Showing posts with label Demokratik Açılım. Show all posts
Showing posts with label Demokratik Açılım. Show all posts

Wednesday, February 17, 2010

Atalay a gensoru önergesi

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesini TBMM Başkanlığına sunduklarını açıkladı.



Anadol, Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, TBMM Başkanlığına sundukları önergeyi okudu. Önergede, ''Demokratik açılım diye adlandırılan Proje kapsamında, terör örgütü mensuplarının yargı sürecini etkileyen, bu konuda özel yargılama düzeni sağlamak için devletin olanaklarını seferber eden, terör örgütü mensuplarının tutuklanmaması için hukuku çiğneyip, yargıyı yönlendiren pazarlıkları yapan, bu amaçla gizli müzakereler yürüten Bakan Atalay hakkında gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz'' denildi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesini, TBMM Başkanlığına sundu.



CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, TBMM Başkanlığına sundukları önerge hakkında bilgi verdi.

Önergede, ''demokratik açılım'' olarak adlandırılan projenin, dış güçlerin de desteği ile siyasi iktidar tarafından ortaya konulduğu iddia edildi.



''Proje ile nelerin öngörüldüğü, kimlerle hangi pazarlıkların yapıldığı, bu kapsamda kimlere ne sözler verildiği ve nelerin hayata geçirilmesinin planlandığı hakkında TBMM'ye ve kamuoyuna inandırıcı hiç bir açıklama yapılmadığı'' ileri sürülen önergede, ''Sonucu belli olmayan, amaçları netlik kazanmamış, hiçbir yasal dayanağı oluşturulmamış, ucu açık bir süreç, AKP Hükümeti eliyle Türkiye'ye dayatılmak istenmiştir'' görüşüne yer verildi.



Ortaya konulan projenin ilk eş zamanlı fiili adımının, 17 Ekim 2009'da gizli görüşme sonrası atıldığı, 19 Ekim 2009 tarihinde de uygulamaya konulduğu belirtilen önergede, şunlar kaydedildi:

''Mahmur Kampından hareket eden 26 kişilik grup ile Kandil Dağından hareket eden 8 kişilik terör örgütü üyesine, 19 Ekim 2009'da Habur Sınır kapısından Türkiye'ye giriş yaptırılmıştır. Grubun Türkiye'ye ulaşmasından önce, Habur gümrük sahasında Mobil mahkeme salonu hazırlanmış, aralarında İçişleri Bakanlığı Müsteşarının da bulunduğu üst düzey kamu görevlilerinin hazır bulunduğu karşılama için bir düzen kurulmuştur. Habur'da yaşanan süreci, siyasi iktidar ile terör örgütü mensuplarının birlikle planladıkları, üzerinde anlaştıkları ve hayata geçirmek üzere eş zamanlı olarak harekete geçtikleri, tartışmasız olarak gözler önüne serilmiştir.



Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından özel yetkili savcılar; 34 kişinin 4 saat gibi kısa bir sürede ifadelerini alarak, bunlardan 29'unu serbest bırakmıştır. 5 kişi ise TCK'nın 314. maddesi uyarınca terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilmiş, aynı gün bu 5 kişi de serbest bırakılmıştır.



Kandil'den gelen terör örgütü üyelerinden birisinin, 'terör örgütü elebaşının çağrısı üzerine geldiklerini, barış için talepleri olduğunu, kendilerinin barışsever olduklarını' söylediği AA bültenine yansımıştır. TCK'nın etkin pişmanlık başlıklı 221. maddesinin 2. fıkrasında, 'örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz' hükmüne yer verilmiştir. Kandil'den gelenler mahkemenin hemen ardından yaptığı açıklamalarda, terör örgütünden ayrılmadıklarını ifade etmişlerdir. Habur'da serbest bırakılan terör örgütü üyelerinin, TCK'nin etkin pişmanlık hükümlerinden nasıl yararlandırıldıkları sorusunun yanıtı, yargı üzerinde yapılan ayarı gözler önüne sermektedir.''



