Showing posts with label Tarım. Show all posts
Showing posts with label Tarım. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

İsrail e Sovyet anıtı inşa edilecek

Rusya'nın kelimenin tam anlamı ile süper bir güç olduğunu kaydeden İsrail Başbakanı, işbirliğinin iki ülke çıkarları açısından da faydalı olacağını söyledi.



Rusya ile İsrail arasındaki ilişkilerin gelişim pesrpektifi olduğunu kaydeden Putin, özellikle Tarım ve yüksek Teknoloji işbirliklerinin önemine işaret etti. Putin, "Sizin ürünlerinizin Rusya pazarında yer alabilmesi için gerekli desteği vermeye hazırız." dedi.



Rusya'nın kelimenin tam anlamı ile düper güç olduğunu, İsrail'in de teknoloji açısından süper güç olduğunu kaydeden Netanyahu, "İki ülke arasında ilişkilerin kurulmasının 20. yılını değil, aynı zamanda Nazi Almanya'sına karşı kazanılan İkinci Dünya Savaşı'nın da 65. yılı kutlanıyor. Hiç kimsenin Yahudilere karşı gerçekleştirilen soykırımın unutturulmasına gücü yetemez. Burada Sovyet Ordusu'nun katkısı da gözardı edilemez." dedi.



İSRAİL'E SOVYET ANITI İNŞA EDİLECEK

İsrail'in Rusya ve Sovyet Ordusu'nun İkinci Dünya Savaşı'ndaki katkısının anısına İsrail'de bir anıt yapmayı planladıklarını kaydeden Netanyahu, "Umut ediyorum, sizin İsrail ziyaretinizden önce tüm bunları hazır edebiliriz." şeklinde konuştu.



Rusya'da da bir Yahudi soykırım müzesinin inşası için Rusya Yahudi cemaati lideri ile görüştüklerini ifade eden Putin de özel bir girişim olmasına rağmen hükümetin bu konuda destek vereceğini kaydetti.

İran'a S-300 füze sevkıyatının gerçekleştirilmemesi ve Nükleer programı nedeni ile sert yaptırımlar uygulanmasını isteyen Netanyahu, Moskova'yı kısmen ikna etti. Kremlin gün içinde yaptığı açıklamada, Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile şeffaf bir diyalog geliştirmemesi ve uluslararası toplumu ikna etmemesi durumunda yaptırımların ihtimal dışı olmadığı uyarısında bulundu.



Netanyahu'nun gün içinde Moskova'da temaslarda bulunan Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreou ile de yemekte bir görüşme yapması dikkat çekti. İran nükleer sorunu ile Yunanistan ekonomik krizini mukayese eden Netanyahu, iki krizin çözümü için uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini söyledi. İsrail Başbakanı, İran nükleer programının durdurulamaması durumunda Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın da nükler silahlara sahip olmak isteyebilecekleri iddiasında bulundu.
İsrail'e Sovyet anıtı inşa edilecek

Baykal: Üniversite sınavı kalkacak

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, TEKEL işçileriyle ilgili konuşurken de ''peşkeş çekmedik'' derken de gerçeği yansıtmadığını savunarak, ''TEKEL işçisine 4-C dışında işine devam etme imkanını çok görüyorsun, 'yetim hakkı' diye bize boş Edebiyat taslıyorsun, ondan sonra TEKEL işçisinin de alnının teriyle kazanılmış tesisi, bir yandaşına, tanıdığına tahsis ediyorsun'' dedi.



Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada ekonomideki gelişmeleri ve TEKEL işçilerinin eylemini değerlendirdi.



Sanayi üretiminde beklenen atılımın çıkmadığını ifade eden Baykal, kaygı verici noktaya gelen işsizliğin artarak devam ettiğini söyledi. Baykal, iktidarın izlediği Ekonomi politikalarının, işsizliği ortadan kaldırmayı amaçlayan bir Politika olmadığını savundu.



