Showing posts with label Romantik. Show all posts
Showing posts with label Romantik. Show all posts

Tuesday, December 29, 2009

BURCU DANSIYLA MEST ETTİ

OYUNCULUK HAYALİYDİ



HEM güzel hem yetenekli tarifine en uygun isim Burcu Esmersoy! 1997’de katıldığı


Güzellik yarışmasında ‘Miss International’ seçilerek ülkemizi Japonya’da temsil eden Esmersoy, burada da ‘Dostluk Güzeli’ seçilmişti. Televizyonculuğa başladıktan sonra son yıllarda başarılı bir Spor spikeri olarak adından söz ettiren Esmersoy, uzun süre dir hayalini kurduğu oyunculuğa sonunda adım attı. Güzel Spiker 5 Şubat’ta vizyona girecek olan Romantik Komedi filminde konuk oyuncu olarak rol aldı.



MAHSUN KEŞFETTİ



BAŞROLLERİNİ Cemal Hünal, Engin Altan Düzyatan, Gürgen Öz, Sedef Avcı, Burcu Kara, Begüm Kütük ve Sinem Kobal’ın paylaştığı filmde Ezgi karakterini canlandıran Burcu Esmersoy, Oğuz rolündeki Mert Yavuzcan’la dans ettiği sahnelerde resmen döktürdü. Oyunculuğu çok sevdiğini ama kimsenin kendisine rol vermediğini söyleyen Esmersoy, “Beni Mahsun Kırmızıgül keşfetti” dedi.


BURCU DANSIYLA MEST ETTİ

Friday, December 25, 2009

AŞKIN ÖMRÜ 20 SANİYE

İnsan âşık olunca karşısındaki kişiyi objektif olarak değerlendirme becerisinden genellikle yoksun kalır, iyiyle kötüyü ayırt edemeyecek hale gelir. Bu ruh halinin, bu uçuşun çok da uzun sürmediğini, günün birinde sona erip yerini tekrar aklın hâkimiyetine, gerçeği gören gözlere, yere basan ayaklara bıraktığını tabii ki hepimiz biliyoruz. Günün birinde ama ne zaman? Son yıllarda durmadan aşkın ömrünün ne kadar olduğunu tartışıyoruz. Birkaç hafta mı, altı ay mı, Frederic Beigbeder'nin söylediği gibi üç yıl mı, yoksa yine onun söylediği gibi evde uzamaya açık mı? Erkekler için bunların hiçbiri geçerli değil! Çünkü duygusal beraberlik konusundaki kararlarını tam 20 saniyede veriyorlar. Evet; yanlış okumadınız sadece 20 saniyede! Beden dili ve etkileri üzerine yapılan son araştırmalar, erkeklerin bir kadınla tanıştıktan sonraki ilk 20 saniye içinde onunla ilgili hatırı sayılır sayıda veri elde ettiklerini ortaya koyuyor. Her erkeğin bu verileri doğru şekilde anlamlandırıp bilinç düzeyine taşıyabildiğini iddia edemeyiz fakat genel olarak karşı cinsin ilişkiye girip girmeme konusunda bizim kadar kararsız olmadığı kesin!



Gizli İşaretleri Buluyorlar



Bir erkeğin eşinden bahsederken; 'Tanışıp, ilk göz göze geldiğimiz anda onunla bir gün evleneceğimi biliyordum' demesi size çılgınca mı geliyor? Yoksa o erkeğin iflah olmaz bir Romantik olduğunu mu düşünüyorsunuz? Erkekler; karşılarındaki kadın hakkında ipucu sayılabilecek işaretleri çok çabuk okuyor ve değerlendiriyorlar. Yani biz kendimizi istediğimiz gibi göstermeyi başardığımızı sanırken, aslında çok büyük ölçüde ele veriyoruz. Karşı cinsin tanışma anında ve sonraki 20 saniye içinde hakkınızda ne gibi bilgiler edindiğini ve bunları nasıl yorumladığını öğrenmeye hazır mısınız?