''SÜREÇ, HALKIN TEPKİSİ NEDENİYLE BAŞARIYA ULAŞAMADI''



Önergede, ''demokratik açılım'' sürecinin, müzakere yürüten tarafların anlaşamamasından değil, Habur'da ortaya çıkan görüntünün ardından, halkın tepkisi nedeniyle başarıya ulaşamadığı ifade edildi.

''Demokratik açılım'' projesinin kurgusunun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Atalay tarafından uygulamaya sokulduğu anlatılan önergede, ''Sayın Atalay her seferinde, süreci şeffaf bir şekilde yürüttüklerini söyleme ihtiyacı duymuş, ancak her seferinde de eski bir milletvekilinin itirafında olduğu gibi, devleti taahhüt altına sokan gizli görüşmeler içinde bulunduğu ortaya çıkmıştır'' denildi.

Önergede, 19 Ekim 2009'da ortaya çıkan kurgunun, 17 Ekim 2009'da Atatürk Orman Çiftliğinde Beşir Atalay tarafından müzakere edildiği ileri sürülerek, şu görüşlere yer verildi:



''Hukuk devletlerinde Bakanlar, terör örgütünü muhatap alan, yasal olmayan taahhütler içeren gizli görüşmeler yapamazlar. Hukuk devletlerinde herkes için ayrı ayrı yargı düzeni kurulamaz. Demokratik Açılım diye adlandırılan proje kapsamında, terör örgütü mensuplarının yargı sürecini etkileyen, bu konuda özel yargılama düzeni sağlamak için devletin olanaklarını seferber eden, terör örgütü mensuplarının tutuklanmaması için hukuku çiğneyip, yargıyı yönlendiren pazarlıkları yapan, bu amaçla gizli müzakereler yürüten Bakan Atalay hakkında gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz.''

Atalay'a gensoru önergesi

Gündem Kırmızı Kitap

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Türkiye'nin "gizli anayasası' ya da "kırmızı kitap' olarak da isimlendirilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde (MGSB) yapılacak değişiklikleri hafta sonunda masaya yatıracak.



MGK, yılın ilk toplantısını 19 Şubat Cuma günü Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında yapılacak toplantıda, Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren iç ve dış gelişmeler güvenlik birimlerinin kurula sunacağı raporlarla gündeme gelecek. Toplantıda ayrıca, İran'ın Nükleer silahlanmasına yönelik gelişmeler, AB ile ilişkiler, terörle mücadelede son durumun yanı sıra, Afganistan, Ortadoğu ve Kıbrıs'taki son gelişmeler de ele alınacak.



Toplantının ağırlıklı gündem maddesini ise Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde yapılacak değişiklikler oluşturuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik ağır eleştirilerin yapıldığı bir dönemde, hükümet MGSB'nin özellikle iç tehdit bölümünde köklü değişiklikler yapmayı planlıyor. 2005 yılında hazırlanan MGSB'nin iç tehdit bölümünde irtica ve bölücülük öncelikli tehdit olarak yer alıyordu. Ancak hükümet bu kez başta irtica olmak üzere, Demokratik Açılım projesi kapsamında da etnik konuların güncellenmesini planlıyor. Hükümet özellikle son dönemde artan işsizlik nedeniyle, iç tehdidin ilk sırasına işsizliği yerleştirmeyi hedefliyor. Askerler ise belgenin iç tehdit bölümünde yapılacak güncellemelerin, bu bölümün "içinin boşaltılmasına' yol açacağından endişe ediyorlar. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, teknik olarak "Bakanlar Kurulu belgesi" niteliğindeki MGSB üzerinde doğrudan etkisi bulunmuyor. Bu nedenle askerlerin MGK toplantısında bu konuda duydukları endişe dile getirecekleri, ancak nihai olarak hükümetin hazırlayacağı bir belge üzerinde MGK'nın etkisi de ancak tavsiye niteliğinde olabilecek. Öte yandan hükümet, Askeri müdahalelere yasal dayanak olarak gösterilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne "ülkeyi iç ve dış tehditlerden koruma ve kollama" görevi veren İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini kaldırmaya hazırlanıyor. MGK'da asker-sivil ilişkileri görüşülürken, bu tür yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceği de belirtiliyor.
Gündem Kırmızı Kitap

