Showing posts with label Kıbrıs. Show all posts
Showing posts with label Kıbrıs. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Hangi ülke soykırım iddialarını 7 kez tanıdı?

İSTANBUL - İsveç Parlamentosu'nun onayladığına benzer bir Ermeni tasarısı gelecek ay İngiliz Parlamentosu'nda tartışılacak. Şu ana kadar 20'ye yakın ülke ve Kıbrıs Rum Kesimi soykırım iddialarını tanıdı. İsviçre'de ise soykırım iddialarını reddetmek bile suç kapsamına giriyor.
1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan ilk ülke ise Uruguay. Ermeni iddialarını ilk olarak 1965'te tanıyan Uruguay, sonrasında iki kez daha benzer tasarılara onay verdi.
Uruguay'ı, 1982'de Kıbrıs Rum Kesimi izledi.
ARJANTİN YEDİ KERE TANIDIArdından Arjantin, zaman içinde konuyla ilgili 7 ayrı tasarıyı Parlamento'dan geçirdi.
Rusya, Kanada ve Lübnan parlamentoları da, birden çok kez onay verdi soykırım tasarılarına.
İLGİLİ HABER
Ermeni basını: Sırada İngiltere varİsveç soykırıma onay verdiİsveç Dışişleri Bakanı da karara tepkiliTürk milletvekili 'hayır' diyemedi Dostluğa yakışmadı, Erdoğan gitmiyor!'İsveç Parlamentosu ABD'den etkilendi'
Yunanistan, Belçika, Fransa, Slovakya, Litvanya, Hollanda, Polonya, Almanya, Venezuela, Şili ve son olarak İsveç, 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıyan diğer ülkeler.
İngiltere Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası da benzer bir tasarıyı gelecek ay ele alacak.
50 EYALETİN 42'Sİ TANIYORABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nden geçen tasarının genel kurula gelip gelmeyeceği ise hala belirsiz.
Eyaletlere baktığımızda ise durum farklı. Birleşik Devletleri oluşturan 50 eyaletten 42'sinde, 1915 olayları soykırım olarak tanınıyor.
İSVİÇRE'DE REDDETMEK SUÇBunların dışında "soykırım işlenmiştir" ifadesini kabul edip, bunun reddedilmesini suç sayan isviçre var.
Hangi ülke soykırım iddialarını 7 kez tanıdı?

Wednesday, February 17, 2010

Gündem Kırmızı Kitap

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Türkiye'nin "gizli anayasası' ya da "kırmızı kitap' olarak da isimlendirilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde (MGSB) yapılacak değişiklikleri hafta sonunda masaya yatıracak.



MGK, yılın ilk toplantısını 19 Şubat Cuma günü Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında yapılacak toplantıda, Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren iç ve dış gelişmeler güvenlik birimlerinin kurula sunacağı raporlarla gündeme gelecek. Toplantıda ayrıca, İran'ın Nükleer silahlanmasına yönelik gelişmeler, AB ile ilişkiler, terörle mücadelede son durumun yanı sıra, Afganistan, Ortadoğu ve Kıbrıs'taki son gelişmeler de ele alınacak.



Toplantının ağırlıklı gündem maddesini ise Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde yapılacak değişiklikler oluşturuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik ağır eleştirilerin yapıldığı bir dönemde, hükümet MGSB'nin özellikle iç tehdit bölümünde köklü değişiklikler yapmayı planlıyor. 2005 yılında hazırlanan MGSB'nin iç tehdit bölümünde irtica ve bölücülük öncelikli tehdit olarak yer alıyordu. Ancak hükümet bu kez başta irtica olmak üzere, Demokratik Açılım projesi kapsamında da etnik konuların güncellenmesini planlıyor. Hükümet özellikle son dönemde artan işsizlik nedeniyle, iç tehdidin ilk sırasına işsizliği yerleştirmeyi hedefliyor. Askerler ise belgenin iç tehdit bölümünde yapılacak güncellemelerin, bu bölümün "içinin boşaltılmasına' yol açacağından endişe ediyorlar. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, teknik olarak "Bakanlar Kurulu belgesi" niteliğindeki MGSB üzerinde doğrudan etkisi bulunmuyor. Bu nedenle askerlerin MGK toplantısında bu konuda duydukları endişe dile getirecekleri, ancak nihai olarak hükümetin hazırlayacağı bir belge üzerinde MGK'nın etkisi de ancak tavsiye niteliğinde olabilecek. Öte yandan hükümet, Askeri müdahalelere yasal dayanak olarak gösterilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne "ülkeyi iç ve dış tehditlerden koruma ve kollama" görevi veren İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini kaldırmaya hazırlanıyor. MGK'da asker-sivil ilişkileri görüşülürken, bu tür yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceği de belirtiliyor.
Gündem Kırmızı Kitap

