Showing posts with label Şehit. Show all posts
Showing posts with label Şehit. Show all posts

Thursday, December 31, 2009

Karakolda biten şaka

KÜTAHYA’da Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğrencisi bir genç kız, birinci sınıf öğrencisi sevgilisi İ.E.’yle (23), aynı bölümde Eğitim gören arkadaşı N.G.’yi (23) telefonla arayıp, “Sevgilim kendisini silahla yaraladı” diye şaka yaptı. Arkadaşının yaralandığını öğrenen N.G., 112 Acil Çağrı Merkezi’ne telefon açıp, İ.E.’nin kendisini silahla yaraladığı ihbarında bulundu. Merkez, ihbar doğrultusunda adresi alınan eve bir ekip sevk etti. Daha sonra bölgeye polis ekipleri de gönderildi. İ.E.’yle görüşen ekiplerin yaptığı araştırmada, genç kızın şaka amacıyla N.G.’yi aradığı, onun da 112 Acil’e ihbarda bulunduğu ortaya çıktı. Ekiplerin tutanak düzenlemesinin ardından İ.E., kız arkadaşı ve N.G., Şehit Mehmet Kartal Polis Merkezi’ne götürüldü. Polislerden özür dileyen gençler serbest bırakıldı.
Karakolda biten şaka

Thursday, December 24, 2009

Savcılık: Şemdin Sakık ın ifadesini almadık


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, bazı basın-yayın organlarında “Ergenekon soruşturmasını yürüten cumhuriyet savcılarının, Bingöl'de 1993 yılında 33 erin Şehit edilmesiyle ilgili olarak halen Diyarbakır E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda müebbet hapis cezasına mahkum olarak kalan terör örgütü PKK'nın elebaşılarından Şemdin Sakık'ın ifadesini aldığı” yönünde haberlere yer verildiği kaydedildi.
Açıklamada, “gerek 'Ergenekon' adı verilen soruşturmayı yürüten, gerekse İstanbul'da görevli bir savcının bu olayla ilgili olarak Diyarbakır'a giderek Şemdin Sakık'ın ifadesini almasının söz konusu olmadığı” belirtildi.
Açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Bingöl'de 1993 yılında 33 erin şehit edilmesiyle ilgili olarak herhangi bir soruşturma yürütülmediği de hatırlatıldı.
Savcılık: Şemdin Sakık'ın ifadesini almadık

Askeri araç kaza yaptı: 1 şehit


Kontrolden çıkan araç, şarampole yuvarlandı. Kazada, 1 uzman çavuş Şehit olurken, 5 asker de yaralandı. Yaralı askerler, helikopterlerle Şırnak Askeri Hastanesi’ne kaldırıldı.
Askeri araç kaza yaptı: 1 şehit

Saturday, December 19, 2009

İyi ki Öcalan ve Sakık yaşıyor

Yılmaz, “PKK’ya karşı çatışmalara girerek mücadele ettim. O tarihlerde Öcalan ve Sakık’ın öldürülmesini çok istiyordum. Şimdi söylerken bile canım yanıyor, ama iyi ki Öcalan ve Sakık yaşıyor. İyi ki askerlerimizi Şehit edenler yakalandı ve cezaevinde. Araştıranlar gitsin onlarla konuşsunlar” dedi. Yılmaz, Elazığ İl Jandarma Komutanlığı yaparken, Bingöl sınırında PKK’lıların saldırısında 33 askerin şehit edilmesi üzerine Elazığ 8’inci Kolordu Askeri Mahkemesi’nde yargılandı. 5.5 yıl süren ve Askeri Yargıtay’da son bulan yargılama sonunda beraat etti. Yılmaz, o dönemdeki 33 askerin şehit edilmesi olayının Ergenekon davası kapsamına alınmasını şöyle değerlendirdi.Ateşkes rehaveti vardı 1993 yılında PKK terör örgütünün ateşkes ilan etmesi nedeniyle bölge sakindi, hiçbir olay yaşanmıyordu. Bu da rehavete neden olmuştu. Ortam o kadar sakindi ki, ben olaydan iki gün önce Alay Komutanı olarak hiçbir koruma almadan Van’da yapılan bir toplantıya gittim. Forsu açık olan Kartal Marka makam aracımda eşim de vardı. Bölge sakindi. Bunu Cumhurbaşkanı, Başbakan ve dönemin Genelkurmay başkanları biliyordu. Hiçbir nokta operasyonu yapılmıyordu. Dağ teröristlere kalmıştı. Yani bir rehavet vardı. Yaşanan saldırıda ihmal yok muydu? Tabii ki vardı. Mutlaka hata vardı. Ama o hata Malatya’dan kaynaklandı. Yollar güvenli diye kafileleri rastgele yola çıkartmaları, zamansız bilgi vermeleri ve terör örgütünün yol kesme olayını karanlıktan yararlanıp rahat kaçması için akşam karanlığından bir saat önce yapması gerçeğini rehavetten dolayı dikkate almamalarıydı.İyi ki yargılandıkAbuk sabuk ithamlar bizi çok ama çok üzdü. Şimdi iyi ki yargılanmışız ve beraat etmişiz diye düşünüyorum. Hatta davamızın Yargıtay Ceza Dairelerine kadar gitmesi sevindirici. Beraat ettiğimiz halde bu kadar suçlamalara maruz kalıyoruz. Kendimizi savunmuş olmasaydık, ilk mahkemede beraat etmiş olsaydık, ne tür suçlara maruz kalırdık düşünemiyorum. Ayrıca askerlerimiz şehit edilince ‘Keşke öldürülseler’ diye dualar ettiğimiz Abdullah Öcalan, Şemdin Sakık’ın şimdi yaşadığına dua ediyorum. Düşünebiliyor musunuz? İyi ki onlar öldürülmedi. Askerlerimizi şehit edenlerin bir kısmı vuruldu. İyi ki diğerleri yakalandı ve yaşıyor. Cezaevindeler. Hepsinin adresi belli. Bu olayı Ergenekon kapsamına almak isteyenler gidip onlarla konuşsunlar. Onların yaşaması bizim ithamdan kurtulmamız demek. Canım acıyarak bunları söylüyorum. Bu ithamdan kurtulmamız gerekiyor.
İyi ki Öcalan ve Sakık yaşıyor

Bedellide son söz

Gönül, önceki gün TBMM kulisindeki sohbetinde, Bedelli Askerlik konusunda yapılan kulislerin son zamanlarda azaldığını söyledi. “Yemen yolu çamurdandır, sefertası bakırdandır, zenginimiz bedel öder, askerimiz fakirdendir” dizelerini okuyan Gönül, “Ne zaman biri bedelli Askerlik dese aklıma bu dizeler geliyor. Şöyle düşünün; bir anne bana gelip de ’10 bin dolarım olsaydı oğlum askere gidip Şehit düşmezdi’ derse ben ona ne cevap veririm. O yüzden PKK sorunu çözülmeden bedelli askerlik olmaz. Zaten kararlılığımızı gördüler, eskisi kadar kulis yapmıyorlar” dedi. Gönül, bakanlığının çalışmalarıyla ilgili şunları söyledi: “Heronlarla ilgili 50 günlük sürenin 20 günü bitti. Bu konuda yol alıyoruz. Olumlu gelişmeler var. İsrail Savunma Bakanı Türkiye’e gelmek istedi. Biz de buyursun gelsin dedik. Önümüzdeki günlerde gelecek. Bu konuyla ilgili görüşeceğiz. Heronlarla ilgili yaşanan sıkıntı siyasi değil, tamamen teknik eksikliklere dayalı. Biz bu eksikliklerin giderilmesini istiyoruz. Aksi halde İsrail ceza ödemek zorunda. Sözleşmede böyle zaten. Biz siyasi ilişkilerle bu tür projeleri birbirine karıştırmıyoruz. Siyasi ilişkiler ayrı, bu ayrı şey. Biz de insansız hava aracı üretiyoruz. İlk üretilende radar yok ve iki saat havada kalabiliyordu. İsrail’inki ise hem radar var, hem de 24 saat havada kalabiliyor. TAİ, 10 saat havada kalan radarlı bir uçak üretti, test edildi. Yakında kabulünü yapacağız.”
Bedellide son söz

