünün önümüzdeki yıl piyasada olacağı hakkındaki dedikodular hız kesmiyor. Hatırlayacağınız gibi ilk söylentiler geçen yıl ortaya çıkmıştı. Detaylar ise yaz aylarında belirlemeye başlamıştı. Geçtiğimiz ay iPhone 4G'nin piyasaya çıkacağı tarih ile ilgili spekülasyonlar hızlanmış, geçtiğimiz günlerde ise bir Twitter mesajı tüm dedikoduları iyiden iyiye alevlendirmişti. Ve iPhone 4G konusunda yeni bir bilgi daha internet sızdı. Bu kez söz konusu olan yeni iPhone'un kamerası...

Tayvan kaynaklı söylentilere göre Apple, iPhone 3GS için kamera satın aldığ üreticiye yeni bir sipariş geçmiş durumda. Adını vermek istemeyen bir çalışana göre Apple'ın verdiği sipariş tam 40 - 45 milyon arası ve kameraların tümü 5 megapiksel çözünülürlüğünde. 5 magepiksel kamera kesinlikle iPhone satışlarını etkileyecektir ama aynı üreticisinin daha önce Apple'a sadece 20 - 21 milyon adet arası 3.2 megapiksel kamera sattığını düşünecek olursak bu yeni rakamın biraz uçuk olduğunu görmek zor değil. iPhone kesinlikle her geçen gün daha çok talep edilir hale geliyor ve 5 MP kamera bu talebi arttıracaktır. Yine de satış rakamlarının ikiye katlayacağını düşünmek biraz fazla iyimser bir yaklaşım olacak gibi...

Yeni iPhone'a yeni kamera