Showing posts with label Japonya. Show all posts
Showing posts with label Japonya. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Sanofi-Aventis antibiyotiği Türkiye de üretecek

İSTANBUL - Sanofi-Aventis Grubu Türkiye Başkanı Olivier Guillaume, grubun Türkiye'yi üretim üssü seçtiklerini ve tüm antibiyotikleri Türkiye'de üreterek buradan 29 ülkeye ihraç edeceklerini söyledi.
Guillaume ayrıca Temmuz'da Türkiye'ye yönelik yeni bir yatırım kararı daha açıklayacaklarını belirtti.
Sanofi-Aventis'in Zentiva ile birleşmesinin birinci yıldönümü nedeniyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Guillaume, "Sanofi- Aventis'in tüm antibiyotikleri Türkiye'deki Lüleburgaz fabrikamızda üretilecek. Buradan 29 ülkeye 20 milyon kutu ihraç edilecek" dedi.
Guillaume, her bir kutunun ortalama 2 Euro'luk fabrika çıkış fiyatıyla bunun başlangıçta 40 milyon euroluk ihracat anlamına geldiğini söyledi.
Türkiye'den ihracat gerçekleştirilecek ülkeler arasında Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz gibi Avrupa ülkeleri, Hong Kong, Endonezya, Malezya-Singapur, Tayvan gibi Asya ülkeleri, İsrail, Dubai, Ürdün, Lübnan gibi Orta Doğu ülkeleri ile Kanada, Rusya, Japonya gibi ülkeler bulunuyor.
Sanofi-Aventis'in mevcut durumda Türkiye'den ihracatı bulunmuyordu.
Zentiva ile 2009 yılında gerçekleştirilen birleşme sonunda, Zentiva'nın Lüleburgaz'daki üretim tesislerinin Sanofi-Aventis grubu bünyesine dahil olduğunu hatırlatan Guillaume, "Bugüne kadar sadece yüzde 30 kapasiteyle çalışan tesis 2010 itibariyle yüzde 50 kapasiteyle çalışacak. Tesiste geçen yıl 160 milyon kutu üretim gerçekleştirdik. Bu yıl sonunda 191 milyon kutuya çıkmayı hedefliyoruz. 3-5 sene içerisinde de 450 milyon kutu ile tam kapasiteye ulaşmayı amaçlıyoruz" dedi.
Antibiyotik üretiminde Türkiye'deki fabrikayı bir "mükemmellik merkezi"ne dönüştürmeyi hedeflediklerini belirten Guillaume, farklı ülkelerden de Türkiye'ye Teknoloji transferi yapacaklarını söyledi.
Türkiye'de 2009 yılında Arge çalışmalarına yönelik olarak 11 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirten Guillaume, 2010 yılı için yaklaşık 15 milyon dolarlık Arge yatırımı yapacaklarını, ilerleyen yıllarda ise bunun daha da artacağını söyledi.
Guillaume'ın verdiği bilgiye göre, Sanofi-Aventis grubunun Türkiye cirosu 2009 yılında 540 milyon euro seviyesinde gerçekleşti. Sanofi- Aventis'in Türkiye pazarındaki payı ise yüzde 7.6 oldu.
Sanofi-Aventis grubu, Türkiye'de Sanofi-Aventis, Zentiva ve Sanofi Pasteur şirketleriyle faaliyet gösteriyor.
Guillaume ayrıca Türkiye'ye yönelik yatırımlarının devam edeceğini belirterek, "Temmuz ayında CEO'muz burada olacak ve Türkiye'de yapılacak yeni bir yatırımı açıklayacağız. Doğru ortağı belirlemek için çalışıyoruz. Farklı üniversitelerle süren çalışmalarımız ve bazı gizli anlaşmalarımız var" dedi.
Türkiye pazarına 2007'de Eczacıbaşı ortaklığıyla giren ve geçen yıl Sanofi-Aventis grubu bünyesine dahil olan Zentiva Genel Müdürü Elif Çelik ise, Türkiye'nin Zentiva'nın 17 ülkedeki satışları arasında brüt satışlarda 1. net satışlarda ise 2. olduğunu belirtti. Çelik, "Türkiye ve Rusya Zentiva'nın büyüme lokomotifi olarak görülebilir" dedi.
Sanofi-Aventis antibiyotiği Türkiye'de üretecek

Sunday, February 28, 2010

Japon otomobillerine nazar değdi

Dünyanın Otomotiv devi Amerikan GM'den geçen yıl satış liderliğini devralan Japon Toyota'nın başı, geri çağrılan araçlar nedeniyle fena halde dertte. Geçen hafta Toyota, ABD'de 6 milyona ulaşan geri çağırmalar yaptıktan sonra bu sorun Avrupa ve Çin'e de sıçramıştı. Toyota, Avrupa'da gaz pedalı sorunu nedeniyle geri çağıracağı araç sayısının en fazla 1.8 milyon olabileceğini bildirdi. Bu karardan, üretim tarihleri 2005 şubatına kadar giden AYGO, iQ, Yaris, Auris, Corolla, Verso, Avensis ve RAV4 modellerinin etkileneceği belirtildi. Japonya Ticaret Bakanı Masayuki Noashima, "Durum ciddi. Bu, küresel ekonominin ortaya çıkarabileceği tehlikelere işaret ediyor'' dedi.