1- Kendinize Ne Kadar Güvendiğinizi: Bir kadının başını ve vücudunu dik tutması, tanıştırıldıkları anda karşısındaki erkekle göz teması kurması ve elini sıkıca kavrayarak sıkması, o kadının kendine güvendiğini ve karşı cinsle iletişim kurma konusunda sıkıntı yaşamadığını gösteriyor. Aksi ise erkeğe o kadının çekingen, mesafeli, hatta asosyal olabileceğini düşündürüyor. Tabii bazı erkekler kendine güvenen kadınlardan hoşlanırken, bazıları da kapalı kutuyu açmaya çalışmayı cazip bulabiliyorlar. Fakat ilk temasta girişken davranan bir kadın genellikle karşısındaki erkeğe iletişimi sürdürme konusunda da cesaret vermiş oluyor.



2- Sizden Güzel Çocukları Olup Olmayacağını: Nasıl ki kadınlar doğal bir içgüdüyle gelecekteki çocukları için ideal bir baba adayı arıyorlarsa, erkekler de genel görünümümüze bakarak bizden olması muhtemel çocuklarının fiziksel nitelikleri hakkında fikir yürütüyorlar. Tabii bunu birçoğu o tanışma anında durup ciddi ciddi düşünmüyor. Ancak erkeklerin, güzel buldukları kadınlara yönelmelerinin ardında sadece o beğeninin etkisi değil, güzelliğin kuşaktan kuşağa devamı konusundaki umut da yatıyor; her ne kadar hiçbirimiz bunun garantisini veremeyecek olsak da.



3- Ne Kadar Tutkulu Olduğunuzu: Erkekler, yemekle seks arasında doğrudan bir ilişki kuruyor ve şöyle düşünüyorlar: Masada iştahı açık bir kadının, yatakta da iştahı açıktır! Egzotik yemekleri tercih eden kadın, sekste de yaratıcı ve yeni deneyimlere açıktır. Dolayısıyla, eğer bir erkekle yemek yerken tanıştıysanız (Örneğin bir arkadaşınızın arkadaşıysa ve siz masa başındayken ona uğradıysa), sadece size değil önünüzdeki tabağa da bakacağından emin olabilirsiniz!



4- Bağımsız Olup Olmadığınızı: Herkes jean pantolon giyerken sizin üzerinizde uçuk kaçık bir elbise mi var? Rengârenk, kocaman aksesuarlarınızla arkadaşlarınızdan oldukça farklı mı görünüyorsunuz? Bütün bunlar bir erkeğin gözünde sadece tarzınızı değil, aynı zamanda o tarzı dışa vuran bağımsız ruhunuzu da gösteren ayrıntılar. Bir kadının cesur bir giyim tarzı olması, erkekler için o kadının özgürlüğüne sahip çıktığı ve canı ne isterse korkmadan yaptığı anlamına geliyor; tabii söz konusu giyim tarzının sadece iddialı olması değil, aynı zamanda fiziksel özelliklerinize ve karakterinize uyması şartıyla. Çünkü eğer içine kapanık bir kadın özenip kişiliğine oranla fazla iddialı giyinir ve sonra da o giysilerle kendini rahat hissetmezse, bu da erkekler tarafından anında algılanıyor.



5- Ne İş Yaptığınızı: İddia ettiklerine göre kısa ve bakımlı saçlar, genellikle hukuk, Finans, insan kaynakları gibi sektörlerde çalışan kadınlar tarafından tercih ediliyor. Sıra dışı bir saç rengi ve trendy bir model, söz konusu kadının büyük olasılıkla medya, reklâm ya da halkla ilişkiler sektöründe çalışıyor olduğuna işaret ediyor. Arkada toplanıp atkuyruğu yapılmış saçlar mı? Kesinlikle öğretmen ya da doktor! Tabii bu arada bu tahminlerde giysi ve ayakkabıların etkisini de göz ardı etmemek gerek. Örneğin birçok erkek, üst düzey pozisyonda çalışan, kariyer sahibi kadınların daima yüksek topuklu ayakkabı giydikleri tezini reddediyor. Onlara göre aksine, başarısını kanıtlamış, kendinden emin bir kadın rahatlığı daha çok önemsiyor ve ayakkabılarını da buna göre seçiyor.