Thursday, December 31, 2009

Eksenimiz Ankara ufkumuz 360 derece

Davutoğlu, “Türkiye’nin belirli bir bölgeye yönelmesi söz konusu değil, eksenimiz Ankara ekseni, ufkumuz 360 derece. Dolayısıyla eksen tartışmalarının iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum” dedi. Davutoğlu, dün düzenlediği basın toplantısında 2009 yılının Türk dış politikasını değerlendirdi. Davutoğlu, özetle şunları kaydetti:Kriz dolu coğrafyada Türkiye bir baş aktör* Türkiye tüm küresel krizlerin etki alanı olan bir coğrafyada krizlere doğru cevap üreten ve vizyon geliştiren baş aktörlerden biridir. Türk dış politikası kriz değil, vizyon odaklı bir politikadır. Anlık çözümler aramıyoruz, bir daha kriz çıkmasın diye vizyon oluşturuyoruz. Reaktif değil, proaktif yol izliyoruz.* Ve en önemlisi parçayı tek eksenli değil, bütüncü çok eksenli bir politikamız var. Tüm bu ülkelerle sadece dış Politika değil, Eğitim, Sağlık, ulaştırma, enerji, Ekonomi konularında da işbirliği yapıyoruz.Olumsuzluklara rağmen AB yolunda kararlıyız* AB stratejik hedefimizde tüm olumsuz şartlara rağmen kararlı yürüyüşümüz durmadı. Lizbon anlaşması ile yeni bir AB doğuyor. Yeni AB’nin nabzını Türkiye yakından tutmaktadır. 2010’da da yeni fasıllar açacağız. Açık fasılların kapanış kriterlerini sağlamak için yoğun çaba göstereceğiz. Açılamamış fasıllar içinse sanki açılacaklarmış gibi çalışacağız.* Kıbrıs konusunda aktif bir dönem yaşadık. Müzakerelerde büyük ivme kaandı. AB 2004 yılında KKTC’ye verdiği taahhütleri yerine getirip izalasyonu kaldırmalı. Bu yalnız ahlaki bir sorumluluk değil, aynı zamanda ahde vefadır.Komşu ülkelerle sıfır problem hedefimiz aynı* ABD ile ilişkilerimiz artık kurumsallaştı ve kökleşti. İlişkilerimiz sadece Askeri ve stratejik konuları değil ekonomik konuları da içerir.* 2003’te söylediğimiz, komşu ülkelerle sıfır problem politikamız hiçbir görüş ayrılığı olmayacak anlamına gelmez ama kısa dönemde kriz çıkmamasını sağlar. İdealimiz ‘Yurtta Sulh, Cihanda sulh’ ilkesiyle komşularla sıfır problem. Bu kapsamda Suriye, Ürdün, Arnavutluk ve Libya gibi komşu ülkelerle vize kaldırıldı.* Ermenistan ile normalleşme sürecini başlattık. Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanması için bütün donmuş krizlerin önünü açmak gerekiyor. Bu bağlamda Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü de bizim için azizdir. Kafkasya için kafamızda çok güzel bir resim var. Hangi ton, hangi çizgiyi koymamız lazım, hükümetle birlikte o çalışma içerisindeyiz.İnsanlık dramına sessiz kalmadık* Gazze’de yaşanan olumsuzluklara ilkeli ve realist yaklaştık. İlkeli yaklaştık çünkü yaşanan insanlık dramına sessiz kalmadık. Savaş boyunca barış için Mısır ile birlikte harcadığımız çaba ise realist politikamızın bir örneğidir.”2010’da terör olmayacakAHMET Davutoğlu, Türkiye’de ki terör olayları için, “2010’da olmayacak olan şeylerin başında terör olayları ve insan haklarının engellenmesi var” diye konuştu. Davutoğlu, toplantının ardından bir basın mensubunun Demokratik Açılım sonrası yaşanan tablo ile ilgili sorusunu da şöyle yanıtladı:Her adım atılacak“Terör tehdidinin olmadığı bir Türkiye lazım. Edirne’den Hakkâri’ye kadar tüm vatandaşlarımıza aidiyet hissini yaşatmalıyız. Bu konuda atılması gereken her adım atılacak. Türkiye’nin artık terörü taşıma lüksü yok. Bütün komşu ülkelerle Güvenlik havzası oluştururken Kuzey Irak sınırında böyle bir terör riskini kabul edemeyiz. Bütün Avrupa ülkeleri ile birlikte teröre sağlanan finansal desteğin kesilmesi için güçlü bir mücadele içerisindeyiz. Özgürlük ve terörü karşı karşıya getirmeyeceksin. Biri adına diğerini feda etmek meşrutiyet alanını ve devletin gücünü azaltır.”
Eksenimiz Ankara ufkumuz 360 derece