Nüfusun ve kentleşmenin arttığını ancak çalışmak isteyen kişi sayısının azaldığını belirten Baykal, kasımda işgücü arzının 308 bin azaldığını, işe talip olunmadığını söyledi. Baykal, ''Bu ayın özelliği ne, acaba Define mi buldular? Zengin oldum, çalışmaya ihtiyacım yok, dışarıdan kaynak mı geliyor diyorlar'' diye sorarak, 233 bin kişinin işini kaybettiğini kaydetti.



Baykal, Türkiye'nin en temel konusunun işsizlik olduğunu, işsizliğin giderek artmasının altında, tarımın çökertilmesinin yattığını söyledi. Baykal, 2,5 milyon kişinin topraktan kopartıldığını dile getirerek, tarımı, ''ekonomide işsizliği emen süngere'' benzetti. Baykal, tarıma harcanan paranın, ''helal'' para olduğunu, tarımın yanı sıra hayvancılığa da sahip çıkılması gerektiğini kaydetti.



Türkiye'nin, Tarım ve sanayisine sahip çıkarak kalkınacağını vurgulayan Baykal, Atatürk'ün, İnönü'nün bu anlayışla yola çıktığını, ülkeyi kalkındırmak için çaba harcadıklarını söyledi. Baykal, bunun, Menderes, Bayar, Demirel dönemlerinde de götürüldüğünü anlattı.



Baykal, işsizlikle mücadele için yapılması gerekenlerden birinin GAP'ın bitirilmesi olduğunu ifade ederek, ''Siyasal değişimin gerçekleşmesine yakın bir süre kala, siyasi değişim öncesi, ne söylediğimizi bilerek söylüyorum, GAP'ı hızlandırmayacağız, bitireceğiz'' dedi.



Deniz Baykal, iktidarları dönenimde, üniversiteye giriş sınavlarını, ÖSS'leri kaldıracaklarını ifade etti.

Doğu ve Güneydoğu'da kurulan fabrikaların, ''zarar ediyor'' denilerek kapatıldığını ileri süren Baykal, zarar etse de bu fabrikaların çalıştırılması gerektiğini savundu.



''ÖNCE SEN YEME YETİM HAKKINI''



TEKEL işçilerinin eylemine de yer verdiği konuşmasında Baykal, işçilerin, sükunetle, sabırla, çile çekerek, bedel ödeyerek bir acıyı yaşadığını, toplumla da bunu paylaştığını anlattı.



Baykal, işçilerin, kimseye zarar vermediğini, vitrinlere taş atmadığını, vicdanları harekete geçirmeye çalıştığını ifade ederek, Türkiye'de de vicdanların harekete geçtiğini söyledi. Baykal, kişilerin hak mücadelesi verme şansının olabileceğinin gösterildiğini, korkunun da buradan kaynaklandığını ileri sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:



''(Aman ha burada bastıralım, yol olmasın) anlayışı içine girmişlerdir. Demokraside yol budur, hak mücadelesidir. 'Sen benim işyerimi satıyorsun, satarken beni yok sayıyorsun, fabrikanın taşı, duvarı gibi bakıyorsun, fabrikayı satarken, beni de satabileceğini zannediyorsun, hala Ortaçağ'daki serf anlayışı senin kafanda, çalışanıyla bunu satarım diyorsun.'



'Yetim hakkını yedirmem' diyorsan, önce sen kendin yeme o yetim hakkını. Bugünkü insanlar yetim hakkını yeme alışkanlığı olan insanlar değil, kendisi yetim, mağdur, mazlum. Onların sırtından kahramanlık yapmaya çalışıyor. Sözlerinin aslı, astarı yok. En son, 'Kimseye TEKEL'de ne menkul ne Gayrimenkul peşkeş çekilen bir şey yoktur' diyor Başbakan. Başbakanlık Denetleme Kurulunun raporlarını oku, o raporlarda bütün bu özelleştirmenin, satışın, nasıl bir peşkeş olduğu, 100 tane örneğiyle yazılı. Yanlışları teker teker, devletin denetim kurumları, senin iktidarında koymuş. Sen iktidarı bir kaybedersen, orada birileri yanlış aramaya kalkarsa, bakalım onlar neler bulur, neler çıkarır. Peşkeş çekilen bir şey yokmuş, duy da inanma. ''



TEKEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BİNASININ TAHSİSİ



Baykal, İstanbul Unkapanı üzerinde 5 katlı, Galata'yı, Marmara'yı gören, son derece değerli TEKEL Genel Müdürlüğü binasının, TEKEL'den alınarak, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüne devredildiğini kaydetti.