Wednesday, December 16, 2009

‘DTP nin kapatılması süreci olumsuz etkiler

WASHINGTON - Anayasa Mahkemesi'nin DTP'nin kapatılması kararının ardından, konu Türkiye'nin yanı sıra AB ve ABD'nin de gündemine de taşınmıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ian Kelly, karar ardından, konunun Türkiye'nin iç meselesi olduğunu, ancak "Türkiye'nin demokratik sisteminin, tüm vatandaşları için siyasi özgürlükleri geliştirmeye devam etmesi ve bu özgürlükleri sınırlandıran ya da kısıtlayan tedbirlerin, aşırı ihtiyatla yürütülmesi gerektiğini" belirtmişti.
ABD'nin düşünce kuruluşlarında Türkiye üzerine çalışan uzmanlar ise, Kelly'nin sözlerine katılmakla birlikte, yeni bir partinin kurulması ihtimali ve "demokratik açılım"ın devamı yönünde farklı görüşler dile getirdi.
Transatlantik Akademisi Uzmanı Joshua Walker, bir çok Amerikalı ve Avrupalı'nın DTP'nin kapatılmasından kaygı duyduğunu söyledi. Türkiye'deki "tüm Kürt partilerin kapatıldığını" ileri süren Walker, "Talihsiz bir şey ama böyle olacağı tahmin ediliyordu, hepimiz bekliyorduk" dedi.
Walker, “DTP'nin kapatılmasının zamanlaması çok kötü. Bundan daha kötü bir zamanda olamazdı. Hükümetin demokratik açılımına zarar verdi, açılımın üzerine doğrudan bir etkisi olacağını sanıyorum" diye konuştu.
Walker, "DTP ile hükümetin Kürt sorunuyla ilgili karşısında muhatap alabildiği bir siyasi parti bulunduğunu, ancak partinin kapatılmasıyla böyle bir imkanın ortadan kalktığını" savunarak, "DTP, hükümete çok fazla yardım etmiyor olsa da en azından konuşacak birileri vardı. Şimdi kimle konuşabilecekler?" ifadesini kullandı.
Walker sözlerini, “AK Parti Kürtleri kendisinin temsil ettiğini söyleyerek başarılı bir Siyaset yürüttü. Son seçimlerde o bölgeden iyi oy aldılar, milli bir parti olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Ama bu yeterli değil, DTP tarzı bir partiye her zaman ihtiyaç vardır. Yeni bir Kürt partisinin yaratılacağına eminim” diyerek sürdürdü.
“Demokratik açılım” sürecinin devam edeceğine inandığını açıklayan Walker bu konuda, “Hükümet ne olursa olsun sürece devam edecek, 7 askerin Şehit edilmesi bile bunu durdurmadı. İnşallah olmaz ama büyük bir saldırı olsa bile ben bu sürecin duracağını zannetmiyorum. Hükümet ve Başbakan konuyu şahsi bir durum haline getirdi. Başbakan'ın böyle meseleleri şahsi olarak aldığı her durumda inatçı davrandığını görüyoruz. Başka siyasetçi bu tür durumda süreci bırakabilirdi. Açılımı durduracak bir senaryo bile düşünemiyorum” dedi.
Washington Enstitüsü Türkiye Uzmanı Soner Çağaptay ise, Türkiye'nin toplumsal barışının devamı için DTP'den sonra kurulacak partinin "Şiddeti, DTP'den daha fazla reddetmesi ve toplumsal meseleleri çözümde siyaseti temel alan bir parti olması gerektiğini" söyledi.
Çağaptay, "DTP'nin, toplumsal sorunların çözümü için siyaseti isteyen ile siyaset ve şiddetin bir arada olabileceğini düşünen iki ayrı kutuptan oluştuğunu" ifade ederek, "Yeni kurulacak partide hangi kutup baskın olacak, bu önemli. Toplumsal meselelerin çözümünde siyaseti isteyen kutup baskın çıkarsa hayırlı olmuş olur. Ama diğeri baskın çıkarsa o zaman Türkiye'de bu yaşadığımız gerginlik süreci artarak büyüyecek" dedi.
‘DTP’nin kapatılması süreci olumsuz etkiler’

Monday, December 14, 2009

Bölücü hükümette

Demokratik açılımı yıkım projesine, açılımı başlatan hükümeti ise taşerona benzeten Bahçeli, özetle şöyle konuştu:ABD’nin emrinde* Bu manzara, Türk milletinin dirilişi. Milli davalarımız ver- kurtul anlayışına feda edildi. Çıkarlarımız tehlikeye atıldı. ‘Sıfır sorun’ denilerek onurumuz ayaklar altına alındı. Ülkemiz, yabancı başkentlerin güdümüne, ABD projelerinin emrine sokuldu. AB ile hastalıklı ilişkiler kuruldu. Türkiye, Kıbrıs’ta Rum’un, Irak’ta Barzani’nin, Kafkasya’da Ermenilerin peşinden koştu. Söğütözü titresin* Birliğimizi öyle bir inançla haykıralım ki, ders almayanların suratına şamar gibi insin. Washington, Erbil, Erivan, Kandil, İmralı ve Söğütözü (AK Parti Genel Merkezi’nin bulunduğu yer) titresin. Bu vesile ile buradan Başbakan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Ülkenin Güvenlik ve esenliğinden sorumlu sensin. Tüyü bitmemiş yetimin hakkından sorumlusun. Dökülen kanın, kırılan gururun sorumlusu sensin. Kefil olman gereken kanlı teröristler değil. Terörle mücadele senin görevin. Başbakansan gereğini yap ve açılım denen yıkımdan vazgeç. Eşkıyayı masaya davet ettin. İmralı ile işbirliği yaptın. Teröristi Habur’da törenle karşıladın. Kimliğimizi sorguladın. Bizi 36’ya bölmeye çabaladın. PKK’nın yapamadığını sen yaptın. Kanlı terörü hoş gördün ve bizi utanmadan, kanla beslenmekle suçladın.Tahriklere dikkat* Açılım dedikçe, bölücüler azıyor. Fırsat dedikçe, İmralı canisi ile Başbakan el ele veriyor. Bin yıllık kardeşliğimiz tehdit altında. Elbette ki bozulan kardeşliğin bedelini Başbakan ve kadroları ödeyecek. MHP’nin nefesi enselerinde olacak. Bu milletin adı, Başbakana ve bölmeye uğraşan Avrupa’ya inat ‘Türk milleti’dir. Camileri, okulları, televizyonları ayırmaya hakkınız yok. Van’lıyı İzmir’den, Mardinli’yi İstanbul’dan, kopartmaya hakkınız yok. Bizim gönlümüzde herkese yer var. Biz başkaları sokakta iken, iktidarda olacağız ve terörü devlet gücü ile yeneceğiz. Bizi bu hedeften uzaklaştıracak, bozgunculara fırsat vermeyeceksiniz. İstismarcılara itibar etmeyeceksiniz. Tahrik ve tertiplere dikkat edeceksiniz. Küçük bir kıvılcım, telafisi mümkün olmayan hadiselere neden olur. Yağmura rağmen TandoğanMHP’nin Ankara’nın Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği miting yağmura rağmen ilgi gördü. Mitingde dershaneden çocuklarını alıp gelen anneler, öğrenciler ve gaziler yanında yüzlerine üç hilal çizen genç katıldı. Pankart açılmasının yasaklandığı mitingde Türk bayrakları ve MHP bayrakları yanında Şehit aileleri çocuklarının fotoğraflarını taşıdı. Bir partilinin taşıdığı cumhuriyet tapusu göze çarptı. Devlet Bahçeli’nin konuşması sırasında bazı partililer gözyaşlarını tutamadı. Nutuk’un dinletildiği mitingde konser ve Tiyatro gösterileri yapıldı. Mitingde Kore Gazisi Kemal Öcalan “80 yaşındayım vatana sahip çıkanların peşindeyim” dedi. Yeni bayrakMHP, 8 Kasım’daki olağan büyük kurultayında parti programı ve tüzüğünü değiştirdikten sonra şimdi de 40 yıllık parti bayrağını değiştiriyor. Parti bayrağındaki değişim, dün MHP’nin Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği, ‘Bin Yıllık Kardeşliği Yaşa ve Yaşat’ mitingine yansıdı. Mitingde, MHP’nin mevcut bayrağı ve yeni bayrağı, Türk bayrağı ile meydandaydı. MHP’nin mevcut bayrağı, kırmızı zemin üzerinde, beyaz üç hilalden oluşuyordu. Yeni dizayn edilen parti bayrağı ise beyaz zemin üzerinde kırmızı üç hilalden oluşuyor.
Bölücü hükümette

