Showing posts with label İran. Show all posts
Showing posts with label İran. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Hintlilerin rekorunu kıracak, cari açığı kısacak

İSTANBUL - Petkim, 2010 planlarını yeni logo lansman toplantısında açıkladı. Petkim'in yüzde 51'ine 2008'de Özelleştirme İdaresi'nden alan Socar Turcas Yönetim Kurulu Üyesi Batu Aksoy, EPDK'da lisans izni bekledikleri Ceyhan rafineri projesini askıya aldıklarını, önceliği Aliağa'daki rafineri yatırımına verdiklerini söyledi.
Batu, "Bu yılı mühendislik çalışmaları, lisansör seçimi ile geçiririz, lisansı bu yıl içinde bekliyoruz. 2011 finansman ve projenin tamamının inşaatına talip olan şirketlerin ihale yöntemiyle seçilmesiyle geçer. 2011 sonu 2012 başı inşaata başlarız 2014'e yetiştiririz" dedi.
Socar-Turcas CEO'su Kenan Yavuz'un "rafineri yapımında Hintlilerin rekorunu kırarız" dediği Aliağa'da, 10 milyon tonluk yıllık üretim olacak. Bunun 2 milyon tonu Petkim'in ithal ettiği hammadde, 8 milyon tonu da dizel, jet yakıtı, LPG ve nafta gibi benzin dışı ürünler.
Yavuz, bu ürünleri yerlileştirerek Türkiye'nin cari açığını 2.5-3 milyar dolar düşüreceklerini görüşünde.
PETKİM YARIMADASINA 5 MİLYAR DOLARPetkim, 4 milyar dolarlık rafineri yatırımına liman ve diğerlerini ekleyerek Petkim yarımadası üzerinde 2015'e kadar 5 milyar doların üstünde yatırıma ulaşıp dünya liginde sınıf atlamayı hedefliyor.
Yavuz, "Genel kuruldan sonra limanı ayrı bir şirkete dönüştüreceğiz. Burasını büyütüp Türkiye'nin en önemli lojistik üssü haline getireceğiz. Ayrıca Avrupa ve Akdeniz'e hizmet verecek" dedi.
Yavuz, İran'daki petrokimya rafinerisi yatırımıyla ilgili olarak ise fizibililite çalışmalarının sürdüğünü, benzer projeyi Mısır'da düşünebileceklerini söyledi.
Hintlilerin rekorunu kıracak, cari açığı kısacak

Wednesday, February 17, 2010

Davutoğlu nu Türkçe "hoşgeldin"le karşıladı

Ahmedinecad, temaslarda bulunmak üzere Tahran'a gelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu Türkçe "Hoş geldin" diyerek karşıladı.



İran ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesinin hem iki ülkenin hem de bölgenin çıkarlarına olacağını söyleyen Ahmedinecad, İran'ın Türkiye ile iyi niyet ve güven temellerine dayalı olarak ilişkileri sağlamlaştırmak istediğini söyledi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise İran'ın bölgedeki önemli rolüne dikkat çekerek, Türkiye'nin İran ile ilişkilerin güçlendirilmesine verilen önemi arttıracağını ifade etti. Davutoğlu ayrıca, Türkiye'nin İran ile ilişkilerini çeşitli alanlarda geliştireceğini kaydetti.
Davutoğlu'nu Türkçe "hoşgeldin"le karşıladı

İsrail e Sovyet anıtı inşa edilecek

Rusya'nın kelimenin tam anlamı ile süper bir güç olduğunu kaydeden İsrail Başbakanı, işbirliğinin iki ülke çıkarları açısından da faydalı olacağını söyledi.



Rusya ile İsrail arasındaki ilişkilerin gelişim pesrpektifi olduğunu kaydeden Putin, özellikle Tarım ve yüksek Teknoloji işbirliklerinin önemine işaret etti. Putin, "Sizin ürünlerinizin Rusya pazarında yer alabilmesi için gerekli desteği vermeye hazırız." dedi.



Rusya'nın kelimenin tam anlamı ile düper güç olduğunu, İsrail'in de teknoloji açısından süper güç olduğunu kaydeden Netanyahu, "İki ülke arasında ilişkilerin kurulmasının 20. yılını değil, aynı zamanda Nazi Almanya'sına karşı kazanılan İkinci Dünya Savaşı'nın da 65. yılı kutlanıyor. Hiç kimsenin Yahudilere karşı gerçekleştirilen soykırımın unutturulmasına gücü yetemez. Burada Sovyet Ordusu'nun katkısı da gözardı edilemez." dedi.



