Saturday, April 10, 2010

Helal seks shop açıldı

AMSTERDAM - Hollanda'da Müslümanlara helal seks ürünleri satan, online bir seks shop açıldı.
Harem-selamlık uygulamasının geçerli olduğu siteye erkekler sağ, kadınlarsa sol tarafta bulunan linke tıklayarak giriyor.
Açıldığı gün 70 bin kişinin Alışveriş yaptığı açıklanan ‘El Asira’ (Toplum) adlı alışveriş sitesinin kurucusu 29 yaşındaki Abdülaziz Aouragh, mağazalarındaki tüm ürünlerin helal olduğunu, vibratör, porno Film gibi ürünler satmadıklarını söylüyor.
Satılanların büyük bölümünü Masaj yağları, iç çamaşırları gibi daha ‘makul’ erotik ürünler oluşturuyor.
KADINLAR BİRLİĞİ RAHATSIZ Hz. Muhammed’in cinsel birleşmeyle ilgili sözleri olduğunu ve İslam’ın helal olduğu müddetçe cinselliği yücelttiğini söyleyen Aouragh, özellikle Cezayir ve Tunuslu çiftlerin siteden alışveriş yaptığını anlatıyor.
Hollanda Müslüman Kadınlar Birliği El Nisa’nın Başkanı Leyla Çakır ise fikirden hoşlanmadığını belirtiyor. Çakır, "Bu bizim içinde olmak istemediğimiz bir konu” diyor.
Cezayir kökenli Aouragh, cinselliği güzelleştirmek için kullanılacak ürünlerin çiftlerin mutluluğunu artıracağını söylüyor ve bu görüşünü Hollanda’da yaşayan İslam büyüklerinin sözlerine dayandırıyor.
Helal seks shop açıldı

Buz odada zor gece

LOFOTEN ADALARI/JUKKASJARVI - “Skol” yani Norveççe “şerefe” diyerek kadehlerimizi tokuştururken, İstanbul’da kurulan Magic Ice Müzesi’nin fikir babası Odd Roar Olsen bize dönerek gülümsedi ve, “Hayatınızda hiç yaşamadığınız deneyimler edineceksiniz” dedi. Söyledikleri kesinlikle doğruydu.
Soğuktan her fırsatta kaçan ben İstanbul'da kurulacak Buz Müzesi vesilesi ile bir gün içinde kendimi Norveç’in kuzeyinde, kutup çizgisinin 200 kilometre ötesinde karlar altındaki Lofoten Adaları’nda bulmuştum. Norveç ve İsveç'i kapsayan bir gezi ile, hem Buz Otel'i hem de Buz Müzesi'nde sergilencek eşyaların yapımında kullanılan buz hasadını gözlemleyecektim.
İstanbul’da baharı beklerken, bünyeye sağ gösterip sol çakarak, yeniden kar pantolonu ve kar botlarıma sarılmıştım. Okyanus kıyısındaki evlerin penceresinden baktığımda suyun, karın ve İstanbul’da asla göremeyeceğim kadar mavi bir gökyüzünün birbirini tamamladığı tabloyla büyülendim. İçimden, “sıcak iklimlerin ötesinde de güzel köşeler varmış dünyada” diye geçirdim.
VİKİNGLERLE TANIŞIYORUZ... ilk gece, Mortsund’un en eski lokantasında bizim için özel bir yemek ayarlanmıştı. Deniz ürünleriyle arası olmayan ben, bu konuda da yanılmıştım. Dünyanın en lezzetli balıkları burada pişiriliyor olmalıydı. Geceyi deniz evlerinde geçirdikten sonra, sabah, elimizde fotoğraf makineleriyle alabildiğine kar ve okyanus resimleri çekmek için mücadelemiz, bizi bekleyen Viking gemisi için yola çıkmamız gerektiği çağrısıyla yarım kaldı. İlk durağımız Norveç’in en ünlü balıkçı köyü olan Henningsver’di.
Vikinglerin bundan 1130 yıl önce Lofoten Adaları’ndan yola çıkıp İstanbul’a ulaştıklarına inanılıyor. Magic Ice müzesinin açılış töreni için de amaç yine Vikingleri İstanbul’a getirmek. Tabii, yolculuk bugünün olanakları kullanılarak çok daha hızlı ve rahat yapılacak. Günümüzde gerçek Viking bulmaya imkan olmasa da köyde Viking kültürü öyle güzel yaşatılıyor ki, "Acaba yanılıyor muyum?" diye düşünüyorum. Gerçek bir Viking gemisinin üçte biri boyutundaki bir gemiyle yola çıkıyoruz. Viking Şefi Halvdan da bizimle... Soğuk müthiş, rüzgar bıçak gibi kesiyor yüzümüzü. Tulumlarımız bizi koruyor, üstelik suya düşersek batmamızı önlüyorlar. Neyse ki kimse düşmüyor denize.
KADIN ELİ DEĞERSE, AĞ TEKRAR ÖRÜLÜRMÜŞViking gemisiyle Henningsver civarında turluyoruz. Tayfa keyifli, yelkenler açılıyor, bağırış Kıyamet, şarkılar söyleniyor. Norveçli balıkçıların şarkılarında sürekli “sex” ve “sexy” sözcüklerini seçiyorum. Zaten cinsiyetçi bir durum mevcut. Eskiden balıkçılar, ağlarına kadın eli değecek olsa o ağı tekrar örerlermiş. Ayrıca teknede lastik bot giymek, sırt çantası taşımak da geleneklere aykırı. Amaç karadan tamamen kopmak. Bir kez tekneye binip balığa çıkan bir denizcinin illa ki büyük bir balık tutması gerekiyor; aksi halde balıkçının cinsel hayatının sönük(!) olduğu düşünülüyor... İşte, Norveçli dostlarımız, karla kaplı kıyıları, küçük, renkli balıkçı evlerini izlerken bu ilginç bilgileri aktarıyor bize. Balık tutmayı deniyoruz ama hava şartları kötü, üstelik yine yemeğe davetliyiz, vazgeçiyoruz.
Buz odada zor gece

