Showing posts with label Ekonomi. Show all posts
Showing posts with label Ekonomi. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

Borsada %2,95 lik yükseliş

İstanbul serbest piyasada, kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,5070 liraya, avronun satış fiyatı 2,0670 liraya geriledi.



Alınan bilgiye göre, piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,5030 liradan alınan dolar 1,5070 liradan, 2,0630 liradan alınan avro 2,0670 liradan satılıyor.



Serbest piyasada önceki kapanışta 1,5150 lira olan dolar güne 1,5100 liradan, 2,0680 lira olan avro 2,0740 liradan başlamıştı.



BORSA, GÜNLÜK BAZDA YÜZDE 2,95 DEĞER KAZANDI



İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,95 oranında değer kazandı.



İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 576,61 puan artarak 53.273,30 puandan kapandı. Böylece endeks 4 Şubat 2010 Perşembe gününden bu yana ilk kez 53.000 puanın üstünde bir kapanış yapmış oldu.



Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer artışı yüzde 1,09 oldu.



İlk seanstaki 948,19 puanlık artış dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 1.524,80 puan yükseldi.



Hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,95 değer kazandı.
Borsada %2,95'lik yükseliş

Ferrarim olsa satmazdım

Levent Soygür'ün "Biraz Hikaye, Biraz Şiir' adını taşıyan ve Goa Yayınları tarafından yayımlanan kitapta her biri ayrı bir renkle özelleştirilen 17 kısa Hikaye ve 24 Şiir yer alıyor.



Şu anda Coca-Cola'da İş geliştirme Yöneticisi olarak çalışan ve pazarlama alanında özellikle Rock'n cock başta olmak üzere Müzik ve Futbol konularında başarılı programlara imza atan Levent Soygür, yazdıklarının Robin Sharma'nın yazdıklarıyla bir yakınlığı olmadığını belirtiyor ve "Ben Ferrarim olsa satmayı değil, hediye etmeyi tercih ederdim. Bilgelik anlayışı bunu gerektirir. Benimkisi kendi kendime verdiğim bir sorumluluk sözü. Seçme şansı olmayıp da seçim yapmak zorunda bırakılanlar adına bu kitabı yazdım" diyor.



Soygür, kitaba giden yolculuğun Eminönü-Kadıköy vapurunda bir karton koli kağıdı üzerine yazdığı ilk satırlarla başladığını ve değişik zaman aralıklarına, değişen duygu zenginliklerine ve gözlemlerine dayalı diğer öykü ve şiirlerin de birbirini izlediğini söylüyor.



"İSTANBUL Mazoşist BİR SEVGİLİ GİBİ, HEM ACI VERİYOR HEM DE KOPAMIYORSUNUZ"



İstanbul'a 11 yıl önce geldiğini ve şehirdeki ilk izleniminin yalnızlık duygusu olduğunu ifade eden Soygür, "İstanbul'daki ilk dönemlerinde bir anlamda şehirle arkadaş oldum. İstanbul'a sevgi biraz mazoşist bir sevgi. Hem insana acı veriyor hem de onsuz yapamıyorsunuz" dedi.



Kitabın ismi ile ilişkili "Neden biraz hikaye biraz şiir, bu bir güvensizlik işareti mi?' sorusuna Soygür, "Kitapta hem kısa öyküler hem de kısa şiirler yer alıyor. Bunu bir teknik olarak düşünmedim. Yazdığım öyküler bazen şiirlerini üretti. Bazen de şiirler öyküye dönüştü. O yüzden öykülerle şiirler arasında tamamlayıcılık da var. Aslında bu öykülerin hepsi bir araya gelse belki bir uzun hikaye çıkabilir. Yazdıklarım ne bir Roman ne de deneme. Belki ilerde bu öykülerden bir roman yazmayı da düşünebilirim" yanıtı veriyor.



Levent Soygür, hayata ve insan görüntülerine, olaylara bir gözlemci olarak baktığını, yazdıklarını da yaşadığı gözlemlerden yola çıkarak kaleme aldığını belirterek, "Her bir öyküye ayrı bir renk verdim ve toplam 17 öykü oldu. Her bir öykü ile o renklerin anlamları ve çağrıştırdıkları arasında doğrudan bir ilişki var. Yazdıklarımla benim kişisel hayatım arasında doğrudan paralellikler var, ancak gerçeğe yakın kurgularla bazı öykülere zenginlik katmaya çalıştım" diyor.



