Showing posts with label Antalya. Show all posts
Showing posts with label Antalya. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Şirketlerin vergi ayı

Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca, mükellefler, bir önceki yılın kurum gelirleri için 25 Nisan'a kadar beyanname vermekle yükümlü bulunuyor. Ancak söz konusu tarihin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle, mükellefler, bu yıl 26 Nisan Pazartesi akşamına kadar kurumlar vergisi beyannamelerini verebilecek.
Tahakkuk eden kurumlar vergisi de, 30 Nisan mesai saati bitimine kadar yatırılacak.
Gelir İdaresi Başkanlığından derlenen verilerine göre, Şubat ayı sonu itibariyle Türkiye'de 642 bin 207 kurumlar vergisi mükellefi bulunuyor. 2008 yılının Nisan ayında 642 bin 264 olan mükellef sayısı, o tarihten bu yana dalgalanma gösterdi. Bir dönem 637 binlere inen mükellef sayısı, son dönemde yeniden 642 bine yükseldi.
Kurumlar vergisi mükelleflerinin yüzde 37'si İstanbul'da faaliyet gösteriyor. 238 bin 42 mükellefin kayıtlı olduğu İstanbul'u, 72 bin 472 mükellef ile Ankara, 47 bin 754 mükellef ile İzmir, 26 bin 949 mükellef ile Antalya, 22 bin 312 mükellef ile Bursa, 14 bin 199 mükellef ile Konya, 13 bin 906 mükellef ile Kocaeli, 11 bin 86 mükellef ile İçel, 10 bin 765 mükellef ile de Muğla takip ediyor.
Bu arada ülkemizde 2005-2009 döneminde 170 bin 455 kurumlar vergisi mükellefinin, re'sen terk işlemine tabi tutularak kaydının silinmesi de dikkat çekiyor.
HER 10 İŞLETMEDEN 4'Ü ZARAR BİLDİRDİÖte yandan Gelir İdaresi Başkanlığının 2009 yılı Nisan ayında verilen 2008 dönemi kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde yaptığı değerlendirme çalışması, söz konusu her 10 işletmeden 4'ünün geçen yıl zarar beyan ettiğini ortaya koydu.
Beyanname özetlerine göre, geçen yıl 2008 dönemi için 333 bin 867 mükellef bilanço karı elde ettiğini belirtti. Bunların beyan ettiği kar toplamı da 117 milyar 335 milyon 806 bin 738 lira oldu.
Buna karşılık 202 bin 402 kurumlar vergisi mükellefi, ticari bilanço zararı bildirdi. Söz konusu mükelleflerin beyan ettiği ticari bilanço zararı da 46 milyar 537 milyon 748 bin 642 lira olarak belirlendi.
Geçmiş yıl zararları olarak da, 2003 yılı için 17 bin 744 mükellef, 2004 yılı için 30 bin 551 mükellef, 2005 yılı için 45 bin 634 mükellef, 2006 yılı için 64 bin 798 mükellef, 2007 yılı için de 104 bin 220 mükellef zarar beyan etti ve bu zararları vergi matrahında indirim konusu yaptı.
Şirketlerin vergi ayı

