Showing posts with label inceleme. Show all posts
Showing posts with label inceleme. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

Sağlık Bakanlığı 3 ilacı geri çekti

Alınan bilgiye göre, Poliforma İlaç Sanayi ve Tic.A.Ş. adına ruhsatlı olan ''PF yüzde 5 Dektroz Laktaklı Ringer Solisyonu 1000 ml'' adlı serumun E-0901005-1 seri numaralısında yapılan inceleme sonucu, numune içerisinde partikül ve elyaf bulunması nedeniyle 2.Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanmasına karar verildi.



Sivilce tedavisinde kullanılan Embil İlaç Sanayi Ltd.Şti. adına ruhsatlı ''Isotrexin Jel'' adlı adlı ilacın yapılan inceleme ve Analiz sonucu safsızlık oranının firma değerlerine göre yüksek olması nedeniyle 245L serisinin geri çekilmesi istendi.



Vücuttaki çinko eksikliğinin tedavisinde kullanılan Berko İlaç ve Kimya Sanayi adına ruhsatlı ''Zinco 220 mg. Tablet'' adlı ilacın da yapılan inceleme ve analiz sonucunda 0806024'nolu serisinde, etken madde miktarının firma limitlerinden az olduğu tespit edildiği için 2. sınıf B seviyesinde geri çekileceği bildirildi.



Eczanelerin, ilaç depolarının ve hastanelerin ellerindeki ilgili seriye ait ilaçları en kısa süre içerisinde ilgili ilaç firmalarına iade etmeleri gerekiyor.
Sağlık Bakanlığı 3 ilacı geri çekti

Goldman Sachs endişesi diğer AB ülkelerini de sardı

AVRUPA Komisyonu'nun Ekonomik ve Mali İşlerden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Yunanistan hakkında, bütçe açığının gerçek büyüklüğünü gizlemek için ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs ile türev işlemleri yaptığı yönündeki iddiaları detaylı şekilde araştırmak üzere soruşturma açıldığını söyledi. İtalya ve İngiltere'nin de benzer işlemler gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Benzer teknikler uyguladığı şüphesi olabilecek diğer ülkeler hakkında da gerekirse inceleme başlatacaklarını belirten Rehn, "Bu konuyla ilgili soruşturmayı başlattık. Bu tür tekniklerin Yunanistan dışında diğer üye ülkeler tarafından da kullanıldığını düşünmemizi sağlayacak bir neden görürsek, bu ülkelerden konuyla ilgili bilgi talep edeceğiz" dedi. Rehn, Yunan hükümetinin borç krizi ile ilgili olarak AB'den hiçbir mali destek talebinde bulunmadığını söyledi. Toplantıda öne çıkan açıklamalar şöyle:

Almanya Maliye Bakan Yardımcısı Joerg Asmussen: Yunanistan, tıpkı euro Bölgesi'ndeki İrlanda gibi önlemlerini kendi çabaları ile almalı.

Yunan Maliye Bakanı George Papaconstantinou: Euro Bölgesi'ni ve AB'nin tamamını kaygılandıran daha büyük sorunlar var.

Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde: Önümüzdeki 30 günlük süre çok önemli ve Yunanistan'ın durumu o zaman belirmeye başlayacak.