Lordlar 1915 i tartıştı

LONDRA - İngiltere Parlamentosu'nun üst kanadı olan Lordlar Kamarası'nda, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının dün bir oturumda tartışıldığı öğrenildi.
Yaklaşık 1 saatlik oturumda konuya ilişkin çeşitli görüşler dile getirildi. Lordlar Kamarası üyesi Barones Cox'un önerisiyle yapılan tartışmada, karşılıklı tezlerin savunulduğu kaydedildi.
Sadece tartışma niteliği taşıyan Lordlar Kamarası'ndaki toplantının ardından herhangi bir tasarı, öneri ya da rapor yayımlanmadı.
Barones Cox, daha önce de İngiliz makamlarından çeşitli yollarla 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını tanımasını istemesiyle biliniyor.
Lordlar 1915'i tartıştı

Sırbistan: Srebrenitsa için özür dileriz

SARAYBOSNA - Sırbistan meclisi, Bosna savaşında Srebrenitsa'da Sırpların yaptığı katliamı kınadı.
Sırp parlamentosunun kabul ettiği tasarı, kurbanların ailelerine başsağlığı diliyor ve onlardan özür diliyor.
Katliamın vahametini yıllardır görmemezlikten gelen Sırp meclisi, iktidardaki koalisyon partilerince desteklenen karar tasarısını dün gece kabul etti. Mecliste hazır bulunan 173 milletvekilinden 127'sinin oyuyla kabul edilen karar metninde, 1995 yılında Srebrenitsa'da 8 bin Boşnak'ın öldürülmesi kınanıyor, kurbanların ailelerinden özür dileniyor.
Metinde, "Sırbistan meclisi, Uluslararası Adalet Divanı'nın da tespit ettiği gibi, 1995 yılı Temmuzu'nda Srebrenitsa'da Boşnak halkına karşı işlenen suçu var gücüyle kınar" ifadesi kullanıldı.
Metinde soykırım kelimesine yer verilmedi. Ancak BM, Srebrenitsa katliamını soykırım olarak nitelemişti.
Oylamadan sonra konuşan hükümet yetkilisi Nenad Canak, "Bu bildiri sadece başlangıç, zira yüzleşmemiz gereken geçmişin sorunlarının sadece bir kısmına ilişkin..." dedi ve yakın geçmişi yeniden yazma sürecinin uzun ve acılı olacağını belirtti.
İLGİLİ HABER
Srebrenitsa mağdurlarına bir kötü haber
MLADİÇ YARGILANMALI Karar metninde, eski Yugoslavya için kurulan uluslararası mahkemeyle işbirliğinin sürdürüleceği de belirtildi ve Srebrenitsa'da Sırp kuvvetlerine komuta eden Ratko Mladiç'in yakalanarak yargılanması gerektiğine de işaret edildi.
Srebrenitsa'da soykırım yapmakla suçlanan General Mladiç, yıllardır firarda.