"YEMEĞE ARA VERİLMESİN İSTEDİM"



Soygür, kitabın gerek içerik gerekse boyut olarak küçüklüğü konusunda şu yorumu yapıyor:



"Okuma kolaylığı olsun istedim. İnsanlar, ara vermeden başka bir uğraşı ile bölünmeden 45 dakikada okuyabilsinler istedim. Nasıl ki ara verilen yemeğe soğursak, benim kitabım için de aynı şey olabilir diye düşündüm. Nitekim okuyucuların pek çoğu aldıklarında hemen bitirdiklerini söylüyorlar." Soygür, kitapla ilgili okurlardan birçok yorum aldığını, genelde bu yorumların okuyanda yarım kalmışlık duygusu verdiği şeklinde olduğunu söylüyor. Kitapta herkesin kendine ait bir şeyler bulduğunu anlatan Soygür, "Hikayelerim çok samimi bulunmuş. Keşke hikayeler daha uzun olsaydı diyenler de var. Düz bir anlatımı tercih ettim ve duygularıma hiçbir şekilde maskeleme yapmadım" diyor. Kitapla ilgili yorum ve eleştirilerin Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde bugünlerde sıklıkla yer aldığını ve her gün okuyuculardan çok sayıda mail geldiğini belirten Soygür, bu konuda şu görüşleri dile getiriyor: "Kitabıma tepkisiz kalınmaması beni çok sevindirdi. Ne kadar sattığından ziyade bu tepkilerin yoğunluğu da önemli. İmza günleri düzenlemesem de, okuyucularımdan gelen tek tek imza taleplerini de karşılamaya çalışıyorum. Kiminin kitabını bir Alışveriş merkezinde, kiminin kitabını da bir arkadaş grubu içinde imzalıyorum. Bu da hem kitabı hem de okuyucu profilini farklılaştıran bir başka nokta."



"İŞ HAYATINDAKİ CESARET İLE EDEBİ CESARET ÇOK FARKLI"



Coca-Cola'nın iş hayatındaki ilk şirketi olduğunu ve şirkete satış elemanı olarak girdiğini ve bugün İş Geliştirme Müdürü olarak çalıştığını belirten 1972 doğumlu Levent Soygür, kitaba giden yolculuğun iç dünyasını şu sözlerle ifade ediyor:



"Kendi kendiniz için yazdığınızda bunu büyük bir zevkle yapabilirsiniz. Ancak bunu başka birileriyle paylaşmaya yani kendi iç dünyanızdan dış dünyaya açmaya karar verdiğinizde iş zorlaşıyor. İş hayatında gösterdiğim cesaretin yüzde birini öykü ve şiir yazmakta gösterebildiğimi bile söylemek çok zor. Yazdıklarımın bir kitabın konusu olabileceği konusunda da bir hayli tereddüt ve tedirginlik yaşadım. Edebiyatla ilgili şiir olsun, öykü olsun en küçük bir çalışmayı bile birilerinin önüne götürmek ve kitaplaştırmaya çalışmak gerçekten büyük cesaret istiyor. Neyse ki bu cesareti yakın çevremdeki insanların ve kimi iş arkadaşlarımın da desteğiyle gösterebildim ve kitabımı yayınlatmayı başardım."



"CESARETE GİDEN ÜÇ TEMEL SORU"



Soygür, iş hayatındaki cesaret ile edebi cesaret arasında çok büyük farklar olduğunun altını çizerek, bu konuda şu yorumda bulunuyor:



"Bir işe kalkışmadan önce kendime hep şu üç soruyu sorarım. Her bir soruya doğru yanıtlar bulmadan diğer soruya da geçmem. Birincisi 'Doğru nedir ve bu doğru ile hangi sonuçlara ulaşabilirim? İkincisi risk ya da riskler nedir ve bu riskler için elimi taşın altına koyabilir miyim?' diye sorarım. Üçüncü temel soru da 'Eğer kendi şirketim olsa ne yapardım?' Kendi şirketim için yapmayacağım şeyi çalıştığım şirket için de kesinlikle yapmam. Hatta bu konuda çalıştığım şirket için daha fazla düşünürüm. Çalıştığım şirkette şimdiye kadar hep cesaret gerektiren çok fazla kararlar aldım. Ve bu ilkeler bana doğru kararlar almamda hep yardımcı oldu. kitap yazarak ve bunu da yayınlatarak yeni bir cesareti daha denemiş oldum. Artık heyecanımı ve tedirginliğimi yendim, daha fazlasını yapabilirim. Belki sırada bir romansı cesaret gelebilir."
'Ferrarim olsa satmazdım'

Sevgililer Günü nde ne kadar harcadık?

BKM, Sevgililer Gününde yapılan harcamalara ilişkin kartlı ödeme sistemleri verilerini açıkladı. BKM verilerine göre, Sevgililer Gününü kapsayan 13-14 Şubat 2010 tarihlerinde, kredi kartları ile 639 milyon liralık harcama gerçekleşti.



13-14 Şubat 2010 tarihlerinde, kredi kartları ile yapılan harcamalar 2009 yılı ile karşılaştırıldığında ciroda hemen hemen değişiklik yaşanmazken, aynı tarihlerde işlem adetlerindeki yüzde 12'yi bulan ciddi artış, bu yıl daha düşük bütçeli ancak daha çok adette hediye alındığını gösterdi. Bu tarihlerde kredi kartı ile yapılan ortalama harcama tutarı 86 lira oldu.