Goldman Sachs endişesi diğer AB ülkelerini de sardı

Wednesday, December 16, 2009

Türk hasta için İspanya dan geldi

BURSA - Beyin rahatsızlığı sonucu Bursa'daki özel bir hastanede 22 gün solunum cihazına bağlı yaşayan 54 yaşındaki kadının yakınları, Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Gebitekin'e başvurdu. Prof. Dr. Gebitekin, inceleme sonucu hastanın nefes ve yemek borularının bir bölümünün solunum cihazı nedeniyle tahrip olduğuna, acilen ameliyata alınması gerektiğine karar verdi.
Ameliyat için dünyada ilk kez soluk borusu naklini yapan ve İspanya'nın Barcelona kentinde yaşayan Prof. Dr. Paolo Macchiarini'yle bağlantı kuran Gebitekin, bu kişiyi Bursa'ya davet etti. Davet üzerine dün gece İspanya'dan gelen Macchiarini, UÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde, Prof. Dr. Gebitekin ve ekibiyle birlikte hastanın ameliyatına girdi. Macchiarini, ameliyattan önce gazetecilere yaptığı açıklamada, ilk nefes borusu naklini geçen yılın haziran ayında 30 yaşında 2 çocuk annesi bir kadına yaptıklarını söyledi. YÖNTEMİ DİĞER NAKİLLERDE DE KULLANMAK İSTİYORUZSöz konusu hastanın tüberküloza bağlı nefes borusu tahribatı bulunduğunu ifade eden Macchiarini, şöyle konuştu:
''Kadının akciğerinin sol bölümünü alıp sağ tarafını soluk borusuyla birleştirecektik. Bu, son derece riskli bir ameliyattı. Tahrip olan bölgeyi çıkarıp transplant yapmaya karar verdik. Kadavradan alınan nefes borusunun üzerindeki hücreler özel bir yöntemle temizlendi. Hava yolu, kök hücre teknolojisi kullanılarak hastanın kendi hücreleriyle kaplandı. Bu yöntem sayesinde bağışıklık sistemini (immün sistemi) baskılayıcı ilaç kullanımının da önüne geçtik. 16 yıldır bu konu üzerinde çalışıyorduk. Bütün organ nakillerinde vücudun organı reddetmemesi için immün sistemi baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Nefes borusu hastanın kendi hücreleriyle kaplandığı için vücut tepki göstermiyor. 52 yaşındaki bir hastaya yaptığımız 2. vakada ise tekniği biraz daha geliştirdik. 1. vakada hazırlık 6 ay sürmüştü, ikincisinde süreyi 9 saate kadar indirdik. Bu yöntemi diğer nakillerde de kullanılabilir hale getirmek istiyoruz. Kök hücre teknolojisini kalp damar cerrahisinde de kullanılabilir hale getirmek için çalışmalar sürdürülüyor.''CİDDİ TECRÜBE GEREKTİREN BİR AMELİYATProf. Dr. Cengiz Gebitekin de uzun yıllara dayalı arkadaşlıkları bulunan Prf. Dr. Macchiarini'yi vakanın acil müdahale edilmesi ve daha fazla deneyim gerektirmesinden dolayı Bursa'ya davet ettiğini belirtti. Macchiarini'nin hiçbir karşılık beklemeden daveti kabul ettiğini ve dün gece Bursa'ya geldiğini ifade eden Gebitekin, şunları söyledi:
''Nefes borusu çok Enteresan bir organ. Her türlü travmaya çok farklı cevap veren bir organ. Nefes borusunu ya değiştirmeniz ya da kendi üzerinde tamirat yapmanız gerekiyor. 10-12 santimetre uzunluğunda çok kolay harap olan bir organ. Özellikle hastanın uzun süre yoğun bakımda kaldığı ve tüple birlikte solunum makinesine bağlı olduğu vakalarda çok ciddi hasara uğruyor. Bizim hastamız da 22 gün yoğun bakımda kalmış. O günden beri solunum makinesine bağlı. Kendisini özel bir hastaneden transfer ettik. Hastanın nefes borusunun yaklaşık 5 santimetrelik bölümü harap olmuş. Yemek borusunun aynı uzunluktaki bölümü de aynı durumda. Ameliyatta o bölüm tamamen çıkarılıp nefes borusu birleştirilecek. Çok kompleks bir iş. Çok ciddi tecrübe gerektiren bir ameliyat. Bugüne kadar 5 santimetreye çıktığımız oldu ama bu çok daha özel çünkü beraberinde yemek borusu var.''
Türk hasta için İspanya'dan geldi

Thursday, December 10, 2009

"Siyasi bir darbe olur"

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk partisinin Meclis grup toplantısında yaşanan son gelişmeleri ve partisi hakkında Anayasa Mahkemesi'nde görülmeye başlanan kapatma davasını değerlendirdi. Konuşmasına Diyarbakır'da polis kurşunuyla yaşamını yitirdiği iddia edilen Aydın Erdem isimli üniversite öğrencisi ile İstanbul'da bir otobüse yapılan Molotoflu saldırıda yaralanan ve dün yaşamını yitiren Serap Eser'in ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek başlayan Türk, her iki saldırıyı da kınadıklarını söyledi. Türk, dün Tokat'ın Reşadiye İlçesi'nde 7 askerin Şehit olmasına neden olan saldırı konusunda ise "Tokat'ta karanlık bir provakasyon olduğu gün gibi ortada olan bir saldırı sonucu aramızdan ayrılan askerlerimiz için, yüreklerimiz parçalandı. Anne babaları ve yakınları şahsında tüm yurttaşlarımızın acılarını paylaşıyorum. Reşadiye'deki provokasyon bir an önce açıklığa kavuşturulmalı ve aydınlatılmalıdır. "dedi. 1993 yılında yaşanan 33 askerin şehit olduğu saldırıyı hatırlatan Türk, o dönemde de Kürt sorununun çözümü için yaşanan sürece son vermek için birilerinin düğmeye bastığını Tokat'taki saldırının da aynı amacı taşıdığını savundu.



Konuşmasında hükümetin açılım konusundaki yaklaşımını da değerlendiren Türk "Açılım konusunda cesur adımlar atamayan Hükümet yetkilileri, günlerden beri kalkmış Partimizi suçluyor, kendi sorumluluğunu gizlemeye çalışıyor. Sanki "açılım yapacaklarmış da biz izin vermemişiz, engel olmuşuz' gibi çarpıtmalarla kamuoyunu yanıltamaya çalışıyorlar. Böyle bir gaflet ve kandırmaca içindeler. Hükümete sormak istiyorum: Parti olarak bizim bu çatı altında iki buçuk yıldan beri verdiğimiz demokrasi mücadelesi olmasaydı, siz acaba açılımın A'sından bile bahsedebilir miydiniz? Sorunu da çözümünü de idrak edemeyen AKP'nin kendisidir."diye konuştu.



