Showing posts with label MHP. Show all posts
Showing posts with label MHP. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

Bahçeli kıskanç

DEVLET Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarında "kendi tasavvurundaki içe kapanık, vizyonsuz Türkiye'nin profilini çizdiğini" belirterek, "Bahçeli'nin geçmişte içinde yer aldığı hükümet döneminde sergilediği acizlik bugün kendisinde AK Parti hükümetinin icraatlarına karşı bir kıskançlık haline dönüştü" dedi.

Bahçeli kıskanç'

Adlarını ağzıma almayacağım

Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye 'psikolojik sorunları var' imasında bulundu. İki lideri sert sözlerle eleştiren Erdoğan, "Fevkalade bir durum olmadıkça bundan sonra kolay kolay adlarını ağzıma almayacağım" dedi. CHP'nin vermeye hazırlandığı "Habur Gensorusu"nu da eleştiren ve "Gensoru bu ülkede yalama oldu" diyen Erdoğan, Habur benzeri uygulamaların geçmişte de yapıldığını belirterek Silivri'de Ergenekon, İmralı'da Abdullah Öcalan yargılamalarını örnek gösterdi. Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında şu mesajları verdi: ÖNCE BAYKAL

Baykal bir kez daha anket konusunu gündeme getirdi. Bizim oy oranımız seni niye bu kadar meşgul ediyor, çok mu yükseldi oylarımız yoksa? Sen onları bize bırak, biz takip ediyoruz. Hamdolsun milletimizin teveccühü her geçen gün artıyor. Anketler partin hakkında ne söylüyor, sen çık bunu anlat.

Sayın Baykal sen iktidar olmak için değil partinin başında kalabilmek için gayret sarf ediyorsun. Blair'in, Schröder'in oyları düştü, çekildi. Sen niye bu kadar dayatıyorsun ya bırak; artık senden sosyal demokratlar da memnun değil, 'çakıldın kaldın' diyorlar.

Ben bundan memnunum. Senin gibi ana muhalefet liderine can kurban, yeter ki orda kalıver ya. Psikoloji biliminde Sayın Baykal'ın bu yaklaşımına 'yansıtma' derler. Bir savunma mekanizmasıdır bu aslında. Kişi kendisindeki olumsuz durumları başkasına yakıştırır. Yalnız Sayın Baykal'a bir tavsiyem var, yansıtmanın ileri derecesi düşünce sapmasıdır ki bu taşkınlıktır, en tehlikelisi de halüsinasyondur. Kendini darı ambarında görmeye başlamaktır, bu çok daha tehlikelidir. Umarım Baykal, Türkiye'nin gerçek gündemine döner, bizim oylarımızı bırakıp kendi oy oranlarıyla ilgilenmeye başlar. Bunun ruh sağlığı için de partisi için de hayırlı olacağına inanıyorum.

Sayın Baykal hizipçilikte mahir olduğu için, 'her kurum içinde hizipler oluştuğu iddiasıyla nasıl bölünme meydana getiririm, bu kurumları hükümetin üzerine nasıl gönderirim' diye hesap yapıyor. Yargının aldığı her kararı biz de memnuniyetle karşılamıyoruz. Ama çıkıp da hükümeti yıpratmaya çalışıyorlar demiyoruz. Baykal, işine gelen yargı kararları karşısında 'şeriatın kestiği parmak acımaz' derken, işine gelmediği yargı tasarrufları karşısında hükümeti yandaş yargı oluşturmak gibi ağır ithamlarda bulunuyor.

Tutmuş Habur Sınır Kapısı'ndaki yargılamalar hakkında bir takım hezeyanlara tutuluyor. Affınıza sığınıyorum gensoru da artık bu ülkede yalama oldu. Diyarbakır Valiliği'nin Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı başvuru üzerine Güvenlik gerekçesiyle savcılar Habur'a gitmiştir. Bu, kanunlar çerçevesinde bir uygulamadır. Türkiye'de ilk kez vuku bulmuyor. Ergenekon davasının Silivri'de görülmesi, Abdullah Öcalan'ın davasının İmralı'da görülmesi bunun açık örnekleridir.



SONRA BAHÇELİ

MHP liderinin konuşmalarına yansıyan hırçınlık, siyasete seviye kaybettiriyor. Bu, Siyaset tarihine en çirkin üslup olarak geçecektir, hatırlanmak istenmeyecektir. Sağlıksız, problemli bir ruh halini gösteriyor. Bizim sıralarımıza gelebilirsin bizim kapılarımız açık. Ertesi gün arkadaşlarımız ziyaret ettiler, bir metre uygulanmadı, ne oldu?