İSRAİL'E SOVYET ANITI İNŞA EDİLECEK

İsrail'in Rusya ve Sovyet Ordusu'nun İkinci Dünya Savaşı'ndaki katkısının anısına İsrail'de bir anıt yapmayı planladıklarını kaydeden Netanyahu, "Umut ediyorum, sizin İsrail ziyaretinizden önce tüm bunları hazır edebiliriz." şeklinde konuştu.



Rusya'da da bir Yahudi soykırım müzesinin inşası için Rusya Yahudi cemaati lideri ile görüştüklerini ifade eden Putin de özel bir girişim olmasına rağmen hükümetin bu konuda destek vereceğini kaydetti.

İran'a S-300 füze sevkıyatının gerçekleştirilmemesi ve Nükleer programı nedeni ile sert yaptırımlar uygulanmasını isteyen Netanyahu, Moskova'yı kısmen ikna etti. Kremlin gün içinde yaptığı açıklamada, Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile şeffaf bir diyalog geliştirmemesi ve uluslararası toplumu ikna etmemesi durumunda yaptırımların ihtimal dışı olmadığı uyarısında bulundu.



Netanyahu'nun gün içinde Moskova'da temaslarda bulunan Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreou ile de yemekte bir görüşme yapması dikkat çekti. İran nükleer sorunu ile Yunanistan ekonomik krizini mukayese eden Netanyahu, iki krizin çözümü için uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini söyledi. İsrail Başbakanı, İran nükleer programının durdurulamaması durumunda Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın da nükler silahlara sahip olmak isteyebilecekleri iddiasında bulundu.
İsrail'e Sovyet anıtı inşa edilecek

Gündem Kırmızı Kitap

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Türkiye'nin "gizli anayasası' ya da "kırmızı kitap' olarak da isimlendirilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde (MGSB) yapılacak değişiklikleri hafta sonunda masaya yatıracak.



MGK, yılın ilk toplantısını 19 Şubat Cuma günü Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında yapılacak toplantıda, Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren iç ve dış gelişmeler güvenlik birimlerinin kurula sunacağı raporlarla gündeme gelecek. Toplantıda ayrıca, İran'ın Nükleer silahlanmasına yönelik gelişmeler, AB ile ilişkiler, terörle mücadelede son durumun yanı sıra, Afganistan, Ortadoğu ve Kıbrıs'taki son gelişmeler de ele alınacak.



Toplantının ağırlıklı gündem maddesini ise Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde yapılacak değişiklikler oluşturuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik ağır eleştirilerin yapıldığı bir dönemde, hükümet MGSB'nin özellikle iç tehdit bölümünde köklü değişiklikler yapmayı planlıyor. 2005 yılında hazırlanan MGSB'nin iç tehdit bölümünde irtica ve bölücülük öncelikli tehdit olarak yer alıyordu. Ancak hükümet bu kez başta irtica olmak üzere, Demokratik Açılım projesi kapsamında da etnik konuların güncellenmesini planlıyor. Hükümet özellikle son dönemde artan işsizlik nedeniyle, iç tehdidin ilk sırasına işsizliği yerleştirmeyi hedefliyor. Askerler ise belgenin iç tehdit bölümünde yapılacak güncellemelerin, bu bölümün "içinin boşaltılmasına' yol açacağından endişe ediyorlar. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, teknik olarak "Bakanlar Kurulu belgesi" niteliğindeki MGSB üzerinde doğrudan etkisi bulunmuyor. Bu nedenle askerlerin MGK toplantısında bu konuda duydukları endişe dile getirecekleri, ancak nihai olarak hükümetin hazırlayacağı bir belge üzerinde MGK'nın etkisi de ancak tavsiye niteliğinde olabilecek. Öte yandan hükümet, Askeri müdahalelere yasal dayanak olarak gösterilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne "ülkeyi iç ve dış tehditlerden koruma ve kollama" görevi veren İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini kaldırmaya hazırlanıyor. MGK'da asker-sivil ilişkileri görüşülürken, bu tür yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceği de belirtiliyor.
Gündem Kırmızı Kitap