Sevgililer Gününe denk gelen hafta sonunda Türkiye genelinde yağmur ve soğuk hava dalgasının etkili olması nedeniyle sevgililer hediye alışverişlerini telefon ve internet aracılığıyla kapıya getirtmeyi tercih etti.



BKM verilerine göre, 14 Şubat 2010 Pazar günü, bir önceki haftanın aynı günü olan 7 Şubat 2010 ile karşılaştırıldığında, telefon, internet gibi kanallar üzerinden yapılan alışverişleri kapsayan doğrudan pazarlama sektöründe kredi kartı ile yapılan harcamalarda yüzde 270 oranında artış gözlendi.



YURT DIŞINDA LONDRA, NEW YORK VE Paris TERCİH EDİLDİ



Öğrencilerin genç nüfus oranını artırdığı Eskişehir, 13-14 Şubat 2010 tarihlerinde doğrudan pazarlama sektöründe çiçek siparişleri ile ön plana çıktı.



BKM verilerine göre, bu yıl ''romantik'' bir Sevgililer Günü için yurt dışı Tatil planı yapanlar en çok Londra'yı tercih etti. 13-14 Şubat 2010 tarihlerinde yerli kredi kartları ile Londra'da yapılan harcamaların tutarı 2,5 milyon liraya yaklaşırken, New York 1,7 milyon lira harcama ile ikinci sırada, Paris ise 1 milyon lira ile üçüncü sırada yer aldı.
Sevgililer Günü'nde ne kadar harcadık?

E-devlet uygulaması hayatı kolaylaştırıyor

Şifreyi, herhangi bir PTT şubesine nüfus cüzdanı ile müracaat ederek kolayca almak mümkün. Şifre alındıktan sonra sistem üzerinden yapılacak başvuruların, resmi işlem olarak kabul edilerek işleme alındığı bildirildi. İnsan hayatını kolaylaştıran uygulamanın henüz vatandaşlar tarafından net olarak algılanamadığı gözlenirken Erzincan PTT Başmüdürü Metin Ağdaş , Bilgisayar çağında e-devlet uygulamasının hayatı kolaylaştıracağını belirterekl, resmi birçok işlemin internet üzerinden gerçekleşebildiğini kaydetti. Alınan şifrenin kişiye özel olup, vekalet dahil hiçbir şekilde devredilemediği vurgulandı.



Ayrıca Ağdaş, 1 TL'ye alınan şifrenin unutulması halinde yeni şifrenin 10 TL karşılığında alınabileceğini sözlerine ekledi.
E-devlet uygulaması hayatı kolaylaştırıyor

Sağlık Bakanlığı 3 ilacı geri çekti

Alınan bilgiye göre, Poliforma İlaç Sanayi ve Tic.A.Ş. adına ruhsatlı olan ''PF yüzde 5 Dektroz Laktaklı Ringer Solisyonu 1000 ml'' adlı serumun E-0901005-1 seri numaralısında yapılan inceleme sonucu, numune içerisinde partikül ve elyaf bulunması nedeniyle 2.Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanmasına karar verildi.



Sivilce tedavisinde kullanılan Embil İlaç Sanayi Ltd.Şti. adına ruhsatlı ''Isotrexin Jel'' adlı adlı ilacın yapılan inceleme ve Analiz sonucu safsızlık oranının firma değerlerine göre yüksek olması nedeniyle 245L serisinin geri çekilmesi istendi.



Vücuttaki çinko eksikliğinin tedavisinde kullanılan Berko İlaç ve Kimya Sanayi adına ruhsatlı ''Zinco 220 mg. Tablet'' adlı ilacın da yapılan inceleme ve analiz sonucunda 0806024'nolu serisinde, etken madde miktarının firma limitlerinden az olduğu tespit edildiği için 2. sınıf B seviyesinde geri çekileceği bildirildi.



Eczanelerin, ilaç depolarının ve hastanelerin ellerindeki ilgili seriye ait ilaçları en kısa süre içerisinde ilgili ilaç firmalarına iade etmeleri gerekiyor.
Sağlık Bakanlığı 3 ilacı geri çekti

İngiltere de enflasyon yüzde 3.5 e yükseldi

İNGİLTERE'de tüketici enflasyonu ocak ayında yıllık bazda yüzde 3.5'e yükseldi. İngiltere Merkez Bankası Başkanı Meryvn King, enflasyonun yüzde 3'ün üzerinde artması sonucu yasal olarak hükümete bunun nedenlerini açıklayan bir açık mektup gönderdi. Enflasyon hedefini yüzde 1'in üzerinde ıskalayan King, Hazine Bakanı Alistair Darling'e, son 3 yılın enflasyonunun kısa vadeli faktörlere bağlı olarak önceki 10 yıla göre daha değişken olduğunu belirtti.