Bundan sonra da fevkalade bir durum yaşanmadıkça ne Sayın Baykal'ı ne Bahçeli'yi ağzıma kolay kolay almayacağım. ANKARA

'Adlarını ağzıma almayacağım'

Thursday, December 24, 2009

Tekel işçileri MHP ve CHP ye gitti


MHP ve CHP'ye gidecek otobüslerin Mithatpaşa Caddesinde bekletilmesi nedeniyle aralarında, CHP İstanbul milletvekilleri Çetin Soysal ve Mehmet Sevigen ile MHP Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir'in de bulunduğu milletvekilleri otobüslerin yanına geldi.
Milletvekilleri, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Ankara Valisi Kemal Önal ile telefon görüşmeleri yaparak otobüslere izin verilmesini istedi.
Tekgıda-İş Genel Sekreteri Mecit Amaç, ziyaretleri 16 otobüsle gerçekleştirmek istediklerini, emniyetle yaptıkları görüşmelerin ardından bu sayıyı 8'e indirdiklerini anlattı.
TEKEL işçilerinin eylemi sürdürdükleri yerden ayrılmalarını sağlayabilmek için her şeyin yapıldığını öne süren Amaç, “Bizi provoke ediyorlar, ama hiçbir oyuna gelmeyeceğiz” dedi.
Milletvekili Hasan Özdemir, yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından işçilerin bir otobüs ile MHP Genel Merkezine gitmelerine izin verileceğini söyledi.
Milletvekili Çetin Soysal da, işçilerin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın davetlisi olduklarını ve bunun engellenemeyeceğini ifade etti.
Görüşmelerin ardından, MHP'li milletvekilleri ve CHP'li Çetin Soysal'ın bulunduğu birer otobüs iki partinin genel merkezine doğru yola çıktı.
Mehmet Sevigen de bir başka otobüs ile CHP Genel Merkezine gitmek istedi, ancak bu otobüsün caddeden ayrılmasına izin verilmedi. Sevigen, otobüse izin verilmesi için yetkililerle görüşmesine devam ederken, işçilerin bekleyişi sürüyor.
Tekel işçileri MHP ve CHP'ye gitti

Monday, December 14, 2009

Bölücü hükümette

Demokratik açılımı yıkım projesine, açılımı başlatan hükümeti ise taşerona benzeten Bahçeli, özetle şöyle konuştu:ABD’nin emrinde* Bu manzara, Türk milletinin dirilişi. Milli davalarımız ver- kurtul anlayışına feda edildi. Çıkarlarımız tehlikeye atıldı. ‘Sıfır sorun’ denilerek onurumuz ayaklar altına alındı. Ülkemiz, yabancı başkentlerin güdümüne, ABD projelerinin emrine sokuldu. AB ile hastalıklı ilişkiler kuruldu. Türkiye, Kıbrıs’ta Rum’un, Irak’ta Barzani’nin, Kafkasya’da Ermenilerin peşinden koştu. Söğütözü titresin* Birliğimizi öyle bir inançla haykıralım ki, ders almayanların suratına şamar gibi insin. Washington, Erbil, Erivan, Kandil, İmralı ve Söğütözü (AK Parti Genel Merkezi’nin bulunduğu yer) titresin. Bu vesile ile buradan Başbakan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Ülkenin Güvenlik ve esenliğinden sorumlu sensin. Tüyü bitmemiş yetimin hakkından sorumlusun. Dökülen kanın, kırılan gururun sorumlusu sensin. Kefil olman gereken kanlı teröristler değil. Terörle mücadele senin görevin. Başbakansan gereğini yap ve açılım denen yıkımdan vazgeç. Eşkıyayı masaya davet ettin. İmralı ile işbirliği yaptın. Teröristi Habur’da törenle karşıladın. Kimliğimizi sorguladın. Bizi 36’ya bölmeye çabaladın. PKK’nın yapamadığını sen yaptın. Kanlı terörü hoş gördün ve bizi utanmadan, kanla beslenmekle suçladın.Tahriklere dikkat* Açılım dedikçe, bölücüler azıyor. Fırsat dedikçe, İmralı canisi ile Başbakan el ele veriyor. Bin yıllık kardeşliğimiz tehdit altında. Elbette ki bozulan kardeşliğin bedelini Başbakan ve kadroları ödeyecek. MHP’nin nefesi enselerinde olacak. Bu milletin adı, Başbakana ve bölmeye uğraşan Avrupa’ya inat ‘Türk milleti’dir. Camileri, okulları, televizyonları ayırmaya hakkınız yok. Van’lıyı İzmir’den, Mardinli’yi İstanbul’dan, kopartmaya hakkınız yok. Bizim gönlümüzde herkese yer var. Biz başkaları sokakta iken, iktidarda olacağız ve terörü devlet gücü ile yeneceğiz. Bizi bu hedeften uzaklaştıracak, bozgunculara fırsat vermeyeceksiniz. İstismarcılara itibar etmeyeceksiniz. Tahrik ve tertiplere dikkat edeceksiniz. Küçük bir kıvılcım, telafisi mümkün olmayan hadiselere neden olur. Yağmura rağmen TandoğanMHP’nin Ankara’nın Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği miting yağmura rağmen ilgi gördü. Mitingde dershaneden çocuklarını alıp gelen anneler, öğrenciler ve gaziler yanında yüzlerine üç hilal çizen genç katıldı. Pankart açılmasının yasaklandığı mitingde Türk bayrakları ve MHP bayrakları yanında Şehit aileleri çocuklarının fotoğraflarını taşıdı. Bir partilinin taşıdığı cumhuriyet tapusu göze çarptı. Devlet Bahçeli’nin konuşması sırasında bazı partililer gözyaşlarını tutamadı. Nutuk’un dinletildiği mitingde konser ve Tiyatro gösterileri yapıldı. Mitingde Kore Gazisi Kemal Öcalan “80 yaşındayım vatana sahip çıkanların peşindeyim” dedi. Yeni bayrakMHP, 8 Kasım’daki olağan büyük kurultayında parti programı ve tüzüğünü değiştirdikten sonra şimdi de 40 yıllık parti bayrağını değiştiriyor. Parti bayrağındaki değişim, dün MHP’nin Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği, ‘Bin Yıllık Kardeşliği Yaşa ve Yaşat’ mitingine yansıdı. Mitingde, MHP’nin mevcut bayrağı ve yeni bayrağı, Türk bayrağı ile meydandaydı. MHP’nin mevcut bayrağı, kırmızı zemin üzerinde, beyaz üç hilalden oluşuyordu. Yeni dizayn edilen parti bayrağı ise beyaz zemin üzerinde kırmızı üç hilalden oluşuyor.
Bölücü hükümette