Bu devir kararını Özelleştirme Yüksek Kurulunun aldığına işaret eden Baykal, kurul üyelerinin ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz olduğunu söyledi.

Baykal, şunları kaydetti:



''Bu arkadaşlar bir araya gelmişler, TEKEL'in yüzük taşı, pırlanta değerindeki gayrimenkulünü, TEKEL'den Milli Emlak Genel Müdürlüğüne intikal ettirme kararı almışlar. Devlete geçmiş, sonra ne olmuş? 300 genel müdürlük çalışanı, Kartal'a gönderilmiş -Kartal'daki durumu da sonra konuşuruz, orada da konuşulacak çok şey var- Hibe edilen binayı, Maliye Bakanı 4 özel hastanesi bulunan, Medipol Grup'a, Metropolitan Sağlık ve Eğitim Hizmetleri A.Ş'ye tahsis etmiş. Kimseye Haber vermeden, ihale yapmadan, özel hastanecilik alanında faaliyet gösteren bir şirkete devredilmiş. Bu şirket anlaşılıyor ki çok etkin bir şirket olmalı. Bu şirkete, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi de Belediye Şehir Planlama Dairesinin muhalefetine rağmen Göztepe Kavşağındaki 12 dönümlük arazisine imar izni vermiş. Şehir Plancıları Odası, 'bu ayrıcalıklı imar iznidir' diye görüş bildirmiş. TEKEL işçisine sen işçi statüsünde, 4-C uygulaması dışında, yıllardır çalıştığı çerçevede işine devam etme imkanını çok görüyorsun, 'yetim hakkı' diye bize boş edebiyat taslıyorsun, ondan sonra çıkıyorsun, bu milletin, TEKEL işçisinin de alnının teriyle kazanılmış olan tesisi, bir yandaşına, tanıdığına tahsis ediyorsun. Nedir peşkeş, bundan daha ala peşkeş var mı? Başbakan ne yapıyor, TEKEL işçileriyle ilgili konuşurken gerçeği yansıtmıyor, 'peşkeş çekmedik' derken yine gerçeği yansıtmıyor. TEKEL işçisi, bu hükümeti çok rahatsız edecek, iktidarı asker değil, TEKEL işçisi ve bakkallar götürecek.''



TEKEL işçilerine, '''Yıkarız, oradaki çadırları kaldırırız, ayın sonuna kadar süre, sonunda sizi oradan süreriz'' dendiğini belirten Baykal, ''Bu çadırlarla uğraşma ve yıldırma mücadelesinde ortaya attıkları tehditler işlemedi. Kullanmadığı bir tehdit var, önümüzdeki günlerde bir de onu kullansın, işçilere, 'sizi buradan alırım, Silivri'ye Ergenekon mahkemesine taşırım' desin. Tek başvurulmamış tehdit budur. Önümüzdeki dönemde, belki TEKEL işçilerini Ergenekon, Silivri korkutur'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Bütün Türkiye'yi ayağa kaldıran o Habur girişinin arkasında gelenlere verilmiş bir teminat vardır. Gelenler oraya 'geliyoruz, acaba bizi tutuklayarak cezaevine atarlar mı?' kaygısı içinde gelmemişlerdir, güvenle gelmişlerdir'' dedi.



Baykal, partisinin grup toplantısında eski milletvekili Hatip Dicle'nin terör örgütü PKK üyelerinin Habur'da teslim olmalarına ilişkin iddialarını değerlendirdi.