HONDA DA GERİ ÇAĞIRIYOR

Diğer Japon Otomobil üreticisi Honda da, dünya genelinde 646 bin adet aracını teknik sorun nedeniyle geri çağıracak. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'da satılan Honda'nın Fit ve jazz modellerini kapsayan kararın, pencerelerinin açma ve kapama sisteminde oluşan hata nedeniyle alındığı bildirildi.



TÜRKİYE'DE DURUM BELİRSİZ

Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş. geri çağırma kampanyasına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye'de satılan araçların etkilendiğinin tespiti halinde, araç sahiplerine ulaşılıp işlemlerin hızlı şekilde gerçekleştirileceğini duyurdu. Durumdan etkilenen ülke ve araç sayısı tespit ediliyor.
Japon otomobillerine nazar değdi

Saturday, December 19, 2009

MarketWatch - 18 Aralık


--Demokratlar Sağlık reformu için yüzde 60 oya ulaşmaya çalışıyor
ABD Senatosu’ndaki Demokratlar, sağlık reformu yasasını onaylatmanın yolunu ararken, ülke genelinde yapılan anketler, ABD halkının reformun ortaya çıkaracağı maliyetten endişe ettiğini gösteriyor.

-- Fed, faizleri sabit tutmaya devam edecek
Ülke ekonomisine dair beklentilerini artıran ABD Merkez Bankası, faiz oranlarını uzun bir süre daha sabit tutacağını belirtirken, ekonomiye sağladığı kredi desteğini yakın bir zamanda çekmeyeceğini açıkladı.

-- BOJ, beklendiği gibi para politikasını değiştirmedi
Japonya Merkez Bankası (BOJ), gecelik borçlanma faizlerini beklenildiği gibi yüzde 0.1 oranında tutmaya devam etti. Japonya ekonomisine yönelik beklentilerini değiştirmeyen BOJ, ülkenin deflasyon sorunundan kurtulması gerektiğinin bir kez daha altını çizdi. BoJ’nin bu açıklaması, para politikalarını biraz daha yumuşatabileceğinin işareti olarak algılandı.
MarketWatch - 18 Aralık

Wednesday, December 16, 2009

4 bin yıllık tohum canlandı

KÜTAHYA - Kütahya Seyitömer Höyüğü'nde, Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünce yürütülen kazıda bulunan ve 4 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen 3 tohumdan biri, toprağa ekildikten sonra çimlendi.
Kazı Grubu Başkanlığını da yürüten DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen, il merkezine yaklaşık 27 kilometre uzaklıktaki alanda geçen yıl yapılan kazıda, höyüğün güneydoğusunda bir yapının içerisindeki kapta bitki tohumları bulunduğunu bildirdi.
Orta Tunç Çağı dönemine ait olduğunu tespit ettikleri katmandaki tohumların yaklaşık 4 bin yıllık olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgen, tohumların yapının içinde ve orijinal yerinde buldukları kaplar arasında birinin içinde olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Bilgen, höyükte çok sayıda tohum bulduklarını, ancak birçoğunun yandığını gördüklerini ifade ederek, şöyle konuştu: ''Son bulduğumuz üç tohum, kabın bir kısmının dışına taşmıştı. Kap kırıldığı için bu şekilde bulduğumuzu düşünüyoruz. Tohumlardan bazılarını incelemeye almıştık. Yaklaşık iki yıldır bu çalışmayı yürütüyoruz. Geçen yıl yaptığımız çimlendirme denemesinden olumlu sonuç alamadık ve başarılı olamadık.
Bu yıl bu tohumlardan birini yeşertmeyi başardık. Bundan yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait toprak altından çıkmış bir tohum yeşerdi. Bu tohumdan çimlenen bitki, Canlı halde Bilim dünyasına sunulmak ve üzerinde çeşitli analizler yapılmak üzere inceleniyor.''
Tohumların bulunduğu kabın yer aldığı yapının depo olarak kullanıldığını tahmin ettiklerini belirten Prof. Dr. Bilgen, ''Sözü edilen kabın yanı sıra mekanda çok sayıda kap ele geçmiştir. Tüm bu özellikleriyle mekanın depolama amaçlı kullanılmış olabileceği düşünülmektedir'' diye konuştu.