Saturday, December 12, 2009

Zirve ona emanet

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de dün yurtdışına çıkınca, devletin bir, iki ve üç numaralı koltukları vekillere emanet edildi. Erdoğan, vekaletini Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a bıraktı. Cumhurbaşkanı Gül ise dün sabah saatlerinde resmi ziyaret için Arnavutluk’un başkenti Tiran’a gitti. Gül, Arnavutluk’un ardından da Karadağ’a geçecek. Üç günlük bir geziye çıkan Gül’ün yerine Cumhurbaşkanlığı’na vekalet etmesi gereken TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de dün öğle saatlerinde AB Parlamento Başkanları Olağanüstü Konferansı’na katılmak üzere İsveç’e gitti. Şahin, vekaletini TBMM Başkanvekili Sadık Yakut’a bıraktı. Böylece Yakut, yarına kadar hem Cumhurbaşkanı Gül’e, hem de TBMM Başkanı Şahin’e vekalet görevini üstlenmiş oldu. Ak Parti Kayseri Milletvekili olan Sadık Yakut’un renkli bir kişiliği var. Çifte vekâlet üstlendiAnayasa’nın 106. maddesi, Cumhurbaşkanı’nın hastalık veya yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması halinde, TBMM Başkanı’nın vekalet edeceğini ve aynı yetkileri kullanacağını düzenliyor. Buna göre Yakut’un başkomutanlık da dahil olmak üzere Cumhurbaşkanlığı yetkilerinden bazıları şöyle: “TBMM’yi gerektiğinde toplantıya çağırmak. Kanunları yayımlamak. Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geri göndermek. Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek. Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu’na Başkanlık etmek. TBMM adına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanlığını temsil etmek. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanılmasına karar vermek. Genelkurmay Başkanı’nı atamak. MGK’yı toplantıya çağırmak. Kararnameleri imzalamak. Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek.”Yakut, TBMM Başkan-lığı’ndan da, “Başkanlık Divanı’na başkanlık etmek ve Divan’ın gündemini hazırlamak. Danışma Kurulu’na başkanlık etmek. Başkanlık Divanı kararlarını uygulamak” gibi yetkileri devraldı.MHP’den Ak Parti’ye3 Şubat 1956’da Kayseri Büyükkaramanlı Köyü’nde doğan Sadık Yakut, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Halfeti, Çamardı ve Savaştepe Cumhuriyet Savcılığı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü Tetkik Hâkimliği, Giresun Cumhuriyet Savcılığı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığı ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu. TBMM’ye MHP’den Kayseri Milletvekili seçilerek Meclis’e giren Yakut, 2001 yılında, “Gönülden bağlı olduğum Türk milliyetçiliği ve ülkücülüğümden taviz vermeksizin sürdürmeye çalıştığım siyasi faaliyetlerime, gelinen nokta itibariyle MHP çatısı altında devam edememenin üzüntüsü içindeyim” diyerek partisinden istifa etti ve Ak Parti’nin kurucu üyesi oldu. Ak Parti’den Kayseri Milletvekili seçilen Yakut, 22. Dönem’de TBMM Başkanvekilliği görevini yaptı. 23. Dönem’de de aynı göreve seçilen Yakut, evli ve 3 çocuk babası.
Zirve ona emanet

Thursday, December 10, 2009

Tatile gitmemiş olsaydı dönerdi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, ''Sayın Başbakan, ABD'de görüşmelerde bulunurken, bazı siyasi partilerimizin, özellikle 7 askerin Şehit edilmesinden sonra Sayın Başbakan'ın derhal geri gelmesi gerektiği ile ilgili beyanları kesinlikle doğru bir zemine oturmamaktadır. Sayın Başbakan eğer tatile gitmiş olsaydı, tatilini kesip derhal Türkiye'ye geri gelmesi için kimsenin kendisine çağrıda bulunmasına da gerek yoktu. Kendisi zaten bunu yapardı'' dedi.



AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, gündemdeki konulara ilişkin parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.



Çelik, konuşmasına, Tokat'taki terörist saldırı sonucu 7 askerin şehit olması ve İstanbul'da molotofkokteyli atılması sonucu bir kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek başladı.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisi sırasında Türkiye'de yaşanan olaylara dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:



''Bu kadar başarılı, çok iyi organize edilmiş ve özellikle Türkiye'nin ABD kamuoyuna, dünyaya yönelik mesajlarını da içeren bu çok anlamlı, stratejik ve zamanlaması itibarıyla da son derece önemli olan bu çalışma ziyareti, belli kesimler tarafından gölgelenmek isteniyor. Özellikle bazı siyasi parti liderlerinin bu seyahatte alınan başarıları küçümsemesi, hatta bu çalışma ziyaretini başarısız olarak nitelendirmesini teessüfle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.



Bizim milli meselelerimiz, ulusal çıkarlarımız, devletimizin diğer devletlerle olan ilişkileri her türlü iç Politika mülahazasının üzerindedir. Başbakan kim olursa olsun, iktidarda hangi parti olursa olsun eğer o hükümet bir yabancı ülkeye çalışma ziyareti gerçekleştiriyorsa, bir iş birliği gerçekleştiriyorsa, bir temas söz konusuysa içeride, bütün siyasi partilerin ve bütün Türkiye'nin tek yürek olarak arkasında durması gerektiğinin özellikle altını çizmek istiyorum.



Sayın Başbakan, ABD'de görüşmelerde bulunurken ve 'model ortaklık' dediğimiz ABD'deki müzakereler devam ederken bazı siyasi partilerimizin, özellikle 7 askerin şehit edilmesinden sonra Sayın Başbakan'ın derhal geri gelmesi gerektiği ile ilgili beyanları da kesinlikle doğru bir zemine oturmamaktadır. Sayın Başbakan, eğer tatile gitmiş olsaydı tatilini kesip derhal Türkiye'ye geri gelmesi için kimsenin kendisine çağrıda bulunmasına da gerek yoktu. Kendisi zaten bunu yapardı.''

Hükümetin, Güvenlik güçlerinin ve ilgili kurumların görevinin başında olduğunu ifade eden Çelik, ''Sayın Başbakanımız da bir taraftan ABD'deki temaslarını sürdürürken, bir taraftan da dakika dakika, gerek Başbakan Vekilimizden, gerekse İçişleri Bakanımızdan ve diğer sorumlu arkadaşlarımızdan bilgileri almaktadır ve Sayın Başbakanımız buradaymış gibi bu süreç gider. Çalışmalar Sayın Başbakanımızın bilgisi dahilindedir, bunu bütün kamuoyu tarafından bilinmesini özellikle arzu ediyorum'' diye konuştu.

Çelik, Başbakan Erdoğan'ın, 7 yıllık iktidarı boyunca çok sayıda yurt dışı gezisi yaptığını ve bunların hepsinin Türkiye ve Türk milleti için olduğunu söyledi.



TERÖRİZMLE MÜCADELE



Terörizmle mücadelede uluslararası camianın desteğini almanın önemine işaret eden Çelik, ''Bu, birilerinin zannettiği gibi kendi iç meselelerimizi yabancıların iradesiyle, inisiyatifiyle çözmek anlamına gelmez'' dedi.



ABD gibi Askeri ve ekonomik anlamda güçlü bir ülkenin bile Nato'nun ve müttefik ülkelerin desteğini almadan terörizmle mücadele edemediğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:



''Terörle mücadele kolay bir şey değildir. Eğer terörle ve terörizmle mücadele etmek çok kolay olsaydı bizden önce gelmiş geçmiş olan birçok hükümet, Türkiye'de bu meseleyi bitirmiş olurdu.

Biz iktidara geldiğimiz zaman bugün yaşadıklarımızın hepsi bizim gündemimize hazır olarak gelmiştir. Geçmişin bir mirası olarak gelmiştir. Bunun bilinmesi gerekiyor ve Türkiye artık bu ayak bağlarından kurtulmaya çalışıyor. Terörle mücadele eden güvenlik güçleri, uzmanlar, terörle sadece polisiye, askeri tedbirlerle mücadele edilemeyeceğini defaatle ifade ettiler. Terörizmle mücadelenin, terörle mücadeleden çok daha kalıcı, çok daha kısa, orta ve uzun vadede çözüm üretici olduğunu ifade etmişlerdir ama bugüne kadar Türkiye'de terörizmle mücadele etmeye talip bir siyasi irade ortaya çıkmamıştır. Terörle mücadele güvenlik güçlerine havale edilmiştir. Risk almamak adına hiçbir iktidar terörizmle mücadele etmeyi üzerine almamıştır.''