İçeriği hakkında bir şey bilmeseler de açılıma hükümetten daha fazla sahip çıktıklarını, sorumlu yaklaştıklarını ve destek olduklarını söyleyen Türk, kendilerinin bu olumlu tavrına rağmen hükümetin ne sorunun ciddiyetini ne de sorumluluğunu anladığını kaydetti. DTP'yle Ağustos ayında yapılan nezaket görüşmesinin dışında istişarede bulunulmadığını ve DTP'ye yönelik "açılımı sekteye uğrattığı' eleştirilerinin olduğunu hatırlatan Türk "Hükümet, tamamen kendi dar siyasi çıkar hesaplarıyla, bu temel sorunu ele aldığından dolayı içinden çıkamaz hale geldi. Şimdi de yol yakınken işin içinden nasıl çıkarım diye kara kara düşünüyor. Bir günah keçisi arıyor ve Partimizi hedef tahtasına oturtuyor. Bizi sorumlu gösterme arayışına giriyor" dedi.



"AÇILIMDAN KAÇAMAZSINIZ GERİ DÖNÜŞÜ YOK"



2.5 yıldan bu yana Kürt halkının sorunlarını ve taleplerini Meclis'te kanun teklifleri, soru önergeleri ve grup konuşmalarıyla dile getirdiklerini ifade eden Türk, bu çalışmalar toplanırsa bunların "bir demokrasi manifestosu' olduğunun görüleceğini söyledi. Hükümeti açılıma zorlayanın DTP olduğunu, kimin kimi engellediğinin ise apaçık ortada olduğunu kaydeden Türk, taş atan çocuklarla ilgili tasarının görüşmelerinin ertelenmesini eleştirdi. Hükümetin son olayları gerekçe göstererek adeta toplumla dalga geçercesine teknik sebepleri bahane ederek tasarının görüşülmesini ertelediğini ifade eden Türk, "Adeta, "yüzlerce çocuğu daha tutuklayayım, sindireyim, sonra değişikliği yapayım' dercesine bir geri zihniyet ile karşı karşıyayız. Demokrasiyi yeterince içselleştiremeyen bir Hükümet, kendi açılımını bitirmek için fırsat kolluyor ve faturayı da bize çıkarmaya çalışıyor"dedi. Hükümetin gerçek bir açılımdan kaçmanın fırsatını ve koşullarını oluşturmaya çalıştığını savunan Türk "Ama kaçamayacaklar. Bu halkın mücadelesi eninde sonunda gerçek bir açılımı yapmaya zorlayacaktır. Bunun yolu açılmıştır. Geri dönüş yok. AKP olsa da olmasa da Türkiye kendi barışına ve demokrasisine mutlaka kavuşacaktır." diye konuştu.





"HÜKÜMETİN GİZLİ GÜNDEMİ VAR TASFİYEYİ AMAÇLIYOR"



Son günlerde yaşanan sokak eylemlerini de değerlendiren Türk bölgenin büyük bir gerginlik ve kaynama içinde olduğunu, bu durumun Büyükşehirlere de yansıdığını söyledi. Hükümetin tehlike ortadayken yangına körükle gittiğini öne süren Türk "Çok açık ki, ya bu Hükümetin basireti bağlanmış ya da oldukça gizli bir gündemi var-tasfiyeyi amaçlıyor. Bunun başka bir izahı olamaz. Her iki durum da gerginlikleri besler, gerilimleri tırmandırır"dedi.



MECLİS İNSAN HAKLARI KOMİSYONU'NA İMRALI ELEŞTİRİSİ



İmralı'daki durumdan haberdar olur olmaz hükümet nezdinde iletişime geçtiklerini ve toplumun hassasiyetlerini ortaya koyduklarını kaydeden Türk şu ana kadar hükümetin herhangi bir adım atmadığını söyledi. İmralı cezaevinin koşullarıyla ilgili Meclis İnsan Haklarını inceleme komisyonunu devreye sokmaya çalıştıklarını ifade eden Türk şunları söyledi:



"Fakat Sayın Komisyon Başkanı şahsında, bir insan hakları hukukçusu olmasına rağmen, Partimizden gelen en ufak bir öneriyi bile reddetmek için, kırk dereden su getiren bir anlayışla karşı karşıyayız. Oysa Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bu konuyu incelemekle mükellef olan en yetkili kurumdur. Ve günlerden beri, şehirlerimiz-sokaklarımız adeta yangın yerine dönüşmüş durumda. Kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımı gerilimi daha da tırmandırmaktadır. Göstericilerin üzerine hedef gözetilerek ateş açılmaktadır. Bu tablo Bölgede, açık bir olağanüstü hal rejiminin yaşandığını ortaya koymaktadır. "



Son 10 günde en az 770 kişinin gözaltına alındığını, 12'si çocuk 117 kişinin tutuklandığını da belirten Türk hükümeti yaşanan tabloya rağmen tehlikeye davetiye çıkarmak ve kör inadını sürdürmekle suçladı. Türk "Ortaya çıkan tablodan, ve bundan sonra olası tehlikelerden birinci derecede sorumlu olan Hükümettir, Sayın Başbakandır"dedi.