6- Aranızda Ten Uyumu Olup Olmadığını: Yeni biriyle tanıştığımızda, farkında olmadan önce kokusunu algılarız; parfümünü değil, vücudunun doğal kokusunu. Bir erkek, karşısındaki kadının kokusunu aldıktan sonra o kadınla yatakta ten uyumu olup olmayacağı konusunda da otomatik olarak karar vermiş oluyor. Belki bu karar sonradan ortaya, kadının dış görünüşüne yönelik bir 'Çekici buldum' ya da 'Hayır, pek çekici bulmadım' yorumuyla çıkıyor ama aslında çekicilik kavramını kokulardan başka neyle açıklayabiliriz ki?



7- Sizinle Birlikte Olursa İflas Edip Etmeyeceğini: Erkeklerin modaya ve markalara kadınlar kadar hâkim olmadıkları doğru fakat bir erkeğin üzerinizdekilere bakarak sizin Yaşam düzeyiniz konusunda fikir sahibi olması pek de zor değil. Tabii bu ona aynı zamanda, kendisinin maddi olarak bu standartlarla başka çıkıp çıkamayacağını da gösteriyor. Hoşlanıp hoşlanmamak tamamen ona kalmış!



8- Zor Bir Kadın Olup Olmadığınızı: Diyelim ki kalabalık bir barda tanıştınız ve size bir içki ısmarladı. Siz de rom, pembe guava suyu, soda ve buzla yapılan hoş bir kokteyl istediniz. İşte tam o anda, karşınızdaki erkeğin sizinle ilgili önemli ve kendisini yakından ilgilendiren bir bilgiye ulaştığından emin olabilirsiniz! Siz zor beğenen, standartları yüksek, hatta belki de kaprisli bir kadınsınız. Azla, basit olanla, eldeki imkânlarla yetinmiyorsunuz. Dolayısıyla sizinle beraber olmak onu zorlayabilir. Tavsiyemiz şu! Tanışma anında beyaz şarapla yetinin ve lezzetli kokteylleri daha sonraya saklayın.



9- Ne Kadar İyimser Olup olmadığınızı: Erkekler, kadının tanışma anındaki yüz ifadesine bakarak onun hayat karşısında iyimserliğini koruyan biri olup olmadığını hemen anlıyorlar. Her an bir felaketle karşılaşmayı bekliyormuşçasına çatık kaşlar, endişe içinde kemirilen dudaklar ya da sinir içinde kenarları yenmiş tırnaklar onlar açısından ilişki bağlamında hayra alamet değil. Çünkü yaşama sevinci yüksek kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar.



10- İkinci Buluşmadan Sonra Evine Taşınmayı Talep Edip Etmeyeceğinizi: Bir erkeğin sizi ilk görüşü arkadaşlarınızla koyu bir sohbete dalmış, kahkahalar atarken olursa, anlıyor ki kendinize ait bir sosyal çevreniz, hayatınız var. Bu da onu rahatlatıyor. Çünkü hiçbir erkek birlikte olduğu kadının tamamen kendine bağımlı olmasından, hayatına direkt ortak olmaya çalışmasından, 24 saatini onunla birlikte geçirmek istemesinden hoşlanmıyor.



11- Dram Yaratmaya Meraklı Olup Olmadığınızı: Eğer onun; 'İşini seviyor musun?' sorusu karşısındaki cevabınız sizi bir pembe dizinin acılar içindeki kahramanı gibi gösteriyorsa, söze ofiste katlandığınız eziyetleri ve uzun çalışma saatlerinizi anlatmakla başlıyorsanız, karşınızdaki erkeğin kafasında şüphe yaratacağınızdan emin olabilirsiniz. Erkekler hayatı önlerine geldiği gibi kabul etmekten yanadır ve kesinlikle dırdırdan hoşlanmazlar. Drama meraklı bir kadın olduğunuz hissine kapılırsa, bu onda ilişkide de en küçük vesileyle olay çıkaracağınız ve kendisinden çektiğinizi eziyetleri de aynı şekilde bir başkasına anlatacağınız izlenimini yaratır.