Saturday, December 12, 2009

Hainler saklanamadı


İŞTE HAİN SALDIRININ GERÇEKLEŞTİĞİ O YER / WEB TV

ŞEHİT OLMADAN ÖNCEKİ SON 1 SAAT / WEB TV

HAİN SALDIRININ OLDUĞU YERİN FOTOĞRAFLARI

ŞEHİTLERİMİZİN FOTOĞRAFLARI
SALDIRIYI PKK ÜSTLENDİ / WEB TV
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç başta olmak üzere devletin zirvesinin yanı sıra bazı AK Partililer ile DTP’lilerin, “Provokasyon” şüphelerini dile getirdikleri 7 askerin Şehit olduğu Tokat’taki terör saldırısının faili, dünkü açıklama ile ortaya çıktı. PKK’nın silahlı kanadı ‘HPG’, dün saat 15.00’te kendi internet sitesi üzerinden, “Tokat eylemi bir birimimizin kendi inisiyatifiyle gerçekleştirdiği misilleme eylemidir” açıklaması yaparak eylemi üstlendi.AçıklamalarGeçen pazartesi günü meydana gelen saldırıya ilişkin olarak Gül, dün Arnavutluk’a giderken, “Saldırının zamanlanması, yeri, şekli bütün bunlar düşünüldüğünde tabii ki çok düşünmemiz gerekiyor” dedi. Olaydan sonra Erdoğan, “Bu hain pusunun yeri ve zamanlaması milletimizin nasıl bir tertip ve provokasyonla karşı karşıya olduğunun da açık bir ifadesidir”, Arınç ise “Bu hain provokasyonu, hain saldırıyı en kısa zamanda bütün bağlantılarıyla ortaya çıkaracağız. Türkiye’de daha çok ses getirecek, milliyetçi duyguları daha fazla körükleyecek, özellikle bu söylem içerisinde Siyaset yapan partilerin işini biraz daha kolaylaştıracak bir eylemi çok akıllıca planlamış olabilirler” demişti. DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, “Umarım, yeni bir Ergenekon devrede değildir. Yaşananlar, birilerinin, bir yerlerden düğmeye bastığını gösteriyor” gibi açıklamalar yapmışlardı.PKK üstlendiAncak HPG Anakarargâh Komutanlığı imzasıyla dün yapılan açıklama, olayın faillerini ortaya koydu. Açıklamada, “Anakarargâh Komutanlığımız tarafından herhangi bir talimat verilmediği” vurgulandı. Gül’ün değerlendirmelerinden 4 saat sonra gelen bu açıklamada, “Söz konusu olan şahadetler ve Önderimizse her birimimiz kendi inisiyatifini kullanma hakkına sahiptir” denilerek, eylem sahiplenildi.Meclis’te tartışmaKabine üyelerinin Tokat’taki eylemle ilgili provokasyon değerlendirmesi dün Meclis’te “PKK’yı aklama” tartışmasına neden oldu. CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, “PKK aklanıyor başka bir şey değil. Her iki bakan şimdi de çıkıp ‘Askerler intihar etmişlerdir’ diyecekler sanırım. Arınç’ın derhal özür dilemesi ve mertçe istifa etmesi gerekir” diye konuştu.MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da, “Laflarını Arınç’a aynen iade ediyorum. O sözlerinizin altında kalacaksınız. 6 aydır PKK’nın eylemsizlik içinde bulunduğunu söyleyen sizsiniz. 6 aydır PKK’nın 70’e yakın eyleminde o kadar şehidimiz olmuştur. Bir Başbakan Vekili’nin PKK’yı aklamasından büyük bir elem duydum” dedi.Arınç’ın cevabıEleştirileri yanıtlayan Arınç ise şunları söyledi:“PKK’yı aklamak sözü bize yapılabilecek, hem şahsıma hem de hükümete en büyük hakarettir. Bu hakareti hiçbir biçimde kabul etmiyorum ve söyleyenlere iade ediyorum. PKK bir terör örgütüdür. Alçakça, haince eylemler yapmıştır. Ancak Tokat’ta işlenen olayla ilgili olarak söylediğim şu: ‘Tokat’ta bugüne kadar PKK eylemine son 10 yıldır rastlanmamıştır. Eylemler daha çok TİKKO, TKPML, DHKPC ile bağlantılıdır. Bu örgütler birilerine eylem yaptırmış olabilirler. Hatta taşeron kullanmış olabilirler. Bunların faillerini yakalayacağız ve hesabını soracağız’ demişim.”Saldırı ile ilgili soruşturma sürerken, PKK’nın, Koçgiri Eyaleti olarak adlandırdığı Tunceli, Sivas ve Tokat bölgesinde 4 yıldır kesintisiz yaptığı telsiz görüşmelerini bir hafta önce kestiği ortaya çıktı. Saldırının PKK’nın sol örgütler ile işbirliği yapıp ‘Karadeniz açılımı’nda görevli ‘Mahir’ kod adlı Celal Başkale’ye bağlı ve başında Şehmuz adlı teröristin bulunduğu 6 kişilik grubun yaptığı saptandı.
Hainler saklanamadı

Thursday, December 10, 2009

Siyasi rant için ihanet

CHP lideri Deniz Baykal'ın, sokak eylemleri ve 7 askerin Şehit edilmesinin ardından gösterdiği "Artık açılımı devam ettirmek bir ihanettir" tepkisine hükümetten yanıt geldi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, "Böyle büyük bir hedefe karşı çıkanlar asıl ihanet ediyor. Sırf siyasi rant için bunlara karşı çıkılıyorsa, esas hainlik budur" dedi. Atalay, Baykal'a şu sözlerle yanıt verdi: "Kardeşlik için çalışmak hainlikse ki koskoca ana muhalefet partisi liderinin ifadesi böyle, onu herkesin takdirine bırakıyorum. Biz acılar olmasın, analar ağlamasın diye uğraşıyoruz. Bunları bitirelim istiyoruz. Açılım devam ediyor."



