Showing posts with label Ahmet Türk. Show all posts
Showing posts with label Ahmet Türk. Show all posts

Saturday, December 19, 2009

BDP ile devam

ANAYASA Mahkemesi’nin kararıyla kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk, 19 milletvekilinin “Sine-i Millet”e dönme kararından vazgeçme gerekçelerini, “Sayın Abdullah Öcalan Meclis’i adres gösterdi. Tabanımız da bunu istiyor” sözleriyle açıkladı. Kapatma kararının ardından sine-i millete dönme kararı alan DTP’liler, İmralı’dan gelen işaretle bundan vazgeçti. DTP yönetimi, dün Meclis’te kalarak yola, Barış ve Demokrasi Partisi’yle devam etme kararı aldı. BDP Genel Başkanı partiye davet ettiBDP ve kapatılan DTP’nin Parti Meclisi üyeleri dün Türk’ün de katılımıyla bir toplantı yaptı. Toplantı arasında BDP Genel Başkanı Demir Çelik, “DTP’nin milletvekillerini, siyasal hayatlarını ve siyasal mücadelelerini BDP’de sürdürmeye davet ediyoruz” çağrısı yaptı. Çelik, BDP’nin ocak sonunda veya şubat başında olağanüstü kongre kararı aldığını da açıkladı. Rahatsızlığı nedeniyle Türk, hastaneye gitti ve bir süre toplantıya katılmadı. Demir’in açıklamasından yaklaşık 1.5 saat sonra Türk, basının karşısına çıktı. Türk, yola BDP çatısı altında devam edeceklerini bildirerek, şu mesajları verdi:Sayın Öcalan ve halkımızın isteğiBizi şiddet yanlısı gösteren anlayışın herkes tarafından mahkûm edilmesi gerekir. Partimiz 6 kez kapatılmasına rağmen demokratik mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu şiddeti değil, barışı savunduğumuzun açık bir göstergesidir. Halkımız, parlamentoda mücadelemizi sürdürmemizi istedi. Bunu çok yüksek sesle ifade ettiler. Bütün sivil toplum örgütlerimiz bu mücadelede devam kararı aldılar, düşüncelerini bize ilettiler, adeta rica ettiler, ‘Bu zemini terk etmeyin’ dediler. Yine Türkiye’deki demokratik güçler, aydınlar, yazarlar, akademik çevreler bu süreçte parlamentoda bulunmanın önemini ortaya koydular. Çarşamba günü İmralı’da Sayın Öcalan ile avukatları bir görüşme yaptılar. Bu görüşme sonucunda, Sayın Öcalan da parlamento zemininin terk edilmesinin doğru olmadığını ve bu mücadelenin devam edilmesi gerektiği şeklinde. Bu bize iletildi.Bir canı kaybetmek bir partiden önemli Tüm gelişmeleri değerlendirerek, istifanın doğru olmadığı inancına vardık. Bir canı bile kaybetmemiz, bir partinin kapatılmasından daha önemlidir. Onun için diyoruz ki; ey siyasetçiler, siyasi partiler gelin canlara sahip çıkalım, gelin canları kaybetmeyelim.
BDP ile devam

Monday, December 14, 2009

Sine-i millet buluşması


ÖCALAN EV GÖZETİMİNE ALINSIN
DTP’liler, Abdullah Öcalan’ın hafta içi yapması beklenen Sine-i Millet değerlendirmesini, seçim bölgelerinde bekleyecek. Öcalan’dan gelecek “işarete” göre Yol Haritası netleşecek ve Meclis grubunun aldığı istifa kararının nasıl ve ne zaman uygulanacağı karara bağlanacak. Kapatılan DTP’den yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: “Kapatma davasının esastan görüşüleceğinin öğrenilmesinden sonra yapılan toplantıda milletvekillerimiz istifa dilekçelerini eşbaşkanlarımıza sunarak sine-i millet kararlılığını göstermişlerdir. Alınan bu kararla ilgili herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Kimi dostlarımızın dayanışma örneği göstererek yaptıkları öneri ve değerlendirmeler sonrasında mecliste grup kuracağımıza dair spekülatif Haberler yapılmaktadır. Grubumuz fiilen Meclisten çekilmiştir ve pazartesi günü Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk başta olmak üzere tüm milletvekillerimiz Diyarbakır’a giderek alınan sine-i millet kararını fiili olarak yerine getireceklerdir. Aynı gün partimizin karar merci olan Parti Meclisi, Demokratik Toplum Kongresi Danışma Kurulu Meclisi ve milletvekillerimizin de katılımıyla yapılacak toplantıda Meclis grubumuzun aldığı istifa kararının nasıl ve ne zaman uygulanacağına dair bir sonuca ulaşılacaktır. Süreç, eşbaşkanımız Sayın Ahmet Türk’ün 12 Aralık’taki açıklamasında belirttiği gibi, fiili olarak başlamıştır ve kararlılıkla sürdürülecektir.”