''Hiçbir hükümet, şapkadan tavşan çıkarır gibi terörü bitiremez. Hiçbir hükümet, hiçbir siyasi irade hokus pokus yöntemiyle kesinlikle terörü, terörizmi bitiremez'' diye konuşan Çelik, kimsenin elinde sihirli değnek olmadığını söyledi.



"İNSANLARI İSYANA TEŞVİK EDERCESİNE AÇIKLAMALAR YAPILIYOR''



Konuşmasında muhalefeti de eleştiren Çelik, şunları söyledi:''Bir siyasi partinin genel başkanı 'Hani Türkiye'nin gözyaşları dinecekti?' diyor. Terör ve terörizmle mücadele etmek, Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü sağlamak, Türkiye'nin kardeşliğini tesis etmek sadece hükümetin görevi değildir. Herkes kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek zorundadır. İktidarın, iktidar olarak elbette bir sorumluluğu vardır ama muhalefetin de muhalefet olarak üzerine düşen büyük sorumlulukları vardır. Adeta insanları isyana teşvik edercesine açıklamalar yapılıyor. Bu, kabul edilebilir değildir. Dün bir siyasi partinin sayın genel başkanı, 'milletin ayağa kalkmasından' söz ediyor. Bir siyasi partinin genel başkanı, bir hukuk devletinde böyle bir söz söyleyebilir mi?



12 Eylül'den önce sağ-sol, Sünni-Alevi çatışmalarının, şu-bu çatışmalarının bu ülkeye kaybettirdiklerinden biz yeteri kadar ders almadık mı? Bazı vilayetlerimizde yaşanan katliamların farkında değil miyiz? O gün de insanlar kendi problemlerini kendileri çözmeye talip olmuşlardı. Birisi 'memlekete komünizm getireceğim', birisi de 'biz komünizmi önleyeceğiz' diye polisin, askerin, güvenlik güçlerinin ve kurumların yapması gereken işi üstlenmişti ve 5 bin genç, bu ülkenin sokaklarında birbirlerini telef ettiler, boğazladılar. Eğer tarihten ders, ibret almazsak yakın geçmişimizden iyi sonuçlar çıkarmazsak bugünü iyi kuramayız ve geleceğe iyi adımlarla yürüyemeyiz.



Bir siyasi parti genel başkanının 'eğer millet ayağa kalkarsa' tabirini kullanması bir hukuk devletinde kabul edilebilir bir şey değildir. Bu ifade maalesef kışkırtıcı bir ifadedir, maalesef sorumlulukla bağdaşmayan bir ifadedir ve kamu otoritesini hiçe sayan bir ifadedir.''



Devletin bütün kurumlarıyla işbaşında olduğunu yineleyen Çelik, yaşananlardan dolayı herkesin rahatsız olduğunu, bu görüntülerin ilk defa yaşanmadığını ve hukuk devletinde yapılması gerekenlerin belli olduğunu vurgulayarak, ''Devlet, terör örgütlerinin yöntemiyle hareket edemez'' dedi.



Son günlerde birçok ildeki yasa dışı gösterilerde 800 kişinin gözaltına alındığını, bunlardan önemli bir kısmının da tutuklandığını hatırlatan Çelik, herkesi sorumlu olmaya davet etti.



Türkiye'nin bundan önce de bazı badireler atlattığını ve bugün de hassas bir dönemden geçtiğini kaydeden Çelik, bunların hukuk ve demokrasiyle aşılabileceğini söyledi.



Çelik, ''Eğer birilerinin bildiği, bunların dışında bir çözüm varsa onu biz bilmiyoruz. AK Parti'nin bu ikisinin dışında bildiği bir formül yoktur. Birilerinin başka yöntemleri varsa açıkça o yöntemlere de karşıyız'' ifadesini dile getirdi.



''DARBEYE ÇAĞRI ANLAMINA GELEBİLECEK İFADELER''



Konuşmasında CHP'yi eleştiren Çelik, şunları kaydetti:

''Bir CHP'li milletvekilinin kısa bir süre önce TBMM'de Dersim ile ilgili söyledikleri daha tazeliğini korurken daha dün akademik unvana sahip olan bir başka CHP'li milletvekili de açıkça darbeye çağrı anlamına gelebilecek ifadeler kullanmıştır. TBMM'nin bir mensubu olarak da buna teessüf ettiğimi ifade etmek istiyorum. Partim adına bu sözleri kınadığımı ifade etmek istiyorum. TBMM'nin bir mensubu nasıl böyle bir ifade kullanabilir?



Vahim olan şudur: Bu sözler söylendikten sonra CHP'li bir Grup Başkanvekili tarafından ve CHP'nin bir yöneticisi tarafından bu söze bir tepki gelmemiştir. Sayın Öymen'in sözlerine de tepki gelmemişti ve CHP kurumsal olarak o sözlere sahip çıkmıştı. Dün yapılan konuşmaya da CHP tepkisiz kalarak, en azından ses çıkarmayarak katıldığını ve zımnen da olsa bu sözün arkasında olduğunu ifade etmiştir.''