AB YOLUNDA ÖNEMLİ ADIMSırbistan hükümeti, kınama kararını, ülkenin Avrupa Birliği üyeliği yolunda önemli bir adım olarak görüyor.
Bosna Hersek'in Srebrenica kasabasında 1995 yılında 8 bin Müslüman erkek ve çocuk, Bosnalı Sırp milislerce öldürülmüştü. Srebrenitsa olay öncesinde BM tarafından güvenli bölge ilan edilmişti. Kenti Hollandalı barış gücü askerleri koruyordu. Ancak askerler, Bosnalı Sırpların tehdidi üzerine buradan çekilmişti.
Birleşmiş Milletler tarafından koruma altında olması gereken Srebrenitsa kasabasındaki katliam, Balkan savaşlarındaki kanlı olayların bir sembolü haline gelmişti.
Sırbistan: Srebrenitsa için özür dileriz

Sokakta yasak olmaz, ama kamusal alanda...

PARİS - Fransa'da burka ve peçeli çarşafın yasaklanmasına ilişkin tartışmalar devam ediyor.
Fransız Danıştayı, bugün açıkladığı bir raporda, burka ve çarşafa yönelik genel ve mutlak bir yasağın hukuksal açıdan sorun yaratacağını bildirdi.
Danıştay, burka ve peçeli çarşafın tamamen yasaklanması için yapılacak yasal bir düzenlemeye, Fransız yüksek yargısı ve Avrupa insan hakları Mahkemesi önünde itiraz edilebileceğini belirtti. Bu yönde bir düzenlemenin uygulanmasında zorluklar yaşanacağına da işaret edildi.
KAMUYA AİT MEKANLARDA YASAĞA YEŞİL IŞIKAncak Danıştay, kadın vücüdunu tamamen örten burka ve peçeli çarşafın, kamuya ait Mekanlar ile havalimanları ve garlar gibi güvenliğin yoğun olduğu yerlerde yasaklanmasına yeşil ışık yaktı.
Danıştayın bu görüşünün, burka ve peçeli çarşaf konusunda yasa tasarısı hazırlamakta olan Fransız hükümeti için temel oluşturacağı söyleniyor.
Sokakta yasak olmaz, ama kamusal alanda...

Ermenistan protokolleri onaylayabilir

ERİVAN - 10 Ekim'de imzalanan Türk-Ermeni protokolleriyle ilgili diplomasi trafiği hızlandı.
Ermenistan Parlamentosu'nun ani bir kararla gündeme aldığı protokolleri onaylayabileceği belirtiliyor. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu da, Başbakan'ın Özel Temsilcisi olarak Erivan'da.
Sinirlioğlu, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Dışişleri Bakanı Edvard Nalbantyan'la görüşecek.
Sinirlioğlu'nun, son dönemde protokollerde yaşanan sıkıntıların yanı sıra 12-13 Nisan'da Washington'da yapılacak Nükleer Güvenlik zirvesinde Başbakan Erdoğan'la Sarkisyan arasında yapılması muhtemel görüşmeye dair fikir alışverişinde bulunulacak.
Ermenistan Parlamentosu'nun bu süreçte, ani bir kararla gündeme aldığı protokolleri önümüzdeki günlerde onaylayabileceği belirtiliyor.
Ermenistan protokolleri onaylayabilir

Deir Ez-Zor, Ermenilerin Auschwitz idir

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Suriye'nin Deir Ez-Zor şehrinde yaptığı konuşmada, "Auschwitz, Yahudilerin Deir Ez-Zor'udur" dedi.
Deir Ez-Zor şehrindeki Ermeni Kilisesi'nde konuşma yapan Sarkisyan, "Sık sık tarihçiler ve gazeteciler Deir Ez-Zor ve Auschwitz'i karşılaştırıyorlar. Deir Ez-Zor, Ermenilerin Auschwitz'idir. Bence, tarihi kronoloji bizi, bunu yeniden formüle etmeye zorluyor; Auschwitz, Yahudilerin Deir Ez-Zor'udur" diye konuştu.
Sarkisyan, "Deir Ez-Zor çöllerinde yaşanan trajedilerin hiçbir dilde tercüme edilemeyeceğini" söyledi. "Son olarak kalan ümitlerini de tüketmiş insanların, topraklarını kaybetmeye mahkum edildiğini ve bunun da titizlikle hazırlanmış bir planla gerçekleştirildiğini" öne süren Sarkisyan, "Bütün bu olanlara rağmen biz, Modern Türkiye ile normal diplomatik ilişkiler kurmaya hazırız, sınırları açmaya ve ekonomik ilişkilere hazırız, Ermeni ve Türk halklarını yaklaştırmak için çaba harcamaya hazırız" dedi.
Sarkisyan, "Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanan protokollerin iki ülke ilişkilerini mantıklı biçimde tayin etme açısından tarihi bir fırsat olduğunu" söyledi. DİYALOGDA SOYKIRIM ŞARTIKonuşmasında 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını yineleyen Sarkisyan, "Türk-Ermeni diyaloğunda, soykırımın kabulünü önleyen girişimleri kabul etmiyoruz. Bunun sürece yardımcı olacağını düşünmüyorum" diye konuştu.
'Deir Ez-Zor, Ermenilerin Auschwitz'idir'

Sarkisyan: Bazı Azeri topraklarını veririz ama...