Vekillerle yemek yedi

ATALAY, partisindeki Kürt kökenli vekillerle, Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan'ın bürosunda bir araya geldi. Vekillerle yemek yiyen Atalay, süreci anlattı vekilleri dinledi. Vekiller yemekte Atalay'dan açılımdan geri adım atılmamasını istediler.



'Bakış açısı bıktırdı'

KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Baykal'ın suçlamasıyla ilgili olarak "Bu bakış açılarından bıkkınlık duyduğunu" söyledi. Günay "Değil lider, parti mensubunun bile böyle söz söyleyebileceğini tahmin etmiyorum" dedi.



Siyasi rant için ihanet

Tatile gitmemiş olsaydı dönerdi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, ''Sayın Başbakan, ABD'de görüşmelerde bulunurken, bazı siyasi partilerimizin, özellikle 7 askerin Şehit edilmesinden sonra Sayın Başbakan'ın derhal geri gelmesi gerektiği ile ilgili beyanları kesinlikle doğru bir zemine oturmamaktadır. Sayın Başbakan eğer tatile gitmiş olsaydı, tatilini kesip derhal Türkiye'ye geri gelmesi için kimsenin kendisine çağrıda bulunmasına da gerek yoktu. Kendisi zaten bunu yapardı'' dedi.



AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, gündemdeki konulara ilişkin parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.



Çelik, konuşmasına, Tokat'taki terörist saldırı sonucu 7 askerin şehit olması ve İstanbul'da molotofkokteyli atılması sonucu bir kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek başladı.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisi sırasında Türkiye'de yaşanan olaylara dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:



''Bu kadar başarılı, çok iyi organize edilmiş ve özellikle Türkiye'nin ABD kamuoyuna, dünyaya yönelik mesajlarını da içeren bu çok anlamlı, stratejik ve zamanlaması itibarıyla da son derece önemli olan bu çalışma ziyareti, belli kesimler tarafından gölgelenmek isteniyor. Özellikle bazı siyasi parti liderlerinin bu seyahatte alınan başarıları küçümsemesi, hatta bu çalışma ziyaretini başarısız olarak nitelendirmesini teessüfle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.



Bizim milli meselelerimiz, ulusal çıkarlarımız, devletimizin diğer devletlerle olan ilişkileri her türlü iç Politika mülahazasının üzerindedir. Başbakan kim olursa olsun, iktidarda hangi parti olursa olsun eğer o hükümet bir yabancı ülkeye çalışma ziyareti gerçekleştiriyorsa, bir iş birliği gerçekleştiriyorsa, bir temas söz konusuysa içeride, bütün siyasi partilerin ve bütün Türkiye'nin tek yürek olarak arkasında durması gerektiğinin özellikle altını çizmek istiyorum.



Sayın Başbakan, ABD'de görüşmelerde bulunurken ve 'model ortaklık' dediğimiz ABD'deki müzakereler devam ederken bazı siyasi partilerimizin, özellikle 7 askerin şehit edilmesinden sonra Sayın Başbakan'ın derhal geri gelmesi gerektiği ile ilgili beyanları da kesinlikle doğru bir zemine oturmamaktadır. Sayın Başbakan, eğer tatile gitmiş olsaydı tatilini kesip derhal Türkiye'ye geri gelmesi için kimsenin kendisine çağrıda bulunmasına da gerek yoktu. Kendisi zaten bunu yapardı.''

Hükümetin, Güvenlik güçlerinin ve ilgili kurumların görevinin başında olduğunu ifade eden Çelik, ''Sayın Başbakanımız da bir taraftan ABD'deki temaslarını sürdürürken, bir taraftan da dakika dakika, gerek Başbakan Vekilimizden, gerekse İçişleri Bakanımızdan ve diğer sorumlu arkadaşlarımızdan bilgileri almaktadır ve Sayın Başbakanımız buradaymış gibi bu süreç gider. Çalışmalar Sayın Başbakanımızın bilgisi dahilindedir, bunu bütün kamuoyu tarafından bilinmesini özellikle arzu ediyorum'' diye konuştu.

Çelik, Başbakan Erdoğan'ın, 7 yıllık iktidarı boyunca çok sayıda yurt dışı gezisi yaptığını ve bunların hepsinin Türkiye ve Türk milleti için olduğunu söyledi.



TERÖRİZMLE MÜCADELE



Terörizmle mücadelede uluslararası camianın desteğini almanın önemine işaret eden Çelik, ''Bu, birilerinin zannettiği gibi kendi iç meselelerimizi yabancıların iradesiyle, inisiyatifiyle çözmek anlamına gelmez'' dedi.



ABD gibi Askeri ve ekonomik anlamda güçlü bir ülkenin bile Nato'nun ve müttefik ülkelerin desteğini almadan terörizmle mücadele edemediğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:



''Terörle mücadele kolay bir şey değildir. Eğer terörle ve terörizmle mücadele etmek çok kolay olsaydı bizden önce gelmiş geçmiş olan birçok hükümet, Türkiye'de bu meseleyi bitirmiş olurdu.

Biz iktidara geldiğimiz zaman bugün yaşadıklarımızın hepsi bizim gündemimize hazır olarak gelmiştir. Geçmişin bir mirası olarak gelmiştir. Bunun bilinmesi gerekiyor ve Türkiye artık bu ayak bağlarından kurtulmaya çalışıyor. Terörle mücadele eden güvenlik güçleri, uzmanlar, terörle sadece polisiye, askeri tedbirlerle mücadele edilemeyeceğini defaatle ifade ettiler. Terörizmle mücadelenin, terörle mücadeleden çok daha kalıcı, çok daha kısa, orta ve uzun vadede çözüm üretici olduğunu ifade etmişlerdir ama bugüne kadar Türkiye'de terörizmle mücadele etmeye talip bir siyasi irade ortaya çıkmamıştır. Terörle mücadele güvenlik güçlerine havale edilmiştir. Risk almamak adına hiçbir iktidar terörizmle mücadele etmeyi üzerine almamıştır.''



''Hiçbir hükümet, şapkadan tavşan çıkarır gibi terörü bitiremez. Hiçbir hükümet, hiçbir siyasi irade hokus pokus yöntemiyle kesinlikle terörü, terörizmi bitiremez'' diye konuşan Çelik, kimsenin elinde sihirli değnek olmadığını söyledi.



"İNSANLARI İSYANA TEŞVİK EDERCESİNE AÇIKLAMALAR YAPILIYOR''



Konuşmasında muhalefeti de eleştiren Çelik, şunları söyledi:''Bir siyasi partinin genel başkanı 'Hani Türkiye'nin gözyaşları dinecekti?' diyor. Terör ve terörizmle mücadele etmek, Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü sağlamak, Türkiye'nin kardeşliğini tesis etmek sadece hükümetin görevi değildir. Herkes kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek zorundadır. İktidarın, iktidar olarak elbette bir sorumluluğu vardır ama muhalefetin de muhalefet olarak üzerine düşen büyük sorumlulukları vardır. Adeta insanları isyana teşvik edercesine açıklamalar yapılıyor. Bu, kabul edilebilir değildir. Dün bir siyasi partinin sayın genel başkanı, 'milletin ayağa kalkmasından' söz ediyor. Bir siyasi partinin genel başkanı, bir hukuk devletinde böyle bir söz söyleyebilir mi?



