Showing posts with label bankacılık. Show all posts
Showing posts with label bankacılık. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

Financial Times- 31 Aralık


--Bankacılık sektörü liderleri ikramiyelerden alınan vergilere kızgın
İngiltere’nin bankacılık sektöründen isimler, hükümetin bankalar, çalışanlar ve bankacıların aldıkları ikramiyeler konusunda duygusal hareket ettiğini ve oldukça sorumsuz kararlar aldığını dile getiriyor.

--Sarkozy, karbon vergilerinde en iyisini yapmaya çalışıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Anayasa mahkemesinin karbon vergilerinin yürürlüğe girmesinden iki gün önce kararı geçersiz kılmasının ardından, hükümetiyle birlikte vergiler konusunda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.

--Rus devi Rusal’dan 2.6 milyar dolarlık halka arz
Rus milyarder Oleg Deripaska’nın kontrolündeki alüminyum şirketi UC Rusal, Hong Kong’da gelecek ay gerçekleştireceği halka arz ile 2.6 milyar dolar elde etmeyi planlıyor.
Financial Times- 31 Aralık

Saturday, December 19, 2009

CNNMoney - 18 Aralık


--ABD’de borsaları dünya ekonomisindeki sıkıntılarla düştü
Yunanistan’ın kredi notunun bir puan daha düşürülmesi ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) ülke ekonomisine dair olumlu açıklamalarının ardından doların yükselmesi, ABD borsalarının Perşembe gününü oldukça düşük bir seviyede kapanmasına neden oldu.

--Bernanke’nin görev süresinin uzatılması Senato’ya sunulacak
ABD Senatosu bankacılık Komisyonu’ndan ikinci dönem adaylığı için de onay alan ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke’nin, görevini devam ettirmek için yalnızca Senato’dan onay alması gerekiyor.

--Altın düşerken, dolar güçlendi
Doların Avrupa kıtası genelinde yaşanan mali sıkıntılar ve ülke borcu risklerinden dolayı zayıflayan euro karşısında değer kazanmasının ardından, Perşembe günü altın fiyatlarında düşüş yaşandı.
CNNMoney - 18 Aralık

Iain Martin


Yeni bir milenyuma girilirken, gerçekleşeceği düşünülen pek çok felaket gerçekleşmezken, insanların ihtimal bile vermedikleri alanlarda felaketler yaşandı. Özellikle bankacılık sisteminin çökmesi, oldukça uzak bir ihtimal olarak görülüyordu.

Wall Street Journal köşe yazarlarından Iain Martin’in “Farewell to a Decade of Debt and Disaster (Borç ve felaketlerin on yılına veda) başlığıyla kaleme aldığı makalede, bilinenin aksine ABD’de ve dünya genelinde son iki yılda yaşanan krizin Finans sistemine insanların anlamadan kullandıkları yeni enstrümanlardan çok, insanların kişisel davranışlarının ve daha fazlasını istemelerinin etki ettiğinin altı çizildi.

Martin, insanların her zaman “bu kez farklı olacak” inancıyla hareket edip, kötü şeylerin gerçekleşme ihtimalini düşünmediklerini dile getirirken, ekonomik sıkıntıların ve insanların hayatlarını tamamen etkileyen krizlerin bu ihmalkarlıktan kaynakladığına dikkat çekti.

ÖN GÖRÜLÜ HAREKET EDİLMELİYDİ
Son on yılda ABD’lilerin Ekonomi ve Afganistan savaşı konusunda aşırı bir iyimserlik sergilediğine dikkat çeken Martin, “Herkes 11 Eylül saldırısından sonra ABD’nin Afganistan ve sonrasında Irak’ı işgal edebileceğine inandı. Ancak oraya giderken savaş sonrasında yaşanacakları ya da bu savaştan nasıl çıkılacağını biliyor muydu? Hayır” yorumunu yaptı.

Gerçekleşen Askeri ve teknolojik gelişmelere rağmen, işgali gerçekleştiren ülkelerin iki savaşın sonuçları üzerine on dakika bile düşünmediğini söyleyen Martin, ülkelerin yalnızca “bu kez farklı olacak” inancıyla hareket ettiğine dikkat çekti.

Martin, geçtiğimiz on yılda Siyaset ve ekonomi alanında pek çok ismin ülkelerinin şirketlerinin geleceklerine yönelik sorular sormaktan kaçındıklarından, Korkunç sonuçlar doğuran adımlar attıklarına dikkat çekti.