Söz konusu sözleri demokrasi adına ''talihsizlik'' olarak niteleyen Çelik, bunun, bu anlamda TBMM'de söylenen son sözler olmasını diledi.



Çelik, şöyle devam etti:

''Özellikle CHP'nin Sayın Genel Başkanı, MHP'nin Sayın değerli Genel Başkanı yine grup toplantılarında hükümetimize, partimize, Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza yönelik son derece hakaretamiz ifadeler kullanmaya devam etmektedirler. Bir kez daha ifade ediyorum; 'ihanet', 'hıyanet' lafları ulu orta kullanılabilecek sözler değildir.



Biz bugüne kadar Türkiye'de Anayasa ve yasalara göre kurulmuş olan ve işleyişini buna göre sürdüren ve millete dayalı Siyaset yapan hiçbir siyasi partinin değerli mensubunu, genel başkanını ihanetle, hıyanetle suçlamadık. Eğer sayın genel başkanlar bu üslubu kullanırlarsa, bu sözleri söylerlerse sokaklardaki insanların başka türlü davranmasını kimse kınamaz olur. Ben o insanlara da bu tavırlarını gözden geçirme çağrısında bulunuyorum.''



Soğuk savaş döneminin jargon ve üslubu ile konuşan geçmişteki siyasetçilerin halk tarafından geçmişe gömüldüğünü ve TBMM dışında bırakıldığını anlatan Çelik, kavgacı üslubu benimseyenlerin, milleti isyana teşvik edenlerin, milletin duygularını istismar edenlerin, milletin kederi ve üzüntüsü üzerinden siyaset yapanların millet tarafından cezalandırılacağını söyledi.



Tokat'taki saldırının faillerinin henüz belirlenmediğini ve olayı üstlenenin de olmadığını bildiren Çelik, Türkiye'de normalleşme çabaları arttığında ve demokrasi standartları yükseldiği zaman bir karanlık gücün devreye girdiğine ve ''düğmeye basıldığına'' işaret etti.



DTP'NİN KAPATILMA DAVASI



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soru üzerine, DTP'ye ve DTP'nin tabanına seslenerek, ''Şiddet ve terör artık kendisini ifade etme biçimi değildir'' dedi.



Son günlerde birçok il ve ilçede meydana gelen olayların 72 milyon kişiyi rahatsız ettiğini bildiren Çelik, şöyle devam etti:



''Şiddet ve terörle kendini ifade etmeye çalışanlar veya sorunlarını bu yolla çözmeye çalışanlar, dünyada her zaman antipatik olacaklardır. Her zaman antipatik olmuştur. Kimse bununla bir çözüme ulaşamaz. Türkiye'de en fazla kan akan, terörün en fazla can aldığı 1990'lı yıllardır. O yıllarda onca şehit verilmesine rağmen, onca kan dökülmesine ve onca da terörist öldürülmüş olmasına rağmen o günlerde Türkiye'de bütün bu meselelerin üstesinden gelebilecek bir güçlü hükümet, güçlü siyasi irade olmadığı için terörizm ile mücadele gündeme gelmemiştir, hep terörle mücadele edilmiştir.



Şu anda DTP ile ilgili bir kapatma davası sürmekte. Partimiz oldum olası siyasi partilerin kapatılmasına karşıdır. Özellikle AİHM'in içtihatlarına bakıyorsunuz, bizim kendi iç hukukumuza bakıyorsunuz oradaki ilkeleri elbette mahkemeler değerlendirecektir. Ancak suçu tabelalar işlemez, suçu binalar ve tüzel kişilikler işlemez, insan işler. Ceza olacaksa da bu suça karşılık şahısların cezalandırılması daha anlamlı ve mantıklıdır ama kurumların kapatılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü kapattığınız zaman bir sonuç elde etmiyorsunuz.



Şimdiki DTP işe HEP olarak başladı, DEP olarak devam etti, HADEP'ti DEHAP oldu, şimdi DTP oldu. Alfabe de harf mi yok? 'P' sabit, diğerleri değişkendir. Neticede bir siyasi parti daha kurulur ve belki aynı şahıslar olmaz ama aynı zihniyet yola devam eder. Dolayısıyla Türkiye'de siyasi partilerin kapatılma meselesi oldum olası bir problemdir ve AK Parti hiçbir siyasi partinin kapatılmasından yana değildir, kapatılmaması gerektiğini düşünür.''



Çelik, bir başka soru üzerine de ''teröristlerin hiçbir zaman huzur, kardeşlik ve refahın olduğu bir yerde doğamayacağını, doğsalar bile büyüyemeyeceğini ve üreyemeyeceğini'' ifade etti. Çelik, Türkiye'nin yıldızının parladığını, birilerinin de birileri adına bundan hoşlanmayacağını ancak kurulan komplolara karşı da bütün millet olarak uyanık olunması gerektiğini bildirdi.



Çelik, ''Sağlam olanın gücüne mikrop giremez, girse bile tahribat yapamaz. Dolayısıyla iç bünyemizi, doğusu ile batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle çok sağlam tutmak zorundayız'' diye konuştu.