Thursday, December 31, 2009

İran için vakit yaptırım değil, destek vakti


El Cezire Televizyon kanalının internet sitesinde yer alan makalede, Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntezeri’nin ölümü sonrasında İran’da gelinen noktanın, 1989 yılında Çinli lider Hu Yaobang’ın ölümü ardından Çin’deki muhafazakarlar ile reformcular arasındaki ulusal mücadelede olduğu gibi belirleyici bir değişimin habercisi olabileceğine dikkat çekiliyor.
Makalede İran’ın içine girdiği kritik durumun, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından önceki Doğu Avrupa’nın durumuna benzediğini ifade eden Silverstein, İran’ın parçalanmış ve kaos içindeki durumuna nazaran, 1989 yılında Deng Xiaoping’in yönetimi altındaki Çin hükümetinin daha iyi bir birlik oluşturmayı başardığını, bugün gelinen noktada İran’ın Çin hükümetine kıyasla muhalefet baskısını ortadan kaldırmak konusunda şüphe verici bir görüntü içinde olduğunu belirtiyor.
GÜVENİLİRLİK AZALIYOR Mir Hüseyin Musevi’nin yeğeni Seyid Ali Musevi’nin rejim yanlıları tarafından öldürüldüğünün iddia edilmesi, rejime sadık olanların bile tutumlarını kaybetmeye başladıklarının bir göstergesi.
Bu tür çılgınca hareketler, sözde gücü elinde bulunduranların geride kalan az sayıdaki taraftarlarını bile bir tiksinti içinde kendilerinden uzaklaştırabilir. Hükümetin “cesedi” çalması ve ailesini yas tutmaması konusunda uyarması vahşetin ötesinde bir tavır olarak, bu iğrenç eylemi gerçekleştirenlerin üzerindeki utancı arttıran bir davranış.
Normal koşullarda en ufak bir şiddet hareketine izin verilmeyen Aşure gününde eylemcilere sert tepkiler gösterilmesi rejimin kontrolden çıktığını gösteriyor.
Silverstein, reformcu eylemcilerin attıkları sloganların aynı anda iki amaca hizmet ettiğini belirtiyor. Bir yandan halihazırdaki hükümet İmam Hüseyin'i şehid eden Yezid'e benzetilerek iki dönem arasında benzerlik kuruluyor, diğer yandan da dini referanslarla hükümetin dini kendi tekeline alması engellenmeye çalışılıyor.
Ayrıca muhalefet taraftarları şu ana kadar rejimi yıkmayı başaramamış olsalar bile, böyle taktiklere başvurmaları iktidar ve meşruiyeti ellerinde tutanların kredibilitesini zayıflatmakta her gün daha çok geliştiklerine işaret ediyor.
TEHDİTLER İÇİN VAKİT YOK Silverstein, ABD’nin ve Batılı müttefiklerinin yaşanan süreçte İran’a karşı yaptırım uygulamasının saçma olacağının altını çizerek bu dengesizlik ortamında rejimin yaptırımları kendi çıkarına kullanabileceğini belirtiyor.
Yazar, ABD’nin göstereceği tepkinin insan haklarının desteklenmesi ve yaşanan ihlallerin kınanmasından öteye gitmemesi gerektiğini ifade ederken, ABD’nin İran’ın Nükleer programına karşı yaptırımlar, hatta silah gücü kullanımına gidilmesi halinde rakiplerine koz vereceğini ve desteğini azaltacağını vurguluyor. Silverstein İsrail hükümetinde ve ABD’nin yeni muhafazakârları arasında İran’daki radikal liderler ile reformcular arasındaki farkı göremeyenler olduğunu belirtiyor.
Bu kişilerin İran’daki taraflardan birini desteklemek adına bir ayrım yapmaları veya politik ayarlamaya gitmelerinin aptalca olacağını ifade eden yazar ülkedeki durumun çok yanlış bir yöne gittiğini ve her halükarda çok büyük bir gayret ile durdurulması gerektiğini savunuyor.
Hem İran'ın hem de ABD'nin çıkarları için dikkatli olunması gerekiyor.
İran için vakit yaptırım değil, destek vakti

The Guardian- 31 Aralık


--Bağdat’ta yaşanan kaçırılma olayında İran parmağı
The Guardian gazetesinin yaptığı araştırmalar Irak’ta kaçırılanların hemen ertesi gün İran’a götürüldüğünü ortaya çıkardı.