12 Eylül'den önce sağ-sol, Sünni-Alevi çatışmalarının, şu-bu çatışmalarının bu ülkeye kaybettirdiklerinden biz yeteri kadar ders almadık mı? Bazı vilayetlerimizde yaşanan katliamların farkında değil miyiz? O gün de insanlar kendi problemlerini kendileri çözmeye talip olmuşlardı. Birisi 'memlekete komünizm getireceğim', birisi de 'biz komünizmi önleyeceğiz' diye polisin, askerin, güvenlik güçlerinin ve kurumların yapması gereken işi üstlenmişti ve 5 bin genç, bu ülkenin sokaklarında birbirlerini telef ettiler, boğazladılar. Eğer tarihten ders, ibret almazsak yakın geçmişimizden iyi sonuçlar çıkarmazsak bugünü iyi kuramayız ve geleceğe iyi adımlarla yürüyemeyiz.



Bir siyasi parti genel başkanının 'eğer millet ayağa kalkarsa' tabirini kullanması bir hukuk devletinde kabul edilebilir bir şey değildir. Bu ifade maalesef kışkırtıcı bir ifadedir, maalesef sorumlulukla bağdaşmayan bir ifadedir ve kamu otoritesini hiçe sayan bir ifadedir.''



Devletin bütün kurumlarıyla işbaşında olduğunu yineleyen Çelik, yaşananlardan dolayı herkesin rahatsız olduğunu, bu görüntülerin ilk defa yaşanmadığını ve hukuk devletinde yapılması gerekenlerin belli olduğunu vurgulayarak, ''Devlet, terör örgütlerinin yöntemiyle hareket edemez'' dedi.



Son günlerde birçok ildeki yasa dışı gösterilerde 800 kişinin gözaltına alındığını, bunlardan önemli bir kısmının da tutuklandığını hatırlatan Çelik, herkesi sorumlu olmaya davet etti.



Türkiye'nin bundan önce de bazı badireler atlattığını ve bugün de hassas bir dönemden geçtiğini kaydeden Çelik, bunların hukuk ve demokrasiyle aşılabileceğini söyledi.



Çelik, ''Eğer birilerinin bildiği, bunların dışında bir çözüm varsa onu biz bilmiyoruz. AK Parti'nin bu ikisinin dışında bildiği bir formül yoktur. Birilerinin başka yöntemleri varsa açıkça o yöntemlere de karşıyız'' ifadesini dile getirdi.



''DARBEYE ÇAĞRI ANLAMINA GELEBİLECEK İFADELER''



Konuşmasında CHP'yi eleştiren Çelik, şunları kaydetti:

''Bir CHP'li milletvekilinin kısa bir süre önce TBMM'de Dersim ile ilgili söyledikleri daha tazeliğini korurken daha dün akademik unvana sahip olan bir başka CHP'li milletvekili de açıkça darbeye çağrı anlamına gelebilecek ifadeler kullanmıştır. TBMM'nin bir mensubu olarak da buna teessüf ettiğimi ifade etmek istiyorum. Partim adına bu sözleri kınadığımı ifade etmek istiyorum. TBMM'nin bir mensubu nasıl böyle bir ifade kullanabilir?



Vahim olan şudur: Bu sözler söylendikten sonra CHP'li bir Grup Başkanvekili tarafından ve CHP'nin bir yöneticisi tarafından bu söze bir tepki gelmemiştir. Sayın Öymen'in sözlerine de tepki gelmemişti ve CHP kurumsal olarak o sözlere sahip çıkmıştı. Dün yapılan konuşmaya da CHP tepkisiz kalarak, en azından ses çıkarmayarak katıldığını ve zımnen da olsa bu sözün arkasında olduğunu ifade etmiştir.''

Söz konusu sözleri demokrasi adına ''talihsizlik'' olarak niteleyen Çelik, bunun, bu anlamda TBMM'de söylenen son sözler olmasını diledi.



Çelik, şöyle devam etti:

''Özellikle CHP'nin Sayın Genel Başkanı, MHP'nin Sayın değerli Genel Başkanı yine grup toplantılarında hükümetimize, partimize, Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza yönelik son derece hakaretamiz ifadeler kullanmaya devam etmektedirler. Bir kez daha ifade ediyorum; 'ihanet', 'hıyanet' lafları ulu orta kullanılabilecek sözler değildir.



Biz bugüne kadar Türkiye'de Anayasa ve yasalara göre kurulmuş olan ve işleyişini buna göre sürdüren ve millete dayalı Siyaset yapan hiçbir siyasi partinin değerli mensubunu, genel başkanını ihanetle, hıyanetle suçlamadık. Eğer sayın genel başkanlar bu üslubu kullanırlarsa, bu sözleri söylerlerse sokaklardaki insanların başka türlü davranmasını kimse kınamaz olur. Ben o insanlara da bu tavırlarını gözden geçirme çağrısında bulunuyorum.''



Soğuk savaş döneminin jargon ve üslubu ile konuşan geçmişteki siyasetçilerin halk tarafından geçmişe gömüldüğünü ve TBMM dışında bırakıldığını anlatan Çelik, kavgacı üslubu benimseyenlerin, milleti isyana teşvik edenlerin, milletin duygularını istismar edenlerin, milletin kederi ve üzüntüsü üzerinden siyaset yapanların millet tarafından cezalandırılacağını söyledi.



Tokat'taki saldırının faillerinin henüz belirlenmediğini ve olayı üstlenenin de olmadığını bildiren Çelik, Türkiye'de normalleşme çabaları arttığında ve demokrasi standartları yükseldiği zaman bir karanlık gücün devreye girdiğine ve ''düğmeye basıldığına'' işaret etti.



DTP'NİN KAPATILMA DAVASI



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soru üzerine, DTP'ye ve DTP'nin tabanına seslenerek, ''Şiddet ve terör artık kendisini ifade etme biçimi değildir'' dedi.



Son günlerde birçok il ve ilçede meydana gelen olayların 72 milyon kişiyi rahatsız ettiğini bildiren Çelik, şöyle devam etti:



''Şiddet ve terörle kendini ifade etmeye çalışanlar veya sorunlarını bu yolla çözmeye çalışanlar, dünyada her zaman antipatik olacaklardır. Her zaman antipatik olmuştur. Kimse bununla bir çözüme ulaşamaz. Türkiye'de en fazla kan akan, terörün en fazla can aldığı 1990'lı yıllardır. O yıllarda onca şehit verilmesine rağmen, onca kan dökülmesine ve onca da terörist öldürülmüş olmasına rağmen o günlerde Türkiye'de bütün bu meselelerin üstesinden gelebilecek bir güçlü hükümet, güçlü siyasi irade olmadığı için terörizm ile mücadele gündeme gelmemiştir, hep terörle mücadele edilmiştir.



Şu anda DTP ile ilgili bir kapatma davası sürmekte. Partimiz oldum olası siyasi partilerin kapatılmasına karşıdır. Özellikle AİHM'in içtihatlarına bakıyorsunuz, bizim kendi iç hukukumuza bakıyorsunuz oradaki ilkeleri elbette mahkemeler değerlendirecektir. Ancak suçu tabelalar işlemez, suçu binalar ve tüzel kişilikler işlemez, insan işler. Ceza olacaksa da bu suça karşılık şahısların cezalandırılması daha anlamlı ve mantıklıdır ama kurumların kapatılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü kapattığınız zaman bir sonuç elde etmiyorsunuz.