"BİZ BEDEL ÖDEMEKTEN KORKMADIK"



Türk, yaşanan hassas ve kırılgan süreçte, 2 yıldır bekleyen kapatma davasının gündeme alındığını belirtti. Kapatma davasıyla ilgili konuşurken duygulandığı gözlenen Türk şunları söyledi:



"Bu öyle bir dava ki, verilecek karar ülkemizi önemli bir demokrasi sınavından geçirecektir. Bütün sindirme ve yıldırma politikalarına karşın DTP, siyasi çizgisinden sapmamış, kararlı durmuştur. Bu kararlı duruşunun bir sonucu olarak bugün, bir kez daha bedel ödemeyle karşı karşıya bırakılmıştır. Biz bu bedeli 12 Eylül zindanlarında ödedik. Mehmet Sincarlar, Vedat Aydınlar, Musa Anterler katledilirken, parti binalarımız bombalanırken ödedik. Biz bu bedeli, yaka paça cezaevine atıldığımız 2 Mart 1994'teki DEP darbesinde ödedik. Ve asla bundan kaçmadık, bedel ödemekten korkmadık. Çünkü biliyoruz ki; demokrasi bedel ister, yürek ister, cesaret ister. Amansız bir demokrasi ve barış mücadelesinin neferleri olduk. Ne söylediysek, temsil ettiğimiz halk adına, demokrasi adına ne talep ettiysek, yok sayıldı, çarpıtıldı, partimiz hedef haline getirildi. DTP hiçleşsin, vesayet rejimine diğerleri gibi alışsın, evcilleşsin istendi. Biz de, buna itiraz edince vurun abalıya misali; yargısıyla, ordusuyla, medyasıyla, iktidarıyla, muhalefetiyle, bir bütün olarak sistem üzerimize geldi. "Ya hizaya geleceksiniz ya da Siyaset dışına itileceksiniz'dendi. Bugün yaşananların özeti budur. Anayasa Mahkemesi'nden önce bizi siyaseten kapatmaya çalıştılar."



Türk kapatma yönünde bir karar çıkması durumunda bunun siyasi bir Darbe niteliği taşıyacağını kaydetti. Türk "DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik siyaset kanallarının kapatılması anlamına geleceği açıktır. DTP'nin kapatılması, Kürt halkının demokrasi ve özgürlük taleplerine karşı bir darbe niteliği taşıyacaktır. Demokrasimiz bundan onarılması mümkün olmayan yaralar alacaktır. DTP'yi kapatmak Kürt Sorununda çözümsüzlükte ısrar olacaktır. DTP, sorunların çözümünü parlamentoda ve demokratik siyasette arayan bir partidir. Siyasi Partiler Yasasının tüm anti demokratik kısıtlamalarına rağmen; bu ülkede lider sultası olmayan tek partidir. Kürtlerin meşru taleplerini dile getiren, Meclisi bir çözüm yeri olarak gören bir partiyi kapatmak, çözümsüzlüğe ve farklı yollara kapı aralamaz mı? DTP davası, Türkiye demokrasisi açısından bir sınav olacaktır. Çıkacak karar, sadece DTP ve Kürtlerle sınırlı bir karar olmayacaktır. Verilecek karar, aynı zamanda Türkiye'nin geleceğini ve demokrasinin rotasını da belirleyecektir"diye konuştu.



"TİMSAH GÖZYAŞLARI"



Türk Anayasa Mahkemesi'nin siyasi parti kapatmaları konusunda "Meclis yetkimizi sınırlasın' dediğini ancak hükümetin bu konuyla ilgili düzenlemeyi Meclis'e getirmediğini ifade ederek Başbakan Erdoğan'ın ABD yolunda söylediği "Venedik kriterleri bile az' şeklindeki sözleri eleştirdi. Türk "Bunlar timsah gözyaşlarıdır, hiç kimse inanmaz" dedi.



"DTP KÖPRÜDÜR YIKILMAMALIDIR"



Türk partilerinin kapatılması halinde parlamentoda olmalarının bir anlamı olmayacağı yönündeki sözlerini yineleyerek demokrasi mücadelesini halk ve demokrasi güçleriyle birlikte sürdüreceklerini söyledi. Türk, AKP'nin mantığıyla Türkiye'nin hiçbir sorununun çözülemeyeceğini, AKP'nin demokratlık değil demokrasi havariliği yaparak kendini bir "nimet' gibi gösterdiğini de savunarak konuşmasını "DTP barışın, diyaloğun ve kardeşliğin köprüsüdür. Halkların kardeşliğinin dinamitlenmemesi için bu köprü yıkılmamalıdır"çağrısıyla tamamladı.



DTP'YE "RASMUSSEN" DESTEĞİ



Bu arada Anayasa Mahkemesi'nde bugün görülmeye başlayan kapatma davası nedeniyle destek vermek üzere DTP grubu'na İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, Prof. Mithat Sancar, TTB Başkanı Gencay Gürboy, İHD Genel Sekreteri Öztürk Türkdoğan, Türkiye Barış Meclisi temsilcisi Cengiz Güleç, KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek ile Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik de katıldı. Grup toplantısında Grup Başkanvekili Gültan Kışanak, kapatma davasıyla ilgili Avrupa Sosyalist Partisi Başkanı Poul Nyrup Rasmussen'in gönderdiği mesajı okudu. Grup toplantısına Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de katıldı.