Thursday, December 31, 2009

Açılım yasalarını hemen çıkaralım

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, partisinin yeni yıl için öncelikli gündemini, taş atan çocuklara ceza indirimi öngören tasarı başta olmak üzere Demokratik Açılım düzenlemeleri ile GDO ve Tam Gün tasarılarının yasalaşması olarak belirledi. Önceki gün yapılan Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) taş atan çocuklara ilişkin değerlendirmelerini sunan Başbakan Erdoğan, “Bu düzenlemeyi hemen gerçekleştirelim” dedi. Erdoğan, demokratik açılım kapsamında üzerinde çalışılan İnsan Hakları Kurumu, Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu, Bağımsız Kolluk Şikayeti Komisyonu ile BM’nin İşkenceyle Mücadele Protokülü’nün onaylanmasına dair tasarıların da yine yeni yılın ilk günlerinde Meclis’e sevk edilmesi talimatını verdi.İfade krizi de konuşulduDTP’lilerin ifade krizi de MYK’da gündeme geldi. “Bu konuda ne yapabilir, yapılabilecek bir şey var mı” diye soran Erdoğan’a hukukçu MYK üyeleri, “Yargısal işlem sürüyor. Anayasa değişikliği dışında bu aşamada yapılabilecek bir şey görünmüyor” bilgisini verdi. Erdoğan da, “O halde şu aşamada yapabilecek bir şey yok” dedi. İddialar çok abartıldı Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarının ardından TSK’nın kalbi olarak nitelenen Seferberlik Bölge Başkanlığı’na yönelik “kozmik soruşturma”ya ilişkin iddialardan duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi. Bu olayın çok abartıldığını öne süren Erdoğan, “Yargıya intikal etmiş bir konu. Ortada olur olmaz, doğru yanlış bir sürü şey dolaşıyor. Yapılan, rutin bir yargısal işlem. Abartılmasın. Türkiye bir hukuk devletidir. Her şey yasal çerçevede yürüyor” diye konuştu. Kurumlar arası çatışma iddialarına da “Böyle bir şey yok” diye tepki gösteren Erdoğan, bu konularda herkesi çok dikkatli ve özenli davranması konusunda uyardı. Safahat hediye etti Başbakan Erdoğan, parti yöneticisi arkadaşlarına yeni yıl hediyesi olarak, kendisinin de başucu kitabı olan Mehmet Akif Ersoy’un Safahat kitabının özel bir baskısını imzalayarak verdi.
Açılım yasalarını hemen çıkaralım