Sine-i millet buluşması

Thursday, December 10, 2009

"Siyasi bir darbe olur"

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk partisinin Meclis grup toplantısında yaşanan son gelişmeleri ve partisi hakkında Anayasa Mahkemesi'nde görülmeye başlanan kapatma davasını değerlendirdi. Konuşmasına Diyarbakır'da polis kurşunuyla yaşamını yitirdiği iddia edilen Aydın Erdem isimli üniversite öğrencisi ile İstanbul'da bir otobüse yapılan Molotoflu saldırıda yaralanan ve dün yaşamını yitiren Serap Eser'in ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek başlayan Türk, her iki saldırıyı da kınadıklarını söyledi. Türk, dün Tokat'ın Reşadiye İlçesi'nde 7 askerin Şehit olmasına neden olan saldırı konusunda ise "Tokat'ta karanlık bir provakasyon olduğu gün gibi ortada olan bir saldırı sonucu aramızdan ayrılan askerlerimiz için, yüreklerimiz parçalandı. Anne babaları ve yakınları şahsında tüm yurttaşlarımızın acılarını paylaşıyorum. Reşadiye'deki provokasyon bir an önce açıklığa kavuşturulmalı ve aydınlatılmalıdır. "dedi. 1993 yılında yaşanan 33 askerin şehit olduğu saldırıyı hatırlatan Türk, o dönemde de Kürt sorununun çözümü için yaşanan sürece son vermek için birilerinin düğmeye bastığını Tokat'taki saldırının da aynı amacı taşıdığını savundu.



Konuşmasında hükümetin açılım konusundaki yaklaşımını da değerlendiren Türk "Açılım konusunda cesur adımlar atamayan Hükümet yetkilileri, günlerden beri kalkmış Partimizi suçluyor, kendi sorumluluğunu gizlemeye çalışıyor. Sanki "açılım yapacaklarmış da biz izin vermemişiz, engel olmuşuz' gibi çarpıtmalarla kamuoyunu yanıltamaya çalışıyorlar. Böyle bir gaflet ve kandırmaca içindeler. Hükümete sormak istiyorum: Parti olarak bizim bu çatı altında iki buçuk yıldan beri verdiğimiz demokrasi mücadelesi olmasaydı, siz acaba açılımın A'sından bile bahsedebilir miydiniz? Sorunu da çözümünü de idrak edemeyen AKP'nin kendisidir."diye konuştu.



İçeriği hakkında bir şey bilmeseler de açılıma hükümetten daha fazla sahip çıktıklarını, sorumlu yaklaştıklarını ve destek olduklarını söyleyen Türk, kendilerinin bu olumlu tavrına rağmen hükümetin ne sorunun ciddiyetini ne de sorumluluğunu anladığını kaydetti. DTP'yle Ağustos ayında yapılan nezaket görüşmesinin dışında istişarede bulunulmadığını ve DTP'ye yönelik "açılımı sekteye uğrattığı' eleştirilerinin olduğunu hatırlatan Türk "Hükümet, tamamen kendi dar siyasi çıkar hesaplarıyla, bu temel sorunu ele aldığından dolayı içinden çıkamaz hale geldi. Şimdi de yol yakınken işin içinden nasıl çıkarım diye kara kara düşünüyor. Bir günah keçisi arıyor ve Partimizi hedef tahtasına oturtuyor. Bizi sorumlu gösterme arayışına giriyor" dedi.