"EMİNE AYNA RAHATSIZLIĞI"SORULARI YANITSIZ KALDI





Grup toplantısı öncesinde basının gündeminde ise DTP eşbaşkanı Emine Ayna'nın sözleri vardı. Grup girişinde milletvekillerine "DTP'deki Emine Ayna sıkıntısı'na yönelik haberleri soran gazetecilere Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemur "Hepimizin metin olması lazım. Her darlığın sonu mutlaka ferahlıktır"karşılığını verdi. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk "Partide Emine Ayna rahatsızlığıyla" ilgili sorulara "soru yok" karşılığını verirken Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk da ısrarlı sorulara "yorum yok"yanıtını verdi. Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise grup toplantısı öncesinde gazetecilerin ısrarlı soruları nedeniyle basın mensuplarına tepki gösterdi. (ANKA)

"Siyasi bir darbe olur"

Kara paraya tüm yollar kapanıyor

Şimşek yaptığı açıklamada, G-20 ülkelerinin inisiyatifiyle, Meksika'nın Los Cabos şehrinde 1-2 Eylül 2009 tarihlerinde yapılan ve 70'den fazla ülkeden 178 delegenin katılımıyla gerçekleştirilen toplantının ardından kısa bir süre önce ''Bilgi Değişimi ve Saydamlık Küresel Forumu''nun kurulduğunu belirterek, vergi amaçları için saydamlığın ve bilgi değişiminin sağlanması amacıyla geniş katılım bu Forumun oluşturulduğunu anlattı.



''OECD ve G20 ülkeleri hali hazırda Forumun üyesi olan ve değerlendirilmesi yapılan diğer ülkelerin Foruma üye olarak kabul edilmesi öngörülmüştür'' diyen Şimşek, zaman içinde, uluslararası vergi bilgi değişimi standartlarına uymayı kabul eden diğer ülkelerin de davet edilmesinin de planlanmakta olduğunu kaydetti.



Küresel Forumun sekretarya hizmetlerini OECD'nin yürüteceğini ifade eden Bakan Şimşek, Forumun üye sayısının 80'den fazla olmasının beklendiğini kaydetti.



TÜRKİYE, FORUMUN ÖNCÜ ÜLKESİ OLACAK

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ''Türkiye bu forumun öncü üyelerinden olacak'' şeklinde konuştu.

Halihazırda kuruluş aşamasını tamamlayan Forumun gelecek yıldan itibaren faaliyetlerine başlayacağını belirten Şimşek, Türkiye'nin Forumun tüm alanlarında etkin bir şekilde çalışacağını söyledi.



Şimşek, G20 Ekonomi ve maliye bakanları ile devlet başkanları zirvelerine girdi sağlayacak olan Forumun, vergi cennetlerinin üzerine gidilmesi yönünde siyasi desteğin sağlam yoluna gidileceğini anlattı.



Forum içinde vergi amaçları için bilgi değişimi ve saydamlık standartlarının uygulanmasını etraflı şekilde izlemek ve gözden geçirmekle görevli bir grubun oluşturulacağını belirten Şimşek, Gözden Geçirme Grubunun, güçlü, saydam ve hızlandırılmış bir sürecin tesis edilmesi için inceleme yöntemi ve incelemelere esas olacak detaylı referanslar geliştireceğini söyledi.



ÜLKELERİN TEFTİŞİ İKİ AŞAMALI OLACAK

Gözden geçirme işlemlerinin iki aşamalı olarak gerçekleştirileceğini vurgulayan Şimşek, aşamalar konusunda şunları söyledi:



''İlk aşamada, ülkelerin hukuki ve idari düzenlemelerinin uluslararası standartlara uygun olup olmadığı incelenecek. İkinci aşamada ise ülkelerin bu standartlara uyup uymadıkları yerinde incelenerek değerlendirilecek.''



Küresel Foruma, çifte vergilendirmeyi önleme ve bilgi değişimi anlaşmalarının bilgi değişimi standartlarını taşıyıp taşımadıklarını gözlenmesi ve yerinde incelenmesiyle bilgi değişimindeki saydamlığın sağlanması için ulusal ve uluslararası seviyede alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi ve gözden geçirilmesi sorumluluğu verileceğinin altını çizen Bakan Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:



''Bu haliyle küresel sorun, vergi bilgi değişiminin uluslararası standartlarda değişim amacıyla uluslararası seviyede politikalar geliştiren ve bu politikaların uygulanmasını teşvik eden ve denetleyen Hükümetler arası bir kuruluş haline gelecek.



Sekretarya bu Forumda yer alan OECD'ye üye ve üye olmayan ülkelerin uzmanlarına açık olacak.

Gözden Geçirme Gurubundaki uzmanlar sayesinde ülkeler incelemeye tabi tutulacak.

Standartlara uymayan ülkeler kamuoyuna duyurularak, üzerilerinde uluslararası baskı yaratılacak.''



YENİ FORUM, TÜRKİYE'YE ÖNEMLİ YETKİLER SAĞLIYOR

Kara Paraya ve kayıt dışılığa kaçacak yer bırakmamayı amaçlayan Yeni Forum, Türkiye ile anlaşma imzalayan İsviçre'nin, yeterli bilgi sağlamaması halinde Türkiye'ye, İsviçre üzerinde uluslararası baskı yapmasına imkan sağlıyor.