İngiltere'de enflasyon yüzde 3.5'e yükseldi

Papandreou, Medvedev in IMF tavsiyesini yalanladı

YUNANİSTAN Başbakanı George Papandreou, Moskova'daki resmi ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ile krizdeki Yunan ekonomisi hakkında konuştuklarını ancak Medvedev'in kendisine IMF ile ilgili bir telkinde bulunmadığını söyledi. Yunanistan'ın euro Bölgesi'nde olduğu için IMF'ye borçlanmayı düşünmediklerini kaydeden Papandreou, Medyedev'in kendisine, IMF'ye başvurmayı düşünüp düşünmediğini sorduğunu, Rusya'nın kendi payına düşen 10 milyar doları IMF'ye yatırdığını ancak bu meblağın nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verilmediğinden yakındığını söyledi.
Papandreou, Medvedev'in IMF tavsiyesini yalanladı

Herkesin gözü Trichet nin koltuğunda

AVRUPA Merkez Bankası (AMB) Başkan Yardımcısı Lucas Papademos'un 31 Mayıs'ta sona erecek görevine AB'li maliye bakanları, Portekiz Merkez Bankası Başkanı Vitor Constancio'yu seçti. Constancio'nun seçilmesi, görevi 2011'in Ekim ayında sona erecek olan AMB Başkanı Jean-Claude Trichet'nin koltuğuna da kimin oturacağı tartışmalarını alevlendirdi. Constancio'nun AMB başkan yardımcılığı için sağlanan ittifakın, Almanya Merkez Bankası Başkanı Axel Weber'in, Trichet'in yerine geçmesi için bir hamle olarak yorumlandı. Eurogroup Başkanı Jean-Claude Juncker, Weber ile ilgili olarak, "Almanya, Weber'in söz konusu pozisyonu alabilmesi için ciddi bir savaş vermek zorunda" dedi. AMD başkanlığı için adı geçen diğer bir isim ise İtalya Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi.

Herkesin gözü Trichet'nin koltuğunda

Goldman Sachs endişesi diğer AB ülkelerini de sardı

AVRUPA Komisyonu'nun Ekonomik ve Mali İşlerden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Yunanistan hakkında, bütçe açığının gerçek büyüklüğünü gizlemek için ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs ile türev işlemleri yaptığı yönündeki iddiaları detaylı şekilde araştırmak üzere soruşturma açıldığını söyledi. İtalya ve İngiltere'nin de benzer işlemler gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Benzer teknikler uyguladığı şüphesi olabilecek diğer ülkeler hakkında da gerekirse inceleme başlatacaklarını belirten Rehn, "Bu konuyla ilgili soruşturmayı başlattık. Bu tür tekniklerin Yunanistan dışında diğer üye ülkeler tarafından da kullanıldığını düşünmemizi sağlayacak bir neden görürsek, bu ülkelerden konuyla ilgili bilgi talep edeceğiz" dedi. Rehn, Yunan hükümetinin borç krizi ile ilgili olarak AB'den hiçbir mali destek talebinde bulunmadığını söyledi. Toplantıda öne çıkan açıklamalar şöyle:

Almanya Maliye Bakan Yardımcısı Joerg Asmussen: Yunanistan, tıpkı euro Bölgesi'ndeki İrlanda gibi önlemlerini kendi çabaları ile almalı.

Yunan Maliye Bakanı George Papaconstantinou: Euro Bölgesi'ni ve AB'nin tamamını kaygılandıran daha büyük sorunlar var.

Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde: Önümüzdeki 30 günlük süre çok önemli ve Yunanistan'ın durumu o zaman belirmeye başlayacak.

Goldman Sachs endişesi diğer AB ülkelerini de sardı

IMF, Komşu nun kapısını bir kere daha çalacak

Avrupa Birliği (AB) maliye bakanları, Yunanistan'ın borç krizini masaya yatırdıkları Brüksel'deki iki günlük toplantıda, Komşu'ya verdikleri süreyi uzattı. Yunanistan'a acil önlemler alması için 15 Mayıs'a kadar süre veren AB Maliye Bakanları, 15 Mayıs'tan sonraki dönemde ise her çeyrekte bütçe raporu açıklanmasını istedi. Yunanistan'a cesur ve kapsamlı yapısal reform paketi hazırlaması çağrısında bulunan AB'li bakanlar, reform paketinin ücretleri, emeklilik ve Sağlık sistemi ile kamu yönetimini de kapsaması gerektiğiNİ belirtti. Yunanistan'ın durumunun yerinde incelenmesi ve durumunun gözden geçirilmesi için AB Komisyonu'nun Atina'yı ziyarete hazırlandığı belirtilirken IMF teknik uzmanları ve Avrupa Merkez Bankası da benzer şekilde ülkeyi ziyaret etmeye hazırlanıyor. Bu arada, Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, Yunanistan Başbakanı George Papandreu'nun ziyareti sırasında kendisine, IMF ve Dünya Bankası'ndan yardım istemesi gerektiği yönünde telkinde bulunduğunu açıkladı. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoelick ile yapacağı toplantı öncesi konuşan Medvedev, "Yunan BaşbakanIN ile buluştuktan hemen sonra, kendisine ülkedeki problemin çözümü için IMF ve Dünya Bankası'ndan yardım istemesini tavsiye ettim" derken Zoellick de, "Bu dönemde kimin yardım isteyeceğini kestirmek güç" dedi.