ŞAM - Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, işgal altında tuttukları bazı Azeri topraklarını iade edebileceklerini söyledi. Ancak Sarkisyan'ın bunun için şartları var.
Suriye ziyareti sırasında El Vatan gazetesine konuşan Ermenistan Cumhurbaşkanı, bazı Azeri topraklarını iade etmek için Dağlık Karabağ'a kendi kaderini tayin hakkı verilmesini ve bir Güvenlik mekanizması kurulmasını şart koştu.
Sarkisyan: Bazı Azeri topraklarını veririz ama...

Ermenistan: Türkiye bizi suçlayamaz

PARİS - Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, merkezi Lyon'da bulunan Euronews kanalına konuştu.
Sarkisyan, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilmesine Türkiye'nin gösterdiği tepkiyle ilgili olarak şunları söyledi:
"İlişkilerimizi yeniden canlandırma konusunu Türkiye ile ele almaya devam ediyoruz. İstişare ön koşulsuz yapılmalı. Türkiye'nin bizi herhangi bir şeyle suçlamaya ve koşul öne sürmeye hakkı yok. İlişkileri önkoşulsuz başlatmak, herhangi bir konuya değinmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.
Diyelim ki mucize eseri, Türk meclisi protokolleri onayladı, Ermeni meclisi de aynısını yaptı. İlişkilerimizi yeniden kurduk ve sonra üçüncü bir ülke soykırım meselesini kasıtlı olarak gündeme getirdi. Türkler bunu mazeret kabul edip ilişkileri yine mi kesecek?"
Sarkisyan, "Ermenistan'ın temel sorunları işsizlik, ekonomik dışlanma, Türkiye ve Azerbaycan'la devam eden uzun soluklu anlaşmazlıklar ise bu problemler şimdi daha kolay çözülemez mi?" şeklindeki soruya, "Türkiye ile aralarındaki anlaşmazlıkların dünden kalma olmadığını" söyleyerek yanıt verdi.
Türkiye'nin, 17 yıl boyunca Ermenistan sınırını kapalı tuttuğunu, 17 yıl önce böyle bir tasarının gündemde bulunmadığını ifade eden Sarkisyan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Ermenistan: Türkiye bizi suçlayamaz

Erivan dan Erdoğan a: "Biz mi alın dedik "

ERİVAN - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Londra ziyareti sırasında Türkiye'de yaşayan binlerce kaçak Ermeni ile ilgili söylediği sözlere Erivan'dan sert tepki geldi.
Ermeni basını da bugün konuya geniş yer ayırdı. Aravot gazetesi konuyla ilgili haberinde, "Kaçak Ermeni göçmenleri biz mi alın dedik?" diye sordu. Gazete haberinde şu ifadelere yer verdi:
"Bizler 'vatandaşlarımızın yasadışı kalmasına izin verin' diye Türklerden ricada bulunmadık. Yasaları ihlal eden Ermenileri çoktan sınırdışı etmeleri lazımdı. Erivan bu tehdite ‘Uluslararası yasaların gereğini yapın. Yasadışı ikamet eden herkesi sınırdışı edin’ diye yanıt vermeli" ifadeleri yer aldı.
SARKİSYAN: BU TEHDİTTİRErmenistan Başbakanı Tigran Sarkisyan ise, Erdoğan'ın açıklamalarının diyalog sürecini olumsuz etkilediğini söyledi.
İLGİLİ HABER
Başbakan Erdoğan ne söylemişti?
Başbakan Tigran Sarkisyan, Erdoğan'ın sözlerini tehdit olarak nitelendirdi:
"Türkiye’li meslektaşımın tehditleri Ankara-Erivan diyaloğunu olumsuz etkliyor. Yasadışı göç problemi, normalizasyon sürecinin gerektirdiği diplomatik görüşmeler aracılığıyla çözülmeli."
BU YOL Modern DÜNYAYA YAKIŞMIYORDışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan da tepkisini şu şekilde ifade etti:
"Kabul edilemez ve normalleşme diyaloğunun ilerlemesine zarar veren bir yaklaşım. Ankara daha gerçekçi bir tutum ortaya koymalı. Daha önce varılan anlaşmalara sadık kalarak süreci devam ettirmeliyiz. Ermenistan’a ve diğer ülkelere tehditler savurmak, yanlış ve modern dünyaya yakışmayan bir yoldur."
BUGÜN HAYATTA OLANLAR GEÇMİŞTEN SORUMLU TUTULAMAZErdoğan'ın açıklaması İngiliz basınında da geniş yer buldu.
Erivan'dan Erdoğan'a: "Biz mi 'alın' dedik "

Soykırım kararları niye zarar versin?