Yurt dışındaki paraların Türkiye'ye gelmesine imkan sağlayan Varlık Barışı'nın başvuru süresi 31 Aralıkta sona erecek.
Kara paraya tüm yollar kapanıyor

Wednesday, December 9, 2009

Hâkim kararı olmadan 6 yıl Başbakan dinlendi

Hukuka aykırı değilŞimşek, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer ile dün basın toplantısı düzenledi. TİB’de dinleme yapılmadığını belirten Şimşek, özetle şöyle konuştu:5 Kasım’da başkanlığımıza Haber verilerek yapılan keşif işlemleri sonrasında hukuka aykırı bir durum olmadığı tespit edilmiştir. Müşteki Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun iddiaları içinde yer almamasına rağmen keşifte hakimlikçe bildirilen telefonlarla ilgili inceleme yapılmak istenmesi üzerine bunun hukuka aykırı olabileceği, yasal sorumluluk yaratabileceği söylenmiş, buna rağmen hukuki uyarılar dikkate alınmayarak inceleme yapılmıştır.İncelemede, Yargıtay’a ait olduğu iddia edilen sabit telefonlardan biriyle ilgili hiçbir dinleme yapılmadığı, ancak diğer sabit numarayla ilgili hakim kararı bulunmasına rağmen santralın özelliği nedeniyle dinlemenin gerçekleştirilemediği anlaşıldı. Bu sabit numarayla ilgili hakim kararındaki tedbir süresi sona ermeden talep edilen birimin yazısı üzerine sonlandırıldı. Başbakan da dinlendiBaşkanlık kurulmadan önce bir ülkenin başbakanının 6 yıl hakim kararı olmadan dinlendiği, kayıtlarının ele geçirildiği ve gazetelere servis yapıldığı hususlarla ilgili olarak her nedense toplumumuzda bir tartışma yaşanmıyor. Hiçbir hakim kararı yok, bir ülkenin Başbakanı 6 yıl dinleniyor ve kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Hâkim kararı olmadan 6 yıl Başbakan dinlendi