Wednesday, December 23, 2009

AB ile çevre müzakereleri başladı

BRÜKSEL - Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinde çevre faslı Brüksel'de hükümetlerarası konferansla açıldı. Böylece Türkiye, AB katılım müzakerelerinde çevre faslını açarak toplam 33 fasıldan 12'sinde müzakereleri başlatmış oldu.
Çevre faslının açılışı için AB Konseyi'nde düzenlenen hükümetlerarası katılım konferansında Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu temsil etti. Bakanlarla beraber Brüksel'e hareket eden heyette yaklaşık 80 kişi var.
Katılım konferansında AB adına ise Dönem Başkanı İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt hazır bulundu.
AÇMASI KOLAY, KAPATILMASI ZORÇevre başlığı, açılması kolay ancak kapatılması çok zor bir başlık olacak. Türkiye’nin çevre standartlarını AB düzeyine yükseltmesi için milyarlarca Euro tutarında yatırım yapması gerekecek.
İLGİLİ HABER
Türkiye'ye vize uygulamanın mazareti kalmadı
Çevre faslının açılmasıyla, Türkiye toplam 33 fasıldan 12'sinde müzakereleri başlatmış olacak ve geriye açılabilecek 5 başlık kalacak. Şu ana kadar müzakerelerin kapandığı tek başlık ise, "Bilim-Araştırma" oldu. Türkiye'nin katılım müzakerelerinde, limanların Kıbrıs Rum kesimine açılmaması nedeniyle 8 fasılın açılması ve kalanların kapatılması 2006 yılında AB tarafından dondurulmuştu.
AB ile çevre müzakereleri başladı

Avrupa daki ilk Türk üniversitesi

İNGİLTERE - Girne Amerikan Üniversitesi İngiltere’nin Kent bölgesinde Kampüs açtı ve böylece, Avrupa Birliği’nde ilk kez bir Türk üniversitesi yüksek öğretim vermeye başladı.
Açılışını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yaptığı Girne Amerikan Üniversitesi Canterbury kampüsü, İngiliz Yükseköğretim Akreditasyon Kurumu’na üye oldu. Böylece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diplomalarına uygulanan uluslararası kısıtlamalar da aşılmış oldu.
Üniversitenin vereceği diplomalar tüm Avrupa Birliği ülkeleri tarafından tanınacak.
YÖK bünyesinde faaliyet gösteren Girne Amerikan Üniversitesi'nin İngiltere kampüsü, Avrupa Birliği vatandaşlarına uygulanan düşük ücretli Eğitim imkanından türk öğrencilerin de yararlanmasını sağlıyor.
Üniversite’nin Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar İngiltere’nin ardından Singapur’da da bir kampüs açılacağını söyledi.
Avrupa’daki ilk Türk üniversitesi