Şimdiki DTP işe HEP olarak başladı, DEP olarak devam etti, HADEP'ti DEHAP oldu, şimdi DTP oldu. Alfabe de harf mi yok? 'P' sabit, diğerleri değişkendir. Neticede bir siyasi parti daha kurulur ve belki aynı şahıslar olmaz ama aynı zihniyet yola devam eder. Dolayısıyla Türkiye'de siyasi partilerin kapatılma meselesi oldum olası bir problemdir ve AK Parti hiçbir siyasi partinin kapatılmasından yana değildir, kapatılmaması gerektiğini düşünür.''



Çelik, bir başka soru üzerine de ''teröristlerin hiçbir zaman huzur, kardeşlik ve refahın olduğu bir yerde doğamayacağını, doğsalar bile büyüyemeyeceğini ve üreyemeyeceğini'' ifade etti. Çelik, Türkiye'nin yıldızının parladığını, birilerinin de birileri adına bundan hoşlanmayacağını ancak kurulan komplolara karşı da bütün millet olarak uyanık olunması gerektiğini bildirdi.



Çelik, ''Sağlam olanın gücüne mikrop giremez, girse bile tahribat yapamaz. Dolayısıyla iç bünyemizi, doğusu ile batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle çok sağlam tutmak zorundayız'' diye konuştu.

Tatile gitmemiş olsaydı dönerdi

"Esas hainlik budur"

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, acıları bitirmek için uğraştıklarını belirterek, ''Böyle büyük bir hedefle uğraşırken sırf siyasi rant için bunlara karşı çıkılıyorsa, esas hainlik budur'' dedi.



Gazetecilerin, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın dün grup toplantısındaki konuşmasında ''hainlik'' nitelemesinde bulunduğunu belirtmeleri üzerine Atalay, acıları bitirmek için uğraştıklarını söyledi.

Atalay, ''Kardeşlik için çalışmak hainlikse, ki koskoca ana muhalefet partisi liderinin ifadesi böyle, onu herkesin takdirine bırakıyorum. Böyle büyük bir hedefle uğraşırken sırf siyasi rant için bunlara karşı çıkılıyorsa, esas hainlik budur'' diye konuştu. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ''açılım süreci'' ile ilgili ''hıyanet'' suçlamasında bulunmasına ilişkin, ''Böyle büyük bir hedefle uğraşırken sırf siyasi rant için bunlara karşı çıkılıyorsa, esas hainlik budur'' dedi. Tokat'ta, 7 askerin Şehit olmasıyla sonuçlanan olayın faillerinin yakalanması için çalışmaların sürdüğünü kaydeden Atalay, ''İnanıyorum mutlaka bulacağız'' dedi.



Atalay, Mecliste gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın dün grup toplantısındaki konuşmasında ''hıyanet'' nitelemesinde bulunduğunu belirtmesi üzerine Atalay, iki gündür şehitlerin uğurlandığını belirtti. Şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Atalay, bugün de bazı illerde de cenaze törenleri olacağını anımsattı.



Arkadaşlarının cenaze törenlerine katıldığını ifade eden Atalay, ''Rabbim ailelerine sabır versin. Acılı gün yaşıyoruz'' diye konuştu.



Atalay, bölgede operasyonların sürdüğünü ifade ederek, ''Failler, sorumlular ile ilgili çalışmalar sürüyor. İnanıyorum mutlaka bulacağız ve bu hainler, teröristler inşallah cezasını görecek'' dedi.

Acıları bitirmek için uğraştıklarını kaydeden Atalay, şöyle devam etti:



''Ülkemizin değişik köşelerinde analar, eşler ağlıyor. İnsanlar üzüntü duyuyor. 'Bunları bitirelim. Bu ülkede kardeşlik içinde hepimiz birlikte huzurla yaşayalım' diye uğraşıyoruz. Bizim çalışmalarımızın başka bir amacı yok. Türkiye giderek güçlenen, büyüyen bir ülke, yıldızı parlayan bir ülke. Kendi içimizdeki bu sorunları da kendimiz çözersek, bu ülke hepimize yeter. Bizim çabamız bu. Eğer bunun için uğraşmak, bunun için çalışmak hainlikse, ki koskoca ana muhalefet partisi liderinin ifadesi böyle, onu herkesin takdirine bırakıyorum. Bu kelimeleri, bu kavramları pek sevmem, ama böyle büyük bir hedefle uğraşırken sırf siyasi rant için bunlara karşı çıkılıyorsa, esas hainlik budur. Benim diyeceğim budur.''

Atalay, konuya ilişkin ısrarlı diğer soruları yanıtsız bıraktı.

"Esas hainlik budur"

"Siyasi bir darbe olur"

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk partisinin Meclis grup toplantısında yaşanan son gelişmeleri ve partisi hakkında Anayasa Mahkemesi'nde görülmeye başlanan kapatma davasını değerlendirdi. Konuşmasına Diyarbakır'da polis kurşunuyla yaşamını yitirdiği iddia edilen Aydın Erdem isimli üniversite öğrencisi ile İstanbul'da bir otobüse yapılan Molotoflu saldırıda yaralanan ve dün yaşamını yitiren Serap Eser'in ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek başlayan Türk, her iki saldırıyı da kınadıklarını söyledi. Türk, dün Tokat'ın Reşadiye İlçesi'nde 7 askerin Şehit olmasına neden olan saldırı konusunda ise "Tokat'ta karanlık bir provakasyon olduğu gün gibi ortada olan bir saldırı sonucu aramızdan ayrılan askerlerimiz için, yüreklerimiz parçalandı. Anne babaları ve yakınları şahsında tüm yurttaşlarımızın acılarını paylaşıyorum. Reşadiye'deki provokasyon bir an önce açıklığa kavuşturulmalı ve aydınlatılmalıdır. "dedi. 1993 yılında yaşanan 33 askerin şehit olduğu saldırıyı hatırlatan Türk, o dönemde de Kürt sorununun çözümü için yaşanan sürece son vermek için birilerinin düğmeye bastığını Tokat'taki saldırının da aynı amacı taşıdığını savundu.



Konuşmasında hükümetin açılım konusundaki yaklaşımını da değerlendiren Türk "Açılım konusunda cesur adımlar atamayan Hükümet yetkilileri, günlerden beri kalkmış Partimizi suçluyor, kendi sorumluluğunu gizlemeye çalışıyor. Sanki "açılım yapacaklarmış da biz izin vermemişiz, engel olmuşuz' gibi çarpıtmalarla kamuoyunu yanıltamaya çalışıyorlar. Böyle bir gaflet ve kandırmaca içindeler. Hükümete sormak istiyorum: Parti olarak bizim bu çatı altında iki buçuk yıldan beri verdiğimiz demokrasi mücadelesi olmasaydı, siz acaba açılımın A'sından bile bahsedebilir miydiniz? Sorunu da çözümünü de idrak edemeyen AKP'nin kendisidir."diye konuştu.