Tuesday, December 8, 2009

Albay Çiçek serbest kaldı

Avukatlar belgeye ve imzaya itiraz ettiler
İRTİCA ile Mücadele Eylem Planı adlı belgenin altında ıslak imzası bulunan, terör örgütü üyesi olmak ve Darbe girişiminde bulunmak suçlaması ile tutuklanan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, 43 saat sonra 'delil durumu' ve 'sabit adres', 'Kaçma şüphesinin bulunmaması' nedeniyle serbest kaldı. Perşembe günü, İstanbul Adliyesi'nin Beşiktaş'taki binasına gelen Dursun Çeçik, saat 21.15'te tutuklanmıştı.OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERDİLERTutuklama kararı veren Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin asıl üyesi İdris Hasan, itiraz değerlendirmesine, tutuklama kararını verdiği için katılmadı. Ancak bu mahkemenin yedek üyesi yoktu. Bu nedenle Hakim İdris Hasan'ın yerine 12. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Oktay Kuban görev aldı. Mahkeme Başkanı Nurettin Ak, üyeler Tuncay Arslan, Oktay Kuban oybirliği ile tahliye kararı aldı.Mahkeme karar verirken Albay Çiçek ve Yarbay Sezenler'in kaçma şüphesinin bulunmamısınıda dikkate aldı.AVUKATLAR BELGEYE VE İMZAYA İTİRAZ ETTİKLERİNİ AÇIKLADILARKarardan hemen sonra avukatı Mustafa Çevik, Dursun Çiçek'i tutuklayan İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz dilekçesi verdi. Mahkeme dilekçeyi bugün değerlendirmeye aldı. Bugün akşam saatlerinde Dursun Çiçek hakkında tahliye kararı verdi.Avukatlarından Alper Tunga Şafak, "Belli ki mahkeme tutuklama gerekçelerini yeterli görmedi. Delilleri de yeterli görmemiş olabilir. Konuyla ilgili ayrıntılı açıklamayı karar elimize geçtikten sonra yapacağız" dedi.Belgenin fotokosipinin bir Gazete yayınlanmasından sonra açılan soruşturma kapsamında 30 Haziran 2009'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade veren Dursun Çiçek, sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aynı suçtan tutuklanmıştı. Dursun Çiçek, avukatının tutuklama kararına itiraz etmesi üzerine çek, 18 saat sonra 1 Temmuz 2009'da tahliye edilmişti.Poyrazköy'de bulunan mühimmat ile ilgili soruşturmada Pazartesi tutulanan Yarbay Mehmet Emre Sezginler itiraz üzerine serbest kaldı.ELDİVENLE DOKUNDUDursun Çicek 11 Kasım günü saat 10.15'de beyaz bir minibüs ile Ergenekon Soruşturması'nın yürütüldüğü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Beşiktaş'taki adliye binasına getirildi. Dursun Çiçek hakim ve savcılar tarafından kullanılan kapıdan adliye binasına alındı. Dursun Çiçek'i Ergenekon Soruşturması'nı yürüten Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen sorguladı.İddiaya göre Çiçek, kendisinin hazırladığı ve imzaladığı iddia olunan AKP ve Gülen'i bitirme belgesi ile ilgili olarak, "Bu belgeyi ben hazırlamadım ve bu imzayı ben atmadım. Siz bu belgeyi askeri savcılığa ve referans labratuvarına göndermediniz. Çünkü o durumda belgenin sahteliği ortaya çıkacaktı. Bu nedenle göndermediniz. Ben imzalamadım. Dolayısıyla benim izim orada bulunamaz. Burada benim el, parmak izimi alabilirsiniz. Kimyasal izler bulaştırabilirsiniz, o belgeye. Size güvenmiyorum. O nedenle eldivenle geldim" dedi.Dursun Çiçek'in, kendisine ve avukatına ıslak imzalı, orijinal olduğu iddia edilen belge gösterildi. Çiçek, eldiven takarak belgeye dokundu. Ve parmak izi bırakmamaya gayret etti.Dursun Çiçek saat 15.30 İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Dursun Çiçek'in mahkeme sorgusu saat 18.15'de başladı. Mahkeme saat 21.15'te tutuklama kararı verdi.ÖNCE FOTOKOPİSİ ELE GEÇİRİLDİErgenekon Soruşturması'nda örgüt üyesi olduğu gerekçesi ile tutuklanan Avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda 4 Haziran 2009 günü yapılan aramada İrtica ile Mücadele Eylem Planı başlıklı belgenin fotokopisi bulundu. Taraf gazetisi belgeden yola çıkarak Haber yaptı. Bu fotokopi belgenin altında Dursun Çiçek'in imzasının bulunduğu öne sürüldü. İmza üzerinde Jandarma kriminal laboratuarı, emniyet kriminal laboratuarı ve Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda fotokopideki imza ile Dursun Çiçek'in ıslak imzalarının benzediği öne sürüldü. Ancak belgenin fotokopi olması nedeniyle imzanın Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğunun söylenmeyeceği belirtildi.BELGEYİ İLK KEZ BASINDA GÖRDÜĞÜNÜ SÖYLEDİErgenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Ercan Şafak ve Murat Yönder tarafından sorgulanan Dursun Çiçek, 30 Haziran 2009'da verdiği 15 sayfalık ifadesinde belgeyi ilk kez basında gördüğünü söyledi. Dursun Çiçek, ayrıca, belgenin içerik, şekil, kullanılan terimler, imza blokları ve diğer hususlar açısından TSK'nın yazışma kurallarına uymadığını ibelirtti.ISLAK İMZALI BELGE İHBAR MEKTUBU İLE GELDİDursun Çiçek'in itiraz üzerine tahliye edilmesinden 4,5 ay sonra 15 Ekim 2009'da bir subay tarafından yazıldığı öne sürülen isimsiz ihbar mektubu Ergenekon Soruşturması'nı yürüten savcılara ulaştı. Mektuptan altında Dursun Çiçek'in ıslak imzasının bulunduğu iddia edilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı çıktı. Adli Tıp Kurumu'nda verdiği raporda imzanın Dursun Çiçek'in eli ürünü olduğunun belirtildi.Soruşturma kapsamında savcılığa ulaşan ihbar mektubu ile ilgili Genelkurmay Karargahı'nda Askerlik yaptıktan sonra terhis olan bir kişinin ifadesi alındı. Daha sonra ise 1 Albay, 4 Üsteğmen, 1 Astsubay Başçavuş ile 1 sivil memurun tanık olarak ifadelerine başvuruldu. 2009 atamalarına kadar Genelkurmay Bilgi Destek Komutanlığı'nda görevli Hava Binbaşı H.D. ise şüpheli olarak sorgulanmasının ardından serbest bırakıldı.
Albay Çiçek serbest kaldı