Eksenimiz Ankara ufkumuz 360 derece

Davutoğlu, “Türkiye’nin belirli bir bölgeye yönelmesi söz konusu değil, eksenimiz Ankara ekseni, ufkumuz 360 derece. Dolayısıyla eksen tartışmalarının iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum” dedi. Davutoğlu, dün düzenlediği basın toplantısında 2009 yılının Türk dış politikasını değerlendirdi. Davutoğlu, özetle şunları kaydetti:Kriz dolu coğrafyada Türkiye bir baş aktör* Türkiye tüm küresel krizlerin etki alanı olan bir coğrafyada krizlere doğru cevap üreten ve vizyon geliştiren baş aktörlerden biridir. Türk dış politikası kriz değil, vizyon odaklı bir politikadır. Anlık çözümler aramıyoruz, bir daha kriz çıkmasın diye vizyon oluşturuyoruz. Reaktif değil, proaktif yol izliyoruz.* Ve en önemlisi parçayı tek eksenli değil, bütüncü çok eksenli bir politikamız var. Tüm bu ülkelerle sadece dış Politika değil, Eğitim, Sağlık, ulaştırma, enerji, Ekonomi konularında da işbirliği yapıyoruz.Olumsuzluklara rağmen AB yolunda kararlıyız* AB stratejik hedefimizde tüm olumsuz şartlara rağmen kararlı yürüyüşümüz durmadı. Lizbon anlaşması ile yeni bir AB doğuyor. Yeni AB’nin nabzını Türkiye yakından tutmaktadır. 2010’da da yeni fasıllar açacağız. Açık fasılların kapanış kriterlerini sağlamak için yoğun çaba göstereceğiz. Açılamamış fasıllar içinse sanki açılacaklarmış gibi çalışacağız.* Kıbrıs konusunda aktif bir dönem yaşadık. Müzakerelerde büyük ivme kaandı. AB 2004 yılında KKTC’ye verdiği taahhütleri yerine getirip izalasyonu kaldırmalı. Bu yalnız ahlaki bir sorumluluk değil, aynı zamanda ahde vefadır.Komşu ülkelerle sıfır problem hedefimiz aynı* ABD ile ilişkilerimiz artık kurumsallaştı ve kökleşti. İlişkilerimiz sadece Askeri ve stratejik konuları değil ekonomik konuları da içerir.* 2003’te söylediğimiz, komşu ülkelerle sıfır problem politikamız hiçbir görüş ayrılığı olmayacak anlamına gelmez ama kısa dönemde kriz çıkmamasını sağlar. İdealimiz ‘Yurtta Sulh, Cihanda sulh’ ilkesiyle komşularla sıfır problem. Bu kapsamda Suriye, Ürdün, Arnavutluk ve Libya gibi komşu ülkelerle vize kaldırıldı.* Ermenistan ile normalleşme sürecini başlattık. Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanması için bütün donmuş krizlerin önünü açmak gerekiyor. Bu bağlamda Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü de bizim için azizdir. Kafkasya için kafamızda çok güzel bir resim var. Hangi ton, hangi çizgiyi koymamız lazım, hükümetle birlikte o çalışma içerisindeyiz.İnsanlık dramına sessiz kalmadık* Gazze’de yaşanan olumsuzluklara ilkeli ve realist yaklaştık. İlkeli yaklaştık çünkü yaşanan insanlık dramına sessiz kalmadık. Savaş boyunca barış için Mısır ile birlikte harcadığımız çaba ise realist politikamızın bir örneğidir.”2010’da terör olmayacakAHMET Davutoğlu, Türkiye’de ki terör olayları için, “2010’da olmayacak olan şeylerin başında terör olayları ve insan haklarının engellenmesi var” diye konuştu. Davutoğlu, toplantının ardından bir basın mensubunun Demokratik Açılım sonrası yaşanan tablo ile ilgili sorusunu da şöyle yanıtladı:Her adım atılacak“Terör tehdidinin olmadığı bir Türkiye lazım. Edirne’den Hakkâri’ye kadar tüm vatandaşlarımıza aidiyet hissini yaşatmalıyız. Bu konuda atılması gereken her adım atılacak. Türkiye’nin artık terörü taşıma lüksü yok. Bütün komşu ülkelerle Güvenlik havzası oluştururken Kuzey Irak sınırında böyle bir terör riskini kabul edemeyiz. Bütün Avrupa ülkeleri ile birlikte teröre sağlanan finansal desteğin kesilmesi için güçlü bir mücadele içerisindeyiz. Özgürlük ve terörü karşı karşıya getirmeyeceksin. Biri adına diğerini feda etmek meşrutiyet alanını ve devletin gücünü azaltır.”
Eksenimiz Ankara ufkumuz 360 derece