ERİVAN - Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, Türkiye'nin Ermeni tasarılarının Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi ve İsveç Parlamentosu'nda kabul edilmesine gösterdiği tepkiyi eleştirdi.
Nalbandyan, Türkiye'yi normalleşme sürecini engellemeye çalışmakla suçladı.
Berlin'de konuşan Nalbandyan, Ankara'nın "Bu yaklaşım normalleşme sürecine zarar verir" görüşünü "temelsiz bir iddia" olarak nitelendirdi.
Ermenistan Dışişleri Bakanı, Ankara'nın normalleşme sürecini engellemek için bütün gücüyle çalıştığını öne sürdü.
Nalbandyan, Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin Türkiye'yi rahatsız eden gerekçeli kararını da savundu, "Bazı ifadelerde Anayasa ve bağımsızlık bildirisine atıfta bulunulmuştur. Bunların değiştirileceğini mi düşünüyorsunuz?" dedi.
İLGİLİ HABER
İsveç de 'soykırım' dedi ABD'de soykırım tasarısına 'evet'
'Soykırım kararları niye zarar versin?'

Karabağ için yol planı neler içeriyor?

BAKÜ - Ermensitan'la Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ'a ilişkin yıllardır devam eden görüşmelerden sonuç alınabilmiş değil. Karabağ'da çözüme ulaşılması Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollerin de hayata geçmesi için önem taşıyor. Karabağ'la ilgili gündemde olan planın detaylarını ise Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov açıkladı.
Memmedyarov, planın üç aşamadan oluştuğunu açıkladı. Öncellikli olarak Ermenistan'ın Dağlık Karabağ dışındaki 7 bölgeden 5'inde işgali sona erdirmesi öngörülüyor. Dağlık Karabağ'ın statüsü ise üçünçü aşamada görüşülmeye başlanacak.
Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorunun çözümü için bir plan gündemde.
Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov, planın üç aşamadan oluştuğunu açıkladı.
BEŞ BÖLGEDEKİ İŞGAL BİTECEKİlk aşamada Ermenistan'ın, Dağlık Karabağ dışındaki 7 bölgeden 5'indeki işgale son vermesi öngörülüyor. Bu bölgeler Ağdan, Fuzuli, Zengilan, Cebrail ve Kubatlı.
Erivan, Ermenistan ile Karabağ arasındaki Laçin bölgesindeki köylerden 13'ünü de boşaltacak.
Barış planının ikinci aşamasında ise bölgedeki tüm ulaşım ağlarının onarılması öngörülüyor.
İkinci aşamada ayrıca Azerbaycan'ın Laçin bölgesinin geri kalan kısmıyla Kelbecer bölgesinin denetimini alması planlanıyor.
Bu aşama Azeri göçmenlerinin uluslararası gözlemcilerin kontrolünde bu bölgelere dönmesiyle tamamlanacak.
STATÜ ÜÇÜNCÜ AŞAMADA GÖRÜŞÜLECEKÜçüncü aşamada ise Dağlık Karabağ'ın statüsü görüşülmeye başlanacak.
Azerbaycan Dışişleri Bakanı, Erivan yönetimiyle Karabağ'daki Ermeni nüfusun güvenliğini sağlayacak önlemlerin de görüşüldüğünü belirtti.
Elmar Memmedyarov, barış sürecinin hiçbir aşamasının Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü etkilemeyeceği konusunda da güvence verdi.
Azeri Bakan, "Ermeniler işgal ettikleri topraklardan kendi rızalarıyla çekilirlerse, savaş söylemlerine de gerek kalmayacağını" söyledi.
Karabağ için yol planı neler içeriyor?

Uydurma haber panik yarattı

TİFLİS - Gürcistan'da eşine az rastlanır bir TV şakası ülkeyi birbirine kattı.
Gürcü halkı, hükümet yanlısı Imedi kanalında başkente giren Rus tanklarını gördü. Üstelik kanal Cumhurbaşkanı Saakaşvili'nin de öldüğü haberini veriyordu.
Başkent Tiflis'te halk panik içinde sokaklara döküldü. Aileler çocuklarını eve çağırınca Tiflis'te bir Sinema salonu hızla boşaltıldı.
Çok sayıda Rus Haber Ajansı ve televizyonundan bazıları haberi iddia olarak verirken, bazıları ise Saakaşvili'nin öldüğü haberini vermedi.
İşlerin çığrından çıkmasıyla Imedi kanalı izleyicilerinden özür diledi. Kanal, haberi "İhtimal dahilindeki olayların simülasyonu" başlığı altında, 2008 yılındaki Gürcü-Rus savaşının görüntülerini kullanarak vermişti. Ancak başlığı kaçıran birçok kişi haberin gerçek olduğunu sanmıştı.
Gerçeğin ortaya çıkması üzerine, onlarca öfkeli gürcü Televizyon binasına yürüdü.
Televizyon kanalının önüne gelen Gürcülerin tepkisi sert oldu: "Bana söyleyin böyle bir şey nasıl yapılabilir? Bu iğrenç bir şaka!"
Uydurma haber panik yarattı