Wednesday, December 23, 2009

Anadolu da yaşayan HIV pozitifler

İSTANBUL - Anadolu Proje'si, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) desteği ile İstanbul başta olmak üzere HIV pozitiflerin yoğun olarak yaşadığı illerde Pozitif Yaşam Derneği tarafından yürütüldü.
HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye ve sosyal güvenliğe erişimi ile ilgili problemlerin, uğradıkları ayrımcılık ve damgalanmayı tespit ederek, bölgesel farklılıklar açısından değerlendirmek amacıyla 2008–2009 arasında 1 yıl süreyle yürütülen Proje kapsamında 163 HIV ile yaşayan kişiye ulaşıldı.
Anadolu Projesiyle Türkiye’de en fazla HIV ile yaşayanların bulunduğu 10 ilde (İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Ankara, Kayseri, Mersin, Bursa, Kocaeli, Trabzon) HIV pozitif kişilere ulaşmak, HIV tedavisi ve hakları konusunda onları bilgilendirmek ve destek hizmetlerine yönlendirmek, mevcut durumlarını Analiz etmek ve yaşadıkları sorunlara çözümler üretmek hedeflendi. HIV POZİTİFLERİN UĞRADIĞI HAK İHLALLERİProjede aynı zamanda hedeflenen illerdeki HIV pozitifleri takip ve tedavisini yapan kliniklerin teknik ve fiziki koşulları hakkında veri toplama ve gözlem yapma fırsatı ile birlikte yerel yönetimlerin HIV/AIDS konusuna yaklaşımlarını öğrenme ve bu kuruluşlarda farkındalık yaratmak amaçlandı. Proje sonuçlarının açıklandığı toplantıda HIV pozitiflerin uğradığı hak ihlallerinin altı çizildi. Sağlık kurumlarında, işyerlerinde, okullarda, diğer kamusal alanlarda, medyada ve sosyal çevrelerinde ayrımcılığa uğraması HIV pozitif bireyleri aşağıda özetlenen ihlallerle karşı karşıya bırakmaktadır. Mülkiyet ve barınma hakkı ihlalleri nedeniyle ev, semt-şehir değiştirme ve toplumdan izole bir yaşam, işten atılma veya bırakmaya zorlama nedenleriyle çalışma hakkının ihlali, Eğitim ve öğrenim görmeye devam edememe nedeniyle eğitim görme hakkı ihlali, isimlerinin açık şekilde medyada yer alması ile özel hayatın mahremiyeti ihlali, tedaviye erişimin önündeki engellerin kalkmaması, tedavilerini aksatması veya reddi, başka bir şehirde tedavi almak durumda kalmak, sığınmacılar ve diğer yabancı uyrukluların tedaviye erişememeleri, yeşil kart çıkartma prosesindeki güçlükler nedeniyle tedaviyi aksatma, hastanelerde uygulanan eksik ve yanlış tedaviler / bilgilendirmeler ile HIV pozitiflerin sağlık hakkı ihlali ve kimi zaman yaşama hakkı ihlalleri.
DESTEK HİZMETLERİ YAYGINLAŞTIRILMALIPozitif Yaşam Derneği (PYD) yönetim kurulu üyesi Tekin Tutar, hastanelerdeki hasta hakları birimleri, sosyal hizmet uzmanları, Psikolog ve psikiyatristler ile valilik ve kaymakamlıklar bünyelerindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına HIV ile yaşayan kişilerin ulaşmasını ve böylece kişilerin maddi ve manevi yönden güçlendirilmelerini sağlamaya yönelik çalışmaların yapılması gerektiğini vurguladı. “HIV pozitif bireylere sağlanan destek hizmetlerinden sadece PYD’ye ulaşanlar yararlanabilmektedir. Oysa ki destek hizmetlerinin sağlık sistemi içine dahil edilmesi ve yaygın bir destek sisteminin oluşturulması gerekmektedir” dedi.
Tutar’a göre destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemi ise söyle:“HIV pozitif kişilere yönelik danışmanlık ve destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının kişilerin HIV statülerini kabullenmeleri ve HIV ile yaşama becerilerini geliştirmelerini kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Bunun aynı zamanda yaşadıkları sorunların tespitini ve çözümlenmesini de sağlayacak bir unsur olduğu da yapılan çalışmalarda tescillenmiştir. Bu kişilerin ulaşabileceği bir destek mekanizmasının yoksunluğu sadece HIV ile yaşayanları değil aynı zamanda onların yakınlarını, doktorlarını ve aslında tüm toplumu olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir.
İller bazında bakıldığında hastane-destek hizmetleri arasındaki işbirliğinin, HIV pozitif kişilerin sorunlarını çözerek yaşam kalitelerini arttırdığı görülmüştür. İzmir, Antalya ve Kayseri illerindeki işbirliği sayesinde kişilere daha fazla ulaşılabilmiştir. Eğitim düzeyi düşük ve kırsal kesimde yaşayan HIV pozitif bireylere ulaşmada doktorların gayretleriyle olumlu neticeler alınmıştır. Kayseri ilinde ulaşılan kişilerde Doktor yönlendirmesi etkin olarak varlık göstermiş ve ulaşılması neredeyse imkânsız olduğu düşünülen kişilere bu sayede ulaşılmıştır.”
ÇÖZÜM İÇİN İŞBİRLİĞİPozitif Yaşam Derneği Başkanı Arzu Kaykı ise ''Yaşanan sorunlara çözümler geliştirmeye yönelik Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların işbirliği içinde çalışmalar yapılması ve böylece tedaviye erişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Bu hem HIV pozitif bireylerin yaşamlarını hem de toplum sağlığını olumlu etkileyecektir. Tüm işbirliklerine açığız” dedi.
Anadolu’da yaşayan HIV pozitifler