Kamu Çalışanları 4 günlük grevde

Yunanistan'da kamu çalışanları, hükümetin borç krizine karşı aldığı sert tedbirleri dört günlük iş bırakma eylemi ile protesto ediyor. Gelirler İdaresi Müdürlüğü'nün kapısına çalışanların grevde olduğu yazısı yapıştırıldı.



IMF, Komşu'nun kapısını bir kere daha çalacak

Mustafa Su: Özel sağlık sigortası sağlıklıyken yaptırılmalı

ANADOLU Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, özel Sağlık sigortasının, devlet sigortasından farklı olduğunu belirterek, hasta olmadan önce sigorta yaptırmak gerektiğini söyledi. Özel sağlık sigortası sistemine erken yaşta ve sağlıklı iken katılmanın önemine işaret eden Su, "Çünkü özel sağlık sigortasının, devletin sağladığı sosyal Güvenlik sisteminden en büyük farkı, kişilerin sağlık sigortası yaptırmadan önceki hastalıklarıyla ilgili giderleri karşılamamasıdır. Birçok kişinin aklına, herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaştıktan sonra sağlık sigortası gelmekte, bu durumda da bu hastalığının tedavisini sigorta kapsamı altına almakta geç kalınmış olmaktadır. Oysa kişiler sağlıklı iken, erken yaşta bazı hastalıkları ortaya çıkmadan cüzi prim ödeyerek sigorta yaptırsalar, hastalıklarını, istedikleri hastanede tedavi ettirme imkânına sahip olabileceklerdir" şeklinde ifadelerde bulundu.

Mustafa Su: Özel sağlık sigortası sağlıklıyken yaptırılmalı

Sektör, sorumluluğunun bilincinde

TÜRK sigorta sektöründe faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin riskleri çok iyi değerlendirebilecek noktalara geldiğini söyleyen Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı, sek tö rün 10-20 yıl ön ce si ne gö re çok fark lı bir nok ta - da olduğuna değindi. Aycı şöyle konuştu: "Türk sigorta sektörü, riskleri sadece fabrikanın içinde değil daha yolda hammadde girdisi halinde fabrikaya gelirken, işletmeden içeriye girdikten sonra, tüm üretim aşamalarında, depolama sırasında, kamyona yüklerken, limana götürürken, limandan son kullanıcıya kadar ve son kullanıcı ürünü kullanırken yaşanan hata da dahil, ürün sorumluluk sigortasına kadar bir risk yönetimi ve ürün gamına sahip. Sektörümüz işini ve sorumluluğunu gayet iyi ve layıkıyla yerine geti - riyor. Avrupa'da 2009 yılında sigortacılık yaklaşık yüzde 7 küçüldü. Bu küçülmeye rağmen Türkiye'de sigorta sektö rü 3,7 bü yü dü ve biz de Gü neş Si gor ta ola rak sek tör ortalamasının üzerinde bir büyümeyi yüzde 4,5 ile sağladık. Biz bu ülkede büyümeye, gelişmeye ve istihdama destek olmaya devam edeceğiz." 2010'da Türkiye'de çok ciddi bir büyüme gerçekleşeceğini söyleyen İlker Aycı, sigortacıların da sayısının arttığını ekledi. Yabancıların Türki - ye'nin geleceğine güvenerek ülkemize geldiklerini belirten Aycı "Bugün Avrupa'da hem büyüme hem de karlılık tıkanmış durumda. Yabancılar burada bizimle rekabet etmeye başladılar. Bu rekabette en çok sigorta şirketle - rinden hizmet alan müşteriler kazanıyor. Akılcı rekabette de sigortacılar bindikleri dalı kesmeden yollarına devam ederlerse bizler de büyümeye rağmen zarar ettiğimiz için ağlayan sektörlerden olmayız. Biz sigortacılar ve bankacılar, sanayi ve Ticaret yapan firmaların yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

'Sektör, sorumluluğunun bilincinde'