Normalleşme başka, soykırım başka

ERİVAN - Kirakosyan, "Soykırım'ın tanınması ve kınanması dış politikamızın önceliği olarak kalmaya devam edecek" dedi.
Ermenistan Parlamento Başkanı Ovik Obramyan da İsveçli mevkidaşı Per Vesterberg'e bir mektup göndererek, İsveç Parlamentosu'nun 1915 olaylarını soykırım olarak nitelemesinden dolayı teşekkür etti.
'Normalleşme başka, soykırım başka'

Hangi ülke soykırım iddialarını 7 kez tanıdı?

İSTANBUL - İsveç Parlamentosu'nun onayladığına benzer bir Ermeni tasarısı gelecek ay İngiliz Parlamentosu'nda tartışılacak. Şu ana kadar 20'ye yakın ülke ve Kıbrıs Rum Kesimi soykırım iddialarını tanıdı. İsviçre'de ise soykırım iddialarını reddetmek bile suç kapsamına giriyor.
1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan ilk ülke ise Uruguay. Ermeni iddialarını ilk olarak 1965'te tanıyan Uruguay, sonrasında iki kez daha benzer tasarılara onay verdi.
Uruguay'ı, 1982'de Kıbrıs Rum Kesimi izledi.
ARJANTİN YEDİ KERE TANIDIArdından Arjantin, zaman içinde konuyla ilgili 7 ayrı tasarıyı Parlamento'dan geçirdi.
Rusya, Kanada ve Lübnan parlamentoları da, birden çok kez onay verdi soykırım tasarılarına.
İLGİLİ HABER
Ermeni basını: Sırada İngiltere varİsveç soykırıma onay verdiİsveç Dışişleri Bakanı da karara tepkiliTürk milletvekili 'hayır' diyemedi Dostluğa yakışmadı, Erdoğan gitmiyor!'İsveç Parlamentosu ABD'den etkilendi'
Yunanistan, Belçika, Fransa, Slovakya, Litvanya, Hollanda, Polonya, Almanya, Venezuela, Şili ve son olarak İsveç, 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıyan diğer ülkeler.
İngiltere Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası da benzer bir tasarıyı gelecek ay ele alacak.
50 EYALETİN 42'Sİ TANIYORABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nden geçen tasarının genel kurula gelip gelmeyeceği ise hala belirsiz.
Eyaletlere baktığımızda ise durum farklı. Birleşik Devletleri oluşturan 50 eyaletten 42'sinde, 1915 olayları soykırım olarak tanınıyor.
İSVİÇRE'DE REDDETMEK SUÇBunların dışında "soykırım işlenmiştir" ifadesini kabul edip, bunun reddedilmesini suç sayan isviçre var.
Hangi ülke soykırım iddialarını 7 kez tanıdı?

Groupama: Sigorta sektörü çift haneli büyür

İSTANBUL - Groupama Uluslararası Genel Müdürü Jean-François Lemoux, Türk sigorta sektörünün 2010'da yüzde 10 büyüyeceğini öngördü.
CNBC-e'ye konuşan Lemoux, halen Türkiye'deki sigorta şirketlerinin yarısının zararda olduğuna ve bu durumun kalıcı olamayacağına dikkat çekti.
Lemoux, "Bizim Türk ekonomisi ve sigorta sektörüne güvenimiz tam. 2010'da sektörde yüzde 10 civarı büyüme olacağı kanısındayız. 2002-2003'ten bu yana Türkiye'de büyüyen sigorta sektöründe teknik karlar, küresel krizin etkisiyle sert bir şekilde düştü. Türkiye'deki sigorta şirketlerinin %50'si zararda, ancak bu durum sürdürülebilir değil" dedi.
Lemoux, 2010'da Türk sigorta sektöründe birleşme ve satın almaların artmasını beklediklerini, ancak Groupama'nın bu yönde adım atmayacağını kaydetti.
Lemoux şunları söyledi: "Hayat sigortası dışındaki branşlarda mutlaka değişimler göreceğiz. Yeterince büyük olmayan oyuncular sektörden çekilecek. yabancı yatıırmcı bu hisselere talip olabilir. Ancak, biz bu yatırımcılardan biri olmayacağız. Türkiye bizim 3. büyük pazarımız. hayat sigortasında 2., hayat sigortası hariç branşta 5. oyuncuyuz. Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya'ya kıyasla burada tüketicinin sigortaya ayırdığı bütçe daha sınırlı. Ancak, Türk ekonomisi büyüdükçe ve bizim sunduğumuz hizmet kalitesi yükseldikçe, Türkiye'de sigortaya bakış da değişecek."
Lemoux, Groupama ve Uluslararası İstanbul Film Festivali işbirliğiyle "Türk Klasikleri Yeniden" projesi kapsamında restore edilen "Selvi boylum al yazmalım" adlı filmin 32 yıl aradan sonra izleyiciyle buluşmasından duyduğu memnumiyeti dile getirdi:
Groupama: Sigorta sektörü çift haneli büyür