Tatile gitmemiş olsaydı dönerdi

Tuesday, December 8, 2009

En iyi dostu onu bugün yalnız bırakacak

Prompter cihazı isteğine Meclis onay vermedi...
TBMM Başkanlığı’nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün Meclis kürsüsünde yapacağı Kürt açılımı konuşması için prompter cihazı (yazıların aktığı ekran) talebini reddettiği öne sürüldü.Milliyet gazetesinden Önder Yılmaz'ın haberine göre prompter cihazının reddedilmesine gerekçe olarak, daha önce böyle bir uygulamanın olmaması ve diğer liderlere de aynı imkânın verilmemesi gösterildi.TBMM’de Kürt açılımı için yapılacak genel görüşmelerde konuşacak liderler dün hummalı bir hazırlık çalışması yürüttüler. MHP lideri Devlet Bahçeli parti genel merkezinde, bugün yapacağı konuşmaya ilişkin olarak danışmanları ve kurmaylarıyla uzun süren değerlendirme toplantısı yaptı. Erdoğan’ın ise açılımın detaylarını, tablo tablo ve madde madde sıralayarak anlatmak istediği öğrenildi. Erdoğan’ın, detaylı konuşma olacağı için TBMM’den tıpkı Ak Parti grup toplantılarında olduğu gibi hatip kürsüsüne prompter cihazı yerleştirilmesi talebinde bulunduğu öne sürüldü. Ancak TBMM Başkanlığı’nın cumhurbaşkanlarının konuşmaları dahil bugüne kadar kürsüye prompter konulmadığı bilgisini ilettiği öğrenildi. TBMM Başkanlığı’nın böyle bir imkânın Erdoğan’a verilmesi halinde diğer liderlere aynı hakkın tanınması gerektiği aksi taktirde tartışma konusu olacağı görüşünü dile getirdiği iddia edildi.
En iyi dostu onu bugün yalnız bırakacak