AEGON Emeklilik ten prim iadeli sigorta

AEGON Emeklilik ve Hayat Genel Müdür Yardımcısı Cenk Gürer, AEGON'un hayat sigortalarında çıkardığı yeni risk ürünleriyle ilgili bilgi verdi. Prim iadeli hayat sigortası ürününden bahseden Gürer, bu sigortanın bir anlamda Bedava sigorta olarak nitelendirilebileceğini belirterek ürünle ilgili şunları söyledi: "Örnek vermek gerekirse, 15 senelik bir teminat ürünü alıyorsu nuz di ye lim. 50 bin li ra lık da temi na tı var. Biz si ze 15 se ne bu te minat için ödediğiniz primi, süre sonunda geri vereceğiz. Rizikonuz gerçekleşirse 50 bin lirayı alacaksınız ama riziko gerçekleşmezse ödediğiniz primi geri alıyorsunuz. Bu ürünü sigortacılıktaki kategorik ismi olan 'prim iadeli sigorta' ismiyle kullanacağız. Yani bu anlamda bedava sigorta oluyor. Müşterilerden teminat için duyduğumuz ortak soru, 'sigortayı aldım ama riziko gerçekleşmedi, param boşa mı gidecek' yönünde oluyor du. Şim di biz bu ürün le bu so ru ya ce vap ver miş olu yo ruz. Ay rı ca şu bat so nu ya da mart ba şı gi bi bi rikimli hayat ürünümüz de hazır olacak."

AEGON Emeklilik'ten 'prim iadeli' sigorta

2009 da 64 bin kişi Garanti Emeklilik ile BES e adım attı

GARANTİ Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Yasemen Köne, 2009 yılında 400 bin katılımcı ile Garanti Emeklilik'in pazar payını 0,9 puan arttırdığını söyledi. Katılımcı sayısında 2009'da 64 bin net ar tış la en çok ter cih edi len emek li lik şirketi olduklarını kaydeden Köne, "2009 yılında katılımcı sayısında %26'lık bir pazar payına ulaştık. Kat kı pa yı tah si la tın da da en çok pa zar pa yı alan şir ket ol duk. 2009 yı lın da 2008'e oran la pazar payımızı 0,9 puan arttırdık. Bu başarının arkasında Şirketimizin Garanti markasından gelen köklü ve güvenilir kimliğinin üzerine inşa ettiğimiz yenilikçi ve müşteri odaklı yapı bulunuyor" diye konuştu.



GARANTİ EMEKLİLİK'E 10 ödül

Dünya gündemi paralelinde değişen ihtiyaçlara özel ürün ve hizmet sunduklarını belirten Köne sözlerine şöyle devam etti: "2009'da gerçekleştirdiğimiz bir diğer ilk de, gelire endeksli senetlere yatırım yapmayı tercih eden katılımcılar için sunulan esnek alternatif yatırım fonu oldu. Hayat sigortacılığında da işsizlik sigortaları ile önemli bir riski teminat altına aldık ve bu yenilikçi ürün sektörün üç katı büyümemizi ve pazar payımızı 2 puan artırmamızı sağladı. Yine sektörde bir ilk olan, müşterilerimize özel indirimlerle hobilerini gerçekleştirme fırsatını sunduğumuz Hobi Kulüpleri projemiz, Avrupa'nın ve Dünyanın en prestijli yarışmalarında toplam 10 ödüle layık görüldü. Türkiye genelinde hobi kulüplerimizi daha yaygın hale getirmek için de çalışmalarımız devam ediyor."

2009'da 64 bin kişi Garanti Emeklilik ile BES'e adım attı

TARSİM 180 milyon lira hasar ödedi

TARIM Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ramazan Kadak, Tarım sigortaları sisteminin baş lan gı cı olan 2006 yı lın dan bu yana 100 bin si gor ta lı çift çi ye 180 mil yon TL'lik hasar ödemesi yaptıklarını açıkladı. Tarımsal faaliyetleri tehdit eden risklerden kaynaklanan hasarlar sebebiyle çiftçilerin yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesinde TARSİM'in önemli bir payı olduğunun altını çizen Dr. Kadak, sistemin Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı tüm üreticilere kucak açtığını vurguladı. 2009 yılında meteorolojik olayların da etkisiyle bitkisel üretimde meydana gelen hasarlarda artış yaşan - dığını söyleyen Dr. Kadak sözlerine şöyle devam etti: "Hasar ödemelerinde bir ön ce ki yı la gö re yüz de 102'lik bir artış ol du. 2009'da yak la şık 90 mil yon TL'lik hasar ödemesi yaptık. Üreticile - rimizin mağdur olmaması amacıyla sistemdeki tüm çarkların en hızlı şekilde işlemesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Hasar tespit raporları titizlikle incele - nerek sonuçlandırılmakta, teminat kapsamındaki riskler için tazminat hesap - ları yapılarak, süratle sigortalılara ödenmektedir. Sistemin başlangıcından bu yana yüz de 36'lık bir oran la ha sar öde melerinde en büyük payı 'don' hasarı için öde dik. Bu ra kam 65 mil yon TL ci va - rın da. Don ha sa rı nı 62 mil yon TL ile dolu hasarı takip ediyor, çiftlik hayvanları hayat sigortalarında ise toplam 41 milyon TL ha sar öden miş tir."