12- Ondan Etkilenip Etkilenmediğinizi: Bir erkek, bir kadınla tanıştıktan sonraki ilk 20 saniye içinde onun kendisinden etkilenip etkilenmediğini anlıyor. İstediğiniz kadar cool davranın, istediğiniz kadar ilgisiz görünün, tanışma seremonileri konusunda istediğiniz kadar tecrübeli olun, karşı cins beden dilini okumayı bilen biriyse hislerinizi anında çözüyor. Elde ettiği sonuca göre, sizi ya daha yakından tanımaya karar veriyor ya da uzaklaşıyor. Kısacası ilgisizlik karşısında zaman kaybetmek istemiyorlar.


AŞKIN ÖMRÜ 20 SANİYE

Klasikler içinde bir Orhan Pamuk

İSTANBUL - İngiliz Financial Times gazetesinde, Orhan Pamuk ve son kitabı 'Masumiyet Müzesi'ni öven bir makale yer aldı.
Yazıda Pamuk’un İstanbul’u James Joyce’un klasiği Ulysses’indeki Dublin gibi ele aldığı belirtilerek, ''Pamuk, Romantik aşka dair 'Lolita', 'Madam Bovary' ve 'Anna Karenina’nın oluşturduğu topluluğa yakışan bir eser yaratmıştır” ifadesi kullanıldı.
Yazıda şu ifadelere yer verildi: ''Dublin Joyce için ne idiyse İstanbul da Pamuk için aynı. Roman kahramanı Kemal’in bu metropolde caddeler boyunca gezintileri, değişik merkezlerin karakterleri olarak kesin bir şekilde tanımlanmış... Nişantaşı’ndaki büyük aile apartman blokları, Tarabya’da deniz kıyısındaki balık restoranları, Beşiktaş’taki gece yarısı çorbacıları ve genelevler, Galata Köprüsü’nde uskumru için ağ sallayan balıkçılar ve Anadoluhisarı’nda harap Osmanlı yalıları...
Pamuk Boğaz’ın değişmeyen duygusunu ve tankerler, mavnalar ve Sovyet savaş gemilerinden oluşan sonsuz trafiğini, onların minarelerden yükselen namaz çağrılarına karışan düdüklerini sihirli bir şekilde anımsatıyor...
Klasikler içinde bir Orhan Pamuk