Dicle'nin iddialarını mahkemedeki ifadesinde ortaya koyduğunu söyleyen Baykal, kürsüden bu ifade metnindeki bazı bölümleri okudu. Dicle'nin ifadesinde, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın teslim olan terör örgütü üyelerinin tutuklanmamalarına ilişkin olarak ''Hakim ve savcılar ayarlandı. Geldikleri gibi geçecekler'' sözlerini kullandığının yer aldığını belirten Baykal, ''Bu tanıklık ortaya koyuyor ki bütün Türkiye'yi ayağa kaldıran o Habur girişinin arkasında gelenlere verilmiş bir teminat vardır. Gelenler oraya 'geliyoruz, acaba bizi tutuklayarak cezaevine atarlar mı?' kaygısı içinde gelmemişlerdir, güvenle gelmişlerdir'' diye konuştu.



Habur'da teslim olanların bir tereddüt, kaygı içinde olmadıklarının, aksine sevinç içinde bulunduklarının görüldüğünü anlatan Baykal, şöyle devam etti:



''Başbakan bugün cevap veriyormuş, 'Silivri'de de mahkeme var'. Evet, mahkeme kuruldu orada. 'Öcalan İmralı'da yargılandı'. Evet İmralı'da yargılandı. Burada ne oldu? Tahliye edildi bitti. Yargılama nerede? Tahliyeye gittiler, tahliyeye... Yargılamaya değil. Tahliyeye hakim, savcı gönderdin sen, yargılamaya değil. Çok açık, çok net. Şimdi anlıyoruz ki o gelişten önce İçişleri Bakanı kendi Bakanlığında değil, gizlice Atatürk Orman Çiftliği'nde Tarım Bakanlığı'na ait bir çalışma yerinde gizlici buluştu. Kiminle buluştu? DTP'nin Genel Başkanıyla. Gizli bir buluşma. İçişleri Bakanı, Tarım Bakanlığına ait bir gizli yerde buluşuyor. Bu sonradan ortaya çıkıyor. 'Ne yaptınız, neyin pazarlığını yaptınız?' diye o zaman soruldu. İnandırıcı bir cevap veremediler. O zaman da kem küm... Olayı geçiştirmeye çalıştılar. Şimdi anlıyoruz onlar konuşulmuş. Buraya gelenler bu güvenle geldiler.''



''ERGENEKON''



İçişleri Bakanı Atalay'ın olayın taraflarının sözlerine değil de bir sanığın ifadesine inanılmasını eleştirdiğini kaydeden Baykal, ''Hatip Dicle böyle söylüyor, ona inanılmaz demeye getiriyorlar. Bunu söyleyenlere hatırlatmak isteriz ki sizin Ergenekon davanızın temelindeki Danıştay cinayetiyle ilgili davanın bütün dayanaklarını ortaya koyan kişi meşhur Osman Yıldırım bütün Ergenekon ve Danıştay davasının ana dayanak noktasıdır'' dedi. Baykal, bu kişinin hakkında geçmişte çeşitli mahkemelerce verilen cezaları okudu.



Baykal, günün birinde belki bir savcı ya da hakimin de ''Ne acı günler yaşadık. Bize ne baskılar yaptılar. Bizi Habur'a sürdüler. Oralarda ne kararlar aldılar. Vicdanım bunu kabul etmiyor'' diyerek anılarını yazabileceğini ifade ederek, ''Bu işler böyle. Gerçekler ebediyen saklı tutulamaz. Bir yerden çıkar. Bu işin doğrusu; evet maalesef bu iş olmuştur. 'Ben öyle demedim...' Vallahi dedin mi demedin mi bilmiyorum ama yaptığın ortada. Ayarlanmadan bu iş olmaz. Ayarlanmadan o mahkemeler oraya gitmez. Ayarlandı. Ayarlandığı da işin içindeki birisi tarafından ifade edildi. Şimdi biz bunu tekrar milletin önüne koyacağız ve İçişleri Bakanı'nı hesap vermeye çağıracağız'' diye konuştu.