Kayıp sevgililer ağaca asılı olarak bulundu

21 günlük evli şoförle 8 yıllık evli sevgilisi birlikte intihar etti

BURSA'nın Gemlik İlçesi'nde, 15 gün önce kayıplara karışan 1 aylık evli 29 yaşındaki Celal Kenar ve 6 yıllık evli, 2 çocuk annesi, 27 yaşındaki Hülya Koçak'ın cesetleri, Umurbey Mahallesi'ndeki zeytinlikte asılı olarak bulundu. İntihar eden sevgililerin "8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir" yazılı not bıraktılarıo bildirildi.Daha önce belde olan ve yapılan değişiklikle Gemlik'e bağlı mahalleye dönüşen Umurbey'de bu sabah zeytinliğe gidenler ceviz ağacına asılı iki ceset bulundu. Haber verilmesi üzerine gelen Jandarma ekipleri tarafından yapılan inceleme sonucu ceviz ağacına sırt sırta asılı cesetlerin kimlikleri belirlendi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Bayezit denetiminde yapılan incelemede cesetlerden birinin 21 gün önce evlenen TIR şoförü, 29 yaşındaki Celal Kenar'a, diğerinin 6 yıldan bu yana Turan Koçak ile evli olan Hülya Koçak'a ait olduğu saptandı. 8 yıldan bu yana ilişkileri bulunduğu bildirilen sevgililerin Celal Kenar'a ait zeytinliğe 48 VG 425 plakalı otomobille geldikleri ve araçta `8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir' yazılı not bıraktıktan sonra kendilerini astıkları bildirildi.Ağaçtan indirilen cesetler Gemlik Devlet Hastanesi'ne buradan otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna sevk edildi. İddiaya göre, Hülya Koçak'ın 15 gün önce Muratoba Köyü'ndeki evine "Bir daha dönmeyeceğim çocuklarıma iyi bakın" diye not bıraktığı ve ailesinin jandarmaya kayıp ihbarında bulunduğu bildirildi. Celal Kenar'ın da 21 gün önce Umurbey'de düğün yaparak evlendikten bir hafta sonra kayıplara karıştığı bildirildi. Ailesinin başvurusu üzerine Hülya Koçak'ın 4 gün önce Muğla'da jandarma tarafından bulunduğu ancak, kendi isteği ile evden ayrıldığını söylemesi üzerine herhangi bir işlemin yapılmadığı öne sürüldü.Sevgililerin asılı bulunduğu aracın bagajında yapılan incelemede Hülya Koçak'ın bugün 4 yaşına giren ve doğum gününü kutlayan ikiz kızları A.K ile İ.K.'ye aldığı hediye paketleri de bulundu. Soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.
Kayıp sevgililer ağaca asılı olarak bulundu

AKP hakkında inceleme

Hakim ve savcılara yönelik telefon dinlemelerine ilişkin haberleri ihbar kabul eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı AK Parti hakkında yeni bir inceleme başlattı.
NTV'den Gökhan Gerçek'in haberine göre siyasi partilerin sicil dosyalarını tutmakla görevli başsavcılığın, söz konusu incelemeyi partinin Anayasa'nın 68. maddesine aykırı davranarak "Hukuk devleti ilkesine karşı eylemlerin odağında yer aldığı gerekçesiyle" başlattığı belirtiliyor. İnceleme kapsamında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından çıkarılan mahkeme kararıyla bazı hakim ve savcılara yönelik telefon dinlemeleri ve teknik takip dosyaları mercek altına alındı.Yargıtay Birinci Başkanlığı'nın bakanlık kararıyla dinletildiği iddiası da başsavcılıkça inceleniyor.
AKP hakkında inceleme

Sevgililer ağaca asılı bulundu

21 günlük evli şoförle 8 yıllık evli sevgilisi intihar etti

BURSA'nın Gemlik İlçesi'nde, 15 gün önce kayıplara karışan 1 aylık evli 29 yaşındaki Celal Kenar ve 6 yıllık evli, 2 çocuk annesi, 27 yaşındaki Hülya Koçak'ın cesetleri, Umurbey Mahallesi'ndeki zeytinlikte asılı olarak bulundu. İntihar eden sevgililerin "8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir" yazılı not bıraktılarıo bildirildi.Daha önce belde olan ve yapılan değişiklikle Gemlik'e bağlı mahalleye dönüşen Umurbey'de bu sabah zeytinliğe gidenler ceviz ağacına asılı iki ceset bulundu. Haber verilmesi üzerine gelen Jandarma ekipleri tarafından yapılan inceleme sonucu ceviz ağacına sırt sırta asılı cesetlerin kimlikleri belirlendi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Bayezit denetiminde yapılan incelemede cesetlerden birinin 21 gün önce evlenen TIR şoförü, 29 yaşındaki Celal Kenar'a, diğerinin 6 yıldan bu yana Turan Koçak ile evli olan Hülya Koçak'a ait olduğu saptandı. 8 yıldan bu yana ilişkileri bulunduğu bildirilen sevgililerin Celal Kenar'a ait zeytinliğe 48 VG 425 plakalı otomobille geldikleri ve araçta `8 yıldır bu şekilde yaşamaktan bıktık, ölümümüzden kimse sorumlu değildir' yazılı not bıraktıktan sonra kendilerini astıkları bildirildi.Ağaçtan indirilen cesetler Gemlik Devlet Hastanesi'ne buradan otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna sevk edildi. İddiaya göre, Hülya Koçak'ın 15 gün önce Muratoba Köyü'ndeki evine "Bir daha dönmeyeceğim çocuklarıma iyi bakın" diye not bıraktığı ve ailesinin jandarmaya kayıp ihbarında bulunduğu bildirildi. Celal Kenar'ın da 21 gün önce Umurbey'de düğün yaparak evlendikten bir hafta sonra kayıplara karıştığı bildirildi. Ailesinin başvurusu üzerine Hülya Koçak'ın 4 gün önce Muğla'da jandarma tarafından bulunduğu ancak, kendi isteği ile evden ayrıldığını söylemesi üzerine herhangi bir işlemin yapılmadığı öne sürüldü.Sevgililerin asılı bulunduğu aracın bagajında yapılan incelemede Hülya Koçak'ın bugün 4 yaşına giren ve doğum gününü kutlayan ikiz kızları A.K ile İ.K.'ye aldığı hediye paketleri de bulundu. Soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.
Sevgililer ağaca asılı bulundu