Saturday, December 12, 2009

Soyadımız Mayatepek

Atatürk’ün, Meksika Büyükelçisi Tahsin Bey’e, “Mayatepek” soyadını verdiğini söyleyen Erdoğan, iki ülkenin birbirine benzediğini belirterek, özetle şöyle konuştu:Bizimle yürüsünlerAvrupa’nın, siyasi ve ekonomik açılardan belirli bir stratejik vizyon sürdürmesi ve bu stratejik hedefe doğru bizimle birlikte yürümeye devam etmesi gerekir. Şu bir gerçek ki Türkiye’nin AB’ye katılmasından iki taraf da kazançlı çıkacaktır. İrademizi gösterdikTürkiye ve Kıbrıslı Türkler, bir çözüme ulaşma yönündeki iradelerini açık ve net olarak gösterdiler. Kıbrıs sorunuyla ilgili olan diğer tarafların da aynı iradeyi sergilemesini arzu ediyoruz. Bu başarılabilirse Doğu Akdeniz’in bir istikrarve ortak refah alanına dönüştürülmesi yönünde çok önemli bir mesafe alınmış olacak.Nükleerden yararlanırBölgemizde dünya gündemimi meşgul eden önemli meselelerden biri de komşumuz İran’dır. İran’a, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan kaynaklanan yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile tam bir işbirliğine gitmesini her fırsatta kuvvetle telkin ediyoruz. Bununla birlikte tüm ülkelerin barışçıl amaçlarla nükleer enerjiden yararlanma hakkını da teslim ediyoruz.Vizyonlarımız benziyorHer iki ülkede 1919 Türk Kurtuluş Savaşı ve 1910 Meksika Devrimi sonrasında benzer vizyonla millileştirmeler, toprak reformları gibi köklü toplumsal ve ekonomik reform sürecinden geçmiştir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, 1935 yılında Meksika Maslahatgüzarı olarak atadığı Tahsin Bey’e bizzat ‘Mayatepek’ soyadını vermiştir. Birbirine bu kadar benzer iki ülke ve iki milletin her alanda daha fazla işbirliği içine olabileceğine inanıyorum. Meksika karşılamasıBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Washington’daki temaslarının ardından gezisinin ikinci durağı olan Meksika’nın başkenti Mexico City’de, Cumhurbaşkanlığı Resmi Konutu Los Pinos’ta Cumhurbaşkanı Felipe Calderon tarafından resmi törenle karşılandı. Başbakan Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Resmi Komutu Los Pinos’taki toplantıların ardından, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1910 yılında Mexico City’ye hediye edilen saat kulesini ziyaret etti.
Soyadımız Mayatepek