Muhalefe şok suçlama

Meclis'teki Demokratik Açılım görüşmelerinde Başbakan Erdoğan konuşuyor...
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in başkanlık ettiği genel görüşmede, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile AK Parti Adana Milletvekili Ömer Çelik'in partilerinin düşüncelerini dile getirdiği konuşmalarının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıktı.Hükümet adına eleştirileri yanıtlayan Erdoğan, TBMM'nin izleyici locasında yaşanan protesto eylemeleri hakkında şok suçlamalarda bulundu. Eylem düzenleyen kişilerin muhalafet tarafından organize edildiğini ima eden Erdoğan, "İzleyici tribünlerine eli tutularak getirilenler olursa bunlar bu Meclis'in asaletiyle bağdaşmaz" diye konuştu. İşte Erdoğan'ın "açılım" açıklamaları:Milli Birlik ve Kardeşlik sürecimizi ele almak üzere yaptığımız genel görüşmenin ülkemiz milletimiz ve demokrasimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 3 gün önce vefatını minnetle andığımız Gazi Mustafa Kemal TBMM'nin açılışı öncesinde yayınladığı tebliğinde o günden itibaren askeri ve sivil bütün makamlarla bütün milletin tek mercinin TBMM olacağını ifade etmişti. O günden beri Meclis'teki merci oldu bu meclis Gazi Meclis'tir Kurtuluş Savaşımız'ı sevk ve idare eden Meclis'tir.Atatürk'ün en büyük başarılarından bir her türlü farklılığı önce TBMM çatısı altında ardından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısında birleştirmek olmuştur. İlk Meclis'in açılışından Gazi'nin şu cümleleri hatırda bulundurulmalı, "Efendiler burada maksud olan ve Meclis'i alinizi temsil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Laz değildir. Fakat hepsinden mürekkep anaıssırı İslamiyedir samimi bir mecvmuadır. Bu Meclis aziz milletimizin hamuru çokluk içinde birlik anlayışıyla yoğrulmuş milletimizin birlik ruhunu tesis etmiştir. Baykal, Erdoğan atışması Video için tıklayınTBMM'nin Kayseri'ye taşınması karşısında söz alan ve biz buraya Ankara'dan kaçmak için gelmedik savaşarak ölmeye geldik" diyen Dersim mebusu Diyap Ağa bu Cumhuriyet'in hangi ruh üzerine inşa edildiğinin en sonut abidelerinden bir tanesidir."89 yıl boyunca da bu meclis hep milletin meclisi olarak kaldı bundan sonra da evelallah hep öyle kalacaktır. Türkiye'de her meselenin cesaretle konuşulacağı zemin bu meclistir. ^Bu meclis 89 yıl öncesinin gerisine düşemez. Bu meclis 89 yıl önce renklilik üzerine demokrasi üzerinde inşa ettiği temelerden ve ilkelerinden taviz veremez. Varlık yokluk istiklal mücadelesi veren bu şanlı meclis elbette her türlü sorunu ele alabilecek tarihi geçmişe tacrübe ve sağduyuya sahiptir.Her meselenin özgürce konuşulduğuı nezaketele adapla karşılıklı saygıyla ele alındığı ilk meclis bugünkü meclis için model olmak bir ilham kaynağı olmak zorundadır. Değerli arkadaşlarım iktidar kadar muhalefet de demokrasinin olmazsa olma unsururdur. Muhalefetin her konuda iktidar ile aynı düşünmesi teklif edilemez. Her konuda ittifak etmesini bekleyemeyiz. Ancak her konuya sırf iktidarın önerisidir diye karşlı çıkmak yerine temelden her meselenin karşısında durmak millet istifadesine ülkemizin istifadesine değildir. Demokrasinin en temel şartı diyalogdur her konuda uzlaşmak gereği değildir demokarasinin, ama konuşamak tartışlamak çözüm aramak demokrasinin gereğidir. Hükümet kendisinin anlatmasın diye çaba göstermek farklı polemiklerle konuyu saptırmak bir muhalefet tarzı olmaz, bizler bu mecliste yeni değiliz uzun yıllardır bu mecliste olan milletvekilleri var. ERDOĞAN'DAN MUHALEFET'E ÇOK AĞIR SUÇLAMABu meclis kurulduğundaun beri tutanakları var, izleyici tribünlerine eli tutularak getirilenler olursa bunlar bu Meclis'in asaletiyle bağdaşmaz. Milletin meclisindeki üslup elbette çocuklara gençlere tüm bir millete örnek teşkil edecek bir üslup olmalı.Cumhuriyet 86 yıl boyunca dünyadaki değişimlere ayak uydurduğu ölçüde ilerlemiş ve kalkınmıştır.Trablusgarb savaşında Tobruk ve Derne'de savaşan, Balkan savaşında Gelibolu, Bolayır, İmetoka ve Edirne'yi savunan, Çanakkale savaşında Anafartalar Grup Komutanı olarak zafere imza atan ve Kurtuluş Savaşımızın Başkumandanı olarak bu ülkeyi istiklaline kavuşturan Gazi Mustafa Kemal Cumhuriyetin ilanının hemen ardından savaştığı tüm ülkelerle diplomatik ilişkilerin geliştirmenin gayreti içinde olmuştur. Atatürk kin gütmemiş, intikam duygusu içinde olmamış tam tersine Kurtuluş Savaşı'nda işgalci ülkelere gereken cevabın verildiği düşüncesiyle yeni bir dönem başlatmıştır.Gazi Mustafa Kemal, ülkenin etrafına duvarlar örmemiş, ülkenin ufkunu daraltmamış, tam tersine 'yurtta sulh cihanda sulh' diyerek Türkiyeyi büyütmenin mücadelesine istikbal mücadelesine yoğunlaşmıştır. Soruyorum:Yurtta sulhu tesis edemeyenler cihanda sulhu tesis edebilir mi?Ulusal ve uluslararası problemleri kin nefret ve intikam duygusuyla mülahaza edenler cumhuriyetin kuruluş ruhuna ve kurucusuna haksızlık ederler. Biz, TÜrkiye'nin üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili diyen bğir anlayışla değil yurtta sulh cihanda sulh anlayışıyla hareket ediyoruz. Biz düşman üretmek değil, dost kazanmak anlayışıyla bir yaklaşım üretiyoruz. Türkiye Cumhuriyerti 29 ekim 1923'te ne kadar büyük düşündüyse şimdi de o kadar büyük düşünmek durumundadır...Tarih boyunca her zaman büyük düşündük, büyük adımlar attık. Bugün de aynı ruh ve aynı heyecanla büyük hedeflere doğru kararlı adımlarla ilerlemek bizim ve yüce meclisimizin asli vazifesidir. Hiçbir topluluk hiçbir kurum veya zümre milletin bu aziz meclisine hiçbir şey dayatamaz. Erdoğan'ın hükümetin icraaatlarını anlatırken hızlı treni örenek vermesi üzerine CHP'li Kemal Anadol 'Hızlı tren yoldan çıktı' dedi. Erdoğan bunun üzerine 'Yoldan çıkan sensin sen' diye konuştu.
Muhalefe şok suçlama

CHP oturumu terk etti

Başbakan Erdoğan konuşurken CHP Meclis Genel Kurulu'nu terk etti.

Meclis Genel Kurulu’nda Başbakan Erdoğan’ın konuşması sırasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal milletvekilleriyle birlikte salonu terk ettiGenel Kurul’da demokratik açılımla ilgili genel görüşmede Başbakan Erdoğan’ın konuşması devam ederken CHP ve MHP’ye yönelik “Şehitler gelsin de biraz daha bağıralım diyenler var” şeklindeki sözlerine CHP ve MHP sıralarından tepki geldi.Başbakan’ın bu sözleri üzerine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal milletvekilleriyle birlikte Genel Kurul salonundan ayrıldı. Erdoğan ise Baykal ve milletvekillerinin arkasından “Sizsiz daha rahat konuşuruz güle güle” dedi. CHP Meclis Genel Kurulu'nu terketti! Video için tıklayın
CHP oturumu terk etti