--Afganistan’daki patlamada CIA ajanları öldürüldü
Afganistan'daki Askeri üste yaşanan intihar saldırısında ölen sekiz sivilin CIA ajanları olduğu doğrulandı.

--ABD’nin, El Kaide’ye karşı planları başarılı oldu
Başarısız olan uçak bombacısını kimlerin idare ettiği araştırmaları sürerken Yemen’deki terörist üslerine karşı misilleme saldırıları ihtimali sürüyor.
The Guardian- 31 Aralık

İran da gösteriler rejimi köşeye sıkıştırdı


İran’da Haziran’da yapılan seçimlerin ardından protesto denince akla silahlı polislerin silahsız göstericileri dövdüğü sahneler akla geliyordu. Ancak Pazar günü bu düzen değişti. Şii Müslümanların İmam Hüseyin’in ölümünü andığı gün olan Aşure günü İran’da rüzgarın dönüşüne Sahne oldu.

İnternet üzerinden elimize ulaşan fotoğraflar ve Video görüntüleri bu sefer göstericilerin polisleri kovaladığı, yakaladığını ve dövdüğünü gösteriyordu. Yol kenarında eli yüzü kan içinde oturanlar da Güvenlik güçlerinin üyeleriydi.

Belki bundan da önemlisi taraf değişikliğini gösteren fotoğraflardı: protestocuların omuzlarında taşıdığı üniformalı adamlar ellerinde muhalif hareketin sembolü haline gelen yeşil kurdeleler sallıyor.

NE OLACAĞI BELLİYDİ
Der Spiegel dergisinden Ulrike Putz, 27 Aralık’ta güvenlük güçleriyle muhalifler arasında ciddi çatışmalar yaşanacağının günler öncesinden belli olduğunu hatırlatıyor. Reformcuların ruhani lideri Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri’nin geçen hafta düzenlenen cenazesine katılan 1 milyon kişi İran’da muhalefetin gücüne işaret ediyordu.

Muntazeri’nin ölümünün yedinci gününde düzenlenen anma törenlerinin Aşure günüyle çakışmasıysa protestocuların duygularının daha da güçlenmesine ve bugüne kadarki kurban pozisyonlarını bırakıp saldırıya geçmelerine neden oldu.

Güvenlik güçlerinin dini bayram ateşkesine uymaması ise rejime sadakatlerinden şüphe edilmeyecek en muhafazakar İranlıların bile tepkisini çekti. Görgü tanıkları giyim kuşamlarından koyu Müslüman oldukları anlaşılabilecek kişilerin de protestocuların arasında olduğunu belirtti.

Putz, muhafazakarların rejime tavır almasının nedeni Cumartesi günü ayaklanma polisinin eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin konuşma yaptığı bir camiyi basması oldu. Mehdi Kerrubi, “Şah’ın rejimi bile Aşure gününe saygı gösterir ve çatışmayı Aşure sonrasına ertelerdi” dedi ve ekledi: “ İslam Devrimi’nin rejimi ellerini ulusun kanına buladı.”

CESETLER NEREDE?
Pazar günü kaç kişinin öldüğü hala net değil. Jaras gibi reformcu internet siteleri sekiz ile 10 arasında ölümden bahsederken İran’ın resmi yayın organları başta ölüm olmadığını iddia etmişti. Daha sonra 10 tanesi “tanınmış Devrim karşıtı teröristler”, beş tanesi de “şüpheli koşullar altında” ölen kişiler olmak üzere toplam 15 can kaybı bildirilmiş, 3 bin “ayaklanmacı”nın yakalandığı duyurulmuştu.

Hükümetin olayları daha da alevlendirecek cenazeler düzenlenmemesi için cesetleri ortadan kaldırdığı söyleniyor. Putz, analistlerin rejimin köşeye sıkıştığını ve gücünü yeniden kazanmak için elinden geleni yaptığını ifade ettiğini aktarıyor.

Musevi ve Kerrubi gibi muhalefet liderleri konumuna geçmeye zorlanan politikacıların karşı karşıya olduğu tehdit gün geçtikçe artıyor. İran parlamentosunun yargı komitesi başkanı Ali Şahruki Pazartesi günü yaptığı açıklamada “Liderler yaptıklarından sorumlu tutulmalı ve yargıç önüne çıkmalı” diyerek bu tehdidi açıkça ortaya koydu.