"AÇILIMDAN KAÇAMAZSINIZ GERİ DÖNÜŞÜ YOK"



2.5 yıldan bu yana Kürt halkının sorunlarını ve taleplerini Meclis'te kanun teklifleri, soru önergeleri ve grup konuşmalarıyla dile getirdiklerini ifade eden Türk, bu çalışmalar toplanırsa bunların "bir demokrasi manifestosu' olduğunun görüleceğini söyledi. Hükümeti açılıma zorlayanın DTP olduğunu, kimin kimi engellediğinin ise apaçık ortada olduğunu kaydeden Türk, taş atan çocuklarla ilgili tasarının görüşmelerinin ertelenmesini eleştirdi. Hükümetin son olayları gerekçe göstererek adeta toplumla dalga geçercesine teknik sebepleri bahane ederek tasarının görüşülmesini ertelediğini ifade eden Türk, "Adeta, "yüzlerce çocuğu daha tutuklayayım, sindireyim, sonra değişikliği yapayım' dercesine bir geri zihniyet ile karşı karşıyayız. Demokrasiyi yeterince içselleştiremeyen bir Hükümet, kendi açılımını bitirmek için fırsat kolluyor ve faturayı da bize çıkarmaya çalışıyor"dedi. Hükümetin gerçek bir açılımdan kaçmanın fırsatını ve koşullarını oluşturmaya çalıştığını savunan Türk "Ama kaçamayacaklar. Bu halkın mücadelesi eninde sonunda gerçek bir açılımı yapmaya zorlayacaktır. Bunun yolu açılmıştır. Geri dönüş yok. AKP olsa da olmasa da Türkiye kendi barışına ve demokrasisine mutlaka kavuşacaktır." diye konuştu.





"HÜKÜMETİN GİZLİ GÜNDEMİ VAR TASFİYEYİ AMAÇLIYOR"



Son günlerde yaşanan sokak eylemlerini de değerlendiren Türk bölgenin büyük bir gerginlik ve kaynama içinde olduğunu, bu durumun Büyükşehirlere de yansıdığını söyledi. Hükümetin tehlike ortadayken yangına körükle gittiğini öne süren Türk "Çok açık ki, ya bu Hükümetin basireti bağlanmış ya da oldukça gizli bir gündemi var-tasfiyeyi amaçlıyor. Bunun başka bir izahı olamaz. Her iki durum da gerginlikleri besler, gerilimleri tırmandırır"dedi.



MECLİS İNSAN HAKLARI KOMİSYONU'NA İMRALI ELEŞTİRİSİ



İmralı'daki durumdan haberdar olur olmaz hükümet nezdinde iletişime geçtiklerini ve toplumun hassasiyetlerini ortaya koyduklarını kaydeden Türk şu ana kadar hükümetin herhangi bir adım atmadığını söyledi. İmralı cezaevinin koşullarıyla ilgili Meclis İnsan Haklarını inceleme komisyonunu devreye sokmaya çalıştıklarını ifade eden Türk şunları söyledi:



"Fakat Sayın Komisyon Başkanı şahsında, bir insan hakları hukukçusu olmasına rağmen, Partimizden gelen en ufak bir öneriyi bile reddetmek için, kırk dereden su getiren bir anlayışla karşı karşıyayız. Oysa Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bu konuyu incelemekle mükellef olan en yetkili kurumdur. Ve günlerden beri, şehirlerimiz-sokaklarımız adeta yangın yerine dönüşmüş durumda. Kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımı gerilimi daha da tırmandırmaktadır. Göstericilerin üzerine hedef gözetilerek ateş açılmaktadır. Bu tablo Bölgede, açık bir olağanüstü hal rejiminin yaşandığını ortaya koymaktadır. "



Son 10 günde en az 770 kişinin gözaltına alındığını, 12'si çocuk 117 kişinin tutuklandığını da belirten Türk hükümeti yaşanan tabloya rağmen tehlikeye davetiye çıkarmak ve kör inadını sürdürmekle suçladı. Türk "Ortaya çıkan tablodan, ve bundan sonra olası tehlikelerden birinci derecede sorumlu olan Hükümettir, Sayın Başbakandır"dedi.