Havada İngiliz-İspanyol birleşmesi

MADRİD - İspanyol Iberia havayolları ve İngiliz British Airways birleşme anlaşması imzaladıklarını açıkladılar.
Uzun süredir beklenen anlaşmanın hayata geçirilmesiyle yolcu kilometre bazında Avrupa'nın ikinci büyük havayolu şirketi meydana gelmiş oluyor.
Anlaşmayla oluşan şirketin piyasa değeri 7.8 milyar dolar civarına ulaştı. British Airways uzun süredir razı etmeye çalıştığı Iberia'yla birleşerek, daha önce kendilerinden küçük şirketleri alan büyük rakipler Lufthansa ve Air France ile aynı yolu izlemiş oluyor.
İki şirketin bugün yaptığı ortak yazılı açıklamada, "Birleşme anlaşmasının maddeleri ve koşulları tarafların Kasım ayında imzalamış oldukları mutabakat zaptı ile uyumludur" denildi.
Havada İngiliz-İspanyol birleşmesi

Turkcell in iki hissedarına dava

MOSKOVA - Rus milyarder Alisher Usmanov, Turkcell'in hissedarlarından TeliaSonera ile Altimo arasında yapılmış olan ve ülkenin üçüncü büyük Mobil telefon operatörü MegaFon'da bulunan varlıklarının birleştirilmesini konu alan anlaşmanın bozulması için dava başvurusunda bulundu.
Moskova tahkim mahkemesinin internet sayfasında yer alan habere göre, anlaşmanın feshini isteyen dava Usmanov'un Telekominvest şirketi tarafından TeliaSonera ile Alfa Group'un birimi Altimo'ya karşı açıldı.
TeliaSonera ve Altimo uzun süren hukuki anlaşmazlığın ardından geçen yıl MegaFon ve Turkcell'deki paylarını birleştirmek için anlaşmışlar ve Usmanov'a da elindeki payları anlaşmaya dahil etmesi için çağrıda bulunmuşlardı.
Usmanov ise çağrıyı reddetmiş ve birleşmenin MegaFon yararına olmadığını söylemişti. Altimo konu hakkında bir açıklamada bulunmadı. Altimo'nun MegaFon'da yüzde 25.1, TeliaSonera'nın ise yüzde 43.8 payı bulunuyor.
Turkcell'in iki hissedarına dava

Sofya Metrosu nda tünel kazısı başladı

SOFYA - Doğuş İnşaat'ın Temmuz 2008'de ihalesini aldığı Sofya Metrosu Genişletme Projesi'nde tünel kazısına geçildi.
Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da düzenlenen törende yerden yaklaşık 16 metre derine indirilen 9.5 metre çapındaki Tünel Delme Makinası çalışmaya başladı.
Dört istasyonun yapımını kapsayan Sofya Metrosu genişletme çalışması, AB fonlarından yararlanılarak Bulgaristan'da gerçekleştirilen en büyük altyapı projesi olma özelliğini taşıyor.
Törene katılan Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, nüfusu iki milyona yaklaşan şehirde toplu taşımayı artırmak için metro ağını genişlettiklerini söyledi.
Borisov, projenin Sofya ve Bulgaristan için öneminin büyük olduğunu vurguladı.
TALU: MONTAJI 1.5 AYDA TAMAMLADIKDoğuş inşaat Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Talu, projede Doğuş İnşaat'ın kendi ekibiyle Bulgaristan'ın yerel işgücünün harmonize edildiğini ifade etti.