LİDERLER TEHLİKEDE
Aslına bakılırsa bugüne kadar bu yönde pek çok çağrı yapılmış ancak Tahran böyle bir hareketin hükümetin devrilmesine yol açacağından çekindiği için harekete geçen olmamıştı. Pazartesi günü Musevi’nin ve Kerrubi’nin en yakın destekçileri gözaltına alındı.

Aşure gününden üç gün sonra gerginlik sürüyor. Protestocular Muharrem ayının getirdiği hareketlilikten ellerinden geldiğince faydalanmak istiyor. Pazar günü atılan sloganlar tehlikeye rağmen rejim değişikliğine işaret ediyor: “Savaşacağız, öleceğiz, ülkemizi yeniden fethedeceğiz.”
İran'da gösteriler rejimi köşeye sıkıştırdı

ABD nin yeni hedefi Yemen mi?


Son dönemde giderek daha yüksek sesle dile getirilen bu senaryoyu son olarak Christian Science Monitor da ele aldı. Derginin internet üzerinden yayımladığı bir makalede, Yemen’in Batı için “yeni Afganistan” olabileceği belirtildi.

Amsterdam’dan Detroit’e gitmekte olan uçağı bacaklarına bağladığı bomba ile havaya uçurmaya çalıştığı iddia edilen Ömerfaruk Abdülmüttalib’in kullandığı tekniğin, Ekim ayında El Kaide’nin Yemen’deki koluna liderlik yapan kişi tarafından cihatçı bir internet sitesinde tanıtılmıştı.

Londra’da üniversite okurken görüşlerinde radikalleşme eğilimi görülen Nijeryalı Abdülmüttalib de ABD’li yetkililere kullandığı tekniği Yemen’de öğrendiğini ifade etmişti.

En fakir Arap ülkelerinden biri olmasının yanında, toplumsal huzursuzluk, kanunsuz uygulamaların yanı sıra su krizi nedeniyle zor günler geçiren Yemen, 2000 yılında 17 denizcinin öldüğü USS Cole destroyerine düzenlenen intihar saldırısının ardından “teröristlerin güvenli sığınağı” olarak Dünyanın gündeme gelmişti.

ABD’de terör suçuyla yakalananların tutulduğu Guantanamo’deki ünlü hapishanede bulunan 210 tutuklunun yaklaşık yarısının Yemenli olduğu belirtiliyor. 11 Eylül saldırıları da Usame bin Ladin’in ailesinin esasında Yemenli olduğunu ortaya çıkarmıştı.

El Kaide ve Yemen bağlantısı CIA’in de gözünden kaçmadı. ABD istihbarat örgütü, 2002 yılından bu yana insansız hava araçları ile gerçekleştirdiği saldırılarla radikal İslamcı lider Enver el-Evleki’nin yaşadığı Yemen’deki terörist grupları hedef alıyordu. Evleki’nin Fort Hood saldırısını gerçekleştiren saldırganla da ilişkili olduğu iddia edilmişti.

Ayrıca Pakistan’daki operasyonların ardından El Kaide’nin birçok üyesinin Yemen ve Somali’ye yerleştiği de gelen bilgiler arasında.

ÖNLEYİCİ SALDIRI SEÇENEĞİ
Amerikalı Senatör Joe Lieberman, “Irak dünün, Afganistan bugünün savaşıydı. Eğer erken hareket etmezsek Yemen yarının savaşı olacak” dedi.

Christian Science Monitor, değerlendirmesinde, her ne kadar Müslüman ülkelere önleyici saldırılar yapılması ABD’de fazla destek görmese de Başkan Obama’nın 23 milyon nüfuslu Yemen’e karşı böyle bir adım atmayı düşünmesi gerektiğini öne sürdü.

Barack Obama, Yemen Başbakanı Ali Abdullah Salih’in hükümetine terörle mücadele için şimdiden 70 milyon dolar teklif etmiş, hükümet bu desteğe Aralık ayında El Kaide pozisyonlarına düzenlenen hava saldırısı ile cevap vermişti. Ayrıca Suudi Arabistan geçen ay ülkeyi işgal ederek İran ile bağlantısı olan isyancı bir Şii grubu kontrol altına almak zorunda kalmıştı.