"BİZ BEDEL ÖDEMEKTEN KORKMADIK"



Türk, yaşanan hassas ve kırılgan süreçte, 2 yıldır bekleyen kapatma davasının gündeme alındığını belirtti. Kapatma davasıyla ilgili konuşurken duygulandığı gözlenen Türk şunları söyledi:



"Bu öyle bir dava ki, verilecek karar ülkemizi önemli bir demokrasi sınavından geçirecektir. Bütün sindirme ve yıldırma politikalarına karşın DTP, siyasi çizgisinden sapmamış, kararlı durmuştur. Bu kararlı duruşunun bir sonucu olarak bugün, bir kez daha bedel ödemeyle karşı karşıya bırakılmıştır. Biz bu bedeli 12 Eylül zindanlarında ödedik. Mehmet Sincarlar, Vedat Aydınlar, Musa Anterler katledilirken, parti binalarımız bombalanırken ödedik. Biz bu bedeli, yaka paça cezaevine atıldığımız 2 Mart 1994'teki DEP darbesinde ödedik. Ve asla bundan kaçmadık, bedel ödemekten korkmadık. Çünkü biliyoruz ki; demokrasi bedel ister, yürek ister, cesaret ister. Amansız bir demokrasi ve barış mücadelesinin neferleri olduk. Ne söylediysek, temsil ettiğimiz halk adına, demokrasi adına ne talep ettiysek, yok sayıldı, çarpıtıldı, partimiz hedef haline getirildi. DTP hiçleşsin, vesayet rejimine diğerleri gibi alışsın, evcilleşsin istendi. Biz de, buna itiraz edince vurun abalıya misali; yargısıyla, ordusuyla, medyasıyla, iktidarıyla, muhalefetiyle, bir bütün olarak sistem üzerimize geldi. "Ya hizaya geleceksiniz ya da Siyaset dışına itileceksiniz'dendi. Bugün yaşananların özeti budur. Anayasa Mahkemesi'nden önce bizi siyaseten kapatmaya çalıştılar."



Türk kapatma yönünde bir karar çıkması durumunda bunun siyasi bir Darbe niteliği taşıyacağını kaydetti. Türk "DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik siyaset kanallarının kapatılması anlamına geleceği açıktır. DTP'nin kapatılması, Kürt halkının demokrasi ve özgürlük taleplerine karşı bir darbe niteliği taşıyacaktır. Demokrasimiz bundan onarılması mümkün olmayan yaralar alacaktır. DTP'yi kapatmak Kürt Sorununda çözümsüzlükte ısrar olacaktır. DTP, sorunların çözümünü parlamentoda ve demokratik siyasette arayan bir partidir. Siyasi Partiler Yasasının tüm anti demokratik kısıtlamalarına rağmen; bu ülkede lider sultası olmayan tek partidir. Kürtlerin meşru taleplerini dile getiren, Meclisi bir çözüm yeri olarak gören bir partiyi kapatmak, çözümsüzlüğe ve farklı yollara kapı aralamaz mı? DTP davası, Türkiye demokrasisi açısından bir sınav olacaktır. Çıkacak karar, sadece DTP ve Kürtlerle sınırlı bir karar olmayacaktır. Verilecek karar, aynı zamanda Türkiye'nin geleceğini ve demokrasinin rotasını da belirleyecektir"diye konuştu.



"TİMSAH GÖZYAŞLARI"



Türk Anayasa Mahkemesi'nin siyasi parti kapatmaları konusunda "Meclis yetkimizi sınırlasın' dediğini ancak hükümetin bu konuyla ilgili düzenlemeyi Meclis'e getirmediğini ifade ederek Başbakan Erdoğan'ın ABD yolunda söylediği "Venedik kriterleri bile az' şeklindeki sözleri eleştirdi. Türk "Bunlar timsah gözyaşlarıdır, hiç kimse inanmaz" dedi.



"DTP KÖPRÜDÜR YIKILMAMALIDIR"



Türk partilerinin kapatılması halinde parlamentoda olmalarının bir anlamı olmayacağı yönündeki sözlerini yineleyerek demokrasi mücadelesini halk ve demokrasi güçleriyle birlikte sürdüreceklerini söyledi. Türk, AKP'nin mantığıyla Türkiye'nin hiçbir sorununun çözülemeyeceğini, AKP'nin demokratlık değil demokrasi havariliği yaparak kendini bir "nimet' gibi gösterdiğini de savunarak konuşmasını "DTP barışın, diyaloğun ve kardeşliğin köprüsüdür. Halkların kardeşliğinin dinamitlenmemesi için bu köprü yıkılmamalıdır"çağrısıyla tamamladı.



