Showing posts with label öğretmen. Show all posts
Showing posts with label öğretmen. Show all posts

Thursday, December 24, 2009

TIR ezdi: 3 ölü

Kazada 30 metre sürüklenen otomobilin sürücüsü emekli öğretmen Adnan Kuyubaşı (54), kendisi gibi emekli öğretmen olan eşi Gülsen Kuyubaşı (52) ile annesi Makbule Kuyubaşı (73) öldü, akrabaları Nazmiye Avanas (62) ile Gökhan Avanas da (22) yaralandı. TIR şoförü Halil İbrahim Özata “taksirle öldürme” suçundan adliyeye sevk edildi. Saadet KEFAL/DHA
TIR ezdi: 3 ölü

Saturday, December 19, 2009

8 öğrenciye tacizden bu kez 46 yıl hapis

Antalya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne, 8 öğrenciden bir öğrencinin ruh sağlığının bozulduğunu belirten Adli Tıp Kurumu raporu ulaştı. Raporda tacize uğradığını söyleyen E.K.’nin şu ifadeleri yer aldı: “Aramızdan seçtiğini taciz ediyor, bu sırada diğer arkadaşlarımızın sırada yere doğru bakmasını istiyordu. Tacize uğrayan arkadaşlarla dışarda birbirimizin gözüne bakınca acı çekiyorduk.” Son sözü sorulan öğretmen Karaca, “Herhangi bir suç işlemedim” dedi. Mahkeme Karaca’ya toplamda 46 yıl 2 ay 26 gün hapis cezası verdi.
8 öğrenciye tacizden bu kez 46 yıl hapis