TARSİM 180 milyon lira hasar ödedi

Sezon, Çin hükümdarlarının pirincini Türkiye de üretecek

ÇİN'DE imparatorluk sarayı için yetiştirilen ancak uzun çalışmalar sonucu İtalya'da kısıtlı miktarda üretilen siyah pirinç Türkiye'de 3.5 - 4 euro fiyatla satışa sunuldu. Gençlere fast food dışında farklı seçenekler olduğunu vurgulamak için siyah pirinç dışında yeni ürünlerin de olacağını belirten Sezon Pirinç Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan, siyah pirinç üretimine önümüzdeki yıl İpsala'da deneme amaçlı başlayacaklarını açıkladı. Siyah pirincin dünyadaki üretiminin, yıllık bin ton civarında olduğunu ifade eden Erdoğan, alacakları talebe göre ithalat miktarını belirleyeceklerini söyledi.

Sezon, Çin hükümdarlarının pirincini Türkiye'de üretecek

PTT ile Gedik Yatırım borsayı Anadolu ya taşıyor

PTT ve Gedik Yatırım, Anadolu'da yaşayan tasarruf sahiplerinin de büyük şehirlerde yaşayanlar kadar kolay borsaya girebilmelerini ve tüm yatırım seçenekleri ile kapsamlı hizmet alabilmeleri amacıyla işbirliğine gitti. Tasarruf sahipleri, borsada işlem yapabilmeleri için gereken belgeleri tüm PTT merkezlerinden edinebilecek, doldurdukları bu evrakları PTT aracılığı ile ücretsiz olarak Gedik Yatırım'a ulaştırabilecek, para yatırma ve çekme işlemlerini PTT üzerinden masrafsız olarak gerçekleştirebilecekler. Gedik Yatırım bünyesinde Ankara'da kurulan Özel İşlem Merkezi'ne 0 800 314 0 435 numaralı ücretsiz hattan ulaşabilecek olan yatırımcılar, hem ihtiyaç duydukları konularda bilgi sahibi olabilecek hem de telefonla görüşme bedeli ödemeden tüm yatırım işlemlerini yapabilecekler.

PTT ile Gedik Yatırım borsayı Anadolu'ya taşıyor

Işıl Akyol: Axa Sigorta acenteleri daha kazançlı

AXA Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Işıl Akyol, sigortacılıkta acente ağının çok önemli olduğunu belirterek, "Axa Sigorta son 7 yıldır sadece acente kanalına yatırım yapan çok az sayıda sigorta şirketinden biri olmuştur" dedi. Axa Sigorta'nın sadece acenteler kanalıyla büyümeye devam edeceğini vurgulayan Akyol, Türkiye'de acentesine en çok kazandıran şirketin Axa Sigorta olduğunu söyledi. "Sektörde pek çok sigorta şirketinin direkt satış ağını oluşturmak veya güçlendirmek açısından oldukça aktif olduklarını görüyoruz" diyen Işıl Akyol, "Sigorta şirketleri üretimlerini artırmak adına, acenteleri devre dışı bırakıp müşteriler ile irtibata geçerek poliçe satan satış ekiplerinin yanı sıra aynı zamanda çağrı merkezleri kanalı ile direkt satış yapabiliyor. Oysa Axa Sigorta tüm stratejilerini acentelerin gelirini artırmak ve on la rın iş yü kü nü azalt mak üzerine kurguluyor" diye konuştu.



'ACEN TE YE EŞİT ŞANS'

Axa Sigorta'nın acenteleri arasında ayrım yapmadığını ve hepsine eşit rekabet koşulları sağladığını ifade eden Akyol şunları söyledi: "Acentelerimizin Axa Sigorta'ya olan inancı ve güveni sonsuzdur. Rakip şirket uygulamalarında, kı sa va de de gü nü kur tar mak ve iş yaz mak uğruna, sıklıkla rastladığımız, çeşitli puan sistemleri adı altında veya direkt olarak acenteden acenteye değişen indirim oranlarının acentelere zarar verdiğini gözlemliyoruz. Acenteler aldıkları indirimleri tüketicilere yansıtıyor ve tüketiciler her acenteden farklı fiyat alabiliyor. Bu durumda kalan tüketiciler kendilerini kandırılmış olarak görüyor ve şirkete olan güvenleri sarsılıyor."