DTP'YE "RASMUSSEN" DESTEĞİ



Bu arada Anayasa Mahkemesi'nde bugün görülmeye başlayan kapatma davası nedeniyle destek vermek üzere DTP grubu'na İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, Prof. Mithat Sancar, TTB Başkanı Gencay Gürboy, İHD Genel Sekreteri Öztürk Türkdoğan, Türkiye Barış Meclisi temsilcisi Cengiz Güleç, KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek ile Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik de katıldı. Grup toplantısında Grup Başkanvekili Gültan Kışanak, kapatma davasıyla ilgili Avrupa Sosyalist Partisi Başkanı Poul Nyrup Rasmussen'in gönderdiği mesajı okudu. Grup toplantısına Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de katıldı.



"EMİNE AYNA RAHATSIZLIĞI"SORULARI YANITSIZ KALDI





Grup toplantısı öncesinde basının gündeminde ise DTP eşbaşkanı Emine Ayna'nın sözleri vardı. Grup girişinde milletvekillerine "DTP'deki Emine Ayna sıkıntısı'na yönelik haberleri soran gazetecilere Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemur "Hepimizin metin olması lazım. Her darlığın sonu mutlaka ferahlıktır"karşılığını verdi. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk "Partide Emine Ayna rahatsızlığıyla" ilgili sorulara "soru yok" karşılığını verirken Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk da ısrarlı sorulara "yorum yok"yanıtını verdi. Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise grup toplantısı öncesinde gazetecilerin ısrarlı soruları nedeniyle basın mensuplarına tepki gösterdi. (ANKA)

"Siyasi bir darbe olur"