“Sorular sorup, cevaplarını dinlemek elbette başarının garantisi değil ancak ileri dönemde nelerle karşılaşacağına yönelik çıkarımlarda kişilere çok büyük faydalar sağlayabilir” diyen Martin, bu on yılda insanların sorgulamaktan kaçındıkları için tarihin en büyük hatalarından bazılarına imza attıklarının altını çizdi.

YAKALANABİLECEK FIRSATLAR BÜYÜK
Özellikle ekonomi açısından ABD’lilerin ve Avrupalıların gelecek on yıla dair kötümser olabileceklerini belirten Martin, insanların bu endişelerinin gerçek verilerle de desteklendiği vurguladı.

“Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) göre, İngiltere’nin ülke borcu, ülkenin 2011’de GSYİH’sinin yüzde 94.1’ine yükseldi. Bu rakam 2007’de yüzde 49.9 seviyesindeydi. Aynı şekilde, İspanya’da, borç oranı yüzde 42.1’den 74.3’e, Fransa’da ise yüzde 66.9’dan yüzde 99.2’ye yükselecek” diyen Martin, Batı halkının aşırı gururlu olmanın bedelini ağır ödediğine dikkat çekti.

Batılı ülkelerin gelişmekte olan ülkelerden büyük bir rekabet tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Martin, daha önceki başarılarının üzerine başka bir şey eklemeyip, gelecekten güzel şeyler bekleyenlerden çok, bu on yıl içinde gerçekleşen teknolojik gelişmelerden faydalananların önümüzdeki on yılda ilerleyeceğinin altını çizdi.
Martin, yazısının sonunda “geçmişte yapılan hatalar tekrarlanmadığı ve bu hatalardan ders alındığı sürece, önümüzdeki on yıl bu on yıldan daha iyi olabilir… en azından bu on yıldan daha kötü olmayacağını söylebilirim” sözlerine yer verdi.
Iain Martin

Euro borç korkusuyla değer kaybediyor


The Wall Street Journal’da “Debt Fears Rattle Europe” başlığıyla yayımlanan Haber analizde, İspanya ve Yunanistan’ın ekonomik sıkıntılarına ek olarak, Avusturya’nın bankacılık sisteminde yaşanan son gelişmelerin de piyasaları sarstığına dikkat çekildi.
Avusturya, Avrupa Merkez Bankası’nın emriyle Pazartesi günü başka bir yerel bankanın devlet kontrolüne geçirilmesinin ardından, ülkede başka bir bankanın Doğu Avrupa’daki riskli yatırımlarında sorun yaşadığı dedikodularıyla sarsıldı.
Bu gelişmelerin ardından Euro, Salı günü dolar karşısında ekim ayından bu yana görülen en düşük seviye olan 1,4505’e geriledi.
YUNANİSTAN BUZ DAĞININ GÖRÜNEN KISMI
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Hıristiyan Demokrat Birliği’nin başkanı da olan bütçe sözcüsü Norbert Barthle, “Yunanistan buz dağının görünün kısmı” yorumunu yaptı.
Haber analizde, Euro Bölgesi bölgesinde bütçe açıklarının artması ve bazı ülkelerin ekonomilerin çok zayıf olmasının Almanya ve diğer güçlü ekonomilere sahip ülkelerin, bölgedeki zayıf ülkeleri olası bir finansal krize karşı nasıl koruyacakları üzerine düşünmek zorunda bıraktığına dikkat çekildi.
Euro Bölgesi içinde, Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan ve İspanya oldukça yüksek bütçe açıklarına sahipken bu ülkelerin büyüme olasılıkları da düşük görülüyor. Uzmanlar, bu durumun, ülkelerin borçlarını hızlı bir şekilde artırabileceği uyarısını yapıyor.
EURO BÖLGESİNİN GÜVENİRLİĞİ ZARAR GÖRÜYOR
Analizde, ülkelerin Euro Bölgesi üyesi olduğu için para birimlerinin değerini düşürerek, sıkıntılarını gideremediklerine ve bu durumun kıtanın para birimiyle bağlantılı devlet tahvilleri için sıkıntı yarattığına dikkat çekildi.
Ülkelerin cari açıklarının artmasının, Euro Bölgesi’nin uluslararası piyasalardaki güvenirliğini sarsması da işaret edilen diğer bir nokta oldu.
WSJ, Avrupa Merkez Bankası, bu soruna doğrudan müdahale etmeyeceğini belirtirken, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in fon kaynağı olarak Uluslararası Para Fonu’nu (IMF) tercih ettiğine de vurgu yaptı.
SORUN YAPISAL AKSAKLIKLARDAN KAYNAKLIYOR
Analizde, Avrupa’nın güneyinde yaşanan bu sıkıntıların en büyük etkenlerinden birinin, ülkelerin kendi ekonomilerinde yaşanan yapısal aksaklıklar ve etkisiz bürokrasi olduğu belirtildi.
Bununla birlikte, İspanya ve Yunanistan’da son dönemde yaşanan büyümenin inşaat ve tüketici harcamalarındaki balonlara bağlı olarak gerçekleştiğine de dikkat çekildi. İtalya ve Yunanistan’ın ise özellikle kamu idarelerini yönetmek konusunda sorun yaşadığı ve ülkelerin geçmişten kalan vergi kaçakçılığı sorunuyla boğuştukları belirtildi.
Makalede, İrlanda’nın daha esnek bir ekonomiye sahip olmasına ve genç nüfusunun büyüme hedeflerine daha kolay erişilebilme olasılığı yaratmasına rağmen, ülkenin İngiliz sterlinin değer kaybetmesinden, sorunlu İngiltere hükümetinden ve büyük İrlanda piyasasından etkilendiğinin altı çizildi.
Euro borç korkusuyla değer kaybediyor