''ORADA O BABAYİĞİT YOK''



Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'nin konuya ilişkin vereceği gensoru için ''bir şey olmayacağını biliyorlar yine de veriyorlar'' ifadesini kullandığını söyleyerek, şöyle devam etti:

''Orada oy verecek olanlar senin emir kulunsa, senin kapı kulunsa, senin talimatınla oy vereceklerse o bizim ayıbımız değil. Biz, tarihe karşı görevimizi yapıyoruz. Yarın çıkarlar derler ki 'Türkiye'de bu kadar maskaralık yapılırken, hukukun ırzına geçilirken siz anamuhalefe olarak ne yaptınız?' Sorumluluğumuzun gereğini yapıyoruz. Zulme engel olamazsan hiç olmazsa zulüm karşısında tepki göster, boyun eğme. Biz, yapabileceğimizi yapıyoruz. 'Burada yanlışlık var, haksızlık var' diyoruz. Ve bunun böyle olduğu da çok açıktır. Hiçbir vicdani tereddütümüz yoktur, çok net biliyoruz ki bu ayarlanarak yapılmıştır. Şimdi yalan söyleyerek, korkarak, gerçekleri saklayarak bu işi örtbas etmeye çalışanlar olabilir ama bu onların ayıbını daha da artırır. Çıkıp yüreklice 'ne yapalım memleketin menfaati bunu gerektiriyordu, yaptık' diyebiliyorlar mı? Diyemiyorlar. Bir defa memleketin menfaatine değil. Ayrıca yaptık diyecek babayiğit... Orada o babayiğit yok.''



Bu ''ayarlamanın'' kapsamının ve içinde kimlerin olduğunun sorgulanması gerektiğini de savunan Baykal, böyle bir iddianın başka nelerin ayarlanmış olduğu sorusunu akla getirdiğini söyledi.

İktidarın önce yandaş bürokrasi, ardından da yandaş medya yarattığını öne süren Baykal, gelinen noktada ise yandaş yargı oluşturma çabası içinde olduğunu iddia etti. Esas projenin yandaş yargının bütün ülkeye yerleştirilmesi olduğunu öne süren Baykal, ''Bu tablo artık net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Gerektiği zaman Habur'da diyecek ki 'tahliye et kardeşim teröristi.' Sonra Ergenekon'da diyecek ki 'vatanseveri de mahkum et.' Orada tahliye, burada da mahkum et. Bunu diyecektir. Bu önümüzdeki manzaradır. Buna karşı hep beraber gerekli mücadeleyi veriyoruz'' diye konuştu.
Baykal: Üniversite sınavı kalkacak

TARSİM 180 milyon lira hasar ödedi

TARIM Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ramazan Kadak, Tarım sigortaları sisteminin baş lan gı cı olan 2006 yı lın dan bu yana 100 bin si gor ta lı çift çi ye 180 mil yon TL'lik hasar ödemesi yaptıklarını açıkladı. Tarımsal faaliyetleri tehdit eden risklerden kaynaklanan hasarlar sebebiyle çiftçilerin yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesinde TARSİM'in önemli bir payı olduğunun altını çizen Dr. Kadak, sistemin Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı tüm üreticilere kucak açtığını vurguladı. 2009 yılında meteorolojik olayların da etkisiyle bitkisel üretimde meydana gelen hasarlarda artış yaşan - dığını söyleyen Dr. Kadak sözlerine şöyle devam etti: "Hasar ödemelerinde bir ön ce ki yı la gö re yüz de 102'lik bir artış ol du. 2009'da yak la şık 90 mil yon TL'lik hasar ödemesi yaptık. Üreticile - rimizin mağdur olmaması amacıyla sistemdeki tüm çarkların en hızlı şekilde işlemesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Hasar tespit raporları titizlikle incele - nerek sonuçlandırılmakta, teminat kapsamındaki riskler için tazminat hesap - ları yapılarak, süratle sigortalılara ödenmektedir. Sistemin başlangıcından bu yana yüz de 36'lık bir oran la ha sar öde melerinde en büyük payı 'don' hasarı için öde dik. Bu ra kam 65 mil yon TL ci va - rın da. Don ha sa rı nı 62 mil yon TL ile dolu hasarı takip ediyor, çiftlik hayvanları hayat sigortalarında ise toplam 41 milyon TL ha sar öden miş tir."