Bini aşkın Bulgar personele istihdam sağladıklarını söyleyen Talu, çalışanların Tünel Delme Makinası'nın montajını zorlu kış şartlarında 1.5 ay gibi kısa sürede tamamladıklarını kaydetti.
ŞAHENK: TÜRKİYE İÇİN GURUR VERİCİDoğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, şunları söyledi: "Sadece Doğuş için değil, Türkiye için de çok gurur verici. İş zamanında yürüyor. Başbakan'ın gelmesi de işe verdiği önemin göstergesi. Bu projenin bir özelliği de, yeraltında böyle önemli bir Proje yapılırken şehirdeki Trafik engellenmiyor, tamamen yerin altında çalışmalar yapılıyor. Çok özel bir metodla yapılıyor. Bu kaliteli işin sonunda Doğuş İnşaat buradaki işini daha da büyütecek. AB'den böyle bir fon alabilmek için firmanın dünya normlarında iş yapması lazım. Bu işin ardından Avrupa'da çok daha büyük işlere imza atacağız."
GÜNDE 9 METRE KAZACAKDoğuş İnşaat'ın yürüttüğü projede hat uzunluğu toplam 3.8 kilometre. Hat üstünde dört istasyon bulunuyor.Tünel Delme Makinası, günde ortalama dokuz metre kazı yapacak. Projenin Ağustos 2012'de tamamlanması planlanıyor. Projenin yüzde 70'i AB fonlarından, yüzde 30'u ise Sofya Belediyesi tarafından karşılanıyor.
Sofya Metrosu'nda tünel kazısı başladı

Liman devredildi, bakan Danıştay ı eleştirdi

ANKARA - Özelleştirme kapsamında Samsun Limanı'nın işletme hakkının 36 yıllığına Cey Group'a bağlı Samsunport- Samsun Uluslararası Liman İşletmeleri AŞ'ye devri bugün gerçeklştirildi ve taraflar arasında imtiyaz sözleşmesi imzalandı.
İhalesi 2008 yılında yapılan Samsun Limanı'nın 125.2 milyon dolar olan bedeli, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na (ÖİB) peşin olarak ödendi.
Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, Reuters'ın sorusu üzerine, Samsun Limanı için Cey Group tarafından yapılan125.2 milyon dolarlık ödemenin yüzde 70'inin Vakıfbank'tan kredi olarak kullanıldığını söyledi. Kalkan, kullandırdıkları kredinin vadesi ve maliyeti hakkında ayrıntı vermedi.
Samsun Limanı'nın işletme hakkının devri kapsamında düzenlenen imtiyaz sözleşmesi, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, TCDD Genel Müdürlüğü ile Ceynak Lojistik ve Ticaret AŞ tarafından imzalandı
İmza töreninde konuşan Cey Group Yönetim Kurulu Başkanı Ali Avcı, amaçlarının limanı revize ederek, altyapısını zenginleştirerek, ticari hacmini geliştirerek, istihdamı artırarak Samsun Limanı'nın Karadeniz'in ulaşım merkezi haline getirmek olduğunu söyledi. Cey Group, Samsun Limanı için toplam 32 milyon dolarlık bir yatırım öngörüyor.
ŞİMŞEK'TEN DANIŞTAY'A ELEŞTİRİİmza töreninde konuşan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Samsun Limanı'nın ihalesinin Mayıs 2008'de tamamlanmasına karşın devrinin bugün yapılabildiğine dikkati çekerek, "İşletme hakkı devri imtiyaz sayılıyor. İmtiyaz sözleşmelerinin Danıştay tarafından onaylanması gerekiyor ve görüşünü de 60 gün içinde vermesi gerekiyor. Ancak bugüne kadar Danıştay 2 yıl ve 29 ayı bulan sürelerde imtiyaz sözleşmeleri onaylıyor. Bu ülkemiz için zaman kaybı ve beraberinde maliyet getiriyor. Kamu açısından büyük maliyetlere yol açıyor" dedi. Şimşek, önümüzdeki dönemde bu tür özelleştirmelerin daha hızlı gerçekleştirilmesini beklediklerini ifade etti.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da liman özelleştirmelerinden elde edilen gelirlerin karayolu ve demiryolu yapımı için harcandığını, özelleştirmeler sonrası TCDD'nin limanlarda denetim ve kontrolünün süreceğini kaydetti. Yıldırım, ihalesi tamamlanan TCDD'ye ait Bandırma Limanı'nın devrinin de yakında yapılacağını bildirdi.
Özeleştirme ihalesinde Bandırma Limanı'na en yüksek teklifi 175.5 milyon dolarla Çelebi Ortak Girişim Grubu vermişti.
Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu ise TCDD tarafından işletilen 6 limanın özelleştirme kapsamından alındığını anımsatarak, ihalesi tamamlananlardan Mersin Limanı'nın 2007 yılında özel sektöre devredildiğini anımsattı.
Aksu, imtiyaz niteliğindeki özelleştirmelerde limanların kesintisiz olarak hizmet vermesi ve mevcut çeşitliliğinin korunmasının zorunlu hale getirildiğini belirterek, "İşleticiye, her limana özel olarak tespit edilen bir yatırım/kapasite artışı zorunluluğu getirilmektedir" dedi.
Liman devredildi, bakan Danıştay'ı eleştirdi