Saturday, December 12, 2009

İslami finans da yara almaya başladı


Financial Times’da “Islamic finance suffers growing pains (İslami Finans artan sıkıntılardan yara alıyor) başlığıyla yayımlanan Haber analizde, İslami finans kuruluşlarının küresel ekonomik durgunluktan diğer kuruluşlar kadar etkilendiği belirtildi.
Haber analizde ayrıca, Dubai’deki sıkıntıların İslami finans sektörüne yönelik endişelerin artmasına neden olduğuna da dikkat çekildi.
Son zamanlarda borç sorunuyla boğuşan Dubai, sukuk olarak bilinen İslami tahvillerin en aktif ihraççılarından biri olduğundan İslami bankaların emirlikteki yatırımlarının finansmanı, geçtiğimiz iki hafta içinde fazlasıyla arttı.
Öte yandan, kredi derecelendirme kuruluşları sıkıntılar sonrası performansı düşen birçok islami bankanın notlarını düşürdü.
TEK SIKINTI SUKUK DEĞİL
İslami finans sektörüne yönelik artan endişelerin bir diğer nedeni de Gayrimenkul sektöründeki yatırımlar.
İşlemlerin faizsiz olarak yapılma zorunluluğu bankaların riskli yatırımlardan uzak durmasına neden oldu. Yatırımlarının büyük bir kısmını gayrimenkul sektörüne yapan İslami bankalar, Dubai’de gayrimenkul krizinin baş göstermesiyle sıkıntı yaşamaya başladı.
İslami yatırım şirketi Fajr Capital’in CEO’su Iqbal Khan, “Krizler gerçekleştiği sektöre yatırım yapan bütün finans kuruluşlarını etkiler. İslami olup olmamasının bir önemi yok” yorumunu yaptı.
Analize göre, İslami borç piyasasındaki iyileşme, geleneksel tahvillerle kıyaslandığında bir hayli geride kaldı. Bununla birlikte sektörde, tahvillerin şeriat kurallarına göre ihraç edilip edilmediği tartışması da baş gösterdi.
ŞERİAT KURALLARINA UYGUNLUK TARTIŞILIYOR
Şeriat kurallarına göre hareket etmeye odaklanma yalnızca sukuk piyasası etkilemedi. İslami bankacılık sektöründe uluslararası murabaha olarak bilinen ve atıl fonları değerlendirmek için kullanılan finans aracı tavarruk da bu tartışmadan nasibini aldı.
Tavarruk, müşterilerin bir İslami bankadan, ödemesini sonra yapma sözüyle emtia satın alıp, sonrasında bu emtiyayı hemen bankaya daha düşük bir fiyatla satarak şeriat kurallarına uygun olarak nakit sağlaması olarak biliniyor.
Haber analizde, bu enstrümana yönelik tartışmaların, borçlanmanın şeriat kanunlarına uygun olmamasından kaynaklandığına dikkat çekildi.
SIKINTILAR TALEBİN ÖNÜNE GEÇMEDİ
Analizde, sektör içinden bazı isimlerin Modern finansı dini kurallarla bağdaştırmaya çalışan İslami finansta her zaman anlaşmazlıklar yaşanacağını söylediğine de işaret edildi.
Uzmanlar, şeriat kanunlara uygunluk tartışmalarının ve finansal krizin İslami finans hizmetlerine olan talebin etkilemediğini söylerken, bankacıların özellikle henüz çok fazla yatırımın yapılmayan Mısır, Pakistan, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelere yönelmek istedikleri biliniyor.