TARSİM 180 milyon lira hasar ödedi

Wednesday, December 16, 2009

Bathonea 2009 un en önemli keşifleri arasında

İSTANBUL - Küçükçekmece'deki Bathonea antik kenti, Amerikan Arkeoloji Enstitüsü'nün yayınında, 2009'un dünyadaki en önemli keşifleri sıralamasında ilk 15 içinde yer aldı.
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, konuya ilişkin, söz konusu enstitüden gelerek incelemeler yapan Dr. Mark Rose bir yazı kaleme aldı.
Rose, yazısında, Kocaeli Üniversitesi'nden Doç. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında gerçekleştirilen kazılarda, Türk ve uluslararası üniversitelerden pek çok Bilim adamının yer aldığını belirtti.
Mark Rose, ''Küçükçekmece lagün gölünün hem kıyılarında hem de bizzat içinde kalıntılar var. Klasik dönem kalıntıları iki adet liman ve kilometrelerce uzanan sahil duvarlarını da içeriyor. Büyük olan liman, uzun dalgakıranı ve feneriyle milattan önce 4. yüzyıla tarihlenebilir. Önemli bir liman olduğu açık bir şekilde görülüyor.
Daha sonraya tarihlenen kalıntılar arasında Helenistik çanak-çömlek parçaları da var. Milattan önce 2. yüzyıla ait Korint sütun başlığı ise bu döneme ait önemli bir binanın varlığına işaret ediyor. Çok etkileyici, geniş ve çok iyi döşenmiş bir Roma yolu da bulundu. Arkeologlar yolun, Roma imparatorluk yollarından 'Via Egnetia', yani imparatorluğun önemli arterlerinden biri olduğuna inanıyorlar'' ifadelerini kullandı.
Yazısında, alanın şu anda Tarım arazisi olarak kullanıldığını da belirten ve ''belki de bütün bölgenin bir arkeolojik parka çevrilmesinin düşünülmesi gerektiğine'' vurgu yapan Rose, ''Böyle yapılırsa çok büyük öncü bir çalışma olacaktır'' dedi.
"İSTANBUL AÇISINDAN ÖNEMLİ" İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili de konuya ilişkin açıklamasında, ''Dünyanın arkeoloji alanında en saygın Amerikan Arkeoloji Dergisince Ocak/Şubat 2010 sayısında, tüm dünyada yapılan on binlerce arkeolojik çalışma içinde, Kocaeli Üniversitesi başkanlığında yürüttüğümüz İstanbul Küçükçekmece kazılarımızın ilk 15 içinde gösterilmesi, İstanbul açısından son derece önemlidir.
Bathonea 2009'un en önemli keşifleri arasında

Saturday, December 12, 2009

K. Irak’a güvenlik zirvesine gidiyor

Atalay önceki akşam, Ak Parti Diyarbakır Milletvekili ihsan Arslan’ın ev sahipliğinde, Tarım Bakanı Mehdi Eker, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ve partinin ağır toplarından Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın da aralarında bulunduğu 20’ye yakın Güneydoğulu milletvekiliyle buluştu. Atalay, açılım çalışmalarının yavaşlamasından yakınarak, bu konuda somut adımlar isteyen milletvekillerine, “Biz bu yola girdik, hiçbir şey bizim bu konudaki kararlılığımızı engellemeye yetmeyecektir, bundan sonra da ne olursa olsun biz bu açılımı sürdürüp sonuçlandırıcağız” dedi.
K. Irak’a güvenlik zirvesine gidiyor