Zeki Ökten hayatını kaybetti

Türk sinemasının usta yönetmeni ve senaryo yazarı Zeki Ökten, 68 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. Önceki gün Amerikan Hastanesi’nde kalp ameliyatı geçiren ünlü yönetmen, akşam saatlerinde hayata gözlerini yumdu.
1941'de İstanbul'da doğan Ökten, Haydarpaşa Lisesi'nde okuduğu yıllarda tiyatroyla tanıştı. 1961 yılında Nişan Hançer'in yönettiği 'Acı Zeytin' adlı filmiyle de Sinema dünyasına ilk adımını attı.
1963'te ilk filmi 'Ölüm Pazarı'nı çeken Ökten, umduğu başarıyı elde edemeyince yeniden Yönetmen asistanlığına döndü. Dokuz yıl sonra 'Kadın Yapar', 1973'te de 'Bir Demet Menekşe' ile dikkatleri üstüne çekmeyi başardı.
Kemal Sunal ile çalıştığı 'Kapıcılar Kralı', 'Çöpçüler Kralı', 'Düttürü Dünya' gibi filmlerinde toplumsal gerçekleri yansıtan Ökten, 'Kapıcılar Kralı' ile 14. Antalya Film Festivali’nde 'En İyi Yönetmen' ödülünü kazandı.
SÜRÜÖkten, 1978'de senaryosunu Yılmaz Güney'in yazdığı Türk sinemasının başyapıtları arasında sayılan 'Sürü' adlı filmi çekti ve film uluslararası festivallerde 11 ödül aldı.
Ardından yine Yılmaz Güney ile birlikte çalıştığı 'Düşman'ı çeken Ökten, 1982'de 'Faize Hücüm' filmiyle de Antalya Film Festivali'nde 'En İyi Film' ve 'En İyi Yönetmen' ödüllerini aldı.
Bu filmi 'Pehlivan', 'Ses' ve 'Düttürü Dünya' izledi. Ökten, 'Düttürü Dünya' adlı filmden sonra sinemaya bir süre ara verdi.
1999'da Metin Akpınar, Zeki Alasya, Yıldız Kenter, Eşref Kolçak gibi büyük oyuncuların yer aldığı ‘Güle Güle’ adlı filmi çeken Ökten, bu film ile 37. Altın Portakal Film Festivali'nde ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Senaryo’ ödüllerini aldı
Zeki Ökten hayatını kaybetti

Saturday, December 19, 2009

Organize tecavüz iddiası

TATİLE gittiği Antalya’da bir hastanenin tuvaletinde Temizlik görevlisi Hayri Güçcük’ün tecavüzüne uğradığını iddia eden ingilizce öğretmeni G.T., başına gelen olayın organize olduğunu öne sürdü. Antalya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında Şişli Adliyesi’nde talimatla ifadesi alınan G.T., şunları anlattı: “Arkadaşım A.D.’yle kaldığımız pansiyonda içki içtik. Bir süre sonra fenalaşan arkadaşımı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne götürdüm. İçeri girerken ben de fenalaştım. Muhtemelen alkolden zehirlendik. Bana içinde sakinleştirici bulunan serum verildi. Bir ara kendime gelir gibi olduğumda tekerlekli sedyede olduğumu fark ettim. Bir süre sonra iç çamaşırlarımla, ardından cinsel bölgelerimle oynandı. Bu sırada tuvalet ihtiyacı hissettim. Ayağa kalktım, koluma giren mavi kıyafetli birini hatırlıyorum. Ayağında Nike Marka kırmızı çizgili ayakkabı vardı. Erkek mi, kadın mı olduğunu hatırlamıyorum. Tuvalete gittik. Tuvalet alafrangaydı. Ayağa kalkamadım. Benimle birlikte tuvalete giren Hayri Güçcük beni kaldırdı. İç çamaşırımı çekmemiştim. Yardım edeceğini düşünmüştüm. Daha sonra, ‘Birlikte olmak istiyor musun?’ diye sordu. Şiddetle reddetme rağmen eliyle ağzımı kapatarak kendimi savunamayacak durumda olmamdan faydalandı ve tecavüz etti. O bana tecavüz ederken, dışarıdan ‘Hadi Hayri’ diye bir ses geldi. Bundan, bana yapılanın organize olduğunu anladım. Bu ses üzerine sanık külotumu yukarı çekerek beni yattığım sedyeye kadar götürdü ve çekip gitti.”Öğretmenliği bıraktı G.T., olaydan sonra psikolojisinin bozulduğunu, öğretmenliği bırakmak zorunda kaldığını da anlatarak, “Kimse gerçekte böyle bir şey yaşamasa kendini rezil etmez. Sanığın kendi rızamla ilişki istediğim yolundaki savunmasını kabul etmiyorum. Bu hayatın olağan akışına aykırı” dedi.Kendi istedi demiştiCİNSEL saldırı suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Hayri Güçcük, “Benimle ilişkiye girmek istediğini söyledi. Olay kendi isteğiyle olmuştur” iddiasında bulunmuştu. Sanık avukatı da, ”Kamera görüntülerine göre müvekkilim tuvalette sadece 2 dakika 2 saniye kalıyor. Bu kadar kısa sürede tecavüz mü olur?” savunmasını yapmıştı.
Organize tecavüz iddiası