Tuesday, December 8, 2009

Muhalefe şok suçlama

Meclis'teki Demokratik Açılım görüşmelerinde Başbakan Erdoğan konuşuyor...
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in başkanlık ettiği genel görüşmede, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile AK Parti Adana Milletvekili Ömer Çelik'in partilerinin düşüncelerini dile getirdiği konuşmalarının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıktı.Hükümet adına eleştirileri yanıtlayan Erdoğan, TBMM'nin izleyici locasında yaşanan protesto eylemeleri hakkında şok suçlamalarda bulundu. Eylem düzenleyen kişilerin muhalafet tarafından organize edildiğini ima eden Erdoğan, "İzleyici tribünlerine eli tutularak getirilenler olursa bunlar bu Meclis'in asaletiyle bağdaşmaz" diye konuştu. İşte Erdoğan'ın "açılım" açıklamaları:Milli Birlik ve Kardeşlik sürecimizi ele almak üzere yaptığımız genel görüşmenin ülkemiz milletimiz ve demokrasimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 3 gün önce vefatını minnetle andığımız Gazi Mustafa Kemal TBMM'nin açılışı öncesinde yayınladığı tebliğinde o günden itibaren askeri ve sivil bütün makamlarla bütün milletin tek mercinin TBMM olacağını ifade etmişti. O günden beri Meclis'teki merci oldu bu meclis Gazi Meclis'tir Kurtuluş Savaşımız'ı sevk ve idare eden Meclis'tir.Atatürk'ün en büyük başarılarından bir her türlü farklılığı önce TBMM çatısı altında ardından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısında birleştirmek olmuştur. İlk Meclis'in açılışından Gazi'nin şu cümleleri hatırda bulundurulmalı, "Efendiler burada maksud olan ve Meclis'i alinizi temsil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Laz değildir. Fakat hepsinden mürekkep anaıssırı İslamiyedir samimi bir mecvmuadır. Bu Meclis aziz milletimizin hamuru çokluk içinde birlik anlayışıyla yoğrulmuş milletimizin birlik ruhunu tesis etmiştir. Baykal, Erdoğan atışması Video için tıklayınTBMM'nin Kayseri'ye taşınması karşısında söz alan ve biz buraya Ankara'dan kaçmak için gelmedik savaşarak ölmeye geldik" diyen Dersim mebusu Diyap Ağa bu Cumhuriyet'in hangi ruh üzerine inşa edildiğinin en sonut abidelerinden bir tanesidir."89 yıl boyunca da bu meclis hep milletin meclisi olarak kaldı bundan sonra da evelallah hep öyle kalacaktır. Türkiye'de her meselenin cesaretle konuşulacağı zemin bu meclistir. ^Bu meclis 89 yıl öncesinin gerisine düşemez. Bu meclis 89 yıl önce renklilik üzerine demokrasi üzerinde inşa ettiği temelerden ve ilkelerinden taviz veremez. Varlık yokluk istiklal mücadelesi veren bu şanlı meclis elbette her türlü sorunu ele alabilecek tarihi geçmişe tacrübe ve sağduyuya sahiptir.Her meselenin özgürce konuşulduğuı nezaketele adapla karşılıklı saygıyla ele alındığı ilk meclis bugünkü meclis için model olmak bir ilham kaynağı olmak zorundadır. Değerli arkadaşlarım iktidar kadar muhalefet de demokrasinin olmazsa olma unsururdur. Muhalefetin her konuda iktidar ile aynı düşünmesi teklif edilemez. Her konuda ittifak etmesini bekleyemeyiz. Ancak her konuya sırf iktidarın önerisidir diye karşlı çıkmak yerine temelden her meselenin karşısında durmak millet istifadesine ülkemizin istifadesine değildir. Demokrasinin en temel şartı diyalogdur her konuda uzlaşmak gereği değildir demokarasinin, ama konuşamak tartışlamak çözüm aramak demokrasinin gereğidir. Hükümet kendisinin anlatmasın diye çaba göstermek farklı polemiklerle konuyu saptırmak bir muhalefet tarzı olmaz, bizler bu mecliste yeni değiliz uzun yıllardır bu mecliste olan milletvekilleri var. ERDOĞAN'DAN MUHALEFET'E ÇOK AĞIR SUÇLAMABu meclis kurulduğundaun beri tutanakları var, izleyici tribünlerine eli tutularak getirilenler olursa bunlar bu Meclis'in asaletiyle bağdaşmaz. Milletin meclisindeki üslup elbette çocuklara gençlere tüm bir millete örnek teşkil edecek bir üslup olmalı.Cumhuriyet 86 yıl boyunca dünyadaki değişimlere ayak uydurduğu ölçüde ilerlemiş ve kalkınmıştır.Trablusgarb savaşında Tobruk ve Derne'de savaşan, Balkan savaşında Gelibolu, Bolayır, İmetoka ve Edirne'yi savunan, Çanakkale savaşında Anafartalar Grup Komutanı olarak zafere imza atan ve Kurtuluş Savaşımızın Başkumandanı olarak bu ülkeyi istiklaline kavuşturan Gazi Mustafa Kemal Cumhuriyetin ilanının hemen ardından savaştığı tüm ülkelerle diplomatik ilişkilerin geliştirmenin gayreti içinde olmuştur. Atatürk kin gütmemiş, intikam duygusu içinde olmamış tam tersine Kurtuluş Savaşı'nda işgalci ülkelere gereken cevabın verildiği düşüncesiyle yeni bir dönem başlatmıştır.Gazi Mustafa Kemal, ülkenin etrafına duvarlar örmemiş, ülkenin ufkunu daraltmamış, tam tersine 'yurtta sulh cihanda sulh' diyerek Türkiyeyi büyütmenin mücadelesine istikbal mücadelesine yoğunlaşmıştır. Soruyorum:Yurtta sulhu tesis edemeyenler cihanda sulhu tesis edebilir mi?Ulusal ve uluslararası problemleri kin nefret ve intikam duygusuyla mülahaza edenler cumhuriyetin kuruluş ruhuna ve kurucusuna haksızlık ederler. Biz, TÜrkiye'nin üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili diyen bğir anlayışla değil yurtta sulh cihanda sulh anlayışıyla hareket ediyoruz. Biz düşman üretmek değil, dost kazanmak anlayışıyla bir yaklaşım üretiyoruz. Türkiye Cumhuriyerti 29 ekim 1923'te ne kadar büyük düşündüyse şimdi de o kadar büyük düşünmek durumundadır...Tarih boyunca her zaman büyük düşündük, büyük adımlar attık. Bugün de aynı ruh ve aynı heyecanla büyük hedeflere doğru kararlı adımlarla ilerlemek bizim ve yüce meclisimizin asli vazifesidir. Hiçbir topluluk hiçbir kurum veya zümre milletin bu aziz meclisine hiçbir şey dayatamaz. Erdoğan'ın hükümetin icraaatlarını anlatırken hızlı treni örenek vermesi üzerine CHP'li Kemal Anadol 'Hızlı tren yoldan çıktı' dedi. Erdoğan bunun üzerine 'Yoldan çıkan sensin sen' diye konuştu.
Muhalefe şok suçlama