Işıl Akyol: Axa Sigorta acenteleri daha kazançlı

Yat sahipleri sigortalarını Türkiye de yaptırmalı

Sigorta sek tö rü her ge çen gün da ha da gelişen yat turizminin sigorta ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kapsamlı poliçelere imza atıyor. Konu hakkında görüşlerini paylaşan Ergoİsviçre Sigorta Oto Hasar, Hukuk, Rücu, Müşteri İlişkileri ve Nakliyattan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Karataş, bu sigortaların en teknik ve ayrıntılı sigorta türlerin - den biri olduğuna dikkat çekti. Dünyada geniş bir uygulama alanı bulan 'Institute Yacht Clauses' şartlarının Türk sigorta sektöründe de kulla - nıldığını ifade eden Karataş, yat sigortala - rında verilen teminatlarla ilgili olarak şunla rı söy le di: "Bu sigortalarla de niz ka za ve tehlikeleri, korsanlık, yangın, deprem, volkanik patlama, yıldırım, hava taşıtları ile temas gibi riskler teminat altına alınıyor. Ayrıca sigortalının, yat sahiplerinin veya yat işletmecilerinin gerekli özeni göstermiş olmasına rağmen meydana gelen Kayıp ve hasarlar da karşılanıyor. Bunların dışında, sigortalının yat üzerindeki menfaati nedeniyle, meydana gele - bilecek kazalardan dolayı doğabilecek hukuki sorumluluklar da temin ediliyor. Ayrıca, sigortacının yazılı ön onayı alınmak suretiyle yapmak zorunda kalı - nan bazı hukuki savunma masrafları ve sigortalının sorumlu bulunmadığı hallerde yatın enkazının çıkarılmasına ilişkin masraflar da teminata dâhil." Sigorta fiyatını etkileyen kriterler hakkında da bilgi veren Karataş, "Teknenin yapım tarihi, yapım tarzı, kurulu azami sürati, seyrüsefer sahası, yatma dönemi, tipi, motorlarının gücü, markası, yapım yılı, kaptanlı veya kaptansız kiraya verilip verilmediği, teknenin son üç yıl içindeki hasar durumu, seyrüsefe - re yardımcı cihazları ve gerekli görülüyor ise yapı - lacak olan gözetim raporu fiyatları etkileyen kriterler arasında sayılabilir" dedi. Türkiye'deki yat sahiplerinin, teknelerini yurtdı - şında sigorta ettirmekten vazgeçmeleri gerektiğini kaydeden Karataş, "Yat sahiplerinin Türkiye'de fa - aliyet gösteren ve daha uygun şartlarla teminat sunan sigorta şirketlerini tercih etmelerini daha doğru buluyoruz" dedi.

'Yat sahipleri sigortalarını Türkiye'de yaptırmalı'

Thursday, December 31, 2009

Modern ekonomi babasını kaybetti


Modern ekonominin kurulmasında büyük çabaları olan ve 94 yaşında hayatını kaybedeb Samuelson, Ekonomi dalında Nobel Ödülü alan ilk ABD'liydi.
Ölümü Massachusetts Institute of Technology (MIT) tarafından açıklanan ünlü Bilim adamı, fiyat, arz ve talep arasındaki dengede matematiksel analizi uygulaması ile biliniyordu.
Samuelson 1970'de ekonomi dalında Nobel Ödülleri verilmeye başlanmasının ikinci yılında bu ödüle layık görülmüştü. İsveç Akademisi bu ödülü Samuelson'a verirken, "Ekonomi teorisinde Bilimsel analizin seviyesini diğer Modern ekonomistlerden daha yükseğe çıkarmıştır" ifadesine yer vermişti.
MATEMATİĞİ ÖNE ÇIKARDISamuelson, matematiğin ekonomik Analiz için olmazsa olmaz olduğu görüşünü savunuyordu.
Samuelson, 1947 yılında yayımlanan ufuk açan 'Ekonomik Analizin Temelleri' başlıklı çalışmasında, yaptığı işi 'ahlaki açıdan bozulmuş tipin zihinsel jimnastiği olarak' eleştirmişti. Samuelson aynı şekilde kendisini "hiçbir yarışa katılmayan iyi eğitilmiş atlete" benzeterek de eleştirmişti.
Ünlü bilim adamının ayrıca araştırmaları ve Eğitim kalitesi ile bilinen MIT'nin ekonomi bölümümün şu anda bulunduğu seviyeye gelmesinde de büyük katkıları oldu.
Üniversitenin bu bölümünden mezun olan isimler arasında, halizırda ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı olan Ben Bernanke, Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman gibi bilinen kişiler de bulunuyor.
Samuelson'un en çok bilinen, "İktisat" adlı kitabı 40 farklı dile çevrildi ve ilk yayımlandığı 1948 yılından beri 4 milyon kopyası satıldı. Lisans eğitimini Chicago Üniversitesi'nde tamamlayan Samuelson, yüksek lisans ve doktora eğitimini ise Harvard Üniversitesi'nde tamamladı.
Modern ekonomi babasını kaybetti