Monday, December 14, 2009

Aralık güneşinde Erdek

Bandırma’dan batıya sapıp Erdek yolunu tuttuğumda içimi bir sevinç kaplar. Bir dosta, bir güzelliğe yeniden kavuşmanın heyecanından bu. İlk kez 1980 yılında gittiğim Erdek’i, 1960’lı yılların başında, Edirne Erkek öğretmen Okulu’ndan arkadaşlarımdan dinlemiştim.Erdek’in bulunduğu Kapıdağ, zamanın behrinde bir adayken, yakın kıyıyla arasında kumulların, birikintilerin yığılıp sertleşmesiyle oluşan, coğrafyada tombolo da denilen bir kıstakla Anadolu Yarımadası’na bağlanmıştır. Bugün, iki yanda denizi gördüğünüz anda Düzler’e doğru ilerlerken Kapıdağ Yarımadası’nın kapısı önünüzde açılıyor demektir. Hem de yalnız Erdek merkeziyle sınırlı değildir bu alan; bütün köyleriyle koca bir Kapıdağ Yarımadası’dır. Her mevsim ayrı güzellikleri barındıran, yeşilin türlüsü ve türküsüyle bezenmiş bir zenginlik karşınızdadır. Kışınsa ayrı bir güzelliktedir Erdek. Tenha, dingin, içli şarkıların içtenliğinde ve yalnız... Kendinizle buluşmak, ıssızlıkta kendi sesinizi duymak için birebirdir. Bütün kış kıyıları gibi, hatta daha da fazla. Kendine çekilmiştir çünkü.BU ÇINARA 1350’DE PAŞA ATINI BAĞLAMIŞTIErdek’e Çanakkale üzerinden geliyorsanız, Edincik’ten geçerek de ulaşabilirsiniz.Sakin, kendi dünyasında yaşayıp giden zeytin beldesi Edincik’te dikkatinizi çeken bazı ahşap yapılar olacaktır. Bu evlerin geçmiş zamandan günümüze selamlar taşıdığını görmemek mümkün mü? Onlarla selamlaşırken, 1350’lerde buraları Osmanlı toprağına katan Süleyman Paşa’nın atını bağladığı bin yıllık, içi oyuk bir çınara da merhaba diyebilirsiniz.Sonra, kıvrıla büküle ineceğiniz yolda ve sapaktan sonra da Erdek’e kadar bilgelik ağacı zeytinin saltanatına teslim olacaksınız. KİZİKOS’UN GİZEMİArtaki ya da Artake’den Erdek’e uzanan tarihsel sürecin öncesinde Kizikos var.Kizikos, genel yapısıyla bir üçgeni andıran Kapıdağ’ın girişindeki antik yerleşim alanı. Bugün ne yazık ki çok az bir bölümü gün yüzüne çıkarılmış. Özensiz ve düzensiz, terk edilmiş bir hazine, orada öylece yatıyor. Hadrianus Tapınağı ve dehlizleri ile köstebek yuvası gibi. Tarih yağmacılarının kazmalarla köşesini bucağını deşip kurcaladığı bir ören yeri.Söylenenlere bakılırsa, Efes kadar ya da ondan daha büyük bir alanı kaplıyor Kizikos.Bütünüyle ortaya çıkarıldığı zaman, Erdek sırf Kizikos’u görmek isteyen on binlerce insanı çekebilecektir. Ama bunun için bizdeki kazıların yazgısının değişmesi gerek öncelikle. Orada tiyatrosu, amfitiyatrosu ve günışığına çıkmış çıkmamış bölümleriyle koca bir antik kent (ve daha niceleri) dururken, ne acı ki, bize düşen yalnızca beklemek!KIYI KAHVELERİ HEP CIVIL CIVILErdek çarşısını geçip kıyıya ulaştığınızda yılın dört mevsiminde cıvıl cıvıl kaynaşan kıyı kahveleri çıkar karşınıza. Erdek rıhtımı, dalgakıranın ve Zeytinli Ada’nın korumasında rüzgârlardan uzak, deniz masallarını söyleyip durmaktadır. Kıyıda tekneler, balıkçılar... Yüzyıllık çınarların altına sıralanmış kahvelerde dinlenen, söyleşen, eyleşen insanlar...Ben Erdek’le Akçay’ı kıyıdaki bu yapılanmalarıyla birbirine benzetirim. Gerçekten ikisi birbirini andırır. Ancak burada karşıda Zeytinli Ada vardır cepheyi kapatan. Güneydoğuda ise Seyitgazi Tepesi. Akçay’ın önü ise açıktır. Arada önemli bir fark var yalnız: Akçay’da denizden fışkıran bir tatlı su kaynağı vardır: Erdek/Zeytinli Ada’da ise sıcak su...ZEYTİNLİ ADA’DA KAZILAR SÜRÜYORErdek’in incisi Zeytinli Ada’da bugün kazı çalışmaları hızla ve titizlikle sürdürülüyor. Tatil günlerinde bulunmamız nedeniyle benim adaya geçmem ve orayı yakından görmem mümkün olmadı ama Erdek Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürü Şebnem Gürel, orayı görmüş kadar olacağım bilgi ve belge sundu bana. Sekizgen vaftiz havuzu başta olmak üzere oradaki buluntuları gerçekten görmek istiyorum. Yağmurlu sonbahar gününün azizliğine uğradığımız için gidemediğim Kirazlı Manastır’ı bir de...APOSTOL’ÜN DİLEK AĞACIAgrigento Otel’den kuzeye, kıyıdan içerilere doğru kısa bir süre yol alıp da bir yamacı tırmandığınızda güzelim bir tepede buluyorsunuz kendinizi. Sırttan denize, nefis bir manzara... Sonradan bir iki ad konusa da, kadimden beri süregelen adıyla Apostol’dür orası.Ulu çınarların birbirini çiğneyerek göğe uzandığı bu tepeden aşağılara, ötelerde uzanan denize bakarak çayınızı yudumlamak, hele mümkün olsa iki kadeh parlatmak emsalsiz bir keyif olur. Ancak, ne yazık ki burası işletmeye elverişli iyi bir tesisle taçlandırılamamış. Çınarlardan birinin oyuğundan geçenlerin dileklerinin kabul olunduğuna öylesine inanılmış ki, ağacın içindeki oyuk gelen geçenin sürtünmesiyle neredeyse cilalanmış. Tek tük çaputlar da cabası. Ortalıkta ne eren var, ne evliya; koşuşturan, ağaçtan ağaca geçen sincaplarla dallarda ötüp duran kargalar kış tenhalığının özgürlüğüne bırakmışlar kendilerini.Apostol, kadri bilinmemiş bir cennet köşesi. Erdek Belediyesi orayı gün yüzüne çıkarmalı ve yaşama katmalı. Yaz tatillerinde olduğu kadar öteki mevsimlerde, özellikle de kışın, İstanbul’un burnunun dibindeki bu cennet, kendinizi dinleyerek dinlenmeniz için Erdek içindeki ve Ocaklar’daki nezih otelleriyle, yemek ve balık çeşitleriyle sizi bekliyor. Yenikapı-Bandırma hızlı feribotu sizi oraya iki buçuk saatte ulaştırır, eğer İstanbul’da yaşıyorsanız. Başka yerlerde yaşayanlara ise isteyene hiçbir yerin uzak olmadığını anımsatmak yeter sanırım. AGRİGENTO OTELİ Müze GİBİBu kez Erdek’i bana Edirne Erkek Öğretmen Okulu’ndan arkadaşım, eski Erdek Lisesi Müdürü Namık Güven gezdirdi. Köşe bucak saklı güzellikleri bir bir bulup tanırken, ünlü Agrigento Oteli’ne de uğradık. Turistik geçinen nice il ve ilçede böyle bir Otel yok! Görkemiyle, nice gösterişli yapı yarışamaz. Koca bir müzeyi andıran tarihi koleksiyonları bağrında barındırması ise başlı başına bir farklılık ve zenginlik. Milattan öncesinden bugüne birçok tarihi eserin sergilendiği bu “müze”nin bence tek kusuru, sergilenenlerin dönemlerine göre sıralanmamış ve bölümlenmemiş olması. Yoksa, Mekke’nin kilidinden sedef kakmalara, değişik kılıç ve silahlardan Abdülhamit Fermanı’na kadar akla gelebilecek nice değerli tarihsel eşya yer alıyor Agrigento Otel’in özel müzesinde.Toplantı salonları, özel bölümleri ve havuzları ile birkaç büyük gruba birden hizmet verebilecek kapasitedeki otelin kongrelere de ev sahipliği yapabileceğini söylemek abartı olmaz; bir gerçekliği dile getirmek olur.Agrigento, görülmesi, gezilmesi gereken bir otel, eşsiz bir konaklama yeri.LÜFERE MERHABAErdek’in deniz ürünlerine ve Ege’den Balkanlar’a uzanan çeşnisiyle zeytinyağlı ağırlıklı mutfağına imrenirsiniz.Her mevsim denizin bereketi balığın türlüsüyle sofralarınızdadır ama sonbaharda ve kışta lüferin tadına bakmadan olmaz. Akya balığının bifteğini de unutmamak gerekir. Ben Kafkas Restaurant’taki damak tadını unutmadım bu balıkların.
Aralık güneşinde Erdek