Tuesday, December 8, 2009

Hükümetten rest

Çiçek: 'Ya Kıbrıs ya AB' diye düşünüyorlarsa Türkiye'nin tercihi, sonsuza kadar Kıbrıs Türkü'nün yanında olacaktır
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 26. kuruluş yıldönümü ada da törenlerle kutlanıyor.KKTC’nin 26. kuruluş yıldönümü törenleri için Ada’da bulunan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Lefkoşa'da düzenlenen törende yaptığı konuşmada,” Kıbrıs meselesini Türkiye'nin AB politikasının önüne koyarak, eğer birileri 'Ya Kıbrıs ya AB' diye düşünüyorlarsa Türkiye'nin tercihi, sonsuza kadar Kıbrıs Türkünün yanında olacaktır. Bunu herkes iyi anlamalı” dedi.-TALAT: ÇÖZÜM İNSANLIĞA YAPILACAK EN BÜYÜK KATKI”-Kuruluş yıldönümünde bir konuşma yapan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ise "Kıbrıs'ta çözüm, bizim insanlığa yapabileceğimiz en büyük katkıdır" dedi. Talat, KKTC'nin kuruluş yıldönümünde, Kıbrıslı Rum muhataplarına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş bildirgesindeki iyi niyet mesajını yenileyerek "Kıbrıs Türk halkı, bu güzel adayı sizinle paylaşmaya hazırdır. Gelin, çözüm çabalarımıza siz de katkı koyun; güzel adamızın bir dostluk ve işbirliği adası olmasını engellemeyin" diye konuştu.-EROĞLU'NUN DEĞERLENDİRMESİ-KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu ise Devlet Bakanı Çiçek’in konuşmasının herkesin yüreğine su serptiğini ve Türkiye/nin bu kararlı tutumundan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, konuşmasında 15 Kasım’ın sadece KKTC’nin değil, Türkiye’nin de bayramı olduğunu belirterek, KKTC'nin Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesinin en anlamlı eseri, hürriyetine ve hukukuna sahip çıkma kararlığının en güçlü ifadesi olduğunun belirtti. Çiçek, "Şunun herkes tarafından bilinmesi lazım: Çözüm istiyoruz, ama her şeye rağmen çözüm değil. Kıbrıs Türkünün meşru haklarından vazgeçmesiyle sonuçlanabilecek bir çözüm, bizim arkasında olduğumuz bir çözüm değildir. Bunu herkesin iyi anlaması lazım. Eğer bugüne kadar bunu yeteri kadar idrak edememiş olanlar varsa, bu konuyu bir kere daha düşünmelidirler” dedi.-“SÜREÇ HEBA EDİLMESİN”-KKTC'nin varlığının, Kıbrıs Türkünün kaderini kendi iradesi ile belirleme hakkından hiç bir şartta vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya kanıtlaması olduğunu söyleyen Çiçek, Kıbrıs müzakerelerinin sonsuza kadar devam edemeyeceğinin ve mevcut fırsat penceresinin de sonsuza kadar açık kalmayacağı mesajını verdi.Çiçek, Türk milletinin ayrılmaz parçası Kıbrıs Türkünün meşru haklarından, Türkiye'nin ise ana vatan ve garantör ülke olarak hak ve sorumluluklarından vazgeçmeyeceğinin de herkes tarafından iyi bilinmesi gereken bir konu olduğunun altını çizdi.Konuşmasında, müzakere sürecine değinen Bakan Çiçek, hakkaniyetten sapılarak ulaşılmaya çalışılacak çözümün, çözüm olamayacağının idrak edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Mevcut sürecin de heba edilememesi için gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Bu fırsatın da uzlaşmazlığa kurban edilmemesi, fırsat kaçırmak için hiçbir fırsatı kaçırmayanların geçmişten de ders almaları gerekmektedir” dedi.-“TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜNDEN VAZGEÇİLEMEZ”-Devlet Bakanı Çiçek, Türkiye’nin bölgenin işbirliği ve barışın egemen olduğu bir bölge olması için çaba harcadığını ve Kıbrıs konusuna da böyle yaklaştığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:"Hedefimiz olan kapsamlı çözüm Adanın iki eşit toplum, iki kesimlilik, siyasi eşitlik, eşit statüde iki kurucu devlet temelinde bir araya getirilecek yeni bir ortaklık biçiminde ortaya çıkması gerekiyor. Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi devam edecektir. Ulaşılacak çözümün kalıcılığı teminat altına alınacaktır. Çözümün bütünlüğünün AB içinde aşındırılmasına asla imkan tanımayız. Bu hususlar iyi anlaşılabilmeli ki bu sürecin ne kadar önemli olduğu ve önümüzdeki fırsatın ne kadar anlamlı olduğu iyice değerlendirilmelidir.”Çiçek konuşmasının son bölümünde Adanın su sorununa de değinerek “550 milyon dolarlık yatırımla Dragon Barajı’nın inşasıyla ilgili proje ihale aşamasına geldi. Bu proje tamamlandığında Kıbrıs’a yılda 75 milyon metreküp su taşınacaktır” müjdesini de verdi.
Hükümetten rest