İçeriği hakkında bir şey bilmeseler de açılıma hükümetten daha fazla sahip çıktıklarını, sorumlu yaklaştıklarını ve destek olduklarını söyleyen Türk, kendilerinin bu olumlu tavrına rağmen hükümetin ne sorunun ciddiyetini ne de sorumluluğunu anladığını kaydetti. DTP'yle Ağustos ayında yapılan nezaket görüşmesinin dışında istişarede bulunulmadığını ve DTP'ye yönelik "açılımı sekteye uğrattığı' eleştirilerinin olduğunu hatırlatan Türk "Hükümet, tamamen kendi dar siyasi çıkar hesaplarıyla, bu temel sorunu ele aldığından dolayı içinden çıkamaz hale geldi. Şimdi de yol yakınken işin içinden nasıl çıkarım diye kara kara düşünüyor. Bir günah keçisi arıyor ve Partimizi hedef tahtasına oturtuyor. Bizi sorumlu gösterme arayışına giriyor" dedi.



"AÇILIMDAN KAÇAMAZSINIZ GERİ DÖNÜŞÜ YOK"



2.5 yıldan bu yana Kürt halkının sorunlarını ve taleplerini Meclis'te kanun teklifleri, soru önergeleri ve grup konuşmalarıyla dile getirdiklerini ifade eden Türk, bu çalışmalar toplanırsa bunların "bir demokrasi manifestosu' olduğunun görüleceğini söyledi. Hükümeti açılıma zorlayanın DTP olduğunu, kimin kimi engellediğinin ise apaçık ortada olduğunu kaydeden Türk, taş atan çocuklarla ilgili tasarının görüşmelerinin ertelenmesini eleştirdi. Hükümetin son olayları gerekçe göstererek adeta toplumla dalga geçercesine teknik sebepleri bahane ederek tasarının görüşülmesini ertelediğini ifade eden Türk, "Adeta, "yüzlerce çocuğu daha tutuklayayım, sindireyim, sonra değişikliği yapayım' dercesine bir geri zihniyet ile karşı karşıyayız. Demokrasiyi yeterince içselleştiremeyen bir Hükümet, kendi açılımını bitirmek için fırsat kolluyor ve faturayı da bize çıkarmaya çalışıyor"dedi. Hükümetin gerçek bir açılımdan kaçmanın fırsatını ve koşullarını oluşturmaya çalıştığını savunan Türk "Ama kaçamayacaklar. Bu halkın mücadelesi eninde sonunda gerçek bir açılımı yapmaya zorlayacaktır. Bunun yolu açılmıştır. Geri dönüş yok. AKP olsa da olmasa da Türkiye kendi barışına ve demokrasisine mutlaka kavuşacaktır." diye konuştu.





"HÜKÜMETİN GİZLİ GÜNDEMİ VAR TASFİYEYİ AMAÇLIYOR"



Son günlerde yaşanan sokak eylemlerini de değerlendiren Türk bölgenin büyük bir gerginlik ve kaynama içinde olduğunu, bu durumun Büyükşehirlere de yansıdığını söyledi. Hükümetin tehlike ortadayken yangına körükle gittiğini öne süren Türk "Çok açık ki, ya bu Hükümetin basireti bağlanmış ya da oldukça gizli bir gündemi var-tasfiyeyi amaçlıyor. Bunun başka bir izahı olamaz. Her iki durum da gerginlikleri besler, gerilimleri tırmandırır"dedi.



MECLİS İNSAN HAKLARI KOMİSYONU'NA İMRALI ELEŞTİRİSİ



İmralı'daki durumdan haberdar olur olmaz hükümet nezdinde iletişime geçtiklerini ve toplumun hassasiyetlerini ortaya koyduklarını kaydeden Türk şu ana kadar hükümetin herhangi bir adım atmadığını söyledi. İmralı cezaevinin koşullarıyla ilgili Meclis İnsan Haklarını inceleme komisyonunu devreye sokmaya çalıştıklarını ifade eden Türk şunları söyledi:



"Fakat Sayın Komisyon Başkanı şahsında, bir insan hakları hukukçusu olmasına rağmen, Partimizden gelen en ufak bir öneriyi bile reddetmek için, kırk dereden su getiren bir anlayışla karşı karşıyayız. Oysa Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bu konuyu incelemekle mükellef olan en yetkili kurumdur. Ve günlerden beri, şehirlerimiz-sokaklarımız adeta yangın yerine dönüşmüş durumda. Kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımı gerilimi daha da tırmandırmaktadır. Göstericilerin üzerine hedef gözetilerek ateş açılmaktadır. Bu tablo Bölgede, açık bir olağanüstü hal rejiminin yaşandığını ortaya koymaktadır. "



Son 10 günde en az 770 kişinin gözaltına alındığını, 12'si çocuk 117 kişinin tutuklandığını da belirten Türk hükümeti yaşanan tabloya rağmen tehlikeye davetiye çıkarmak ve kör inadını sürdürmekle suçladı. Türk "Ortaya çıkan tablodan, ve bundan sonra olası tehlikelerden birinci derecede sorumlu olan Hükümettir, Sayın Başbakandır"dedi.



"BİZ BEDEL ÖDEMEKTEN KORKMADIK"



Türk, yaşanan hassas ve kırılgan süreçte, 2 yıldır bekleyen kapatma davasının gündeme alındığını belirtti. Kapatma davasıyla ilgili konuşurken duygulandığı gözlenen Türk şunları söyledi:



"Bu öyle bir dava ki, verilecek karar ülkemizi önemli bir demokrasi sınavından geçirecektir. Bütün sindirme ve yıldırma politikalarına karşın DTP, siyasi çizgisinden sapmamış, kararlı durmuştur. Bu kararlı duruşunun bir sonucu olarak bugün, bir kez daha bedel ödemeyle karşı karşıya bırakılmıştır. Biz bu bedeli 12 Eylül zindanlarında ödedik. Mehmet Sincarlar, Vedat Aydınlar, Musa Anterler katledilirken, parti binalarımız bombalanırken ödedik. Biz bu bedeli, yaka paça cezaevine atıldığımız 2 Mart 1994'teki DEP darbesinde ödedik. Ve asla bundan kaçmadık, bedel ödemekten korkmadık. Çünkü biliyoruz ki; demokrasi bedel ister, yürek ister, cesaret ister. Amansız bir demokrasi ve barış mücadelesinin neferleri olduk. Ne söylediysek, temsil ettiğimiz halk adına, demokrasi adına ne talep ettiysek, yok sayıldı, çarpıtıldı, partimiz hedef haline getirildi. DTP hiçleşsin, vesayet rejimine diğerleri gibi alışsın, evcilleşsin istendi. Biz de, buna itiraz edince vurun abalıya misali; yargısıyla, ordusuyla, medyasıyla, iktidarıyla, muhalefetiyle, bir bütün olarak sistem üzerimize geldi. "Ya hizaya geleceksiniz ya da Siyaset dışına itileceksiniz'dendi. Bugün yaşananların özeti budur. Anayasa Mahkemesi'nden önce bizi siyaseten kapatmaya çalıştılar."



Türk kapatma yönünde bir karar çıkması durumunda bunun siyasi bir Darbe niteliği taşıyacağını kaydetti. Türk "DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik siyaset kanallarının kapatılması anlamına geleceği açıktır. DTP'nin kapatılması, Kürt halkının demokrasi ve özgürlük taleplerine karşı bir darbe niteliği taşıyacaktır. Demokrasimiz bundan onarılması mümkün olmayan yaralar alacaktır. DTP'yi kapatmak Kürt Sorununda çözümsüzlükte ısrar olacaktır. DTP, sorunların çözümünü parlamentoda ve demokratik siyasette arayan bir partidir. Siyasi Partiler Yasasının tüm anti demokratik kısıtlamalarına rağmen; bu ülkede lider sultası olmayan tek partidir. Kürtlerin meşru taleplerini dile getiren, Meclisi bir çözüm yeri olarak gören bir partiyi kapatmak, çözümsüzlüğe ve farklı yollara kapı aralamaz mı? DTP davası, Türkiye demokrasisi açısından bir sınav olacaktır. Çıkacak karar, sadece DTP ve Kürtlerle sınırlı bir karar olmayacaktır. Verilecek karar, aynı zamanda Türkiye'nin geleceğini ve demokrasinin rotasını da belirleyecektir"diye konuştu.