İslami finans da yara almaya başladı

Wednesday, December 9, 2009

Çin’in büyümesi hızlanıyor endişeler artıyor


The New York Times'ta yayınlanan bir Haber analizde, ülkede uygulamaya konulan 585 milyar değerideki teşvik paketi, artan kredi kullandırma oranı ve ihracata verilen büyük destek sonucunda GSYH'da, üçüncü çeyrekte yüzde 8.9 oranında büyüme yakalandığı ancak bunun beraberinde endişeleri de getirdiğinin altı çizildi.

Gayri safi yurtiçin hasıladaki bu büyümenin ikinci çeyrekteki yüzde 7.9 oranından bu noktaya yükselirken aynı zamanda da ekonomistlerin ülkedeki istihdam ve sosyal istikrarın sağlanması için gerekli gördüğü yüzde 8 seviyesinin de üstüne çıkmış oldu.

VARLIK BALONU ENDİŞESİ
Bu haber her ne kadar bu yıl işini kaybeden çok sayıdaki işsizi sevindirse de diğer yandan enflasyon ve borsa ile Gayrimenkul piyasasındaki sürdürülemez artışla ilgili endişe yarattı.

Çin'deki gelişmeler ile ilgili görüşlerine yer verilen ekonomik analizler yayınlayan Moody’s Economy.com'dan Alistair Chan, "Yönetim yeni bir balonu başlatmaktan oldukça çekiniyor" dedi.

Ülkede devlet tarafından kontrol edilen bankacılık sisteminden bu yıl içerisinde 1.27 trilyon dolar değerinde rekor seviyede kredi sağlanırken, uzmanlar bu kaynağın çoğunun hisse senetleri ve konut sektörüne yöneldiğini söylüyor.

Bunun neticesinde gayrimenkul fiyatlarında yüzde 73'e varan artış görülürken, Şanghay Borsası yılın ilk yedi ayında bankalarda sağlanan kredi miktarının normale dönmesinden ve bir Dizi halka arzın yatırıma olan talebi gidermesinden önce yaklaşık yüzde 80 oranında değer kazandı. Borsanın şu andaki 2009 kârı ise yüzde 70'e yakın seviyede bulunuyor.

DOĞRU ZAMAN DEĞİL
Hisse senetlerinde ve gayrimenkul piyasasında yaşanan bu balon yine de bazı analistlerin ülke ekonomisinin sallantıda olduğu görüşünü değiştirmiyor.

Bu şekilde düşünen analistler yönetimin uyguladığı mali genişleme politikalarını şimdilik devam etmesi gerektiğini söylerken ülke ekonomisinin toparlanma ve istikrar için can alıcı bir dönemden geçtiğini belirtiyor.

Çin ekonomisini ihracata dayalı yapısını göz önünde bulundurulduğu bu yorumlara bir destek de Çin Mİlli İstatisik Kurumu sözcüsü Li Xiaochao'dan geldi. Li Xiaochao, Reuters haber ajansında yer alan haberde şunları kaydetti:

"Toparlanmanın temelleri henüz sağlam değil, dış ihracat talebi üzerindeki baskı hala ciddi boyutta ve iç talebi artırmak ve ekonominin yapısını değiştirmek bizim için hâlâ zor bir görev."

İhracat, ülkenin ekonomisindeki önemini korurken, bu sayede elde edilen gelirin oranı Batılı ülkeler resesyondan çıkış sürecine girmesine rağmen hâlâ önceki yılların altında seyrediyor.

FAİZ ARTIRIMI BEKLENMİYOR
Haber analizde bu nedenle, ülkede para ve Ekonomi politikalarında faizlerde artırıma gitmek gibi büyük adımların atılmasının beklenmediği de ifade edildi.

Analistlerin daha çok küçük ve yönetimsel adımlar atacağı belirtilen analizde, bunun bankaların ellerindeki rezervleri artırma türünden adımlar olabileceği söylendi.

Çin uzun zamandır küresel ticaret dengesizliği gidermesi için baskı ile karşı karşıya. Birçok uzman, ülkenin ihracata dayalı ekonomisini, sosyal Güvenlik sistemi, Eğitim ve Sağlık sistemini geliştirerek vatandaşların daha fazla harcamaya yöneltmesiyle, daha fazla iç talebe dayalı hale gelmesini tartışıyor.

Analize Chan'ın şu sözleri ile son verildi: "Çin, Perşembe gelen son veriden sonra başlıca probleminin üstesinden geldi ancak günün sonunda ülke ekonomisi yine ABD'ye yapacağı ihracata dayanıyor."
Çin’in büyümesi hızlanıyor endişeler artıyor