Thursday, December 24, 2009

Auschwitz le Srebrenitza arasında Avrupa fikri


Auschwitz’den Srebrenitza’ya uzanan bir tarihin ara sokaklarında gezinen Hollandalı gazeteci Geert Mak, iki Dünya Savaşı, toplama ve esir kampları gibi badirelerden sonra oluşan ‘Avrupa’dan hâlâ umutlu.
ENİS Batur’un, ‘Amerika Büyük Bir Şaka Sevgili Frank, Ama Ona Ne Kadar Gülebiliriz’ kitabının ismini, dev bir mercekle Avrupa’ya yansıtmaya kalkışsak ne olur acaba? Yani, asıl ‘büyük şaka’ Amerika değil de, Avrupa olabilir mi? Bunu, bir coğrafyadan söz ederken değil, bir medeniyet kümesi olarak Avrupa fikrinden söz ederken getiriyoruz hatırımıza üstelik. Bu tür tuhaf düşünceler arasında gezinmemize, tek başına Auschwitz’den Srebrenitza’ya (Srebrenika) uzanan o keskin çizgi yol açmıyor. Sadece bu ikisi bile böyle bir sorgulama için yeterli olurdu elbette ama Geert Mak’ın, “Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler” isimli kitabı bu konuda çarpıcı bilgilerle dolu. Binyılın biteceği günlerde NRC Handelsblad adına Avrupa’nın altını üstüne getiren Hollandalı gazeteci, sadece gördüklerini aktarmakla yetinmiyor, onların neden öyle göründüklerine dair tarihsel bilgilerle, olup biteni gözümüze gözümüze sokuyor. İyi de ediyor doğrusu. Hele şu soru ve buna verdiği cevap, Auschwitz’den Srebrenitza’ya uzanan tarihin kısa bir özeti sanki:“Biz Avrupalıların ortak bir tarihi var mıdır? ‘Elbette’ der herkes ve sıralamaya başlar: Roma İmparatorluğu, Rönesans, Aydınlanma Çağı, 1914, 1945, 1989, Oysa Avrupalıların bireysel tarihi deneyimleri birbirlerinden çok farklıdır: Örneğin Polonyalı yaşlı şoför, hayatında dört kez yeni bir dil öğrenmek zorunda kalmış; dostluk kurduğum Alman karı koca, önce bombardımanları, sonra da Doğu Avrupa’da oradan oraya sürülmeyi yaşamış; ziyaret ettiğim Basklı aile İspanya iç savaşı yüzünden bir Noel akşamı kıyasıya bir kavganın içine düşmüş ve sonra da ömür boyu susmayı yeğlemişti (...) her biri kendi başına birer dünyadır ve üstelik bunların hepsi de Avrupa’dır.”Bugün hepimize ‘muasır medeniyet’ olarak görünen Avrupa’nın tarihini, gezginlerin gözünden izlemek, iki dünya savaşını da, bu savaşlardan sonra yaşananları da diri tutuyor. Auschwitz ile Srebrenitza arasındaki asma köprüde sallanan Avrupa fikrinin hangi badireleri atlattığını görmek açısından da son derece çarpıcı bu. Belki, oraya bakarak bu topraklara çevirebiliriz yüzümüzü. Ve hatta bir miktar çeki-düzen bile verebiliriz zihnimize. Düşünün ki, İspanya’da yaşanan iç savaştan hiç mi hiç söz etmedik üstelik... (Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler, Geert Mak, Çev. Mürset Topçu, Literatür Yayınları)
Pamuk, Atina’da yok satıyorDIŞ Haberler SERVİSİNOBEL ödüllü yazar Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” adlı son eseri Yunancaya çevrildi ve Dünyanın en popüler yazarlarının bile Yunanistan kitap piyasası için kıskanacağı satış rakamlarına ulaştı. Tercümesini Stella Vretu’nun yaptığı “Masumiyet Müzesi” Okeanis Yayınevi tarafından basıldı. Kitap, sadece yedi gün içinde 10 bin adet sattı. “Masumiyet Müzesi” Atina’daki kitapçılarda 26 Euro’ya satılıyor. Yunan gazeteleri de Pamuk’un son kitabından övgü ile bahsettiler. İNGİLİZ Financial Times Gazetesi de Masumiye Müzesi’ni övdü. Ian Irvine imzalı yazıda, “Kitabın sonunda Kemal, Aşk için katlandığı onca ızdıraba rağmen mutlu bir hayat sürdüğünü ilan ediyor. Okuyucu bundan başka bir şey için yalvarabilir ama Pamuk, Kemal’in yüce ve trajik takıntısını sabırla gözlemleyerek, Lolita, Madame Bovary ve Anna Karenina’nın yanına yakışacak değerde bir Romantik aşkı yarattığı esere konu etmiş” denildi.