"TİMSAH GÖZYAŞLARI"



Türk Anayasa Mahkemesi'nin siyasi parti kapatmaları konusunda "Meclis yetkimizi sınırlasın' dediğini ancak hükümetin bu konuyla ilgili düzenlemeyi Meclis'e getirmediğini ifade ederek Başbakan Erdoğan'ın ABD yolunda söylediği "Venedik kriterleri bile az' şeklindeki sözleri eleştirdi. Türk "Bunlar timsah gözyaşlarıdır, hiç kimse inanmaz" dedi.



"DTP KÖPRÜDÜR YIKILMAMALIDIR"



Türk partilerinin kapatılması halinde parlamentoda olmalarının bir anlamı olmayacağı yönündeki sözlerini yineleyerek demokrasi mücadelesini halk ve demokrasi güçleriyle birlikte sürdüreceklerini söyledi. Türk, AKP'nin mantığıyla Türkiye'nin hiçbir sorununun çözülemeyeceğini, AKP'nin demokratlık değil demokrasi havariliği yaparak kendini bir "nimet' gibi gösterdiğini de savunarak konuşmasını "DTP barışın, diyaloğun ve kardeşliğin köprüsüdür. Halkların kardeşliğinin dinamitlenmemesi için bu köprü yıkılmamalıdır"çağrısıyla tamamladı.



DTP'YE "RASMUSSEN" DESTEĞİ



Bu arada Anayasa Mahkemesi'nde bugün görülmeye başlayan kapatma davası nedeniyle destek vermek üzere DTP grubu'na İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, Prof. Mithat Sancar, TTB Başkanı Gencay Gürboy, İHD Genel Sekreteri Öztürk Türkdoğan, Türkiye Barış Meclisi temsilcisi Cengiz Güleç, KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek ile Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik de katıldı. Grup toplantısında Grup Başkanvekili Gültan Kışanak, kapatma davasıyla ilgili Avrupa Sosyalist Partisi Başkanı Poul Nyrup Rasmussen'in gönderdiği mesajı okudu. Grup toplantısına Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de katıldı.



"EMİNE AYNA RAHATSIZLIĞI"SORULARI YANITSIZ KALDI





Grup toplantısı öncesinde basının gündeminde ise DTP eşbaşkanı Emine Ayna'nın sözleri vardı. Grup girişinde milletvekillerine "DTP'deki Emine Ayna sıkıntısı'na yönelik haberleri soran gazetecilere Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemur "Hepimizin metin olması lazım. Her darlığın sonu mutlaka ferahlıktır"karşılığını verdi. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk "Partide Emine Ayna rahatsızlığıyla" ilgili sorulara "soru yok" karşılığını verirken Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk da ısrarlı sorulara "yorum yok"yanıtını verdi. Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise grup toplantısı öncesinde gazetecilerin ısrarlı soruları nedeniyle basın mensuplarına tepki gösterdi. (ANKA)

"Siyasi bir darbe olur"

Tuesday, December 8, 2009

Meclis locasında eylem

Meclis locasında Şehit yakını bayrak açtı... Polis müdahale etti. Şehit yakını polise direniyor.

Meclis Genel Kurulu’nda demokratik açılımla ilgili genel görüşmenin devam ettiği sıralarda Meclis iki gencin sloganlı eyleminin ardından bu kez de şehit annesi Pakize Aybaba’nın bayrak eylemine Sahne oldu. Genel Kurul’da ziyaretçi locasındayken Türk bayrağı açmaya çalışan şehit annesine polisler engel olurken, elindeki bayrağın alınması dolayısıyla da Pakize Akbaba uzun süre Meclis’ten çıkmamak için direndi. Polislerin uzun süren ikna çabaları işe yaramazken Akbaba “Benim Türk bayrağımı sakladınız, getirin bayrağımı istiyorum” diye bağırdı. Akbaba’yı CHP İzmir Milletvekilleri Ahmet Ersin ile Canan Arıtman Meclis’ten çıkması için ikna ederken Arıtman şehit annesinin kendisinin misafiri olduğunu söyledi. Şehit annesi Akbaba, polisler tarafından bir araçla Meclis’ten uzaklaştırıldı.Meclis Genel Kurulu’nda demokratik açılımla ilgili genel görüşme iki gencin sloganlı eyleminin ardından Şehit Anneleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba ziyaretçi locasında Türk bayrağı açmaya çalıştı. Polisler tarafından engel olunan Akbaba daha sonra ziyaretçi locası girişine çıkarıldı.-POLİSLER UZUN SÜRE İKNA EDEMEDİ- Bayrak açmak isteyen şehit yakını polise direndi Video için tıklayınAkbaba’nın eylemi, ziyaretçi locası girişinde de devam etti. Türk bayrağının polisler tarafından elinden alınmasına tepki gösteren Akbaba, “Ben de saygı istiyorum. Hakkımdır gitmiyorum. O bayrağa benden çıkartamazsın. Kapıda topla, orada topla, PKK hep ortada, ben hareket edemiyorum. Boşuna mı gitti benim çocuğum? PKK’nın konuşma hakkı var benim yok. 'Sus' diyorlar susmuyorum. Ben diyorlar, PKK’ya hiç seslerini çıkartmıyorlar” diye bağırdı. Akbaba Meclis polislerine ayrıca “Ben anayım dayanamıyorum. Türk bayrağımı sakladınız, getirin, bayrağımı istiyorum. Bayrağımı verin gideyim” dediği de duyuldu. Polisler ise Akbaba’yı Meclis’ten çıkmak üzere uzun süre ikna edemedi.-ERSİN VE ARITMAN DEVREYE GİRDİ-Polislerin Akbaba’yı ikna etme çabası devam ederken devreye CHP İzmir Milletvekilleri Ahmet Ersin ile Canan Arıtman girdi. Ziyaretçi locası önündeki girişe ilk olarak CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin gelirken, Ersin ‘olayı öğrenmeye geldim’ dedi. Daha sonra şehit annesi Akbaba’nın olduğu yere çıkan Ersin’in ardından da CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman geldi. Akbaba CHP’li iki milletvekili ile birlikte polisler tarafından Meclis bahçesine çıkartıldı. Akbaba gazetecilere “O bayrak inmeyecek meclis korkmasın” dedi. Akbaba daha sonra polisler tarafından bir araca bindirilerek Meclis’ten uzaklaştırıldı.-ARITMAN: BENİM MİSAFİRİM-Akbaba ile birlikte Meclis bahçesine çıkan CHP’li Arıtman, gazetecilerin sorusu üzerine Akbaba’nın kendisinin misafiri olduğunu söyledi. Arıtman Akbaba’nın karakola götürülmeyeceğini belirtirken, sloganlı eylem yapan iki gencin de henüz Meclis’ten çıkarılmadığını ancak Kavaklıdere karakoluna götürüleceklerini bildirdi. Arıtman Emniyet amiriyle görüştüğünü ve kendisine ‘çocukların hırpalanmayacağı’nın söylendiğini de kaydetti.
Meclis locasında eylem