Saturday, December 12, 2009

ABD’de ev sahipleri kiracı olma peşinde


The Wall Street Journal'da (WSJ) yayımlanan bir haberde, mortgage kredisi ile ev sahibi olanların, son küresel krizle konut fiyatlarında yüzde 50'ye yakın düşüş yaşanmasının ardından kiracı olmayı tercih ettiğine dikkat çekti.
Gazete, mortgage kredisiyle satın alınan evlerin şu andaki değerinin bankadan alınan kredi miktarının çok altında kalması yüzünden ev sahiplerinin bilerek kredilerini ödememe yolunu seçtiğine işaret etti.
DAHA UCUZA LÜKS EVLERE TAŞINIYORLAR WSJ, bunun sonucunda evleri elinden alınan ve kredi taksidi ödemekten kurtulan ev sahiplerinin, taksit için ödedikleri miktarın çok daha altında fiyatlara lüks semtlerde kirada oturma fırsatı yakaladığını da belirtti.
Ülkedeki ev sahiplerinin kiracı olmayı seçmesi, küresel Finans krizinin ardından Amerikan Rüyası olarak bilinen bir ev sahibi olma fikrindeki değişikliği de ortaya çıkardı.
Amerikan Rüyası'nın, ev sahibi olmaktan ev kiralamaya dönmesi vatandaşların hayat standartlarında iyileşmeyi de beraberinde getirdi.
Bu yöntemi seçerek artık mortgage kredisi ödemeyen ve öğretmen olan Shana Richey gazeteye yaptığı değerlendirmede, "Bu şekilde yaşamak çok daha iyi" dedi. Haberde, Richey'in mortgage kredisini ödemeyi bıraktığında ödemesi gereken miktarın, evinin o dönemdeki değerinden yaklaşık 230 bin dolar daha fazla olduğu da belirtildi.
BANKA ATANA KADAR ÖDEMİYORLAR WSJ, bu yöntemi seçenlerden bir kısmının evlerini ve ödedikleri kredileri arkalarına bakmadan bırakıp gitme yolunu, diğer bir kısmının da krediyi kullandıran bankaların onları dışarı atana kadar ödeme yapmamayı seçtiği yazdı.
ABD'de giderek yaygınlaşmaya başlayan bu yöntemin, ülkenin ekonomisine hem olumlu hem de olumsuz yansıması bulunuyor. Analistler, kredilerin ödenmemesinin bankaları zarara uğrattığını söylerken, diğer yandan insanların cebinde daha fazla para kalmasının, harcamaları artırıp ekonomiyi canlandıracağını da belirtiyor.
Analistler ayrıca mortgage kredi borcu, sahip oldukları evin miktarından daha fazla olanların sayısının 2010 sonunda 21 milyona çıkacağını öngörürken, bu durumda olan her beş kişiden birinin anlaşmasını feshetmesi durumunda, bankalara ve yatırımcılara maliyetinin ise yaklaşık 400 milyar dolar olacağı uyarısında bulunuyor.

ABD’de ev sahipleri kiracı olma peşinde