Monitor, bu operasyonu, Yemen’deki bir grupla bağlantısı olan intihar bombacısının Ağustos ayında Suudi içişleri bakan yardımcısını öldürmeye çalışmasıyla El Kaide’ye gönderilmesi gereken bir mesaj olarak yorumladı. Öte yandan, Bin Ladin taraftarı Suudi Arabistanlılar güç kaybetmeleri nedeniyle Yemen’e kaçmak zorunda kalmıştı.

İntihar bombacıları için önde gelen bir Eğitim alanına dönüşmesi olasılığı olan Yemen’e Batı ülkelerinin acilen ilgi göstermesi gerekiyor. Ayrıca ABD’nin Terörle Mücadele Merkezi yetkililerine göre, Yemen’in El Kaide’nin küresel saldırılarını gerçekleştireceği “bölgesel operasyon merkezi” haline gelme olasılığı da söz konusu.

Christian Science Monitor, sürekli sığınak arayışında olacak El Kaide militanlarını kovalamanın kolay olmayacağını, ancak ABD’nin uçaklarını korumak adına bunun etkin bir yöntem olarak kullanılabileceğini de ifade etti.

ABD’nin yeni hedefi Yemen mi?

Tuesday, December 29, 2009

Böyle uyanıklık görülmedi

İnternette bilgiye hızlı ulaşmayı sağlamak adına her yeni bir adım atıldığında, birileri bu yeniliği nakite dönüştürmek için başka bir adım atıyor. İran'daki seçimlerin internet üzerinde en popüler konu olduğu dönemde İngiliz bir mobilya üreticisi, her "İran" kelimesinin gösterildiği sayfada reklamının görünmesi için bu kelimeye yönelik özel bir online reklam kampanyası yapmıştı. ünlü aktris Brittany Murphy'nin yaşamını kaybetmesi üzerine insanların internet üzerinde Murphy'den sıkça bahsetmeleri üzerine uyanık reklamcılar bu kez konuyla ilgisiz ürünlerini Brittany Murphy adı ile ilişkilendirdiler.

Şimdi ise One Riot adlı bir internet reklam firması reklamlar ve popüler konuları ilişkilendirmek adına bir adım daha ileri gidiyor. One Riot artık internette bir konu popüler hale geldiği anda, reklamları otomatik olarak bu kelimelerle ilişkilendirecek bir servis başlattı. Yani artık eskiden olduğu gibi reklamların konusuyla ilgili içerik ile birlikte görünmesi devri kapanıyor. Artık reklamlar popüler olan konu her ne ise onunla beraber görüntülenecek...

Böyle uyanıklık görülmedi

Saturday, December 12, 2009

ABD: Erivan’la önkoşulsuz imzalayın


Obama ile Erdoğan arasındaki görüşmenin heyetlerarası kısmında yer alan Gordon, gazetecilerin sorularına şu yanıtları verdi:
Türkiye arabuluculuk rolü oynamak istiyor. İran ile bizim sahip olmadığımız bağları ve temasları olduğuna inanıyorlar. İran’a karşı oy kullansalar bu rolü oynayamayacaklarını düşünüyorlar. Biz de dedik ki, bu tür rolü memnunlukla karşılarız. Siz yardımcı olun. İran’ın, uluslararası toplumun mesajını anlaması gerekiyor. Türkiye ile taktik ayrılıklarımız var. Bunu da açıkça Türklere söyledik. Afganistan’da muharip Türk Askeri talebimiz konusunda Beyaz Saray’daki özel konuşmalara giremem. Türkiye zaten çok önemli rol oynuyor. Türkiye ile Afganistan konusundaki ilişkimiz mükemmeldir. Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşmeyi ve 10 Ekim’de imzalanan protokolleri destekliyoruz. Bir bağlantı olarak gördüğümüz için değil, Dağlık Karabağ konusuna aktif bir şekilde angajeyiz. Eğer bu iki ayrı süreç de başarılı olursa tarihsel bir gelişme olur. Protokollerin onaylanması için makul bir takvim olmalı. Her iki hükümetten de protokollerin en kısa sürede onaylanmasını istedik. Önkoşulsuz ve diğer herhangi bir konudan bağımsız olarak. Başkan Obama Başbakan Erdoğan’a bunları anlattı. Biz yardımcı olmaya hazırız. Her iki tarafın da protokolleri imzaladığını görmek istiyoruz.
ABD: Erivan’la önkoşulsuz imzalayın