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMEMİŞ MERCİMEK TOHUMUDPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nüket Bingöl, höyükte bulunan üç tohumdan birini geçen yıl toprağa ektiğini, ancak çimlendiği halde kuruduğunu, diğerinin ise yağ analizlerinin yapılması amacıyla İstanbul'a gönderildiğini anlattı.
Yrd. Doç. Dr. Bingöl, üçüncü tohumu yaklaşık üç ay önce toprağa ektiğini, bunun da çimlendiğini belirtti.
Bu tohumun yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Bingöl, şöyle devam etti: ''Bilimsel olarak yolun başındayız. Öncelikle diğer tohumlarla beraber bunların yaş tayininin yapılması ve günümüzde yetişen mercimeklerle karşılaştırılması gerekiyor. Her ne kadar arkeolojik kazılarda buluntunun içinden çıktıysa da bunu Bilimsel olarak kanıtlamalıyız. Bu tohumların dışarıdan gelip gelmediğini incelememiz gerekiyor. Henüz bir iki aylık çalışma sürecindeyiz, bahara doğru yavaş yavaş sonuçlarını almış olacağız. Ancak çimlenmesi çok büyük bir gelişme. Günümüzde bilinen mercimek bitkileri gibi çok kuvvetli değil, oldukça cılız bir bitki. En kısa zamanda tek beklentimiz çiçeklenip tohum üretebilmesidir. Çiçeklenip tohum üretebilirse son zamanlarda çok güncel olan Organik ve Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) özelliğini taşıyan bitkiler açısından bizim elimizde çok önemli bir veri olacak. Çok eski zamanlara ait, hiç genetiğiyle oynanmamış, herhangi bir değişikliğe uğramamış, organik olarak elde edilmiş tohumların ilki olacak.''
'TOHUMU CANLI BULMAMIZ BİZİM İÇİN SÜRPRİZ OLDU'Yrd. Doç. Dr. Bingöl, bu tohumun bir mercimeğe ait olduğunu belirlediklerine işaret ederek, mercimeğin çok fazla suya ve sıcaklığa ihtiyaç duymadan kurak ortamda yetişebildiğini kaydetti.
Mercimeğin kazı yapılan alanda yetişebilecek bir bitki türü olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Bingöl, şu bilgiyi verdi: ''Arpa, mercimek, buğday, bunların hepsi Anadolu kökenli bitkilerdir ve orijini Anadolu'dur. O yüzden bizim için bu tohumları burada bulmamız çok sürpriz olmadı. Tohumu canlı bulmamız bizim için sürpriz oldu. Bu da tamamen höyüğün yapısından kaynaklanıyor. Höyükte yangın çıkıyor, çöküyor ve tohumlar içerisinde canlı kalabiliyor. Şans eseri bu tohumları bulduk ve değerlendirdik.

Şu an için bu tohumların mercimek olduğunu söyleyebiliyoruz, ancak yine de normal mercimekten morfolojik bazı farklılıkları var. Tamamen yaptığımız çalışmalar sonucunda belli olacak. Tohum vermesi halinde organik, hiçbir şekilde genetiğiyle oynanmamış, orijinal bitki olacak. Her zaman için orijinal tohumlar diğerlerine göre daha zayıftır. Belki ülke ekonomisine fazla bir katkı sağlamayacak, ancak bazı üniversitelerde başlatılmış eski tohumların toplanması yönündeki çalışmalara önayak olacağız.''
Yrd. Doç. Dr. Bingöl, yüzyıllar öncesinden bitki tohumlarının yeşerdiğine ilişkin daha önce yurt içi ve yurt dışında örnekler bulunduğunu hatırlatarak, Japonya'da manolya bitkisine ait tohumun günümüzdeki manolya bitkisinden farklı morfolojik özellikler taşıdığını bildiklerini sözlerine ekledi.
SEYİTÖMER HÖYÜĞÜ'NDEKİ KAZILARSeyitömer Höyüğü'ndeki kazı çalışmaları, altındaki 12 milyon ton kömürün ekonomiye kazandırılması amacıyla 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğünce başlatıldı.
Afyonkarahisar Müze Müdürlüğünün 1990-1995 yılları arasında yürüttüğü çalışmalar, 2006 yılından itibaren DPÜ Arkeoloji Bölümünce ele alındı.
TKİ Genel Müdürlüğü ve DPÜ Rektörlüğü arasında imzalanan protokol gereğince her yıl 6'şar aylık dönemler halinde yürütülen kazı çalışmalarının 2010'da tamamlanması ve höyüğün kaldırılmasının ardından yaklaşık 500 milyon lira değere sahip linyit kömürünün çıkarılmaya başlanması hedefleniyor.
4 bin yıllık tohum canlandı