GÜNÜN AJANDASI
Modern zaman dervişinden davet
Çağdaş dans sanatçısı Ziya Azazi, “11 Dervish” adlı ve uluslararası Sahne sanatları alanında pek çok ödüle layık görülen eseriyle bu akşam Tiyatro Maan performans Sahnesi’nde olacak. Mevlevi dervişlerin dönüşlerini temel alarak oluşturduğu koreografileriyle çağdaş dans sanatına farklı bir yorum getiren Azazi eserinde, geleneksel “sufi dansını” zihinsel ve fiziksel sınırları zorlayıcı yönünü muhafaza ederek kişisel tarihçesi ile örtüşen estetik ve kinetik bir dile dönüştürüyor. Biletler 25-30 TL. Tel: 0212 245 25 06.
Büyük Selçuklu Mirası projesi
CUMHURBAŞKANLIĞININ himayesinde hazırlanan Büyük Selçuklu Mirası Projesi’yle, Türk milletinin kurduğu en önemli devletlerden birisi olan Büyük Selçuklu Devleti’ne ait günümüze ulaşan tüm eserler görsel olarak kayıt altına alınacak. Projenin belgesel yönetmeni ve fotoğraf sanatçısı İbrahim Dıvarcı konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Proje kapsamında Afganistan, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, İran, İsrail, Mısır, Özbekistan, Suriye, Türkmenistan, Türkiye ve Yemen ile özerk cumhuriyet olan Nahcıvan’daki Selçuklu Mimari eserlerinin son durumları tespit edilip fotoğrafları ve görüntülerinin çekilecek. Proji, 850 bin dolara malolacak. ? A.A
Avrupa’nın gözde kenti İstanbul
2010’da Avrupa’nın kültür başkenti olacak İstanbul üzerine Almanya’da peşpeşe kitap ve dergiler yayınlanıyor. Türkoloji Profesörü Klaus Kreiser’in “İstanbul” adlı kitabı C.H. Beck yayınevi tarafından piyasaya sürüldü. Kitapta, okuyucuya kentteki 15. yüzyıldan günümüze kadar uzanan kültürel Yaşam üzerine önemli bilgiler ediniyor. 320 sayfadan oluşan kitabın fiyatı 24.90 Euro. Kitabın Türkçe’ye çevrilip çevrilmeyeceği ise henüz bilinmiyor. ? MÜNİH
Atmasyon tiyatro oyunu
Ankara’daki Mavi Sahne’nin oyuncuları bu akşam sizi doğaçlama tiyatro yapmaya davet ediyor. Seyirciden aldıkları konuyla başayıp sonunun nereye varacağını hiç tahmin edemeyeceğiniz bir Oyun sergiliyorlar. Sedat Demirsoy’un yönettiği Tuluatmasyon adlı oyun bu akşam Mavi Sahne’de. Biletler 12-15 TL. Tel: 0312 426 26 29.
Nehar Tüblek başvuruları
ÜNLÜ Karikatür sanatçısı Nehar Tüblek adına Beşiktaş Belediyesi ve Karikatürcüler Derneği’nin birlikte düzenlediği 15. Nehar Tüblek Karikatür Yarışması’nın son katılım tarihi 5 Şubat 2010. “Komşularla sıfır sorun - Uluslararası, toplumlararası, insanlar arası ilişkilerde kalıcı barış için...” konulu yarışmada ödüller, Tüblek’in ölüm yıldönümü olan 6 Mart’ta anma töreniyle verilecek. Birinciye 3 bin, ikinciye 2.500, üçüncüye 1.800, mansiyona (3 adet) 1000, Onur ödülü olarak da 1.500 TL. verilecek.
Auschwitz’le Srebrenitza arasında Avrupa fikri

Wednesday, December 23, 2009

Venedik in onuru John Woo nun

VENEDİK - 1-11 Eylül tarihlerinde 67.'si düzenlenecek Venedik Festivali'nin organizatörleri, 'Mission: Impossible II/Görevimiz Tehlike 2' ve 'Face/Off' gibi filmlerin ünlü yönetmeninin, "sinemada çağdaş dilin öncüsü" olarak ödüle layık görüldüğünü belirtti.
John Woo, ayrıca "filmlerinde, abartılı aksiyon ve şiddeti şiirsel ve Romantik bir şekilde yansıtma yetisine sahip bir yönetmen" olarak nitelendirildi.
Venedik'in onuru John Woo'nun